Siyasi temsilcilik aracılığıyla Türk vatandaşlarına tebligat, yabancı ülkede bulunan Türk vatandaşına Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu aracılığıyla resmî tebligat yapılmasını sağlayan özel bir usuldür. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 25/a maddesine göre, muhataba tebligatın konusunu ve otuz gün içinde temsilciliğe başvurmadığı takdirde tebliğin yapılmış sayılacağını bildiren bir yazı gönderilir. Bu bildirimin bulunduğu ülkenin hukukuna uygun olarak tebliğ edildiği belgelendirilirse, muhatap otuz gün içinde temsilciliğe başvurmadığında tebligat otuzuncu günün bitiminde yapılmış sayılır. Ancak bildirimin yalnızca postaya verilmesi, temsilciliğe ulaşması veya teslim edilmeyerek iade edilmesi, tek başına otuz günlük süreyi başlatmaz.
Bu yöntemin hukuki önemi, yabancı ülkedeki Türk vatandaşına Türkiye’deki mahkeme veya başka bir yetkili merci tarafından çıkarılan evrakın, yabancı devletin yetkili makamının fiilen tebliğ işlemini yürütmesine gerek kalmadan ulaştırılabilmesidir. Bununla birlikte uygulamada iki ayrı işlem birbirine karıştırılmamalıdır: Önce muhataba konsoloslukta tebliğ evrakı bulunduğu yönünde usulüne uygun bildirim yapılır; ardından muhatabın temsilciliğe başvurması, evrakı kabul etmesi, almaktan kaçınması veya otuz gün boyunca başvurmaması farklı hukuki sonuçlar doğurur.
Tebligat Kanunu m. 25/a ve Yönetmelik m. 43
Yabancı ülkede bulunan Türk vatandaşına Türkiye’nin diplomatik veya konsolosluk temsilciliği aracılığıyla tebligat yapılabilmesinin temel dayanağı 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 25/a’dır. Bu madde 19.03.2003 tarihli 4829 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle Tebligat Kanunu’na eklenmiş, 11.01.2011 tarihli 6099 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle de kazai mercilerin evrakı doğrudan dış temsilciliğe gönderebilmesine ilişkin fıkra kabul edilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu – Madde 25/a
Yabancı ülkede kendisine tebliğ yapılacak kimse Türk vatandaşı olduğu takdirde tebliğ o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu aracılığıyla da yapılabilir.
Bu hâlde bildirimi Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu veya bunların görevlendireceği bir memur yapar.
Tebliğin konusu ile hangi merci tarafından çıkarıldığı bilgilerinin yer aldığı ve otuz gün içinde başvurulmadığı takdirde tebliğin yapılmış sayılacağı ihtarını içeren bildirim, muhataba o ülkenin mevzuatının izin verdiği yöntemle gönderilir.
Bildirimin o ülkenin mevzuatına göre muhataba tebliğ edildiği belgelendirildiğinde, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurulmadığı takdirde tebligat otuzuncu günün bitiminde yapılmış sayılır. Muhatap Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurduğu takdirde tebliğ evrakını almaktan kaçınırsa bu hususta düzenlenecek tutanak tarihinde tebliğ yapılmış sayılır. Evrak bekletilmeksizin merciine iade edilir.
Bu maddeye göre kazaî merciler tarafından çıkarılacak tebligatta, tebliğ evrakı doğrudan o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna gönderilebilir.
Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 43, kanundaki yöntemin uygulama ayrıntılarını düzenler. Buna göre bildirimin temsilcilik veya görevlendireceği memur tarafından yapılması, yerel mevzuata uygun olarak muhataba tebliğ edildiğinin belgelendirilmesi, tebellüğden kaçınma hâlinin tutanağa geçirilmesi ve tebligatın Yönetmelik ek-1’deki (4) numaralı örneğe uygun mazbatayla belgelendirilmesi gerekir.
Yönetmelik m. 43/7, kazai merciler tarafından çıkarılan tebligat evrakının doğrudan ilgili Türkiye Büyükelçiliğine veya Konsolosluğuna gönderilebilmesini; m. 43/8 ise kazai merciin konsolosluk yolu ile Yönetmelik m. 38’de düzenlenen genel yabancı ülke tebligatı arasında seçim yapabilmesini öngörür.
Bu düzenleme, tebligat hukukunun muhatabı bilgilendirme ve bu bilgilendirmeyi belgelendirme ilkelerinin yabancı ülkede bulunan Türk vatandaşları yönünden özel bir görünümüdür. Otuz günlük varsayımsal tebliğ sonucu, ancak kanundaki ön şartlar yerine getirildiğinde doğar.
Konsolosluk aracılığıyla kimlere tebligat yapılabilir?
TK m. 25/a’nın uygulanabilmesi için muhatabın tebligat işlemi bakımından Türk vatandaşı olması ve yabancı ülkede bulunması gerekir. Bu özel usulün kapsamı, muhatabın Türkiye’deki yerleşim yeri ile sınırlı değildir; yabancı ülkedeki tebligata elverişli adresi ve vatandaşlık durumu esas alınır.
Yabancı ülkede ikamet eden, çalışan, öğrenim gören veya diğer sebeplerle bulunan Türk vatandaşları bu kapsamda değerlendirilebilir. Buna karşılık yabancı ülke vatandaşı olan bir kişi, yalnızca Türkiye ile aile, ticaret veya taşınmaz ilişkisi bulunduğu için TK m. 25/a kapsamına girmez.
Türk vatandaşlığı bulunmayan muhatap bakımından, ilgili uluslararası anlaşmalar ve yabancı devletin hukukuna göre yürütülen yabancı memlekette tebligat usulü değerlendirilmelidir.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkmış bir kişinin geçmişte Türk vatandaşı olması da tek başına m. 25/a’nın uygulanmasına yeterli değildir. Vatandaşlık statüsünün tereddütlü olduğu durumlarda nüfus ve vatandaşlık kayıtları esas alınarak muhatabın hukuki durumu açıklığa kavuşturulmalıdır.
Vekili bulunan Türk vatandaşına doğrudan konsolosluk yoluyla tebligat yapılabilir mi?
Yurt dışında bulunan kişinin Türkiye’de usulüne uygun şekilde yetkilendirilmiş bir vekili varsa, TK m. 11 ve ilgili usul hükümleri ayrıca uygulanır. Vekille takip edilen işlerde tebligatın kural olarak vekile yapılması gerektiğinden, yalnızca asilin yurt dışında bulunmasına dayanılarak doğrudan m. 25/a yoluna başvurulması doğru olmayabilir.
Temsil ilişkisinin kapsamı, vekâletin dosyaya sunulup sunulmadığı, temsil yetkisinin sona erip ermediği ve özel kanunlarda bizzat asile tebliğ öngörülüp öngörülmediği, vekile tebligatın geçerlilik şartları bakımından ayrıca belirlenmelidir.
Konsolosluk bildiriminin zorunlu şartları nelerdir?
TK m. 25/a kapsamında gönderilen ilk belge, dava dilekçesi veya mahkeme kararının kendisiyle karıştırılmaması gereken özel bir bildirimdir. Bildirimin amacı, muhatabı adına çıkarılmış resmî tebligattan haberdar etmek ve belirli süre içinde temsilciliğe başvurmasının hukuki sonucunu açıklamaktır.
Kanuna göre bildirimde üç temel bilgi bulunmalıdır:
- Tebliğin konusu: Muhatabın hangi dava, karar, işlem veya evrak nedeniyle temsilciliğe çağrıldığı anlaşılmalıdır.
- Tebligatı çıkaran merci: Evrakın hangi mahkeme veya yetkili makam tarafından çıkarıldığı belirtilmelidir.
- Otuz günlük ihtar: Muhataba, otuz gün içinde Türkiye Büyükelçiliğine veya Konsolosluğuna başvurmadığı takdirde tebligatın yapılmış sayılacağı açıkça bildirilmelidir.
İhtarın bulunmaması veya tebliğin konusunun muhatap tarafından anlaşılamayacak ölçüde belirsiz bırakılması, bu özel yöntemin uygulanma şartları bakımından sakatlık oluşturur. Çünkü otuz gün sonunda tebliğin yapılmış sayılmasının gerekçesi, muhatabın kendisine tanınan başvuru imkânı ve başvurmamanın sonucu hakkında usulüne uygun biçimde bilgilendirilmiş olmasıdır.
Kanunun açıkça aradığı bilgilerle, uygulamada işlemi kolaylaştıran diğer bilgiler birbirinden ayrılmalıdır. Dosya numarası, başvurulacak temsilciliğin açık adresi ve irtibat bilgileri bildirimin açıklığını güçlendirir; ancak kanunda sayılmayan her biçimsel ayrıntının eksikliği kendiliğinden aynı hukuki yaptırımı doğurmaz.
Bildirim, bulunulan ülkenin hukukuna nasıl uygun yapılır?
Otuz günlük sürenin başlayabilmesi için bildirimin muhataba, bulunduğu ülkenin mevzuatının izin verdiği yöntemle tebliğ edildiğinin belgelendirilmesi gerekir. TK m. 25/a’nın en önemli geçerlilik koşullarından biri budur.
Bu sebeple bildirimin Türkiye’deki posta uygulamalarına uygun olarak hazırlanması, yabancı ülkede de otomatik olarak geçerli biçimde tebliğ edildiği anlamına gelmez. Teslim yöntemi, muhatabın bulunduğu ülkede hukuken geçerli bir tebliğ işlemi oluşturmalıdır.
Örneğin ilgili yabancı devletin hukukunda iadeli taahhütlü mektubun belirli bir kişiye teslim edilmesi gerekiyorsa, posta görevlisinin yalnızca adrese gidip kapıya veya posta kutusuna teslim alma notu bırakması yeterli olmayabilir. Buna karşılık yabancı hukuk belirli koşullarda ikame teslim veya hukuken tamamlanmış sayılan başka bir teslim yöntemi tanıyorsa, geçerlilik o kurallar çerçevesinde değerlendirilir.
Posta kutusuna bırakılan çağrı kâğıdı tebligat sayılır mı?
Her durumda sayılmaz. Belirleyici olan, çağrı kâğıdının bırakılmasının veya bildirimin postanede bekletilmesinin ilgili ülke mevzuatına göre tebliği tamamlayıp tamamlamadığıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 30.09.2024 tarihli, 2024/1004 E., 2024/2619 K. sayılı kararında, Mainz Başkonsolosluğu aracılığıyla gönderilen bildirimlerin muhataplarına ulaştırılamaması üzerine Alman posta görevlisinin posta kutularına teslim alma notu bıraktığı, ancak bildirimlerin öngörülen süre içerisinde postaneden alınmadığı tespit edilmiştir.
Başkonsolosluk, bu işlemin Alman mevzuatı uyarınca muhataba tebliğ edilmiş sayılamayacağını bildirmiştir. Yargıtay da usulüne uygun bildirim bulunmadığı için konsolosluk yoluyla tebligatın tamamlanmış kabul edilemeyeceğini belirterek genel yabancı ülke tebligat usulünün işletilmesini istemiştir.
Karardan çıkarılması gereken sonuç, posta kutusuna bırakılan her bildirimin bütün ülkelerde hukuken geçersiz olduğu değildir. Somut olayda uygulanan yabancı mevzuatın bildirimi geçerli teslim saymaması nedeniyle otuz günlük sürenin başlamadığıdır.
Otuz günlük süre ne zaman başlar ve ne zaman biter?
TK m. 25/a uyarınca otuz günlük süre, bildirimin o ülkenin hukukuna uygun biçimde muhataba tebliğ edildiği tarih esas alınarak hesaplanır. Tebliğ evrakının Türkiye’den gönderildiği, büyükelçiliğe ulaştığı veya yabancı posta idaresine verildiği tarih, tek başına bu sürenin başlangıcı değildir.
Usulüne uygun bildirimin yapıldığı gün, gün olarak belirlenmiş süre hesabında kural olarak hesaba katılmaz. Muhatap otuz günlük süre içinde temsilciliğe başvurmazsa, kanunun öngördüğü şartlar gerçekleştiğinde tebligat otuzuncu günün bitiminde yapılmış sayılır.
Burada iki ayrı tarih bulunur. İlk tarih, konsolosluk bildiriminin muhataba tebliğ edildiği tarihtir. İkinci tarih ise muhatap başvurmadığında, kanun gereği asıl tebligatın yapılmış sayıldığı tarihtir. Davaya cevap, kanun yolu veya diğer usuli sürelerin başlangıcında esas alınacak tarih, ilgili özel kanun hükümleri saklı kalmak üzere ikinci tarihtir.
Otuzuncu günün tatil gününe rastlaması sonucu değiştirir mi?
Son günün hafta sonuna veya resmî tatile rastlaması, somut uyuşmazlığın süre hesabıyla birlikte değerlendirilmelidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.03.2022 tarihli, 2021/5359 E., 2022/2490 K. sayılı kararında, Rotterdam Başkonsolosluğu tarafından gönderilen bildirimin 26.03.2014 tarihinde alındığı olayda, otuz günlük sürenin son gününün hafta sonuna rastlaması nedeniyle tebliğ tarihi 28.04.2014 olarak değerlendirilmiştir.
Bu karar, otuz günlük süre bakımından tatil günü etkisinin göz ardı edilmemesi gerektiğini göstermektedir. Bununla birlikte özel tebligat kuralının, uygulanacak usul kanununun ve somut tarihlerinin birlikte incelenmesi gerekir; bildirimin teslim tarihi ile sonradan başlayacak kanun yolu süresi birbirine karıştırılmamalıdır.
Otuz gün içinde evrakın içeriğini okumak zorunlu mudur?
Muhatabın başvurmaması hâlinde kanunda öngörülen tebliğ sonucu, evrakı fiilen okumasına değil, usulüne uygun bildirime rağmen otuz gün içinde temsilciliğe başvurmamasına bağlanmıştır. Dolayısıyla geçerli bildirimden sonra temsilciliğe hiç başvurmayan muhatabın, evrakı okumadığını ileri sürmesi tek başına tebliğin yapılmış sayılmasını engellemez.
Ancak bu sonuca ulaşabilmek için ilk bildirimin geçerli biçimde yapıldığının ve sürenin tamamlandığının ispatlanması gerekir.
Konsolosluğa başvuru, evrakı teslim alma ve tebellüğden kaçınma
TK m. 25/a kapsamındaki işlemlerde muhatabın davranışına göre üç temel ihtimal ortaya çıkar.
1. Muhatap temsilciliğe gelir ve evrakı teslim alırsa
Muhatap büyükelçilik veya konsolosluğa başvurarak kendisine ait tebliğ evrakını usulüne uygun biçimde teslim alırsa, fiilî tebliğ işlemi gerçekleşmiş olur. Bu durumda teslim tarihi ve teslimin belgelendirilmesi önemlidir. Muhatabın evrakı otuz günlük sürenin sonunu beklemeden alması mümkündür.
Bu ihtimalde, evrakın daha erken teslim alınmasına rağmen tebligatın mutlaka otuzuncu gün yapılmış sayılacağını kabul etmek doğru değildir. Teslimin şekli, tarihi ve tebliğ mazbatası dikkate alınmalıdır.
2. Muhatap temsilciliğe gelir fakat evrakı almaktan kaçınırsa
Kanun, bu durum için açık bir kural koymuştur. Muhatap temsilciliğe başvurduğu hâlde tebliğ evrakını kabul etmekten kaçınırsa, bu hususta tutanak düzenlenir ve tebligat tutanak tarihinde yapılmış sayılır.
Bu durumda otuz günlük sürenin tamamlanması beklenmez. Tebligatın sonuç doğurduğu tarih, usulüne uygun olarak düzenlenen kaçınma tutanağının tarihidir.
Uygulama Yönetmeliği m. 43/6 uyarınca tebellüğden kaçınma mazbataya yazılır ve tebliği yapan tarafından imzalanır. Muhatabın kimliği, hangi evrakın teslim edilmek istendiği, temsilciliğe başvurduğu tarih ve kaçınma olgusu açık biçimde belgelenmelidir.
3. Muhatap temsilciliğe hiç başvurmazsa
İlk bildirimin yabancı ülke hukukuna uygun olarak tebliğ edildiği belgelenmişse, muhatabın otuz gün içinde temsilciliğe başvurmaması hâlinde tebligat kanunun öngördüğü tarihte yapılmış sayılır.
Ancak temsilcilikte evrak bulunduğunun bilinmesi, bildirimin adrese gönderilmiş olması veya evrakın temsilcilikte bekletilmesi, ilk bildirimin tebliğ edildiğinin yerine geçmez. Bu sebeple başvurmama sonucu, usulüne uygun bildirimin ispatıyla birlikte değerlendirilir.
Örnek 4 tebliğ mazbatası ve tebligatın ispatı
Uygulama Yönetmeliği m. 43/5, bu kapsamdaki tebligatın ek-1’deki (4) numaralı örneğe uygun mazbatayla belgelendirilmesini öngörür. Tebliğ mazbatası, işlemin hangi yöntemle yapıldığının ve hangi tarihte sonuç doğurduğunun denetlenmesini sağlar.
Bir konsolosluk tebligatının geçerli olup olmadığı değerlendirilirken özellikle şu hususlar araştırılmalıdır:
- Bildirimde tebliğin konusu ve çıkaran merci açıkça belirtilmiş midir?
- Otuz gün içinde başvurulmamasının hukuki sonucuna ilişkin ihtar bulunmakta mıdır?
- Bildirim muhatabın doğru ve tebligata elverişli yabancı ülke adresine gönderilmiş midir?
- Gönderim yöntemi ilgili yabancı devletin mevzuatına uygun mudur?
- Bildirimin muhataba tebliğ edildiği tarih hangi belgeyle doğrulanmaktadır?
- Muhatap temsilciliğe başvurmuş mudur; başvurmuşsa evrakı teslim almış veya tebellüğden kaçınmış mıdır?
- Tebliğ sonucu, Yönetmelik m. 43’e uygun mazbatayla belgelendirilmiş midir?
Yabancı posta idaresinin teslim kaydı, alma haber belgesi, yerel makamın düzenlediği tebliğ belgesi ve temsilciliğin resmî yazışmaları bu incelemede önem taşır. Ancak teslimin geçerliliği yalnızca belgenin adına veya imza bulunmasına göre değil, ilgili ülke hukukunda kabul edilen tebliğ yöntemiyle birlikte değerlendirilmelidir.
Dosyada bildirimin tebliğ edildiği tarih belirlenemiyorsa, mahkeme gerektiğinde ilgili dış temsilcilikten bilgi ve belge istemelidir. Belirsizlik giderilmeden kanun yolu süresinin başladığının veya kararın kesinleştiğinin kabul edilmesi hukuki dinlenilme hakkı bakımından sorun oluşturur.
Bu mesele, genel olarak tebligatın maddi ve şekli unsurlarını kanıtlayan tebliğ mazbatasının ispat gücü ile bağlantılı olmakla birlikte, TK m. 25/a bakımından özel önem taşıyan husus yabancı ülkedeki ilk bildirimin tesliminin ve sonrasındaki konsolosluk işleminin birlikte belgelenmesidir.
Yetkili temsilcilik, görevlendirme ve doğrudan gönderim
Hangi büyükelçilik veya konsolosluk yetkilidir?
Tebliğ evrakı, muhatabın bulunduğu yabancı ülkedeki yetkili Türkiye Büyükelçiliğine veya Konsolosluğuna yöneltilmelidir. Özellikle aynı ülkede birden fazla başkonsolosluk bulunduğunda, muhatabın adresinin hangi temsilciliğin görev bölgesinde olduğu belirlenmelidir.
Yanlış temsilciliğe gönderilen evrakın uygun görev çevresine yönlendirilmesi veya tebliği çıkaran mercie iadesi gerekebilir. Bununla birlikte sırf idari yönlendirmede hata yapılması ile muhataba hiç geçerli bildirim yapılmaması aynı hukuki olgu değildir. Tebligatın sonucu, yetkili makam ve tamamlanan işlemler üzerinden belirlenir.
Temsilcilik personeli tebligatı yapabilir mi?
TK m. 25/a ve Uygulama Yönetmeliği m. 43/2 uyarınca bildirimi Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu ya da bunların görevlendirdiği bir memur yapabilir. Bu nedenle tebligatın mutlaka büyükelçi veya başkonsolos tarafından şahsen yapılması gerektiği söylenemez.
İşlemi yürüten kişinin yetkili temsilcilik görevlisi olması ve tebliğin resmî şekilde belgelenmesi aranır. Kanunda ayrıca düzenlenmemiş bir sicil numarası, özel yetkilendirme belgesi veya belirli imza biçiminin her olayda bağımsız geçerlilik şartı olduğu ileri sürülemez. Görevlinin yetkisi hakkında somut tereddüt bulunuyorsa temsilcilik kayıtlarıyla açıklığa kavuşturulmalıdır.
Mahkeme evrakı doğrudan konsolosluğa gönderebilir mi?
Evet. TK m. 25/a’nın son fıkrası ve Uygulama Yönetmeliği m. 43/7 uyarınca kazai merciler, tebliğ evrakını doğrudan ilgili Türkiye Büyükelçiliğine veya Konsolosluğuna gönderebilir. İşlem tamamlandıktan sonra evrak da doğrudan ilgili kazai mercie gönderilebilir.
Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün uygulama açıklamalarında, bu usul kapsamında evrakın tebliğ mazbatalı zarf içerisinde hazırlanması, muhatabın kimlik ve açık adres bilgilerinin belirtilmesi ve dış temsilciliğe gönderilecek belgelerin usulüne uygun imzalı ve mühürlü olması gerektiği açıklanmaktadır.
Ayrıca m. 25/a kapsamında Türk vatandaşına yapılacak tebligatta, ilgili adli evrakın kural olarak Türkçe hazırlanması yeterlidir. Yabancı makam eliyle yapılan tebligata geçildiğinde ise uygulanacak anlaşma ve yabancı ülke hükümleri gereğince tercüme gerekebilir.
Çifte vatandaşlıkta konsolosluk aracılığıyla tebligat yapılabilir mi?
Bir kişinin hem Türk vatandaşlığına hem de başka bir devletin vatandaşlığına sahip olması, Türk vatandaşlığının devam ettiği sürece TK m. 25/a’nın kişi bakımından uygulanabilmesini kategorik olarak ortadan kaldırmaz.
Ancak çifte vatandaşlıkta yalnız Türk hukukundaki vatandaşlık statüsü değil, muhatabın bulunduğu yabancı devletin kendi vatandaşına yönelik konsolosluk işlemlerine ilişkin kuralları da önem taşıyabilir.
Örneğin muhatabın aynı zamanda bulunduğu devletin vatandaşı olması nedeniyle o devletin hukukunda yabancı temsilcilikler tarafından yürütülebilecek resmî tebliğ işlemlerine sınırlama getirilmişse, seçilen tebligat yönteminin yerel hukuka uygunluğu ayrıca araştırılmalıdır.
Bu nedenle çifte vatandaşlık bulunması tek başına konsolosluk tebligatını geçersiz kılmaz; aynı şekilde her ülkede koşulsuz uygulanabileceği anlamına da gelmez. Somut ülkenin mevzuatı ve uygulanabilir uluslararası düzenlemeler değerlendirilmelidir.
Yurt dışı adres değişikliği ve TK m. 35 arasındaki ilişki
Muhatabın yabancı ülkedeki adresini değiştirmesi, konsolosluk aracılığıyla yapılacak tebligatın geçerliliği bakımından önemli bir sorundur. Özellikle dosyada bilinen adres, nüfus kayıtlarındaki yerleşim yeri adresi ve temsilciliğe bildirilen adres arasında farklılık bulunuyorsa tebliğ işleminin doğru adrese yöneltilip yöneltilmediği araştırılmalıdır.
TK m. 35’in son fıkrası, daha önce yurt dışındaki adresine tebligat yapılmış Türk vatandaşları bakımından özel bir sonuç düzenler.
7201 sayılı Tebligat Kanunu – Madde 35, son fıkra
Daha önce yurt dışındaki adresine tebligat yapılmış Türk vatandaşı, yurt dışı adresini değiştirir ve bunu tebliğ çıkaran mercie bildirmez, adres kayıt sisteminden de yerleşim yeri adresi tespit edilemezse, bu kişinin yurt dışında daha önce tebligat yapılan adresine Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğunca 25/a maddesine göre gönderilen bildirimin adrese ulaştığının belgelendiği tarihten itibaren otuz gün sonra tebligat yapılmış sayılır.
Bu hükmün uygulanabilmesi için önceki yurt dışı adrese tebligat yapılmış olması, muhatabın bu adresini değiştirmesi, yeni adresini tebliği çıkaran mercie bildirmemesi ve adres kayıt sisteminden yerleşim yeri adresinin tespit edilememesi koşulları birlikte değerlendirilmelidir.
Ayrıca önceki adrese gönderilen bildirimin o adrese ulaştığının belgelenmesi gerekir. Yalnızca eski adresin dosyada bulunması veya evrakın bu adrese gönderilmesi, kanuni koşullar incelenmeden otuz günlük sonucu doğurmaz.
Bu özel hüküm, adres değiştirmenin bildirilmesi yükümlülüğünün yabancı ülkedeki Türk vatandaşı bakımından düzenlenmiş görünümüdür. TK m. 25/a’nın olağan konsolosluk bildirimi ile TK m. 35’in adres değişikliği hâlindeki özel sonucu birbirinden ayrılmalıdır.
Adres kayıt sistemindeki bilgi ile dosyadaki adres çelişirse ne yapılır?
Çelişki, somut tebligat bakımından önemliyse mahkeme veya ilgili merci mevcut kayıtları değerlendirerek tebligata elverişli adresi belirlemelidir. Adres kayıt sisteminde başka bir yurt dışı adresinin bulunması, gönderilen bildirimin teslim edilememesi veya kişinin taşındığının anlaşılması hâllerinde tebligatın tamamlandığı varsayılmamalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 11.12.2025 tarihli, 2025/1545 E., 2025/5337 K. sayılı kararında, dış temsilcilik aracılığıyla çıkarılan tebligatın muhataba teslim edilememesi üzerine adres kayıtlarının ve diğer adres araştırma yollarının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Karar, yurt dışındaki adrese gönderilen başarısız bir bildirimden doğrudan tebliğ sonucu çıkarılamayacağını göstermektedir.
Konsolosluk bildirimi sonuçsuz kalırsa hangi yol izlenir?
TK m. 25/a, yabancı ülkedeki Türk vatandaşına tebligat yapılmasının tek hukuki yolu değildir. Konsolosluk bildirimi sonuçsuz kaldığında veya seçilen yöntemin yabancı ülke hukukunda uygulanması mümkün olmadığında, TK m. 25 kapsamında yabancı devletin yetkili makamı aracılığıyla tebligat yapılabilir.
Bu alternatif yol, muhatabın Türk vatandaşı olması nedeniyle kapalı değildir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2024/1004 E., 2024/2619 K. sayılı kararında da konsolosluk bildirimi Almanya’da geçerli biçimde tamamlanamadığından, yabancı ülke yetkili makamı aracılığıyla tebliğ sağlanması gerektiği kabul edilmiştir.
TK m. 25 yönteminin hangi makamlar ve belgeler aracılığıyla uygulanacağı, ilgili devletin taraf olduğu anlaşmalarla birlikte değerlendirilir. Özellikle 1965 Lahey Tebligat Sözleşmesi kapsamında uygulanabilecek gönderim kanalları, sözleşmeye taraf devlet, ilgili çekinceler ve tebligatın niteliğine bağlıdır.
Yabancı devletin yetkili makamı aracılığıyla yapılan tebligat, Türkiye’deki yabancı diplomatik temsilciliklerden Türkiye’ye gönderilen evrakla da karıştırılmamalıdır. İkinci durumda yabancı temsilciliklerden gelen tebligatın TK m. 26 kapsamındaki ayrı usulü gündeme gelir.
Konsolosluk bildirimi iade edilince doğrudan ilanen tebligata geçilebilir mi?
Hayır. İade edilen her konsolosluk bildirimi, muhatabın adresinin meçhul hâle geldiğini göstermez. Öncelikle bildirimin hangi nedenle iade edildiği ve muhataba ulaşılabilecek başka bir adres veya hukuken uygulanabilir tebligat yolu bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2025/1545 E., 2025/5337 K. sayılı kararında, yabancı ülkedeki muhatabın adreste bulunamaması üzerine adres kayıt sistemindeki bilgiler, ilgili makamlarla yapılabilecek yazışmalar ve diğer adres araştırmaları değerlendirilmiş; ancak bu yollar sonuçsuz kalırsa ilanen tebligatın koşullarının gündeme gelebileceği belirtilmiştir.
Dolayısıyla ilanen tebligatın son çare olma niteliği, yurt dışındaki Türk vatandaşına tebliğ işlemlerinde de korunmalıdır. Yalnızca zaman kazanmak veya usulü hızlandırmak amacıyla gerekli adres ve tebligat araştırmaları atlanamaz.
Yurt dışı tebligat masrafları nasıl belirlenir?
TK m. 25/a kapsamında doğrudan dış temsilcilik aracılığıyla yapılan talepler ile yabancı devletin yetkili makamına yöneltilen taleplerin masraf düzeni aynı olmayabilir.
2026 yılı uygulamasında, 24.12.2025 tarihli ve 33117 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 01.01.2026 tarihinde yürürlüğe giren Yurt Dışı Tebligat ve İstinabe Taleplerinde Uyulması Gereken Usul ve Esaslara Dair Tebliğ dikkate alınmalıdır. Posta gideri, ödeme hesabı, ülkeye özgü giderler ve ödeme belgesinin evraka eklenmesi gibi hususlar, yurt dışı tebligat ve istinabe masraflarının ayrı uygulama koşullarını oluşturur.
Masrafın yatırılmış olması tek başına tebligatın gerçekleştirildiğini kanıtlamaz. Mali işlem ile muhataba yapılan tebliğin hukuki geçerliliği ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Usulsüz konsolosluk tebligatının hukuki sonuçları nelerdir?
TK m. 25/a’da aranan koşulların yerine getirilmemesi, tebliğin yapıldığının kabul edilmesini veya tebliğ tarihinin belirlenmesini etkileyebilir. Ancak farklı usulsüzlük türlerinin tamamını koşulsuz biçimde yokluk ya da mutlak hükümsüzlük olarak nitelendirmek doğru değildir.
Öncelikle iki ihtimal birbirinden ayrılmalıdır.
Bildirim hiç geçerli biçimde tebliğ edilememişse
Yabancı ülke mevzuatına göre muhataba yapılmış geçerli bir bildirim yoksa, TK m. 25/a’nın otuz günlük başvurmama sonucunun ön şartı gerçekleşmemiş olur. Bu durumda yalnızca sürenin geçtiği ileri sürülerek tebligatın yapıldığı kabul edilemez.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13.04.2015 tarihli, 2013/18791 E., 2015/5770 K. sayılı kararında, muhataba gönderilen konsolosluk çağrısının teslim alınmayarak iade edilmesi nedeniyle usulüne uygun tebligat bulunmadığı değerlendirilmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararı geçerli biçimde tebliğ ettirmeden temyiz incelemesine geçilmesi uygun görülmemiştir.
Usule aykırı tebligat muhatap tarafından sonradan öğrenilmişse
7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 32, usulsüz yapılan tebligatın muhatap tarafından öğrenilmesi hâlindeki hukuki sonucu düzenler. Buna göre tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatap tebliğe muttali olmuşsa tebligat geçerli kabul edilir; muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi sayılır.
Bu nedenle bir usulsüzlüğün tespiti, tebliğ işleminin bütün hukuki sonuçlarının her koşulda ortadan kalkacağı anlamına gelmez. Gerçekleşmiş bir tebliğ işleminin şeklen sakat olmasıyla, kanunun aradığı bildirim aşamasının hiç tamamlanmaması arasındaki fark somut olayda değerlendirilmelidir.
Öğrenmenin hangi işlemle gerçekleştiği, öğrenme tarihinin tespiti, bu tarihe yönelik deliller ve başvuru yolunun niteliği, usulsüz tebligatın sonuçları kapsamında önem kazanır.
Usulsüz tebligat nedeniyle karar kesinleşmiş sayılabilir mi?
Kanun yolu süresinin tebligatla başladığı bir durumda tebliğin geçerli olarak gerçekleşip gerçekleşmediği açıklığa kavuşturulmadan kararın kesinleştiğinin kabul edilmesi hatalı olabilir. Özellikle gerekçeli kararın yurt dışındaki tarafa tebliğinde ilk bildirimin teslim edilmemesi, kesinleşme tarihini doğrudan etkileyebilir.
Bu nedenle mahkeme, kanun yolu süresinin başlangıcını belirlemeden önce konsolosluk bildirimi ve tebliğ mazbatasındaki tarihleri incelemelidir. Eksik belgelendirme, gerektiğinde dış temsilcilikten bilgi alınarak tamamlanmalıdır.
İcra takibinde usulsüz tebligat nasıl ileri sürülür?
İcra dosyasındaki tebligatın usulsüz olduğu ileri sürülüyorsa başvurunun konusu, TK m. 32’deki öğrenme tarihi ile İcra ve İflas Kanunu’nun şikâyete ilişkin hükümleri birlikte değerlendirilerek belirlenir. Genel şikâyet süresinin, usulsüz tebliğin öğrenilmesiyle ilişkisi ve süresiz şikâyet istisnaları birbirinden farklıdır.
Her usulsüz konsolosluk tebligatının her aşamada herhangi bir süreye bağlı olmaksızın şikâyet edilebileceği söylenemez. Hangi işlemin düzeltileceği, başvurunun görevli mahkemesi, öğrenme tarihi ve uygulanacak özel süre ayrı ayrı tespit edilmelidir.
Yargıtay kararları ışığında uygulama ilkeleri
Yabancı ülkedeki Türk vatandaşına tebligat bakımından Yargıtay kararları özellikle bildirimin fiilen ve hukuken tamamlanması, tebliğ tarihinin belirlenmesi ve başarısız tebligatın ardından uygulanacak usul üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – 30.09.2024, 2024/1004 E., 2024/2619 K.
Kararda, Almanya’daki mirasçılara Mainz Başkonsolosluğu aracılığıyla gönderilen bildirimlerin teslim alınmadığı ve yalnızca posta kutularına çağrı notları bırakıldığı belirlenmiştir. Alman mevzuatına göre bildirimin tebliğ edilmiş sayılamaması nedeniyle TK m. 25/a kapsamında geçerli tebligat bulunmadığı kabul edilmiş; TK m. 25 uyarınca yabancı makam yolunun işletilmesi istenmiştir.
Uygulama ilkesi: Yerel mevzuata göre geçerli teslim bulunmadan otuz günlük başvurmama süresi işletilemez.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – 11.12.2025, 2025/1545 E., 2025/5337 K.
Kararda, dış temsilcilik aracılığıyla yapılan gönderimin muhatabın adreste bulunamaması nedeniyle sonuçsuz kaldığı belirlenmiştir. Daire, adres kayıt sistemindeki bilgiler ile diğer adres araştırmalarının değerlendirilmesini, şartları oluşmadan ilanen tebligata geçilmemesini gerekli görmüştür.
Uygulama ilkesi: Konsolosluk bildiriminin teslim edilememesi, muhataba ulaşma yollarının araştırılması yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – 16.03.2022, 2021/5359 E., 2022/2490 K.
Rotterdam Başkonsolosluğu aracılığıyla gönderilen bildirimin alındığı, muhatabın temsilciliğe başvurmadığı ve otuz günlük sürenin son gününün hafta sonuna rastladığı olayda, tebliğ tarihinin belirlenmesinde tatil günü etkisi değerlendirilmiştir.
Uygulama ilkesi: Konsolosluk bildiriminin alınma tarihi ile tebliğin yapılmış sayılacağı tarih ayrı belirlenmeli, son gün hesabı uygulanacak süre kurallarıyla birlikte incelenmelidir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi – 13.04.2015, 2013/18791 E., 2015/5770 K.
Kararda, muhataba gönderilen temsilcilik çağrısının teslim edilmeyerek iade edilmesi nedeniyle tebligatın tamamlanmadığı kabul edilmiş ve gerekçeli kararın usulüne uygun biçimde tebliği istenmiştir.
Uygulama ilkesi: Muhatabın çağrıyı teslim almaması sebebiyle ilk bildirim tamamlanmamışsa, yalnızca konsolosluğa çağrılmış olması geçerli tebligat sonucu doğurmaz.
Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde belirleyici ayrım şudur: İlk bildirim usulüne uygun tebliğ edilmiş ve muhatap buna rağmen başvurmamışsa kanundaki otuz günlük sonuç doğabilir. İlk bildirim hiç geçerli biçimde tebliğ edilmemişse, başvurmamaktan kaynaklanan tebliğ sonucu kendiliğinden meydana gelmez.
Sıkça sorulan sorular
Yurt dışındaki Türk vatandaşına konsolosluk yoluyla tebligat yapılması zorunlu mudur?
Hayır. TK m. 25/a, Türk vatandaşları için özel bir imkân sağlar. Uygulanabilir koşullarda TK m. 25 uyarınca yabancı devletin yetkili makamı aracılığıyla tebligat yapılması da mümkündür.
Konsolosluktan gelen bildirimi teslim almadım. Otuz gün sonra tebligat yapılmış sayılır mı?
Bildirimin ilgili yabancı devletin mevzuatına göre usulüne uygun tebliğ edildiği belgelendirilemiyorsa, yalnızca postaya verilmiş olması otuz günlük sonucu doğurmaz. Ancak yerel hukukta geçerli kabul edilen teslim veya tebliğ edilmiş sayılma yöntemleri ayrıca incelenmelidir.
Otuz günlük süre bildirimin postaya verildiği tarihte mi başlar?
Hayır. Süre, bildirimin ilgili ülke hukukuna uygun olarak muhataba tebliğ edildiği tarih esas alınarak belirlenir. Postaya veriliş tarihi tek başına yeterli değildir.
Otuz gün dolmadan konsolosluğa gidersem ne olur?
Tebliğ evrakını usulüne uygun biçimde teslim alırsanız fiilî tebliğ gerçekleşir ve teslim tarihi belgelendirilir. Tebliğ evrakını almaktan kaçınırsanız, bu duruma ilişkin tutanak tarihi tebliğ tarihi sayılır.
Konsolosluğa hiç gitmezsem tebligat geçerli olur mu?
İlk bildirim usulüne uygun olarak yapılmış ve belgelendirilmişse, otuz günlük süre içinde başvurmamanız hâlinde tebligat kanunun öngördüğü tarihte yapılmış sayılır. İlk bildirim geçerli değilse bu sonuç yalnızca başvurmamış olmanıza dayanılarak çıkarılamaz.
Çifte vatandaşlara TK m. 25/a uygulanabilir mi?
Türk vatandaşlığı devam eden kişilere uygulanabilir. Ancak muhatabın bulunduğu devletin konsolosluk aracılığıyla tebligata ilişkin hukukunun da değerlendirilmesi gerekir.
Konsolosluk evrakı iade ederse mahkeme doğrudan ilanen tebligat yapabilir mi?
Hayır. İadenin sebebi, mevcut adres bilgileri ve uygulanabilecek diğer tebligat yöntemleri değerlendirilmelidir. İlanen tebligat ancak kendi kanuni koşulları gerçekleştiğinde kullanılabilir.
Yurt dışında adresimi değiştirdiğimde önceki adresime tebligat yapılabilir mi?
TK m. 35’in son fıkrasında öngörülen önceki tebligat, adres değişikliğini bildirmeme, adres kayıt sisteminden yerleşim yeri adresinin tespit edilememesi ve önceki adrese gönderilen bildirimin ulaştığının belgelenmesi şartları gerçekleşirse özel tebligat sonucu doğabilir. Bu koşullar bulunmadan eski adrese gönderilen her evrak geçerli sayılmaz.
Konsolosluk tebligatı usulsüzse kanun yolu sürem başlamış olur mu?
Başlangıç tarihi, tebligatın geçerli biçimde gerçekleşip gerçekleşmediğine, TK m. 32 kapsamında usulsüz tebligatın öğrenilip öğrenilmediğine ve ilgili usul kanununun özel kurallarına göre belirlenir. Usulsüz olduğu iddia edilen her tebligatın otomatik biçimde hiçbir sonuç doğurmadığı kabul edilmez.
Sonuç
Siyasi temsilcilik aracılığıyla Türk vatandaşlarına tebligat, TK m. 25/a çerçevesinde yabancı ülkede bulunan Türk vatandaşına Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu aracılığıyla tebligat yapılmasını sağlayan özel bir yöntemdir. Bu yöntemde temel geçerlilik koşulu, tebligatın konusunu ve otuz günlük başvuru ihtarını içeren bildirimin, muhatabın bulunduğu ülkenin mevzuatına uygun olarak tebliğ edildiğinin belgelenmesidir.
Bildirim geçerli biçimde yapılmış ve muhatap otuz gün içinde temsilciliğe başvurmamışsa tebligat, kanunun öngördüğü süre sonunda yapılmış sayılır. Muhatap temsilciliğe başvurup evrakı almaktan kaçınırsa düzenlenen tutanak tarihi esas alınır. Buna karşılık ilk bildirimin teslim edilememesi, yabancı ülke hukukunda geçerli kabul edilmemesi veya tebliğ tarihinin ispatlanamaması hâllerinde, yalnızca evrakın gönderilmiş olmasına dayanılarak tebligatın tamamlandığı sonucuna ulaşılamaz.
Bu nedenle uygulamada öncelikle muhatabın vatandaşlık ve adres bilgileri, yetkili dış temsilcilik, bildirimin zorunlu içeriği, yabancı hukuk bakımından teslimin geçerliliği ve tebliğ mazbatasındaki kayıtlar birlikte incelenmelidir. Konsolosluk yolu sonuçsuz kalmışsa TK m. 25 kapsamındaki alternatif tebligat yolu, adres araştırması ve diğer kanuni imkânlar değerlendirilmeli; geçerli tebliğ tarihi belirlenmeden kanun yolu süresinin dolduğu veya kararın kesinleştiği varsayılmamalıdır.
Yazar Avukat Fatih SEFER