Kayyım atanan şirkette pay sahibinin hakları, bir ceza soruşturması veya kovuşturması sırasında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 133. maddesi uyarınca yönetimine kayyım atanan şirketin ortaklarının pay sahipliği sıfatı devam ettiği halde hangi hakları kullanabileceğini, hangilerinin askıya alındığını ve kayyımın işlemlerine karşı hangi yollara başvurabileceğini ifade eder. Kayyım atanması pay sahipliğini sona erdirmez; paylar müsadere edilmedikçe ortağa ait olmaya devam eder. Ancak yönetim yetkisi kayyıma geçer, şüpheli ortakların payları devredilemez hale gelebilir ve özel kanunlara tabi bazı kayyımlıklarda genel kurul yetkileri de pay sahiplerinden alınır. Halka açık bir şirkete kayyım atandığında bu sonuçlar borsadaki binlerce küçük yatırımcıyı da etkiler.
Bu yazıda kayyım atamasının şartlarını ve türlerini, kayyımın yetkilerini, pay sahibinin genel kurul, bilgi alma ve kâr payı haklarını, şüpheli olan ve olmayan ortakların farklı durumunu, halka açık şirketlerde kamuyu aydınlatma ve işlem sırası sorunlarını, kayyımın satış ve tasfiye yetkisini, fon kanunundaki düzenlemeyi ve kayyım işlemlerine karşı başvuru yollarını ele alıyoruz.
Güncellik notu (24 Ekim 2026): Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun, TBMM Genel Kurulu’nda 22.10.2026’da 7596 sayısıyla kabul edilmiştir. Bu tarih itibarıyla Resmî Gazete’de yayımlanmamıştır. Yazıdaki fon kanunu atıfları TBMM’de kabul edilen metne dayanır ve kanun yayımlandığında kesin metne göre güncellenecektir.
Kayyım Atanan Şirkette Pay Sahibinin Haklarına İlişkin Kanun Metni
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.133/1
“(1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.”
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.133/3
“(3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler.”
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.133/5
“(5) Bu madde uyarınca atanan kayyımların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat davaları, 142 ila 144 üncü maddeler uyarınca Devlet aleyhine açılır. Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan kayyımlara bir yıl içinde rücu eder.”
Not: Metin, CMK’nın güncel konsolide metninden alınmıştır. m.133/2 (kayyım ücreti) ve m.133/4 (katalog suçlar) aşağıda ilgili başlıklarda ele alınmıştır. m.133/3’teki 6762 sayılı Kanun atfı, bugün 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu olarak anlaşılmaktadır.
Kayyım atanan şirketin payları borsada işlem görüyorsa, pay sahipleri paylarını aracı kurumlar üzerinden tutar ve kayyım sürecindeki gelişmeleri çoğu zaman bu hesaplardaki işlem kısıtlamalarıyla öğrenir. Şirketler hukuku ile sermaye piyasası kurallarının birlikte uygulandığı genel çerçeve için sermaye piyasası hukuku yazımıza bakabilirsiniz.
Kayyım Ataması Nedir ve Hangi Türleri Vardır?
CMK m.133’teki kayyım, bir koruma tedbiridir. Amaç şirketi cezalandırmak değil, suçun şirket faaliyeti çerçevesinde işlenmeye devam etmesini önlemek ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlamaktır. Kayyım atanabilmesi için üç şart birlikte aranır:
- Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğuna dair kuvvetli şüphe sebepleri bulunmalıdır.
- Kayyım ataması maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli olmalıdır.
- Soruşturma veya kovuşturma konusu suç, CMK m.133/4’teki katalogda yer almalıdır.
Katalog suçlar arasında zimmet, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (TCK m.282), silahlı örgüt ve kaçakçılık suçları bulunur. Sermaye Piyasası Kanunu’ndaki (SPKn) piyasa dolandırıcılığı veya örtülü kazanç aktarımı suçları katalogda doğrudan sayılmaz. Bu nedenle sermaye piyasası soruşturmalarında kayyım ataması genellikle aklama suçu üzerinden gündeme gelir. Aklama boyutu için sermaye piyasası suçlarında aklama yazımıza bakabilirsiniz. SPKn m.110/A’da tanımlanan kripto varlık hizmet sağlayıcılara ilişkin zimmet suçu bakımından ise kanun, CMK m.128’deki el koyma ve m.133’teki kayyım tedbirlerinin uygulanabileceğini açıkça öngörür.
Atama kararındaki üç seçenek
CMK m.133/1, hâkimin atama kararında kayyımın yetkisini açıkça belirlemesini ister. Kanun üç seçenek öngörür:
| Kayyım türü | Yönetim organının durumu | Pay sahibi bakımından etkisi |
|---|---|---|
| Onay kayyımı | Görevde kalır; kararları kayyımın onayına bağlıdır. | Genel kurul ve pay sahipliği hakları büyük ölçüde devam eder. |
| Yönetim kayyımı | Yetkileri tümüyle kayyıma geçer. | Yönetimden doğan haklar sona erer; ortaklık hakları devam eder. |
| Yönetim ve pay idaresi kayyımı | Yönetim yetkileriyle birlikte ortaklık paylarının idaresi de kayyıma geçer. | Kapsamdaki payların oy ve temsil hakkını kayyım kullanır. |
Pay sahibinin haklarını değerlendirirken ilk yapılması gereken, atama kararının hangi türde olduğunu ve hangi payları kapsadığını tespit etmektir. Karar ticaret sicili gazetesinde ilan edilir ve ilan metni bu bilgiyi içerir.
TMSF’nin kayyım olarak atanması
Bazı özel kanunlar, belirli soruşturmalarda kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) atanmasını öngörür. 6758 sayılı Kanun’un 19. maddesi, terör örgütlerine aidiyet, iltisak veya irtibat nedeniyle CMK m.133 uyarınca kayyım atanan şirketlerde kayyım olarak TMSF’nin atanacağını düzenler. TBMM’de 22.10.2026’da kabul edilen fon kanununun 6/2. maddesi de tasfiyesine karar verilen fonlarla bağlantılı olup fona devredilemeyen malvarlığı için TMSF’nin kayyım olarak atanabileceğini öngörür. TMSF’nin kayyım olduğu durumlarda pay sahibinin hakları, aşağıda görüleceği gibi, genel CMK kayyımlığına göre daha fazla daralır.
Kayyım Atanan Şirkette Kayyımın Yetkileri
Kayyımın yetkileri atama kararıyla belirlenir. Yönetim kayyımı, şirketin yönetim kurulunun yerine geçer ve şirketi temsil eder. Bu kapsamda şirketin günlük işlerini yürütür, sözleşme yapar, çalışanları yönetir, şirket adına dava açar ve davalarda şirketi temsil eder. Şirketin tüzel kişiliği devam eder; kayyım şirketin organı gibi hareket eder.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 19.04.2022 tarihli ve E.2020/7389, K.2022/3165 sayılı kararına konu olayda sulh ceza hâkimliği şirkete CMK m.133 uyarınca yönetim kayyımı atamış ve “mevcut yönetimin yetkilerinin kaldırılmasına” karar vermiştir. TMSF de şirketin yönetim kurulunu oluşturarak kayyım kararını yerine getirmiştir. Bu tür kararlarda eski yönetim kurulu üyelerinin yönetim yetkisi kayyım kararı tarihinde sona erer.
Kayyımın özen yükümlülüğü
Kayyım, yönettiği şirketin ve dolayısıyla pay sahiplerinin malvarlığını korumakla yükümlüdür. CMK m.133/3, kayyım işlemlerine karşı Türk Medeni Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurulabileceğini düzenlediğinden, kayyımın özen ölçüsü de bu kanunlardan çıkarılır. TMSF’nin kayyım olduğu şirketlerin, ilgili özel kanun uyarınca ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tacir gibi yönetileceği kabul edilir. Bu ölçü, kayyımın şirket değerini düşüren özensiz işlemleri bakımından pay sahiplerine bir denetim imkânı verir. Yönetim organlarının özen yükümlülüğünün genel çerçevesi için halka açık şirketlerde yönetim kurulu sorumluluğu yazımıza bakabilirsiniz.
Kayyımın ücreti
CMK m.133/2’ye göre kayyımın ücreti şirket bütçesinden karşılanır. Ancak soruşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verilirse, şirket bütçesinden ödenen ücretin tamamı kanuni faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır. Bu kural pay sahipleri için önemlidir: Kayyım ücreti şirketin malvarlığını azaltır ve dolayısıyla payların değerini etkiler; şüphe yersiz çıkarsa bu kayıp telafi edilir.
Kayyım Atanan Şirkette Pay Sahibinin Hakları: Genel Kurul
Genel CMK kayyımlığında genel kurul, anonim şirketin pay sahiplerinden oluşan organı olarak varlığını sürdürür. Kayyım yönetim kurulunun yerine geçer; genel kurulun yerine geçmez. Bu nedenle pay sahipleri kural olarak genel kurula katılma, oy kullanma ve genel kurul kararlarına karşı iptal davası açma haklarını korur. Atama kararı ortaklık paylarının idaresini de kayyıma vermişse, kapsamdaki paylar bakımından oy hakkını kayyım kullanır.
Halka açık şirketlerde genel kurulun işleyişi ve pay sahiplerinin hakları halka açık ortaklık genel kurulu yazımızda ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
TMSF kayyımlığında genel kurul yetkileri
TMSF’nin kayyım olduğu şirketlerde durum farklıdır. İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 14.07.2021 tarihli ve E.2021/443, K.2021/603 sayılı kararına (ilk derece mahkemesi kararı) göre 6758 sayılı Kanun’un 19/9. maddesi uyarınca TMSF’nin kayyımlık görevini yürüttüğü şirketlerin genel kurullarının yetkileri “6102 sayılı TTK hükümlerine tabi olmaksızın TMSF’nin ilişkili olduğu bakana verildiği”, bakan tarafından bu yetkinin TMSF Fon Kurulu’na devredildiği belirtilmiş ve ortaklardan oluşan genel kurulun yetkilerini kullanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle genel kurulun toplantıya çağrılması talebi reddedilmiştir.
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 07.01.2020 tarihli ve E.2019/838, K.2020/5 sayılı kararı (ilk derece mahkemesi kararı) da benzer bir sonuca ulaşmıştır. Davacılar, haklarında soruşturma bulunmayan ve şirketin önemli bir oranına sahip azınlık pay sahipleri olduklarını, kayyım atandığından beri şirketin bütün imkânlarından mahrum edildiklerini ileri sürmüş; mahkeme genel kurul yetkilerinin TTK hükümlerine tabi olmaksızın Fon’un ilişkili olduğu bakan tarafından kullanılabileceği gerekçesiyle davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmiştir.
Bu kararlar, özel kanunlara tabi TMSF kayyımlığında soruşturmayla ilgisi olmayan pay sahiplerinin dahi genel kurul haklarını fiilen kullanamadığını göstermektedir. Fon kanunu kapsamında TMSF’nin kayyım olarak atandığı malvarlıkları bakımından genel kurul yetkilerinin nasıl kullanılacağı ise kanunun kesin metni ve uygulamasıyla netleşecektir.
Kayyım Atanan Şirkette Pay Sahibinin Hakları: Bilgi Alma ve Kâr Payı
Bilgi alma ve inceleme hakkı
Pay sahibinin bilgi alma ve inceleme hakkı TTK m.437’de düzenlenmiştir. Finansal tablolar, yıllık faaliyet raporu ve denetleme raporları genel kuruldan önce pay sahiplerinin incelemesine sunulur; pay sahibi genel kurulda şirketin işleri hakkında bilgi isteyebilir. Bilgi talebi cevapsız bırakılan veya haksız olarak reddedilen pay sahibi asliye ticaret mahkemesine başvurabilir.
Genel CMK kayyımlığında bu hak kural olarak devam eder; bilgi verme yükümlülüğü yönetim kurulunun yerine geçen kayyıma aittir. Kayyım, ceza soruşturmasının gizliliğini veya şirket sırlarını gerekçe göstererek bazı bilgileri vermekten kaçınabilir; ancak bu ret de TTK m.437/3’teki ölçülere tabidir. TMSF kayyımlığında ise genel kurulun pay sahiplerinden oluşmaması, genel kurula bağlı bilgi alma imkânını fiilen ortadan kaldırabilir. Halka açık şirketlerde pay sahibinin şirket hakkında bilgiye erişiminin asıl kaynağı kamuyu aydınlatma yükümlülüğüdür.
Kâr payı hakkı
Kâr payı dağıtımı TTK m.408/2-d uyarınca genel kurulun devredilemez yetkilerindendir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yukarıda anılan 19.04.2022 tarihli kararı bu kuralı kayyım atanan şirket bakımından uygulamıştır. Davacı ortak ve eski yönetici, kayyım atandığı tarihten itibaren kâr payı, kazanç payı, huzur hakkı ve aylık maaş talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin kararı ve bunu onaylayan bölge adliye mahkemesi kararı Yargıtay tarafından onanmıştır. Bu kararlara göre:
- Kazanç payı, huzur hakkı ve yöneticilik sıfatına bağlı maaş ancak yönetici sıfatı taşıyanlarca talep edilebilir; yönetim yetkisi kayyım kararıyla sona erdiğinden bu talepler bakımından davacının aktif husumet ehliyeti yoktur.
- CMK m.133/2 yalnızca kayyım ücretini düzenler; ortaklara maaş, aylık veya kâr payı ödenmesine ilişkin bir hüküm içermez.
- Mahkeme genel kurulun yerine geçerek doğrudan kâr payı ödenmesine karar veremez; ancak genel kurul veya kayyım heyeti tarafından alınmış bir karar dava konusu edilebilir. Bu nitelikte bir karar bulunması dava şartıdır.
Kararın önemli bir tespiti de şudur: Davacının ortak sıfatıyla ortaklıktan doğan hakları için dava açma hakkı vardır ve görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Dolayısıyla pay sahibi, kayyım atanması nedeniyle tamamen haksız kalmaz; ancak kâr payı talebini doğrudan değil, yetkili organın kararına karşı yöneltmelidir.
Kayyım Atanan Şirkette Şüpheli Olan ve Olmayan Pay Sahibinin Hakları
Kayyım atanan şirkette pay sahibinin hakları bütün ortaklar için aynı değildir. Hakkında soruşturma bulunan ortaklar ile soruşturmayla ilgisi olmayan ortaklar arasında önemli farklar vardır.
Şüpheli ortakların payları
Yargıtay kararında aktarılan 7085 sayılı Kanun’un 7. maddesine göre “Kayyım atanan şirketlerin soruşturma kapsamındaki şüpheli ortakları ile kayyım tarafından hakkında şahsi sorumluluk davası açılan şirket ortaklarına ait ortaklık hak ve payları, soruşturma ve davaların açıldığı tarihten soruşturma, kovuşturma veya davanın kesin hükümle sonuçlandığı tarihe kadar devir ve temlik edilemez. Ortaklık hak ve paylarına ait temsil ve idare yetkisi kayyım tarafından kullanılır.” Bu hüküm, kapsamına giren kayyımlıklarda şüpheli ortağın paylarını hem devir yasağına hem de kayyımın idaresine tabi kılar. Yargıtay kararında da davacının ortaklık payının devir ve temlik yasağına tabi olduğu ve soruşturma veya dava sonunda müsadereye konu olabileceği vurgulanmıştır.
Şüpheli ortağın payları ayrıca CMK m.128 uyarınca el koyma kararına da konu olabilir. El koyma kararı ticaret siciline bildirilir ve pay üzerindeki tasarrufları engeller. El koyma kararına karşı itiraz yolları sermaye piyasası soruşturmasında el koyma yazımızda anlatılmıştır.
Soruşturmayla ilgisi olmayan pay sahipleri
Soruşturmayla ilgisi olmayan pay sahiplerinin payları devir yasağına veya el koymaya tabi değildir. Bu kişiler paylarını devredebilir, rehin verebilir ve ortaklıktan doğan haklarını ileri sürebilir. Ancak şirketin yönetimi kayyıma geçtiğinden ve özel kanunlara tabi kayyımlıklarda genel kurul yetkileri de pay sahiplerinden alındığından, bu pay sahiplerinin şirket üzerindeki etkisi fiilen çok sınırlı hale gelir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nin 07.06.2022 tarihli ve E.2021/667, K.2022/953 sayılı kararı bu noktada pay sahibinin dava ehliyetini korumuştur. Daire, davacının şirket ortaklığının devam ettiğini ve yönetim yetkisi bulunmasa da pay sahibi olarak davada taraf olma ehliyetinin bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin husumetten ret kararını doğru bulmamış; talebin öncelikle görev yönünden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Şüpheli olmayan pay sahibinin zararı, şirket değerinin kayyım döneminde düşmesinden veya şüpheli ortakların şirketten değer çıkarmasından kaynaklanabilir. İkinci durumda şüpheli ortaklara ve eski yöneticilere karşı sorumluluk davaları gündeme gelir. Şirketten ortaklara veya ilişkili kişilere değer aktarılmasının sermaye piyasası boyutu için örtülü kazanç aktarımı yazımıza bakabilirsiniz.
Halka Açık Şirkette Kayyım: KAP Açıklamaları ve İşlem Sırası
Kayyım atanan şirket halka açık ortaklık ise, şirketler hukuku sorunlarına sermaye piyasası kuralları da eklenir. Halka açık ortaklığın kamuyu aydınlatma yükümlülüğü kayyım atanmasıyla sona ermez. Kayyım, yönetim kurulunun yerine geçtiği için bu yükümlülüğü de üstlenir.
Kamuyu aydınlatma
Kayyım atanması, pay fiyatını etkileyebilecek nitelikte önemli bir gelişmedir ve özel durum açıklaması konusu olur. Kayyım döneminde de finansal raporların hazırlanması, bağımsız denetimden geçirilmesi ve Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yayımlanması gerekir. Kayyımın şirket varlıklarının satışına veya şirketin tasfiyesine ilişkin kararları da özel durum açıklaması gerektirir. Bu açıklamalar, genel kurul haklarını fiilen kullanamayan küçük pay sahibinin şirket hakkında bilgi edinebildiği başlıca kaynaktır. Genel çerçeve için kamuyu aydınlatma yazımıza bakabilirsiniz.
İşlem sırası ve SPK tedbirleri
Kayyım atanması veya şirketle ilgili ciddi bir soruşturmanın ortaya çıkması üzerine Borsa İstanbul, sağlıklı fiyat oluşumunu sağlamak amacıyla şirketin paylarında işlem sırasını geçici olarak kapatabilir veya payların işlem gördüğü pazarı değiştirebilir. SPK da piyasa dolandırıcılığı şüphesi bulunan kişilere işlem yasağı getirebilir. Bu tedbirler pay sahibinin paylarını satma imkânını sınırlar. SPK’nın işlem yasağı yetkisi için SPK işlem yasağı yazımıza bakabilirsiniz.
İşlem sırasının uzun süre kapalı kalması, pay sahibinin likiditesini ortadan kaldırır. İşlem sırası açıldığında ise fiyat genellikle sert düşer. Bu düşüşten doğan zararın, kayyım atamasına yol açan fiillerin faillerinden talep edilip edilemeyeceği, manipülasyon veya bilgi gizleme iddialarına göre değerlendirilir. Bu konuda borsa manipülasyonu tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz.
Ayrılma hakkı ve pay alım teklifi
Kayyım döneminde şirketin önemli varlıklarının satılması, halka açık ortaklıklarda önemli nitelikteki işlem sayılabilir ve SPKn m.24 uyarınca genel kurul toplantısında olumsuz oy veren pay sahiplerine ayrılma hakkı doğurabilir. Ancak genel kurul yetkilerinin pay sahiplerinden alındığı TMSF kayyımlıklarında bu mekanizmanın nasıl işleyeceği belirsizdir. Önemli nitelikteki işlemler ve ayrılma hakkı için ayrılma hakkı yazımıza bakabilirsiniz.
Kayyım Atanan Şirkette Satış ve Tasfiye Yetkisi
Kayyım atanan şirkette pay sahibinin hakları bakımından kayyımlığın en ağır sonucu, şirket varlıklarının veya şirketin kendisinin kayyım tarafından satılmasıdır. Genel CMK kayyımlığında kayyım, şirketin olağan işlerini yürütür; olağan dışı tasarruflar için genel kurul kararına veya hâkim iznine ihtiyaç duyabilir. Özel kanunlara tabi TMSF kayyımlıklarında ise TMSF’ye geniş bir satış ve tasfiye yetkisi tanınmıştır.
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 04.05.2026 tarihli ve E.2026/212, K.2026/269 sayılı kararında aktarılan düzenlemeye göre 6758 sayılı Kanun’un 19. maddesi kapsamındaki şirketler soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar TMSF gözetiminde, TMSF’nin atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetilir. Bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle şirketin veya varlıklarının kısmen veya tamamen satılmasına ya da feshi ile tasfiyesine TMSF tarafından karar verilebilir. Satılan şirketlerin kayyımlık kararı, hisselerin devrinden sonra Fon’un talebi üzerine kaldırılır.
TBMM’de kabul edilen fon kanununun 6/2. maddesi de TMSF’ye, kayyım olarak atandığı malvarlığını dava sonucunu beklemeden satma veya tasfiye etme yetkisi vermekte ve gelirlerin fon bazında ayrı izlenmesini öngörmektedir. Bu yetki, kesin hükümden önce malvarlığının paraya çevrilmesine imkân tanıdığından, beraat halinde pay sahibinin malvarlığını aynen geri alamaması sonucunu doğurabilir. Bu durumda pay sahibinin talebi satış bedeli ve tazminatla sınırlı kalır. Fon kanunu çerçevesinin genel değerlendirmesi için fon soruşturması hisse zararı yazımıza bakabilirsiniz.
Satış bedeli ve müsadere
Satış sonucunda elde edilen bedel, şüpheli ortakların payları bakımından ceza yargılamasının sonucuna göre ya iade edilir ya da müsadere edilir. Soruşturmayla ilgisi olmayan pay sahiplerinin payına düşen kısım ise bu kişilere aittir. Müsadere edilen değerlerin akıbeti ve mağdurların bu değerler üzerindeki önceliği kazanç müsaderesi ve suç mağduruna iade yazımızda incelenmiştir.
Kayyım Atanan Şirkette Pay Sahibinin Hakları İçin Başvuru Yolları
Kayyım atanan şirkette pay sahibinin hakları ancak doğru yargı yoluna başvurulduğunda korunabilir. Pay sahibinin kayyım işlemlerine karşı başvuracağı yol, işlemin niteliğine ve kayyımın türüne göre değişir.
| İşlem | Başvuru yolu | Dayanak ve açıklama |
|---|---|---|
| Kayyım atama kararı | İtiraz (sulh ceza hâkimliği kararına karşı) | CMK m.267 vd.; kısa süreli bir yoldur. |
| Genel CMK kayyımının işlemleri | Asliye ticaret veya sulh hukuk mahkemesi | CMK m.133/3; TMK ve TTK hükümleri. |
| Ortaklıktan doğan haklar | Asliye ticaret mahkemesi | Yargıtay 11. HD E.2020/7389 K.2022/3165. |
| TMSF Fon Kurulunun satış kararları | İdari yargı | Danıştay 13. D. E.2024/3371 K.2025/115. |
| Kayyım işlemlerinden doğan zarar | Devlet aleyhine tazminat davası | CMK m.133/5, m.142-144. |
Fon Kurulu kararlarında görevli yargı yolu
TMSF’nin kayyım olduğu şirketlerin varlıklarının satışına ilişkin kararlara karşı hangi yargı yoluna gidileceği uzun süre tartışmalı olmuştur. Danıştay 13. Dairesi’nin 10.01.2025 tarihli ve E.2024/3371, K.2025/115 sayılı kararına konu olayda ilk derece idare mahkemesi, Fon’un kayyım sıfatıyla ticari teamüllere dayanarak yaptığı işlemlerin idari işlem niteliğinde olmadığını ve uyuşmazlığın adli yargıda çözülmesi gerektiğini kabul etmiştir. Danıştay 13. Dairesi ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararını dikkate alarak içtihat değişikliğine gitmiş; Fon’un kayyım olduğu şirketlerin varlıklarının satışına ilişkin kararlarının idari nitelik taşıdığını ve bu uyuşmazlıkların çözümünde idari yargının görevli olduğunu belirterek bölge idare mahkemesi kararını bozmuştur.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nin yukarıda anılan kararında da Fon Kurulu’nun şirket varlıklarının satışına izin kararının “kamusal bir görevle ilgili ve kamu gücü kullanılarak alınmış idari bir karar” olduğu ve uyuşmazlığın adli yargının görev alanında bulunmadığı belirtilmiştir.
Bu içtihat pay sahibi bakımından kritik bir usul sonucunu doğurur: Fon Kurulu’nun satış kararına karşı asliye ticaret mahkemesinde dava açılırsa, dava yargı yolu nedeniyle reddedilebilir ve bu sırada idari dava açma süresi geçebilir. İdari dava açma süresi kural olarak işlemin tebliğinden veya ilanından itibaren altmış gündür. Bu nedenle satış kararının öğrenildiği andan itibaren süre hesabı dikkatle yapılmalıdır. İdari işlemlere karşı yargı yolu konusunda SPK kararlarına karşı yargı yolu yazımız da yol gösterici olabilir.
Kayyım İşlemlerinden Doğan Tazminat ve Kayyımlığın Sona Ermesi
CMK m.133/5’e göre kayyımların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerinden dolayı açılacak tazminat davaları, CMK m.142-144 uyarınca Devlet aleyhine açılır. Kayyıma doğrudan dava açılamaz; Devlet, görevini kötüye kullanan kayyıma bir yıl içinde rücu eder. Bu düzenleme pay sahibinin tahsil riskini ortadan kaldırır, ancak ispat yükünü değiştirmez: Pay sahibi, kayyımın görevinin gereklerine aykırı işlemini, zararını ve illiyet bağını ortaya koymalıdır.
CMK m.142/1’e göre tazminat istemi, “karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde” yapılabilir. İstem, kural olarak zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır. Kayyım işlemlerinden doğan zararlarda sürenin hangi karardan itibaren başlayacağı olayın özelliğine göre değerlendirilmeli ve süre kaçırılmamak için erken hareket edilmelidir.
Kayyımlık ne zaman sona erer?
Kayyımlık bir koruma tedbiri olduğundan, şartları ortadan kalktığında veya soruşturma ya da kovuşturma sona erdiğinde kaldırılır. Kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verilirse kayyımlık sona erer ve yönetim pay sahiplerine döner. Mahkûmiyet halinde şüpheli ortakların payları müsadere edilebilir; bu durumda paylar devlete veya ilgili özel kanunda gösterilen yere geçer ve diğer pay sahipleri yeni ortaklarla birlikte şirkette kalır. Özel kanunlara tabi kayyımlıklarda şirketin satılması halinde de kayyımlık, hisselerin devrinden sonra kaldırılır.
Bir örnek
Borsada işlem gören bir şirketin hâkim ortakları hakkında aklama suçundan soruşturma başlatılır ve sulh ceza hâkimliği şirkete yönetim kayyımı atar. Şirket paylarının yüzde kırkı borsada küçük yatırımcılardadır. Kayyım ataması KAP’ta açıklanır ve payların işlem sırası bir süre kapatılır. Küçük bir pay sahibi, payları üzerinde herhangi bir devir yasağı bulunmadığını, çünkü hakkında soruşturma olmadığını tespit eder. İşlem sırası açıldığında paylarını satabilir veya tutmaya devam edebilir. Kayyım döneminde genel kurul toplanırsa katılıp oy kullanabilir ve bilgi alma hakkını kullanabilir. Kayyım şirketin ana fabrikasını piyasa değerinin çok altında satarsa, genel CMK kayyımlığında bu işleme karşı CMK m.133/3 uyarınca asliye ticaret mahkemesine başvurabilir ve zararını Devlet aleyhine tazminat davasıyla isteyebilir. Kayyım TMSF ise ve satış Fon Kurulu kararıyla yapılmışsa, satış kararına karşı süresi içinde idari yargıda dava açması gerekir.
Kayyım Atanan Şirkette Pay Sahibinin Hakları Hakkında Sık Sorulan Sorular
Kayyım atanması pay sahipliğini sona erdirir mi?
Hayır. Paylar müsadere edilmedikçe pay sahibine ait olmaya devam eder; yalnızca yönetim yetkisi kayyıma geçer.
Kayyım atanan şirkette genel kurula katılabilir miyim?
Genel CMK kayyımlığında kural olarak evet. TMSF’nin kayyım olduğu bazı özel kanun kayyımlıklarında genel kurul yetkileri pay sahiplerinden alınmıştır.
Paylarımı satabilir miyim?
Hakkınızda soruşturma yoksa ve paylarınıza el konulmamışsa evet. Halka açık şirkette işlem sırası kapatılmışsa satış fiilen ertelenir.
Şüpheli ortağın payları devredilebilir mi?
Kapsamına giren kayyımlıklarda 7085 sayılı Kanun m.7 uyarınca soruşturma ve dava sonuçlanıncaya kadar devredilemez; temsil ve idare yetkisini kayyım kullanır.
Kayyım döneminde kâr payı alabilir miyim?
Kâr payı dağıtımı yetkili organın kararına bağlıdır. Mahkeme doğrudan kâr payı ödenmesine karar veremez; alınmış bir karar dava konusu yapılabilir.
Kayyımdan bilgi isteyebilir miyim?
Evet. TTK m.437’deki bilgi alma hakkı kural olarak devam eder; halka açık şirkette KAP açıklamaları da önemli bir bilgi kaynağıdır.
Kayyım şirket varlıklarını satabilir mi?
Genel kayyımlıkta olağan dışı satışlar sınırlıdır. TMSF kayyımlığında özel kanunlar ve fon kanunu geniş satış ve tasfiye yetkisi tanır.
TMSF’nin satış kararına karşı hangi mahkemede dava açılır?
Danıştay’ın güncel içtihadına göre idari yargıda. Asliye ticaret mahkemesinde açılan dava yargı yolu nedeniyle reddedilebilir.
Kayyımın zarar verici işlemi için kime dava açılır?
CMK m.133/5 uyarınca Devlet aleyhine. Devlet, görevini kötüye kullanan kayyıma rücu eder.
Kayyım ücretini kim öder?
Şirket bütçesi. Kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararında ödenen ücret faiziyle Hazineden karşılanır.
Beraat halinde ne olur?
Kayyımlık kalkar ve yönetim pay sahiplerine döner. Kesin hükümden önce satılan varlıklar için talep satış bedeli ve tazminatla sınırlı kalabilir.
Kayyım atama kararına pay sahibi itiraz edebilir mi?
Kararın muhatabı olan veya kararla hakları doğrudan etkilenen pay sahipleri CMK hükümlerine göre itiraz yoluna başvurabilir.
Sonuç
Kayyım atanan şirkette pay sahibinin hakları, kayyımın türüne, pay sahibinin soruşturmayla ilişkisine ve kayyımlığın genel CMK hükümlerine mi yoksa özel kanunlara mı dayandığına göre önemli ölçüde değişir. Genel CMK kayyımlığında pay sahipliği hakları büyük ölçüde korunurken, TMSF’nin kayyım olduğu özel kanun kayyımlıklarında genel kurul yetkileri pay sahiplerinden alınabilmekte ve şirket varlıkları kesin hükümden önce satılabilmektedir. Yargıtay, pay sahibinin ortaklıktan doğan hakları için asliye ticaret mahkemesinde dava açabileceğini, ancak kâr payı gibi taleplerin yetkili organın kararına bağlı olduğunu kabul etmektedir. Danıştay ise Fon Kurulu’nun satış kararlarına karşı idari yargıyı görevli saymaktadır. Bu nedenle kayyım sürecinde pay sahibinin her işlem için doğru yargı yolunu ve süreyi baştan belirlemesi gerekir.
Kayyım atanan bir şirketteki paylarınız, genel kurul ve bilgi alma haklarınız, kayyım işlemlerine karşı dava yolları ve tazminat talepleriniz konusunda destek almak için bir sermaye piyasası avukatı ile görüşebilirsiniz.
Yazar Avukat Fatih SEFER