Kararsız arama, kural olarak hâkim kararı veya kanunun yetkili kıldığı merciin yazılı emri bulunmadan gerçekleştirilen adli aramadır. CMK 116 ve 119. maddelerine aykırı şekilde yapılan aramada elde edilen deliller, Anayasa’nın 38/6. maddesi ile CMK 206/2-a ve 217/2 hükümleri gereğince mahkûmiyet hükmüne esas alınamaz. Ancak her karar bulunmayan müdahale hukuka aykırı adli arama niteliğinde değildir. Yakalama sırasında yapılan sınırlı güvenlik kontrolü, hukuka uygun biçimde görünür hâle gelen eşyanın tespiti ve gerçek anlamda kendiliğinden teslim gibi durumların ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Aramanın hukuka aykırılığı, suçun işlendiğinin iddia edilmesiyle veya arama sonucunda suç eşyası bulunmasıyla ortadan kalkmaz. Ceza yargılamasında önemli olan yalnızca delilin neyi gösterdiği değil, hangi yetkiye dayanılarak ve hangi yöntemle elde edildiğidir. Bu nedenle arama kararının varlığı, yetkili makam, kararın kapsamı, aramanın zamanı, tutanaklar ve delilin elde ediliş biçimi birlikte incelenmelidir.
Kararsız Arama Nedir?
Kararsız arama, bir suç soruşturması kapsamında yapılması gereken adli aramanın usulüne uygun hâkim kararı veya yazılı arama emri olmaksızın gerçekleştirilmesini ifade eder. Terim uygulamada kullanılmakla birlikte CMK’da bağımsız bir koruma tedbiri olarak tanımlanmamıştır.
Kararsız arama ile hukuka aykırı arama tamamen aynı anlama gelmez. Kararsız aramada temel sorun gerekli kararın veya emrin bulunmamasıdır. Hukuka aykırı arama ise geçerli karar bulunsa bile aramanın kanuni sınırlar dışında yapılmasını da kapsar.
Örneğin aşağıdaki durumlarda aramanın hukuka uygunluğu tartışılır:
- Gerekli hâkim kararı veya yazılı arama emri olmaksızın delil bulmak amacıyla arama yapılması.
- Cumhuriyet savcısının yalnızca sözlü talimatına dayanılarak, yazılı emir gerektiren aramanın gerçekleştirilmesi.
- Kolluk amirinin yetkisi bulunmadığı hâlde konutta veya işyerinde arama emri vermesi.
- Arama kararında belirtilmeyen yerlerin veya kişilerin ayrıca aranması.
- Arama kararının geçerli olduğu süre dışında uygulanması.
- CMK 119/4’te öngörülen arama tanıklarının gerekli olduğu hâlde bulundurulmaması.
- Kanundaki istisnalar gerçekleşmediği hâlde gece vakti konutta arama yapılması.
Bu aykırılıkların her biri somut olayın koşullarıyla değerlendirilir. Özellikle karar veya yazılı emir bulunmadan doğrudan delil elde edilmesi, delilin hukuka uygunluğu açısından temel bir sorundur.
Adli Arama Hangi Kanun Hükümlerine Dayanır?
Adli aramanın temel düzenlemesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 116–121. maddeleridir. Anayasa’nın 20 ve 21. maddeleri özel hayatın gizliliği ile konut dokunulmazlığını güvence altına alır.
CMK 116: Makul Şüphe Şartı
CMK 116’ya göre şüphelinin veya sanığın yakalanabileceği ya da suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa kişinin üstü, eşyası, konutu, işyeri veya kendisine ait diğer yerler aranabilir.
Makul şüphe, yalnızca soyut tahmine veya gerekçesiz kanaate dayandırılamaz. Aramanın amacını haklı gösterebilecek somut olaylar ve belirtiler bulunmalıdır. Soruşturma makamlarının aramanın sonunda belirli bir kişi veya delile ulaşılabileceğini makul biçimde değerlendirebilmesi gerekir.
CMK 117 ise şüpheli veya sanık dışındaki kişiler hakkında arama yapılmasını düzenler. Bu durumda kural olarak aranılan kişi veya suç delillerinin belirtilen yerde bulunduğunun kabul edilmesine olanak sağlayan olayların varlığı aranır. Maddenin üçüncü fıkrasındaki istisnalar saklıdır.
CMK 119: Arama Kararı ve Yazılı Emir
CMK 119/1 uyarınca adli aramada temel yetki hâkime aittir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle arama yapılabilir. Cumhuriyet savcısına ulaşılamayan hâllerde ise kanunun izin verdiği yerler bakımından kolluk amirinin yazılı emriyle arama yapılması mümkündür.
Konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda kolluk amirinin yazılı emri yeterli değildir. Bu yerlerde arama ancak hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle yapılabilir.
Arama kararında veya yazılı emirde aramaya neden olan fiil, aranacak kişi, yer veya eşya ile kararın geçerli olduğu zaman süresi açıkça gösterilmelidir.
Arama kararını vermeye yetkili makamlar ve kararın zorunlu unsurları hakkında ayrıntılı açıklama için adli arama kararı ve yetkili merci başlıklı yazı incelenebilir.
Hangi Hâllerde Arama Kararı Olmadan İşlem Yapılabilir?
Her fiziksel kontrol veya eşyanın görülmesi, CMK 116–119 anlamında adli arama değildir. Kolluğun yakalama, güvenliği sağlama ve suçu önleme görevleri kapsamında gerçekleştirdiği işlemlerin niteliği ayrıca belirlenmelidir.
Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği’nin 8. maddesinde ayrıca arama emri veya kararı aranmayan bazı durumlar düzenlenmiştir. Bununla birlikte yönetmelik hükümleri, Anayasa ve CMK’nın arama güvencelerini ortadan kaldıracak biçimde yorumlanamaz.
Nitekim Yönetmeliğin 8. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, yakalama amacıyla konut, işyeri, yerleşim yeri, bunların eklentileri ve araçta karar olmaksızın arama yapılmasına imkân veren ibareler Danıştay tarafından iptal edilmiştir. Bu nedenle yönetmelikte geçmişte yer alan geniş yetki ifadeleri, güncel ve sınırsız bir kararsız arama yetkisi olarak kabul edilemez.
Yakalama Sırasında Güvenlik Amaçlı Kontrol
Hukuka uygun olarak yakalanan kişinin kendisine, başkalarına veya kolluk görevlilerine zarar vermesini önlemek amacıyla sınırlı kaba üst araması yapılması mümkündür. Gözaltına alınan kişinin nezarethaneye konulmadan önce güvenlik yönünden kontrol edilmesi de özel düzenlemelere tabidir.
Ancak güvenlik amacıyla gerçekleştirilen kontrol, kendiliğinden her türlü suç delilini araştırma yetkisine dönüşmez. Giysilerin çıkarılması, kapalı eşyanın açılması veya ayrıntılı delil araştırması gibi işlemler, ayrıca adli aramanın kanuni şartlarını gerektirebilir.
Suçüstü Hâlinde Kararsız Arama Yapılabilir mi?
Suçüstü hâli, kolluğa suçun devamını önleme ve kanunun öngördüğü koşullarda kişiyi yakalama yetkisi verir. Bununla birlikte suçüstü iddiası, her yerde ve her kapsamda arama yapılabileceği anlamına gelmez.
CMK 118/2, suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde gece araması yasağına istisna tanır. Fakat gece aramasına ilişkin istisna ile CMK 119’daki arama kararı ve yetkili merci şartı birbirinden farklıdır.
Özellikle yakalama amacıyla yapılan müdahalenin sonradan kapalı dolap, çanta, oda veya başka bölümlerde delil aramaya dönüşmesi hâlinde işlemin hukuki dayanağı yeniden değerlendirilmelidir.
Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hâl Ne Anlama Gelir?
Gecikmesinde sakınca bulunan hâl, hâkim kararı alınmasının beklenmesi nedeniyle aramanın amacının gerçekleşmesinin tehlikeye girdiği istisnai durumları ifade eder. Delillerin yok edilmesi, gizlenmesi veya aranan kişinin kaçması tehlikesi bu değerlendirmede önem taşıyabilir.
Ancak her soruşturmanın hızlı yürütülmesi gerektiği düşüncesi, gecikmesinde sakınca bulunduğunu göstermeye yeterli değildir. Aciliyetin olayın somut koşullarından anlaşılması gerekir.
Hâkim kararı yerine Cumhuriyet savcısının yazılı emrinin tercih edilmesi hâlinde, istisnai yetkinin kullanılma nedenleri denetlenebilmelidir. Savcıya ulaşılamadığı gerekçesiyle kolluk amirinin yazılı emir verdiği durumlarda ise hem savcıya ulaşılamama koşulu hem de aranan yer bakımından kolluk amirinin yetkili olup olmadığı incelenir.
Anayasa’nın 20 ve 21. maddeleri, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emrine dayalı kararların yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulmasını düzenler. Elkoyma işleminin hâkim denetimine ilişkin CMK 127/3 hükümleri de ayrıca değerlendirilmelidir. Arama ve elkoyma tedbirlerinin denetim usulleri birbirine karıştırılmamalıdır.
Sonradan Alınan Arama Kararı Önceki Hukuka Aykırılığı Giderir mi?
Sonradan alınan bir arama kararı veya yazılı emir, daha önce hukuka aykırı biçimde gerçekleştirilen aramayı kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.
Arama işleminin geçerliliği, kural olarak işlemin gerçekleştirildiği andaki hukuki koşullara göre değerlendirilir. Suç delilinin önceden yetkisiz biçimde elde edilmesinin ardından karar alınması, ilk işlemin hukuki niteliğini değiştirmez.
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 21.05.2025 tarihli, E. 2024/5566, K. 2025/4081 sayılı kararında bu husus açıkça değerlendirilmiştir. İşyerinde önce önleme araması kararına dayanılarak hukuka aykırı arama yapılmış, ardından Cumhuriyet savcısının emriyle iki arama tanığı bulundurularak yeniden arama gerçekleştirilmiştir.
Yargıtay, sonradan yapılan usulüne uygun işlemin önceki hukuka aykırı aramada elde edilen delilleri geçerli hâle getirmeyeceğini belirterek mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.
Dolayısıyla arama kararının yalnızca dosyada bulunması yeterli değildir. Kararın hangi tarihte ve saatte verildiği, fiilî aramanın ne zaman başladığı ve delilin hangi aşamada elde edildiği araştırılmalıdır.
Arama Kararı Bulunsa Bile Arama Hukuka Aykırı Olabilir mi?
Evet. Geçerli bir arama kararının bulunması, aramanın bütün aşamalarının kendiliğinden hukuka uygun olduğu anlamına gelmez.
Arama Kararının Kapsamının Aşılması
Arama kararında belirtilen kişi, adres, eşya ve süre sınırlarına uyulması gerekir. Belirli bir yer için verilmiş kararın başka bir bağımsız yerde uygulanması veya kararın kapsamıyla bağlantısız müdahaleler yapılması hukuka aykırılık oluşturabilir.
Aramanın belirli bir kişi veya eşyanın bulunması amacıyla yapılması, her türlü özel alanın sınırsız biçimde incelenmesine imkân vermez. Somut arama işleminin, kararın amacı ve kapsamıyla bağlantılı olup olmadığı araştırılır.
Arama Tanıklarının Bulundurulmaması
CMK 119/4 gereğince Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde arama yapılabilmesi için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin bulundurulması gerekir.
Bu kişiler, aramanın gerçekleştirilmesini gözlemleyerek işlemin denetlenebilirliğine katkı sağlar. Kolluk görevlilerinin kendi aralarında tutanak düzenlemesi, kanunun öngördüğü iki arama tanığının yerine geçtiği anlamına gelmez.
CMK 120’de arama sırasında hazır bulunabilecek yer sahibi, zilyet, temsilci veya diğer kişiler düzenlenmiştir. Bu kişilerin hazır bulunmasıyla CMK 119/4’te öngörülen arama tanıklığı birbirinden ayrılmalıdır.
Arama tanıklarının eksikliği, arama işleminin hukuka uygunluğu ve elde edilen delillerin hükme esas alınıp alınamayacağı bakımından önemli bir değerlendirme konusudur. Aramanın yeri, savcının hazır olup olmadığı ve tutanak içeriği birlikte incelenmelidir.
Gece Vakti Arama Yasağına Aykırılık
CMK 118’e göre konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde kural olarak gece araması yapılamaz. Suçüstü, gecikmesinde sakınca bulunan hâller ve kanunda belirtilen kaçan kişilerin yeniden yakalanması amacıyla yapılan aramalar bu yasağın istisnaları arasındadır.
İstisnai koşullar bulunmadan gece yapılan aramada, yalnızca kararın varlığı değil, işlemin uygulanma zamanı da hukuka uygunluk yönünden incelenir.
Konut ve işyerinde arama işleminin ayrıntılı şartları, hazır bulunacak kişiler ve tutanak düzeni için konut ve işyerinde adli arama usulü başlıklı makaleye başvurulabilir.
Önleme Araması Kararıyla Adli Arama Yapılabilir mi?
Önleme araması ile adli arama farklı amaçlara ve hukuki dayanaklara sahiptir. Önleme araması genel olarak tehlikeyi veya suç işlenmesini önlemeye, adli arama ise belirli bir suç soruşturmasında şüpheliyi yakalamaya veya delil elde etmeye yöneliktir.
Kolluğun önleme araması yetkisi kullanılırken belirli bir suçun işlendiğine ilişkin somut şüphe oluşması durumunda, sonraki işlemlerin adli soruşturma hükümlerine uygun yürütülmesi gerekebilir.
Bu nedenle önleme araması kararının bulunması, her koşulda belirli bir suçun delillerini araştırmak amacıyla yapılan aramayı hukuka uygun hâle getirmez.
Önleme araması ile adli aramanın hangi noktada ayrıldığı, önleme araması ve adli arama arasındaki farklar konulu yazıda ayrıca açıklanmıştır.
Rızaen Teslim Edilen Eşya Hukuka Aykırı Arama Delili Sayılır mı?
Bir kişinin herhangi bir arama yapılmadan suç konusu olabilecek eşyayı kendiliğinden kolluğa teslim etmesi ile kolluğun arama yaparak eşyayı bulması aynı işlem değildir.
Gerçekten kendiliğinden gerçekleşen teslimde, somut olayın özelliklerine göre ayrıca arama kararı gerektiren bir işlem bulunmayabilir. Ancak tutanağa yalnızca “rızaen teslim edildi” yazılması, teslimin hukuka uygun olduğunu tek başına kanıtlamaz.
Özellikle şu hususlar değerlendirilmelidir:
- Eşya, kolluğun yaptığı fiziksel müdahaleden önce mi teslim edilmiştir?
- Kapalı çanta, dolap, araç bölmesi veya kişinin giysisi kolluk tarafından açılmış mıdır?
- Teslim, hukuka aykırı bir aramanın doğrudan sonucu mudur?
- Kişinin eşyayı verme davranışı gerçekten kendiliğinden mi gerçekleşmiştir?
- Teslimin zamanını ve koşullarını gösteren tutanaklar diğer delillerle uyumlu mudur?
Rızaen teslim ile arama arasındaki ayrımda kullanılan ifadelere değil, fiilen gerçekleştirilen işlemlere üstünlük tanınmalıdır. Ayrıca eşyanın muhafaza altına alınması ve elkoyma işlemleri CMK 123 ve devamı maddelerindeki ayrı kurallara tabidir.
Kararsız Aramada Elde Edilen Delil Mahkemede Kullanılabilir mi?
Hukuka aykırı adli arama sonucunda elde edilen delilin ceza yargılamasında kullanılmasına karşı üç temel güvence bulunmaktadır:
- Anayasa 38/6: Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez.
- CMK 206/2-a: Kanuna aykırı olarak elde edilmiş delilin ortaya konulması reddedilir.
- CMK 217/2: Yüklenen suç, hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir.
Buna ek olarak CMK 230/1-b, mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesini gerektirir.
CMK 289/1-i ise hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanmasını kesin hukuka aykırılık hâllerinden biri olarak düzenler.
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, hukuka aykırı aramayla ele geçirilen eşyanın suçun işlendiğini gösteriyor olması, delil yasağını ortadan kaldırmaz.
Hukuka Aykırı Arama Sonucu Elde Edilen Delil Dosyadan Çıkarılır mı?
Hukuka aykırı delilin dosyada bulunmasıyla mahkûmiyete esas alınması birbirinden farklıdır. Mahkeme hukuka aykırı şekilde elde edildiğini belirlediği delili hükmün dayanağı yapamaz ve bu delile ilişkin değerlendirmesini gerekçesinde göstermelidir.
Bu nedenle savunmanın temel talebi yalnızca belgenin veya tutanağın fiziken dosyadan çıkarılması değil, hukuka aykırılığın tespit edilmesi ve delilin ispat değerlendirmesinin dışında tutulması olmalıdır.
Hukuka Aykırı Delilden Elde Edilen Başka Delillerin Durumu
Hukuka aykırı arama sonucunda ulaşılan bilgilerden hareketle yeni deliller elde edilmiş olabilir. Bu durumda ilk arama ile sonraki delil arasındaki bağlantı, sonraki delilin bağımsız ve hukuka uygun bir kaynaktan elde edilip edilmediği ve delil toplama yöntemleri ayrıca incelenmelidir.
Bu sorun, zehirli ağacın meyvesi ilkesi ve türev deliller kapsamında değerlendirilir. İlk delilin hukuka aykırı olması, sonraki bütün delillerin her olayda otomatik olarak aynı hukuki sonuca tabi olduğu şeklinde basitleştirilmemelidir.
Hukuka Aykırı Arama Beraat Sebebi midir?
Hukuka aykırı arama tek başına her dosyada beraat kararı verilmesini gerektirmez. Mahkeme önce hangi delillerin hukuka aykırı elde edildiğini belirlemeli, ardından hukuka uygun kalan delillerin suçun işlendiğini ispatlamaya yeterli olup olmadığını incelemelidir.
Hukuka aykırı arama sonucu elde edilen delil dışlandığında mahkûmiyete yeterli, hukuka uygun başka delil bulunmuyorsa CMK 223/2-e kapsamında yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraat kararı gündeme gelir.
Buna karşılık suçun işlendiğini bağımsız biçimde ortaya koyan hukuka uygun deliller mevcutsa, arama işleminin hukuka aykırılığı tek başına beraat sonucunu doğurmayabilir.
Burada belirleyici olan, mahkûmiyet kararının hukuka aykırı delile dayanıp dayanmadığı ve kalan delillerin ispat gücüdür. Genel delil yasakları hakkında ayrıntılı inceleme için hukuka aykırı delilin ceza davasındaki değeri başlıklı makale incelenebilir.
Yargıtay Kararlarında Kararsız Aramanın Sonuçları
Yargıtay kararları, arama işleminin yalnızca sonucuna değil, delilin elde edildiği andaki hukuki yetkiye ve yönteme önem verildiğini göstermektedir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 25.11.2025, E. 2025/4710, K. 2025/12144
Bu kararda, belirli bir konutta uyuşturucu madde bulunduğuna ilişkin ihbar üzerine kolluk tarafından işlem yapılmıştır. Konuta ilişkin suç şüphesinin başlangıçtan itibaren mevcut olduğu değerlendirilmiştir.
Yargıtay, adli arama kararı veya yazılı arama emri alınmadan gerçekleştirilen ilk müdahalenin hukuka aykırı olduğunu, bu yolla elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağını belirterek mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.
Kararın önemi, soruşturmanın başından itibaren mevcut olan somut suç şüphesine rağmen gerekli adli arama yetkisi kullanılmadan delil araştırılmasının, sonradan gerçekleştirilen işlemlerle hukuka uygun hâle getirilemeyeceğinin ortaya konulmasıdır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 21.05.2025, E. 2024/5566, K. 2025/4081
Bu kararda, önleme araması kararına dayanılarak işyerinde ve gerekli arama tanıkları bulundurulmadan arama yapılmış; daha sonra Cumhuriyet savcısından alınan emirle yeniden arama gerçekleştirilmiştir.
Yargıtay, ilk aramanın hukuka aykırı olduğunu ve sonraki aramanın önceki delil elde etme işlemini geçerli hâle getirmediğini belirterek hükmü bozmuştur.
Her iki karar da adli arama kararı veya yazılı emir şartının, delilin elde edilmesinden sonra tamamlanabilecek sıradan bir şekil işlemi olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte kararların sonuçları, incelenen olayların somut koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Uyuşturucu suçlarına özgü yakalama, üst araması, araç kontrolü ve teslim tutanaklarına ilişkin daha ayrıntılı Yargıtay uygulamaları için uyuşturucu davasında hukuka aykırı arama başlıklı mevcut yazıya bakılabilir.
Hukuka Aykırı Arama Nasıl İspatlanır?
Aramanın hukuka aykırılığı değerlendirilirken yalnızca kolluk tutanağındaki açıklamalarla yetinilmemeli, işlemin öncesini ve sonrasını gösteren belgeler birlikte incelenmelidir.
Özellikle şu belgeler önem taşır:
- Hâkim tarafından verilen arama kararı veya Cumhuriyet savcısının yazılı arama emri.
- Arama kararının düzenlenme tarihi, saati ve geçerli olduğu süre.
- Arama yapılmasını gerektiren ihbar, şikâyet ve kolluk tespitleri.
- Cumhuriyet savcısına yapılan bildirimlere ve verilen talimatlara ilişkin kayıtlar.
- Aramanın başlangıç ve bitiş zamanını gösteren tutanaklar.
- Aramada bulunan kolluk görevlileri ile arama tanıklarının kimlik ve imzaları.
- Elkonulan veya muhafaza altına alınan eşyanın listesi ve teslim kayıtları.
- Varsa kamera kayıtları, görüntüler ve işlemi doğrudan gözlemleyen kişilerin beyanları.
CMK 121 uyarınca hakkında arama yapılan kişi, kanunda belirtilen koşullarla aramanın niteliğine ve sonucuna ilişkin belge ile elkonulan veya koruma altına alınan eşyanın listesinin verilmesini isteyebilir.
Arama tutanağını imzalamaktan kaçınılması tek başına aramayı hukuka aykırı hâle getirmez. Benzer şekilde tutanağın imzalanması da bütün işlemlerin hukuka uygun olduğu anlamına gelmez.
Gözaltı ve kovuşturma aşamasında arama işleminin hukuka uygunluğuna dayalı ceza savunması hazırlanırken, kararın kapsamı ile fiilî uygulamanın karşılaştırılması ve delilin hangi anda elde edildiğinin belirlenmesi önem taşır.
Hukuka Aykırı Aramaya Karşı Nereye Başvurulur?
Başvuru yolu, aramanın hangi aşamada yapıldığına ve ortada itiraza tabi bir hâkim kararı bulunup bulunmadığına göre değişir.
Soruşturma Aşamasında Başvuru
Soruşturma sırasında hukuka aykırı arama yapıldığı ileri sürülüyorsa Cumhuriyet başsavcılığına gerekçeli başvuru yapılarak hukuka aykırılığın araştırılması, ilgili tutanak ve kayıtların temin edilmesi ve delilin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi istenebilir.
Hâkim tarafından verilmiş bir arama kararının bulunması hâlinde CMK 267 ve devamı maddelerdeki itiraz hükümleri ayrıca gündeme gelebilir.
CMK 268/1 uyarınca, kanunda özel bir hüküm bulunmadıkça hâkim kararlarına karşı itiraz süresi ilgilinin kararı öğrendiği günden itibaren iki haftadır. İtiraz, kararı veren mercie yapılır; merci itirazı yerinde görmezse dosyayı yetkili itiraz merciine gönderir.
Ancak herhangi bir hâkim kararı bulunmaksızın yapılan kolluk işlemiyle hâkim tarafından verilen arama kararına karşı itiraz aynı hukuki yol değildir. Somut olayda başvurunun konusu ve yetkili merci doğru belirlenmelidir.
Kovuşturma Aşamasında Delil İtirazı
Kovuşturma sırasında sanık veya müdafii, arama sonucunda elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek bunların CMK 206/2-a gereğince reddedilmesini ve CMK 217/2 uyarınca hükme esas alınmamasını talep edebilir.
Bu talebin yalnızca genel bir hukuka aykırılık iddiasından ibaret olmaması gerekir. Hangi işlemin hangi kanun hükmüne aykırı olduğu, hangi delilin bu işlemle elde edildiği ve aradaki bağlantı açıklanmalıdır.
Hâkim kararına itiraz, arama işleminin hukuki denetimi ve mahkûmiyet hükmüne karşı kanun yolu başvuruları birbirinden ayrı değerlendirilir. arama kararına itiraz ve hukuka aykırı aramaya başvuru başlıklı yazıda bu yolların ayrıntıları ele alınmaktadır.
İstinaf ve Temyizde Hukuka Aykırı Arama İddiası
İlk derece mahkemesi hukuka aykırı aramadan elde edilen delile dayanarak mahkûmiyet kurmuşsa, kararın kanun yolu denetimine açık olduğu durumlarda bu husus istinaf veya temyiz sebebi yapılabilir.
Özellikle CMK 289/1-i uyarınca hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması önemli bir hukuka aykırılık nedenidir. Başvuruda delilin hangi arama işleminden kaynaklandığı ve mahkûmiyet gerekçesinde nasıl kullanıldığı somutlaştırılmalıdır.
Hukuka Aykırı Arama Nedeniyle Tazminat İstenebilir mi?
Hukuka aykırı aramanın delil bakımından sonuçları ile arama nedeniyle meydana gelen zararların giderilmesi farklı hukuki sorunlardır.
Aramanın hukuka aykırı olması, her durumda ve kendiliğinden belirli miktarda tazminata hak kazanıldığı anlamına gelmez. Aramanın niteliği, kişinin uğradığı zarar, uygulanan diğer koruma tedbirleri ve başvurunun hukuki dayanağı ayrıca incelenmelidir.
Aramayla bağlantılı elkoyma veya başka bir koruma tedbiri nedeniyle zarar doğmuşsa CMK’nın ilgili tazminat hükümleri ve somut olayda uygulanabilecek diğer başvuru yolları değerlendirilmelidir.
Kararsız Arama Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Polis arama kararı olmadan eve girebilir mi?
Konut dokunulmazlığı Anayasa’nın 21. maddesiyle korunur. Konutta adli arama yapılabilmesi için kural olarak hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri gerekir. Yakalama, yardım çağrısı veya hayati tehlikeye müdahale gibi durumlar kendi hukuki şartları içinde ayrıca değerlendirilir. Bu durumlar konutta sınırsız delil arama yetkisi vermez.
Polisin sözlü arama talimatı yeterli midir?
CMK 119 kapsamında yazılı arama emri gereken bir işlemde yalnızca sözlü talimat yeterli değildir. Aramanın yazılı emir gerektirmeyen farklı ve hukuken geçerli bir kontrol olup olmadığı ise ayrıca değerlendirilmelidir.
Arama kararı olmadan araç bagajı açılabilir mi?
Araç bagajının veya kapalı bölmelerinin delil elde etmek amacıyla açılması, niteliğine göre adli arama şartlarını gerektirir. Durdurma yetkisi, bütün kapalı bölmelerin sınırsız biçimde açılmasına imkân vermez. Araç üzerindeki kontrolün sınırları, üst ve araç aramasının şartları kapsamında ayrıca ele alınmıştır.
Arama kararında adres yanlış yazılmışsa delil geçersiz olur mu?
Arama kararında aranacak yerin belirlenebilir olması gerekir. Adres yanlışlığının işlemi hukuka aykırı hâle getirip getirmediği, hatanın niteliğine, kararın kapsamına ve fiilen aranan yerin karar verilen yer olup olmadığına göre değerlendirilir. Her yazım hatası otomatik olarak delilin geçersizliği sonucunu doğurmaz.
Ev aramasında iki komşu bulunması zorunlu mudur?
CMK 119/4’e göre Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapılabilmesi için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur. Bu kişilerin hiç bulunmaması veya kanuni şartlara aykırı biçimde işlem yapılması, aramanın hukuka uygunluğu bakımından önem taşır.
Hukuka aykırı aramada suç eşyası bulunursa ceza verilebilir mi?
Suç eşyasının bulunması, hukuka aykırı aramayı kendiliğinden geçerli hâle getirmez. Delil hükme esas alınamıyorsa mahkûmiyet, ancak hukuka uygun diğer delillerle suçun ispatlanabilmesi durumunda kurulabilir. Yeterli hukuka uygun delil bulunmadığında beraat kararı gündeme gelir.
Sonuç: Kararsız Aramada Delilin Geçerliliği Nasıl Belirlenir?
Kararsız arama ve hukuka aykırı arama iddialarında temel inceleme, arama işleminin yapıldığı anda gerekli hukuki yetkinin mevcut olup olmadığıdır. Arama sonucunda suç eşyası ele geçirilmesi, karar ve usul şartlarının yerine getirilmesini gereksiz kılmaz.
CMK 116–121 hükümlerine aykırı elde edilen deliller bakımından Anayasa 38/6, CMK 206/2-a ve 217/2 uygulanır. Hukuka aykırılık tespit edildiğinde mahkeme, söz konusu delili hükme esas almamalı ve kalan hukuka uygun delillerin mahkûmiyet için yeterli olup olmadığını ayrıca değerlendirmelidir.
Bu nedenle arama kararının tarihi ve kapsamı, tutanaklar, işlemin fiilî seyri ve delilin elde edildiği an birlikte incelenmelidir. Hukuka aykırı arama iddiasının sonucu, bu unsurların somut dosyada ortaya konulmasına bağlıdır.
Yazar: Avukat Fatih Sefer