Sanık İçin Duruşmadan Vareste Tutulma: CMK 196 Şartları

Duruşmadan vareste tutulma, ceza davasında sanığın belirli şartlarla duruşmalara bizzat katılma yükümlülüğünden bağışık tutulmasıdır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 196. maddesine göre, mahkemece sorgusu yapılmış olan sanığın kendisi veya bu konuda açıkça yetkilendirdiği müdafii talepte bulunursa mahkeme, sanığın sonraki duruşmalarda hazır bulunmasına gerek olmadığına karar verebilir. Ancak bu talebin kabulü zorunlu değildir. Sanığın duruşmadan bağışık tutulması, savunma hakkından bütünüyle vazgeçmesi veya sorgusu yapılmadan yargılanabileceği anlamına gelmez.

Duruşmadan Vareste Tutulma Nedir?

Duruşmadan vareste tutulma, diğer adıyla sanığın duruşmadan bağışık tutulması, sanığın ceza yargılamasına her oturumda şahsen katılmasının gerekli görülmediği durumlarda uygulanan bir muhakeme kurumudur.

Ceza yargılamasında genel kural, sanığın duruşmada hazır bulunmasıdır. CMK 193/1 uyarınca kanunun istisna olarak düzenlediği hâller dışında hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamaz. Bunun nedeni, sanığın hakkındaki suçlamaları doğrudan öğrenmesi, delillere karşı açıklamada bulunması ve savunmasını mahkeme huzurunda gerçekleştirmesidir.

Bununla birlikte sanığın her duruşmaya katılması her zaman gerekli olmayabilir. Özellikle sorgusu tamamlanmış, savunması alınmış ve sonraki oturumlarda şahsen bulunmak istemeyen sanık bakımından CMK 196/1 uygulanabilir.

Bu kurum, sanığın mahkemeye katılma hakkı ile yargılamanın gereksiz yere uzamadan yürütülmesi arasında denge kurulmasını amaçlar.

CMK 196’ya Göre Duruşmadan Bağışık Tutulmanın Şartları Nelerdir?

CMK 196/1 kapsamında sanığın duruşmadan bağışık tutulabilmesi için aşağıdaki şartların değerlendirilmesi gerekir:

  • Sanığın sorgusu yapılmış olmalıdır: Kural olarak sanığın mahkeme tarafından sorgulanması gerekir. Kollukta veya Cumhuriyet savcılığında alınan ifade, tek başına mahkeme sorgusunun yerine geçmez.
  • Talep bulunmalıdır: Sanık bizzat veya bu konuda yetkilendirdiği müdafii aracılığıyla duruşmadan bağışık tutulmayı istemelidir.
  • Mahkeme talebi kabul etmelidir: Talebin sunulması kendiliğinden bağışıklık sağlamaz. Mahkeme, yargılamanın durumunu ve sanığın hazır bulunmasının gerekip gerekmediğini değerlendirir.
  • Savunma hakkı korunmalıdır: Sanığın yokluğunda yürütülecek işlemlerin savunma hakkını etkisiz hâle getirmemesi gerekir.

Sanığın sorgusu yapılmadan bağışık tutulması mümkün müdür?

CMK 196/1’in açık düzenlemesi gereğince duruşmadan bağışık tutulmanın temel şartı, sanığın mahkemece sorgusunun yapılmış olmasıdır.

Burada ifade ile sorgu arasındaki ayrım önemlidir. Kolluk veya Cumhuriyet savcısı tarafından alınan ifade, CMK 2 anlamında sorgu değildir. Sorgu, hâkim veya mahkeme tarafından gerçekleştirilen işlemdir.

Bu nedenle sanığın yalnızca karakolda ya da savcılıkta ifade vermiş olması, duruşmadan bağışık tutulması için yeterli kabul edilmez.

Kanunda öngörülen istinabe veya görüntülü ve sesli iletişim yöntemiyle hukuka uygun biçimde gerçekleştirilen mahkeme sorgusu ise koşullarına göre bu şartın karşılanmasını sağlayabilir.

Sanığın sorgusu yapılmadan hangi kararların verilebileceği, CMK 193/2 ve diğer özel hükümler çerçevesinde ayrıca değerlendirilir. Bu konu hakkında sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulması başlıklı incelemeden yararlanılabilir.

Avukat sanığın yerine vareste tutulma talebinde bulunabilir mi?

Evet. CMK 196/1, sanığın bu konuda yetkili kıldığı müdafiinin de talepte bulunabileceğini düzenlemektedir.

Ancak müdafiin yalnızca dosyada görev yapıyor olması ile sanık tarafından duruşmadan bağışık tutulma konusunda yetkilendirilmiş olması aynı şey değildir.

Kanun, müdafiin bu hususta sanık tarafından yetkili kılınmasını aramaktadır. Yetkilendirmenin varlığı ve kapsamı dosyadan anlaşılabilmelidir. Her olayda noterlikçe düzenlenmiş ayrı bir özel vekâletname gerektiği şeklinde genel bir kural ise CMK 196/1’de bulunmamaktadır.

Sanığın iradesinin açık biçimde ortaya konulması, sonradan doğabilecek savunma hakkı tartışmalarının önlenmesi bakımından önemlidir.

Duruşmadan Vareste Tutulma Talebi Nasıl Yapılır?

Sanık veya bu konuda yetkilendirilmiş müdafii, yargılamayı yürüten ceza mahkemesine başvurarak duruşmalardan bağışık tutulmayı isteyebilir.

Başvuru, duruşma sırasında sözlü olarak yapılabileceği gibi mahkemeye sunulacak yazılı bir dilekçeyle de gerçekleştirilebilir. Sözlü talebin duruşma tutanağına geçirilmesi gerekir.

Yazılı başvuruda özellikle şu hususlara yer verilmesi uygun olur:

  • Davaya bakan mahkemenin adı ve dosyanın esas numarası.
  • Sanığın kimlik bilgileri.
  • Sanığın hangi oturumda veya hangi usulle sorgusunun yapıldığı.
  • Duruşmadan bağışık tutulma isteğinin açık ifadesi.
  • Talebin dayanağı olan CMK 196/1 hükmü.
  • Varsa sağlık, ikamet, çalışma veya ulaşım koşullarına ilişkin açıklamalar.
  • Sanık yerine müdafi başvuruyorsa buna ilişkin yetkilendirme.

CMK 196/1 kapsamında sanığın mutlaka hastalık, şehir dışında yaşama veya benzeri bir mazeret göstermesi şart değildir. Bununla birlikte talebin nedenlerinin açıklanması, mahkemenin takdirini kullanırken somut koşulları değerlendirmesine yardımcı olabilir.

Talebin kabul edilip edilmediği mutlaka kontrol edilmelidir. Yalnızca dilekçe verilmiş olması, sanığa duruşmaya gitmeme hakkı kazandırmaz.

Başvurunun değerlendirilmesi sırasında sorgunun usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, sanığın iradesi ve sonraki oturumlarda savunma haklarının nasıl korunacağı önem taşır. Bu yönüyle ceza duruşmalarında savunmanın usule uygun yürütülmesi, yalnızca duruşmaya katılma yükümlülüğünü değil, sanığın yargılamaya etkili katılma imkânlarını da ilgilendirir.

Mahkeme Vareste Tutulma Talebini Reddedebilir mi?

Evet. CMK 196/1, mahkemeye sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilme yetkisi vermektedir. Bu nedenle şartları taşıyan her talebin kabul edilmesi zorunlu değildir.

Mahkeme, dosyanın özelliklerine göre sanığın sonraki oturumlarda şahsen hazır bulunmasını gerekli görebilir.

Örneğin sanığın açıklamasını gerektiren yeni bir delilin ortaya çıkması, önceki savunmasının açıklığa kavuşturulması ihtiyacı veya yüz yüze değerlendirilmesi gereken bir hususun bulunması mahkemenin kararında etkili olabilir.

Ancak mahkemenin takdir yetkisi keyfî değildir. Kararın somut yargılama ihtiyacıyla bağlantılı olması ve savunma hakkı gözetilerek verilmesi gerekir.

Talep reddedilmişse sanık, yalnızca başvurmuş olmasına güvenerek duruşmaya katılmaktan kaçınmamalıdır. Mazeretsiz yokluğun sonuçları, CMK 193 ve 199 hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.

Vareste Tutulan Sanık Sonraki Duruşmalara Katılmak Zorunda mı?

Mahkeme sanığı duruşmadan bağışık tutmuşsa kararın kapsamına giren oturumlara şahsen katılması kural olarak gerekmez. Ancak bağışıklık kararı, sanığın sonraki aşamalarda hiçbir şekilde duruşmaya çağrılamayacağı anlamına gelmez.

CMK 199 uyarınca mahkeme, sanığın hazır bulunmasına ve gerektiğinde zorla getirme kararı veya yakalama emriyle getirilmesine her zaman karar verebilir.

Dolayısıyla mahkeme, daha önce sanığı duruşmadan bağışık tutmuş olsa bile yargılamanın ilerleyen aşamalarında hazır bulunmasını isteyebilir.

Ayrıca bağışık tutulma kararı, sanığın duruşmalara katılma hakkının ortadan kalkması anlamına da gelmez. Sanık, savunma hakkını kullanmak amacıyla sonraki oturumlara katılmayı talep edebilir.

Özellikle yeni delillerin tartışılması, tanık beyanlarının değerlendirilmesi ve esas hakkındaki görüşe karşı açıklama yapılması aşamalarında sanığın duruşmaya katılma talebinin önemi artabilir.

Başka Şehirdeki Sanığın İstinabe Yoluyla Sorgusu Nasıl Yapılır?

CMK 196/2, belirli şartlarla sanığın başka bir mahkeme aracılığıyla sorgulanmasına olanak tanımaktadır. Bu yönteme istinabe denir.

İstinabe, davaya bakan mahkemenin başka bir yargı çevresindeki mahkemeden belirli bir adli işlemi yerine getirmesini istemesidir.

Sanığın istinabe suretiyle sorgulanmasında önemli bir ceza sınırı bulunmaktadır:

Alt sınırı beş yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda CMK 196/2 uyarınca istinabe yoluyla sorgu yapılamaz.

Bu sınır, suç için kanunda öngörülen hapis cezasının alt sınırına ilişkindir. Yargılama sonunda verilmesi beklenen cezanın veya olası indirimlerden sonraki cezanın beş yıldan az olabileceği düşüncesi tek başına belirleyici değildir.

İstinabe yoluyla sorguda şu usul kuralları uygulanır:

  • Sorgu günü Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine bildirilir.
  • Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması kanunen zorunlu değildir. Ancak diğer zorunlu müdafilik hükümleri saklıdır.
  • Sorgudan önce sanığa, savunmasını davaya bakan esas mahkemesi huzurunda yapmak isteyip istemediği sorulur.
  • Sanığın sorgusunda CMK 147’deki usul güvencelerine uyulur.
  • İstinabe yoluyla düzenlenen sorgu tutanağı duruşmada okunur.

Özellikle sanığın esas mahkemesi huzurunda savunma yapmak isteyip istemediğinin sorulması, duruşmada hazır bulunma hakkının korunması bakımından önemlidir.

Buradaki beş yıllık sınır ile duruşmadan bağışık tutulmanın şartları karıştırılmamalıdır. CMK 196/1’de bağışık tutulma bakımından aynı şekilde düzenlenmiş bir ceza alt sınırı bulunmaz. Beş yıllık sınırlama, ikinci fıkradaki istinabe yoluyla sorgu usulüne ilişkindir.

SEGBİS ile Duruşmaya Katılmak Vareste Tutulmak mıdır?

Hayır. SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılım ile duruşmadan bağışık tutulma farklı usul kurumlarıdır.

SEGBİS uygulamasında sanık, duruşma salonunda fiziksel olarak bulunmasa da görüntülü ve sesli iletişim yoluyla duruşmaya katılır. Beyanda bulunabilir ve teknik imkânların elverdiği ölçüde yargılama işlemlerini takip edebilir.

Vareste tutulmada ise sanık, mahkeme kararıyla belirlenen oturumlara bizzat katılma yükümlülüğünden bağışık tutulmaktadır.

CMK 196/4 uyarınca hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, yurt içinde bulunan sanığın sorgusunun veya duruşmaya katılımının aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğiyle gerçekleştirilmesine karar verilebilir.

SEGBİS kullanımında zorunluluk ve ölçülülük koşullarının değerlendirilmesi gerekir. Sanığın fiziksel olarak duruşmaya katılmak istemesine rağmen uzaktan katılımın tercih edilmesi, somut gerekçelerle açıklanmalıdır.

Bu konuya ilişkin teknik ve hukuki ayrımlar SEGBİS ile duruşmaya katılma başlıklı makalede ayrıca incelenmektedir.

Tutuklu veya Hastanede Bulunan Sanık Duruşmadan Bağışık Tutulabilir mi?

CMK 196/5, hastalık, disiplin önlemi veya zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki hastaneye ya da tutukevine nakledilmiş sanıklar bakımından özel bir düzenleme içermektedir.

Bu hükme göre sanığın sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlara getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.

Burada iki husus özellikle önemlidir:

  • Sanığın sorgusu önceden gerçekleştirilmiş olmalıdır.
  • Mahkeme, ilgili oturumda sanığın hazır bulundurulmasına gerek görmemelidir.

Sanığın tutuklu olması tek başına bütün duruşmalardan bağışık tutulmasını gerektirmez. Tutukluluk, sanığın yargılamaya etkin biçimde katılma hakkını ortadan kaldırmaz.

Tutuklu sanığın duruşmaya uzaktan katılmasıyla ilgili özel sorunlar, tutuklu sanığın SEGBİS ile duruşmaya katılması kapsamında ayrıca ele alınmalıdır.

Yurt Dışında Yaşayan Sanık Duruşmadan Vareste Tutulabilir mi?

Yurt dışında yaşayan sanık da şartları varsa CMK 196/1 uyarınca duruşmadan bağışık tutulmayı isteyebilir. Ancak yurt dışında ikamet etmek kendiliğinden bağışıklık sağlamaz.

CMK 196/6, yurt dışında bulunan sanığın belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zor olduğu durumlar için ayrıca bir imkân öngörmektedir.

Buna göre sanığın duruşma tarihinden önce ayrıca duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir.

Bu usulün uygulanmasında sanığın bulunduğu ülke, adli yardımlaşma imkânları, savunmasını hangi şekilde yapmak istediği ve ilgili uluslararası düzenlemeler göz önünde bulundurulur.

Yurt dışında bulunma gerekçesiyle yapılacak işlemlerde sanığın savunma hakkı ve esas mahkemesi huzurunda dinlenme isteği ihmal edilemez.

Duruşmadan Vareste Tutulma ile Sanığın Yokluğunda Yargılama Arasındaki Fark Nedir?

Sanığın duruşmadan bağışık tutulması, sanığın yokluğunda yargılamaya izin verilen durumlardan biridir. Ancak sanığın yokluğunda yargılama yapılabilmesi yalnızca CMK 196 ile sınırlı değildir.

Örneğin:

  • CMK 193/2: Toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sanığın sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.
  • CMK 194/2: Önceden sorgusu yapılan sanık duruşmadan savuşur veya sonraki oturuma gelmezse, mahkeme artık hazır bulunmasını gerekli görmediğinde dava yokluğunda bitirilebilir.
  • CMK 195: Suç yalnız veya birlikte adli para cezasını veya müsadereyi gerektiriyorsa, kanunda belirtilen davetiye koşuluna uyularak sanık gelmese de duruşma yapılabilir.
  • CMK 196/1: Önceden sorgusu yapılan sanık, kendisinin veya yetkilendirdiği müdafiinin talebi üzerine mahkemece duruşmadan bağışık tutulabilir.

Dolayısıyla sanığın mazeretsiz olarak duruşmaya katılmaması ile mahkeme kararıyla duruşmadan bağışık tutulması aynı hukuki sonucu doğuran işlemler değildir.

Diğer yokluk hâlleri ve bunların hüküm verilmesine etkisi için sanığın yokluğunda ceza davası görülmesi konusuna bakılabilir.

Duruşmadan Bağışık Tutulan Sanık Hakkında Mahkûmiyet Kararı Verilebilir mi?

Evet. Sanığın usulüne uygun olarak sorgulanmış ve duruşmadan bağışık tutulmuş olması hâlinde mahkeme, yargılama sonunda hukuki koşulları oluşmuşsa sanığın yokluğunda mahkûmiyet kararı verebilir.

Ancak duruşmadan bağışık tutulma kararı verilmesi, mahkemenin savunma hakkına ilişkin diğer yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.

Sanığın aleyhine ileri sürülen deliller hakkında bilgi sahibi olabilmesi, bunlara karşı açıklama yapabilmesi ve savunmasını etkili şekilde sürdürebilmesi gerekir.

CMK 216/3 uyarınca hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir. Sanık usulüne uygun şekilde duruşmadan bağışık tutulmuş ve hüküm oturumunda hazır bulunmamışsa bu durum tek başına son söz kuralının ihlal edildiği anlamına gelmez. Buna karşılık sanık duruşmada hazırsa son söz hakkının kullandırılması gerekir.

Sanığın duruşmadan bağışık tutulmayı istemiş olması, mahkûmiyet kararına karşı istinaf veya şartları varsa temyiz başvurusunda bulunma hakkından vazgeçtiği anlamına da gelmez.

Anayasa Mahkemesinin Duruşmadan Bağışık Tutulma ve İstinabe Hakkındaki Kararı

Anayasa Mahkemesinin 10.09.2025 tarihli, E.2024/217, K.2025/180 sayılı kararı, CMK 196 kapsamında istinabe yoluyla sorgu yapılması ile duruşmada hazır bulunma hakkı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi bakımından önemlidir.

Anayasa Mahkemesi, sanığın duruşmada hazır bulunma hakkının adil yargılanma hakkıyla bağlantılı olduğunu ve bu haktan feragatin belirli güvencelere bağlı olduğunu açıklamıştır.

Kararda özellikle şu ilkeler üzerinde durulmuştur:

  • Sanığın duruşmada hazır bulunma hakkından feragat iradesi kesin ve tereddütsüz biçimde ortaya konulmalıdır.
  • Feragatin sonuçları sanık bakımından makul ve öngörülebilir olmalıdır.
  • Sanığa savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve imkânlar tanınmalıdır.
  • Suçlamanın ve delillerin içeriğinden haberdar olma ve müdafi yardımından yararlanma gibi usul güvenceleri korunmalıdır.
  • Sanığın sorgusu yapılmadan yargılamanın mahkûmiyetle sonuçlandırılması, kanuni istisnalar saklı kalmak üzere mümkün değildir.

Anayasa Mahkemesi bu değerlendirmeler sonucunda CMK 196’nın ikinci ve üçüncü fıkralarının ve altıncı fıkrasındaki istinabeye ilişkin ibarenin Anayasa’ya aykırı olmadığına karar vermiştir.

Bu karar, istinabe yönteminin her olayda otomatik olarak uygulanabileceği veya sanığın duruşmaya şahsen katılma taleplerinin gerekçesiz reddedilebileceği anlamına gelmez. Uygulamada kanuni koşulların ve savunma güvencelerinin somut dosyada sağlanması gerekir.

Vareste Tutulma Talebinin Reddine Karşı Ne Yapılabilir?

CMK 196/1, vareste tutulma talebinin reddi bakımından özel bir itiraz yolu düzenlememektedir.

CMK 267’ye göre mahkeme kararlarına karşı itiraz, kanunun gösterdiği hâllerde mümkündür. Bu nedenle vareste tutulma talebinin reddine karşı her durumda bağımsız bir itiraz yolu bulunduğu kabul edilmemelidir.

Sanık veya müdafii, talebin yeniden değerlendirilmesini isteyebilir. Talebin reddinin savunma hakkını etkilediği düşünülüyorsa bu durumun gerekçeleriyle birlikte tutanağa geçirilmesi ve gerekli usuli başvuruların yapılması önemlidir.

Yargılama sonunda kanun yoluna tabi bir hüküm verilirse, duruşmaya katılımın hukuka aykırı biçimde sınırlandırıldığı iddiası istinaf başvurusunda ileri sürülebilir.

CMK 273/1 uyarınca istinaf başvurusu için genel süre, gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki haftadır. Başvuru imkânı ve uygulanacak özel veya geçiş hükümleri somut karara göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Duruşmadan Vareste Tutulma Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Sanık duruşmadan vareste tutulursa avukatı duruşmaya katılabilir mi?

Evet. Sanığın duruşmadan bağışık tutulması, müdafiinin duruşmaya katılmasını engellemez. Müdafi, savunma kapsamında açıklama yapabilir, delil taleplerinde bulunabilir ve usul işlemlerine katılabilir. Zorunlu müdafiliğe ilişkin hükümler ayrıca saklıdır.

Beş yıldan fazla hapis cezası gerektiren davalarda vareste tutulma mümkün müdür?

CMK 196/1’de duruşmadan bağışık tutulma için belirli bir ceza alt sınırı öngörülmemiştir. Ancak CMK 196/2’ye göre alt sınırı beş yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda istinabe suretiyle sorgu yapılamaz. İki düzenleme birbirinden ayrılmalıdır.

Vareste tutulma kararı olmadan sanık duruşmaya gitmezse ne olur?

Sanığın geçerli bir mazereti veya yokluğunda duruşma yapılmasına izin veren kanuni bir durum bulunmuyorsa, CMK 193 uyarınca duruşmaya katılmamasının sonuçları gündeme gelir. Mahkeme zorla getirme kararı verebilir. Ayrıntılı açıklama için duruşmaya gitmeyen sanık hakkındaki işlemler incelenebilir.

Vareste tutulan sanık yeniden duruşmaya çağrılabilir mi?

Evet. CMK 199 gereğince mahkeme, sanığın hazır bulunmasını her zaman isteyebilir. Daha önce verilen bağışıklık kararı, mahkemenin sanığı sonraki oturumlara çağırma yetkisini ortadan kaldırmaz.

Sanık ilk duruşmada vareste tutulmayı isteyebilir mi?

Evet. Ancak CMK 196/1 kapsamında talebin kabul edilebilmesi için öncelikle sanığın sorgusunun yapılmış olması gerekir. İlk duruşmada sorgu tamamlandıktan sonra sonraki oturumlardan bağışık tutulma talebinde bulunulabilir. Duruşmanın başlangıcındaki işlemler hakkında ceza davasının ilk duruşması başlıklı rehberden yararlanılabilir.

Vareste tutulma sanığın davayı kaybettiği veya suçlamayı kabul ettiği anlamına gelir mi?

Hayır. Duruşmadan bağışık tutulma bir usul kararıdır. Sanığın suçu kabul ettiği, mahkûm olduğu veya savunma ve kanun yolu haklarından bütünüyle vazgeçtiği anlamına gelmez. Suçlamanın ispatı ve hükmün niteliği, dosyadaki hukuka uygun delillere göre belirlenir.

Sonuç: Duruşmadan Bağışık Tutulmada Nelere Dikkat Edilmelidir?

CMK 196 kapsamında duruşmadan vareste tutulma, sorgusu yapılmış sanığın mahkeme kararıyla sonraki duruşmalara şahsen katılmamasına olanak sağlar. Ancak sanığın veya yetkilendirdiği müdafiinin talebi tek başına yeterli değildir; mahkemenin bu yönde karar vermesi gerekir.

Uygulamada sanığın sorgusunun yapılıp yapılmadığı, bağışıklık kararının kapsamı, yeni duruşmalara çağrılma durumu ve savunma haklarının korunması birlikte değerlendirilmelidir. İstinabe, SEGBİS ve sanığın yokluğunda yargılama hükümlerinin birbirine karıştırılmaması, hem sanık hem de müdafi bakımından önem taşır.

Yazar: Avukat Fatih Sefer