Duruşmaya Gitmeyen Sanık Hakkında Ne Olur?

Ceza davasında duruşmaya gitmeyen sanık hakkında, mazeretinin bulunup bulunmadığına ve dosyanın durumuna göre zorla getirme kararı veya yakalama emri verilebilir. Ancak duruşmaya katılmamak, sanığın kendiliğinden tutuklanacağı ya da hakkında mahkûmiyet kararı verileceği anlamına gelmez. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 193. maddesine göre, kanunda belirtilen istisnalar dışında sanığın duruşmada hazır bulunması gerekir. CMK 199 ise mahkemeye, sanığın hazır bulunmasını sağlamak amacıyla zorla getirme kararı veya yakalama emriyle getirilmesine karar verme yetkisi tanır.

Sanığın duruşmaya gelmemesinin hukuki sonuçları değerlendirilirken çağrı kâğıdının usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, geçerli mazeret bulunup bulunmadığı, sanığın daha önce sorgusunun yapılıp yapılmadığı ve mahkemenin hazır bulunmasını gerekli görüp görmediği birlikte incelenmelidir.

Sanığın Ceza Davasında Duruşmaya Katılması Zorunlu mudur?

CMK 193/1 uyarınca temel kural, sanığın duruşmada hazır bulunmasıdır. Kanunun ayrık tuttuğu hâller dışında hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamaz. Gelmemesinin geçerli nedeni bulunmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir.

Sanığın duruşmada bulunması yalnızca mahkemenin kendisine yönelteceği sorulara cevap vermesi için öngörülmüş değildir. Bu hak ve yükümlülük, suçlamayı öğrenmesi, deliller hakkında açıklama yapabilmesi, tanık beyanlarına karşı savunmasını sunabilmesi ve yargılamaya etkili biçimde katılabilmesiyle de ilgilidir.

Bununla birlikte sanığın her duruşmaya şahsen katılması gerektiği söylenemez. Daha önce sorgusu yapılmış sanığın belirli şartlarda duruşmadan bağışık tutulması, kanunda öngörülen bazı işlerde yokluğunda duruşma yapılması veya mahkemenin uygun gördüğü koşullarda görüntülü ve sesli iletişim yoluyla katılım sağlanması mümkündür.

Duruşma çağrısının usulüne uygun yapılması gerekir

CMK 176 uyarınca iddianame, çağrı kâğıdıyla birlikte sanığa tebliğ edilir. Tutuklu olmayan sanığa gönderilen çağrı kâğıdında, mazereti olmaksızın gelmediğinde zorla getirileceği belirtilir. Çağrı kâğıdının tebliği ile duruşma günü arasında en az bir hafta bulunmalıdır.

Telefon, elektronik posta veya benzeri iletişim araçlarıyla duruşma tarihinin bildirilmesi de mümkündür. Ancak CMK 176/1 gereğince bu bildirimlere çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar uygulanmaz. Dolayısıyla sanığın duruşmaya gelmemesinin sonuçları değerlendirilirken yalnızca duruşma tarihinden haberdar olup olmadığı değil, kanuni çağrı ve tebligat işlemlerinin yerine getirilip getirilmediği de araştırılmalıdır.

Sanık İlk Duruşmaya Gitmezse Ne Olur?

Sanığın ilk duruşmaya gelmemesi hâlinde mahkeme öncelikle dosyanın durumunu, tebligat işlemlerini ve varsa bildirilen mazereti değerlendirir.

Uygulamada şu sonuçlar ortaya çıkabilir:

  • Duruşma ertelenebilir: Sanığın sorgusunun yapılması gerekiyorsa ve yokluğunda işlem yapılmasına olanak tanıyan bir istisna bulunmuyorsa yeni duruşma günü belirlenebilir.
  • Zorla getirme kararı verilebilir: Usulüne uygun çağrılmasına rağmen geçerli mazereti olmaksızın gelmeyen sanığın kolluk aracılığıyla mahkemeye getirilmesine karar verilebilir.
  • Yakalama emri düzenlenebilir: CMK 199 kapsamında mahkeme, sanığın hazır bulunmasını sağlamak için yakalama emriyle getirilmesine karar verebilir.
  • Mazeret değerlendirilebilir: Sanığın sunduğu sağlık raporu veya başka bir engeli gösteren belge incelenerek duruşmaya katılamamasının haklı olup olmadığı belirlenebilir.
  • Kanuni istisna uygulanabilir: CMK 193/2 veya 195 gibi hükümler kapsamına giren bir durumda sanık bulunmadan yargılamaya devam edilmesi mümkün olabilir.

Bu nedenle ilk duruşmaya gitmeyen her sanık hakkında aynı işlem yapılmaz. Özellikle sanığın sorgusu henüz gerçekleştirilmemişse, hakkında mahkûmiyet kararı verilmesine yönelik yargılamanın kanunda öngörülen savunma güvencelerine uygun yürütülmesi gerekir.

İlk oturumdaki işlemler ve duruşmanın olağan akışı hakkında ayrıca ceza davasında ilk duruşma başlıklı yazı incelenebilir.

Duruşmaya Gitmeyen Sanık Hakkında Zorla Getirme Kararı Verilir mi?

Evet. CMK 193/1 uyarınca geçerli bir neden olmaksızın duruşmaya gelmeyen sanığın zorla getirilmesine karar verilir. CMK 199 ise mahkemenin, sanığın hazır bulunmasını ve zorla getirme kararı veya yakalama emriyle getirilmesini her zaman kararlaştırabileceğini düzenler.

Zorla getirme kararı, sanığın suçlu olduğu anlamına gelmez. Bu işlem, ceza yargılamasında gerekli görülen hazır bulunma yükümlülüğünün yerine getirilmesini sağlamaya yöneliktir.

CMK 146’da zorla getirmenin usulü düzenlenmiştir. Kararda sanığın kimliği, ilgili suç ve zorla getirme nedenleri belirtilir. Kararın bir örneği sanığa verilir. Zorla getirilen kişi derhâl, buna olanak bulunmadığında yol süresi hariç en geç yirmi dört saat içinde ilgili hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı önüne götürülerek sorguya çekilir veya ifadesi alınır.

Zorla getirme işlemiyle ilgili kararın şartları, uygulanması ve başvuru imkânları hakkında zorla getirme kararına ilişkin ayrıntılı açıklamalar ayrıca değerlendirilmelidir.

Duruşmaya Gitmeyen Sanık Hakkında Yakalama Emri Çıkar mı?

CMK 199 gereğince mahkeme, gerekli gördüğünde sanığın yakalama emriyle getirilmesine karar verebilir. Bununla birlikte duruşmaya bir kez katılmamış olmak, kendiliğinden yakalama emri düzenlendiği anlamına gelmez.

Mahkemenin değerlendirmesinde sanığın daha önceki çağrılara uyup uymadığı, sorgusunun yapılıp yapılmadığı, kendisine ulaşılabilirliği ve duruşmada hazır bulunmasının gerekliliği önem taşıyabilir.

Yakalama emri ile tutuklama kararı aynı işlem değildir. Yakalama emri, kişinin yetkili adli merci önüne çıkarılmasını sağlamaya yönelik olabilir. Tutuklama ise ayrıca kanunda belirtilen koşulların gerçekleşmesini ve yetkili merciin bu konuda karar vermesini gerektiren bir koruma tedbiridir.

Dolayısıyla duruşmaya katılmadığı için yakalama emriyle getirilen sanık hakkında mutlaka tutuklama kararı verileceği söylenemez.

Yakalama emrinin varlığı, devamı ve kaldırılması ayrı bir hukuki değerlendirme gerektirir. Bu konuda yakalama emrinin kaldırılması ve başvuru yolları hakkındaki yazıdan yararlanılabilir.

Duruşmaya Gidemeyen Sanık Nasıl Mazeret Bildirmelidir?

Sanığın hastalık, zorunlu sağlık müdahalesi, beklenmeyen ulaşım engeli veya başka ciddi bir nedenle duruşmaya katılamaması mümkündür. Ancak ileri sürülen her nedenin mahkeme tarafından geçerli mazeret kabul edilmesi zorunlu değildir.

Mazeretin mümkün olduğunca duruşmadan önce, gerekçesi ve varsa destekleyici belgelerle birlikte mahkemeye bildirilmesi uygun olur. Engelin önceden bildirilmesi mümkün olmamışsa durum öğrenildiğinde veya engel ortadan kalktığında gecikmeden açıklama yapılmalıdır.

Sağlık raporu duruşmaya gitmemek için yeterli midir?

Sağlık raporu, hastalık nedeniyle duruşmaya katılamamanın değerlendirilmesinde önemli bir belgedir. Bununla birlikte raporun bulunması her durumda mazeretin kabulünü gerektirmez.

Mahkeme, raporun içeriğini, hangi tarihleri kapsadığını ve bildirilen rahatsızlığın duruşmaya katılmaya gerçekten engel olup olmadığını değerlendirebilir.

Bu nedenle yalnızca hastalığın ileri sürülmesi yerine, katılımı engelleyen somut durumun açıklanması ve mümkünse tıbbi belgelerle desteklenmesi önemlidir.

Mazeret kabul edilirse zorla getirme kararı verilir mi?

CMK 193/1’de zorla getirme, sanığın gelmemesinin geçerli nedeni bulunmamasıyla ilişkilendirilmiştir. Dolayısıyla geçerli mazeretin mahkemece kabul edilmesi, o duruşmaya gelmeme nedeniyle zorla getirme uygulanmasının değerlendirilmesinde belirleyicidir.

Ancak geçmişte verilmiş bir zorla getirme veya yakalama kararı bulunuyorsa, yalnızca mazeret dilekçesi sunulmuş olması kararın kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Kararın güncel durumu ayrıca kontrol edilmelidir.

Sanık Duruşmaya Gitmezse Yokluğunda Karar Verilebilir mi?

CMK 193/2 uyarınca, sanık hakkında toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa bile dava sanığın yokluğunda bitirilebilir.

28 Mart 2023 tarihli 7445 sayılı Kanun’la değiştirilen bu hüküm özellikle önemlidir. Mevcut düzenleme, sorgusu yapılmamış sanığın yokluğunda davanın bitirilebilmesini bütün hüküm türleri bakımından sınırsız biçimde kabul etmemektedir.

Örneğin toplanan delillere göre beraat kararı verilmesi gerekiyorsa, CMK 193/2 kapsamında sanığın sorgusu yapılmadan davanın sonuçlandırılması mümkün olabilir. Buna karşılık mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı veya güvenlik tedbiri kararları bu fıkradaki istisna kapsamında değildir.

Ayrıca CMK 195, suçun yalnız veya birlikte adli para cezasını ya da müsadereyi gerektirdiği hâllerde sanık gelmese de duruşma yapılmasına izin vermektedir. Bu durumda sanığa gönderilecek davetiyede, gelmese bile duruşmanın yapılacağı belirtilmelidir.

Sanığın daha önce sorgulanmış olması ve sonraki oturuma katılmaması da ayrı değerlendirilir. CMK 194/2’ye göre sanık duruşmadan ayrılır veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorgulanmış ve mahkeme artık hazır bulunmasını gerekli görmüyorsa dava yokluğunda bitirilebilir.

Bu istisnaların kapsamı ve hangi şartlarda hüküm kurulabileceği, sanığın yokluğunda ceza davası görülmesi konusunun temelini oluşturur.

Sanık Yerine Avukatı Duruşmaya Katılabilir mi?

CMK 197’ye göre sanık hazır bulunmasa bile müdafii bütün oturumlarda hazır bulunma yetkisine sahiptir. Ancak müdafiin duruşmaya katılması, sanığın şahsen hazır bulunma yükümlülüğünü her durumda ortadan kaldırmaz.

Mahkeme sanığın sorgusunu yapmak veya başka bir nedenle hazır bulunmasını gerekli görüyorsa, müdafiin duruşmaya gelmiş olması sanığın getirilmesine karar verilmesini engellemez.

Buna karşılık sanığın daha önce sorgusu yapılmışsa ve CMK 196 kapsamındaki koşullar varsa, sanığın duruşmalardan bağışık tutulması talep edilebilir. Bağışık tutulma kendiliğinden gerçekleşmez; mahkemenin bu konuda karar vermesi gerekir.

Sanığın yokluğunda işlem yapılıp yapılamayacağının belirlenmesi bakımından çağrı kâğıtları, duruşma tutanakları, mazeret dilekçeleri ve önceki savunma işlemlerinin incelenmesi önemlidir. Bu belgelerin birlikte değerlendirilmesi, ceza davasında duruşmaya katılım ve savunma haklarının hukuki takibi açısından da gereklidir.

Sanık Duruşmaya Gitmeden SEGBİS ile Katılabilir mi?

CMK 196/4 kapsamında hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılarak yurt içinde bulunan sanığın sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına karar verilebilir.

Bu yöntem, sanığın duruşmaya katılımının sağlanmasına yönelik bir imkândır. Bununla birlikte sanığın yalnızca talepte bulunması, mahkemenin mutlaka SEGBİS yoluyla katılıma izin vermesini gerektirmez.

Sanığın bizzat duruşma salonunda bulunma hakkı ile görüntülü ve sesli katılım yöntemi arasındaki tercih, somut davanın özellikleri ve savunma hakkı dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

Uygulamanın ayrıntıları için SEGBİS ile duruşmaya katılımın şartları ve sınırları incelenebilir.

Duruşmaya Gitmeyen Sanığın Savunma Hakkı Nasıl Korunur?

Sanığın duruşmada hazır bulunmasına ilişkin kuralların amacı, yalnızca yargılamanın ilerlemesini sağlamak değildir. Sanığın suçlamaya karşı açıklamada bulunabilmesi ve hükme etki edebilecek delilleri tartışabilmesi de korunmaktadır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 26.10.2021 tarihli, 2019/4509 E. ve 2021/19755 K. sayılı kararında; kanuni istisnalar dışında sanığın sorgusu yapılmadan mahkûmiyet kararı verilmesinin savunma hakkını kısıtladığı değerlendirilmiştir.

Karar, sanığın duruşmada hazır bulunması ile sorgusunun yapılmasının savunma hakkı bakımından önemini göstermektedir. Bununla birlikte bu kararın verildiği tarihten sonra CMK 193/2’nin 7445 sayılı Kanun’la değiştirildiği dikkate alınmalıdır. Güncel uygulamada yürürlükteki istisnalar ayrıca değerlendirilmelidir.

Anayasa Mahkemesinin Şehrivan Çoban başvurusunda (B. No: 2017/22672, 06.02.2020) da duruşmada hazır bulunma hakkının, savunmanın etkili biçimde kullanılabilmesiyle bağlantısı vurgulanmıştır. Sanığın fiziken hazır bulunmasının sınırlandırıldığı durumlarda işlemin gerekliliği ve yargılamanın bütünü bakımından adilliği önem taşır.

Bu nedenle sanığın duruşmaya gelmemesi, savunma hakkının bütünüyle ortadan kalktığı şeklinde yorumlanamaz. Buna karşılık sanık da duruşmaya katılmamasının hukuki sonuçlarını göz ardı etmemelidir.

Duruşmaya Katılmayan Sanık Hangi Başvuruları Yapabilir?

Duruşmaya katılamayan veya hakkında zorla getirme kararı verilen sanık açısından öncelikle kararın niteliğinin belirlenmesi gerekir. Mazeret bildirme, zorla getirme kararının yeniden değerlendirilmesini isteme, yakalama emrine ilişkin başvuru ve hükme karşı kanun yoluna başvurma farklı usullere tabidir.

Sanık hazır bulunmaksızın duruşma yapılmışsa CMK 198’de özel bir eski hâle getirme düzenlemesi bulunmaktadır. Buna göre sanık, mahkemenin karar ve işlemlerinin kendisine tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde, sürenin geçmesinden doğan sonuçları gidermek amacıyla kanuni nedenlere dayanarak eski hâle getirme isteyebilir.

Ancak sanık kendi istemi üzerine duruşmadan bağışık tutulmuş veya müdafii aracılığıyla temsil edilmek yetkisini kullanmışsa CMK 198’deki bu imkândan yararlanamaz.

Bu düzenleme, verilen her kararın kendiliğinden ortadan kaldırılabileceği anlamına gelmez. Kararın türü, tebliğ tarihi, sürenin geçmesine neden olan durum ve kullanılabilecek kanun yolları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Duruşmayı Kaçıran Sanık Ne Yapmalıdır?

Sanığın duruşma tarihini kaçırdığını öğrendiğinde yapacağı ilk işlem, dosyada hangi kararın verildiğini belirlemek olmalıdır.

  1. Duruşma tutanağını incelemelidir: Mahkemenin yeni duruşma günü verip vermediği, zorla getirme kararı veya yakalama emri düzenleyip düzenlemediği belirlenmelidir.
  2. Tebligat durumunu kontrol etmelidir: Duruşmaya çağrının hangi adrese ve hangi usulle yapıldığı incelenmelidir.
  3. Mazeretini belgelemelidir: Katılımı engelleyen haklı bir neden varsa bunu gösteren belgelerle birlikte mahkemeye açıklama sunulmalıdır.
  4. Karara uygun hukuki başvuruyu değerlendirmelidir: Mevcut kararın niteliğine göre kaldırma, yeniden değerlendirme, eski hâle getirme veya ilgili kanun yolu gündeme gelebilir.

Özellikle hakkında yakalama emri bulunan sanığın, yalnızca yeni duruşma tarihini beklemesi kararın sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Dosyadaki güncel kararın ve uygulanacak usulün değerlendirilmesi gerekir.

Sıkça Sorulan Sorular

Sanık bir kez duruşmaya gitmezse hapse girer mi?

Bir duruşmaya katılmamak tek başına hapis cezası veya tutuklama nedeni değildir. Ancak geçerli mazeret olmaksızın duruşmaya gelinmemesi zorla getirme kararı verilmesine, koşulları bulunduğunda yakalama emri düzenlenmesine yol açabilir. Tutuklama ise ayrı kanuni şartlara tabidir.

Sanık duruşmaya gitmezse dava düşer mi?

Hayır. Sanığın duruşmaya katılmaması tek başına kamu davasının düşmesine neden olmaz. Mahkeme, hazır bulunma yükümlülüğüne ilişkin işlemleri uygular veya kanunda öngörülen koşullar varsa yargılamaya devam eder. Davanın düşmesi, ayrıca kanunda belirtilen nedenlerin bulunmasına bağlıdır.

Sanık duruşmaya gitmezse avukatının gelmesi yeterli midir?

Her durumda yeterli değildir. Müdafi sanık olmadan duruşmaya katılabilir. Ancak mahkeme sanığın bizzat hazır bulunmasını gerekli görüyorsa veya sorgusunun yapılması gerekiyorsa yalnızca müdafiin katılması bu gerekliliği ortadan kaldırmaz.

Sanık başka şehirde yaşıyorsa duruşmaya gitmek zorunda mıdır?

Başka şehirde yaşamak tek başına duruşmaya katılma yükümlülüğünü kaldırmaz. Bununla birlikte CMK 196 kapsamında istinabe suretiyle sorgu, duruşmadan bağışık tutulma veya gerekli şartlarda görüntülü ve sesli iletişim yoluyla katılım gibi imkânlar değerlendirilebilir. Bu yöntemlerin uygulanması ilgili kanuni koşullara ve mahkemenin kararına bağlıdır.

Sanık duruşmaya gitmediği için verilen zorla getirme kararı kaldırılabilir mi?

Zorla getirme kararının dayandığı nedenler değişmişse veya kararın verilmesine esas alınan koşulların bulunmadığı ileri sürülüyorsa durum mahkemeye bildirilebilir ve kararın yeniden değerlendirilmesi istenebilir. Ancak yapılan başvuru, kararın kendiliğinden kaldırıldığı anlamına gelmez.

Sonuç: Duruşmaya Gitmemek Her Davada Aynı Sonucu Doğurmaz

CMK 193 ve 199 birlikte değerlendirildiğinde, ceza davasında sanığın duruşmaya katılması temel kuraldır. Usulüne uygun çağrılmasına rağmen geçerli mazereti olmadan gelmeyen sanık hakkında zorla getirme kararı verilmesi ve gerekli koşullarda yakalama emri düzenlenmesi mümkündür.

Bununla birlikte duruşmaya katılmayan sanık hakkında doğrudan tutuklama veya mahkûmiyet sonucu çıkarılamaz. Sanığın sorgusunun daha önce yapılıp yapılmadığı, duruşmadan bağışık tutulup tutulmadığı, kanuni istisnaların bulunup bulunmadığı ve savunma hakkının korunması belirleyicidir.

Bu nedenle duruşmaya katılamayan sanığın, mazeretini gecikmeden bildirmesi ve hakkında verilmiş kararları dosya üzerinden öğrenerek ilgili hukuki başvuru imkânlarını değerlendirmesi önem taşır.

Yazar: Avukat Fatih Sefer