Bir patentin geçersizliğinin mahkeme kararıyla tespiti için açılan patent hükümsüzlüğü davası, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 138. maddesinde düzenlenen sebeplere dayanır. Patent verilebilirlik şartlarının bulunmaması, buluşun yeterince açıklanmaması, başvurunun ilk kapsamının aşılması, patent isteme hakkının bulunmaması veya koruma kapsamının aşılması hâllerinde hükümsüzlük istenebilir. Kural olarak menfaati olan kişiler tarafından sicilde patent sahibi olarak kayıtlı kişiye karşı açılan bu dava, patentin koruma süresi boyunca veya hakkın sona ermesini izleyen beş yıl içinde açılabilir. Patent isteme hakkının bulunmamasına dayanan hükümsüzlük talebinde ise dava açabilecek kişiler bakımından özel sınırlama vardır.
Bir patente Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından koruma verilmiş olması, onun her koşulda geçerli kalacağı anlamına gelmez. Patent, verilmesinden sonra da kanuni geçerlilik şartları bakımından yargısal incelemeye konu olabilir. Bununla birlikte patentin hükümsüzlüğü, yalnızca patent sahibinin rakiplerine karşı dava açması veya patentli ürünün piyasada daha önce bilindiğinin ileri sürülmesiyle kendiliğinden gerçekleşmez. İlgili hükümsüzlük sebebinin somut teknik ve hukuki delillerle ortaya konulması gerekir.
Patent Hükümsüzlüğü Nedir?
Patent hükümsüzlüğü, patentin kanunda aranan geçerlilik şartlarını taşımadığının belirlenmesi üzerine patent korumasının tamamen veya ilgili istemler bakımından ortadan kaldırılmasıdır. SMK m.138, patentin hangi sebeplerle hükümsüz kılınabileceğini, kimlerin talepte bulunabileceğini ve davanın hangi süre içerisinde açılabileceğini düzenler.
Patent verilmesi aşamasında yapılan inceleme ile hükümsüzlük yargılaması aynı işlem değildir. Kurumun patent verilmesine ilişkin kararı, kanunda öngörülen şartlarla idari itiraza konu olabilir. Hükümsüzlük davasında ise mahkeme, patentin hukuki geçerliliğini ilgili hükümsüzlük sebepleri üzerinden değerlendirir.
Patent hakkına tecavüz uyuşmazlıklarında temel sorun, üçüncü kişinin fiilinin geçerli patentin koruma kapsamına girip girmediğidir. Hükümsüzlük davasında ise daha önce gelen soru, patentin hukuken geçerli olup olmadığıdır. Bu nedenle patent hakkına tecavüz davası ile hükümsüzlük davasının hukuki inceleme konuları birbirinden ayrılır.
Patent Hangi Sebeplerle Hükümsüz Kılınabilir?
SMK m.138/1, patentin hükümsüzlüğü için beş temel hukuki sebep öngörmektedir. Bunlar sınırsız bir geçersizlik değerlendirmesi yapılmasına izin vermez; hükümsüzlük talebi kanunda belirtilen sebeplerden biri veya birkaçına dayanmalıdır.
1. Patent Verilebilirlik Şartlarının Bulunmaması
SMK m.138/1-a uyarınca, patent konusu buluşun SMK m.82 ve m.83 kapsamında patent verilebilirlik şartlarını taşımaması hükümsüzlük sebebidir.
Bu incelemede özellikle aşağıdaki konular önemlidir:
- Yenilik: Buluşun, uygulanacak tarih itibarıyla tekniğin bilinen durumuna dâhil olup olmadığı.
- Buluş basamağı: İlgili teknik alandaki uzman kişi açısından buluşun, tekniğin bilinen durumundan aşikâr biçimde çıkarılıp çıkarılamayacağı.
- Sanayiye uygulanabilirlik: Buluşun tarım dâhil sanayinin herhangi bir dalında üretilebilir veya kullanılabilir nitelikte olup olmadığı.
- Patent verilemeyecek konular: Kanunun patentlenebilirlik dışında bıraktığı konu veya buluşlardan birinin söz konusu olup olmadığı.
Örneğin bir üretim mekanizması için patent alınmış olmasına rağmen aynı teknik çözümün patent başvurusundan önce kamuya erişilebilir bir teknik belgede açıklandığı ortaya konulursa, yenilik yönünden hükümsüzlük iddiası gündeme gelebilir. Ancak önceki belge ile patentin teknik özelliklerinin gerçekten örtüşüp örtüşmediği incelenmeden yalnızca ürünlerin benzerliğinden hükümsüzlük sonucu çıkarılamaz.
Patentlenebilirlik ölçütlerinin genel çerçevesi patentlenebilirlik şartları kapsamında; yenilik ile buluş basamağının özel değerlendirme yöntemleri ise ilgili ayrı konularda ele alınmaktadır.
2. Buluşun Yeterince Açıklanmamış Olması
SMK m.138/1-b, buluşun SMK m.92/1-3 hükümlerine uygun şekilde yeterince açıklanmamış olmasını hükümsüzlük sebebi olarak kabul eder.
SMK m.92/1’e göre buluş, ilgili teknik alanda uzman bir kişinin uygulayabileceği ölçüde açık ve tam olarak açıklanmalıdır. Tarifname, istemler ve gerekli çizimler birlikte değerlendirilir.
Bir patentin teknik özelliklerinin karmaşık olması tek başına açıklama yetersizliği anlamına gelmez. Belirleyici sorun, ilgili alandaki uzman kişinin patent dokümanındaki bilgilerden hareketle buluşu uygulayıp uygulayamayacağıdır.
Örneğin patent, belirli bir teknik sonucun elde edildiğini açıklıyor fakat bu sonucun gerçekleştirilmesine imkân veren zorunlu teknik bilgileri ilgili uzman kişinin buluşu uygulamasına yetecek düzeyde sunmuyorsa yeterli açıklama şartı tartışılabilir. Açıklama yetersizliği değerlendirmesi, yalnızca patent metninin kısa veya uzun olmasına indirgenemez.
3. Patent Konusunun İlk Başvuru Kapsamını Aşması
SMK m.138/1-c kapsamında, patent konusunun başvurunun ilk hâlinin kapsamını aşması hükümsüzlük sebebidir. Bölünmüş başvurular ve kanunda belirtilen diğer bağlantılı başvurular bakımından, ilgili en önceki başvurunun ilk kapsamı da önem taşır.
Patent başvurusu sürecinde yapılan değişikliklerin başlangıçta açıklanmayan yeni teknik içerik ekleyip eklemediği bu incelemenin merkezindedir.
Örneğin başlangıçta yalnızca belirli bir teknik düzenek açıklanmışken sonradan o düzenekten bağımsız, ilk başvuru belgelerinden çıkarılamayan yeni bir teknik çözüm patent kapsamına alınmışsa SMK m.138/1-c yönünden inceleme gerekebilir.
Burada asıl karşılaştırma, patentin son metni ile ilk başvuru belgeleri arasındadır. Sonradan eklenen her açıklama otomatik olarak hükümsüzlük sebebi değildir; ilk başvuruda açıklanan teknik içeriğin dışına çıkılıp çıkılmadığı değerlendirilir.
4. Patent İsteme Hakkının Gerçek Hak Sahibine Ait Olması
SMK m.138/1-ç uyarınca, patent sahibinin SMK m.109 kapsamında patent isteme hakkına sahip olmadığının ispatlanması da hükümsüzlük sebebidir.
Patent isteme hakkı kural olarak buluşu yapana veya onun haleflerine aittir. Bununla birlikte buluşçu, başvuru sahibi ve patent sahibi her zaman aynı kişi olmak zorunda değildir. Hak sahipliğinin devir, hizmet ilişkisi veya başka bir hukuki sebebe dayanıp dayanmadığı somut olayda incelenmelidir.
Bu hükümsüzlük sebebi bakımından önemli bir sınırlama bulunmaktadır: SMK m.138/3 ve m.138/6 gereğince, patent sahibinin patent isteme hakkına sahip olmadığı iddiasına dayanarak hükümsüzlük talep etme yetkisi yalnızca buluşu yapana veya onun haleflerine tanınmıştır.
Gerçek hak sahibinin patenti kendisine devrettirme veya paylı hak sahipliğinin tanınmasını isteme talepleri ise ayrı bir hukuki değerlendirme gerektirir. Bu hususlar buluş gaspı ve patent isteme hakkı davası kapsamında incelenmelidir.
5. Patentin Sağladığı Koruma Kapsamının Aşılması
SMK m.138/1-d, patentin sağladığı korumanın kapsamının aşılmasını da hükümsüzlük sebepleri arasında saymaktadır.
Bu nedenle patentin verilmesinden sonra yapılan değişiklikler veya koruma sınırına etki eden işlemler incelenirken başlangıçtaki ve değişiklik sonrasındaki istemler karşılaştırılmalıdır. Patentin sağladığı korumanın hukuken izin verilen sınırların ötesine genişletilmesi, ilgili hüküm kapsamında geçersizlik değerlendirmesine konu olabilir.
İlk başvurunun teknik açıklamasının aşılması ile patentin sağladığı korumanın genişletilmesi birbirine yakın görünse de farklı hukuki inceleme noktalarıdır. İlkinde başvuruya sonradan eklenen teknik içerik, ikincisinde patent korumasının sınırları belirleyicidir.
Patent Hükümsüzlüğü Davasını Kimler Açabilir ve Dava Kime Karşı Açılır?
SMK m.138/6 uyarınca patentin hükümsüzlüğünü menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları isteyebilir.
Menfaat değerlendirmesinde, patentin geçerliliğinin davacının hukuki durumuyla bağlantısı önemlidir. Patent nedeniyle hukuki talep veya tecavüz iddiasıyla karşılaşan bir işletme, somut olayın özelliklerine göre hükümsüzlük isteminde bulunabilir. Aynı şekilde patentin varlığının ticari faaliyetine hukuken etkide bulunduğunu ileri süren kişinin menfaati değerlendirmeye konu olabilir.
Ancak yalnızca patentin teknik açıdan yanlış verilmiş olduğunu düşünmek, her kişi bakımından sınırsız bir dava hakkı bulunduğu anlamına gelmez. Davacının kanunun aradığı sıfatı ve gerekli hâllerde hukuki menfaati mevcut olmalıdır.
Özel istisna: Patent isteme hakkının bulunmamasına dayalı hükümsüzlük iddiasını, yukarıda açıklandığı üzere yalnızca buluşu yapan veya halefleri ileri sürebilir.
Hükümsüzlük Davasında Davalı Kimdir?
SMK m.138/5 uyarınca hükümsüzlük davası, sicilde patent sahibi olarak kayıtlı kişiye karşı açılır.
Patent üzerinde sicilde hak sahibi görülen diğer kişilerin davaya katılabilmesini sağlamak amacıyla ayrıca bu kişilere tebligat yapılır. Dolayısıyla dava hazırlanırken yalnızca patent numarasının ve teknik dokümanların değil, güncel sicil kayıtlarının ve patent üzerindeki kayıtlı hakların da incelenmesi gerekir.
Patent hükümsüzlük davası, TÜRKPATENT’in idari kararına karşı açılan iptal davasıyla karıştırılmamalıdır. Patent sahibine karşı yöneltilen hükümsüzlük talebinde davalı, kanunda gösterilen patent sahibidir. Kurum kararının yargısal denetiminde ise farklı dava konusu ve taraf düzeni söz konusu olur.
Patent Hükümsüzlüğü Davası Açma Süresi Ne Kadardır?
SMK m.138/5’e göre patentin hükümsüzlüğü davası, patentin koruma süresi boyunca veya hakkın sona ermesini izleyen beş yıl içerisinde açılabilir.
Bu düzenleme, patent korumasının sona ermesinin tek başına hükümsüzlük davası açılmasını engellemediğini gösterir. Ancak dava süresinin hesabında hakkın hangi nedenle ve hangi tarihte sona erdiği belirlenmelidir.
| Durum | SMK m.138/5 Kapsamında Süre |
|---|---|
| Patent koruması devam ediyor | Koruma süresince dava açılabilir. |
| Patent koruma süresi dolmuş | Hakkın sona ermesini izleyen beş yıl içinde dava açılabilir. |
| Patent hakkı başka bir kanuni nedenle sona ermiş | Hakkın sona erme tarihi tespit edilerek beş yıllık süre değerlendirilir. |
| Patent isteme hakkına dayalı farklı bir hak sahipliği talebi ileri sürülüyor | Talebin hukuki niteliğine özgü kurallar ayrıca incelenir. |
SMK m.101/1 uyarınca, bu Kanuna göre verilen patentlerin olağan koruma süresi başvuru tarihinden itibaren yirmi yıldır ve uzatılamaz. Bununla birlikte patent hakkı, koruma süresi tamamlanmadan yıllık ücretin ödenmemesi veya hak sahibinin vazgeçmesi gibi sebeplerle de sona erebilir. Bu hâllerde sona erme tarihinin ilgili kanun hükümlerine göre saptanması gerekir.
Koruma Süresi Dolmuş Patente Karşı Hükümsüzlük Davası Açılabilir mi?
Evet. Kanunun öngördüğü süre içinde kalmak şartıyla, koruması sona ermiş patent hakkında hükümsüzlük talebinde bulunulabilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.02.2026 tarihli, E.2025/4134, K.2026/1068 sayılı kararında, koruma süresi dolan patente ilişkin karşı davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmemesi hukuka uygun bulunmamıştır. Yargıtay, SMK m.138/5’te öngörülen beş yıllık süreyi ve hükümsüzlük kararının herkese karşı etkisini dikkate alarak hükümsüzlük talebinin esastan incelenmesi gerektiğini belirtmiş; karşı dava yönünden bozma kararı vermiştir.
Bu karar, koruma süresinin sona ermesinin hükümsüzlük incelemesini kendiliğinden gereksiz hâle getirmediğini göstermektedir. Bununla birlikte her uyuşmazlıkta uygulanacak kanun dönemi, davanın açıldığı tarih ve ileri sürülen talep ayrıca değerlendirilmelidir.
TÜRKPATENT İtirazı ile Hükümsüzlük Davasının İlişkisi
Patent verilmesine karşı Kurum nezdinde yapılan itiraz ile mahkemede ileri sürülen hükümsüzlük talebi aynı hukuki süreç değildir.
SMK m.99 kapsamında üçüncü kişiler, patentin verilmesi kararının Bültende yayımlanmasından itibaren altı ay içinde, kanunda belirtilen gerekçelerle Kuruma itiraz edebilir.
İtirazın incelenmesi sırasında Kurul, patentin devamına, değiştirilmiş hâliyle devamına veya kanundaki şartlarla hükümsüzlüğüne ilişkin karar verebilir. Bu idari süreçteki yetki, mahkemenin SMK m.138 kapsamındaki hükümsüzlük incelemesinden ayrıdır.
SMK m.138/1, mahkeme tarafından hükümsüzlüğe karar verilmesini Kurumun nihai kararından sonraki aşamayla ilişkilendirir. Ayrıca m.138/2 uyarınca mahkeme, m.138/1’in (a), (b) ve (c) bentlerine dayanan hükümsüzlük talepleri hakkında, m.99/3 veya m.99/7 kapsamında öngörülen yayımlardan önce karar veremez.
Bu nedenle patentin verilmesi, itirazın incelenmesi ve mahkeme önündeki hükümsüzlük istemi arasındaki işlem sırasının doğru belirlenmesi gerekir. Kurum nezdindeki itirazın altı aylık süresi ve ayrıntılı usulü patentin verilmesine itiraz konusunda ayrıca açıklanmaktadır.
Patent Hükümsüzlüğü Davasında Hangi Deliller Kullanılır?
Patent hükümsüzlüğü davasında ispat, ileri sürülen hükümsüzlük sebebine göre şekillenir. Patent verilebilirlik şartlarının bulunmadığı iddiası teknik belgelerle desteklenirken, patent isteme hakkının bulunmadığı iddiası hak sahipliği ilişkisine ilişkin farklı deliller gerektirebilir.
Uyuşmazlığın niteliğine göre aşağıdaki belgeler önem taşıyabilir:
- Patentin ilk başvuru belgeleri, tarifnamesi, istemleri ve çizimleri.
- Patent araştırma ve inceleme raporları ile Kurumun ilgili kararları.
- Başvurunun değişiklik geçmişi ve patentin son geçerli istemleri.
- Önceki patent ve faydalı model başvuruları ile teknik yayınlar.
- İlgili tarihte kamuya erişilebilir olduğu gösterilebilen kataloglar, kullanım kayıtları ve teknik dokümanlar.
- Patent konusu buluşun uygulanabilirliğine ilişkin teknik incelemeler.
- Hak sahipliği iddialarında sözleşmeler, devir belgeleri, buluş bildirimleri ve ilgili kayıtlar.
- Somut teknik uyuşmazlığa uygun uzman görüşleri ve mahkeme bilirkişi raporları.
Önceki teknik belgeler bakımından yalnızca belgenin mevcut olması değil, içeriği ve ilgili tarihte kamuya erişilebilir olup olmadığı da önemlidir. Bir katalog veya teknik yayının hangi tarihte ve hangi içerikle erişilebilir hâle geldiği ispat değerlendirmesini etkileyebilir.
Bilirkişi İncelemesinde Nelere Dikkat Edilir?
Patent hükümsüzlüğü uyuşmazlıkları çoğu zaman özel ve teknik bilgi gerektirir. Özellikle yenilik ve buluş basamağı değerlendirmeleri, ilgili teknik alanın bilgisiyle birlikte patentin istemlerinin ve önceki teknik dokümanların karşılaştırılmasını gerektirir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.10.2021 tarihli, E.2017/145, K.2021/1278 sayılı kararında, patent hukukunda yenilik ve buluş basamağının belirlenmesinin hâkimin genel hukuki bilgisiyle çözümlenemeyecek özel ve teknik konular olduğu vurgulanmıştır. Kararda, teknik bilirkişiler tarafından belirlenen hususların buluşun özelliklerine göre hâkim tarafından hukuken değerlendirilmesi gerektiği açıklanmıştır.
Bu yaklaşım uyarınca bilirkişi raporunun yalnızca patentin yeni olmadığı veya buluş basamağı taşımadığı şeklinde sonuç bildirmesi yeterli bir teknik gerekçelendirme oluşturmayabilir. İncelemenin denetlenebilir olması için hangi istemin hangi önceki teknik belgeyle, hangi teknik özellikler üzerinden karşılaştırıldığı açıklanmalıdır.
Aynı şekilde yetersiz açıklama iddiasında, ilgili teknik alandaki uzman kişinin buluşu neden uygulayamadığının teknik gerekçesi ortaya konulmalıdır. Patent isteme hakkının bulunmaması gibi uyuşmazlıklarda ise teknik incelemenin yanında hak sahipliğine ilişkin belgeler ve hukuki ilişkiler belirleyicidir.
Örnek: Önceki Teknik Belgeye Dayanan Hükümsüzlük İddiası
Bir şirketin 2021 yılında başvurusu yapılan bir üretim düzeneği için patent aldığını varsayalım. Rakip şirket, aynı teknik çözümün 2019 yılında kamuya açık bir teknik katalogda ayrıntılı olarak yayımlandığını ileri sürmektedir.
Bu durumda hükümsüzlük değerlendirmesinde özellikle şu sorular cevaplanmalıdır:
- 2019 tarihli katalogun içeriği ve kamuya erişilebilir olduğu tarih ispatlanabiliyor mu?
- Katalogdaki teknik açıklama, patent istemlerinde yer alan zorunlu unsurları ortaya koyuyor mu?
- Patentin geçerli başvuru ve varsa rüçhan tarihi nedir?
- Önceki belge karşısında yenilik veya buluş basamağı şartlarının bulunmadığı teknik gerekçelerle gösterilebiliyor mu?
- Patent sahibi tarafından ileri sürülebilecek kanuni istisnalar somut olayda uygulanabilir mi?
Bu soruların cevabı, yalnızca iki ürünün görünüşte veya işlev bakımından benzer bulunmasına dayanılarak verilemez. Değerlendirme, patentin teknik istemleri ve hukuken dikkate alınabilecek önceki teknik bilgiler üzerinden yapılmalıdır.
Patent Hükümsüzlüğü Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Patent hükümsüzlüğü davalarında görevli mahkeme, SMK m.156 kapsamında fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir. Bu ihtisas mahkemesinin kurulmadığı yerlerde ilgili dava ve işlere, mevzuata göre görevlendirilmiş asliye hukuk mahkemeleri bakar.
Üçüncü kişiler tarafından sınai mülkiyet hakkı sahibine karşı açılan davalarda yetkili mahkeme bakımından SMK m.156/5 uygulanır. Buna göre kural olarak davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Patent sahibinin Türkiye’de yerleşim yerinin bulunmaması hâlinde kanundaki özel yetki düzenlemesi ayrıca değerlendirilir.
Bu nedenle patentin TÜRKPATENT sicilinde kayıtlı olması, patent sahibine karşı açılacak her hükümsüzlük davasının zorunlu olarak Ankara’da görülmesini gerektirmez. Kurum kararına karşı açılan davalara ilişkin SMK m.156/2 hükmüyle, patent sahibine karşı yöneltilen hükümsüzlük davasının yetki düzenlemesi birbirinden ayrılmalıdır.
Dava Açılmadan Önce Hangi Hususlar Kontrol Edilmelidir?
Hükümsüzlük davası hazırlanırken aşağıdaki hukuki ve teknik ayrımların somut dosyada belirlenmesi gerekir:
- Patent kimliği: Başvuru ve tescil numarası, patent türü, başvuru tarihi ve sicil kayıtları tespit edilmelidir.
- Uygulanacak mevzuat: Patentin başvuru tarihi ve ilgili geçiş hükümleri belirlenmelidir.
- Kurum aşaması: Patentin verilmesi, olası itirazlar ve Kurumun nihai kararı incelenmelidir.
- Hükümsüzlük sebebi: SMK m.138 veya uygulanacak önceki mevzuattaki somut hukuki sebep belirlenmelidir.
- Deliller: İleri sürülen sebebi destekleyen teknik ve hukuki belgeler ilişkilendirilmelidir.
- Taraflar ve süre: Davacının sıfatı, davalı patent sahibi ve dava açma süresi kontrol edilmelidir.
6769 Sayılı Kanundan Önce Yapılmış Patent Başvurularında Hangi Hukuk Uygulanır?
Her patent hükümsüzlüğü uyuşmazlığı, yalnızca bugünkü SMK m.138 hükümlerinin doğrudan uygulanmasıyla çözülemez.
SMK Geçici Madde 1/2 ve 1/4, Kanunun yayımı öncesinde yapılmış patent ve faydalı model başvuruları ile önceki mevzuata göre verilmiş haklar bakımından özel geçiş hükümleri içermektedir. Özellikle hükümsüzlük bakımından başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuatın uygulanması gerektiği düzenlenmiştir.
Bu nedenle eski tarihli bir patent için 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin uygulanması gündeme gelebilir. Patent başvurusunun tarihi, patentin hangi usulle verildiği ve ilgili geçiş hükümleri incelenmeden yalnızca patent belgesinin düzenlendiği tarihe dayanarak uygulanacak hukuk belirlenmemelidir.
Patent Hükümsüzlüğü Kararının Genel Sonuçları
Patent hükümsüzlüğüne ilişkin kararın genel sonuçları SMK m.139 kapsamında düzenlenmiştir. Kanuna göre hükümsüzlük kararının sonuçları kural olarak geçmişe etkili olur ve patent veya patent başvurusuna sağlanan koruma hiç doğmamış sayılır. Bununla birlikte kesinleşmiş ve uygulanmış bazı kararlar ile uygulanmış sözleşmeler bakımından kanuni istisnalar bulunmaktadır.
Hükümsüzlük kararının kesinleşmesi üzerine karar herkese karşı hüküm doğurur. Mahkeme kesinleşmiş kararı Kuruma resen bildirir; hükümsüz kılınan patent sicilden terkin edilir ve durum Bültende yayımlanır.
Hükümsüzlüğün patent istemlerinin yalnızca bir bölümünü ilgilendirmesi hâlinde ise SMK m.138/4 çerçevesinde patentin kısmi hükümsüzlüğü gündeme gelebilir. Kalan istemlerin geçerliliği ayrı teknik ve hukuki inceleme gerektirir.
Kararın geçmişe etkisinin önceki lisans sözleşmelerine, uygulanmış kararlara ve bedel iadesi taleplerine yansıması ise patent hükümsüzlüğünün sonuçları kapsamında ayrıca incelenmelidir.
Patentten vazgeçme, koruma süresinin dolması veya yıllık ücretlerin ödenmemesi nedeniyle hakkın sona ermesi ise hükümsüzlükten farklı hukuki sebeplerdir. Aynı şekilde patent ile faydalı modelin hükümsüzlük şartları da tüm yönleriyle özdeş değildir. Faydalı modelin özel geçersizlik incelemesi için faydalı model hükümsüzlüğü hükümlerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Patent Hükümsüzlüğü Davası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
1. Tescilli Bir Patent Sonradan İptal Edilebilir mi?
Patent verilmiş olması onun hükümsüzlüğüne karar verilmesini engellemez. SMK m.138’deki sebeplerin mevcut olması hâlinde, kanuni şartlarla patentin hükümsüzlüğü istenebilir. Ancak patentin hükümsüzlüğü ile başka nedenlerle sona ermesi aynı işlem değildir.
2. Patent Hükümsüzlüğü Davasını Herkes Açabilir mi?
SMK m.138/6, menfaati olanlara, Cumhuriyet savcılarına ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına hükümsüzlük talep etme yetkisi tanır. Patent isteme hakkının bulunmadığına dayalı hükümsüzlük iddiasını ise yalnızca buluşu yapan veya halefleri ileri sürebilir.
3. Patent Süresi Dolduktan Sonra Hükümsüzlük Davası Açılabilir mi?
Evet. SMK m.138/5 kapsamında, patentin koruma süresi içinde veya hakkın sona ermesini izleyen beş yıl içinde hükümsüzlük davası açılabilir. Eski tarihli patentlerde uygulanacak geçiş hükümleri ayrıca kontrol edilmelidir.
4. TÜRKPATENT’in Patent Vermiş Olması Hükümsüzlük Davasını Engeller mi?
Hayır. Patent verilmesi, kanuni hükümsüzlük sebeplerinin mahkemede ileri sürülmesini tamamen engellemez. Ancak Kurumun nihai kararı ve SMK m.138/2’de belirtilen karar verme sınırlamaları dikkate alınmalıdır.
5. Rakip Ürünün Benzer Olması Patentin Hükümsüzlüğü İçin Yeterli midir?
Hayır. Ürün benzerliği tek başına patentin geçersiz olduğunu göstermez. Yenilik veya buluş basamağına dayalı hükümsüzlük iddiasında patentin istemleri, önceki teknik belgeler ve ilgili tarihler üzerinden teknik inceleme yapılmalıdır.
6. Patent Tecavüz Davasına Karşı Hükümsüzlük Davası Açılabilir mi?
Evet. Kanuni şartların bulunması hâlinde patent hakkına tecavüz iddiasıyla karşılaşan taraf, patente karşı hükümsüzlük talebini ayrı bir davayla veya usul şartları gerçekleşiyorsa karşı davayla ileri sürebilir. Hükümsüzlük talebinin dayanağı ve tecavüz iddiasının konusu birbirinden ayrı değerlendirilir.
7. Bir Patent Tamamen Geçersiz Olmadan Bazı İstemleri Hükümsüz Kılınabilir mi?
Evet. Hükümsüzlük sebebinin yalnızca belirli istemleri ilgilendirmesi hâlinde, SMK m.138/4’teki şartlarla kısmi hükümsüzlük kararı verilebilir. Bir istemin kendi içinde kısmen hükümsüz kılınması ise aynı hüküm uyarınca mümkün değildir.
Sonuç
Patent hükümsüzlüğü davası, bir patentin kanunda öngörülen geçerlilik şartlarını taşımadığı iddiasının yargı önünde incelenmesini sağlar. Davanın değerlendirilmesinde öncelikle uygulanacak mevzuatın belirlenmesi, somut hükümsüzlük sebebinin tespiti, patentin geçerli istemlerinin incelenmesi ve ilgili teknik veya hukuki delillerin ortaya konulması gerekir.
SMK m.138 kapsamında dava, kanunda belirtilen kişilerin başvurusu üzerine sicilde patent sahibi olarak kayıtlı kişiye karşı açılır. Kural olarak patentin koruma süresince veya hakkın sona ermesini izleyen beş yıl içinde dava açılabilir. Patent isteme hakkının bulunmaması iddiası ve eski başvurulara uygulanacak geçiş hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Hükümsüzlük iddiasının dayanağı, teknik belgelerin yeterliliği, dava açma hakkı ve süresi ile tecavüz uyuşmazlıkları arasındaki ilişkinin somut dosyada birlikte incelenmesi önemlidir. Patent geçerliliği ve hükümsüzlük uyuşmazlıklarında hukuki değerlendirme ve temsil konusunda patent hukuku avukatlık hizmetleri kapsamında destek alınabilir.
Yazar Avukat Fatih Sefer