Ceza davasında beraat kararı, sanığa yüklenen fiilin suç oluşturmaması, suçu sanığın işlemediğinin anlaşılması, kast veya taksirin bulunmaması, hukuka uygunluk nedeninin varlığı ya da suçun sanık tarafından işlendiğinin ispatlanamaması hâllerinde verilir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 223/2. maddesi, beraat kararının verilebileceği beş ayrı hukuki nedeni düzenler. Bu nedenlerden biri mevcutsa sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulamaz.
Beraat kararı verilmesi için sanığın suçsuzluğunu mutlaka ispatlaması gerekmez. Suçun sanık tarafından işlendiği, hukuka uygun delillerle ve mahkûmiyete yeterli kesinlikte ortaya konulamamışsa da beraat kararı verilmelidir. Bununla birlikte beraat kararının hangi gerekçeyle verildiği, kararın hukuki değerlendirmesi ve sonraki süreçler bakımından önem taşır.
Beraat Kararı Nedir?
Beraat kararı, ceza mahkemesinin sanık hakkında ileri sürülen suç isnadını değerlendirerek CMK 223/2’de belirtilen nedenlerden biri uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulamayacağına karar vermesidir.
CMK 223/1 uyarınca beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve davanın düşmesi kararları birer hükümdür. Ancak bu kararların dayanakları ve hukuki sonuçları birbirinden farklıdır.
Beraat kararı, mahkemenin sanığa yüklenen fiil ve bu fiile ilişkin ceza sorumluluğu yönünden yaptığı değerlendirme sonucunda verilir. Bir sanığın aynı davada birden fazla suçtan yargılanması hâlinde, suçların birinden beraat ederken diğerinden mahkûm olması mümkündür. Her suç isnadı, kapsamı ve delilleri bakımından ayrı değerlendirilir.
CMK 223/2’ye Göre Beraat Kararı Hangi Hâllerde Verilir?
CMK 223/2, beraat kararının beş ayrı gerekçesini düzenlemiştir. Mahkemenin yalnızca beraat sonucuna ulaşması yeterli değildir; bu beş gerekçeden hangisinin gerçekleştiğini de ortaya koyması gerekir.
1. Yüklenen Fiilin Kanunda Suç Olarak Tanımlanmamış Olması (CMK 223/2-a)
Sanığa isnat edilen davranışın yürürlükteki ceza kanunlarında suç olarak düzenlenmemiş olması hâlinde beraat kararı verilir.
Bu hüküm, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ceza yargılamasındaki karşılığıdır. Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimse cezalandırılamaz.
Örneğin yalnızca sözleşmeden kaynaklanan bir borcun ödenmemesi, tek başına dolandırıcılık suçunu oluşturmaz. Yargılamada, isnat edilen fiilin dolandırıcılık suçunun kanuni unsurlarını taşımadığı ve başka bir suç da oluşturmadığı anlaşılıyorsa beraat kararı gündeme gelir.
Mahkeme bu değerlendirmeyi yaparken fiilin gerçekleşip gerçekleşmediği ile gerçekleştiği kabul edilen fiilin suç oluşturup oluşturmadığını birbirinden ayırmalıdır.
2. Suçun Sanık Tarafından İşlenmediğinin Sabit Olması (CMK 223/2-b)
Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediği delillerle ortaya konulmuşsa CMK 223/2-b uyarınca beraat kararı verilir.
Burada yalnızca mahkûmiyete yeterli delil bulunmaması değil, sanığın suçu işlemediği yönünde olumlu bir tespit söz konusudur.
Örneğin suçun işlendiği sırada sanığın başka bir yerde bulunduğunu açıkça ortaya koyan güvenilir kamera görüntüleri, kayıtlar veya birbirini doğrulayan diğer deliller mevcut olabilir. Bu delillerin somut olayda sanığın suçu işlemediğini gösterdiği sonucuna ulaşılırsa beraat gerekçesi CMK 223/2-b olur.
Bu bent ile CMK 223/2-e arasındaki temel fark, sanığın suçu işlemediğinin ispatlanması ile suçu işlediğinin ispatlanamaması arasındaki ayrımdır.
3. Sanığın Kast veya Taksirinin Bulunmaması (CMK 223/2-c)
İsnat edilen suç açısından failde bulunması gereken kast veya taksir mevcut değilse beraat kararı verilir.
Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesini; taksir ise kanunda öngörülen hâllerde dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle meydana gelen neticeden sorumluluğu ifade eder.
Türk Ceza Kanunu’nun 21 ve 22. maddeleri, kast ve taksir kavramlarını düzenlemektedir.
Sanığın davranışı dış dünyada gerçekleşmiş olsa bile suçun oluşması için aranan manevi unsur bulunmayabilir. Bu durumda sanık hakkında ilgili suçtan mahkûmiyet kurulamaz.
Ancak kastın bulunmaması her durumda beraat anlamına gelmez. Fiilin kanunda taksirli hâli ayrıca suç olarak düzenlenmişse, taksirli sorumluluk şartlarının oluşup oluşmadığının da incelenmesi gerekir.
4. Olayda Hukuka Uygunluk Nedeninin Bulunması (CMK 223/2-d)
Sanık, isnat edilen fiili gerçekleştirmiş olsa bile olayda hukuka uygunluk nedeni mevcutsa beraat kararı verilir.
Hukuka uygunluk nedenleri, normal şartlarda suç tipine uygun görünen bir davranışın belirli koşullar altında hukuk düzenince izin verilen bir davranış sayılmasını sağlar.
Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen başlıca hukuka uygunluk nedenleri şunlardır:
- Kanun hükmünün yerine getirilmesi: TCK 24/1 kapsamında, kanunun hükmünü yerine getiren kimsenin bu nedenle cezalandırılmaması.
- Meşru savunma: TCK 25/1 kapsamında, gerçekleşen veya gerçekleşmesi ya da tekrarı muhakkak olan haksız saldırıyı, o andaki hâl ve koşullara göre saldırıyla orantılı biçimde defetmek amacıyla hareket edilmesi.
- Hakkın kullanılması: TCK 26/1 kapsamında, hukuk düzenince tanınan bir hakkın sınırları içinde kullanılması.
- İlgilinin rızası: TCK 26/2 kapsamında, kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakka ilişkin açıkladığı geçerli rızanın bulunması.
Örneğin meşru savunmanın bütün şartlarının oluştuğu bir olayda, saldırıyı hukuka uygun biçimde defeden sanık hakkında CMK 223/2-d uyarınca beraat kararı verilmesi gerekir.
Burada önemli bir ayrım bulunmaktadır: Meşru savunmanın şartlarının gerçekleşmesi beraat nedeni iken, meşru savunmada sınırın mazur görülebilecek heyecan, korku veya telaş nedeniyle aşılması TCK 27/2 ve CMK 223/3-c kapsamında ceza verilmesine yer olmadığı kararını gerektirebilir.
Ayrıca TCK 25/2’de düzenlenen zorunluluk hâli, CMK 223/3-b kapsamında kusurluluğu kaldıran bir neden olarak ele alınır. Bu nedenle her cezasızlık sebebi, beraat nedeni olarak değerlendirilmemelidir.
5. Suçun Sanık Tarafından İşlendiğinin Sabit Olmaması (CMK 223/2-e)
Yargılama sonunda sanığın isnat edilen suçu işlediği mahkûmiyete yeterli kesinlikte ortaya konulamamışsa CMK 223/2-e uyarınca beraat kararı verilir.
Bu hüküm, ceza yargılamasında uygulanan şüpheden sanık yararlanır ilkesinin en önemli kanuni dayanaklarından biridir.
Sanık aleyhine bazı delillerin bulunması, her durumda mahkûmiyet kararı verilmesini gerektirmez. Delillerin güvenilirliği, birbirleriyle uyumu, olayın oluş biçimi ve savunma karşısındaki ispat gücü değerlendirilmelidir.
Özellikle çelişkili tanık anlatımları, güvenilirliği doğrulanamayan kayıtlar veya olayın sanık tarafından gerçekleştirildiğini kesin biçimde ortaya koymayan deliller, somut olayın bütününe göre mahkûmiyet için yetersiz kalabilir.
Mahkeme, giderilemeyen makul şüpheyi sanık aleyhine yorumlayarak mahkûmiyet hükmü kuramaz. Buna karşılık yalnızca soyut veya varsayımsal ihtimallerin ileri sürülmesi de mevcut delillerin değerlendirilmesini gereksiz kılmaz.
Suçun İşlenmediğinin Sabit Olması ile Suçun İspatlanamaması Arasındaki Fark Nedir?
CMK 223/2-b ile CMK 223/2-e aynı sonucu, yani beraat kararını doğurur. Ancak kararın dayandığı maddi ve hukuki değerlendirme farklıdır.
- CMK 223/2-b: Sanığın yüklenen suçu işlemediği sabittir. Deliller sanığın fiili gerçekleştirmediğini ortaya koymaktadır.
- CMK 223/2-e: Sanığın suçu işlediği sabit değildir. Mahkûmiyet için gerekli ispat düzeyine ulaşılamamıştır.
Her iki durumda da beraat bir hükümdür ve kesinleştiğinde aynı fiil ve aynı sanık yönünden kesin hükmün koruyucu etkisi doğar.
Bu iki gerekçenin birbirinden ayrılması, ceza mahkemesinin ulaştığı sonucun doğru ifade edilmesi ve gerekçeli kararın denetlenebilmesi açısından önemlidir. Bununla birlikte CMK 223/2-e uyarınca verilen beraat, daha düşük değerde veya eksik bir beraat kararı değildir.
Delil Yetersizliğinden Beraat Kararı Nasıl Verilir?
Ceza mahkemesi, suçun sanık tarafından işlendiğini ortaya koymaya yeterli, hukuka uygun ve güvenilir deliller bulunmadığı sonucuna ulaşırsa beraat kararı verir.
CMK 217/1 uyarınca hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Deliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestlik, delillerden bağımsız veya keyfî karar verme yetkisi anlamına gelmez.
CMK 217/2’ye göre yüklenen suç, hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Bu nedenle hukuka aykırı delillerin hükme esas alınması yasağı, beraat veya mahkûmiyet değerlendirmesinde doğrudan önem taşır.
Delil yetersizliği değerlendirmesinde özellikle şu hususlar incelenir:
- Suçun işlendiğini gösteren maddi delillerin bulunup bulunmadığı.
- Mevcut delillerin sanık ile isnat edilen fiil arasında güvenilir bir bağlantı kurup kurmadığı.
- Tanık ve mağdur beyanlarının kendi içinde ve diğer delillerle uyumlu olup olmadığı.
- Sanığın savunmasının hangi delillerle doğrulandığı veya çeliştiği.
- Dijital kayıtların kaynağının, bütünlüğünün ve hukuka uygunluğunun belirlenip belirlenmediği.
- Lehe delillerin toplanıp toplanmadığı ve dosyadaki önemli çelişkilerin giderilip giderilmediği.
Mahkemenin delilleri yalnızca sayısal olarak değerlendirmesi doğru değildir. Tek bir güvenilir delil, olayın niteliğine göre güçlü ispat değeri taşıyabilir. Buna karşılık çok sayıda fakat birbirini doğrulamayan veya güvenilirliği tartışmalı delil mahkûmiyet için yeterli olmayabilir.
Bu konuda ceza davasında kullanılabilecek deliller ile delillerin değerlendirilmesine ilişkin genel esaslar ayrıca incelenmelidir.
Beraat Kararı ile Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı Arasındaki Fark Nedir?
Beraat kararı ile ceza verilmesine yer olmadığı kararı birbirinin yerine kullanılabilecek hükümler değildir.
Beraat kararı, CMK 223/2’de sayılan beş nedenden birinin bulunması hâlinde verilir. Fiilin suç oluşturmaması, sanığın suçu işlemediğinin sabit olması, manevi unsurun bulunmaması, hukuka uygunluk nedeni veya suçun ispatlanamaması bu kapsamdadır.
Ceza verilmesine yer olmadığı kararı ise CMK 223/3 ve 223/4’te düzenlenmiştir. Bu hükümler, kusurluluğun bulunmadığı belirli durumlar veya fiil suç olma özelliğini korumasına rağmen kanunun cezalandırmaya izin vermediği hâller için uygulanır.
Örneğin şartları oluşmuş meşru savunma beraat sebebidir. Buna karşılık hukuka aykırı fiilin zorunluluk hâlinde işlenmesi, CMK 223/3-b kapsamında ceza verilmesine yer olmadığı kararını gerektirebilir.
Bu ayrım yalnızca kullanılan karar başlığından ibaret değildir. Mahkemenin fiilin hukuka aykırılığı ve kişinin kusurluluğu hakkında yaptığı hukuki değerlendirmeyi gösterir.
Beraat Kararı ile Davanın Düşmesi ve HAGB Arasındaki Fark Nedir?
Davanın düşmesi, beraat kararından farklı olarak kanunda belirtilen düşme sebepleri veya soruşturma ya da kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması nedeniyle verilir. Dava zamanaşımı ve koşulları oluşmuş şikâyetten vazgeçme, düşme kararıyla sonuçlanabilecek durumlardandır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ise mahkemenin belirli koşullarda kurduğu hükmün açıklanmasını geri bırakmasıdır. HAGB, beraat kararı değildir. Şartları ve sonuçları CMK 231’de ayrıca düzenlenmiştir.
Dolayısıyla hakkında HAGB kararı verilen kişi ile beraat eden kişinin hukuki durumu aynı değildir. Ayrıntılar için hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartları ve sonuçları hakkındaki açıklamalar incelenebilir.
Derhâl Beraat Kararı Hangi Durumlarda Verilir?
CMK 223/9 uyarınca derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
Bu düzenleme, beraatin mevcut dosya kapsamına göre derhâl verilebildiği durumlarda sanığın daha elverişsiz veya farklı hukuki nitelikteki bir kararla karşı karşıya bırakılmasını önlemeye yöneliktir.
Ancak derhâl beraat, her dosyada deliller toplanmadan beraat kararı verilmesini gerektiren genel bir usul değildir. Derhâl beraat için gerekli değerlendirmenin mevcut dosya üzerinden yapılabilmesi gerekir.
Örneğin isnat edilen fiilin kanunda suç olarak düzenlenmediği açıkça anlaşılıyorsa, mahkemenin yalnızca dava zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesiyle düşme kararı vermesi yerine CMK 223/9’u değerlendirmesi gerekir.
CMK 193/2 kapsamında da toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı veya güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmışsa sanığın sorgusu yapılmamış olsa bile dava, kanundaki şartlar çerçevesinde yokluğunda bitirilebilir.
Beraat Kararının Gerekçesinde Neler Bulunmalıdır?
CMK 230/2 uyarınca beraat hükmünün gerekçesinde, CMK 223/2’de belirtilen hâllerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi zorunludur.
Mahkeme yalnızca “sanığın beraatine” şeklinde bir hüküm kurmakla yetinmemelidir. Beraatin hangi delillere ve hangi hukuki değerlendirmeye dayandığı gerekçeden anlaşılabilmelidir.
Gerekçeli beraat kararında özellikle şu hususların değerlendirilmesi önemlidir:
- Sanığa isnat edilen fiilin ve suçun ne olduğu.
- Dosyadaki belirleyici delillerin nasıl değerlendirildiği.
- Sanığın savunmasının ve sonuca etkili iddia ile itirazların neden kabul edildiği veya edilmediği.
- CMK 223/2’nin hangi bendine dayanıldığı.
- Yargılama giderleri ve diğer hukuki sonuçlar hakkında verilen kararlar.
- Başvurulabilecek kanun yolu, süresi ve merciinin bulunup bulunmadığı.
Kararın gerekçesi, hükmün hukuki denetime elverişli olması bakımından önemlidir. Kararın hangi nedenle verildiğinin anlaşılamaması veya sonuca etkili hususların değerlendirilmemesi, somut olayın özelliklerine göre kanun yolu incelemesinde hukuka aykırılık iddiasına konu olabilir.
Beraat Kararı Verilirse Ne Olur?
Beraat kararı, sanığın yargılandığı suç bakımından mahkûm edilmemesi sonucunu doğurur. Ancak kararın sonuçları değerlendirilirken kesinleşme durumu, yargılama giderleri, koruma tedbirleri ve varsa başka dosyalar ayrı ayrı incelenmelidir.
Beraat Kararı Adli Sicile İşlenir mi?
Beraat kararı mahkûmiyet hükmü değildir ve adli sicile mahkûmiyet kaydı olarak işlenmez. Bir kişi hakkında yalnızca beraat kararı verilmiş olması nedeniyle o suçtan mahkûmiyet kaydı oluşmaz.
Buna karşılık adli süreçte oluşturulan dosya ve karar bilgilerinin yargı bilişim sistemlerinde bulunması ile adli sicilde mahkûmiyet kaydının yer alması birbirinden farklı konulardır.
Ayrıca sanığın başka dosyalardan kaynaklanan adli sicil kayıtları varsa, bir dosyada verilen beraat kararı bunları kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Beraat Eden Sanık Yargılama Giderlerini Öder mi?
CMK 327/1 uyarınca beraat eden kişi yalnızca kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilebilir. CMK 327/2’ye göre bu kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı yargılama giderleri Devlet Hazinesince üstlenilir.
Dolayısıyla beraat eden sanığın bütün yargılama giderlerinden otomatik olarak sorumlu tutulması mümkün değildir.
Sanığın müdafi ile temsil edilmesi hâlinde, beraat nedeniyle vekâlet ücretine hükmedilip hükmedilmeyeceği de yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve ilgili mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.
Beraat Eden Kişi Tazminat Alabilir mi?
Beraat kararı verilmesi, tek başına her sanık için Devletten tazminat alma hakkı doğurmaz. Tazminat talebinin hukuki dayanağı ve şartları ayrıca belirlenmelidir.
Örneğin CMK 141/1-e uyarınca kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra beraat eden kişiler, maddi ve manevi zararlarının tazminini belirli şartlarla isteyebilir.
Bu kapsamdaki başvurular bakımından, 2024 yılında yürürlüğe giren düzenlemelerle Tazminat Komisyonunun görev alanına ilişkin önemli değişiklikler yapılmıştır. Başvuru süresi, görevli merci ve geçiş hükümleri, işlemin ve kararın tarihine göre değerlendirilmelidir.
Konuya ilişkin ayrıntılar beraat eden kişinin tutukluluk nedeniyle tazminat hakkı başlıklı yazıda açıklanmaktadır.
Beraat Sonrasında Tutukluluk ve Elkoyma Tedbirleri Ne Olur?
Sanığın yalnızca beraat ettiği suç nedeniyle tutuklu bulunması hâlinde, aynı suç bakımından tutukluluğun devamına dayanak kalmaz. Bununla birlikte başka bir dosyadan kaynaklanan tutuklama kararı veya infaz edilmesi gereken başka bir hüküm varsa kişinin fiilen serbest bırakılması bu durumdan etkilenebilir.
Elkonulan eşya ve malvarlığı değerleri bakımından da elkoymanın devamını gerektiren hukuki nedenin bulunup bulunmadığı incelenir. Beraat kararı, başka bir yasal sebep bulunmadığı hâllerde iade değerlendirmesini gerektirir; ancak her eşyanın koşulsuz ve kendiliğinden iade edileceği anlamına gelmez.
Beraat Kararına Karşı İstinaf veya Temyiz Yoluna Başvurulabilir mi?
İlk derece ceza mahkemesinin beraat hükmüne karşı, kanunun kesin saydığı hâller dışında istinaf kanun yoluna başvurulabilir.
CMK 260 uyarınca Cumhuriyet savcısı, katılan ve kanunda belirtilen diğer kanun yolu başvuru hakkına sahip kişiler, başvuru koşulları çerçevesinde hükmün incelenmesini isteyebilir.
CMK 273/1’e göre istinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye dilekçe verilerek veya zabıt kâtibine beyanda bulunularak yapılır. Kanundaki özel süre ve geçiş hükümleri saklıdır.
Ancak CMK 272/3-b uyarınca üst sınırı beş yüz günü geçmeyen adli para cezasını gerektiren suçlardan verilen beraat hükümlerine karşı istinaf yoluna başvurulamaz. Kanunlarda kesin olduğu belirtilen diğer hükümler bakımından da ilgili sınırlamalar uygulanır.
İstinaf incelemesinden sonra temyiz yolunun açık olup olmadığı ise CMK 286 ve bağlantılı hükümlere göre belirlenir. Her beraat kararının doğrudan Yargıtay tarafından incelenmesi mümkün değildir.
Özellikle katılanın beraat kararına karşı kanun yoluna başvurması bakımından başvuru hakkı, süresi ve ileri sürülebilecek hukuka aykırılık nedenleri ayrı önem taşır.
Ceza Davasında Beraat İçin Hangi Deliller Sunulmalıdır?
Ceza yargılamasında sanığın suçsuzluğunu ispatlama yükümlülüğü bulunmaz. Suç isnadının ispatı, masumiyet karinesi ve ceza muhakemesinin temel ilkeleri çerçevesinde değerlendirilir.
Bununla birlikte sanığın lehine olan delilleri bildirmesi, mevcut delillere karşı itirazlarını açıklaması ve gerekli araştırmaların yapılmasını istemesi savunma hakkının etkili kullanılmasını sağlayabilir.
Somut olayın niteliğine göre kamera görüntüleri, mesaj kayıtları, konum verileri, tanık anlatımları, bilirkişi raporları, resmî belgeler veya diğer maddi deliller savunmanın değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Önemli olan yalnızca lehe delil sunulması değil, aleyhe delillerin de güvenilirliğinin ve hukuka uygunluğunun incelenmesidir. beraat gerekçesine yönelik savunmanın hukuki değerlendirilmesi sırasında isnat edilen fiilin unsurları, delillerin ispat değeri ve CMK 223/2’deki nedenlerden hangisinin uygulanacağı birlikte ele alınmalıdır.
Mahkemeye sunulan delil taleplerinin somut olayla bağlantılı, gerekçeli ve doğrulanabilir olması önemlidir. Ayrıca maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yönelik gerekli araştırmaların yapılması ile yargılamanın gereksiz uzatılmaması arasında hukuka uygun bir denge gözetilmelidir.
Beraat Kararı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Savcı Beraat İsterse Mahkeme Beraat Vermek Zorunda mı?
Hayır. Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasında beraat talep etmesi mahkemeyi bağlamaz. Mahkeme, duruşmada tartışılan delilleri ve ilgili hukuk kurallarını değerlendirerek karar verir. Bununla birlikte savcının beraat yönündeki görüşünün dayanakları da dosyanın değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Şikâyetten Vazgeçilirse Beraat Kararı Verilir mi?
Şikâyetten vazgeçme her durumda beraat sonucunu doğurmaz. Şikâyete bağlı suçlarda, vazgeçmenin kanuni koşulları gerçekleşmişse davanın düşmesi gündeme gelebilir. Buna karşılık CMK 223/9 uyarınca derhâl beraat kararı verilebilen durumlarda düşme kararı verilemez. Şikâyete bağlı olmayan suçlarda ise şikâyetten vazgeçilmesi kural olarak kamu davasını sona erdirmez.
Savcılık Beraat Kararı Verebilir mi?
Hayır. Beraat kararı bir ceza mahkemesi hükmüdür. Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kanuni şartları oluştuğunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilir. Bu karar ile kovuşturma sonunda mahkemenin verdiği beraat kararı aynı hukuki işlem değildir.
Sanık Duruşmaya Katılmadan Beraat Edebilir mi?
Evet, kanunda belirtilen durumlarda mümkündür. CMK 193/2 uyarınca toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmışsa sanığın sorgusu yapılmamış olsa bile dava yokluğunda bitirilebilir. Ancak duruşmaya katılmama konusunda genel kural ve kanuni istisnalar ayrıca dikkate alınmalıdır.
Kesinleşen Beraat Kararından Sonra Aynı Suçtan Yeniden Dava Açılabilir mi?
Aynı fiil ve aynı sanık hakkında önceden verilmiş bir hüküm bulunması hâlinde CMK 223/7 uyarınca davanın reddi söz konusu olur. Kesinleşmiş beraat kararı bu yönüyle kesin hüküm korumasından yararlanır. Bununla birlikte kanunun öngördüğü istisnai yargılamanın yenilenmesi nedenleri ve şartları ayrıca saklıdır.
Beraat Kararı Kesinleşmeden Suçsuz Sayılır mıyım?
Masumiyet karinesi, beraat kararının kesinleşmesiyle başlayan bir hak değildir. Kişi, hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü bulunmadıkça masumiyet karinesinden yararlanır. İlk derece mahkemesinin beraat kararı vermiş olması da karar henüz kanun yolu denetiminden geçmemiş olsa bile masumiyet karinesinin önemini ortadan kaldırmaz.
Sonuç: Beraat Kararının Hukuki Dayanağı Doğru Belirlenmelidir
Ceza davasında beraat kararı, CMK 223/2’de düzenlenen beş ayrı nedenden biriyle verilir. Yüklenen fiilin suç oluşturmaması, sanığın suçu işlemediğinin sabit olması, kast veya taksirin bulunmaması, hukuka uygunluk nedeninin varlığı ve suçun sanık tarafından işlendiğinin ispatlanamaması birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.
Mahkemenin yalnızca beraat sonucunu açıklaması değil, hangi hukuki nedenle bu sonuca ulaştığını gerekçelendirmesi gerekir. Beraatin adli sicil, yargılama giderleri, koruma tedbirleri, tazminat ve kanun yolları bakımından doğurduğu sonuçlar da kararın kapsamına ve kesinleşme durumuna göre değerlendirilmelidir.
Yazar: Avukat Fatih Sefer