Usul Patentinde İspat Yükü ve Ters İspat Karinesi

Patent ihlali uyuşmazlıklarında usul patentinde ispat yükü, patentle korunan üretim yönteminin niteliğine, bu yöntemle elde edilen ürünün yeni olup olmadığına ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 141/2. maddesindeki özel ispat kurallarına göre belirlenir. Patent konusu usulle elde edilen ürün veya madde yeni ise izinsiz üretilen aynı ürünün patentli usulle elde edildiği kabul edilir ve aksini iddia eden kişi bunu ispatlamak zorundadır. Ürün yeni olmasa da mahkeme, davalıdan farklı bir üretim yöntemi kullandığını ispatlamasını isteyebilir. Bu düzenlemeler, üretim yönteminin çoğunlukla davalının bilgi ve kontrol alanında bulunmasından kaynaklanan ispat güçlüğünü gidermeyi amaçlar.

Usul Patentinde İspat Sorunu Neden Ortaya Çıkar?

Usul patenti, belirli bir teknik işlemi veya üretim yöntemini korur. Bu koruma, yalnızca ortaya çıkan ürünün görünümüne ya da ticari adına değil, patent istemlerinde tanımlanan teknik işlem adımlarına ilişkindir.

Örneğin bir kimyasal maddenin belirli sıcaklık, basınç ve reaksiyon koşullarında üretilmesini sağlayan yöntem patentle korunabilir. Rakip işletmenin piyasaya sunduğu madde, patentli yöntemle üretilen maddeyle aynı özellikleri taşısa bile yalnızca bu benzerlikten hareketle her durumda patent ihlali sonucuna varılamaz. Aynı madde teknik bakımdan farklı yöntemlerle de elde edilebilir.

İspat sorunu burada ortaya çıkar. Patent sahibi, rakibin üretim tesisinde hangi işlem adımlarını uyguladığını, hangi girdileri kullandığını veya üretim parametrelerini nasıl belirlediğini çoğu zaman doğrudan bilemez.

Buna karşılık üretim kayıtları, proses talimatları ve teknik kontrol belgeleri genellikle üretimi gerçekleştiren işletmenin elindedir. Genel ispat kurallarının katı biçimde uygulanması, patent sahibinin erişemediği bir üretim sürecini ispatlamak zorunda kalmasına yol açabilir.

SMK m. 141/2, bu güçlüğü gidermek amacıyla ürün veya madde elde edilmesine ilişkin usul patentleri bakımından özel bir ispat düzeni öngörmüştür.

SMK Madde 141/2: Usul Patentinde İspat Yükünün Hukuki Dayanağı

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 141/2 uyarınca, patent konusu bir ürün veya maddenin elde edilmesine ilişkin usul olduğunda mahkeme, aynı ürün veya maddeyi elde etmek için kullanılan yöntemin patentli yöntemden farklı olduğunu ispatlamasını davalıdan isteyebilir.

Aynı hüküm, patentli usulle elde edilen ürün veya maddenin yeni olması hâlinde özel bir karine öngörür. Bu durumda patent sahibinin izni olmadan üretilen aynı ürün veya maddenin patent konusu usulle elde edildiği kabul edilir. Aksini ileri süren kişi bunu ispatlamakla yükümlüdür.

Kanun ayrıca davalının üretim ve işletme sırlarının korunmasındaki haklı menfaatinin gözetilmesini emreder.

Bu hüküm, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesindeki genel ispat yükü düzenlemesiyle birlikte değerlendirilmelidir. HMK m. 190/1 uyarınca, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça ispat yükü, ileri sürdüğü vakıadan kendi lehine hukuki sonuç çıkaran tarafa aittir. Aynı maddenin ikinci fıkrası ise kanuni karineye dayanan tarafın karinenin temelini oluşturan vakıaları ispatlamakla yükümlü olduğunu, karşı tarafın da kural olarak karinenin aksini ispatlayabileceğini belirtir.

Dolayısıyla SMK m. 141/2, patent ihlaline ilişkin bütün ispat yükünü koşulsuz biçimde davalıya aktaran bir düzenleme değildir. Hükmün uygulanabilmesi için öncelikle hangi patent isteminin korunduğu, uyuşmazlık konusu ürünün ne olduğu ve kanundaki özel koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmelidir.

Usul Patentinde İspat Yükü Ne Zaman Davalıya Geçer?

SMK m. 141/2 kapsamında birbirinden ayrılması gereken iki hukuki durum vardır: Patentli yöntemle elde edilen ürünün yeni olması ve ürünün yeni olmaması.

Durumİspat düzeniHukuki sonuç
Patentli usulle elde edilen ürün veya madde yeniKanuni karine uygulanır. Aksini ileri süren kişi farklı yöntemi ispatlar.Koşulları gerçekleşmişse aynı ürünün patentli usulle üretildiği kabul edilir.
Patentli usulle elde edilen ürün veya madde yeni değilMahkeme davalıdan farklı üretim yöntemini ispatlamasını isteyebilir.İspat yükünün davalı yönünden değerlendirilmesi mahkemenin kanundaki yetkisi ve somut olayın özelliklerine bağlıdır.
Uyuşmazlıktaki usul, ürün veya madde elde edilmesine ilişkin değilSMK m. 141/2’deki özel mekanizma doğrudan uygulanmaz.İlgili diğer ispat ve delil kuralları değerlendirilir.

1. Yeni Ürün veya Madde Bakımından Kanuni Karine

Patent konusu üretim usulüyle elde edilen ürün veya maddenin yeni olması, SMK m. 141/2’nin ikinci cümlesindeki karinenin temel koşuludur.

Bu durumda patent sahibinin izni olmadan üretilen aynı ürün veya maddenin patentli yöntemle elde edildiği kabul edilir. Davalı, üretimin patent istemlerinde korunan yöntemden farklı bir yöntemle gerçekleştirildiğini ortaya koyarak karinenin aksini ispatlayabilir.

Ancak patentli yöntemin yeni olması ile bu yöntemle elde edilen ürünün yeni olması aynı şey değildir. Önceden bilinen bir ürünün daha verimli, ekonomik veya çevre dostu bir yöntemle üretilmesi de patent konusu olabilir. Fakat yalnızca üretim yönteminin yeni olması, elde edilen ürünün de yeni olduğu anlamına gelmez.

Kanuni karineye dayanmak isteyen patent sahibinin, özellikle şu temel vakıaları ortaya koyması gerekir:

  • Korunan buluşun bir ürün veya madde elde edilmesine yönelik usul niteliğinde olduğunu,
  • Patentli yöntemle elde edilen ürün veya maddenin teknik kimliğini ve yeni olma özelliğini,
  • Davalıyla ilişkilendirilen ürünün, karineye esas alınan ürün veya maddeyle aynı olduğunu,
  • Uyuşmazlık konusu üretimin patent sahibinin izni kapsamında bulunmadığını.

Bu koşulların değerlendirilmesi sırasında ürünün teknik özellikleri, ilgili tarih itibarıyla bilinen ürünler, patent tarifnamesi ve dosyadaki diğer teknik veriler önem taşır.

Ürün yeniliğinin değerlendirilmesi, patentin bütün patentlenebilirlik koşullarının yeniden incelenmesiyle karıştırılmamalıdır. Buradaki soru, SMK m. 141/2’de öngörülen ispat karinesinin dayandığı ürün yeniliğinin mevcut olup olmadığıdır.

2. Ürün Yeni Değilse Mahkeme Davalıdan İspat İsteyebilir mi?

Evet. SMK m. 141/2’nin ilk cümlesi, ürün veya madde elde edilmesine ilişkin bir usul patenti söz konusuysa mahkemeye, davalıdan aynı ürünü patentli yöntemden farklı bir yöntemle elde ettiğini ispatlamasını isteme yetkisi verir.

Burada kanun, yeni ürün hâlindeki gibi doğrudan uygulanan bir karine yerine, mahkemenin kullanabileceği bir ispat mekanizması düzenlemiştir.

Mahkeme bu değerlendirmede patent istemlerini, tarafların teknik iddialarını, ürünün özelliklerini, mevcut delilleri ve üretim yöntemine ilişkin bilgiye hangi tarafın erişebildiğini birlikte ele alabilir.

Bu nedenle yeni olmayan bir ürünün piyasada bulunması, tek başına patent ihlalinin varlığını da yokluğunu da göstermez. Mahkemenin somut uyuşmazlıkta davalıdan hangi vakıaları açıklamasını veya ispatlamasını istediği önemlidir.

Ters İspat Karinesi Ne Anlama Gelir?

Uygulamada kullanılan ters ispat karinesi ifadesi, SMK m. 141/2’deki özel ispat düzenini anlatmak için kullanılmaktadır. Bununla birlikte kanun metni bakımından iki mekanizmanın ayrılması gerekir.

Birincisi, yeni ürün veya madde için öngörülen kanuni karinedir. İkincisi ise mahkemenin davalıdan farklı üretim usulünü ispatlamasını isteyebilmesidir.

Karinenin uygulanması, dava konusu bütün hususların patent sahibi lehine ispatlandığı anlamına gelmez. Karine, öncelikle ürünün hangi yöntemle elde edildiğine ilişkin belirli bir vakıayı konu alır.

Örneğin patentin koruma kapsamı, davalının ileri sürdüğü alternatif yöntemin gerçekten farklı olup olmadığı, lisans veya izin savunmaları ve uyuşmazlık konusu fiilin hukuki niteliği ayrıca değerlendirilebilir.

Bir başka önemli ayrım da şudur: İspat yükünün davalı üzerinde bulunması, davalının patent ihlali işlemediğini yalnızca sözlü olarak açıklamasının yeterli olacağı anlamına gelmez. Davalı, somut ve denetlenebilir delillerle patentli yöntemden farklı bir üretim süreci kullandığını ortaya koymalıdır.

Davalı Farklı Bir Üretim Usulü Kullandığını Nasıl İspatlar?

Karinenin aksini ispatlamak isteyen davalının temel savunması, uyuşmazlık konusu ürünün patent istemleriyle korunan işlem adımları uygulanmadan elde edildiğidir.

Bu savunma yalnızca üretim yöntemlerinin isimlerinin farklı olmasına dayanamaz. Esas alınması gereken husus, yöntemlerin teknik bakımdan karşılaştırılmasıdır.

Somut olayın niteliğine göre aşağıdaki deliller önem taşıyabilir:

  • Üretim akış şemaları: Hammaddenin nihai ürüne dönüşmesine kadar uygulanan teknik işlem sırasını gösterebilir.
  • Proses talimatları: Üretimde izlenen yöntemlerin ve zorunlu teknik adımların belirlenmesine yardımcı olabilir.
  • Üretim kayıtları: İlgili dönemde kullanılan sıcaklık, basınç, süre, karıştırma oranı ve benzeri parametreleri ortaya koyabilir.
  • Hammadde ve ara ürün kayıtları: Patentli yöntemden farklı kimyasal veya fiziksel süreçlerin uygulanıp uygulanmadığını değerlendirmeye elverişli olabilir.
  • Kalite kontrol ve laboratuvar sonuçları: Ürünün teknik özelliklerini ve üretim yöntemiyle bağlantılı olabilecek izleri gösterebilir.
  • Makine, ekipman ve otomasyon kayıtları: Belirli işlem adımlarının teknik olarak uygulanıp uygulanamayacağına ilişkin veri sağlayabilir.
  • Tedarikçi ve üretici belgeleri: Özellikle üretimin başka bir işletmede veya yurt dışında gerçekleştirildiği durumlarda üretim yöntemine ilişkin bilgi sağlayabilir.

Bu belgelerin her biri tek başına kesin ispat oluşturmayabilir. Önemli olan, sunulan teknik verilerin uyuşmazlık konusu ürünle ve ilgili üretim dönemiyle bağlantısının kurulmasıdır.

Örneğin davalı şirketin genel üretim prosedürünü açıklaması, uyuşmazlık konusu ürün partisinin gerçekten bu prosedürle üretildiğini her zaman göstermeyebilir. Bu nedenle üretim tarihi, parti numarası, kullanılan girdiler ve kayıtların birbirleriyle tutarlılığı incelenmelidir.

Ürünün yurt dışında üretilmiş olması da ispat sorununu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İthalatçı veya satıcının ileri sürdüğü farklı üretim yöntemi savunmasının dayandığı teknik belgeler somut olarak değerlendirilmelidir.

Bilirkişi İncelemesinin İspat Yüküyle İlişkisi

Usul patentine ilişkin uyuşmazlıklar çoğu zaman kimya, biyoteknoloji, makine, malzeme veya üretim mühendisliği alanlarında özel teknik bilgi gerektirir.

HMK m. 266 uyarınca, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgi gerektiren konularda bilirkişi incelemesine başvurulabilir. Bilirkişi, üretim yöntemlerinin teknik özelliklerini değerlendirebilir; ancak ispat yüküne ilişkin hukuki kuralın uygulanması ve uyuşmazlığın çözümü mahkemeye aittir.

Usul patentine özgü bilirkişi incelemesinde özellikle şu soruların cevaplanması önemlidir:

  1. Patent istemleri hangi teknik işlem adımlarını korumaktadır?
  2. Patentli yöntem sonucunda hangi ürün veya madde elde edilmektedir?
  3. Uyuşmazlık konusu ürünün teknik kimliği patentli yöntemle elde edilen ürünle aynı mıdır?
  4. Ürünün yeni olma özelliği bakımından hangi teknik veriler bulunmaktadır?
  5. Davalının açıkladığı üretim yöntemi hangi işlem adımlarını içermektedir?
  6. Davalının yöntemiyle patent istemleri arasında teknik farklılık mevcut mudur?
  7. Mevcut kayıtlar, uyuşmazlık konusu ürünün iddia edilen alternatif yöntemle üretildiğini doğrulamakta mıdır?

Bu teknik tespitler, mahkemenin SMK m. 141/2 kapsamındaki ispat değerlendirmesine temel oluşturabilir.

Bununla birlikte patent istemlerinin yorumlanması, teknik unsurların karşılaştırılması ve bilirkişi raporlarının değerlendirilmesi konularının genel çerçevesi, patent ihlalinde istem–ürün karşılaştırması ve bilirkişi incelemesi başlıklı ayrı çalışmada ele alınmaktadır.

İspat yükünün hangi tarafta olduğunun belirlenmesi ile teknik karşılaştırmanın nasıl yapılacağı bağlantılı fakat farklı hukuki sorunlardır. İspat yükü doğru belirlenmiş olsa bile eksik teknik incelemeyle sağlıklı bir sonuca ulaşılamayabilir.

Üretim Belgelerinin İbrazı ve Delillerin Değerlendirilmesi

HMK m. 194, tarafların dayandıkları vakıaları ispata elverişli biçimde somutlaştırmasını ve hangi delilin hangi vakıayı ispatlamak amacıyla gösterildiğini açıklamasını gerektirir.

Üretim yöntemiyle ilgili bir uyuşmazlıkta bu yükümlülük, özellikle patentli işlem adımları ile davalının savunduğu alternatif üretim süreci arasındaki farkların belirginleştirilmesi bakımından önemlidir.

HMK m. 219, tarafların kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandığı ve ellerinde bulunan belgeleri ibraz etme yükümlülüğünü düzenler. HMK m. 220 ise belirli koşullar altında belge ibrazına karar verilmesini ve ibraz yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin sonuçlarını öngörür.

Mahkemece ibrazına karar verilen bir belgenin haklı neden olmaksızın sunulmaması hâlinde, HMK m. 220’deki koşullar çerçevesinde mahkeme diğer tarafın belgenin içeriğine ilişkin açıklamasını kabul edebilir.

Ancak üretim belgesinin sunulmaması her durumda otomatik olarak patent ihlalinin kabulü sonucunu doğurmaz. Öncelikle belge ibrazına ilişkin usulî koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği ve belgenin hangi vakıanın ispatına yönelik olduğu değerlendirilmelidir.

Üretim tesisinde keşif yapılması veya teknik verilerin önceden güvence altına alınması gereken durumlarda ise patent ihlalinde delil tespiti konusu ayrıca önem kazanır.

Davalının Ticari ve Üretim Sırları Nasıl Korunur?

SMK m. 141/2’nin son cümlesi, ispat değerlendirmesi yapılırken davalının üretim ve işletme sırlarının korunmasındaki haklı menfaatinin gözetilmesini açıkça öngörür.

Bu güvence önemlidir. Çünkü davalıdan istenebilecek teknik belgeler, patent ihlaliyle ilgisi bulunmayan ve işletmenin rekabet gücü açısından değer taşıyan ticari bilgileri de içerebilir.

Örneğin bir kimyasal üretim tesisindeki proses kayıtları, yalnızca uyuşmazlık konusu yöntemi değil, başka ürünlere ait formülleri, ticari üretim parametrelerini veya teknik iyileştirmeleri de ortaya çıkarabilir.

Bu nedenle üretim yönteminin incelenmesi sırasında patent sahibinin ispat hakkı ile davalının ticari sırlarının korunmasındaki haklı menfaati birlikte değerlendirilmelidir.

Somut olayın özelliklerine ve uygulanabilir usul kurallarına göre mahkeme, incelemenin uyuşmazlıkla ilgili teknik bilgilerle sınırlandırılması, belirli belgelerin yalnızca ilgili kısımlarının değerlendirilmesi ve bilirkişi incelemesinde gizliliği koruyacak uygun önlemlerin alınması gibi yöntemleri değerlendirebilir.

Ticari sır iddiası, farklı üretim yöntemine ilişkin ispat yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde patent sahibinin delile ulaşma menfaati de davalının bütün üretim bilgilerinin sınırsız biçimde açıklanmasını haklı kılmaz.

Kanunun öngördüğü denge, uyuşmazlık için gerekli teknik incelemenin yapılmasını ve korunmaya değer gizli bilgilerin gereksiz yere açıklanmamasını birlikte sağlamaya yöneliktir.

Usul Patentinde İspat Yüküne İlişkin Yargı Kararları

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.02.2020 Tarihli Kararı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 03.02.2020 tarihli, E. 2019/2877, K. 2020/834 sayılı kararında usul patentine tecavüz iddiasında ispat yükünün hangi tarafta bulunduğunu değerlendirmiştir.

Uyuşmazlık, soslu fıstık üretim yöntemine ilişkin bir patentten doğmuştur. Davalı, kendi üretim yönteminin patentli yöntemden farklı olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi, patent sahibinin ihlali ispatlayamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; bölge adliye mahkemesi de istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Yargıtay, davanın açıldığı tarihte 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirterek, davalının farklı üretim yöntemi kullandığı yönündeki savunması bakımından ispat yükünün davalı üzerinde kabul edilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır.

İspat yükünün yanlış değerlendirilmesini bozma nedeni saymış ve bölge adliye mahkemesinin kararını bozarak kaldırmıştır.

Bu karar, 6769 sayılı Kanun’dan önceki hukuki döneme ilişkin olduğu için SMK m. 141/2’nin doğrudan uygulaması olarak sunulamaz. Bununla birlikte farklı üretim yöntemi savunmasının ispatı bakımından önemli bir yargısal değerlendirme içermektedir.

İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 14.02.2024 Tarihli Kararı

İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 14.02.2024 tarihli, E. 2021/301, K. 2024/27 sayılı kararında polyester üretim yöntemine ilişkin patent başvurusu nedeniyle ileri sürülen tecavüz iddialarını incelemiştir.

Birleşen davada, patent başvurusuna konu yöntemle elde edilen ürünün yeni olmadığı ve davalıya isnat edilen ürünlerin hangi üretim yöntemiyle elde edildiğini gösteren yeterli delil bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Mahkeme, SMK m. 141/2 hükmünü ele alarak somut dosyada tecavüz iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar vermiştir.

Bu karar bir ilk derece mahkemesi kararıdır ve tek başına genel ya da bağlayıcı bir içtihat kuralı oluşturmaz. Bununla birlikte ürünün yeni olup olmadığının ve üretim yöntemine ilişkin delillerin yeterliliğinin ispat değerlendirmesindeki önemini göstermektedir.

Usul Patentinde İspat Yükü: İki Uygulama Örneği

Örnek 1: Yeni Bir Kimyasal Maddenin Üretim Yöntemi

Bir işletmenin daha önce bilinmeyen belirli bir kimyasal maddeyi elde etmeye yönelik üretim yönteminin patentle korunduğunu varsayalım.

Başka bir işletme, patent sahibinin izni olmadan aynı kimyasal maddeyi üretmektedir. Patent sahibi, patentli yöntemle elde edilen maddenin yeni olduğunu ve davalı tarafından üretilen maddenin aynı madde olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu koşullarda SMK m. 141/2’deki kanuni karine gündeme gelir. Davalı, aynı kimyasal maddeyi patent istemlerinin koruma kapsamı dışında kalan farklı bir yöntemle ürettiğini ispatlayarak karinenin aksini ortaya koyabilir.

Dolayısıyla aynı maddenin üretilmesi güçlü bir hukuki sonuç doğurmakla birlikte, alternatif üretim yönteminin ispatı ihtimali ortadan kalkmaz.

Örnek 2: Önceden Bilinen Bir Ürünün Yeni Yöntemle Üretilmesi

Bir işletmenin piyasada uzun süredir bilinen bir malzemenin üretim süresini azaltan yeni bir yöntem için patent aldığını varsayalım.

Rakip işletme de aynı malzemeyi piyasaya sunmaktadır. Ancak malzemenin kendisi önceden bilindiği için yalnızca patentli üretim yönteminin yeni olması, yeni ürün karinesinin uygulanması açısından yeterli değildir.

Bu durumda mahkeme, SMK m. 141/2’nin ilk cümlesi kapsamında davalıdan malzemenin patentli yöntemden farklı bir üretim süreciyle elde edildiğini ispatlamasını isteyebilir.

Davalının farklı yöntem kullandığına ilişkin teknik kayıtlar, üretim aşamalarını açıklayan belgeler ve bilirkişi incelemesi uyuşmazlığın çözümünde belirleyici olabilir.

Her iki örnekte de sonuç, ilgili patentin istemlerle belirlenen koruma kapsamına ve somut olayın ispat durumuna bağlıdır.

İspat Karinesinin Uygulanması Patent İhlalini Kesinleştirir mi?

Hayır. SMK m. 141/2’nin uygulanması, belirli bir üretim yönteminin kullanıldığına ilişkin ispat sorununu çözer veya çözülmesini kolaylaştırır. Patent hakkına tecavüzün bütün koşullarını tek başına karşılamaz.

Özellikle SMK m. 141/1-(c) kapsamında, patent sahibinin izni olmaksızın patent konusu usulün kullanılması ile patentli usulle doğrudan elde edilen ürünlerin belirli koşullar altında ticari işlemlere konu edilmesi birbirinden ayrılarak incelenmelidir.

Bu bağlamda doğrudan üretimi gerçekleştiren kişinin fiiliyle, ürünleri satan veya ithal eden kişinin fiili aynı olgusal ve hukuki koşullara dayanmayabilir. Kanunda öngörülen bilme veya bilmesi gerekme koşulları, ilgili fiil bakımından ayrıca değerlendirilir.

Benzer şekilde davalının geçerli bir kullanım iznine sahip olduğu yönündeki savunması veya uyuşmazlık konusu yöntemin patentin koruma kapsamı dışında kaldığı iddiası da sonuca etkili olabilir.

İspat karinesi, patentin geçerliliği konusundaki bütün olası itirazları veya patentten doğan hakkın sınırlarını ortadan kaldıran bir mekanizma değildir.

Patent hakkına tecavüz nedeniyle hangi taleplerin hangi koşullarda ileri sürülebileceği ise patent hakkına tecavüz davası kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir.

Usul Patentinde İspat Yükü Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

1. Usul patentinde ispat yükü her zaman davalıya mı aittir?

Hayır. SMK m. 141/2, ürün veya madde elde edilmesine ilişkin usul patentleri bakımından özel kurallar içerir. Yeni ürün hâlinde kanuni karine uygulanır. Ürünün yeni olmadığı durumlarda ise mahkeme, davalıdan farklı üretim yöntemini ispatlamasını isteyebilir. Bu nedenle bütün usul patenti davalarında otomatik ve koşulsuz bir ispat yükü değişikliğinden söz edilemez.

2. Patentli yöntem yeni olduğu hâlde ürün yeni değilse karine uygulanır mı?

Yalnızca üretim yönteminin yeni olması, SMK m. 141/2’nin ikinci cümlesindeki yeni ürün karinesinin uygulanması için yeterli değildir. Hüküm, patent konusu usulle elde edilen ürün veya maddenin yeni olmasını arar. Bununla birlikte mahkemenin davalıdan farklı üretim yöntemini ispatlamasını isteme yetkisi ayrıca değerlendirilir.

3. Aynı ürünü üreten iki işletmeden biri mutlaka diğerinin usul patentini ihlal etmiş midir?

Hayır. Aynı ürün teknik olarak farklı üretim yöntemleriyle elde edilebilir. İhlal değerlendirmesi, patent istemleriyle korunan yöntemin kullanılıp kullanılmadığına ve SMK m. 141/2’nin somut olayda uygulanabilirliğine göre yapılır.

4. Davalı ticari sır gerekçesiyle üretim yöntemini açıklamayabilir mi?

Ticari sırların korunması kanunen gözetilmesi gereken bir menfaattir. Ancak ticari sır iddiası, mahkemenin kanuna uygun delil ve ispat değerlendirmesini kendiliğinden engellemez. Mahkeme, gerekli teknik incelemeyle üretim ve işletme sırlarının korunması arasında uygun dengeyi kurmalıdır.

5. Üretici yabancı ülkedeyse ithalatçı farklı üretim yöntemini ispatlamak zorunda kalabilir mi?

Evet, somut olayın koşullarına göre bu ihtimal bulunmaktadır. Ürünün yurt dışında üretilmiş olması SMK m. 141/2’nin uygulanmasını kendiliğinden engellemez. Ancak ithalatçının fiilinin niteliği, ilgili tecavüz koşulları, karinenin uygulanabilirliği ve ispatlanması gereken teknik vakıalar ayrıca incelenmelidir.

6. Davalı üretim kayıtlarını sunmazsa patent ihlali otomatik olarak kabul edilir mi?

Hayır. Mahkemece istenen belgelerin sunulmaması, HMK m. 219 ve 220 kapsamındaki koşullara göre usulî sonuç doğurabilir. Mahkeme, kanuni şartların gerçekleşmesi hâlinde diğer tarafın belgenin içeriğine ilişkin beyanını kabul edebilir. Ancak belge sunulmamasının her durumda otomatik patent ihlali anlamına geldiği söylenemez.

7. Ters ispat karinesinin bulunması bilirkişi incelemesini gereksiz kılar mı?

Hayır. Karinenin uygulanabilmesi için ürünlerin aynı olup olmadığı ve ürünün yeni olma özelliği gibi teknik konuların incelenmesi gerekebilir. Davalının farklı üretim yöntemi savunması da teknik inceleme gerektirebilir. Karine, bilirkişi incelemesini ortadan kaldırmaz; teknik incelemenin hangi vakıalar üzerinde yoğunlaşacağını etkileyebilir.

Sonuç

Usul patentinde ispat yükü, genel ispat kurallarından ayrılan özel bir hukuki düzenlemeye tabidir. SMK m. 141/2, patent konusu usulle elde edilen ürün veya maddenin yeni olması hâlinde kanuni karine öngörürken, yeni olmayan ürünler bakımından mahkemeye davalıdan farklı üretim yöntemini ispatlamasını isteme yetkisi tanımaktadır.

Bu ayrımın doğru uygulanabilmesi için patent istemlerinin kapsamı, uyuşmazlık konusu ürünün teknik kimliği, ürünün yeniliği, alternatif üretim yönteminin delilleri ve tarafların üretim bilgilerine erişim imkânları birlikte değerlendirilmelidir.

Üretim ve işletme sırlarının korunması da ispat sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır. Patent sahibinin haklarını ispatlayabilmesi ile davalının korunmaya değer gizli bilgilerinin açıklanmaması arasında kanunun öngördüğü denge gözetilmelidir.

Somut uyuşmazlıkta ispat yükünün hangi tarafa ait olduğunun, hangi teknik delillerin gerekli bulunduğunun ve ilgili patent istemlerinin nasıl değerlendirilmesi gerektiğinin belirlenmesinde patent uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki danışmanlık ve dava takibi önem taşır.

Yazar Avukat Fatih Sefer