Velayet davasında çocuğun görüşü, idrak çağına gelmiş her çocuk için alınması zorunlu bir usul güvencesidir: BM Çocuk Hakları Sözleşmesi m.12, Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m.3 ve m.6 ile TMK m.339/3 uyarınca çocuk, kendisini ilgilendiren davada dinlenmeden hüküm kurulamaz; dinlenmeme, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında bozma sebebidir. Kesin bir yaş sınırı yoktur; uygulamada 7-8 yaş idrak çağının başlangıcı kabul edilir, 12 yaş ve üzerinde dinlenme neredeyse mutlaktır. Mahkemenin ikinci zorunlu dayanağı ise sosyal inceleme raporudur (SİR): her iki ebeveyn ve çocukla yüz yüze görüşülerek, yaşam ortamları yerinde incelenerek hazırlanmayan raporlar hükme esas alınamaz.
Bu rehberde çocuğun kaç yaşında ve nasıl dinlendiğini; adli görüşme odalarını, ebeveyn telkininin uzmanlarca denetimini, çocuğun tercihinin bağlayıcılık sınırını, SİR’in zorunlu içeriğini, hangi raporların geçersiz sayıldığını ve rapora itiraz yollarını güncel Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla açıklıyoruz.
İçindekiler
- Çocuğun Dinlenmesi Neden Zorunlu?
- İdrak Çağı Kaç Yaştır? Yaş Gruplarına Göre İçtihat Haritası
- Çocuk Dinlenmeden Verilen Karar Ne Olur?
- Çocuk Nasıl Dinlenir? Mahkeme Salonuna Çıkar mı?
- Ebeveyn Telkini Nasıl Tespit Edilir?
- Çocuğun Tercihi Velayeti Belirler mi?
- Taraflar Anlaşsa Bile Çocuk Dinlenir mi?
- Sosyal İnceleme Raporu (SİR) Nedir?
- SİR’de Neler Bulunmak Zorunda?
- Hangi Raporlar Hükme Esas Alınamaz?
- SİR Hakimi Bağlar mı?
- Raporlar Çelişirse: Üçlü Uzman Heyeti
- Sosyal İnceleme Raporuna İtiraz
- Geçici Velayette de Uzman İncelemesi Şart mı?
- Emsal Kararlar
- Sık Sorulan Sorular
Çocuğun Dinlenmesi Neden Zorunlu?
Modern aile hukuku çocuğu, hakkında karar verilen bir “koruma nesnesi” olarak değil, kendi geleceğinde söz sahibi bir hak öznesi olarak görür. Bu yaklaşımın üç normatif dayanağı vardır. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi m.12, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip her çocuğun, kendisini ilgilendiren her konuda görüşünü serbestçe ifade etme hakkını güvence altına alır. Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m.3 çocuğun adli merciler önünde bilgilendirilme ve danışılma hakkını, m.6 ise adli makamların karar vermeden önce çocuğun görüşünü alıp olgunluk derecesine göre gereken önemi verme yükümlülüğünü düzenler. İç hukuktaki karşılık TMK m.339/3‘tür: “Ana ve baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanırlar; önemli konularda olabildiğince onun düşüncesini göz önünde tutarlar” — velayeti mahkeme düzenliyorsa bu yükümlülük hakime sirayet eder.
Yargıtay bu çerçeveyi yerleşik formülüyle uygular: sözleşmeler, “iç hukuk tarafından yeterli idrake sahip olduğu kabul edilen çocuklara, kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerini ifade etmeye olanak tanınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini” öngörür (Yargıtay 2. HD, E. 2024/9656, K. 2025/5534, T. 29.05.2025). Anayasa Mahkemesi de güvenceyi anayasal düzeye taşımıştır: “Çocuğun dinlenebileceği uygun bir yaşa ve olgunluğa eriştiğinin anlaşılması hâlinde kişisel ilişki tesisi ve velayetle ilgili beyanları mahkeme tarafından mutlaka dikkate alınmalıdır” (AYM, B. 2020/38164, T. 27.05.2025).
İdrak Çağı Kaç Yaştır? Yaş Gruplarına Göre İçtihat Haritası
İdrak çağı; çocuğun, hakkında verilecek kararın sonuçlarını anlayabilecek ve mantıklı bir tercih yapabilecek olgunluğa eriştiği dönemdir. Kanunda kesin bir yaş sınırı yoktur ve olgunluk yalnızca takvim yaşıyla değil, çocuğun olayları kavrama ve sonuçlarını öngörebilme yeteneğiyle ölçülür. Bununla birlikte içtihatta belirgin karineler oluşmuştur:
| Yaş grubu | İçtihattaki değerlendirme |
|---|---|
| 5 yaş ve altı | Genellikle idrak çağında kabul edilmez; ancak bu çocukların dahi uzmanlarca gözlemlenmesi ve ebeveyn bağlarının rapora yansıtılması zorunludur |
| 7-8 yaş | İdrak çağının başlangıcı; mahkemece veya uzman aracılığıyla dinlenmesi ve tercihinin sorulması gerekir |
| 12 yaş ve üzeri | Dinlenme mutlak zorunluluktur; görüş alınmaması ağır usul hatasıdır ve tercih, üstün yarara açıkça aykırı olmadıkça kararın esasını oluşturmalıdır |
Sınırın esnekliğini gösteren güncel örnek çarpıcıdır: Yargıtay, 2010 ve 2014 doğumlu çocukların “idrak çağında olmalarına rağmen, görüşlerine başvurulmaksızın” velayetlerinin anneye verilmesini bozma sebebi saymıştır (Yargıtay 2. HD, E. 2023/9355, K. 2024/895, T. 15.02.2024) — karar tarihinde yaklaşık 9-10 yaşındaki çocuk için dinlenme zorunluluğu tartışmasızdır ve alt sınır somut gelişime göre 7-8 bandına kadar iner.
Çocuk Dinlenmeden Verilen Karar Ne Olur?
İdrak çağındaki çocuğun dinlenmemesi yalnızca bir usul eksikliği değil, çocuğun hukuki dinlenilme hakkının ihlalidir ve velayetin düzenlenmesi, velayetin değiştirilmesi ve kişisel ilişki davalarının tamamında bozma sebebidir. Kişisel ilişki davası için güncel formül: “idrak çağında bulunan çocuğun da kişisel ilişki konusundaki görüşü alınarak ve toplanan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek… karar verilmesi gerekirken; bu hususta eksik incelemeyle hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir” (Yargıtay 2. HD, E. 2024/9778, K. 2025/732, T. 23.01.2025). Velayet için de aynı çizgi yerleşiktir: idrak çağındaki küçüklerin hangi ebeveynin yanında kalmak istediği konusunda görüşleri alınmadan kurulan hükümler eksik inceleme nedeniyle bozulur (Yargıtay 2. HD, E. 2015/25994, K. 2017/4216, T. 13.04.2017). Pratik sonuç: dinlenme eksikliği, istinaf ve temyizde en güçlü bozma argümanlarından biridir ve davanın kaybedilen tarafı için etkili bir kanun yolu stratejisidir.
Çocuk Nasıl Dinlenir? Mahkeme Salonuna Çıkar mı?
Ebeveynlerin en sık sorduğu pratik soru budur ve cevap güven vericidir: çocuğun klasik duruşma düzeninde, taraflar ve avukatların önünde ifade vermesi gerekmez. HMK m.259/2, beyanı alınacak kişinin çocuk olması halinde uzman yardımından yararlanılmasını ve uygun ortamın sağlanmasını usuli güvence olarak öngörür. Uygulamanın merkezinde adli görüşme odaları (AGO) vardır: çocuğun mahkeme salonunun baskılayıcı atmosferinden uzak, psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacı eşliğinde, kendisini güvende hissederek konuşabildiği korunaklı alanlardır. Dinlenme; hakim tarafından bizzat (uzman refakatinde) yapılabileceği gibi, mahkemenin görevlendireceği uzman aracılığıyla da gerçekleştirilebilir; çocuğun başka şehirde yaşadığı hallerde istinabe yoluyla, bulunduğu yer mahkemesince dinlenmesi de mümkündür. Yargıtay her iki yöntemi eşdeğer sayar: “müşterek çocukların, velayeti konusunda mahkemece bizzat veya görevlendireceği uzman vasıtasıyla görüşlerinin alınması” gerekir (Yargıtay 2. HD, E. 2014/21081, K. 2014/20110, T. 20.10.2014); idrak çağındaki küçüğün “pedagog bilirkişi eşliğinde” dinlenmemesi ise bozma sebebidir (Yargıtay 2. HD, E. 2023/7853, K. 2023/5337, T. 09.11.2023).
Usulün bir diğer güvencesi, çocuğun ebeveynleriyle yüz yüze getirilmemesidir: çocuk, anne veya babasının göz hapsinde değil, uzmanla kurduğu güven ilişkisi içinde konuşur. Bu, çocuğun ebeveynlerine duyduğu sadakat duygusu ile gerçek arzuları arasında sıkışmasını önleyen kritik bir düzenektir.
Ebeveyn Telkini Nasıl Tespit Edilir?
Çocuğun beyanının değeri, özgür iradeye dayanmasına bağlıdır; çatışmalı boşanmalarda en büyük risk, beyanın bir ebeveynin yansıması olmasıdır. Yargıtay bu gerçekliği açıkça kabul eder: “çocukların yaşları gereği kolaylıkla etki altında kalacak durumda oldukları ve yine yaşları gereği kendileri için mantıksal karar vermekten ziyade duygusal ve benmerkezci düşündükleri” gözetilmelidir (Yargıtay 2. HD, E. 2023/4646, K. 2024/1502, T. 06.03.2024). Uzmanlar telkini üç somut göstergeyle denetler: çocuğun kullandığı kelimelerin yaşına uygunluğu (yetişkin hukuk jargonu kullanan çocuk, ezberletilmiş beyan şüphesi doğurur), beyanlardaki iç tutarlılık ve ebeveynlere karşı tutumun rasyonelliği — bir ebeveyni hiçbir somut gerekçe göstermeden tamamen reddedip diğerini kusursuzlaştırma, ciddi telkin belirtisidir.
Uzmanın görevi çocuğu dinleyip beyanı tutanağa geçirmekle bitmez; beyanın geçerliliği hakkında aktif kanaat bildirmek zorundadır. Yargıtay, çocuğun beyanı alındıktan sonra uzmanın görüş bildirmemesini eksiklik saymış ve üç kişilik heyetten “çocuğun tereddütlerini giderecek şekilde tedbirlerden de yararlanılarak” kapsamlı rapor alınmasını şart koşmuştur (Yargıtay 2. HD, E. 2024/1560, K. 2024/2872, T. 25.04.2024). Tek görüşme telkini maskeleyebileceğinden, çocuğun her iki ebeveyn yanındaki davranışlarının ayrı ayrı gözlemlenmesi (gözlemli görüşme) de içtihadın aradığı standarttır (Yargıtay 2. HD, E. 2023/4176, K. 2024/3511, T. 15.05.2024).
Çocuğun Tercihi Velayeti Belirler mi?
Tercih, en önemli delillerden biridir ama mutlak emir değildir; hakim beyanı üstün yarar süzgecinden geçirir. Denge formülü köklüdür: “Çocuğun çıkarına açıkça ters düşmediği takdirde ifade edeceği görüşe önem verilmelidir” (Yargıtay 2. HD, E. 2009/18194, K. 2010/3704, T. 01.03.2010). “Açıkça ters düşme” eşiği, hakimin takdirini keyfilikten koruyan sınırdır: çocuk kendisini ihmal eden veya gelişimine zarar veren ebeveyni tercih ediyorsa, mahkeme bunun üstün yarara aykırılığını somut delillerle ortaya koyarak aksine karar verebilir. Sapmanın pusulası ise “farazi düşünce” ilkesidir: “çocuk yetişkin biri olmuş olsaydı, kendisini ilgilendiren bir olayda, kendi yararı için ne gibi bir karar verebilecekti ise… aynı yönde karar verilmesi gerekir” (Yargıtay 2. HD, E. 2021/10606, K. 2022/1746, T. 24.02.2022).
Madalyonun öbür yüzü de nettir: haklı neden olmaksızın çocuğun iradesi göz ardı edilemez. Beyan özgür iradeye dayanıyorsa ve esas alınmamasını gerektiren somut bir delil yoksa, beyanın aksine kurulan hüküm bozulur (Yargıtay 2. HD, E. 2024/1560). Her iki yönde de mahkemenin yükümlülüğü aynıdır: beyanı neden esas aldığını veya neden saptığını, bilimsel raporlar ve diğer delillerle sentezleyerek denetime elverişli biçimde gerekçelendirmek.
Taraflar Anlaşsa Bile Çocuk Dinlenir mi?
Evet. Velayet kamu düzenine ilişkindir; tarafların velayet konusundaki mutabakatı veya davayı kabulü tek başına hukuki sonuç doğurmaz. Anlaşmalı boşanma protokolünde velayet düzenlenmiş olsa dahi hakim, koşulları resen değerlendirir ve idrak çağındaki çocuğun görüşünü almadan, uzman incelemesi yaptırmadan protokolü onaylayamaz (Yargıtay 2. HD, E. 2025/1980, K. 2025/9284, T. 03.11.2025). Protokole “uzman incelemesi istemiyoruz” kaydı konulması da bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz; çocuğun katılım hakkı, ebeveynlerin tasarrufuna açık değildir.
Sosyal İnceleme Raporu (SİR) Nedir?
Sosyal inceleme raporu; aile mahkemesi bünyesindeki psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıların, tarafların ve çocuğun yaşam koşullarını inceleyerek çocuğun gelişimine en uygun ortamı bilimsel verilerle tespit ettiği rapordur. Yasal dayanağı 4787 sayılı Kanun m.5’tir ve sıradan bir bilirkişi görüşü değildir: hukukun teknik bilgisi ile sosyal bilimlerin verilerini birleştiren, davanın esasına etkili bir tahkikat unsurudur. Yargıtay’ın ifadesiyle böyle bir rapor alınmadan karar verilmesi halinde “tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin toplandığından ve bu delillerin değerlendirildiğinden söz edilemez” (Yargıtay 2. HD, E. 2023/1644, K. 2023/5112, T. 02.11.2023).
SİR’de Neler Bulunmak Zorunda?
Hükme esas alınabilir bir SİR, dört zorunlu standardı karşılamalıdır:
1. Çift taraflı yüz yüze görüşme: Uzman; anne, baba ve çocukla ayrı ayrı görüşmelidir. Uzmanın davalı anneyle görüşmemesi tek başına bozma sebebidir (Yargıtay 2. HD, E. 2024/3966, K. 2025/6738, T. 01.07.2025). 2. Yaşam ortamının yerinde incelenmesi: Adliye odasında yapılan görüşme yetmez; “tarafların ortamında ve yaşadığı çevresinde” inceleme yapılıp birlikte yaşanılan kişilerle de görüşülmesi gerekir (Yargıtay 2. HD, E. 2023/1644). 3. Asgari içerik: Tarafların barınma koşulları, gelir durumları, sosyal çevreleri, psikolojik sağlıkları ve çocuğun her iki ebeveynle etkileşiminin analizi; ayrıca yalnızca “çocuk kimde kalsın” sorusuna değil, “velayetin verilmesine engel bir durum var mı” ve “hangi koruyucu tedbirler gerekli” sorularına da cevap. 4. Güncellik: Çocuğun gelişimi dinamiktir; Yargıtay, çocuğun beyanının alınmasından yaklaşık 15 ay sonra karar verilmesini dahi eksiklik sayarak güncel rapor istemiştir (Yargıtay 2. HD, E. 2023/4176). Anayasa Mahkemesi standardı özetler: kararlar, “uzman bilirkişiler tarafından hazırlanmış yeterli açıklıktaki bilimsel görüş ve raporlar ile… somut, nesnel verilere dayanmalıdır” (AYM, B. 2022/57145, T. 06.06.2024).
Hangi Raporlar Hükme Esas Alınamaz?
Bozma pratiğinde yerleşen sakatlık halleri şunlardır: yalnızca bir tarafla görüşülerek hazırlanan raporlar; yaşam ortamı incelenmeden, masa başında yazılan raporlar; bilimsel metodoloji içermeyen, taraf beyanlarını aktarmakla yetinen yüzeysel metinler; hangi veriden hangi sonuca ulaşıldığı izlenemeyen, denetime elverişsiz raporlar ve güncelliğini yitirmiş raporlar. Yargıtay bu tür belgeleri açıkça “hüküm vermeye elverişli olmadığı” tespitiyle reddeder (Yargıtay 2. HD, E. 2023/7966, K. 2024/5218, T. 02.07.2024). Çocuğun psikolojik tedavi gördüğü hassas dosyalarda çıta daha da yükselir: AYM, tedavi evrakları incelenmeden ve velayet değişikliğinin tedaviye etkisi uzman raporuyla projeksiyonlanmadan sonuca gidilmesini üstün yarar ilkesiyle bağdaşmaz bulmuştur (AYM, B. 2022/57145).
SİR Hakimi Bağlar mı?
Bağlamaz; nihai karar verici hakimdir. Ancak rapordan ayrılma serbestisi gerekçelendirme yükümlülüğüyle dengelenmiştir: hakim “ben böyle takdir ettim” diyemez; rapordaki bilimsel verilerin somut olaya neden uymadığını veya çocuğun beyanının neden üstün tutulduğunu, nesnel ve denetlenebilir gerekçelerle açıklamak zorundadır. Rapora veya çocuğun beyanına yönelik ciddi itirazların karşılıksız bırakılması, AYM içtihadında aile hayatına saygı hakkının ihlaline kadar giden bir eksikliktir (AYM, B. 2022/57145). Pratikte bu denge, raporların fiilen yüksek bir ağırlık taşıdığı anlamına gelir: usulüne uygun hazırlanmış bir SİR’den sapma istisnaidir ve sapan kararlar sıkı denetime tabidir.
Raporlar Çelişirse: Üçlü Uzman Heyeti
Dosyada birden fazla rapor bulunması ve sonuçlarının çelişmesi halinde mahkeme, çelişkiyi gidermeden hangi rapora üstünlük tanıdığını takdirle seçemez; çözüm yolu tektir: psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan üçlü uzman heyetinden yeni rapor alınması. “Raporlar arasındaki çelişki dikkate alınarak… üçlü heyetten rapor alınması gerektiği gözetilmeden davanın reddine karar verilmesi” usul ve kanuna aykırıdır (Yargıtay 2. HD, E. 2023/7853). Heyet incelemesi masa başı bir değerlendirme değildir: heyetin anne, baba ve çocukla ayrı ayrı görüşmesi, “her iki ebeveynin yaşadıkları yerde bulundukları ortamları da içerecek şekilde” inceleme yapması ve çelişkinin kaynağını (telkin mi, geçici duygusal tepki mi) tespit etmesi gerekir (Yargıtay 2. HD, E. 2024/5925, K. 2025/2202, T. 03.03.2025). Mevcut raporların üstün yararı belirlemede yetersiz kalması da tek başına üçlü heyet gereksinimi doğurur (Yargıtay 2. HD, E. 2023/4557, K. 2024/1312, T. 28.02.2024). Çocuğun beyanı ile uzman görüşü çelişiyorsa pusula yine farazi düşünce ilkesidir: rapor çocuğun anlık tepkilerine veya ebeveyn baskısına dayanıyorsa hakim bunu tespit ederek uzun vadeli menfaati koruyan hükmü kurar.
Sosyal İnceleme Raporuna İtiraz
SİR aleyhine olan taraf çaresiz değildir; rapor yargısal denetime açıktır ve itirazlar iki eksende kurulur. Usul sakatlıkları: Uzmanın taraflardan biriyle veya çocukla görüşmemesi, yaşam ortamının yerinde incelenmemesi, raporun güncelliğini yitirmesi, gözlemli görüşme yapılmaması — bu eksikliklerin her biri içtihatta tescilli bozma sebebi olduğundan, itiraz dilekçesinde ilgili kararlara dayanılarak raporun hükme esas alınamayacağı ileri sürülür ve yeni (gerekirse üçlü heyetten) rapor talep edilir. Esas itirazları: Raporun vardığı sonucun dosyadaki somut delillerle (okul kayıtları, sağlık raporları, tanık beyanları) çelişmesi veya değerlendirmenin bilimsel temelden yoksun olması. Kritik güvence şudur: mahkeme, ciddi itirazları sessizce geçiştiremez; itirazların karşılanmaması başlı başına bir gerekçe eksikliği oluşturur ve AYM denetiminde ihlal sonucu doğurabilir (AYM, B. 2022/57145). İtirazın zamanlaması da önemlidir: rapor tebliğ edildiğinde beyan süresi içinde yazılı ve gerekçeli itiraz sunulmalı, eksikliklerin tahkikat aşamasında giderilmesi istenmeli, itiraz karşılanmazsa husus istinaf/temyiz sebebi olarak saklı tutulmalıdır.
Geçici Velayette de Uzman İncelemesi Şart mı?
Evet. Dava başında ivedilikle verilen tedbir kararlarında uzman incelemesinin atlanması yaygın bir uygulama hatasıdır; oysa geçici velayet, çocuğun yaşam düzenini kökten değiştiren bir işlemdir ve bu aşamada da uzman görüşü zorunludur. Yargıtay, anne ve yanındaki çocukla uzman görüşmesi yapılmadan ve SİR alınmadan ilerlenmesini, “ortak çocuk hakkında gerekli önlemlerin alınmaması” olarak eleştirmiştir (Yargıtay 2. HD, E. 2024/9656). Uzman raporu ayrıca koruyucu tedbirlerin anahtarıdır: raporda çocuğun örselenme içinde olduğu, telkine maruz kaldığı veya görüşmelerde risk bulunduğu tespit edilirse mahkeme, TMK m.346 uyarınca danışmanlık tedbiri, eğitim tedbiri veya gözetimli kişisel ilişki gibi mekanizmaları devreye sokar; geçici velayetin genel işleyişini velayet davası rehberimizde ayrıntılı anlatmıştık.
Emsal Kararlar
Yargıtay 2. HD, E. 2023/9355, K. 2024/895, T. 15.02.2024 2010 ve 2014 doğumlu çocukların idrak çağında olmalarına rağmen görüşlerine başvurulmadan velayetin düzenlenmesinin bozma sebebidir.
AYM, B. 2022/57145, T. 06.06.2024 Velayet kararlarının gerekçelerinin, uzman bilirkişilerce hazırlanmış yeterli açıklıktaki bilimsel raporlar ve somut, nesnel verilere dayanması zorunlu olup rapora yönelik ciddi itirazların karşılanmamasının aile hayatına saygı hakkını ihlal eder.
Yargıtay 2. HD, E. 2023/4176, K. 2024/3511, T. 15.05.2024 Çocuğun anne ve baba yanında ayrı ayrı gözlemlenmesi suretiyle rapor alınması gereklidr; çocuğun beyanının alınmasından yaklaşık 15 ay sonra karar verilmesi güncellik yönünden eksiklik oluşturur.
Yargıtay 2. HD, E. 2023/7853, K. 2023/5337, T. 09.11.2023 İdrak çağındaki küçüğün pedagog eşliğinde dinlenmemesi ve raporlar arasındaki çelişkinin üçlü uzman heyetinden rapor alınarak giderilmemesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 2. HD, E. 2024/1560, K. 2024/2872, T. 25.04.2024 Çocuğun beyanı alındıktan sonra uzmanın görüş bildirmemesi eksiklik olup; haklı neden olmaksızın çocuğun beyanının aksine hüküm kurulamaz.
Sık Sorulan Sorular
Velayet davasında çocuğa kaç yaşında sorulur?
Kanunda kesin yaş sınırı yoktur; uygulamada 7-8 yaş idrak çağının başlangıcı kabul edilir ve bu yaştan itibaren çocuğun dinlenmesi gerekir, 12 yaş ve üzerinde ise görüş alınması mutlak zorunluluktur ve alınmaması ağır usul hatası sayılır.
Çocuk mahkeme salonunda mı dinlenir?
Hayır; çocuk kural olarak adli görüşme odalarında, psikolog veya pedagog eşliğinde, ebeveynleriyle yüz yüze gelmeden dinlenir, hakim bizzat dinleyebileceği gibi uzman aracılığıyla veya başka şehirdeyse istinabe yoluyla da görüş alınabilir.
Çocuk dinlenmeden verilen velayet kararı bozulur mu?
Evet; idrak çağındaki çocuğun görüşü alınmadan kurulan hükümler, velayet, velayetin değiştirilmesi ve kişisel ilişki davalarının tamamında eksik inceleme nedeniyle bozulur ve bu eksiklik istinaf ile temyizde en güçlü argümanlardan biridir.
Çocuğun söylediği kesin olarak uygulanır mı?
Hayır; beyan çok önemli bir delildir ancak mutlak bağlayıcı değildir — çocuğun çıkarına açıkça ters düşmediği takdirde görüşüne uyulması asıldır, sapma halinde mahkeme bunun gerekçesini somut delillerle ve denetime elverişli biçimde açıklamak zorundadır.
Sosyal inceleme raporu ne kadar sürede hazırlanır?
Süre adliyenin iş yüküne göre değişir ve uygulamada birkaç hafta ile birkaç ay arasında sürebilir; ancak yargılama uzarsa raporun güncelliğini koruması gerekir, eski tarihli verilerle hüküm kurulması bozma sebebidir.
Sosyal inceleme raporu aleyhime çıktı, ne yapabilirim?
Rapor tebliğinden sonra süresi içinde gerekçeli itiraz sunarak usul sakatlıklarını (tarafla veya çocukla görüşülmemesi, ortamın incelenmemesi, güncellik kaybı) ve esasa ilişkin çelişkileri ileri sürebilir, üçlü uzman heyetinden yeni rapor talep edebilirsiniz; ciddi itirazların karşılanmaması başlı başına bir bozma ve ihlal sebebidir.
İki rapor birbirine ters düşerse hangisi geçerli olur?
Hiçbiri doğrudan esas alınamaz; mahkeme çelişkiyi psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan üçlü heyetten alınacak yeni ve kapsamlı bir raporla gidermek zorundadır, çelişki giderilmeden kurulan hüküm bozulur.
Anlaşmalı boşanmada da çocuk dinlenir mi?
Evet; velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflar velayette anlaşmış olsa dahi hakim, idrak çağındaki çocuğun görüşünü almadan ve uzman incelemesi yaptırmadan protokoldeki velayet düzenlemesini onaylayamaz.
Çocuğun Dinlenmesi ve SİR Sürecinde Hukuki Destek
Velayet davalarının kaderi çoğu zaman iki anda belirlenir: çocuğun görüşünün alındığı görüşme ve sosyal inceleme raporunun düzenlendiği inceleme. Bu süreçlere hazırlıklı girmek, rapordaki sakatlikleri zamanında tespit edip usulüne uygun itiraz etmek ve gerektiğinde üçlü heyet incelemesini talep etmek, davanın sonucunu doğrudan etkiler. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak velayet uyuşmazlıklarında ve boşanma sürecinin çocuklara ilişkin tüm aşamalarında müvekkillerimize İstanbul genelinde hukuki destek sağlıyoruz.
Adres: Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Mehmet SARIOĞLU tarafından hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için hukuki danışmanlık alınız.