Yatırım Fonunun Hukuki Niteliği ve Malvarlığının Ayrılığı

Yatırım fonunun hukuki niteliği, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 52. maddesinde açıkça belirlenmiştir: yatırım fonu, tasarruf sahiplerinden toplanan para ya da diğer varlıklarla inançlı mülkiyet esaslarına göre oluşturulan ve tüzel kişiliği bulunmayan bir malvarlığıdır. Fonun tüzel kişiliği olmaması, onu yöneten portföy yönetim şirketinin fon adına hareket etme, fonu temsil etme ve fonun varlıklarını koruma yükümlülüğünü daha da önemli kılar. Kanun bu koruma açığını kapatmak için iki temel araç öngörmüştür: fon malvarlığının portföy yönetim şirketinin ve saklama kuruluşunun kendi malvarlığından tamamen ayrı tutulması (m.53) ve tescil işlemleriyle sınırlı bir tüzel kişilik tanınması (m.52/5). Bu makalede fonun hukuki niteliğini, portföy yönetim şirketinin temsil yetkisini ve malvarlığının ayrılığı ilkesini yargı kararları ışığında inceliyoruz.

Yatırım Fonu Nedir? Hukuki Niteliği Nasıldır?

SPK m.52/1: “Bu Kanun hükümleri uyarınca tasarruf sahiplerinden fon katılma payı karşılığında toplanan para ya da diğer varlıklarla, tasarruf sahipleri hesabına, inançlı mülkiyet esaslarına göre Kurulca belirlenen varlık ve haklardan oluşan portföy veya portföyleri işletmek amacıyla portföy yönetim şirketleri tarafından fon iç tüzüğü ile kurulan ve tüzel kişiliği bulunmayan mal varlığına yatırım fonu adı verilir.”

Fonun tüzel kişiliği bulunmaması, onu bir “kişi” değil bir “malvarlığı” (mal topluluğu) olarak nitelendirir. Fon adına dava açan, dava edilen ve sözleşme imzalayan taraf fonun kendisi değil, onu yöneten portföy yönetim şirketidir. Tanımdaki üç unsur fonun hukuki yapısını özetler: varlıklar tasarruf sahipleri hesabına toplanır, inançlı mülkiyet esasına göre yönetilir ve portföy yönetim şirketinin hazırladığı fon iç tüzüğüyle kurulur.

Kanun m.52/4, portföy yönetim şirketi ile katılma payı sahipleri arasındaki ilişkiye, Kanun’da ve fon iç tüzüğünde hüküm bulunmayan hâllerde Türk Borçlar Kanunu’nun vekâlete ilişkin 502-514. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağını öngörür. Bu atıf, fon yönetiminin de portföy yönetim şirketinin bireysel portföy yönetiminde tabi olduğu özen ve sadakat borcuyla aynı hukuki temele oturduğunu gösterir. Katılma payı sahibi ile portföy yönetim şirketi arasındaki ilişki bu nedenle bir ortaklık ilişkisi değil, vekâlet benzeri bir yönetim ilişkisidir.

Yatırım Fonunun Sınırlı Tüzel Kişiliği Neyi Kapsar?

Kanun m.52/5, 7222 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle, fonun tüzel kişiliği bulunmaması kuralına dar kapsamlı bir istisna getirmiştir: fon, tapu ve diğer resmî sicillere tescil, değişiklik, terkin ve düzeltme talepleri ile ortağı olacağı limited ve anonim şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı veya pay devri işlemleri dahil her tür ticaret sicili işlemleriyle sınırlı olarak tüzel kişiliği haiz sayılır. Fon portföyünde bulunan taşınmazlar doğrudan fon adına tapuya tescil edilir; bu işlemler portföy yönetim şirketi ile saklama kuruluşunu temsile yetkili birer imzanın müştereken atılmasıyla yürütülür.

Bu “sınırlı tüzel kişilik” kurgusu Türk hukukunda istisnai bir modeldir. Anayasa Mahkemesi, aynı hukuki kurguyu benimseyen bir başka fon türü olan Türkiye Varlık Fonu bakımından, tescil işlemleriyle sınırlı tüzel kişiliğin fonun genel hukuki ehliyetini genişletmediğini, yalnızca belirtilen işlem türleriyle sınırlı bir araç niteliği taşıdığını vurgulamıştır (Anayasa Mahkemesi, B.2017/36186, T.28.12.2022 — bireysel başvuru, kıyasen). Bu ilke m.52/5’in yorumunda da yol göstericidir: fon, tapu ve ticaret sicili işlemlerinde kendi adına görünür; ancak bu durum fona dava ehliyeti veya genel sözleşme ehliyeti kazandırmaz, bu alanlarda muhatap portföy yönetim şirketi olmaya devam eder.

Portföy Yönetim Şirketi Fonu Nasıl Temsil Eder?

Kanun m.52/3 uyarınca portföy yönetim şirketi, fonu katılma payı sahiplerinin haklarını koruyacak şekilde temsil eder, yönetir veya yönetimini denetler; fon varlıkları üzerinde kendi adına ve fon hesabına mevzuata ve fon iç tüzüğüne uygun tasarrufta bulunmaya yetkilidir. Yargı içtihadı bu yükümlülüğü somut olaylarla doldurmuştur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, bir serbest yatırım fonuna yönlendirilen yatırımcıya karşı, fonu pazarlayan kuruluş ile fonu yöneten portföy yönetim şirketi arasındaki akdi ilişkiler çerçevesinde bilgilendirme ve gözetim yükümlülüğünün kapsamını belirlemiş; zarardan hangi tarafın sorumlu tutulacağının, katılma payı sahibiyle doğrudan sözleşme ilişkisi kuran tarafa göre tayin edilmesi gerektiğini vurgulamıştır (Yargıtay 11. HD, E.2019/4445 K.2021/3866, T.20.04.2021).

Uygulamada, portföy yönetim şirketinin yönettiği bir yatırım fonunun portföyünde kendi ana şirketinin (hakim ortağının) paylarını bulundurmasının doğrudan TTK m.389 kapsamındaki pay iktisabı yasağına girmediği, ancak bu durumun m.52/3’teki “katılma payı sahiplerinin haklarını koruma” yükümlülüğü çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi ve Sermaye Piyasası Kurulu’na bildirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bu yaklaşım, m.52/3’ün yalnızca soyut bir temsil yetkisi değil, somut bir menfaat koruma denetimi öngördüğünü gösterir.

Fon yönetiminden doğan zarar davalarında pasif husumetin doğru tespiti bu nedenle kritik önem taşır. Fonu fiilen yöneten ve mevzuata uygunluktan sorumlu olan taraf portföy yönetim şirketidir; ancak Yargıtay’ın yukarıdaki kararı uyarınca bilgilendirme yükümlülüğünden doğan sorumluluk, yatırımcıyla doğrudan sözleşme kuran pazarlamacı kuruluşa da yönelebilir. Davanın kime yöneltileceği, zararın yönetim hatasından mı yoksa satış sırasındaki eksik veya yanlış bilgilendirmeden mi doğduğuna göre belirlenmelidir.

Fon Malvarlığının Ayrılığı İlkesi Nedir?

Kanun m.53/1, fonun malvarlığının, onu yöneten portföy yönetim şirketinin ve saklama hizmetini yürüten kuruluşun kendi malvarlığından ayrı olduğunu düzenler. Bu ayrılık, m.53/2’de somut koruma tedbirlerine dönüştürülmüştür:

SPK m.53/2: “Fon mal varlığı, fon hesabına olması ve fon iç tüzüğünde hüküm bulunması şartıyla kredi almak, türev araç işlemleri, açığa satış işlemleri veya fon adına taraf olunan benzer nitelikteki işlemlerde bulunmak haricinde teminat gösterilemez ve rehnedilemez. Fon mal varlığı … başka bir amaçla tasarruf edilemez, … haczedilemez, üzerine ihtiyati tedbir konulamaz ve iflas masasına dâhil edilemez.”

Neredeyse aynı lafızla düzenlenen Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu m.17’ye ilişkin Yargıtay 12. Hukuk Dairesi kararları, SPK m.53’ün yorumu için güçlü bir kıyas kaynağıdır. Daire, emeklilik yatırım fonu malvarlığının rehnedilemeyeceği, teminat gösterilemeyeceği, haczedilemeyeceği ve iflas masasına dahil edilemeyeceği ilkesini fonun kendisi bakımından mutlak kabul etmiş; buna karşılık katılımcının fon içindeki katılma payına yönelik haciz işlemlerinin belirli koşullarda mümkün olabileceği ayrımını yapmıştır (Yargıtay 12. HD, E.2017/3092 K.2018/6330, T.19.06.2018; aynı yönde E.2018/11309 K.2018/8049, T.13.09.2018). İki düzenleme de aynı amaca, yani fonun kolektif varlığının tekil alacaklı takiplerinden korunmasına hizmet ettiğinden, bu ayrım SPK m.53 bakımından da kıyasen geçerlidir.

Danıştay’ın eski 2499 sayılı Kanun döneminde Yatırımcıları Koruma Fonu bakımından verdiği bir kararda da aynı ilke, yani fon varlığının rehnedilemeyeceği, teminat gösterilemeyeceği ve haczedilemeyeceği teyit edilmiştir (Danıştay 13. D, E.2007/251 K.2007/2634). Bu karar, malvarlığının ayrılığı ilkesinin sermaye piyasası mevzuatında köklü ve süreklilik arz eden bir ilke olduğunu gösterir.

Kanun m.53/4 ise ayrılık ilkesini borç ilişkileri düzeyine taşır: portföy yönetim şirketinin üçüncü kişilere olan borçları ile fonun bu kişilerden olan alacakları birbirine karşı mahsup edilemez. Böylece portföy yönetim şirketinin alacaklıları, fonun alacağını dolaylı yoldan kendi borçlarının ödenmesinde kullanamaz.

İşlemFon malvarlığı bakımından durum
Haciz (kamu alacakları dahil)Yasak (m.53/2)
İhtiyati tedbirYasak (m.53/2)
İflas masasına dahil edilmeYasak (m.53/2)
Teminat gösterme ve rehinKural olarak yasak; fon hesabına olmak ve iç tüzükte hüküm bulunmak şartıyla kredi, türev, açığa satış ve benzeri işlemlerde mümkün
PYŞ borçlarıyla mahsupYasak (m.53/4)
Katılımcının bireysel katılma payına hacizFonun bütünsel dokunulmazlığından ayrı değerlendirilir; benzer düzenlemeye ilişkin Yargıtay kararlarına göre belirli koşullarda mümkün

Kurul’un Yatırım Fonlarına İlişkin Düzenleme Yetkileri

Kanun m.54, Sermaye Piyasası Kurulu’na yatırım fonları alanında geniş bir düzenleme yetkisi tanır. Buna göre Kurul; fonun kuruluşuna, fon türleri itibarıyla portföyde bulundurulabilecek varlıklara ve portföy sınırlamalarına, değerleme esaslarına, fon kârının tespiti ve dağıtımına, fonun faaliyet ve yönetim ilkelerine, birleşmesine, dönüşmesine, sona ermesine ve tasfiyesine; fon iç tüzüğü ile yönetim ve saklama sözleşmelerinin düzenlenmesine, kapsamına ve değiştirilmesine, katılma paylarının değerine, ihraç ve geri alım fiyatlarının hesaplanmasına, alım satım ilkelerine, fon yönetim ve saklama ücretlerine; katılma paylarının ihracına; fonların izahname ve diğer kamuyu aydınlatma yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasları belirler.

Madde niteliği itibarıyla bir yetki ve çerçeve hükmüdür. Yatırım fonlarının günlük işleyişini belirleyen asıl kurallar, Kurul’un bu yetkiye dayanarak çıkardığı tebliğ ve ilke kararlarında yer alır; bu düzenleyici işlemlerin içeriği zamanla değiştiğinden, somut bir fon uyuşmazlığında Kanun’un yanında işlem tarihinde yürürlükte olan tebliğ hükümleri ve fonun iç tüzüğü ile izahnamesi birlikte değerlendirilir.

Sık Sorulan Sorular

Yatırım fonunun tüzel kişiliği var mıdır?

Hayır; yatırım fonu, Kanun’un tanımı gereği tüzel kişiliği bulunmayan bir malvarlığıdır ve yalnızca tapu ile ticaret sicili işlemleriyle sınırlı olarak tüzel kişiliği haiz sayılır.

Fon adına dava açma veya dava edilme yetkisi kime aittir?

Fonun tüzel kişiliği bulunmadığından, fonu yöneten ve temsil eden portföy yönetim şirketi bu işlemlerin muhatabıdır.

Fon portföyündeki bir taşınmaz kimin adına tescil edilir?

Doğrudan fon adına tapuya tescil edilir; işlem portföy yönetim şirketi ve saklama kuruluşunu temsile yetkili kişilerin müşterek imzasıyla yürütülür.

Fon malvarlığı haczedilebilir mi?

Hayır; kamu alacaklarının tahsili amacı dahil olmak üzere fon malvarlığı haczedilemez, üzerine ihtiyati tedbir konulamaz ve iflas masasına dahil edilemez.

Fon malvarlığı hiçbir şekilde teminat gösterilemez mi?

Fon hesabına olması ve fon iç tüzüğünde hüküm bulunması şartıyla kredi, türev araç ve açığa satış gibi işlemler bakımından teminat gösterilebilir; bunun dışında teminat gösterilmesi ve rehnedilmesi yasaktır.

Katılımcının fon içindeki katılma payı haczedilebilir mi?

Fonun malvarlığının bütünsel dokunulmazlığı ile katılımcının bireysel katılma payına yönelik icra takibi ayrı değerlendirilir; benzer düzenlemeye ilişkin Yargıtay kararları bu ayrımı kabul etmektedir.

Portföy yönetim şirketinin fon portföyünde kendi grup şirketi paylarını bulundurması mümkün müdür?

Mutlak olarak yasak değildir; ancak katılma payı sahiplerinin haklarını koruma yükümlülüğü çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi ve Kurul’a bildirilmesi gerekir.

Portföy yönetim şirketinin borcu için fon varlığı kullanılabilir mi?

Hayır; fon malvarlığı, onu yöneten portföy yönetim şirketinin ve saklama kuruluşunun kendi malvarlığından tamamen ayrıdır.

Portföy yönetim şirketinin üçüncü kişiye olan borcu, fonun aynı kişiden olan alacağıyla mahsup edilebilir mi?

Hayır; Kanun m.53/4 bu tür bir mahsup işlemini açıkça yasaklamıştır.

Fondan zarar gören yatırımcı kime dava açmalıdır?

Zarar yönetim hatasından doğmuşsa fonu yöneten portföy yönetim şirketine, satış sırasındaki eksik veya yanlış bilgilendirmeden doğmuşsa yatırımcıyla doğrudan sözleşme kuran pazarlamacı kuruluşa da yönelinebilir.

Portföy yönetim şirketi ile katılma payı sahibi arasındaki ilişkiye hangi hükümler uygulanır?

Kanun ve fon iç tüzüğünde hüküm bulunmayan hâllerde TBK’nın vekâlete ilişkin 502-514. madde hükümleri kıyasen uygulanır.

Katılma payı fiyatlarının hesaplanması kime bırakılmıştır?

Katılma paylarının değerinin, ihraç ve geri alım fiyatlarının hesaplanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından belirlenir.

Yatırım fonu ile ilgili düzenleme yapma yetkisi kime aittir?

Fonun kuruluşu, portföy sınırlamaları, değerleme esasları, birleşme, dönüşme ve tasfiye süreçleri ile izahname yükümlülükleri dahil geniş bir alanda Sermaye Piyasası Kurulu düzenleme yapmaya yetkilidir.

Sonuç

Yatırım fonu, tüzel kişiliği bulunmayan ancak Kanun’un sağladığı iki güvenceyle, yani sınırlı tüzel kişilik tanınması ve malvarlığının portföy yönetim şirketi ile saklama kuruluşundan ayrı tutulmasıyla katılma payı sahiplerinin menfaatlerini koruyan özel bir hukuki yapıdır. Bu korumanın fiilen işleyip işlemediği büyük ölçüde portföy yönetim şirketinin m.52/3’teki temsil ve gözetim yükümlülüğüne ne ölçüde uyduğuna, malvarlığının ise portföy saklama kuruluşu tarafından ne ölçüde denetlendiğine bağlıdır. Fon zararlarında husumetin ve talebin doğru kurulması, deneyimli bir yatırım fonu davası avukatı ile yürütülmesi gereken teknik bir değerlendirmedir. Kolektif yatırım kuruluşları rejiminin diğer başlığı için yatırım ortaklıkları makalemize göz atabilirsiniz.


Bu makale Av. Fatih Sefer tarafından hazırlanmıştır.

Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul