Sarıyer Boşanma Avukatı

Sarıyer, Boğaz’ın kuzey ucundan Belgrad Ormanı’na ve Karadeniz kıyısına uzanan geniş bir ilçedir. İstinye, Tarabya ve Yeniköy’ün sahil hattı, Zekeriyaköy ve Demirciköy’ün villa bölgeleri, Maslak’ın iş merkezleri ile Derbent ve Reşitpaşa gibi eski yerleşim mahalleleri aynı ilçe sınırları içinde bulunur. İlçede görülen boşanma dosyalarının ayırt edici yanı, tasfiyeye girecek malvarlığının çoğu zaman taşınmaz, ortaklık payı ve yatırım hesabından oluşan karma bir yapı göstermesidir. Bu yapı beraberinde somut bir riski de getirir: dava açılmadan önce ya da yargılama sürerken malvarlığının el değiştirmesi. Kanun bu riske karşı, tasfiyeyi beklemeden işletilebilecek iki ayrı kurum öngörmüştür. Sarıyer boşanma avukatı ile çalışırken ilk değerlendirilmesi gereken de budur: dosyada koruma tedbiri gerektiren bir tablo var mıdır, varsa hangi yol daha isabetlidir?

Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu, Sarıyer’de ikamet eden müvekkillerine anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanma, velayet, nafaka ve mal rejimi tasfiyesi davalarında hukuki destek sunmaktadır. Büronun aile hukuku dosyalarını yürüten kurucu ortağı Av. Mehmet Sarıoğlu, İstanbul Adliyesi (Çağlayan) nezdindeki dosyaları takip etmektedir.

Sarıyer’de Boşanma Davası Hangi Mahkemede ve Hangi Adliyede Görülür?

Aile hukukundan doğan davalarda görevli mahkeme aile mahkemesidir; dayanağı 4787 sayılı Kanun’un 4. maddesidir. Görev kuralı kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflar bunu sözleşmeyle değiştiremez ve mahkeme her aşamada kendiliğinden gözetir. Boşanma davasıyla birlikte istenen velayet, nafaka ve tazminat talepleri de aynı mahkemede incelenir.

Yetkili mahkeme TMK m. 168’e göre belirlenir ve hüküm iki ayrı yer gösterir: eşlerden birinin yerleşim yeri ile eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer. Bu iki yer arasında tercih davacınındır. Kural seçimlik olduğundan, Sarıyer’de oturan bir eşin davasının zorunlu olarak Çağlayan’da görüleceğini söylemek mümkün değildir; diğer eşin yerleşim yeri başka bir ilçe ya da il ise orası da yetkilidir.

Bu yetki kesin yetki sayılmaz. Yetkiye itiraz edilecekse bu itiraz, HMK m. 116 ve 117 gereği ilk itiraz olarak cevap dilekçesinde ve süresinde ileri sürülmeli, ayrıca hangi mahkemenin yetkili olduğu gösterilmelidir. Süresi geçtikten sonra ileri sürülen itiraz sonuç doğurmaz ve dava, açıldığı yer mahkemesinde görülmeye devam eder.

Sarıyer’de ikamet eden taraflar bakımından yetkili aile mahkemeleri İstanbul Adliyesi (Çağlayan Adliyesi) bünyesinde bulunmaktadır. Adliyenin yargı çevresi Bayrampaşa, Beşiktaş, Beyoğlu, Fatih, Kâğıthane, Sarıyer ve Şişli ilçelerinden oluşur. Eyüpsultan, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu’nun 06.08.2025 tarihli ve 1081 sayılı kararı gereği 01.09.2025 tarihinden itibaren bu yargı çevresinden çıkarılmış ve Gaziosmanpaşa Adliyesine bağlanmıştır. Aynı adliyede görülen komşu ilçeler için Şişli, Beşiktaş, Kâğıthane, Beyoğlu ve Bayrampaşa sayfalarımıza bakabilirsiniz.

Sarıyer’de Boşanma Sürecini Farklı Kılan Etkenler Nelerdir?

İlk etken, malvarlığının devre elverişli olmasıdır. Bir taşınmaz tapuda tek işlemle devredilebilir, bir limited şirket payı pay defterine işlenerek el değiştirebilir, bir yatırım hesabı gün içinde boşaltılabilir. Tasfiye davası ise boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonra görülür. Aradaki bu zaman farkı, malvarlığının korunmasını bağımsız bir başlık hâline getirir; boşanmada mal kaçırma iddialarının en sık ileri sürüldüğü dosyalar da bu yapıdaki dosyalardır.

İkinci etken, malvarlığı hakkında bilgiye erişimdeki eşitsizliktir. Ortaklık paylarını, yatırım hesaplarını ve borç ilişkilerini eşlerden yalnızca biri yönetiyorsa, diğer eş çoğu zaman tasfiyeye girecek değerlerin kapsamını bilmemektedir. Kanun bu durumu yalnızca bir ispat sorunu olarak görmez; bilgi vermekten kaçınmayı, aşağıda açıklanan olağanüstü mal rejimi bakımından haklı sebep saymıştır.

Üçüncü etken, ilçenin katmanlı yapısıdır. Aynı adliyede görülen dosyalarda bir yanda çok kalemli malvarlığı tasfiyeleri, diğer yanda düzensiz gelirli eşlerde nafaka tespiti gündeme gelir. Bu iki dosya türü farklı delil çalışması gerektirir; ilkinde sicil ve hesap kayıtları, ikincisinde yaşam düzeyine ilişkin karşılaştırmalı inceleme öne çıkar.

Eşin Tasarruf Yetkisi Hâkim Kararıyla Sınırlanabilir mi?

Sınırlanabilir. TMK m. 199, evlilik birliğinin korunmasına ilişkin hükümler arasında yer alır ve ailenin ekonomik varlığının korunması ya da evlilik birliğinden doğan malî bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektirdiği ölçüde, eşlerden birinin istemi üzerine hâkimin belirli malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufların ancak diğer eşin rızasıyla yapılabileceğine karar vermesine imkân tanır. Hâkim ayrıca duruma göre gerekli diğer önlemleri de alır.

Hükmün pratikteki en güçlü yanı taşınmazlara ilişkindir: hâkim, eşin taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisini kaldırırsa durumun tapu kütüğüne şerh edilmesine kendiliğinden karar verir. Şerh sonrasında yapılacak devir işlemi tapu müdürlüğünde durur; koruma böylece kâğıt üzerinde kalmaz, sicile yansır. Şerhin kapsamı yalnızca aile konutuyla sınırlı değildir; kararda hangi malvarlığı değerlerinin kapsandığı gösterilir.

Bu noktada iki kurumun karıştırılmaması gerekir. TMK m. 194 yalnızca aile konutunu korur ve malik eşin, diğerinin açık rızası olmadıkça konutu devretmesini ya da üzerindeki hakları sınırlamasını engeller; koruma doğrudan kanundan doğar. TMK m. 199 ise aile konutuyla sınırlı olmayıp hâkim kararına bağlıdır ve talep edilmedikçe uygulanmaz. Aile konutu bakımından şerh usulü için aile konutu şerhi yazımızı inceleyebilirsiniz.

TMK m. 199’a başvurmak için boşanma davası açılmış olması şart değildir; hüküm evlilik birliği devam ederken de işletilebilir. Boşanma davası açıldıktan sonra ise dava dosyası üzerinden HMK m. 389 ve devamındaki hükümler uyarınca ihtiyati tedbir istenmesi de mümkündür. İki yol birbirinin alternatifidir; hangisinin tercih edileceği, korunmak istenen değerin niteliğine ve dosyanın aşamasına göre belirlenir.

Bu tedbirlerin önleyici niteliği önemlidir. Devir gerçekleştikten sonra da hukuki yol kapanmaz: mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmaksızın yapılan olağan hediye niteliğindeki kazandırmalar dışındaki karşılıksız kazandırmalar ile katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler TMK m. 229 uyarınca eklenecek değer sayılır, kazandırmadan yararlanan üçüncü kişiye karşı da TMK m. 241 uyarınca dava açılabilir. Ancak bu yol yıllar süren ayrı bir yargılama anlamına gelir; devir gerçekleşmeden alınan bir tedbir kararı, aynı sonucu çok daha kısa sürede sağlar.

Olağanüstü Mal Rejimi Nedir, Hangi Hâllerde Mal Ayrılığına Geçilir?

Olağanüstü mal rejimi, evlilik sürerken mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçilmesini ifade eder. TMK m. 206 uyarınca haklı bir sebep varsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine edinilmiş mallara katılma veya mal ortaklığı rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir. Bu, boşanma davasından bağımsız bir yoldur; evliliği sona erdirmez, yalnızca eşlerin malvarlıkları arasındaki bağı keser.

Kanun haklı sebepleri örnek olarak saymıştır. Diğer eşe ait malvarlığının borca batık olması veya ortaklıktaki payının haczedilmesi, diğer eşin istemde bulunanın ya da ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmesi, ortaklık mallarında tasarruf için gereken rızayı haklı sebep olmaksızın esirgemesi, malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması ve sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun bulunması bu hâller arasındadır. Sayım örnekseme niteliğindedir; benzer ağırlıkta başka bir sebep de haklı sebep sayılabilir. Eşlerden biri sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksunsa, yasal temsilcisi de bu sebebe dayanarak talepte bulunabilir.

Ayrı bir yol da alacaklılar bakımından öngörülmüştür: mal ortaklığı rejiminde, cebri icra yoluna başvurmasına rağmen alacağını alamayan alacaklının istemi üzerine hâkim mal ayrılığına geçilmesine karar verir (TMK m. 207).

Kararın sonucu, tasfiye bakımından belirleyicidir. Mahkemece mal ayrılığına geçilmesine karar verilen hâllerde mal rejimi, TMK m. 225/2 uyarınca dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Bu tarihten sonra edinilen değerler artık ortak bir hesaba girmez; her eş kendi malvarlığı üzerinde bağımsızlaşır. Bu nedenle olağanüstü mal rejimi talebi, yalnızca koruyucu değil aynı zamanda hesabın kapanma anını öne çeken bir taleptir. Rejimlerin karşılaştırması için mal rejimi türleri yazımıza bakabilirsiniz.

Geçiş kalıcı da değildir. TMK m. 208 uyarınca mal ayrılığına geçilmesini gerektiren sebep ortadan kalkmışsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine eski mal rejimine dönülmesine karar verebilir; eşler ayrıca mal rejimi sözleşmesiyle de yeni bir rejim benimseyebilir. Uygulamada bu hüküm, borca batıklığın giderilmesi ya da haczin kaldırılması gibi durumlarda gündeme gelmektedir.

Sarıyer’de Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Anlaşmalı boşanmanın dayanağı TMK m. 166/3’tür. Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması veya birinin diğerinin davasını kabul etmesi, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve malî sonuçlar ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulması gerekir. Hâkim çocukların menfaati bakımından protokolde değişiklik isteyebilir; taraflar bunu kabul etmedikçe boşanmaya karar verilemez.

Çok kalemli malvarlığı bulunan dosyalarda protokolün en zayıf noktası, sayılmayan kalemlerdir. Taşınmazların devir takvimi ve masrafların paylaşımı, üzerlerindeki ipotek ile kalan kredi borcunun kimde kalacağı, ortaklık paylarının devir usulü, yatırım ve emeklilik hesaplarının durumu tek tek yazılmalıdır. Protokolde yer verilmeyen bir kalem, boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir tasfiye davasının konusu olabilir. Karşılıklı ibra iradesi varsa kapsamı açıkça belirtilmelidir.

Sarıyer’de Çekişmeli Boşanma Davası Hangi Sebeplere Dayanır?

Kanunda özel boşanma sebepleri sınırlı sayıda düzenlenmiştir: zina (m. 161), hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (m. 162), küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (m. 163), terk (m. 164) ve akıl hastalığı (m. 165). Bunların koşulları oluşmadığında dava, evlilik birliğinin temelinden sarsılması genel sebebine (m. 166/1) dayandırılır.

Özel sebeplerde aranan davranışın eşin kendisine ait olması gerekir. Eşin ailesinden gelen baskı, hakaret ya da müdahale tek başına m. 162 kapsamında değerlendirilmez; üçüncü kişinin davranışı ancak eşin buna katılması, yönlendirmesi veya müdahaleye sessiz kalarak birliği koruma yükümlülüğünü ihlal etmesi ölçüsünde ona kusur olarak yansır ve değerlendirme m. 166/1 çerçevesinde yapılır.

Malvarlığına ilişkin davranışlar da kusur değerlendirmesinin dışında değildir. Ortak birikimin diğer eşin bilgisi dışında elden çıkarılması, evlilik birliğinden doğan malî yükümlülüklerin karşılanmaması ya da malvarlığı hakkında sürekli olarak yanıltıcı beyanda bulunulması, hem kusur tespitinde hem tazminat taleplerinde dikkate alınır. Delillerin hukuka uygun elde edilmiş olması ise kesin bir koşuldur; HMK m. 189/2, hukuka aykırı biçimde elde edilmiş delillerin bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağını düzenler.

Sarıyer’de Velayet Kararı Hangi Ölçütlere Göre Verilir?

Velayette tek ölçüt çocuğun üstün yararıdır (TMK m. 182 ve 336). Mahkeme, çocuğun yaşını ve alışkın olduğu düzeni, bakımın fiilen kimin tarafından üstlenildiğini, ebeveynlerin çalışma koşullarını ve çocukla kurdukları ilişkiyi birlikte değerlendirir. Ailenin ekonomik gücü tek başına belirleyici değildir; bu yön gerektiğinde iştirak nafakasıyla dengelenir. Aile mahkemesi, 4787 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca görevlendirilen uzmanlardan sosyal inceleme raporu alır ve idrak çağındaki çocuğu dinler. Velayet kendisine bırakılmayan ebeveyn ile çocuk arasında TMK m. 323 uyarınca kişisel ilişki kurulur; koşulların değişmesi hâlinde velayetin değiştirilmesi (m. 183) ya da ağır hâllerde kaldırılması (m. 348) istenebilir. Ölçütler için boşanmada velayet kime verilir yazımıza bakabilirsiniz.

Sarıyer’de Nafaka Davalarında Nelere Dikkat Edilmelidir?

Yargılama süresince ödenecek tedbir nafakasının dayanağı TMK m. 169’dur; kusur incelemesi yapılmaksızın hükmedilir ve hâkim gerekli önlemleri talep olmasa da alabilir. Boşanma kararıyla birlikte çocuk yönünden iştirak nafakası, eş yönünden ise koşulları varsa yoksulluk nafakası gündeme gelir.

Yoksulluk nafakasında TMK m. 175’in ölçütü sıkça yanlış aktarılır. Hüküm, nafaka isteyen eşin kusursuz olmasını aramaz; aradığı şey, kusurunun diğer eşinkinden daha ağır olmamasıdır. Buna göre eşit kusur hâlinde yoksulluk nafakası istenebilir; talep hakkı yalnızca kusuru daha ağır olan eş bakımından kapalıdır. Koşullar değiştiğinde nafakanın artırılması, azaltılması ya da kaldırılması istenebilir (m. 176).

Gelirin ücret dışında kalemler içerdiği dosyalarda tespit ayrı bir çalışma gerektirir. Kira gelirleri, kâr payı ve düzensiz ödemelerin sürekliliği incelenir; beyan edilen gelirle yaşam düzeyi arasında açık bir fark varsa banka hareketleri, harcama kayıtları ve varlık kayıtları üzerinden değerlendirme yapılır. Çocuk yönünden talep edilecek nafakanın kapsamı için iştirak nafakası yazımızı inceleyebilirsiniz.

Sarıyer’de Konut ve Taşınmazlar Mal Paylaşımına Nasıl Dahil Edilir?

Yasal rejimde tasfiye, malların fiilen bölünmesiyle değil hesapla yürür. Her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu kesime ait borçlar düşülerek artık değer bulunur (TMK m. 230 ve 231); diğer eş, bu artık değerin yarısı üzerinde katılma alacağı elde eder (m. 236). Doğan hak parasaldır; tapu payının kendiliğinden geçmesi söz konusu değildir. Değerleme sürüm değeri üzerinden ve tasfiye anına göre yapılır (m. 232 ve 235); taşınmaz üzerindeki kalan kredi borcu ilgili mal kesiminden indirilir. Ayrıntılı hesap yöntemi için boşanmada mal paylaşımı yazımıza bakabilirsiniz.

Edinme tarihi sonucu belirler. Evlilik içinde alınan taşınmaz edinilmiş maldır ve ödenen taksitler için ayrı bir hesap gerekmez. Evlenmeden önce alınmışsa tapu kişisel mal olarak kalır; evlilik içinde edinilmiş malla ödenen taksitler bakımından TMK m. 227 değer artış payı ve m. 230 denkleştirme gündeme gelir. Peşinatı kimin ödediği mülkiyeti değiştirmez, katkı oranını belirler. Kişisel malın yalnızca piyasa koşullarından kaynaklanan değer artışı ise kural olarak malikin kişisel malında kalır; değer artış payı, diğer eşin katkısının bulunduğu hâllerde doğar. İmar durumu, orman sınırı ya da koruma statüsü gibi kısıtlamalar mülkiyeti değiştirmez ancak sürüm değerinin tespitini doğrudan etkiler.

Sarıyer’de Aile İçi Şiddet Durumunda Hangi Tedbirler Alınabilir?

6284 sayılı Kanun’da tedbirler, kararı verecek makama göre ayrılır. Barınma, geçici maddi yardım, psikolojik danışmanlık ve geçici koruma gibi koruyucu tedbirler kural olarak mülki amirden istenir. Şiddet uygulayana yönelik önleyici tedbirler ise aile mahkemesi hâkiminden talep edilir: şiddet tehdidinin durdurulması, müşterek konuttan uzaklaştırma ve konutun korunan kişiye tahsisi, belirlenen yerlere yaklaşmama, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme, silahın kolluğa teslimi ve çocukla kişisel ilişkinin sınırlanması ya da refakatçi eşliğinde kurulması bunlar arasındadır.

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde koruyucu tedbir kolluk amirince de alınabilir; karar ilk fırsatta yetkili merciin onayına sunulur. Başvuruda delil ya da belge sunulması aranmaz. Kararların uygulanması teknik araç ve yöntemlerle takip edilebilir; kamuoyunda “elektronik kelepçe” olarak bilinen uygulamanın kanuni karşılığı budur. Karara aykırı davranılması hâlinde, fiil ayrıca suç oluştursun veya oluşturmasın zorlama hapsine hükmedilir.

Boşanma Davası Sürecinde Büromuzun Çalışma Yöntemi

Sarıyer dosyalarında ilk aşama risk değerlendirmesidir: tasfiyeye girecek değerlerin devre elverişli olup olmadığı, tapu ve sicil kayıtlarında yakın tarihli işlem bulunup bulunmadığı incelenir. Koruma gereken bir tablo varsa tasarruf yetkisinin sınırlanması, olağanüstü mal rejimi ya da ihtiyati tedbir yollarından hangisinin isabetli olduğu belirlenir ve talep, dosyanın açılmasıyla eşzamanlı olarak ileri sürülür.

Ardından talep kalemleri ayrılır; boşanma, velayet, nafaka ve tazminat aynı davada ileri sürülürken tasfiye ayrı bir dava olarak açılır ve boşanma hükmünün kesinleşmesi beklenir. Belge envanteri bu ayrıma göre çıkarılır, hangi kaydın taraflarca sunulacağı ve hangisinin mahkeme aracılığıyla isteneceği baştan belirlenir. Yargılama takvimi müvekkille paylaşılır, her duruşma sonrası dosyanın geldiği aşama yazılı olarak bildirilir. Vekâlet ilişkisi ve ücret Avukatlık Kanunu uyarınca yazılı sözleşmeyle kurulur.

Sarıyer Boşanma Avukatı Ücreti Ne Kadardır?

Ücret; davanın anlaşmalı mı çekişmeli mi yürüyeceğine, talep kalemlerinin sayısına, tasfiyeye girecek malvarlığının kapsamına ve yargılamanın öngörülen süresine göre belirlenir. Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 4 Kasım 2025 tarihli ve 33067 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Bu tarifeye göre aile mahkemelerinde görülen davalarda — boşanma davaları dâhil — maktu asgari ücret 45.000 TL olup, bu tutarın altında ücret kararlaştırılamaz. Aile mahkemelerinin görev alanına giren işlerde katma değer vergisi indirimli oranda uygulandığından, tarife tutarı vergi dâhil 49.500 TL’ye karşılık gelir. İstanbul Barosu’nun yayımladığı tarife ise tavsiye niteliğindedir. Avukatlık Kanunu m. 163 ve 164 uyarınca ücret yazılı sözleşmeyle belirlenir; dava konusu değerin bir yüzdesi olarak kararlaştırıldığı hâllerde oran yüzde yirmi beşi aşamaz. Güncel tutarlar için boşanma avukatı ücreti 2026 sayfamıza bakabilirsiniz.

Dava türlerinin karşılaştırması, süreler ve tasfiyenin işleyişi hakkında İstanbul boşanma avukatları olarak yürüttüğümüz çalışmaların kapsamını ilgili sayfamızda ayrıntılı biçimde açıkladık.

Sıkça Sorulan Sorular

Sarıyer’de boşanma davası hangi mahkemede açılır?

Görevli mahkeme aile mahkemesidir (4787 sayılı Kanun m. 4). Yetki bakımından TMK m. 168 seçimlik bir kural getirir; dava, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde ya da eşlerin son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılabilir. Sarıyer’de ikamet edenler bakımından bu mahkemeler İstanbul Adliyesi (Çağlayan) bünyesindeki aile mahkemeleridir.

Eşimin taşınmazı satmasını dava açmadan engelleyebilir miyim?

TMK m. 199 uyarınca hâkimden, belirlenecek malvarlığı değerleri üzerindeki tasarrufların ancak diğer eşin rızasıyla yapılabilmesine karar verilmesi istenebilir. Bunun için boşanma davası açılmış olması gerekmez. Hâkim taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisini kaldırırsa, durumun tapu kütüğüne şerh edilmesine kendiliğinden karar verir.

Aile konutu şerhi ile tasarruf yetkisinin sınırlanması aynı şey midir?

Hayır. TMK m. 194’teki koruma yalnızca aile konutuna ilişkindir ve doğrudan kanundan doğar; malik eş, diğerinin açık rızası olmadıkça konutu devredemez. TMK m. 199 ise aile konutuyla sınırlı olmayıp hâkim kararına bağlıdır ve kararda hangi malvarlığı değerlerini kapsadığı gösterilir.

Olağanüstü mal rejimi için hangi sebepler yeterlidir?

TMK m. 206 haklı sebepleri örnek olarak sayar: diğer eşin malvarlığının borca batık olması veya payının haczedilmesi, istemde bulunanın ya da ortaklığın menfaatlerinin tehlikeye düşürülmesi, gereken rızanın haklı sebep olmaksızın esirgenmesi, malvarlığı ve gelir hakkında bilgi vermekten kaçınılması ve sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksunluk. Sayım sınırlayıcı değildir; benzer ağırlıkta başka sebepler de haklı sebep sayılabilir.

Eşim malvarlığı hakkında bilgi vermiyor, ne yapabilirim?

Bilgi vermekten kaçınma, TMK m. 206’da haklı sebepler arasında açıkça sayılmıştır ve mal ayrılığına geçilmesi talebine dayanak oluşturabilir. Ayrıca açılmış bir davada tapu, ticaret sicili, banka ve sosyal güvenlik kayıtlarının mahkeme aracılığıyla istenmesi mümkündür; bu talebin delil listesinde gösterilmesi gerekir.

Mal ayrılığına geçilirse hesap hangi tarihte kapanır?

Mahkemece mal ayrılığına geçilmesine karar verilen hâllerde mal rejimi, TMK m. 225/2 uyarınca dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Bu tarihten sonra edinilen değerler ortak hesaba girmez; her eş kendi malvarlığı bakımından bağımsızlaşır.

Olağanüstü mal rejimi kararından sonra eski rejime dönülebilir mi?

Dönülebilir. TMK m. 208 uyarınca mal ayrılığına geçilmesini gerektiren sebep ortadan kalkmışsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine eski mal rejimine dönülmesine karar verebilir. Eşler ayrıca mal rejimi sözleşmesi yaparak yeni bir rejim de benimseyebilir.

Dava açılmadan önce devredilen mallar için ne yapılabilir?

Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmaksızın yapılan olağan hediye dışındaki karşılıksız kazandırmalar ile katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler TMK m. 229 uyarınca eklenecek değer olarak hesaba katılır. Kazandırmadan yararlanan üçüncü kişiye karşı TMK m. 241 uyarınca dava açılması da mümkündür.

Eşit kusurlu eş yoksulluk nafakası alabilir mi?

Alabilir. TMK m. 175, nafaka isteyen eşin kusursuz olmasını değil kusurunun diğer eşinkinden daha ağır olmamasını arar. Bu nedenle eşit kusur hâlinde yoksulluk nafakasına hükmedilebilir; talep hakkı yalnızca kusuru daha ağır olan eş yönünden bulunmaz.

Mal paylaşımı boşanma davasıyla birlikte karara bağlanır mı?

Hayır. Mal rejimi tasfiyesi ayrı bir davanın konusudur ve karar verilebilmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi beklenir. Bu nedenle boşanma davası sürerken tasfiye talepleri aynı dosyada incelenmez; devir riski bulunan hâllerde koruma tedbirlerine başvurulması ayrıca değerlendirilir.

Sarıyer Boşanma Avukatı – İletişim

Boşanma sürecinizde hukuki destek almak için Av. Mehmet Sarıoğlu ve Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu’na aşağıdaki kanallardan ulaşabilirsiniz:

Telefon / WhatsApp: 0539 676 32 75

E-posta: bilgi@sarioglusefer.com

Adres: Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul

Bu içerik Av. Mehmet Sarıoğlu tarafından hazırlanmış; Av. Fatih Sefer tarafından incelenip yayına uygun bulunmuştur.