Beyoğlu Boşanma Avukatı

Beyoğlu, Galata’dan Cihangir’e, İstiklal Caddesi’nden Tarlabaşı ve Dolapdere’ye uzanan çok katmanlı bir ilçedir. Aynı sınırlar içinde yüksek değerli konutlar ile yenileme sürecindeki eski yapı stoğu, yerleşik aileler ile kısa süreli kiracı nüfus bir aradadır. İlçeden gelen boşanma dosyalarının ortak yanı ise malvarlığı yapısından çok, dava sebebinin seçiminde düğümlenmesidir. Türk Medeni Kanunu boşanma sebeplerini genel ve özel olarak ayırmış; özel sebeplere kısa hak düşürücü süreler bağlamış, buna karşılık bu sebeplere dayanan boşanmalara genel sebepte bulunmayan malî sonuçlar tanımıştır. Zina bu ayrımın en belirgin örneğidir. Beyoğlu boşanma avukatı ile çalışırken ilk yapılması gereken de budur: hangi sebebe dayanılacağının, sürelerin işleyip işlemediğinin ve bu tercihin tasfiyeye etkisinin baştan değerlendirilmesi.

Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu, Beyoğlu’nda ikamet eden müvekkillerine anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanma, velayet, nafaka ve mal rejimi tasfiyesi davalarında hukuki destek sunmaktadır. Büronun aile hukuku dosyalarını yürüten kurucu ortağı Av. Mehmet Sarıoğlu, İstanbul Adliyesi (Çağlayan) nezdindeki dosyaları takip etmektedir.

Beyoğlu’nda Boşanma Davası Hangi Mahkemede ve Hangi Adliyede Görülür?

Boşanma ve buna bağlı taleplerde görevli mahkeme aile mahkemesidir; dayanak 4787 sayılı Kanun’un 4. maddesidir. Görev kuralı kamu düzenine ilişkindir, taraf iradesiyle değiştirilemez ve mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınır.

Yetki bakımından TMK m. 168 iki ayrı yer öngörür: eşlerden birinin yerleşim yeri ile eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer. Hangisinde dava açılacağını davacı belirler. Bu nedenle Beyoğlu’nda ikamet eden bir eşin davasının kaçınılmaz biçimde Çağlayan’da görüleceğini söylemek doğru olmaz; karşı tarafın yerleşim yeri başka bir yargı çevresindeyse orada da dava açılabilir.

Söz konusu yetki kesin değildir. Davalı, yetkiye ilişkin itirazını HMK m. 116 ve 117 uyarınca ilk itiraz olarak cevap dilekçesinde ileri sürmeli ve yetkili saydığı mahkemeyi göstermelidir. Cevap süresi geçtikten sonra yapılan itiraz sonuç doğurmaz; dosya açıldığı yerde karara bağlanır.

Beyoğlu’nda ikamet eden taraflar bakımından yetkili aile mahkemeleri İstanbul Adliyesi (Çağlayan Adliyesi) bünyesindedir. Adliyenin yargı çevresini Bayrampaşa, Beşiktaş, Beyoğlu, Fatih, Kâğıthane, Sarıyer ve Şişli ilçeleri oluşturur. Eyüpsultan ise Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu’nun 06.08.2025 tarihli ve 1081 sayılı kararı uyarınca 01.09.2025 tarihinden itibaren Gaziosmanpaşa Adliyesinin yargı çevresine geçmiştir. Aynı adliyede görülen komşu ilçeler için Şişli, Beşiktaş, Fatih, Kâğıthane ve Sarıyer sayfalarımıza bakabilirsiniz.

Beyoğlu’nda Boşanma Sürecini Farklı Kılan Etkenler Nelerdir?

İlk etken, dosyaların çoğunda sebep tercihinin belirleyici olmasıdır. Aynı olay örgüsü hem özel bir sebebe hem de evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayandırılabilir; ancak iki yolun süreleri, ispat yükü ve malî sonuçları farklıdır. Bu tercih dava açılırken yapılır ve sonradan düzeltilmesi çoğu zaman mümkün olmaz.

İkinci etken, ilçenin gelir yapısındaki çeşitliliktir. Aynı adliyede, düzenli ücretli çalışanların bulunduğu dosyalarla serbest ve düzensiz gelirli eşlerin bulunduğu dosyalar yan yana görülür. Nafaka takdirinde mahkeme, beyan edilen gelirle fiili yaşam düzeyi arasındaki farkı harcama ve varlık kayıtları üzerinden değerlendirir.

Üçüncü etken taşınmazların hukuki durumudur. Koruma statüsüne tabi yapılar ile yenileme kapsamındaki taşınmazlar ilçede yaygındır. Bu statüler mülkiyeti değiştirmez; yalnızca boşanmada mal paylaşımı hesabında esas alınacak sürüm değerinin tespitini etkiler ve bilirkişi incelemesini gerektirir.

Zina Sebebiyle Boşanma Davası Hangi Koşullarda Açılır?

Zina, TMK m. 161’de düzenlenen özel ve mutlak bir boşanma sebebidir. Mutlak olması şu anlama gelir: fiilin gerçekleştiği ispatlandığında hâkim, evlilik birliğinin bu yüzden temelinden sarsılıp sarsılmadığını ayrıca araştırmaz ve boşanmaya karar verir. Genel sebebe dayanan davalarda aranan “ortak hayatın çekilmez hâle gelmesi” değerlendirmesi burada yapılmaz. Sebebin kapsamı ve uygulaması için zina nedeniyle boşanma davası yazımıza bakabilirsiniz.

Buna karşılık hükmün tanıdığı bu kolaylık, sıkı süre koşullarıyla dengelenmiştir. TMK m. 161 uyarınca davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Bu süreler zamanaşımı değil hak düşürücü süredir; karşı tarafın ileri sürmesine gerek olmaksızın hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir, kural olarak durmaz ve kesilmez. Sürenin başlangıcı olan “öğrenme” ise soyut bir kuşkuyu değil, fiilin gerçekleştiğine dair kesin bilgiyi ifade eder.

Süre işlemeye başladıktan sonra yapılan görüşmeler, aile içi arabuluculuk çabaları ya da tarafların bir süre daha birlikte yaşamayı denemesi altı aylık süreyi uzatmaz. Uygulamada en sık karşılaşılan hak kaybı budur: eşler süreci kendi aralarında çözmeye çalışırken dava hakkı düşer ve geriye yalnızca genel sebebe dayanma imkânı kalır.

Üçüncü sınır aftır. TMK m. 161’in son cümlesi, affeden tarafın dava hakkının bulunmadığını belirtir. Af açık bir beyanla yapılabileceği gibi davranışlardan da anlaşılabilir; aranan, affın kesin ve koşulsuz bir iradeyi yansıtmasıdır. Affın varlığı hâlinde altı aylık süre henüz dolmamış olsa bile dava hakkı ortadan kalkar. Bu nedenle olayın öğrenilmesinden sonraki dönemde tarafların davranışları, dosyanın seyri bakımından süreler kadar önemlidir.

İspat konusunda ise doğrudan delil çoğu zaman bulunmaz; bu tür dosyalarda güçlü emarelere dayanan bir değerlendirme yapılır. Ancak delilin hukuka uygun elde edilmiş olması kesin bir koşuldur. HMK m. 189/2, hukuka aykırı biçimde elde edilmiş delillerin bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağını düzenler; eşin bilgisi dışında konuta yerleştirilen kayıt cihazları ya da izinsiz erişilen hesaplardan elde edilen içerikler bu nedenle dosyaya katkı sağlamaz, ayrıca ceza sorumluluğu doğurabilir. Dijital içeriklerin hangi koşullarda delil değeri taşıdığı konusunda WhatsApp mesajları mahkemede delil midir yazımızı inceleyebilirsiniz.

Süreler geçmişse ya da af söz konusuysa dava kapanmaz; olay bu kez evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayandırılır ve kusur değerlendirmesinde dikkate alınır. Genel sebebin koşulları için evlilik birliğinin temelinden sarsılması yazımıza bakabilirsiniz. Uygulamada dava çoğu zaman terditli biçimde, yani öncelikle özel sebebe, kabul edilmemesi hâlinde genel sebebe dayanılarak açılır.

Zina Hâlinde Kusurlu Eşin Katılma Alacağı Azaltılabilir mi?

Bu, özel sebebe dayanmanın en somut malî sonucudur ve uygulamada çoğunlukla gözden kaçar. Yasal mal rejiminde her eş, diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı elde eder (TMK m. 236/1). Aynı maddenin ikinci fıkrası ise bir istisna getirir: zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına ya da tamamen kaldırılmasına karar verebilir.

Hükmün üç sınırı vardır. Birincisi, sonucun kendiliğinden doğmamasıdır; azaltma veya kaldırma hâkimin takdirine bağlıdır ve talep edilmesi gerekir. İkincisi, kapsamının dar olmasıdır; hüküm yalnızca katılma alacağına ilişkindir, değer artış payı ve denkleştirme alacaklarını kapsamaz. Üçüncüsü ve en önemlisi, uygulanabilmesi için boşanmaya zina veya hayata kast sebebine dayanılarak hükmedilmiş olmasının aranmasıdır.

Son nokta, dava sebebinin seçimini doğrudan malî bir tercih hâline getirir. Zina olgusu dosyada sabit olsa dahi, boşanma yalnızca evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanılarak karara bağlanmışsa TMK m. 236/2 uygulanmaz. Süreler henüz dolmamışken özel sebebe dayanılmaması ya da davanın terditli açılmaması, tasfiye aşamasında geri dönülemez bir sonuç doğurabilir. Benzer bir düzenleme paylaşmalı mal ayrılığı rejimi bakımından da öngörülmüştür; orada da zina veya hayata kast sebebiyle boşanmada hâkim, kusurlu eşe paylaşmadan pay verilmemesine ya da payın azaltılmasına karar verebilir.

Kusurun ayrıca tazminat talepleri bakımından da sonucu vardır. Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf maddi tazminat, kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise manevi tazminat isteyebilir; koşullar için boşanmada maddi ve manevi tazminat yazımıza bakabilirsiniz.

Beyoğlu’nda Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Anlaşmalı boşanmanın dayanağı TMK m. 166/3’tür. Koşulları; evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması veya birinin diğerinin davasını kabul etmesi, hâkimin tarafları bizzat dinlemesi ve malî sonuçlar ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulmasıdır. Taraflardan biri duruşmada hazır bulunmazsa dava anlaşmalı olarak sonuçlandırılamaz.

Özel sebep koşulları bulunan dosyalarda anlaşmalı yola geçmek tarafların tercihine bağlıdır; ancak bu tercihin malî sonucu bilinerek yapılmalıdır. Anlaşmalı boşanmada kusur tespiti yapılmaz ve taraflar protokolde kararlaştırdıklarıyla bağlı olur; kusura bağlı tazminat ile katılma alacağının azaltılması gibi talepler bu yolda gündeme gelmez. Protokolde taşınmazların devir takvimi, kalan kredi borcu, ziynet eşyası ve karşılıklı ibra iradesinin kapsamı açıkça yazılmalıdır.

Beyoğlu’nda Çekişmeli Boşanma Davası Hangi Sebeplere Dayanır?

Kanunda özel boşanma sebepleri sınırlı sayıdadır: zina (m. 161), hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (m. 162), küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (m. 163), terk (m. 164) ve akıl hastalığı (m. 165). Bu sebeplerin koşulları oluşmadığında ya da süreleri geçtiğinde dava, evlilik birliğinin temelinden sarsılması genel sebebine (m. 166/1) dayandırılır.

Özel sebeplerde aranan davranış eşin kendisine ait olmalıdır. Eşin ailesinden gelen baskı, hakaret veya müdahale tek başına m. 162 kapsamında değerlendirilmez; üçüncü kişinin davranışı eşe ancak buna katılması, yönlendirmesi ya da müdahaleye sessiz kalarak evlilik birliğini koruma yükümlülüğünü ihlal etmesi ölçüsünde kusur olarak yansır ve değerlendirme m. 166/1 çerçevesinde yapılır.

Genel sebebe dayanan davalarda kusur dengesi belirleyicidir. Tarafların karşılıklı kusurları tartılır; bu denge hem tazminat taleplerini hem yoksulluk nafakasını doğrudan etkiler. Tanık beyanları, banka ve kart hareketleri, yazışma kayıtları ve sağlık kayıtları başlıca delillerdir ve hepsinde hukuka uygunluk sınırı geçerlidir.

Beyoğlu’nda Velayet Kararı Hangi Ölçütlere Göre Verilir?

Velayette tek ölçüt çocuğun üstün yararıdır (TMK m. 182 ve 336). Mahkeme; çocuğun yaşını, alışkın olduğu düzeni, bakımın fiilen kim tarafından üstlenildiğini, ebeveynlerin çalışma koşullarını ve çocukla kurdukları ilişkinin niteliğini birlikte değerlendirir. Burada sık sorulan bir soruyu yanıtlamak gerekir: eşin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışı, tek başına velayete engel oluşturmaz. Belirleyici olan, bu davranışın çocuğun bakımına ve gelişimine yansıyıp yansımadığıdır. Aile mahkemesi, 4787 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca görevlendirilen uzmanlardan sosyal inceleme raporu alır ve idrak çağındaki çocuğu dinler. Velayet kendisine bırakılmayan ebeveyn ile çocuk arasında TMK m. 323 uyarınca kişisel ilişki kurulur; koşullar değişirse velayetin değiştirilmesi (m. 183) ya da ağır hâllerde kaldırılması (m. 348) istenebilir. Ölçütler için boşanmada velayet kime verilir yazımıza bakabilirsiniz.

Beyoğlu’nda Nafaka Davalarında Nelere Dikkat Edilmelidir?

Yargılama süresince ödenecek tedbir nafakası TMK m. 169’a dayanır; kusur incelemesi yapılmaksızın hükmedilir ve hâkim gerekli önlemleri talep bulunmasa da alabilir. Boşanma kararıyla birlikte çocuk yönünden iştirak nafakası, eş yönünden ise koşulları varsa yoksulluk nafakası gündeme gelir.

Yoksulluk nafakasında TMK m. 175’in ölçütü sıkça yanlış aktarılır. Hüküm, nafaka isteyen eşin kusursuz olmasını değil kusurunun diğer eşinkinden daha ağır olmamasını arar. Buna göre eşit kusur hâlinde yoksulluk nafakasına hükmedilebilir; talep hakkı yalnızca kusuru daha ağır olan eş bakımından bulunmaz. Zina sebebiyle boşanmaya karar verilen dosyalarda kusur dengesi çoğu zaman tek taraflı kurulduğundan, bu koşulun sonuca etkisi belirgin olur. Koşullar değiştiğinde nafakanın artırılması, azaltılması ya da kaldırılması istenebilir (m. 176).

Gelirin düzensiz olduğu dosyalarda tespit ayrı bir çalışma gerektirir. Mahkeme, vergi ve sosyal güvenlik kayıtlarının yanında banka hareketlerini, kart harcamalarını ve varlık kayıtlarını inceler; gerektiğinde mali müşavir bilirkişiden rapor alınır.

Beyoğlu’nda Konut ve Taşınmazlar Mal Paylaşımına Nasıl Dahil Edilir?

Yasal rejimde tasfiye, malların bölüşülmesiyle değil hesapla yürür. Her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu kesime ait borçlar düşülerek artık değer bulunur (TMK m. 230 ve 231); diğer eş bu artık değerin yarısı üzerinde katılma alacağı elde eder (m. 236/1). Doğan hak parasaldır; tapu payı kendiliğinden karşı tarafa geçmez. Değerleme sürüm değeri üzerinden ve tasfiye anına göre yapılır (m. 232 ve 235); taşınmaz üzerindeki kalan kredi borcu ilgili mal kesiminden indirilir.

Edinme tarihi sonucu belirler. Evlilik içinde alınan taşınmaz edinilmiş maldır; ödenen taksitler için ayrıca hesap yapılmaz. Evlenmeden önce alınmışsa tapu kişisel mal olarak kalır ve evlilik içinde edinilmiş malla ödenen taksitler bakımından TMK m. 227 değer artış payı ile m. 230 denkleştirme gündeme gelir. Peşinatı kimin ödediği mülkiyeti değiştirmez, katkı oranını belirler. Yenileme kapsamında eski yapının yerine verilen bağımsız bölüm, kişisel malın yerine geçen değer olarak TMK m. 220 çerçevesinde kişisel mal niteliğini korur; buna karşılık süreçte ödenen kira yardımı, kişisel malın geliri olarak TMK m. 219 uyarınca edinilmiş mala dahildir.

Beyoğlu’nda Aile İçi Şiddet Durumunda Hangi Tedbirler Alınabilir?

6284 sayılı Kanun tedbirleri, kararı verecek makama göre ayırır. Barınma, geçici maddi yardım, psikolojik danışmanlık ve geçici koruma gibi koruyucu tedbirler kural olarak mülki amirden istenir. Şiddet uygulayana yönelik önleyici tedbirler ise aile mahkemesi hâkiminden talep edilir: şiddet tehdidinin durdurulması, müşterek konuttan uzaklaştırma ve konutun korunan kişiye tahsisi, belirlenen yerlere yaklaşmama, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme, silahın kolluğa teslimi ve çocukla kişisel ilişkinin sınırlanması ya da refakatçi eşliğinde kurulması bunlar arasındadır.

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde koruyucu tedbir kolluk amirince alınabilir ve karar ilk fırsatta yetkili merciin onayına sunulur. Başvuruda delil veya belge sunulması aranmaz. Kararların uygulanması teknik araç ve yöntemlerle takip edilebilir; kamuoyunda “elektronik kelepçe” denilen uygulamanın kanuni karşılığı budur. Karara aykırı davranış hâlinde, fiil ayrıca suç oluştursun ya da oluşturmasın zorlama hapsine hükmedilir.

Boşanma Davası Sürecinde Büromuzun Çalışma Yöntemi

İlk görüşmede olayın hangi sebebe dayandırılabileceği ve sürelerin durumu değerlendirilir. Özel sebep söz konusuysa öğrenme tarihi ile fiilin tarihi belirlenir, altı aylık ve beş yıllık sürelerin işleyip işlemediği kontrol edilir; af niteliğinde yorumlanabilecek davranışlar gözden geçirilir. Süreler bakımından tereddüt varsa dava terditli olarak kurgulanır.

Ardından talep kalemleri ayrılır; boşanma, velayet, nafaka ve tazminat aynı davada ileri sürülürken mal rejimi tasfiyesi ayrı bir dava olarak açılır ve boşanma hükmünün kesinleşmesi beklenir. Katılma alacağının azaltılması ya da kaldırılması talebi, tasfiye davasında ve boşanmanın hangi sebebe dayandığı gözetilerek ileri sürülür. Delil çalışmasında hukuka uygunluk sınırı baştan müvekkille konuşulur. Yargılama takvimi paylaşılır, her duruşma sonrası dosyanın geldiği aşama yazılı olarak bildirilir. Vekâlet ilişkisi ve ücret Avukatlık Kanunu uyarınca yazılı sözleşmeyle kurulur.

Beyoğlu Boşanma Avukatı Ücreti Ne Kadardır?

Ücret; davanın anlaşmalı mı çekişmeli mi yürüyeceğine, talep kalemlerinin sayısına, tasfiyeye girecek malvarlığının kapsamına ve yargılamanın öngörülen süresine göre belirlenir. Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 4 Kasım 2025 tarihli ve 33067 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Bu tarifeye göre aile mahkemelerinde görülen davalarda — boşanma davaları dâhil — maktu asgari ücret 45.000 TL olup, bu tutarın altında ücret kararlaştırılamaz. Aile mahkemelerinin görev alanına giren işlerde katma değer vergisi indirimli oranda uygulandığından, tarife tutarı vergi dâhil 49.500 TL’ye karşılık gelir. İstanbul Barosu’nun yayımladığı tarife tavsiye niteliğindedir. Avukatlık Kanunu m. 163 ve 164 uyarınca ücret yazılı sözleşmeyle belirlenir; dava konusu değerin bir yüzdesi olarak kararlaştırıldığı hâllerde oran yüzde yirmi beşi aşamaz. Güncel tutarlar için boşanma avukatı ücreti 2026 sayfamıza bakabilirsiniz.

Dava sebeplerinin karşılaştırılması, süreler ve kusurun malî sonuçlara etkisi hakkında İstanbul boşanma davası avukatı olarak yürüttüğümüz çalışmaların kapsamını ilgili sayfamızda ele aldık.

Sıkça Sorulan Sorular

Beyoğlu’nda boşanma davası hangi mahkemede açılır?

Görevli mahkeme aile mahkemesidir (4787 sayılı Kanun m. 4). Yetki bakımından TMK m. 168 seçimlik bir kural getirir; dava, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde ya da eşlerin son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılabilir. Beyoğlu’nda ikamet edenler bakımından bu mahkemeler İstanbul Adliyesi (Çağlayan) bünyesindeki aile mahkemeleridir.

Zina sebebiyle dava açma süresi ne kadardır?

TMK m. 161 uyarınca dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir; hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir ve kural olarak durmaz, kesilmez.

Eşimi affettim, sonradan zina sebebiyle dava açabilir miyim?

Açamazsınız. TMK m. 161 affeden tarafın dava hakkının bulunmadığını belirtir. Af açık bir beyanla yapılabileceği gibi davranışlardan da anlaşılabilir; aranan, affın kesin ve koşulsuz bir iradeyi yansıtmasıdır. Af hâlinde altı aylık süre dolmamış olsa bile dava hakkı ortadan kalkar.

Zina ispatlanırsa hâkim başka bir araştırma yapar mı?

Zina mutlak bir boşanma sebebidir; fiil ispatlandığında evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığı ayrıca araştırılmaz ve boşanmaya karar verilir. Genel sebebe dayanan davalarda aranan ortak hayatın çekilmez hâle gelmesi değerlendirmesi burada yapılmaz.

Süre geçmişse ne yapılabilir?

Özel sebebe dayanma imkânı kalmasa da dava açılabilir; olay bu kez evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayandırılır ve kusur değerlendirmesinde dikkate alınır. Uygulamada dava çoğu zaman terditli, yani öncelikle özel sebebe, kabul edilmemesi hâlinde genel sebebe dayanılarak açılır.

Zina hâlinde eşin mal paylaşımındaki payı azaltılabilir mi?

TMK m. 236/2 uyarınca zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir. Sonuç kendiliğinden doğmaz; talep edilmesi gerekir ve hâkimin takdirine bağlıdır.

Boşanma genel sebebe dayanırsa da bu azaltma uygulanır mı?

Uygulanmaz. TMK m. 236/2’nin işletilebilmesi için boşanmaya zina veya hayata kast sebebine dayanılarak hükmedilmiş olması gerekir. Zina olgusu dosyada sabit olsa dahi karar yalnızca evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanıyorsa bu hüküm uygulanmaz.

Azaltma değer artış payını da kapsar mı?

Hayır. TMK m. 236/2 yalnızca katılma alacağına ilişkindir. Değer artış payı ve denkleştirme alacakları bu hükmün kapsamı dışındadır ve kendi kurallarına göre hesaplanır.

Eşimin telefonundan aldığım mesajlar delil olur mu?

Hukuka aykırı biçimde elde edilen deliller HMK m. 189/2 uyarınca bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Eşin bilgisi ve rızası dışında hesabına erişilerek elde edilen içerikler bu kapsamdadır; ayrıca bu davranış ceza sorumluluğu da doğurabilir.

Aldatma velayeti etkiler mi?

Sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış tek başına velayete engel oluşturmaz. Velayette ölçüt çocuğun üstün yararıdır; belirleyici olan, söz konusu davranışın çocuğun bakımına ve gelişimine yansıyıp yansımadığıdır.

Eşit kusurlu eş yoksulluk nafakası alabilir mi?

Alabilir. TMK m. 175 nafaka isteyen eşin kusursuz olmasını değil, kusurunun diğer eşinkinden daha ağır olmamasını arar. Eşit kusur hâlinde yoksulluk nafakasına hükmedilebilir; talep hakkı yalnızca kusuru daha ağır olan eş yönünden bulunmaz.

Beyoğlu Boşanma Avukatı – İletişim

Boşanma sürecinizde hukuki destek almak için Av. Mehmet Sarıoğlu ve Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu’na aşağıdaki kanallardan ulaşabilirsiniz:

Telefon / WhatsApp: 0539 676 32 75

E-posta: bilgi@sarioglusefer.com

Adres: Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul

Bu içerik Av. Mehmet Sarıoğlu tarafından hazırlanmış; Av. Fatih Sefer tarafından incelenip yayına uygun bulunmuştur.