Kripto varlık zimmeti, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 110/A maddesinde düzenlenen ve kripto varlık hizmet sağlayıcının yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensuplarının, görevleri nedeniyle kendilerine tevdi edilen ya da koruma, saklama ve gözetimiyle yükümlü oldukları para, para yerine geçen evrak veya senetleri, diğer malları veya kripto varlıkları kendilerinin ya da başkasının zimmetine geçirmesiyle oluşan özgü bir suçtur. Temel cezası sekiz yıldan on dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır; zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi hâlinde ceza on dört yıldan yirmi yıla, faaliyet izni kaldırılan platformda kaynakların kullandırılması hâlinde on iki yıldan yirmi iki yıla kadar hapse çıkar. Davalar (1) numaralı ağır ceza mahkemelerinde görülür ve fail hakkında Kurul talebiyle şahsi iflas kararı verilebilir.
Bu yazı, kripto varlık zimmeti suçunun üç ayrı görünümünü, gayri maddi bir varlığın nasıl zimmete geçirilebileceğini, failin kim olabileceğini, basit ve nitelikli zimmet ayrımını, faaliyet izni kaldırılan platformlardaki özel zimmet hâlini, etkin pişmanlığı, 110/B’deki şahsi iflası, rezerv kanıt denetiminin ispat gücünü ve özel soruşturma usulünü bir bütün olarak ele alır. Sermaye piyasası suçlarının genel çerçevesi için sermaye piyasası suçları ve cezaları, izin rejimi ve izinsiz faaliyet için izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı suçu yazılarımıza bakılabilir.
Kanun Metni ve Suçun Üç Görünümü
SPKn m.110/A-1: Kripto varlık hizmet sağlayıcı görevi nedeniyle kendisine tevdi edilmiş olan veya koruma, saklama ve gözetimiyle yükümlü olduğu para veya para yerine geçen evrak veya senetleri, diğer malları veya kripto varlıkları kendisinin ya da başkasının zimmetine geçiren kripto varlık hizmet sağlayıcı yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları, sekiz yıldan on dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacakları gibi kripto varlık hizmet sağlayıcının zararını tazmine mahkûm edilirler.
m.110/A-2: Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi hâlinde faile on dört yıldan yirmi yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası verilir. Ancak, adli para cezasının miktarı kripto varlık hizmet sağlayıcının ve müşterilerinin uğradığı zararın üç katından az olamaz.
m.110/A-3: Faaliyet izni kaldırılan bir kripto varlık hizmet sağlayıcının; hukuken veya fiilen yönetim veya kontrolünü elinde bulundurmuş olan gerçek kişi ortaklarının, kripto varlık hizmet sağlayıcının ya da müşterilerinin kaynaklarını, her ne suretle olursa olsun kripto varlık hizmet sağlayıcının emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek şekilde doğrudan veya dolaylı olarak kendilerinin veya başkalarının menfaatlerine kullandırmak suretiyle, kripto varlık hizmet sağlayıcıyı veya müşterilerini zarara uğratmaları zimmet olarak kabul edilir. Bu fiilleri işleyenler hakkında on iki yıldan yirmi iki yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.
Madde, 26.06.2024 tarihli 7518 sayılı Kanun’la eklenmiş ve 02.07.2024’te yürürlüğe girmiştir. Düzenleme tesadüfi değildir: kanun koyucu, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 160. maddesindeki bankacılık zimmeti modelini kripto varlık piyasasına taşımıştır. Birinci fıkra 5411 sayılı Kanun’un 160/1’iyle, ikinci fıkra 160/2’yle, üçüncü fıkra ise bankacılık uygulamasında “varsayımsal zimmet” olarak adlandırılan ve mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 22. maddesine 5020 sayılı Kanun’la eklenen dördüncü fıkrayla kurulan modelle aynı yapıdadır. Ceza Genel Kurulu, bu üçüncü tipin bankacılıktaki karşılığını “Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilen veya faaliyet izni kaldırılan banka hakkında işlenen suç” olarak tanımlamış ve hukuken veya fiilen yönetim ve denetimi elinde bulunduran, yönetici olsun olmasın gerçek kişi ortakların banka kaynaklarını bankanın emin şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek biçimde kendilerinin veya başkalarının menfaatine kullandırmasını zimmet saymıştır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/379, K. 2015/177, T. 02.06.2015).
Bu benzerlik yorum bakımından belirleyicidir. 110/A hakkında henüz bir Yargıtay kararı bulunmamakla birlikte, bankacılık zimmeti ve genel zimmet suçuna ilişkin yerleşik içtihat, aynı kavramları kullanan bu madde için doğrudan yol göstericidir. Aşağıda, kripto varlıkların kendine özgü teknik yapısı gözetilerek bu ölçütlerin nasıl uygulanacağı ele alınmaktadır.
Korunan Hukuki Değer, Mağdur ve Suçtan Zarar Gören
Suç, çok katmanlı bir koruma alanı taşır. Birincil düzeyde korunan değer, kripto varlık piyasasının güvenilir, şeffaf ve istikrarlı işleyişine duyulan kamusal güven ile finansal sistemin bütünlüğüdür. Merkeziyetsizlik iddiasıyla ortaya çıkan bu piyasada, müşteri varlıklarını elinde tutan platformların ve saklama kuruluşlarının fiilen merkezi güven kurumlarına dönüşmesi, bu güvenin ceza normuyla korunmasını gerekli kılmıştır. İkincil düzeyde ise kripto varlık hizmet sağlayıcı tüzel kişiliğinin malvarlığı ile varlıklarını bu kuruluşlara emanet eden müşterilerin mülkiyet hakları korunur.
Suçtan zarar gören bakımından kanun açık bir sıra kurar. Birinci fıkrada fail, hapis ve adli para cezasının yanında kripto varlık hizmet sağlayıcının zararını tazmine mahkûm edilir. Bu, bankacılık zimmetindeki yapıyla birebir örtüşür; Yargıtay 7. Ceza Dairesi banka zimmeti suçlarında doğrudan zarar görenin banka olduğunu belirtmiştir (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/18428, K. 2024/1733, T. 21.02.2024). İkinci ve üçüncü fıkralarda ise kanun koyucu bu çerçeveyi genişletmiş, adli para cezasının alt sınırını belirlerken kripto varlık hizmet sağlayıcının ve müşterilerinin uğradığı zararı birlikte esas almıştır. Üçüncü fıkrada ayrıca meydana gelen zararın müteselsilen ödettirilmesine karar verilir. Dolayısıyla müşteriler, birinci fıkra bakımından dolaylı, ikinci ve üçüncü fıkralar bakımından ise kanunun açıkça saydığı zarar görenlerdir.
Sermaye Piyasası Kurulu ayrı bir konumdadır. 110/A’nın üçüncü fıkrasındaki suç bakımından, başvuru üzerine kamu davası açılması hâlinde iddianamenin kabulüyle birlikte bir örneği Kurul’a tebliğ edilir ve Kurul aynı zamanda katılan sıfatını kazanır (m.115/A-1). Diğer fıkralar bakımından da Kanun’da tanımlanan suçlarda Kurul, iddianamenin kabulüyle katılan sıfatını kazanır (m.115/2). Bu, savunma stratejisini doğrudan etkiler: karşı tarafta yalnızca şikâyetçi müşteriler değil, denetim raporlarıyla donanmış bir kamu otoritesi de vardır.
Fail: Özgü Suç, “Diğer Mensuplar” ve Dış Hizmet Personeli
Kripto varlık zimmeti özgü suçtur. Kanun faili, “kripto varlık hizmet sağlayıcı yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları” olarak sınırlamıştır. Bu sıfatı taşımayan kişi, fiili kendisi gerçekleştirmiş olsa dahi zimmet suçunun faili olamaz.
Diğer mensuplar kavramı, kuruluşla organik bağı bulunan ve görevi gereği müşteri varlıklarına erişim veya tasarruf yetkisi verilmiş kişileri kapsar. Kripto varlık hizmet sağlayıcıların tebliğle belirlenen personel yapısı bu değerlendirmenin somut zeminini oluşturur: genel müdür ve yardımcıları, yönetim kurulu üyeleri, iç denetçi, iç kontrol personeli, risk yönetimi personeli, operasyon personeli, bilgi güvenliği sorumlusu, bilgi teknolojileri operasyon personeli ve yatırım danışmanı (III-35/B.1 m.18). Tebliğ ayrıca, başka ünvanlarla istihdam edilseler dahi ünvanlara bağlanan görev ve yetkileri kullanan personelin bu hükümlere tabi olduğunu belirtir; aynı yaklaşım genel müdür ve yardımcıları için de geçerlidir (m.14/6). Ceza hukuku bakımından da belirleyici olan unvan değil, kişiye verilmiş fiilî yetkidir: cüzdan anahtarlarına erişimi olan sistem mühendisi, transfer onay yetkisi bulunan operasyon yöneticisi ve müşteri bakiye kayıtlarına müdahale edebilen yazılımcı bu kapsamdadır. Bankacılık uygulamasında da kadrolu ve daimi personel “diğer mensuplar” içinde değerlendirilmiştir (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2010/13998, K. 2012/30904, T. 03.12.2012).
Dışarıdan hizmet alınan kuruluşun personeli bakımından sınır nettir. Kripto varlık hizmet sağlayıcılar, sermaye piyasası mevzuatından kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesine yardımcı nitelikteki hizmetleri yazılı sözleşme kapsamında dışarıdan alabilir; ancak iç denetim, iç kontrol ve risk yönetimi ile muhasebeleştirme ve finansal raporlama dışarıdan hizmet alımına konu edilemez (III-35/B.1 m.31). Dış hizmet sağlayıcının kadrosundaki kişi, kripto varlık hizmet sağlayıcının mensubu değildir ve doğrudan zimmet faili olamaz. Böyle bir kişinin varlıkları tek başına ele geçirmesi hâlinde fiil, koşullarına göre bilişim sistemine girme, verileri değiştirme veya hırsızlık gibi suçlara vücut verir. Buna karşılık dış personel, kuruluşun mensuplarıyla fikir ve eylem birliği içinde hareket etmişse, TCK’nın bağlılık kuralı uyarınca azmettiren veya yardım eden olarak zimmetten sorumlu tutulur. Yargıtay 7. Ceza Dairesi bu ilkeyi bankacılık zimmeti bakımından açıkça ortaya koymuştur: banka zimmeti suçunun özgü suç olması nedeniyle banka görevlilerince işlenebileceği, suça iştirak eden diğer kişilerin ise TCK m.40/2 uyarınca azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabileceği belirtilmiş; aynı dosyada kredi tesis edilecek kişileri yönlendiren, işlemler sırasında bizzat bulunan ve gerçeğe aykırı belgeleri hazırlayan sanığın yardım eden değil azmettiren sayılması gerektiği gözetilmediğinden eksik ceza tayini bozma nedeni yapılmıştır (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2026/1017, K. 2026/5424, T. 30.04.2026). Aynı Daire, sahte gelir belgesi hazırlayarak usulsüz kredi tahsisini sağlayan kişileri azmettiren, belgeyi getireni yardım eden olarak nitelendirmiştir (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2025/2385, K. 2026/5813, T. 05.03.2026).
Bir diğer sınır, suçun tamamlanmasından sonraki katkılardır. Zimmet tamamlandıktan sonra gerçekleşen eylemler iştirak değil, ayrı bir suç oluşturur; Yargıtay, zimmet tamamlandıktan sonra suça konu eşyayı alan kişilerin eylemini suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu olarak nitelendirmiştir (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2025/7993, K. 2026/836, T. 21.01.2026). Kripto varlıkların zimmetten sonra başka cüzdanlara aktarılmasına aracılık edenler bakımından bu ayrım ile aklama suçu birlikte değerlendirilir.
Suçun Konusu: Kripto Varlık Nasıl Zimmete Geçirilir?
Kanun koyucu, gayri maddi bir varlığın zimmete konu olup olamayacağı tartışmasını daha baştan kapatmıştır. 110/A’nın birinci fıkrasında suçun konusu “para veya para yerine geçen evrak veya senetleri, diğer malları veya kripto varlıkları” olarak sayılmış, kripto varlıklar açıkça maddi konu içine alınmıştır. Kripto varlık, Kanun’un tanımlar maddesinde “dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak elektronik olarak oluşturulup saklanabilen, dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan ve değer veya hak ifade edebilen gayri maddi varlıklar” olarak tanımlanmıştır (m.3/1-bb).
Bu tanımdan suçun konusu bakımından dört ölçüt çıkar:
Teknolojik yapı. Varlığın dağıtık defter teknolojisi veya benzeri bir altyapı üzerinde oluşturulmuş, saklanabilir ve transfer edilebilir olması gerekir.
Ekonomik değer veya hak ifade etmesi. Varlığın piyasada alınıp satılabilir, ekonomik değer taşıyan veya sahibine hak sağlayan nitelikte olması aranır. Değer taşımayan teknik kayıtlar suçun konusunu oluşturmaz.
Aidiyet. Varlığın belirli bir müşteriye veya kuruluşa tahsis edilebilir olması gerekir. Platformların müşteri bazında, tam, doğru ve güncel kayıt tutma yükümlülüğü (III-35/B.2 m.10/2-c) tam da bu aidiyeti kurar.
Göreve dayalı tasarruf iktidarı. Fiziksel bir eşya bulunmadığından, failin varlık üzerindeki hâkimiyeti cüzdan adresleri, özel anahtarlar, çoklu imza yetkileri ve platformun kurum kaydi sistemindeki kayıt değiştirme yetkisi üzerinden kurulur.
Zimmete geçirme kavramının kendisi bu noktada belirleyicidir. Yargıtay’ın yerleşik tanımına göre zimmete geçirme, “suç konusu mal üzerinde malikmiş gibi tasarrufta bulunmayı” ifade eder; bu tasarruf malın mal edinilmesi, amacı dışında kullanılması veya tüketilmesi şeklinde olabileceği gibi başkasına satılması veya verilmesi şeklinde de gerçekleşebilir (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/6679, K. 2024/9210, T. 22.10.2024). Kripto varlıklarda bu tasarruf, varlığın fail veya üçüncü kişi kontrolündeki cüzdana transferiyle, müşteri bakiyesinin kurum kaydi sisteminde silinmesi veya azaltılmasıyla, varlığın satılıp karşılığının uhdeye geçirilmesiyle ya da müşteri varlığının platformun kendi yükümlülüklerini karşılamak üzere kullanılmasıyla gerçekleşir.
Tevdi, Koruma ve Gözetim Unsuru: Platform ve Saklama Kuruluşu Ayrımı
Kanun, failin varlıkla bağını iki alternatifle kurar: varlığın görevi nedeniyle faile tevdi edilmiş olması veya failin varlığın koruma, saklama ve gözetimiyle yükümlü olması. Ceza Genel Kurulu bu unsuru, failin zilyetliğinde olan ya da koruma veya gözetiminde bırakılan bir malın zimmete geçirilmesi olarak ifade etmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/379, K. 2015/177, T. 02.06.2015). Fiziksel bir teslim aranmaz; dijital ortamda göreve dayalı erişim ve tasarruf gücünün verilmiş olması yeterlidir.
Bu unsur, kripto varlık mevzuatının kurduğu iki katmanlı saklama mimarisi içinde okunmalıdır:
| Kuruluş | Elinde tuttuğu değer | Tevdi ve gözetim bağının kaynağı |
|---|---|---|
| Platform | Müşteri varlıklarının azami %5’i (gün içinde %10), likit rezerv, kurum kaydi sistemindeki müşteri bakiyeleri | Emir alma ve gerçekleştirme, kurum kaydi sistemi kayıtları, transfer onay yetkisi, sıcak cüzdan yönetimi (III-35/B.2 m.10, 41) |
| Saklama kuruluşu | Müşteri varlıklarının asgari %95’i, özel anahtarlar | Kanunen saklama ve yönetim görevi; anahtarların güvenli donanım modüllerinde tutulması, cüzdanlara erişim denetimi (III-35/B.2 m.24-31) |
| Banka (müşteri nakdi) | Müşteri nakitleri | Platform nakdi elinde tutamaz; nakit bankada müşteri hesabında izlenir (III-35/B.2 m.51) |
Mevzuat bu bağı yalnızca soyut olarak kurmaz, yetkiyi kişiye bağlar. Transfer emirlerinin gerçekleştirilmesinde tam otomatik onay eşiği belirlenmiş ve bu kapsamdaki emirlerin onaylanması için yönetim kurulu kararıyla en az iki yöneticinin yetkilendirilmesi, bunlardan en az birinin genel müdür yardımcısı veya üzeri görevde olması zorunlu tutulmuştur (III-35/B.2 m.30/3). Özel anahtarların ve anahtar parçalarının yedekleri dahil Türkiye’de tutulması ve kontrolün kripto varlık hizmet sağlayıcıda olması gerekir (m.27/2). Cüzdanlara erişim denetimi ile transferin gerçekleştirilmesi ayrı süreçler olarak tanımlanmış, erişim denetimi tamamlanmadan transfer sürecine geçilemeyeceği kurala bağlanmıştır (m.29/3). Bir ceza dosyasında “kim, hangi varlık üzerinde, hangi yetkiye dayanarak tasarrufta bulunabiliyordu” sorusunun cevabı, bu yetki matrisi ve yönetim kurulu kararları üzerinden verilir.
Buna karşılık, müşterinin kendi cüzdanında tuttuğu kripto varlıklar kuruluşun gözetiminde değildir. Kanun, platform müşterilerine ait kripto varlıkların müşterilerin kendi cüzdanlarında bulundurulmasını esas almıştır (m.35/C-6). Özel anahtarın bütün kontrolünün yatırımcıya bırakıldığı yöntemle sunulan cüzdan hizmeti, tebliğ uyarınca saklama hizmeti sayılmaz (III-35/B.2 m.24/2). Bu varlıklar üzerinde kuruluş mensuplarının tasarrufu, zimmet değil, koşullarına göre bilişim suçları veya hırsızlık kapsamında değerlendirilir.
Zimmete Geçirme Fiili, Tamamlanma Anı ve Teşebbüs
Zimmet suçu ani hareketli bir suçtur. Yargıtay’ın istikrarlı ifadesiyle, suç zimmete geçirme fiilinin gerçekleştiği anda ve yerde tamamlanır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2014/643, K. 2018/368, T. 25.09.2018; Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/6679, K. 2024/9210, T. 22.10.2024). Bu tespit kripto varlıklarda iki bakımdan sonuç doğurur: hem suç tarihinin, hem de değerlendirmeye esas alınacak değerin belirlenmesinde başlangıç noktasıdır.
Fiilin tamamlandığı an, somut tasarrufun niteliğine göre belirlenir. Varlığın fail veya üçüncü kişi kontrolündeki cüzdana aktarılması hâlinde, transfer emrinin verilmesi ve onaylanması icra hareketidir; suç, varlığın dağıtık defter ağında onaylanarak fail kontrolündeki adrese geçmesiyle tamamlanır. Çoklu imza mimarisinde gerekli ikinci onayın alınamaması veya sistemin işlemi durdurması hâlinde fiil teşebbüs aşamasında kalır. Kurum kaydi sistemindeki müşteri bakiyesinin silinmesi veya azaltılması suretiyle işlenen fiillerde ise tamamlanma anı, kaydın değiştirilerek varlığın uhdeye geçirildiği andır.
Zimmetin bir diğer görünümü kullanma zimmetidir. Failin görevi gereği kendisine tevdi edilen malı belirli bir süre kullanıp hakkında herhangi bir uyarı, ihbar, şikâyet, denetim veya soruşturma olmaksızın kendiliğinden iade ettiği hâllerde kullanma zimmeti söz konusu olur ve suçun konusunu, kullanılan şeyin kendisi değil kullanımdan elde edilen yarar oluşturur (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2014/11502, K. 2018/7696, T. 18.10.2018). 110/A’da TCK m.247/3’teki gibi ayrı bir kullanma zimmeti fıkrası bulunmamakla birlikte, müşteri varlıklarının geçici olarak kullanılıp iade edildiği hâllerde bu ayrım fiilin nitelendirilmesinde ve etkin pişmanlık değerlendirmesinde gündeme gelir. İade, uyarı, ihbar, şikâyet, denetim veya soruşturma sonrasında yapılmışsa kullanma zimmetinden söz edilemez; fiil mal edinme kastına bağlı olarak bir bütün hâlinde temellük zimmeti vasfındadır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2018/3033, K. 2018/3285, T. 02.05.2018; Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2014/11541, K. 2018/7128, T. 10.10.2018). Kullanma zimmeti ile temellük zimmetinin birlikte bulunduğu dosyalarda her iki tasarruf ayrı ayrı nitelendirilir; kendiliğinden iade edilen kısım kullanma zimmeti, denetimle ortaya çıkan açık ise temellük sayılır ve nema miktarı hesaplatılarak açığa eklenmek suretiyle bulunan tutarın ödenip ödenmediğine göre etkin pişmanlık tartışılır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2019/4743, K. 2019/10661, T. 13.11.2019).
Manevi Unsur: Zimmet Kastı
Suç yalnızca kastla işlenir. Kastın varlığı için failin, görevi nedeniyle zilyet olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçirme bilinç ve iradesiyle hareket etmesi gerekli ve yeterlidir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2014/643, K. 2018/368, T. 25.09.2018). Kastın bulunmadığı hâllerde suç oluşmaz; bu, savunmanın en verimli alanlarından biridir.
Ceza Genel Kurulu, banka çalışanının hesap sahibinin bilgisi ve rızası dışında yaptığı işlemlerin zimmet oluşturacağında kuşku bulunmadığını belirtmekle birlikte, mudilerin rızası ve bilgisiyle kredi kullandırma işlemi yapılan, banka mevzuatı bakımından yasal engel bulunmayan ve bankanın zarar olasılığı ya da tehlikesinin doğmadığı olayda, failin mal edinme kastıyla hareket etmediğini kabul etmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2020/299, K. 2022/664, T. 25.10.2022). Kripto varlık hizmet sağlayıcılarında bu ölçüt, müşterinin çerçeve sözleşmeye dayanan açık talimatının bulunup bulunmadığı üzerinden işler. Nitekim mevzuat, müşterilerin talep etmesi hâlinde, çerçeve sözleşme hükümleri kapsamında, dağıtık defter ağının yapısı gereği ağa ait kripto varlıkların kilitlenerek vade sonunda mislen iade edilmesi işlemlerine izin verir (III-35/B.2 m.10/4). Müşteri talebine ve sözleşmeye dayanan bu tür işlemler ile müşteri varlıklarının talimatsız biçimde getiri amacıyla kullanılması birbirinden kesin olarak ayrılmalıdır: ilki mevzuata uygun bir hizmet, ikincisi zimmettir.
Yine bankacılık uygulamasından çıkan bir başka ölçüt, fiilin kurum lehine yapıldığı savunmasıdır. Uygulamada zaman zaman, banka görevlileriyle işlemi organize edenler arasında bankacılığın gerektirdiği ilişkiler dışında parasal ilişki bulunmadığı ve görevlilerin kendilerine kazanç sağlamadığı gerekçesiyle zimmetin oluşmadığı savunulmaktadır. Ancak kanun metni “kendisinin ya da başkasının zimmetine geçirme” dediğinden, failin şahsen menfaat elde etmemesi tek başına suçu ortadan kaldırmaz; varlığın üçüncü kişinin zimmetine geçirilmesi de suçu oluşturur.
Nitelikli Zimmet: Hileli Davranış Ölçütü
İkinci fıkra, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesini ağırlaştırıcı neden saymıştır. Bu, suçun cezasını sekiz-on dört yıl bandından on dört-yirmi yıl bandına taşıyan en kritik ayrımdır ve içtihatta çok net ölçütlere bağlanmıştır.
Ceza Genel Kurulu’nun kapsamlı incelemesine göre, nitelikli zimmetteki hile suçun delillerini gizlemeye yönelik bir davranıştır; burada hile, malın ele geçirilmesi için birinin aldatılması amacıyla değil, yalnızca zimmet olgusunun sonradan anlaşılmasının önüne geçilmesi amacıyla kullanılır. Hilenin aldatıcı nitelikte olması ve bu sonucu gerçekleştirmeye elverişli bulunması şarttır; herkes tarafından anlaşılabilen, özünde aldatıcı niteliği bulunmayan davranış hileli sayılmaz (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2016/557, K. 2018/124, T. 27.03.2018).
Aynı Kurul, mülga 765 sayılı Kanun’daki “dairesini aldatacak” ve 4389 sayılı Kanun’daki “bankayı aldatacak” ibarelerine yeni düzenlemelerde yer verilmemesiyle nitelikli zimmetin uygulama alanının genişlediğini, böylece hileli davranışların olağan ve basit bir denetim, araştırma ve karşılaştırmayla ilk bakışta kolayca ve kesin biçimde anlaşılabilecek nitelikte olmaması koşuluyla, zimmetin kurum içi kayıtlardan ortaya çıkarılması hâlinde de nitelikli zimmetin kabulünün mümkün hâle geldiğini belirtmiştir. Ölçüt şöyle formüle edilmiştir: hileli davranışlar eylemin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik değilse ya da zimmet veya miktarı ilk bakışta olağan ve basit bir iç denetim, araştırma veya karşılaştırmayla kolayca ve kesin biçimde ortaya çıkabilecek durumdaysa eylem basit zimmet, aksi hâlde nitelikli zimmettir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/124, K. 2020/36, T. 28.01.2020). Aynı kararda, denetim ve gözetim görevi verilmiş kişilerin dikkatsizliği ve özensizliği nedeniyle fiilin ortaya çıkmamış olmasının, kullanılan yönteme hileli davranış vasfı kazandırmayacağı da vurgulanmıştır. Buna karşılık aldatıcı ve gizlemeye elverişli bir yöntem kullanılmış olmasına rağmen suç yine de ortaya çıkarılmışsa, nitelikli zimmet oluşur.
Bankacılık uygulamasında bu ölçüt, banka içi kayıtların olağan denetimiyle ortaya çıkarılabilen eylemlerin basit zimmet sayılması biçiminde istikrar kazanmıştır (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/6838, K. 2023/10374, T. 07.11.2023). Yargıtay, rutin denetimlerle ortaya çıkabilecek nitelikteki eylemlerde basit zimmet kabulünü yerinde bulmuştur (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/3056, K. 2023/6630, T. 05.07.2023). Buna karşılık zimmetin ancak kurum dışı araştırma, mağdur beyanları veya banka hesap dökümlerinin incelenmesiyle ortaya çıkarılabildiği, yani daire dışı bilgi ve araştırmayla saptanabildiği fiiller nitelikli zimmet sayılmıştır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2013/7137, K. 2014/12659, T. 15.12.2014; Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2018/3033, K. 2018/3285, T. 02.05.2018; Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2012/16289, K. 2014/4016, T. 09.04.2014). Tersine, parayı mal edinme şeklinin kaba hile niteliğinde olması ve basit bir incelemeyle ortaya çıkması hâlinde eylem basit zimmettir (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2020/2405, K. 2023/2719, T. 14.03.2023).
Kripto varlık hizmet sağlayıcılarına uyarlandığında ölçüt şu tabloyu verir:
| Fiil | Değerlendirme |
|---|---|
| Varlığın dış cüzdana aktarılması, işlemin kayıtlarda açıkça görünmesi | Kurum içi kayıt ve mutabakatla kolayca tespit edilebildiğinden basit zimmet |
| Kurum kaydi sisteminde fiktif bakiye üretilmesi, sahte müşteri hesabı açılması, çift bakiye gösterilmesi | Zimmetin gizlenmesine elverişli ve aldatıcı nitelikte olduğundan nitelikli zimmet |
| Log kayıtlarının silinmesi veya değiştirilmesi, mutabakat raporlarının gerçeğe aykırı düzenlenmesi | Aynı şekilde nitelikli zimmet; ayrıca belgede sahtecilik hükümleri değerlendirilir |
| Sahte müşteri talimatı veya transfer emri oluşturulması | Belgenin aldatıcılık kabiliyeti bulunuyorsa nitelikli, kabaca incelemede sahteliği anlaşılıyorsa basit zimmet |
| Rezerv açığının yönetim beyanında gizlenmesi | Denetimi yanıltmaya elverişli olduğundan nitelikli zimmet yönünde değerlendirilir |
Belge sahteciliğiyle ilgili önemli bir sonuç daha vardır. Yargıtay, 4389 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunlarında zimmet suçu yanında sahtecilikten ayrıca cezaya hükmolunacağına ilişkin bir düzenleme bulunmaması karşısında, zimmet eylemleri gerçekleştirilirken sahte belge düzenlenmesinin zimmet suçunun unsuru olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2012/27993, K. 2014/12562, T. 04.06.2014). 6362 sayılı Kanun’un 110/A maddesinde de aynı yönde bir saklı tutma hükmü bulunmadığından, gizleme amacıyla düzenlenen belgelerin ayrı suç oluşturup oluşturmayacağı bu yaklaşım çerçevesinde tartışılır.
Son olarak, zincirleme biçimde işlenen zimmetlerde teselsülü oluşturan eylemlerden birinin nitelikli biçimde gerçekleştirilmesi hâlinde fiilin bütünüyle nitelikli zimmet sayılacağı kabul edilmektedir.
Faaliyet İzni Kaldırılan Platformlarda Zimmet (m.110/A-3)
Üçüncü fıkra, suçun en ağır cezalı görünümüdür ve diğer iki fıkradan yapısal olarak farklıdır. Burada fail, kuruluşun mensubu değil, hukuken veya fiilen yönetim veya kontrolünü elinde bulundurmuş olan gerçek kişi ortaktır. Fiil ise varlığın doğrudan zimmete geçirilmesi değil, kaynakların kullandırılmasıdır.
Fıkranın uygulanabilmesi için dört unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir:
Faaliyet izninin kaldırılmış olması. Kanun açıkça “faaliyet izni kaldırılan” kuruluştan söz eder. Faaliyetin geçici olarak durdurulması ile iznin kaldırılması farklı tedbirlerdir; Kurul, kripto varlık hizmet sağlayıcıların faaliyetlerini geçici olarak durdurmaya veya faaliyet yetkilerini kaldırmaya ayrı ayrı yetkilidir (m.99/A-2; III-35/B.1 m.52). Bu fıkra, iznin kaldırılmasına bağlanmıştır.
Hukuken veya fiilen yönetim veya kontrol. Kanun, kontrol kavramının 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesindeki tanıma göre belirleneceğini öngörmüştür (m.110/A-7). Bu tanıma göre kontrol; sermayenin asgari yüzde elli birine sahip olma şartı aranmaksızın çoğunluğuna doğrudan veya dolaylı olarak sahip olunması, bu çoğunluğa sahip olunmamakla birlikte imtiyazlı hisselerin elde bulundurulması veya diğer hissedarlarla yapılan anlaşmalara dayanarak oy hakkının çoğunluğu üzerinde tasarrufta bulunulması ya da herhangi bir suretle yönetim kurulu üyelerinin karara esas çoğunluğunu atayabilme veya görevden alma gücünün elde bulundurulmasıdır. Son ölçüt uygulamada belirleyicidir: kayıtlarda yönetici görünmeyen, ancak atama ve azil gücünü fiilen elinde tutan kişi bu fıkranın failidir. Ceza Genel Kurulu, bankacılık karşılığında hâkim ortak ve aynı zamanda kredi komitesi üyesi olan sanığın eylemlerini zimmet saymış, ayrıca yazılı talep bulunmasa dahi grup firmasına kullandırılan karşılıklı kredinin hâkim ortağın sözlü talebiyle temdit edildiğinin kabulü gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/379, K. 2015/177, T. 02.06.2015).
Kaynakların kullandırılması. Fiil, kuruluşun veya müşterilerin kaynaklarının doğrudan veya dolaylı olarak failin ya da başkalarının menfaatine kullandırılmasıdır. Bankacılık içtihadı, bu fiilin hangi işlem tipleriyle gerçekleşebileceğini göstermiştir: baştan ödenmeyeceği bilinmesine rağmen karşılıklı (back-to-back) kredilendirme yöntemiyle hayali veya mali gücü yerinde olmayan kişilere kredi açılması zimmet sayılmıştır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/547, K. 2023/261, T. 04.05.2023). Aynı şekilde, başlangıçta hukuka uygun verilen bir kredinin, borçlunun mali yapısı gereği tahsili gerekirken ödenmeyeceği bilinerek vadesinin uzatılması da fiili hukuka aykırı hâle getirir; kâğıt üzerinde kredi değerliliğinin ve teminatın gösterilmiş olması kredinin hukuka uygun verildiğini göstermez (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/379, K. 2015/177). Kripto varlık hizmet sağlayıcılarında karşılık gelen tipik işlemler şunlardır: müşteri varlıklarının veya platform nakdinin ortakların ya da grup şirketlerinin hesaplarına teminatsız kredi, avans veya borç olarak aktarılması; müşteri varlıklarının talimatsız biçimde getiri arayışıyla merkeziyetsiz finans protokollerine veya kaldıraçlı işlemlere teminat olarak verilmesi; ilişkili taraflar veya paravan şirketlerle piyasa rayicinden bariz biçimde kopuk alım satım, piyasa yapıcılığı veya danışmanlık sözleşmeleri kurulması; kurum kaydi sisteminde fiktif kayıtlarla ortakların şahsi borçlarının kapatılması.
Emin çalışmayı tehlikeye düşürme ve zarar. Kullandırma, kuruluşun emin şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek nitelikte olmalı ve kuruluş veya müşteriler zarara uğramalıdır. Mevzuattaki saklama limitleri ve likit rezerv yükümlülüğü bu değerlendirmenin nesnel ölçüsünü verir: müşteri varlıklarının asgari %95’inin saklama kuruluşunda tutulması, platform nezdindeki oranın gün içinde %10’u aşamaması ve platformun müşteri varlıklarının %3’ü kadar likit rezerv bulundurması zorunludur (III-35/B.2 m.41).
Bu fıkra bakımından kanun, cezanın yanında meydana gelen zararın müteselsilen ödettirilmesine karar verilmesini de emreder.
Ceza Tablosu ve Adli Para Cezasının Alt Sınırı
| Hâl | Hapis | Adli para cezası | Tazmin |
|---|---|---|---|
| Basit zimmet (m.110/A-1) | 8-14 yıl | 5.000 güne kadar | Kripto varlık hizmet sağlayıcının zararı |
| Hileli davranışla (m.110/A-2) | 14-20 yıl | 20.000 güne kadar; kuruluşun ve müşterilerin zararının üç katından az olamaz | Genel hükümler |
| Faaliyet izni kaldırılan platformda kaynak kullandırma (m.110/A-3) | 12-22 yıl | 20.000 güne kadar; kuruluşun ve müşterilerin zararının üç katından az olamaz | Zarar müteselsilen ödettirilir |
Adli para cezasının gün sayısı üzerinden belirlendiği, ikinci ve üçüncü fıkralarda ise zararın üç katı şeklinde bir alt sınır getirildiği gözden kaçırılmamalıdır. Bu alt sınır, zararın hesaplanmasını cezanın miktarı bakımından doğrudan belirleyici kılar ve bilirkişi incelemesinin kapsamını genişletir.
Değer Azlığı ve Kripto Varlıkların Fiyat Oynaklığı
Kanun, zimmet suçunun konusunu oluşturan değerlerin suçun işlendiği tarihteki değerinin azlığı nedeniyle cezanın üçte birden yarıya kadar indirileceğini öngörür (m.110/A-6). Kripto varlıkların fiyat oynaklığı karşısında ortaya çıkabilecek tartışmayı çözen ifade budur: ölçüt suç tarihidir.
Bu, genel zimmet içtihadıyla da tam olarak örtüşür. Yargıtay, zimmete konu malın değeri belirlenirken gecikme faizi ya da gecikme zammı, idarenin uğradığı zarar, yoksun kalınan gelirler ve failin zimmet konusu şeyden elde ettiği fazladan yararların değil, suçun işlendiği zamanki değerin dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2021/15860, K. 2024/10964, T. 05.11.2024). Suç ani hareketli olup zimmete geçirme anında tamamlandığından, soruşturma, kovuşturma veya hüküm tarihindeki kur hareketleri değer azlığı değerlendirmesine yansımaz. Bir kripto varlığın suçtan sonra birkaç katına çıkması da, değerini yitirmesi de bu indirim bakımından sonuç doğurmaz.
Değer azlığının sınırı ise matematiksel bir eşikle değil, suç tarihindeki ekonomik koşullara ve paranın satın alma gücüne göre belirlenir. Ceza Genel Kurulu, değer azlığının suç tarihindeki ekonomik koşullar ve paranın satın alma gücü gibi objektif kriterlere göre hâkim tarafından belirleneceğini, indirim oranının da buna göre takdir edileceğini belirtmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/124, K. 2020/36, T. 28.01.2020). Yargıtay 5. Ceza Dairesi, zimmete geçirilen tutarın suç tarihindeki ekonomik koşullara ve Daire uygulamalarına göre değer azlığı sınırında kalıp kalmadığını her olayda ayrıca değerlendirmekte, TCK m.249’un uygulanmamasını bozma nedeni saymaktadır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2015/10313, K. 2019/5717, T. 27.05.2019; Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2019/9646, K. 2020/12182, T. 10.09.2020; Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2017/227, K. 2020/14142, T. 15.12.2020). Kullanma zimmeti söz konusuysa, değerin belirlenmesinde kullanımdan elde edilen yararın (nemanın) hesaplanması gerekir; nema miktarı da suç tarihindeki ekonomik koşullara göre değer azlığı bakımından ayrıca değerlendirilir (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2013/7137, K. 2014/12659, T. 15.12.2014; Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2022/2410, K. 2025/9768, T. 25.09.2025).
Uygulamada değer tespiti, fiilin tamamlandığı an itibarıyla varlığın Türk Lirası karşılığının bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi yoluyla yapılır. Platform nezdinde oluşan fiyat bilgisi, mevzuatta likit rezerv ve sermaye yeterliliği hesaplamaları bakımından esas alınan ölçüttür (III-35/B.2 m.42/4) ve ceza yargılamasında da başvurulabilecek nesnel bir referanstır.
Etkin Pişmanlık: İade ve Tazmin
Kanun, üç aşamalı bir etkin pişmanlık rejimi kurar:
| Aşama | Koşul | İndirim |
|---|---|---|
| Soruşturma başlamadan önce | Aynen iade veya uğranılan zararın tamamen tazmini | Cezanın üçte ikisi indirilir |
| Kovuşturma başlamadan önce | Gönüllü olarak aynen iade veya tamamen tazmin | Cezanın yarısı indirilir |
| Hükümden önce | Gönüllü olarak aynen iade veya tamamen tazmin | Cezanın üçte biri indirilir |
İki nokta belirleyicidir. Birincisi, iadenin veya tazminin tam olması gerekir. Yargıtay, zimmete konu miktarın tamamını tazmin etmeyen sanık hakkında yasal şartları oluşmadığı hâlde etkin pişmanlık hükmünün uygulanmasını bozma nedeni saymıştır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2022/7409, K. 2025/13603, T. 25.11.2025). Kullanma zimmetinde nema miktarı da suçun konusunu oluşturduğundan, nema ödendiğine dair belge bulunmadan etkin pişmanlık uygulanamaz (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2022/2410, K. 2025/9768, T. 25.09.2025). Ödemenin gönüllü olması da şarttır: zimmet miktarının cebri icra yoluyla tahsil edilmesi gönüllü ödeme sayılmaz (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2017/227, K. 2020/14142, T. 15.12.2020).
İkincisi, ödemenin üçüncü kişi tarafından yapıldığı hâllerde sanığın kabul ve rızasının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2015/10313, K. 2019/5717, T. 27.05.2019). Aşama tespitinde ödeme iradesinin zamanı belirleyicidir: ödeme iradesi soruşturma başlamadan önceye yönelikse cezanın üçte ikisi indirilir, kovuşturma başlamadan önce yapılan ödemede yarı oranı uygulanır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2018/9146, K. 2022/11765, T. 06.10.2022; Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2012/16289, K. 2014/4016, T. 09.04.2014; Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2019/9646, K. 2020/12182, T. 10.09.2020). Hükümden önce yapılan tam ödemede üçte bir oranı uygulanır; kamu zararının bozma ilamından sonra giderilmiş olması bu indirimin uygulanmasını engelleyen yasal bir gerekçe değildir (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2020/2405, K. 2023/2719, T. 14.03.2023). Ödeme suç tarihindeki değer esas alınarak hesaplanır; gecikme faizi, idarenin uğradığı zarar ve yoksun kalınan gelirler mahsup hesabına dahil edilmez (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2021/15860, K. 2024/10964, T. 05.11.2024).
Kripto varlıklara özgü nokta, iadenin biçimidir. Kanun “aynen iade” ile “zararın tamamen tazmini” seçeneklerini birlikte sunduğundan, kripto varlığın mislen iadesi en güvenli yoldur; varlığın aynen iade edilmesi hâlinde fiyat hareketinden doğan tartışma da ortadan kalkar. Nakden tazmin tercih edilirse, zararın tamamen karşılanıp karşılanmadığı değerlendirilirken suç tarihindeki değerle yetinilip yetinilemeyeceği, kuruluşun ve müşterilerin gerçek zararı üzerinden tartışılacaktır.
Şahsi İflas ve Müşteri Zararlarının Ödenmesi (m.110/B)
SPKn m.110/B-1 (özet): 110/A kapsamında zimmet sayılan karar ve işlemleri gerçekleştirdiği tespit edilen yönetim kurulu başkan ve üyeleri, diğer mensuplar ve hukuken veya fiilen yönetim veya kontrolü elinde bulundurmuş gerçek kişi ortaklar hakkında, müşterilere verdikleri zararla sınırlı olarak, zimmete geçirildiği tespit edilen tutardan öncelikli karşılanmasını sağlamak amacıyla Kurul’un talebi üzerine mahkemece doğrudan şahsen iflaslarına karar verilebilir. Karar ve işlemler üçüncü kişilere menfaat temini amacıyla yapılmışsa, menfaat temin eden kişiler hakkında da temin ettikleri menfaat üzerinden uygulanır.
Bu, ceza yargılamasından ayrı ve ona bağlı olmayan bir özel hukuk yaptırımıdır. İşleyişi şöyledir: haklarında şahsi iflas kararı verilenlerin aktiflerinden nakit olanlar doğrudan, olmayanlar paraya çevrilmek suretiyle müşteri zararlarının ödenmesinde kullanılır; aktiflerden öncelikle müşteri zararları ödenir; zararların tamamı karşılanamıyorsa garameten ödeme yapılır; müşteri zararları tamamen karşılandıktan sonra artan kısım iflas kararı verilenlere iade edilir.
Kanun, bu madde uyarınca iflası istenenler hakkında İcra ve İflas Kanunu’nun 257 ve izleyen maddelerinin uygulanacağını öngörür. Bu hükümler ihtiyati hacze ilişkindir ve talebin nasıl ileri sürüleceğini, teminatı, itirazı ve süreleri düzenler. Buna göre ihtiyati hacze İİK m.50’ye göre yetkili mahkeme karar verir ve talep eden, alacağı ve gerektiğinde haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delil göstermek zorundadır (m.258). Talebin reddi kararı gerekçeli verilir ve istinaf edilebilir; bölge adliye mahkemesinin kararı kesindir. Aleyhine karar verilen taraf, huzuruyla yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde, dayanılan sebeplere, yetkiye ve teminata itiraz edebilir; menfaati ihlal edilen üçüncü kişiler de öğrendikleri tarihten itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir (m.265). İstinafa başvurulması ihtiyati haczin icrasını durdurmaz. Borçlu, para veya mahkemece kabul edilecek teminatı göstererek haczin kaldırılmasını isteyebilir (m.266). Karar tarihinden itibaren on gün içinde icra dairesinden infaz istenmezse ihtiyati haciz kendiliğinden kalkar (m.261).
Uygulamada dikkat edilmesi gereken bir nokta, iflas talebiyle ihtiyati haczin ilişkisidir. İstinaf mahkemeleri, muayyen bir alacağın ödenmesi talebini içermeyen iflas davalarının niteliği itibarıyla ihtiyati haciz kararına konu olamayacağını, bu tür davalarda İcra ve İflas Kanunu’nun 159. maddesindeki muhafaza tedbirlerinin uygulanacağını kabul etmektedir (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/749, K. 2024/865, T. 18.07.2024). Ayrıca iflasın açılmasıyla borçlunun malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanır, bireysel takipler durur ve alacaklılar arası eşitlik ilkesi devreye girer; bu aşamadan sonra bireysel ihtiyati haciz yoluyla öncelik kazanılamaz (Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2026/1450, K. 2026/1172, T. 14.05.2026).
Şahsi iflas yolu, kripto varlık hizmet sağlayıcı mensuplarının kusur sorumluluğuyla da bağlantılıdır. Kuruluşun hukuka aykırı faaliyetleri ile nakit ödeme veya kripto varlık teslim yükümlülüklerini yerine getirememesinden doğan zararlardan öncelikle kuruluş sorumludur; zararın kuruluştan tazmin edilememesi veya edilemeyeceğinin açıkça belli olması hâlinde mensuplar kusurlarına ve durumun gereklerine göre sorumlu olur ve şahsi sorumlulukla ilgili olarak 110/B uygulanır (m.99/B-3). Aynı kural, bilişim sistemlerinin işletilmesi, siber saldırı, bilgi güvenliği ihlalleri veya personel davranışından kaynaklanan kripto varlık kayıpları için de geçerlidir (m.99/B-4).
İspat: Rezerv Kanıt Denetimi, Bilirkişi ve Denetim Raporları
Kripto varlık zimmeti dosyalarının teknik omurgasını, mevzuatın öngördüğü periyodik denetimler oluşturur. Kripto varlık hizmet sağlayıcılar yılda en az bir kez bilgi sistemleri bağımsız denetimi yaptırmak ve yılın üçüncü, altıncı, dokuzuncu ve on ikinci ay sonları itibarıyla rezerv kanıt denetimi yaptırarak raporu Kurul’a iletmek zorundadır (III-35/B.1 m.48).
Bu denetimin esasları Kurul’un i-SPK.35/B.2 (08.05.2025 tarih ve 30/846 sayılı) İlke Kararı’yla belirlenmiştir ve ceza yargılaması bakımından doğrudan kullanılabilir veriler üretir:
- Rezerv koruma oranı: Kuruluş kontrolündeki cüzdanlarda saklanan müşteri kripto varlık miktarının, kuruluş kayıtlarında takip edilen müşteri varlık miktarına oranıdır. Bu oranın %100’ün (1:1) altında kaldığının tespiti hâlinde durum derhal Kurul’a bildirilir. Zimmetin sayısal karşılığı budur: kayıtta görünen varlık cüzdanda yoksa, aradaki fark zimmet incelemesinin konusudur.
- Kapsam: Denetçi, en büyük bakiyeli en az 10 kripto varlık olmak üzere müşteri varlıklarının en az %80’ine ulaşıncaya kadar kapsam oluşturur ve kapsama alınan varlıkların %100’ünün varlığını teyit eder. Platformun likit rezervinin tamamı kapsama girer.
- Habersizlik: Denetçi, dönem içinde rastgele iki tarih belirler ve bu tarihler denetimden bir gün öncesine kadar kuruluşla paylaşılmaz. Bu kural, zimmetin denetim gününe göre geçici olarak kapatılmasını güçleştirir ve nitelikli zimmet değerlendirmesinde ayrıca anlam taşır.
- Cüzdan teyidi ve zaman damgası: Denetçi, bildirilen cüzdan adreslerinin kuruluşa ait olduğunu teyit eder ve yöntemi rapora yazar; karşılaştırma anı rapora atomik saat belirtilerek işlenir.
- Yönetim beyanı: Raporda, denetime elverişli ortamın oluşturulduğuna ve bilgi, belge ve açıklamaların tam ve zamanında sunulduğuna dair yönetim beyanına yer verilir. Bu beyanın gerçeğe aykırılığı, gizleme kastının değerlendirilmesinde önem taşır.
- Rotasyon ve teslim: Aynı denetim şirketine arka arkaya en fazla 12 dönem, aynı sorumlu başdenetçiye en fazla 4 dönem denetim yaptırılabilir. Rapor, dönem bitimini izleyen 10 iş günü içinde yönetim kurulu başkanlığına teslim edilir ve her hâlükârda 15 iş günü içinde yönetim kurulu kararıyla Kurul’a gönderilir.
Bu raporların ceza yargılamasındaki değeri konusunda ölçüt bellidir. Ceza Genel Kurulu, bilirkişi raporunun delil değil delil değerlendirme aracı olduğunu, hâkimin bu raporla bağlı olmadığını ve bir sorunun uzmanlık gerektirip gerektirmediğine hâkimin karar vereceğini belirtmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/89, K. 2022/835, T. 27.12.2022). Buna karşılık yetkili kurumun denetim raporu dosyaya getirtilmeden yalnızca bilirkişi raporuyla yetinilerek hüküm kurulması bozma nedenidir (Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2016/12688, K. 2016/21174, T. 06.10.2016).
Dosyada toplanması gereken diğer teknik deliller şunlardır: on-chain cüzdan hareketleri ve işlem kimlikleri, kurum kaydi sistemi kayıtları ve bunların blokzincir verileriyle mutabakatı, transfer onay ve çoklu imza logları, güvenli donanım modülü erişim kayıtları, yönetim kurulunun transfer yetkilendirme kararları, saklama kuruluşuyla yapılan mutabakat raporları, MKK’ya yapılan raporlamalar ve bunlar arasındaki farklara ilişkin Kurul bildirimleri (III-35/B.2 m.32), kurtarma planının devreye alınması hâlinde hazırlanan değerlendirme raporu (III-35/B.1 m.47) ve müşteri şikâyet kayıtları. Mevzuat, tüm bu kayıtların silinemez, değiştirilemez ve tahrif edilemez biçimde, günlük periyotlarda zaman damgasıyla saklanmasını zorunlu tutar (III-35/B.1 m.40/3); bu yükümlülüğün ihlali hem başlı başına yaptırım konusudur hem de gizleme kastının göstergesi olarak değerlendirilir.
Özel Soruşturma Usulü, El Koyma ve Kayyım (m.115/A)
Kanun, 110/A için ayrı bir soruşturma rejimi kurmuştur ve bu rejim madde içinde ikiye ayrılır.
Birinci ve ikinci fıkralar bakımından genel kural işler: Kanun’da tanımlanan suçlardan dolayı soruşturma yapılması Kurul’un Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunmasına bağlıdır ve bu başvuru muhakeme şartıdır (m.115/1). Muhakeme şartının gerçekleşmemesinin sonucu ağırdır: Yargıtay, bankacılık zimmeti bakımından aynı yapıdaki hüküm nedeniyle, ilgili kurumun yazılı başvurusu bulunmadan yargılamaya devam edilmesini bozma nedeni saymış ve kurumun başvuruda bulunup bulunmayacağı sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2026/1017, K. 2026/5424, T. 30.04.2026). Ceza Genel Kurulu da sermaye piyasası suçlarında Kurul başvurusundan önce verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararları yok hükmünde saymıştır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/911, K. 2016/1, T. 19.01.2016).
Üçüncü fıkradaki suç bakımından ise usul farklılaşır: soruşturma ve kovuşturmalar Kurul’un yazılı bildirimi üzerine veya gecikmesinde sakınca görülen hâllerde resen Cumhuriyet savcılarınca yapılır ve Kurul haberdar edilir (m.115/A-1). Kovuşturmaya yer olmadığı kararı Kurul’a ve soruşturmanın tarafı ilgililere tebliğ edilir; her iki taraf da itiraza yetkilidir (m.115/A-2). Ayrıca bu fıkra kapsamındaki suçların soruşturma ve kovuşturmasında 5411 sayılı Kanun’un 166. maddesi tatbik olunur (m.115/A-4). Bu yollama, uygulamada çok geniş yetkiler getirir:
- Soruşturma, iş bölümü ilişkilerine göre Cumhuriyet başsavcılarınca veya görevlendirecekleri savcılarca bizzat yürütülür; suçlar görev sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsa bile doğrudan soruşturma yapılır.
- CMK’nın 135 ila 138. maddeleri de uygulanır.
- Kolluk; şüpheli, sanık, tanık, bilirkişi ve suçtan zarar görenleri savcının, mahkeme naibinin veya istinabe olunan hâkimin emriyle belirtilen gün, saat ve yerde hazır bulundurmaya mecburdur; bu emir ihzar müzekkeresindeki gibi zor kullanma yetkisi verir.
- Soruşturmanın sonuçlanmasına kadar faillerin her türlü mal, alacak, para ve sair eşyasına hâkim kararıyla, gecikmesinde sakınca olan hâllerde savcının yazılı emriyle el konulur. Bu yetki, suça iştirak edenler ile faillerin bu suçlar nedeniyle elde ettiği haksız kazanımın transferi sonucu kan ve kayın hısımlar ile üçüncü şahıslar nezdine geçmiş mal, alacak ve her türlü şeyi de kapsar.
- El koyma kararı yirmi dört saat içinde yetkili ve görevli sulh ceza hâkiminin onayına sunulur; hâkim kırk sekiz saat içinde kararını açıklar, aksi hâlde el koyma hükümsüz kalır.
El koyma ve kayyım. 110/A’da tanımlanan suç bakımından CMK’nın 128. maddesindeki el koyma ve 133. maddesindeki şirket yönetimi için kayyım tayini hükümleri uygulanabilir (m.115/A-6). Bu yollama önemlidir, çünkü CMK m.128/2 ve m.133/4’teki suç katalogları 110/A’yı saymaz; yetki doğrudan Sermaye Piyasası Kanunu’ndan doğar. CMK m.128 kapsamında taşınmazlara, ulaşım araçlarına, banka ve diğer mali kurumlardaki hesaplara, üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacaklara, kıymetli evraka, ortaklık paylarına, kiralık kasa mevcutlarına ve diğer malvarlığı değerlerine el konulabilir; el koyma için suçun işlendiğine ve değerin bu suçtan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe aranır ve el koyma ile kayyım atamasına yalnızca hâkim karar verebilir. Aynı maddeye göre el koyma kararı alınabilmesi için ilgisine göre Sermaye Piyasası Kurulu’ndan suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınır; bu rapor en geç üç ay içinde hazırlanır ve özel sebepler zorunlu kıldığında iki ay daha uzatılabilir. CMK m.133 uyarınca kayyım atanabilmesi için suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gereklilik aranır; atama kararı ticaret sicili gazetesinde ilan edilir, kayyımın ücreti şirket bütçesinden karşılanır ve kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verilmesi hâlinde bu tutar kanuni faiziyle Hazine’den karşılanır.
El konulan kripto varlıkların muhafazası özel bir usule tabidir. Müşterilere ait nakit ve kripto varlıklara adli makamlarca el konulması hâlinde, el konulan varlıkların Kurulca yetkilendirilmiş saklama hizmeti sağlayan kuruluşlar nezdinde oluşturulan cüzdanlarda muhafazası için gerekli tüm işlemler adli makamlarca tesis edilir (m.99/B-7). Klasik adli emanet usulü kripto varlıklar için elverişli değildir; özel anahtarın güvenliği doğrudan varlığın korunması anlamına gelir. Aynı fıkra uyarınca müşterilere ait nakit ve kripto varlıklara ilişkin tedbir, haciz ve benzeri her türlü idari ve adli talep münhasıran kripto varlık hizmet sağlayıcılar tarafından yerine getirilir.
Görevli mahkeme, fiilin işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemesidir; gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığı’nın teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nca diğer ağır ceza mahkemeleri de görevlendirilebilir (m.115/A-3). Bu, Kanun’daki diğer suçlar bakımından öngörülen ihtisas asliye ceza mahkemesi kuralından (m.116) ayrılan bir düzenlemedir.
Koşullu Salıverilme Yasağı ve Zamanaşımı
110/A’da yazılı suçlardan mahkûm olanlar, Hazine’ye olan borçları ve tazminatları ödemediği veya bu borçlar ve tazminatlar malvarlıklarından tahsil olunamadığı sürece, haklarında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz (m.115/A-5). Bu hüküm infaz rejimini doğrudan etkiler ve tazmin meselesini yalnızca ceza indirimi bakımından değil, infaz bakımından da belirleyici kılar.
Dava zamanaşımı TCK m.66’ya göre belirlenir ve üst sınırı yirmi yılı aşan ağırlıktaki fıkralar bakımından süre daha uzundur. Suç ani hareketli olduğundan zamanaşımı, zimmete geçirme fiilinin gerçekleştiği tarihte işlemeye başlar; zincirleme suç hâlinde ise son suçun işlendiği tarih esas alınır. Cezanın alt sınırı gözetildiğinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme bu suç bakımından uygulanabilir değildir.
Benzer Suçlarla Karşılaştırma
| Suç | Fail | Ayırt edici nokta |
|---|---|---|
| Kripto varlık zimmeti (m.110/A) | Yönetim kurulu başkan ve üyeleri, diğer mensuplar, fiilî yönetici ortaklar | Göreve dayalı tasarruf yetkisinin varlığa yönelmesi; aldatma aranmaz |
| Nitelikli güveni kötüye kullanma (m.110/1-a) | Yatırım kuruluşu, fon kurulu, teminat sorumlusu | Sermaye piyasası araçları ve nakit bakımından; kripto varlık hizmet sağlayıcılarda 110/A uygulanır |
| İzinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı (m.109/A) | İzinsiz faaliyet yürütenler ve tüzel kişi yetkilileri | İzin yokluğu cezalandırılır; zimmet ise izinli kuruluşta müşteri varlığına yönelir |
| Nitelikli dolandırıcılık (TCK m.158) | Herkes | Hileyle aldatma ve buna dayalı tasarruf gerekir; zimmette mal zaten failin hâkimiyetindedir |
| Bilişim sistemine girme ve verileri değiştirme (TCK m.243-244) | Herkes | Yetkisiz erişim; mensup sıfatı ve göreve dayalı yetki yoksa bu hükümler gündeme gelir |
| Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi (TCK m.165) | Herkes | Zimmet tamamlandıktan sonraki katkılar iştirak değil bu suçu oluşturur |
Bankacılık zimmetiyle karşılaştırma da öğreticidir. Yargıtay, bankacılık zimmeti suçunun özel olarak düzenlenmesinin gerekçesini, bankaların kamudan fon toplaması ve bu fonları kullanması nedeniyle kamu ve özel banka çalışanları arasındaki eşitsizliğin giderilmesi ihtiyacına bağlamıştır (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/6679, K. 2024/9210, T. 22.10.2024). Kripto varlık zimmetinde de benzer bir mantık işler: müşteri varlıklarını elinde tutan kuruluşların yarattığı güven ilişkisi, genel güveni kötüye kullanma hükümlerinden daha ağır bir korumayı gerektirmiştir. Yatırım kuruluşları, fon kurulları ve teminat sorumlularına emanet edilen sermaye piyasası araçları bakımından ise aynı güven ilişkisi sermaye piyasasında güveni kötüye kullanma suçuyla (m.110) korunur.
Müşteri Tarafı: Varlıkların Korunması ve Talep Yolları
Mevzuat, müşteri varlıkları için zimmet suçundan önce gelen bir koruma katmanı kurar. Müşterilere ait nakit ve kripto varlıklar, kripto varlık hizmet sağlayıcıların malvarlığından ayrıdır ve kayıtlar buna uygun tutulur; müşterilerin bu kuruluşlar nezdindeki nakit ve kripto varlıkları kuruluşun borçları nedeniyle, kuruluşun malvarlığı ise müşterilerin borçları nedeniyle kamu alacakları için dahi haczedilemez, rehnedilemez, iflas masasına dâhil edilemez ve üzerlerine ihtiyati tedbir konulamaz (m.35/C-7). Platformlar müşteri nakdini elden alamaz ve kendi nezdinde saklayamaz; nakit bankada, açıkça müşterilere ait olduğu belirtilen hesapta tutulur ve amacı dışında kullanılamaz (III-35/B.2 m.51).
Bununla birlikte kripto varlıklar, Kanun’un 82. maddesindeki yatırımcı tazmin hükümlerine tabi değildir ve platforma faaliyet izni verilmiş olması işlemlerin kamu güvencesi altında olduğu anlamına gelmez (m.35/C-4). Zarara uğrayan müşterinin başvurabileceği yollar şunlardır: Kurul’a bildirim ve şikâyet; savcılığa suç duyurusu ve ceza dosyasında zarar gören sıfatıyla haklarını kullanma; kuruluşun sorumluluğuna dayanan tazminat talebi (m.99/B-3, 4); zararın kuruluştan karşılanamaması hâlinde mensupların şahsi sorumluluğu ve 110/B’deki şahsi iflas yolu. Müşteriler ayrıca MKK’nın e-Yatırımcı uygulaması üzerinden kendi bakiyelerini karşılaştırabilir (III-35/B.1 m.24/2-ı); platform ile saklama kuruluşunun MKK’ya ilettiği raporlar arasında farklılık olması hâlinde MKK tarafından ivedilikle Kurul’a bildirim yapılır (III-35/B.2 m.32/4).
Savunmada Öne Çıkan Noktalar
Mensup sıfatının bulunup bulunmadığı. Suç özgü olduğundan, failin kuruluşla organik bağı ve göreve dayalı yetkisi belgelenmelidir. Dış hizmet sağlayıcı personeli bakımından iştirak hükümleri dışında zimmetten sorumluluk kurulamaz.
Tevdi ve gözetim bağının somutlaştırılması. Hangi varlık üzerinde, hangi yetkiyle tasarruf edilebildiği yönetim kurulu yetkilendirme kararları, erişim denetimi politikaları ve çoklu imza mimarisi üzerinden gösterilmelidir. Müşterinin kendi cüzdanındaki varlıklar bu kapsamda değildir.
Müşteri talimatının varlığı. Çerçeve sözleşmeye ve müşteri talebine dayanan işlemler ile talimatsız kullanım arasındaki sınır, kast değerlendirmesinin merkezindedir.
Basit ve nitelikli zimmet ayrımı. Fiilin kurum içi kayıtların olağan denetimiyle ortaya çıkarılabilir olup olmadığı, hileli davranışın aldatıcılık kabiliyeti taşıyıp taşımadığı ayrı ayrı tartışılmalıdır. Denetim ve gözetim görevlilerinin özensizliği nedeniyle fiilin geç fark edilmiş olması, kullanılan yönteme hile vasfı kazandırmaz.
Değerin doğru hesaplanması. Suç tarihindeki değer esas alınmalı; faiz, sonraki kur hareketleri ve yoksun kalınan gelirler hesaba katılmamalıdır. Değer azlığı indiriminin tartışılmaması bozma nedenidir.
Etkin pişmanlığın zamanlaması ve kapsamı. İade veya tazminin tam olması, gönüllülük koşulunun karşılanması ve hangi aşamada gerçekleştiğinin belgelenmesi gerekir. Üçüncü kişi ödemesinde sanığın rızası araştırılmalıdır.
Muhakeme şartı. Kurul’un yazılı başvurusunun bulunup bulunmadığı ve başvurunun kapsadığı kişi ve eylemler denetlenmelidir; şart gerçekleşmeden yürütülen yargılama sürdürülemez.
Rapor çelişkilerinin giderilmesi. Kurul denetim raporu, rezerv kanıt raporları ve bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulması eksik soruşturma oluşturur.
Sık Sorulan Sorular
Kripto varlık zimmeti suçu nedir?
Kripto varlık hizmet sağlayıcının yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensuplarının, görevleri nedeniyle kendilerine tevdi edilen veya koruma, saklama ve gözetimiyle yükümlü oldukları para, diğer mallar veya kripto varlıkları kendilerinin ya da başkasının zimmetine geçirmesidir (SPKn m.110/A). Temel cezası sekiz yıldan on dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır.
Bu suçu kimler işleyebilir?
Suç özgüdür; yalnızca kripto varlık hizmet sağlayıcının yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları işleyebilir. Üçüncü fıkradaki hâlde ise fail, faaliyet izni kaldırılan kuruluşun hukuken veya fiilen yönetim veya kontrolünü elinde bulundurmuş gerçek kişi ortağıdır. Bu sıfatı taşımayanlar ancak azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilir.
Dışarıdan hizmet alınan şirketin çalışanı zimmet faili olur mu?
Kural olarak hayır. Kuruluşun kadrosunda bulunmayan dış hizmet personeli mensup sayılmaz; eylemi koşullarına göre bilişim suçları veya hırsızlık oluşturur. Ancak kuruluşun mensuplarıyla fikir ve eylem birliği içinde hareket etmişse, bağlılık kuralı uyarınca zimmete azmettiren veya yardım eden olarak iştirakten sorumlu olur.
Gayri maddi bir varlık nasıl zimmete geçirilir?
Kanun kripto varlıkları açıkça suçun konusu saymıştır. Zimmete geçirme, varlık üzerinde malikmiş gibi tasarrufta bulunmaktır; kripto varlıklarda bu, varlığın fail veya üçüncü kişi kontrolündeki cüzdana transferi, kurum kaydi sistemindeki müşteri bakiyesinin silinmesi veya azaltılması, varlığın satılıp karşılığının uhdeye geçirilmesi ya da müşteri varlığının kuruluşun kendi yükümlülükleri için kullanılması biçiminde gerçekleşir.
Müşterinin kendi cüzdanındaki varlıklar bu suçun konusu olur mu?
Hayır. Kanun, platform müşterilerine ait kripto varlıkların müşterilerin kendi cüzdanlarında bulundurulmasını esas alır ve özel anahtarın tüm kontrolünün yatırımcıda olduğu cüzdan hizmeti saklama sayılmaz. Bu varlıklara yönelik eylemler koşullarına göre bilişim suçları veya hırsızlık kapsamında değerlendirilir.
Basit zimmet ile nitelikli zimmet nasıl ayrılır?
Ölçüt, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik aldatıcı nitelikte hileli davranış bulunup bulunmadığıdır. Zimmet veya miktarı ilk bakışta olağan ve basit bir iç denetim, araştırma veya karşılaştırmayla kolayca ve kesin biçimde ortaya çıkabiliyorsa eylem basit zimmet, aksi hâlde nitelikli zimmettir. Denetim görevlilerinin özensizliği nedeniyle fiilin fark edilmemiş olması, kullanılan yönteme hile vasfı kazandırmaz.
Müşteri varlıklarının DeFi protokollerinde veya kaldıraçlı işlemlerde kullanılması zimmet midir?
Müşteri talimatı ve çerçeve sözleşme kapsamı dışında, müşteri varlıklarının getiri elde etmek veya açık kapatmak amacıyla kullanılması, koruma ve gözetim yükümlülüğünün ihlali olarak zimmet değerlendirmesine girer. Buna karşılık müşterinin talebi üzerine, çerçeve sözleşme hükümleri kapsamında ve vade sonunda mislen iade edilecek şekilde yapılan kilitleme işlemleri mevzuatın izin verdiği hizmetlerdendir.
Kripto varlığın fiyatı sonradan artarsa ceza değişir mi?
Hayır. Kanun, değer azlığı indiriminde suçun işlendiği tarihteki değeri esas alır. Zimmet ani hareketli bir suç olup zimmete geçirme anında tamamlandığından, soruşturma veya yargılama sırasındaki fiyat hareketleri değer azlığı değerlendirmesine yansımaz.
Etkin pişmanlıkta kripto varlığı aynen mi iade etmeliyim?
Kanun aynen iade veya uğranılan zararın tamamen tazmini seçeneklerini birlikte öngörür. Aynen (mislen) iade, fiyat hareketinden doğan tartışmayı ortadan kaldırdığı için en güvenli yoldur. Her hâlde iade veya tazminin tam olması gerekir; kısmi ödeme indirimden yararlanmayı sağlamaz.
Etkin pişmanlık hangi aşamada ne kadar indirim sağlar?
Soruşturma başlamadan önce iade veya tazminde cezanın üçte ikisi, kovuşturma başlamadan önce gönüllü iade veya tazminde yarısı, bu durumun hükümden önce gerçekleşmesi hâlinde ise üçte biri indirilir (m.110/A-4,5).
Şahsi iflas kararı nasıl verilir ve sonuçları nelerdir?
Kurul’un talebi üzerine mahkemece, zimmet sayılan karar ve işlemleri gerçekleştirdiği tespit edilenler hakkında, müşterilere verdikleri zararla sınırlı olarak doğrudan şahsi iflas kararı verilebilir (m.110/B). Aktiflerden öncelikle müşteri zararları ödenir, yetmezse garameten ödeme yapılır, artan kısım iade edilir. Bu madde uyarınca iflası istenenler hakkında İcra ve İflas Kanunu’nun 257 ve izleyen maddeleri uygulanır.
Rezerv kanıt denetimi nedir ve ceza dosyasında ne işe yarar?
Kripto varlık hizmet sağlayıcıların üçer aylık dönemler itibarıyla yaptırmak zorunda olduğu, kayıtlardaki müşteri varlıklarıyla cüzdanlardaki fiili varlıkları karşılaştıran denetimdir. Rezerv koruma oranının %100’ün altında kalması derhal Kurul’a bildirilir. Denetim raporları ceza yargılamasında teknik yazılı delil niteliğindedir; hâkimi bağlamamakla birlikte zimmetin ve gizleme kastının tespitinde temel dayanağı oluşturur.
Soruşturma nasıl başlar?
Birinci ve ikinci fıkradaki hâllerde soruşturma Kurul’un Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvurusuna bağlıdır ve bu başvuru muhakeme şartıdır. Üçüncü fıkradaki suçta ise soruşturma Kurul’un yazılı bildirimi üzerine veya gecikmesinde sakınca görülen hâllerde resen savcılarca yapılır ve Kurul haberdar edilir.
Hangi mahkeme bakar?
Kripto varlık zimmeti davaları, fiilin işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemelerinde görülür; gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığı’nın teklifi üzerine HSK’ca diğer ağır ceza mahkemeleri de görevlendirilebilir (m.115/A-3).
El konulan kripto varlıklar nerede tutulur?
Müşterilere ait nakit ve kripto varlıklara adli makamlarca el konulması hâlinde, bu varlıkların Kurulca yetkilendirilmiş saklama hizmeti sağlayan kuruluşlar nezdinde oluşturulan cüzdanlarda muhafazası için gerekli tüm işlemler adli makamlarca tesis edilir (m.99/B-7).
Bu suçta koşullu salıverilme uygulanır mı?
Hükümlü, Hazine’ye olan borçlarını ve tazminatları ödemediği veya bunlar malvarlığından tahsil edilemediği sürece hakkında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz (m.115/A-5).
Platform müşterisiysem varlıklarım platformun borçları için haczedilebilir mi?
Hayır. Müşterilere ait nakit ve kripto varlıklar kuruluşun malvarlığından ayrıdır; kuruluşun borçları nedeniyle kamu alacakları için dahi haczedilemez, rehnedilemez, iflas masasına dâhil edilemez ve üzerlerine ihtiyati tedbir konulamaz (m.35/C-7). Ancak kripto varlıklar yatırımcı tazmin hükümlerine tabi değildir.
Sonuç
Kripto varlık zimmeti, Türk ceza mevzuatının en ağır yaptırımlı özel suç tiplerinden biridir ve kanun koyucu bunu bilinçli olarak bankacılık zimmeti modeliyle kurmuştur. Bu tercih, uygulamada yol gösterir: özgü suç niteliği, tevdi ve gözetim bağı, basit ve nitelikli zimmet ayrımı, tamamlanma anı, değerin suç tarihine göre belirlenmesi ve etkin pişmanlığın tamlık koşulu gibi ölçütler, on yılları aşan bir içtihat birikiminden gelir. Kriptoya özgü olan ise ispat tarafıdır: zimmet artık kasa sayımıyla değil, cüzdan adresleriyle kurum kaydi sisteminin karşılaştırılmasıyla, transfer onay loglarıyla ve rezerv koruma oranıyla ortaya konur. Bu nedenle dosyanın kaderi, teknik verilerin daha soruşturmanın ilk gününde doğru toplanmasına ve doğru okunmasına bağlıdır. Hakkınızda bu kapsamda bir soruşturma yürütülüyor veya kripto platformundaki varlıklarınız nedeniyle zarara uğradıysanız, ceza dosyası ile idari ve mali süreçlerin birlikte yönetilmesi gerekir. Hukuki destek için kripto varlık zimmeti avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul