Kira sözleşmesinde kefil, kiracının kira ilişkisinden doğan ve geçerli kefaletin kapsamına giren borçlarını yerine getirmemesi durumunda, kiraya verene karşı kişisel sorumluluk üstlenen kişidir. Ancak kira sözleşmesine yalnızca “kefil” yazılması ve kişinin imza atması her zaman yeterli değildir. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 583, kefaletin geçerliliğini yazılılık, kefalet tarihi ve azami sorumluluk tutarı gibi sıkı şekil şartlarına bağlar. Evli kefillerde eş rızası ve uzayan kira dönemlerindeki sorumluluk ayrıca incelenmelidir.
Hangi durumda kira sözleşmesinde kefil olunur?
TBK m. 581’e göre kefalet, kefilin alacaklıya karşı asıl borçlunun borcunu yerine getirmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. Kira ilişkisinde asıl borçlu genellikle kiracı, alacaklı kiraya veren, kefil ise bu borcu teminat altına alan üçüncü kişidir. Kefil, sırf kira sözleşmesini imzaladığı için taşınmazın kiracısı veya kullanıcısı hâline gelmez.
Kefaletin hukuken geçerli olup olmadığı değerlendirilirken üç ayrı soru sorulur: Kefalet kanuni şekle uygun kurulmuş mudur? Hangi borçlar ve hangi üst sınır için güvence verilmiştir? İstenen kira borcu, kefaletin kapsadığı dönemde ve koşullarda mı doğmuştur? Bu soruların yalnız birinin olumlu yanıtlanması kefilin her talepten sorumlu tutulmasına yetmez.
Kira sözleşmesinin hazırlanması sırasında kiracı, kiraya veren ve kefilin sıfatlarının açıkça ayrılması önemlidir. Sözleşme düzenine ilişkin diğer hususlar için kira sözleşmesi hazırlama başlıklı yazı incelenebilir.
Kefaletin Geçerlilik Şartları: TBK 583 Ne İstiyor?
Kefalet sözleşmesinin geçerliliği için yalnız imza bulunması yeterli değildir. TBK m. 583 uyarınca sözleşmenin yazılı yapılması, kefilin sorumlu olacağı azami tutarın ve kefalet tarihinin belirtilmesi gerekir. Üstelik azami tutar ile kefalet tarihi kefilin kendi el yazısıyla yazılmalıdır. Müteselsil kefalet amaçlanıyorsa, bu sıfatı veya aynı anlama gelen açıklamayı da kefil kendi el yazısıyla belirtmelidir.
| Kontrol edilecek unsur | Hukuki gereklilik | Eksikliğin önemi |
|---|---|---|
| Yazılı kefalet | Kefalet iradesi yazılı belgede bulunmalıdır. | Yazılılık yoksa kefalet geçerli kurulmaz. |
| Kefilin imzası | Kefalet yükümlülüğü kefile bağlanabilmelidir. | Sırf başkasının düzenlediği belge kefili bağlamaz. |
| Azami sorumluluk tutarı | Kefil, üst sınırı kendi el yazısıyla yazmalıdır. | Üst sınırın yalnız basılı metinde yer alması yeterli değildir. |
| Kefalet tarihi | Tarih kefilin kendi el yazısıyla belirtilmelidir. | Kira sözleşmesinin tarihi otomatik olarak bu koşulu karşılamaz. |
| Müteselsil kefalet iradesi | Kural olarak kefilin kendi el yazılı açıklaması gerekir. | Ticari borçlardaki TTK m. 7 istisnası ayrıca değerlendirilir. |
| Eş rızası | TBK m. 584 kapsamına giriyorsa zamanında yazılı rıza gerekir. | Kanuni istisna yoksa rızanın yokluğu geçerliliği etkiler. |
Bu şartlar bir ispat kolaylığı değil, geçerlilik şartıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 30.09.2025 tarihli, 2025/3440 E., 2025/4430 K. sayılı kararında, kira sözleşmesine kefil olarak imza atılmış olmasına rağmen TBK m. 583’e uyulmadığı için kefalet geçersiz kabul edilmiştir. Karara göre borcun ilk kira yılı içinde doğması da geçersiz kefaleti geçerli hâle getirmez.
El yazısı ile hangi bilgiler yazılmalıdır?
TBK m. 583 bakımından azami sorumluluk miktarı ve kefalet tarihi kefilin el yazısında bulunmalıdır. Müteselsil sorumluluk isteniyorsa bu irade de kural olarak kefilin el yazısıyla gösterilir. Örneğin sözleşmede yalnızca bilgisayarla yazılmış “Kefil: …” bölümüne imza atılması ya da üst sınırın sadece basılı tabloda bulunması yeterli güvence sağlamaz.
Kefilin kendi el yazısıyla belirttiği tutar, hesaplanması sonradan mümkün olan belirsiz bir toplamdan farklıdır: kefilin hangi azami miktarı üstlendiği açıkça anlaşılmalıdır. Kira bedelinin aylık olarak yazılmış bulunması, TBK m. 583’te aranan kefalet üst sınırının ayrıca belirlenmesi ihtiyacını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Birden fazla kefil varsa her kişinin kendi kefalet beyanı ayrı incelenmelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 27.05.2025 tarihli, 2024/3488 E., 2025/3067 K. sayılı kararı, kira sözleşmesinde kefillerin birbirleri hakkında yazdıkları beyanların kendi kefaletleri için gereken el yazısı unsurlarının yerini tutmadığını ortaya koymaktadır.
Noter onayı zorunlu mudur?
TBK m. 583, kira borcuna kefalet için genel bir noter düzenleme veya onay şartı öngörmez. Noterde düzenlenmiş bir belge delil bakımından önem taşıyabilirse de, noter işlemi kanunun kefilin el yazısını zorunlu tuttuğu unsurları kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Belgenin içeriği ve imza koşulları ayrı denetlenmelidir.
Evli Kefilin Eşinin Rızası Gerekir mi?
Kural olarak evet. TBK m. 584 uyarınca evli kişinin kefil olması için diğer eşin yazılı rızası, kefalet sözleşmesi kurulmadan önce veya en geç kurulduğu anda alınmalıdır. Mahkemece verilmiş ayrılık kararı veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğması, kanunda öngörülen istisnalardandır. Kira ilişkisindeki kefalet de kuralın kapsamına girebilir.
Eşin rızasının sonradan alınması, zamanında rıza gösterilmemesi sorununu kural olarak gidermez. Ayrıca kefaletin sonradan değiştirilmesi kefilin sorumlu olduğu miktarı artırıyor, adi kefaleti müteselsil kefalete dönüştürüyor veya kefil yararına olan güvenceleri önemli ölçüde azaltıyorsa, eş rızası gerekliliği yeniden değerlendirilir. TBK m. 584/2, bu sonuçları doğurmayan değişikliklerde yeniden eş rızası aranmayacağını düzenler.
Ticaret şirketi ortağı veya yöneticisi kefil olduğunda ne olur?
TBK m. 584/3, ticaret siciline kayıtlı işletme sahibinin veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisinin işletme veya şirketle ilgili kefaletleri başta olmak üzere belirli ticari ve mesleki kefaletlerde eş rızası istisnası getirir. İstisna yalnız kişinin bir şirkette ortak veya yönetici olmasından doğmaz; kefaletin ilgili işletmeyle bağlantısı da incelenir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.06.2022 tarihli, 2021/1039 E., 2022/4835 K. sayılı kararı, şirket ortaklığının tek başına yeterli olmadığını; kefaletin kefilin kendi şirketinin faaliyetleriyle ilgili olmaması nedeniyle eş rızası istisnasının uygulanamadığı bir uyuşmazlığı ele almıştır. Bu karar kredi sözleşmesine ilişkindir; kira kefaletine uygulanacak çıkarım, TBK m. 584/3’teki şirketle bağlantı şartının önemidir.
Adi Kefalet ile Müteselsil Kefalet Arasındaki Fark Nedir?
Adi kefalet ile müteselsil kefalet, alacaklının kefile hangi koşullarda başvurabileceği bakımından farklıdır. TBK m. 585’e göre adi kefalette alacaklı, kural olarak önce asıl borçluya başvurmalıdır; kesin aciz belgesi, borçlu aleyhine Türkiye’de takibin imkânsızlaşması veya önemli ölçüde güçleşmesi, iflas ve konkordato mehli gibi kanuni durumlarda doğrudan kefile yönelme mümkündür.
TBK m. 586’ya göre müteselsil kefalette, borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması şartlarıyla, alacaklı asıl borçluyu önceden takip etmeden kefile başvurabilir. Taşınır veya alacak rehni bulunması hâlinde aynı maddedeki özel sınırlamalar da göz önünde tutulur. Dolayısıyla “müteselsil” sözcüğü, her durumda ve hiçbir koşul aranmadan doğrudan tahsil yapılabileceği anlamına gelmez.
İşyeri kiralarında ticari teselsül karinesi nasıl uygulanır?
Önemli bir ayrım Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 7’den kaynaklanır. Ticari borçlara kefalette kanuni teselsül karinesi söz konusu olabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.04.2022 tarihli, 2019/254 E., 2022/584 K. sayılı kararında, ticari borca ilişkin geçerli kefalette “müteselsil” ifadesi kefilin el yazısında bulunmasa bile TTK m. 7/2 gereği müteselsil kefalet sonucuna ulaşılmıştır.
Bu karar her işyeri kirasında şekil şartlarının kalktığı anlamına gelmez. Öncelikle borcun ticari niteliği ve kefaletin temel geçerlilik koşulları araştırılır. TTK m. 7’deki özel karine, azami tutarın ve tarihin kefilin el yazısıyla belirtilmesi gereğini ortadan kaldıran genel bir istisna olarak yorumlanmamalıdır.
Kefil Hangi Kira Borçlarından ve Ne Kadar Sorumludur?
TBK m. 589 uyarınca kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktarla sınırlı olarak sorumludur. Geçerli kefaletin kapsamına, sözleşme ve kanuni koşullara göre asıl kira borcu, borçlunun temerrüdünün yasal sonuçları ve belirli takip masrafları girebilir. Ancak kefaletin kapsamı belirsiz biçimde bütün giderlere genişletilemez.
TBK m. 589, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa kefilin yalnız kefaletin kurulmasından sonraki borçlardan sorumlu olacağını da düzenler. Önceden doğmuş kira borçlarına ayrıca kefil olunmak isteniyorsa bunun sözleşme kapsamında açıkça değerlendirilmesi gerekir. Faiz, takip giderleri ve diğer yan talepler de azami miktarın sınırsız biçimde üzerine eklenemez.
| Talep edilen kalem | Kefil bakımından temel inceleme |
|---|---|
| Ödenmemiş kira bedeli | Geçerli kefalet, dönem, muacceliyet, ödeme ve azami tutar |
| Aidat ve kullanım giderleri | Asıl borçlunun yükümlülüğü ile kefaletin açık kapsamı |
| Temerrüt ve takip giderleri | TBK m. 589’daki koşullar, bildirim ve üst sınır |
| Kiralanandaki zarar | Zararın niteliği, ispatı ve kefaletin kapsamına girip girmediği |
| Ceza koşulu | TBK m. 589’daki sorumsuzluk kuralı ve TBK m. 346’daki yasak |
| Yenilenen dönem kira bedeli | Uzayan dönem için geçerli ve sınırları belirli kefalet bulunması |
Özellikle kiralananın tahliyesinden sonra ileri sürülen hasar veya onarım talepleri, kira alacağıyla aynı şekilde ele alınmaz. Kiracının hangi zarardan sorumlu olduğu, iade ve hasar kayıtları ve kefilin bu borcu da güvenceye alıp almadığı ayrıca incelenir. Kefilin asıl borç ilişkisinin hükümsüz hâle gelmesinin yol açtığı zarardan ve ceza koşulundan sorumlu tutulmasına ilişkin anlaşmalar, TBK m. 589 uyarınca kesin hükümsüzdür.
Kefilin sorumluluğu üç aylık kira ile mi sınırlıdır?
Hayır, kira kefaletinin üst sınırı otomatik olarak üç aylık kira bedeli kabul edilmez. TBK m. 342’de konut ve çatılı işyeri kiralarında güvence için üç aylık sınır düzenlenirken, kefaletin şekli ve sorumluluk üst sınırı TBK m. 583 ve 589’da ayrıca ele alınır. Üç aylık sınırın şahsi kefalete uygulanıp uygulanmayacağı öğretide tartışılmış; para ve kıymetli evrak için öngörülen sınırın kefalete kendiliğinden uygulanmayacağı yönündeki görüş açıklanmıştır. Bu nedenle depozitonun bankaya yatırılması ile kefaletin geçerlilik ve kapsam koşulları birbirine karıştırılmamalıdır.
Kira Sözleşmesi Yenilenirse Kefilin Sorumluluğu Devam Eder mi?
Kiranın kendiliğinden uzaması, kefaletin her yeni dönem için sınırsız devam ettiğini göstermez. Konut ve çatılı işyeri kiraları TBK m. 347 uyarınca belirli koşullarla uzayabilir; fakat kiracı yönünden süren kira ilişkisi ile üçüncü kişinin kefalet borcu ayrı değerlendirilir. Kefalet metninde hangi dönemin güvence altına alındığı, devam iradesi, azami tutar ve geçerlilik şekli önem taşır.
Yargıtay kararlarında, kefilin uzayan dönemlerden de sorumlu tutulması için uzamaya ilişkin kabulün yanında sorumluluğun azami süresinin ve miktarının belirlenebilir olması üzerinde durulmuştur. Örneğin Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 07.03.2016 tarihli, 2015/9564 E., 2016/1728 K. sayılı kararı, kefilin azami on yıl ve bir yıllık kira bedeli sınırıyla uzayan dönemlere ilişkin sorumluluğunu öngören bir sözleşme kaydını incelemiştir. Bu uyuşmazlıkta kira sözleşmesi 2010 tarihli olduğundan karar, TBK m. 583’e tabi yeni bir kefalet için el yazısı şartlarından bağımsız ve doğrudan emsal alınmamalıdır.
2014 tarihli bir kefalete ilişkin Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 11.02.2019 tarihli, 2017/5234 E., 2019/938 K. sayılı kararında ise uzayan dönem tartışmasına geçmeden önce zorunlu el yazısı koşullarının bulunmadığı tespit edilmiş ve kefaletin geçersiz olduğu gerekçesiyle talep reddi sonucu korunmuştur. Uygulamada önce şekil, sonra kapsam ve süre denetlenmelidir.
Örnek olarak, bir yıllık konut kira sözleşmesinde kefil azami 120.000 TL için ve açıkça ilk kira dönemiyle sınırlı bir taahhüt vermişse, kiracının sonraki yıllarda kalmaya devam etmesi tek başına kefilin üstlendiği dönemi genişletmez. Tersine, geçerli şekilde kurulmuş bir kefalet açıkça belirli ek dönemleri de kapsıyorsa o düzenlemenin TBK m. 583 ve diğer zorunlu hükümler ışığında ayrıca yorumlanması gerekir.
Kefalet Ne Zaman Sona Erer?
TBK m. 598’e göre asıl borcun sona ermesiyle kefil de borcundan kurtulur. Belirli süreli kefalette TBK m. 600, kefilin kararlaştırılan sürenin sonunda borcundan kurtulacağını düzenler. Süreli olmayan kefalette ise TBK m. 601, kefilin koşulları oluştuğunda alacaklıdan borçluya karşı takip ve dava haklarını kullanmasını istemesine ve alacaklının bu talebe uymamasının sonuçlarına ilişkin özel hükümler içerir.
Gerçek kişiler tarafından verilen kefaletler için ayrıca TBK m. 598/3’te kefalet sözleşmesinin kurulmasından itibaren on yıllık kendiliğinden sona erme kuralı vardır. On yıldan uzun sorumluluk istenmesi, geçerli uzatma veya yeni kefalet bulunmadıkça bu korumayı ortadan kaldırmaz. Uzatmanın, kanunda öngörülen zaman ve şekil koşullarını sağlaması gerekir.
Bu on yıllık süre, konut kiralarının TBK m. 347’deki on yıllık uzama süresiyle aynı kurum değildir. Birisi gerçek kişinin kefaletinin sona ermesini, diğeri belirli konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin bildirimle sona erdirilebilmesini ilgilendirir. Kefil söz konusu olduğunda bu iki süre ayrı hesaplanmalıdır.
Kiracı Ödemezse Kiraya Veren Doğrudan Kefile Başvurabilir mi?
Başvuru yolu kefaletin adi veya müteselsil olmasına, borcun muacceliyetine ve kanuni ön koşullara göre değişir. Müteselsil kefalette TBK m. 586’daki gecikme ve sonuçsuz ihtar ya da açık ödeme güçsüzlüğü koşulları önemlidir. Adi kefalette önce asıl borçluya başvurma kuralı ve istisnaları uygulanır. Kefaletin geçerli olup olmadığı ise her durumda ilk inceleme konusudur.
Kefil, TBK m. 591 uyarınca asıl borçluya ait ve ödeme güçsüzlüğünden kaynaklanmayan savunmaları, kanundaki sınırlar çerçevesinde alacaklıya karşı ileri sürebilir. Örneğin ödeme yapıldığını, borcun henüz muaccel olmadığını veya talep edilen miktarın sözleşmenin kapsamı dışında kaldığını gösteren belgeler önemlidir. TBK m. 594 kapsamında alacaklının bilgilendirme yükümlülükleri de somut olaya göre değerlendirilir.
Ödeme yapan kefil, TBK m. 596 uyarınca ödediği ölçüde alacaklının haklarına halef olabilir ve koşulları varsa kiracıya rücu edebilir. Ancak kefilin, borçluya yapılmış ödemeyi bildirme yükümlülüğü (TBK m. 597) ve asıl borçlunun savunmaları rücu hesabını etkileyebilir.
Kiraya verenin kira borcu icra takibi başlatmasıyla kefile de ödeme talebi yöneltmesi aynı hukuki değerlendirmeye tabi değildir: takip türü, asıl kira borcu, kefalet belgesi ve ileri sürülen itirazlar ayrı kontrol edilmelidir.
Kefil hakkında tahliye kararı verilebilir mi?
Sırf kefil olmak, kişiyi tahliye borçlusu yapmaz. Kefil kira alacağı yönünden kişisel güvence vermiş olabilir; ancak kiracı değilse yalnız kefillik nedeniyle hakkında kiralananın tahliyesine karar verilemez. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 11.12.2013 tarihli, 2013/16126 E., 2013/16616 K. sayılı kararında da kiracı olmayan kefiller hakkında tahliye kararı verilemeyeceği belirtilmiştir. Tahliye ile para alacağının tahsili iki ayrı sonuçtur.
Geçersiz Kefalet Nedeniyle İcra Takibine Karşı Ne Yapılabilir?
Kefil adına ödeme emri tebliğ edilmişse öncelikle tebliğ tarihi, takip türü, itiraz süresi ve kefalet belgesi incelenmelidir. Kefaletin TBK m. 583’e aykırı olması, borcun ödendiği veya istenen kira döneminin kefalet kapsamına girmediği savunmalarından farklıdır. Süresinde icra itirazı, takip şartlarına uygun savunma veya koşulları varsa İcra ve İflas Kanunu m. 72 uyarınca borçlu olunmadığının tespiti davası gündeme gelebilir.
İİK m. 72’ye göre menfi tespit davasının açılması icra takibini her durumda kendiliğinden durdurmaz; dava takipten önce mi sonra mı açılmıştır, ihtiyati tedbir şartları nelerdir ve ödeme yapılmış mıdır gibi hususlar ayrıca değerlendirilir. Ödemeye zorlanıp borçlu olmadığı bir tutarı ödeyen kişinin istirdat yoluna başvurabilmesi de kanundaki özel süre ve koşullara bağlıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 16.10.2024 tarihli, 2023/4507 E., 2024/3101 K. sayılı kararında kira sözleşmesindeki şekle aykırı kefalet nedeniyle takipler bakımından borçlu olunmadığının tespiti kararı onanmıştır. Bununla birlikte her geçersiz kefalet iddiası, takip usulünün ve delillerin incelenmesi gereğini ortadan kaldırmaz.
Kira ilişkisinden kaynaklanan davalarda, İİK kapsamında kiralananın ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin istisna saklı olmak üzere, 6325 sayılı Kanun m. 18/B uyarınca dava şartı arabuluculuk gündeme gelir. Bir davanın kefile karşı alacak veya menfi tespit niteliğinde olması, arabuluculuk kapsamı ve dava şartlarının somut talep üzerinden belirlenmesini gerektirir. Kira ilişkisinden doğan davalarda görev kuralı ise ilamsız tahliye hükümleri saklı kalmak üzere HMK m. 4 kapsamında sulh hukuk mahkemesidir.
“Müşterek Borçlu” veya “Garantör” Yazılması Şekil Şartını Kaldırır mı?
Hayır, kullanılan başlık tek başına belirleyici değildir. TBK m. 603, gerçek kişilerce kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan sözleşmelere de kefaletin şekli, kefil olma ehliyeti ve eş rızası hükümlerinin uygulanacağını düzenler. Bu nedenle sözleşmede üçüncü kişiye “garantör”, “müşterek borçlu” veya “müteselsil borçlu” denmesi, söz konusu kişinin gerçekte bir başkasının borcunu güvence altına aldığı durumda koruyucu şartların aşılmasına imkân vermez.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 28.11.2023 tarihli, 2023/1337 E., 2023/3390 K. sayılı kararında araç kiralayan şirketin borçlarını üstlenen gerçek kişinin sözleşmede müşterek ve müteselsil borçlu olarak adlandırılmasının yeterli olmadığı, ilişkinin gerçek niteliği bakımından TBK m. 603’ün ve kefalet şekil şartlarının uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Bu karar araç kirasına ilişkin olsa da başka ad altında kişisel güvence verilmesi bakımından yol göstericidir.
Bunun karşısında üçüncü kişi gerçekten bağımsız bir asli borçlu veya ortak kiracı sıfatıyla sözleşme kurmuşsa hukuki durum farklıdır. Nitelendirme, yalnız yazılı başlığa değil tarafların gerçek edim ve iradelerine dayanır. Bu ayrım için birden fazla kiracının sorumluluğu konulu yazı ayrıca incelenebilir.
Kira Kefaleti İncelenirken Hangi Belgeler Kontrol Edilmeli?
- Asıl kira sözleşmesi, ek protokoller ve bunların imza tarihleri.
- Kefilin kendi el yazısı ile yazdığı azami sorumluluk tutarı ve kefalet tarihi.
- Adi veya müteselsil kefalet iradesinin nasıl belirtildiği ve borcun ticari niteliği.
- Kefilin medeni durumu, yazılı eş rızası ve TBK m. 584 istisnaları.
- Kefaletin kapsadığı borç kalemleri, ilk kira dönemi ve uzayan dönemlere ilişkin hükümler.
- Kira bedeli artışları, ödeme dekontları, aidat kayıtları ve borç dökümü.
- İhtarlar, ödeme emirleri, tebliğ belgeleri ve varsa kefile yöneltilmiş takipler.
- Kefilin ödediği tutarlar ile kiracıya yaptığı bildirimler ve rücu belgeleri.
Özellikle kira sözleşmesinde kefil ile kiracıya aynı bölümde imza attırılması, sıfatların belirsiz bırakılması veya kefaletin uzayan bütün dönemlerde sınırsız devam edeceğinin yazılması sonradan uyuşmazlık çıkarabilir. Kefalet kaydı, kira sözleşmesinin geri kalanından ayrı ve bütün zorunlu unsurlarıyla denetlenmelidir. Geçersiz ceza koşulu ve muacceliyet düzenlemeleri bakımından kira sözleşmesinde cezai şart yazısındaki açıklamalar da önemlidir.
Kira Sözleşmesinde Kefil Hakkında Sık Sorulan Sorular
Kira sözleşmesine kefil olmak için sadece imza atmak yeterli mi?
Hayır. TBK m. 583’e göre yazılı kefaletin yanı sıra azami tutar ve kefalet tarihinin kefilin el yazısıyla gösterilmesi gerekir. Müteselsil kefalet için ayrıca el yazısı kuralı vardır; ticari borçlara ilişkin TTK m. 7 değerlendirmesi saklıdır.
Kiracının babası veya annesi kefil olabilir mi?
Olabilir. Akrabalık derecesi kefaletin geçerlilik şartlarını ortadan kaldırmaz. Kefilin hukuki ehliyeti, TBK m. 583’teki şekil kuralları ve gerekiyorsa TBK m. 584’e göre eş rızası incelenir.
Evli kefilin eşinin imzası her durumda gerekli mi?
Hayır. Yazılı eş rızası kuraldır; fakat TBK m. 584’te ayrılık ve belirli ticari veya mesleki kefaletlere ilişkin istisnalar düzenlenir. Yalnız şirket ortağı olmak, işletme ile bağlantı aranan istisnayı kendiliğinden sağlamaz.
Kira artınca kefilin sorumlu olduğu miktar da artar mı?
Geçerli kefaletin azami sorumluluk tutarı tek taraflı olarak yükseltilemez. TBK m. 583’e göre kefilin sorumluluğunu artıran sonradan değişiklikler kefalet için öngörülen şekle uygun olmadıkça hüküm doğurmaz. Geçerli kira artışının kefalet kapsamındaki borçlara etkisi de üst sınır ve dönem yönünden ayrıca değerlendirilir.
Kefil, kiracı evden çıkana kadar bütün borçları öder mi?
Hayır. Kira ilişkisinin sürmesi ile kefaletin süresi aynı değildir. Kefaletin geçerli kurulmuş olması, açık kapsamı, uzayan dönemler için üstlenilen sınırlar ve sona erme sebepleri değerlendirilir.
Kefil ödeme yaparsa parayı kiracıdan isteyebilir mi?
Kural olarak evet. TBK m. 596’ya göre kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde onun haklarına halef olur. Bununla birlikte kiracının ileri sürebileceği savunmalar, kefilin bildirim yükü ve rücu koşulları incelenir.
Kefalet geçersizse kiracının kira borcu da sona erer mi?
Hayır. Kefaletin şekle aykırılık nedeniyle hükümsüz olması, asıl kira sözleşmesinin ve kiracının geçerli kira borcunun da sona erdiği anlamına gelmez. Kiraya veren, mevcut kira alacağını asıl borçludan kanuni yollara göre talep edebilir.
Hukuki Kaynaklar
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m. 342, 346, 581–587, 589–591, 594, 596–601 ve 603.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: m. 7.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu: m. 72 ve 269 vd.; 6325 sayılı Kanun m. 18/B; HMK m. 4.
- Alper Uyumaz ve Hüseyin Bulut, “Kira Sözleşmesinde Kefaletin Güvence Olarak Gösterilmesi”, ASBÜ Hukuk Fakültesi Dergisi, 2023 (TBK m. 342 ile kefaletin ilişkisine dair öğretideki tartışma).
Kira sözleşmesindeki kefalet kaydı ve buna dayalı bir takip değerlendirilirken, belgenin düzenlenme tarihindeki hukuk, kefilin el yazısıyla üstlendiği sınırlar ve talep edilen borcun niteliği birlikte ele alınmalıdır. Uyuşmazlığın somut belgeler ışığında incelenmesi için İstanbul kira hukuku avukatı hizmet sayfasından büromuzun çalışma kapsamına ulaşılabilir.
Bilgilendirme notu: Bu metin genel hukuki açıklama amacıyla hazırlanmıştır; belirli bir kira sözleşmesi, kefalet belgesi veya icra dosyasına ilişkin hukuki görüş yerine geçmez.