MERNİS Adresine Tebligat: TK m. 21/2 Şartları ve Uygulama

MERNİS adresine tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde tebligat yapılamaması veya bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması üzerine, adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapılan özel tebligattır. Usulün geçerli olması için adresin gerçekten muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olması, tebliği çıkaran merciin zarfa gerekli MERNİS ve TK m. 21/2 şerhini yazması, evrakın yetkili kişiye imza karşılığı teslim edilmesi ve 2 numaralı ihbarnamenin kapıya yapıştırılması gerekir. Bu şartlar gerçekleştiğinde muhatap söz konusu adreste hiç oturmamış veya oradan sürekli ayrılmış olsa bile ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı gün tebliğ tarihi sayılır.

MERNİS Tebligatının Hukuki Dayanağı Nedir?

Uygulamada “MERNİS adresi” denilen adres, bu tebligat bakımından esasen adres kayıt sisteminde (AKS) kayıtlı yerleşim yeri adresidir. MERNİS ifadesi, adres kayıt sisteminin hukuki niteliğini değiştirmez. Bir kişinin farklı işlemler için bildirdiği her adres veya sistemde bulunan her “diğer adres” kendiliğinden TK m. 21/2 kapsamında kullanılamaz. Tebliği çıkaran merci, tebligata esas alınan adresin muhatabın yerleşim yeri adresi olduğunu dosya kapsamında saptamalıdır.

7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 10/2: “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.”

7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 21/2: “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.”

TK m. 21/2, 11 Ocak 2011 tarihli ve 6099 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle eklenmiş, değişiklik 19 Ocak 2011 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Uygulama Yönetmeliği m. 16/2, 30, 31, 32, 33, 35 ve 79/2; adresin tespiti, özel zarf, tebliğ memurunun işlemleri, belgelendirme ve tebliğ tarihini tamamlar. Bu düzenleme, tebligat hukukundaki bilgilendirme ve hukuki güvenlik ilkeleri ile sürelerin makul biçimde işletilmesi arasında kanun koyucunun kurduğu özel dengedir.

Önce Hangi Adrese Tebligat Yapılmalıdır?

Başlangıç kuralı, TK m. 10/1 uyarınca bilinen en son adrese olağan tebligat çıkarılmasıdır. Muhatabın dosyada bildirilen ya da mevcut belgelerden anlaşılan adresi değerlendirilmeden sırf nüfus kaydına erişilebildiği için ilk seferde mavi zarfla TK m. 21/2 uygulamasına geçilemez. Dosyadaki bilinen adresin belirlenmesi ve ilk tebligatın hangi adrese çıkarılacağı, bilinen en son adresin önceliği kuralının konusudur.

Bilinen adresin tebligata elverişli olmadığı dosyadan anlaşılıyorsa veya olağan tebligat yapılamayıp iade ediliyorsa TK m. 10/2 devreye girer. Bu aşamada AKS’deki yerleşim yeri adresi kanun gereği bilinen en son adres kabul edilir. Tebligatın iade gerekçesi ve sonraki adım, bilhassa bila tebliğ iadesinden sonra izlenecek usul açısından önemlidir: Eski adresten dönen zarf, hangi sebeple tebliğin gerçekleşmediğini ve sonraki özel usulün şartlarının oluşup oluşmadığını göstermelidir.

Birbirinden ayrılması gereken iki olay vardır. İlkinde bilinen adres ile AKS adresi farklıdır; bilinen adrese yapılan olağan tebligatın iadesinin ardından farklı AKS adresine özel şerhle geçilir. İkincisinde bilinen adres ile AKS adresi aynıdır; bu adrese önce normal usulle çıkarılan tebligat sonuçsuz kalırsa, aynı adrese bu kez TK m. 21/2 meşruhatlı tebligat çıkarılabilir. Her iki durumda da önceden yapılan işlemler ve adresin tebliğe çıkarılma tarihindeki kayıt durumu denetlenir. Kanun’un açıkça öngördüğü “adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması” ihtimali, yalnızca fiilî iade bulunmasına indirgenmez; ancak bu durumun dosyada somut dayanağı olmalıdır.

2020 Tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı: İki Aşama mı, Üç Aşama mı?

Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 20.11.2020 tarihli, E. 2019/2, K. 2020/3 sayılı kararı (Resmî Gazete: 20.04.2021, sayı 31460), uzun süre farklı dairelerce benimsenen iki görüşten hangisinin uygulanacağını açıklığa kavuşturmuştur.

İhtilaf şu somut senaryoya ilişkindi: Muhatabın bilinen en son adresine tebligat çıkarılmış ve evrak iade edilmiş; AKS yerleşim yeri adresi ise ilk adresten farklıdır. Acaba bu farklı AKS adresine önce bir kez daha normal, beyaz zarflı tebligat gönderilmesi ve ancak o da iade edilirse mavi zarfla TK m. 21/2 uygulanması mı gerekir?

İçtihadı birleştirme kararı, ayrı bir olağan MERNİS tebligatı çıkarılmasının gerekmediği sonucuna varmıştır. Bilinen en son adrese yapılan ilk tebligat iade edildikten sonra, farklı AKS adresine doğrudan MERNİS şerhli ve TK m. 21/2 talimatlı tebligat çıkarılması yeterlidir. Böylece bu somut uyuşmazlıkta iki aşamalı yol benimsenmiş, üç aşamalı yolun zorunlu olduğu görüşü kabul edilmemiştir.

Bu karar, ilk defa tebligat yapılırken doğrudan TK m. 21/2 uygulanabileceği anlamına gelmez. Kararın kapsamı, daha önce bilinen adrese çıkarılmış ancak sonuçsuz kalmış bir tebligatın bulunması ve AKS adresinin bu adresten farklı olması üzerinden belirlenmiştir. Karşı oylarda savunma hakkını güçlendirmek için AKS adresine de önce normal tebligat yapılması savunulmuşsa da geçerli içtihadı birleştirme sonucu çoğunluğun kabul ettiği iki aşamalı usuldür.

MERNİS Şerhi ve Açık Mavi Tebligat Zarfı Nasıl Olmalıdır?

TK m. 21/2 talimatı, tebliğ memurunun kendiliğinden ekleyeceği bir kayıt değildir. Uygulama Yönetmeliği m. 16/2 ve 79/2 gereğince özel tebligat açık mavi renkli zarfla çıkarılır. Zarfta adresin muhatabın AKS yerleşim yeri adresi olduğu ve tebliğin TK m. 21/2 uyarınca yapılacağı, tebliği çıkaran merci tarafından açıkça belirtilmelidir.

Örneğin “Adres, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresidir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 21/2 uyarınca tebliği rica olunur.” içerikli bir kayıt, gerekli iki unsurun anlaşılmasını sağlar. Önemli olan belirli kelimelerin mekanik tekrarı değil, adresin AKS niteliği ile uygulanacak özel fıkranın tebliğ memuru bakımından tereddütsüz gösterilmesidir. Sadece zarfın mavi renkte olması veya dağıtıcının kendiliğinden “21/2” yazması, merci tarafından verilmesi gereken talimatın yerini tutmaz.

TK m. 23/8 ve Uygulama Yönetmeliği m. 35/1-g uyarınca adres kayıt sistemine dayalı tebliğin bu niteliği mazbatada da kayıt altına alınır. Şerh bulunmadığında dağıtıcı, adresin resmî kayıtta göründüğü düşüncesiyle re’sen TK m. 21/2’ye geçemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.02.2023 tarihli, E. 2022/976, K. 2023/32 sayılı kararında tartışılan icra takibi, zarf/mazbata kaydının takibin kesinleşmesi ve haczin sonuçlarına kadar uzanan önemini göstermektedir; karardaki üçüncü kişinin sıra cetveli şikâyeti ile doğrudan borçlunun usulsüz tebligat şikâyeti de aynı hukuki sorun değildir.

Tebliğ Memuru MERNİS Adresinde Hangi İşlemleri Yapar?

Özel usulün varlığı, evrakın adrese gidilmeden veya hiçbir kayıt tutulmadan muhtara bırakılması yetkisi vermez. Muhatap adreste bulunup evrakı alabiliyorsa olağan biçimde kendisine tebliğ edilir. TK m. 21/2 kapsamında muhtara veya kanunda gösterilen diğer kişilere teslim işlemi gerektiğinde ise şu işlemler belgelendirilmelidir:

  1. Tebliğ memuru, zarf üzerindeki AKS ve TK m. 21/2 şerhini esas alarak belirtilen adrese gider.
  2. Kanundaki özel hâl gerçekleştiğinde tebliğ evrakını o yerin muhtarına, ihtiyar heyeti üyesine veya kolluk amir ya da memuruna imza karşılığında teslim eder.
  3. Yönetmelik ek-1’deki (2) numaralı ihbarnameyi düzenleyerek evrakı teslim alan kişinin adresini belirtir ve gösterilen adresin kapısına yapıştırır.
  4. Gerçekleştirilen işlemleri, evrakın kime ve hangi tarihte teslim edildiğini ve ihbarnamenin kapıya yapıştırılma tarihini tebliğ mazbatasına yazar; gerekli imzaları tamamlar.

Muhtara teslim ve kapıya ihbarname yapıştırma birlikte aranır. Sadece muhtarlığa bırakılan evrak, kapıya ihbarname yapıştırıldığı tespit edilmeden TK m. 21/2’ye uygun tebligat sayılmaz. Nitekim Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 27.06.2016 tarihli, E. 2016/6849, K. 2016/12115 sayılı kararında, muhtara teslimden sonra 2 numaralı ihbarnamenin kapıya yapıştırılmaması nedeniyle tebligatın usulüne uygun olmadığı kabul edilmiştir.

Uygulama Yönetmeliği m. 33/2 uyarınca ihbarname on gün kapıda kalır; evrakı teslim alan kişinin saklama yükümlülüğü ise aynı maddenin birinci fıkrasında düzenlenmiştir. Bununla birlikte kapıda kalma süresi, tebliğ tarihini on gün sonraya taşıyan bir bekleme süresi değildir.

Muhatap MERNİS Adresinde Hiç Oturmamışsa Tebligat Geçerli midir?

Evet; TK m. 21/2’nin diğer şartları sağlanmışsa muhatabın o adreste hiç oturmamış veya adresten sürekli ayrılmış olması tek başına usulsüzlük doğurmaz. Maddenin ayırt edici özelliği budur. Kanun, usulüne uygun biçimde AKS yerleşim yeri adresine geçildikten sonra tebliğ memuruna muhatabın yeni adresini bulmak üzere yeniden araştırma yapma yükümlülüğü yüklemez.

Uygulama Yönetmeliği m. 30/1, AKS adresine özel meşruhatla çıkarılan tebligatları olağan adres araştırmasının dışında tutar. Yönetmelik m. 31/2 ise TK m. 21/2 kapsamında m. 30 araştırmasının yapılmayacağını açıkça belirtir. Bu nedenle “muhatap taşınmış”, “burada hiç tanınmıyor” veya “yeni adresi bilinmiyor” beyanları, tebliği çıkaran merciin özel şerhi mevcutken sırf bu gerekçeyle evrakın iadesini gerektirmez.

Bu istisna, TK m. 21/1’de adreste bulunmama ve tebellüğden kaçınma hâllerinde yapılan olağan araştırma ve haber verme işlemleriyle karıştırılmamalıdır. TK m. 21/2 uygulandığında muhatabın bulunmama sebebinin komşuya sorulması veya komşu, yönetici ya da kapıcıya ayrıca haber verilmesi, özel usulün geçerliliği için genel bir zorunluluk değildir. Bununla birlikte adresin gerçekten tebliğe çıkarma tarihinde AKS yerleşim yeri adresi olması ve tüm teslim/yapıştırma işlemlerinin yerine getirilmesi şartları devam eder.

MERNİS Adresine Tebligat Ne Zaman Yapılmış Sayılır?

TK m. 21/2 ve Uygulama Yönetmeliği m. 32 uyarınca tebliğ tarihi, 2 numaralı ihbarnamenin adresteki kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Muhatabın evrakı muhtarlıktan daha sonra alması, ihbarnameyi birkaç gün sonra görmesi veya evrakın içeriğini hiç öğrenememesi, usulüne uygun tamamlanan özel tebligatta kanuni tebliğ tarihini kendiliğinden değiştirmez.

Örneğin tebliğ evrakı 8 Ekim’de muhtara imza karşılığı teslim edilip ihbarname de aynı gün kapıya yapıştırılmışsa tebliğ tarihi 8 Ekim’dir. Uygulanacak yargılama veya takip usulünde gün olarak belirlenen sürenin hesaplanması ayrıca ilgili usul kanununa tabidir; tebliğ tarihinin belirlenmesi ile başvuru süresinin hesabı aynı işlem değildir. TK m. 20’de bazı geçici ayrılma hâlleri için öngörülen on beş günlük sonuç, TK m. 21/2’ye taşınamaz.

İhbarname kapıya hiç yapıştırılmamışsa veya gerekli işlem mazbata ve diğer delillerle ortaya konulamıyorsa, yalnız muhtara bırakma günü tebliğ tarihi olarak kabul edilmemelidir. Tatil gününün varlığı da kanunun belirlediği yapıştırma tarihini kendiliğinden başka güne dönüştürmez; ancak sürelerin son gününe ilişkin özel kurallar ayrıca uygulanır.

Tebliğ Mazbatasında Hangi Kayıtlar Aranır?

TK m. 23 ile Uygulama Yönetmeliği m. 35, tebligat işleminin ne zaman, nerede, kime ve nasıl yapıldığının belgelenmesini zorunlu kılar. MERNİS uygulamasında özellikle tebligatın AKS adresine çıkarıldığı kaydı, işlemi yapan memurun kimliği ve imzası, evrakı teslim alan görevlinin kimliği ve imzası ile kapıya ihbarname yapıştırılması işlemi önem taşır.

Kontrol edilmesi gereken belgeler; dosyadaki ilk tebliğ zarfı veya adresin elverişsizliğini gösteren kayıt, tebligata çıkarma tarihindeki AKS adres kaydı, açık mavi zarftaki merci şerhi, ikinci tebliğin mazbatası ve gerektiğinde ihbarname işlemine ilişkin diğer somut delillerdir. Mazbatada zorunlu kaydın bulunmaması ile mazbatada yazılı bir işlemin gerçekte yapılmadığının ileri sürülmesi, ispat yönünden her zaman aynı mesele değildir; usulsüz tebligatın hukuki sonuçları değerlendirilirken bu ayrım korunur.

Şerhin tebliği çıkaran merci tarafından verilmemesi veya yapıştırma işleminin gerçekleşmemesi gibi eksiklikler, yalnızca matbu bir ibareyle giderilemez. Öte yandan her yazım veya biçim kusurunun, işlemin esaslı unsurları gerçekleşmiş olsa dahi kendiliğinden aynı sonucu doğurduğu da söylenemez; somut eksikliğin kanunun emredici şartıyla ilişkisi incelenir.

TK m. 21/1, TK m. 35 ve Elektronik Tebligattan Farkı Nedir?

TK m. 21/1 ile TK m. 21/2 aynı işlem değildir

TK m. 21/1 olağan tebligatta adreste bulunmama veya tebellüğden kaçınmayı düzenler; özellikle adreste bulunmama hâlinde araştırma ve haber verme kayıtları önemlidir. TK m. 21/2 ise AKS yerleşim yeri adresine özel şerhle çıkarılmış evrak bakımından, muhatap o adreste hiç oturmamış olsa bile teslim ve kapıya yapıştırmayla sonuç doğurabilen istisnai bir usuldür. Bu iki fıkra arasında geçerlilik şartları değiştiğinden, birine ait komşu araştırması eksikliğini diğerine otomatik uygulamak doğru değildir.

TK m. 35 ayrı bir adrese tebligat rejimidir

Adres değişikliğinin bildirilmemesine ilişkin TK m. 35, daha önce tebligat yapılmış adres ve adres değişikliği gibi kendi koşulları bulunan başka bir düzenlemedir. TK m. 21/2’deki muhtara teslim ve 2 numaralı ihbarname prosedürü ile TK m. 35’teki eski adresin kapısına evrak asılması aynı işlem değildir. Özellikle gerçek kişiler yönünden AKS yerleşim yeri adresi mevcutken m. 35’e geçilebilip geçilemeyeceği ayrıca değerlendirilmelidir.

UETS ve tüzel kişilerin durumunda önce uygulanabilir kanal belirlenir

Elektronik tebligat zorunluluğu bulunan muhataplara sırf fiziki AKS adresi tespit edildiği için TK m. 21/2 yoluyla tebligat çıkarılması doğru bir başlangıç değildir. TK m. 7/a kapsamında UETS üzerinden tebligat yükümlülüğü ve elektronik tebligat yapılamamasının kanuni istisnaları öncelikle incelenmelidir. Ayrıca tüzel kişilerde resmî sicil adresinin ve TK m. 35/4’ün rolü, gerçek kişinin AKS yerleşim yeri adresinden farklıdır; ticaret sicilindeki adrese tebligat kendi koşullarıyla değerlendirilir.

Somut Olaylarda Yargıtay Nasıl Karar Veriyor?

İlk tebliğ aşaması atlanırsa

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25.03.2025 tarihli, E. 2023/4476, K. 2025/2542 sayılı kararında, TK m. 10 çerçevesinde bilinen en son adres önceliğine uyulmadan TK m. 21/2’ye göre yapılan gerekçeli karar tebliği usulsüz bulunmuştur. Karar, yalnız MERNİS şerhi bulunmasının ilk tebligat aşamasını telafi etmediğini gösterir.

Bilinen adres ile MERNİS adresi aynıysa

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 28.09.2023 tarihli, E. 2022/13477, K. 2023/5467 sayılı kararında, takipte bildirilen adres ile borçlunun AKS adresi aynıydı. Bu adrese ilk çıkarılan ödeme emri tebligatı iade edilmiş; ardından aynı adrese gerekli TK m. 21/2 şerhi verilerek tebligat yapılmıştı. Daire, somut olayda özel usulün uygulanmasını hukuka uygun kabul etmiştir. Borçlu ile alacaklının boşanma davasının tarafı olması da muhtara yapılan tebligatı, kendiliğinden hasma tebligat yasağı kapsamına sokmamıştır.

Şerh eksikliği ve kapıya yapıştırma

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.04.2022 tarihli, E. 2020/733, K. 2022/525 sayılı kararında açıklanan ilkelere göre özel MERNİS şerhi tebliği çıkaran merci tarafından verilmelidir; TK m. 21/2 uygulandığında komşuya haber verme ve Yönetmelik m. 30 araştırması aranmaz. Buna karşılık Yargıtay 2. Ceza Dairesinin E. 2016/6849, K. 2016/12115 sayılı kararında olduğu gibi 2 numaralı ihbarnamenin kapıya yapıştırılmaması, muhtara teslim yapılmış olsa bile tebligatın geçerliliğini sakatlar.

Usulsüz MERNİS Tebligatına Karşı Ne Yapılabilir?

TK m. 21/2 şartları oluşmadan yapılan veya zorunlu işlemleri eksik olan tebligatta ilk yapılması gereken, dosyanın tebliğ evrakı ile AKS ve önceki iade kayıtlarını birlikte incelemektir. TK m. 32 uyarınca usulsüz yapılan tebligat muhatap tarafından öğrenilmişse, kural olarak muhatabın öğrenme tarihi tebliğ tarihi kabul edilir. Dolayısıyla gerekli usul işlemleri atlanmışken zarf üzerinde yazan eski tarihten süre işlemiş gibi değerlendirme yapılması doğru olmayabilir.

İcra takibindeki ödeme emri, icra emri ve benzeri işlemlerde takip türüne özgü tebliğ ve itiraz usulü belirleyicidir. Tebliğ tarihinin düzeltilmesi isteniyorsa icra mahkemesinde usulsüz tebligat şikâyeti bakımından İİK m. 16’daki süre kuralı ve öğrenme tarihine ilişkin deliller gecikmeden değerlendirilmelidir. Her usulsüzlük iddiasının süresiz olarak ileri sürülebileceği varsayılmamalıdır; şikâyetin kapsamı, öğrenmenin ne zaman gerçekleştiği ve ileri sürülen diğer itirazların süresi ayrı ayrı incelenir.

Hukuk ve ceza yargılamalarında, idari işlemlerde veya başka bir usul rejiminde ise başvuru mercii ile sonuçları ilgili özel kanun belirler. Usulsüz tebligatın varlığı tek başına bütün sonraki işlemlerin otomatik olarak hükümsüz olduğu sonucunu doğurmaz; savunma hakkına ve tebliğe bağlanan sürelere somut etkisi değerlendirilmelidir. Tersinden, TK m. 21/2’ye eksiksiz uyulmuşsa muhatabın ihbarnameyi fiilen görmemiş olması, yalnız başına tebligatı usulsüz kılmaz.

Sık Sorulan Sorular

MERNİS adresine ilk seferde 21/2’ye göre tebligat yapılabilir mi?

Kural olarak hayır. Önce TK m. 10/1’deki bilinen en son adrese tebligat önceliği değerlendirilir. Bilinen adresin elverişsizliği anlaşılmış veya tebligat sonuçsuz kalmışsa AKS yerleşim yeri adresine özel usulle geçilir. 2020 tarihli içtihadı birleştirme kararı ilk aşamayı ortadan kaldırmamıştır.

Bilinen adres ve MERNİS adresi farklıysa üç kez zarf göndermek gerekir mi?

Hayır. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun E. 2019/2, K. 2020/3 sayılı kararında, bilinen adrese gönderilen tebligatın iadesinden sonra farklı AKS adresine önce ayrıca normal tebligat gönderilmesi gerekmediği kabul edilmiştir. İkinci aşamada TK m. 21/2 şerhli zarf çıkarılabilir.

Komşuya sorulmadan muhtara yapılan MERNİS tebligatı usulsüz müdür?

TK m. 21/2 koşulları tam olarak gerçekleşmişse yalnız komşu araştırmasının yapılmamış olması tebligatı usulsüz kılmaz. Bu özel usulde araştırma muafiyeti vardır; buna karşılık gerekli merci şerhi, imza karşılığı teslim ve kapıya ihbarname yapıştırılması zorunluluğu devam eder.

MERNİS adresinde oturmuyorum; tebligat geçersiz olur mu?

Hayır, yalnız bu nedenle geçersiz olmaz. AKS’de kayıtlı yerleşim yeri adresine usulüne uygun çıkarılmış TK m. 21/2 tebligatı, muhatap o adreste hiç oturmamış veya sürekli ayrılmış olsa bile sonuç doğurabilir. Adres kaydının tebliğe çıkarma tarihindeki durumu ve tüm usul adımları incelenmelidir.

MERNİS tebligatında on beş günlük bekleme süresi var mı?

Yoktur. TK m. 21/2’de tebliğ tarihi ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı gündür. TK m. 20’nin belirli geçici ayrılma hâllerine özgü on beş günlük kuralı buraya uygulanmaz.

MERNİS şerhini PTT dağıtıcısı sonradan yazabilir mi?

Dağıtıcının kendiliğinden düşeceği şerh, tebliği çıkaran mercie ait özel tebligat talimatının yerine geçmez. Merci, adresin AKS yerleşim yeri adresi olduğunu ve TK m. 21/2’nin uygulanacağını zarf üzerinde açıkça belirtmelidir.

Muhtara teslim edildiğini öğrendim; itiraz sürem ne zaman başlar?

Usulüne uygun TK m. 21/2 tebligatında kanuni tebliğ tarihi ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı gündür. Bundan sonraki başvuru süresi ilgili usul kanununa göre hesaplanır. Tebligat usulsüzse TK m. 32’deki öğrenme tarihi kuralı ve ilgili başvuru yolu ayrıca değerlendirilir.

Sonuç

MERNİS tebligatında belirleyici unsur, muhatabın fiilen o evde oturması değil, TK m. 10’daki adres sırasına uyulması ve TK m. 21/2’ye özgü işlemlerin eksiksiz uygulanmasıdır. Bilinen adreste tebligat yapılamaması veya adresin elverişsizliğinin anlaşılması üzerine AKS yerleşim yeri adresine geçilebilir. 20.11.2020 tarihli içtihadı birleştirme kararı, farklı AKS adresine ikinci bir normal tebligat çıkarmayı zorunlu görmemiştir; fakat özel merci şerhini, yetkili kişiye imzalı teslimi ve kapıya ihbarname yapıştırılmasını kaldırmamıştır. Geçerli özel usulde yapıştırma günü tebliğ tarihidir; usulsüzlük iddiasında ise ilk tebligat, iade kaydı, zarf, mazbata ve öğrenme tarihi birlikte değerlendirilmelidir.

Yazar Avukat Fatih SEFER