Tescilsiz Markanın Korunması: Önceki Kullanım ve İspat

Türk hukukunda tescilsiz markanın korunması, bir işaretin marka siciline kaydedilmemiş olmasına rağmen önceki ve gerçek ticari kullanımından doğan menfaatlerin hukuken savunulabilmesidir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.6/3 uyarınca, başkasının marka başvurusundan veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka ya da ticarette kullanılan başka bir işaret üzerinde hak elde eden kişi, sonraki başvuruya itiraz edebilir; işaret tescil edilmişse şartları varsa hükümsüzlük isteyebilir. Karıştırılmaya yol açan fiilî kullanımlara karşı ayrıca Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) haksız rekabet hükümleri uygulanabilir. Ancak yalnızca bir isim bulmak, alan adı kaydettirmek veya işletme açmak, her durumda önceki marka hakkının kazanıldığı anlamına gelmez.

Tescilsiz İşaret Hangi Hukuki Dayanaklarla Korunur?

Türk hukukunda marka korumasının genel kuralı tescildir. SMK m.7/1, kanunun sağladığı marka korumasının tescil yoluyla elde edileceğini belirtir. Bununla birlikte sicile ilk başvuran kişinin, piyasada daha önce oluşturulmuş bütün işaret değerlerini koşulsuz biçimde kendisine mal edebilmesi de kabul edilmez. Önceki kullanımın korunması, tescil ilkesi ile ticari dürüstlük ve gerçek hak sahipliği arasındaki dengeyi sağlar. Markanın tanımı ve tescilin kurucu işlevine ilişkin genel açıklamalar markanın hukuki niteliği konulu incelemede yer almaktadır.

Temel hükümler: SMK m.6/3, başvuru veya rüçhan tarihinden önce tescilsiz marka ya da ticaret sırasında kullanılan başka işaret üzerinde hak kazanılması hâlinde, hak sahibinin itirazı üzerine sonraki başvurunun reddini öngörür. SMK m.25/1, m.6 kapsamındaki nedenleri tescilden sonra hükümsüzlük sebebi sayar. TTK m.54, m.55/1-a-4 ve m.56 ise dürüstlük kuralına aykırı, karıştırılma yaratan ticari davranışlara karşı ayrı koruma sağlar.

Bu dayanaklar aynı sonuca ulaşan tek bir mekanizma değildir. SMK m.6/3 sonraki marka tescilinin önüne geçilmesi veya ortadan kaldırılması bakımından öncelik hakkını ele alır. TTK haksız rekabet hükümleri ise piyasada gerçekleşen veya gerçekleşme tehlikesi bulunan dürüstlüğe aykırı davranışa yönelir. Bir işaretin yalnızca tescilsiz kullanılması, sahibine tescilli marka sahibi gibi doğrudan SMK m.7 ve m.29’un bütün tecavüz taleplerini kullanma imkânı vermez. Farklı hukuki taleplerin birlikte ileri sürülebileceği durumlar marka ihlali ve haksız rekabetin ilişkisi konusunun kapsamındadır.

Önceki Kullanımla Gerçek Hak Sahipliği Nasıl Kazanılır?

SMK m.6/3’teki önemli ifade, işaretin yalnızca önce kullanılması değil, önceki tarihte işaret üzerinde hak elde edilmiş olmasıdır. Bu nedenle iddia sahibi, kullanımın zamanı kadar niteliğini ve piyasadaki etkisini de ortaya koymalıdır. Mahkeme uygulamasında temel inceleme şu unsurları kapsar:

  1. Öncelik: Kullanım, karşı çıkılan markanın başvuru tarihinden, geçerli bir rüçhan varsa rüçhan tarihinden önce başlamış olmalıdır.
  2. Markasal kullanım: İşaret, mal veya hizmetin hangi ticari kaynaktan geldiğini gösterecek şekilde kullanılmalıdır; yalnızca açıklayıcı, süsleyici veya şirketin varlığını bildiren kullanım yeterli olmayabilir.
  3. Ciddiyet ve süreklilik: Ticari faaliyetle bağlantılı, gerçek ve objektif olarak izlenebilir kullanım bulunmalıdır. Sırf ileride hak iddia etmek üzere oluşturulan göstermelik kayıtlar yeterli değildir.
  4. Ayırt edicilik ve bilinirlik: İşaretin ilgili piyasada belirli ölçüde ayırt edici hâle gelmesi ve kullanımın münferit bir olaydan ibaret olmaması gerekir.
  5. İlgili mal veya hizmetler: Önceki kullanımın hangi mal veya hizmetler için hak yarattığı somut olarak belirlenmelidir; bütün sınıflara otomatik olarak yayılmaz.

Markasal Kullanım ile Sıradan Ticari Kullanım Arasındaki Ayrım

Bir işletmenin tabelasında, ürün ambalajında, menüsünde, faturasında veya tanıtımlarında belirli bir işareti kullanması, markasal kullanıma işaret edebilir. Ancak belgenin varlığı değil, işaretin belgedeki işlevi önemlidir. Örneğin faturada yalnızca ticaret siciline kayıtlı uzun şirket unvanının yazması, uyuşmazlığa konu kısa ibarenin bağımsız bir ticari kaynak göstergesi olarak tanındığını tek başına göstermez. Buna karşılık aynı ibarenin ürün üzerinde sürekli kullanılması ve müşterilerin ürünü bu adla talep etmesi, değerlendirmeyi güçlendirebilir.

Yerel Kullanım, Bilinirlik ve Coğrafi Etki

SMK m.6/3 kapsamında önceki hak sahipliğine ilişkin yargı kararlarında, ciddi markasal kullanımın yerelden daha geniş bir coğrafyada gerçekleşmesi ve işarete belirli ölçüde ayırt edicilik kazandırması aranmaktadır. Bu ifade, her dosyada Türkiye’nin bütün illerinde satış yapılmasının kanuni bir zorunluluk olduğu şeklinde okunmamalıdır. İşaretin ilgili piyasasına, hizmetin niteliğine, müşteri çevresine, dağıtım kanallarına ve delillerin gücüne göre bir değerlendirme yapılır. Bununla birlikte yalnız bir mahalledeki açılış fotoğrafına dayanan iddia ile farklı şehirlerdeki doğrulanabilir satış ve tanıtım kayıtlarına dayanan iddianın ispat gücü aynı değildir.

Burada, SMK m.5/2 uyarınca mutlak ret sebeplerinin bir kısmını aşmak için ileri sürülen kullanım sonucu ayırt edicilik kazanılması ile SMK m.6/3 uyarınca başka kişiye ait başvuruya karşı önceki hak sahipliği iddiası karıştırılmamalıdır. Bunların hukuki işlevleri, karşılaştırma tarihleri ve ispat soruları farklıdır. Ayrıca markanın farklı mal veya hizmetler bakımından koruma sınırını belirlerken yalnız Nice sınıf numarası değil, somut piyasa ilişkisi incelenir; Nice sınıflandırmasının sınırları bu bakımdan önem taşır.

Önceki Kullanımın İspatı ve Deliller

Önceki kullanımdan hak doğduğunu ileri süren taraf, iddiasının dayandığı olguları delillendirmelidir. Dosyanın omurgası, karşı tarafın başvuru veya rüçhan tarihinden önceye ait kayıtlarla oluşturulmalıdır. Tarih taşımayan, sonradan düzenlenebilen veya yalnızca bir kez gerçekleştirilen faaliyetleri gösteren belgeler tek başına yeterli olmayabilir. Özellikle hangi işaretin, hangi mal veya hizmet için, nerede, ne ölçüde ve ne zaman kullanıldığını gösterebilen birbirini destekleyen kayıtlar önemlidir.

Delil grubuİspata katkısıSınırlılığı
Tarihli satış faturaları ve siparişlerTicaretin zamanı, hacmi, mal/hizmet ve müşteri çevresiİşaret faturada hiç görünmüyorsa diğer kayıtlarla bağlantı kurulmalıdır.
Ürün etiketi, ambalaj, menü ve kataloglarİşaretin mal veya hizmet üzerinde markasal sunumuBasım tarihi ve fiilî dolaşıma çıkış ayrıca gösterilmelidir.
Reklam, kampanya, basın ve fuar kayıtlarıTanıtım yoğunluğu, hedef kitle ve coğrafi erişimReklamın hazırlanması, gerçekten yayımlandığını kanıtlamaz.
Web arşivi, sosyal medya ve çevrim içi sipariş kayıtlarıDijital kullanımı ve zaman içindeki sürekliliğiEkran görüntüsü ve hesap açılış tarihi tek başına müşteri algısını göstermez.
Ticaret sicili, ruhsat, vergi ve alan adı kayıtlarıİşletmenin ve kayıtların tarihsel varlığıKayıt tarihi, kendiliğinden markasal kullanım veya yaygın bilinirlik ispatı değildir.
Pazar araştırması, bayi kayıtları ve yazışmalarTüketici algısı, dağıtım ağı ve işaretle işletme arasındaki ilişkiAraştırmanın yöntemi, tarih aralığı ve güvenilirliği denetlenir.

Örneğin 2022–2024 yıllarına yayılan, farklı şehirlerdeki müşterilere kesilmiş ürün kodlu faturalar; aynı ürünün markalı ambalajını ve aynı tarihlerde yayımlanmış reklamlarını destekliyorsa, deliller birbirini doğrular. Buna karşılık 2026 tarihli bir web sayfasının bugün erişilebilir olması, sayfanın aynı içerikle 2022 yılında da yayımlandığını kanıtlamaz. Uyuşmazlık doğmadan önce kayıtların usulüne uygun saklanması, daha sonra yapılacak marka uyuşmazlıklarında delil tespiti çalışmalarından bağımsız olarak önemlidir.

Sonraki Başvuruya İtiraz ve Hükümsüzlük

Marka Başvurusu Henüz Tescil Edilmemişse

Üçüncü kişinin aynı veya benzer işaret için yaptığı başvuru Resmî Marka Bülteni’nde yayımlandığında, önceki hak iddiası SMK m.6/3’e dayanılarak ileri sürülebilir. SMK m.18 gereğince yayımdan itibaren iki ay içinde gerekçeli ve ücret koşulları tamamlanmış bir itiraz sunulması gerekir. Önceki kullanım belgelerinin kronolojik olarak düzenlenmesi, karşı tarafın başvuru veya rüçhan tarihinin açıkça belirlenmesi, hangi mal ve hizmetler açısından hak iddia edildiğinin gösterilmesi önemlidir. İtirazın bütün usul kuralları marka başvurusuna itiraz konusunda ayrıca açıklanmıştır.

SMK m.6/3, nispi ret nedenleri arasındadır. Önceki tescilsiz kullanımın başka bir kişinin başvurusuna karşı ileri sürülmesi, Kurumun her dosyada bu kullanımı kendiliğinden araştırması anlamına gelmez. Kurumun kararına itiraz gündeme gelirse SMK m.20’de kararın bildiriminden itibaren iki aylık idari itiraz süresi bulunur; nihai Kurum kararına karşı açılacak dava ise YİDK kararının iptali davası kapsamında ayrıca değerlendirilir. Başvuru sahibinin itirazlara vereceği cevap ve deliller ise ayrı bir usul meselesidir; marka itirazına cevap hakkında ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.

Marka Tescil Edilmişse

İtiraz süresinin kaçırılması, her durumda önceki kullanımdan doğan hukuki iddianın ortadan kalktığı anlamına gelmez. SMK m.25/1, m.6’da belirtilen durumlarda mahkemece hükümsüzlük kararı verilebilmesini öngörür. Böylece sonraki tescilin, önceki gerçek hak sahibinin hakkıyla çatıştığı ileri sürülebilir. Ancak hükümsüzlük otomatik değildir; önceki kullanımın niteliği, tarihleri, işaretlerin karşılaştırılması ve ilgili mal veya hizmetler somut delillerle değerlendirilir. Marka hükümsüzlüğü davası konusundaki genel usul ve karar sonuçları ayrı incelemenin alanıdır.

SMK m.25/5’e göre, uyuşmazlık tescilin yalnızca belirli mal veya hizmetleri bakımından ortaya çıkmışsa kısmi hükümsüzlük mümkündür. Ayrıca SMK m.27/1 uyarınca hükümsüzlük kural olarak başvuru tarihinden itibaren sonuç doğurur; m.27’deki kesinleşmiş ve uygulanmış kararlar ile uygulanmış sözleşmelere ilişkin sınırlamalar saklıdır. Bu yol, bir markanın sonradan kullanılmaması sebebiyle idari iptali ile aynı değildir. İkisi arasındaki hukuki ayrım hükümsüzlük ve iptal farkı başlığında ele alınır.

Önceki kullanımı ispatlayan kişi, sonraki markayı hükümsüz kıldırmadan kendi markasını her koşulda tescil ettirebileceğini varsaymamalıdır. Tescil başvurusu, o tarihteki sicil durumu ve diğer mutlak/nispi ret nedenleri bakımından ayrıca incelenir. Bu nedenle önceki kullanıma dayalı hak iddiası ile yeni marka başvurusunun izlenmesi farklı işlemlerdir.

Tescilsiz Markada Haksız Rekabet Koruması

Önceki kullanımı SMK m.6/3’te aranan yoğunlukta ispatlayamayan kişinin bütün koruma imkânlarını kaybettiği söylenemez. Bir başkası, tüketicileri işletmelerin aynı ya da bağlantılı olduğuna inandıracak biçimde tabelayı, ürün sunumunu veya tanıtma işaretini taklit ediyorsa, somut fiil TTK m.54–56 kapsamında incelenebilir. Özellikle TTK m.55/1-a-4, başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemleri haksız rekabet örnekleri arasında sayar.

TTK m.56 uyarınca koşulları bulunan kişi, haksız rekabetin tespitini, önlenmesini, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını ve kanuni şartları varsa tazminatı isteyebilir. Burada talebin dayanağı tescilsiz işaretin varlığı değil, somut ticari davranışın dürüstlük kuralına aykırı olmasıdır. Aynı nedenle her benzer işaret haksız rekabet oluşturmaz; işaretin pazarda ayırt edici işlevi, sunum biçimi, ilgili tüketiciler ve karıştırılma tehlikesi araştırılır. Bir ticaret unvanının ayrıca hangi hakları sağladığı marka ve ticaret unvanı çatışması, alan adının rolü ise marka ve alan adı uyuşmazlıkları konularında ayrıntılı incelenmektedir.

Somut Örneklerle Korumanın Sınırları

Örnek 1 — Daha önce kurulan ürün markası: Bir işletme, özgün bir ibareyi 2021’den beri belirli gıda ürünlerinde, tarihli ambalajlar ve farklı şehirlerdeki satışlarla kullanıyor olsun. Başkası 2025’te aynı veya benzer ibare için aynı ürünlerde başvuru yaparsa, ilk işletme markasal ve ciddi kullanımını kanıtlayabildiği ölçüde SMK m.6/3’e dayanabilir. Başvurunun karıştırılma ihtimali bakımından değerlendirilmesi, işaret ve mal/hizmet ilişkisinin de incelenmesini gerektirir.

Örnek 2 — Yalnız yerel kafe tabelası: Bir kafenin iki hafta önce açılmış olması, internette tanıtım fotoğraflarının bulunması ve adının ticaret sicilinde yer alması, ülke çapındaki sonraki tescile karşı gerçek hak sahipliğini tek başına ispatlamayabilir. Ancak yakın çevredeki başka işletmenin karıştırılma yaratan tabela veya ticari sunumu bakımından TTK haksız rekabet hükümleri, kendi koşulları çerçevesinde yine değerlendirilebilir.

Örnek 3 — Başka mal veya hizmet için geçmiş kullanım: Bir işaretin yalnız danışmanlık hizmetlerinde kullanıldığı ispatlanmışsa, bu olgu bütün gıda veya tekstil ürünleri üzerinde sınırsız öncelik hakkı yaratmaz. Önceki kullanımın ilişkilendirilebildiği hizmetler, sonraki başvurunun kapsamı ve piyasa bağlantıları ayrı ayrı incelenir.

Örnek 4 — Sonradan alınmış tescil: Daha sonra tescil ettirilmiş bir markaya sahip olmak, daha önceki gerçek hak iddialarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; bununla birlikte SMK m.155’in önceki başvuru veya rüçhan tarihli sınai mülkiyet haklarına ilişkin özel kuralı, sırf tescilsiz kullanımdan doğan her uyuşmazlığa doğrudan ve sınırsız uygulanmamalıdır. Sonraki tescile dayanılarak ileri sürülen savunmanın ayrıntıları sonraki tarihli marka tescili savunması konusundadır.

Yargı Kararlarında Önceki Kullanım ve İspat Eşiği

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 13.06.2024, E. 2021/1586, K. 2024/1157: Reklam ve prodüksiyon alanına ilişkin uyuşmazlıkta; fatura, iş evrakı, alan adı, sosyal medya ve diğer kullanım kayıtları birlikte değerlendirilerek, sonraki marka başvurusundan önceki gerçek hak sahipliği kabul edilmiştir. Kararda ayrıca önceki kullanımın ilgili hizmetlerle bağlantısı vurgulanmış ve salt işaret benzerliğinin kötü niyetin ispatına tek başına yeterli olmadığı belirtilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 03.07.2024, E. 2023/3312, K. 2024/5494: “FISTIKNAME” işaretiyle ilgili uyuşmazlıkta, önceki kullanımın markasal, ciddi ve ayırt edicilik sağlayacak nitelikte olduğunun ispatlanamadığı değerlendirmesi üzerine itirazın ve hükümsüzlük taleplerinin reddine dair karar onanmıştır. Bu karar, sosyal medya görünürlüğünün tek başına hak sahipliği sonucunu doğurmadığını gösterir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 25.02.2026, E. 2025/4061, K. 2026/1091: Restoran ve kafe sektöründeki uyuşmazlıkta işyeri ruhsatı, ticaret odası kayıtları, yerel haberler, tabela ve tanıtım görselleri dâhil deliller değerlendirilmiştir. Bölge adliye mahkemesinin, bu kayıtları SMK m.6/3 kapsamında yereli aşan ciddi markasal kullanım ve yeterli ayırt edicilik için yetersiz bulup davayı reddetmesi Yargıtay tarafından onanmıştır. Bir işletmenin uzun süredir faaliyette olması ile tescilsiz işaret üzerinde sonraki markayı hükümsüz kılacak seviyede hak kazanması aynı şey değildir.

Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 18.07.2023, E. 2021/691, K. 2023/528: Tescilsiz restoran tanıtma işaretlerinin karıştırılmasına ilişkin olayda TTK m.55/1-a-4 uyarınca haksız rekabetin tespitine, kullanımın önlenmesine ve ilgili araçların kaldırılmasına hükmedilmiş; buna karşılık manevi tazminat için gerekli şartlar ispatlanmadığından bu talep reddedilmiştir. Böylece haksız rekabetin önlenmesi ile tazminatın ayrı koşullara tabi olduğu somutlaşmıştır.

Süreler, Görev ve Başvuru Mercii

Hukuki yolSüre ve başlangıçMerci veya temel sonuç
Yayıma itiraz (SMK m.18)Marka başvurusunun yayımından itibaren iki ayTÜRKPATENT
Kurum kararına idari itiraz (SMK m.20)Kararın bildiriminden itibaren iki ayTÜRKPATENT / Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu
Sonraki markanın hükümsüzlüğü (SMK m.25)Her durum için tek ve genel bir “iki aylık dava süresi” yoktur; somut sebep ve sessiz kalma riski incelenir.Fikrî ve sınai haklar hukuk mahkemesi; sicildeki marka sahibine karşı dava
Haksız rekabet davaları (TTK m.60)Kural olarak hakların doğumunun öğrenilmesinden itibaren bir yıl, her hâlde doğumundan itibaren üç yıl; kanuni istisnalar saklıdır.Uyuşmazlığın niteliğine göre görevli hukuk mahkemesi

SMK m.25/6’da, sonraki tarihli marka kullanımının bilindiği veya bilinmesi gerektiği hâlde birbirini izleyen beş yıl sessiz kalınması durumunda, sonraki tescilin kötü niyetli olmaması şartıyla doğabilecek hak kaybı düzenlenmiştir. Bu hükmün hangi hak sahibi ve hangi olaya uygulanabileceği ayrıca değerlendirilmeli; tescilsiz kullanım iddiasına otomatik bir beş yıllık süre veya süresizlik sonucu bağlanmamalıdır. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı konusunda ayrıntılı açıklamalar bulunmaktadır.

SMK kapsamındaki marka hükümsüzlüğü ve Kurum kararı uyuşmazlıklarında görev ve yetki, SMK m.156 uyarınca belirlenir; TÜRKPATENT kararlarına ilişkin davalarda Ankara Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi yetkilidir. Salt TTK haksız rekabet temelli bir davada görevli mahkeme ve dava şartları, ticari dava niteliğine göre ayrıca değerlendirilir. Konusu para olan ticari tazminat veya alacak davalarında TTK m.5/A kapsamında dava şartı arabuluculuk gündeme gelebilir; buna karşılık her tespit veya men talebine sırf tescilsiz marka söz konusu diye otomatik arabuluculuk şartı uygulanmaz. Tescilli marka hakkına dayalı tecavüz davasının talepleri ve yargılama rejimi farklıdır.

Hak Sahibi İçin Delil ve İşlem Planı

  1. Kesit tarihini belirleyin: Karşı tarafın marka başvurusu ve varsa rüçhan tarihini esas alın. Sonraki belgeleri önceki kullanımın yerine koymayın.
  2. Kullanılan işareti sabitleyin: Kelime, logo veya karma sunumun fiilen hangi biçimde kullanıldığını tarihli örneklerle gösterin.
  3. Mal/hizmet eşleşmesini çıkarın: Her delili ilişkili ürün ve hizmete bağlayın; yalnız sınıf numarasına dayanmayın.
  4. Satış ve bilinirliği birlikte belgeleyin: Faturalar, siparişler, reklam yayımları, dağıtım kayıtları ve hedef tüketici algısını birbirini destekleyecek biçimde düzenleyin.
  5. Doğru hukuki yolu seçin: Bekleyen başvuruda yayıma itirazı, tescil sonrasında hükümsüzlüğü; karıştırılma yaratan fiilî kullanımda haksız rekabet hükümlerini değerlendirin.
  6. Gelecek kullanım için tescili ayrıca düşünün: Önceki kullanım iddiası, yeni başvuruya ilişkin sicil taraması ve tescil süreçlerinin yerini tutmaz. Tescil öncesi benzerlik ve risk araştırması bu amaçla ayrı yürütülmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Tescilsiz marka yasal olarak korunur mu?

Evet. Önceki markasal kullanım yoluyla hak kazanılmışsa SMK m.6/3 çerçevesinde sonraki başvuruya itiraz ve şartları oluştuğunda hükümsüzlük mümkündür. Karıştırılmaya yol açan dürüstlüğe aykırı ticari kullanımlar ayrıca TTK hükümleriyle değerlendirilebilir. Koruma, tescilli markanın bütün yetkilerinin otomatik kazanılması demek değildir.

Markayı ilk kullanmak, her durumda gerçek hak sahipliği sağlar mı?

Hayır. İlk kullanımı ve bu kullanımın markasal, ciddi, ilgili mal veya hizmetler bakımından ayırt edicilik kazandıran nitelikte olduğunu göstermek gerekir. Yalnızca isim bulmak, tescilsiz bir işaretin fikrini geliştirmek veya kısa süreli reklam hazırlamak yeterli olmayabilir.

Ticaret unvanı, şirket kuruluşu veya alan adı kaydı öncelik için yeterli midir?

Tek başına değildir. Bu kayıtlar tarihe ilişkin önemli yardımcı deliller olabilir; fakat ticari kaynak gösteren fiilî kullanımı ve piyasadaki etkisini ayrıca ispatlamak gerekir. Ticaret unvanına dayalı SMK m.6/6 koruması ise m.6/3’ten ayrı koşullarla değerlendirilir.

Sadece bir şehirde kullanılan işaret korunamaz mı?

Bu kadar kesin bir sonuç çıkarılamaz. SMK m.6/3’e dayalı gerçek hak sahipliğinde yargı uygulaması yereli aşan ciddi markasal kullanıma ve ayırt edicilik kazanılmasına önem verir. Buna karşılık yerel piyasadaki somut karıştırılma fiiline karşı haksız rekabet koruması, kendi şartları varsa mümkün olabilir.

Başka kişi markamı tescil ettirmişse onu otomatik olarak sildirebilir miyim?

Hayır. Sonraki tescile karşı SMK m.25 çerçevesinde hükümsüzlük talep edilebilir; önceki hak, işaretler ve mal/hizmetler arasındaki ilişki ve deliller incelenir. Gerektiğinde yalnız ilgili mal veya hizmetler bakımından kısmi hükümsüzlük kararı verilebilir.

Önceki kullanım için kaç yıllık fatura gerekir?

SMK m.6/3 her olay için sabit bir “üç” veya “beş yıl” fatura zorunluluğu öngörmez. Önemli olan, başvuru veya rüçhan tarihinden önce ciddi markasal kullanımın ve kazanılan ayırt ediciliğin güvenilir delillerle ortaya konulmasıdır. Süre, hacim, coğrafi erişim ve ilgili pazar birlikte değerlendirilir.

Tescilsiz marka sahibi doğrudan marka tecavüzü tazminatı isteyebilir mi?

Tescilsiz kullanım, tek başına tescilli markaya özgü bütün SMK tecavüz taleplerini doğurmaz. Haksız rekabetin şartları varsa TTK m.56 uyarınca ve kusur, zarar, illiyet gibi ilgili koşulların ispatı hâlinde tazminat talep edilebilir. Hukuki sebebin ve zarar kalemlerinin doğru belirlenmesi gerekir.

Sonuç

Sonuç olarak tescilsiz markanın korunması bakımından belirleyici olan, kayıtsız bir adın varlığı değil, sonraki marka başvurusundan önce kazanılmış ve delillendirilebilir bir ticari hak bulunmasıdır. Önceki hak sahibinin hangi mal veya hizmetlerde, hangi tarihten itibaren ve ne ölçüde markasal kullanım gerçekleştirdiği; SMK m.6/3’e dayalı itiraz veya hükümsüzlük değerlendirmesinin merkezindedir. Somut karıştırılma yaratan ticari fiillerde ise TTK haksız rekabet hükümleri farklı koşullarla koruma sağlayabilir. Hak iddiasının delillere ve doğru usul yoluna dayandırılması için marka tescili ve uyuşmazlıklarında hukuki değerlendirme kapsamında profesyonel destek alınabilir.

Yazar Avukat Fatih Sefer