Marka Hükümsüzlüğü ve İptali Farkı SMK M.25–27

Marka hükümsüzlüğü ve iptali farkı, tescili ortadan kaldıran sebebin ne zaman ve hangi hukuki nedenle ortaya çıktığında, karar verecek merciin kim olduğunda ve kararın hangi tarihten itibaren sonuç doğurduğunda belirginleşir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.25 uyarınca hükümsüzlük, markanın tescil edilmemesi gereken bir işaret olmasıyla ilgilidir ve mahkeme kararı kural olarak başvuru tarihinden itibaren etkilidir. SMK m.26 uyarınca iptal ise markanın korunmasını sürdürmesini engelleyen kullanmama veya sonradan meydana gelen diğer durumlara dayanır; karar, kural olarak iptal talebinin sunulduğu tarihten itibaren etki doğurur. İptal yetkisi 10 Ocak 2024’ten itibaren yeni talepler bakımından Türk Patent ve Marka Kurumuna (TÜRKPATENT) aittir.

Hükümsüzlük ile İptal Arasındaki Temel Hukuki Ayrım

Hükümsüzlük, tescilin hukuki temelindeki sakatlığı; iptal ise tescilden sonra markanın korunmasını devam ettirmeyi engelleyen hâlleri hedef alır. Bu nedenle her iki yolun sonunda markanın sicilden terkini söz konusu olabilse de hukuki nitelikleri ve sonuçları aynı değildir.

Hükümsüzlük incelemesinde soru, işaretin başvuru ve tescil sürecinde SMK m.5 veya m.6 kapsamındaki bir engele takılıp takılmadığıdır. Örneğin önceki hakla karıştırılma ihtimali bulunan veya başvuru anında ayırt edici nitelikten yoksun olan bir işaretin tescili tartışılır. Hükümsüzlük sebepleri ve davanın tarafları ayrıntılı olarak marka hükümsüzlüğü davası başlıklı incelemenin konusudur.

İptalde ise tescilin başlangıçta geçerli olması, daha sonra ortaya çıkan iptal sebebini ortadan kaldırmaz. Marka beş yıl boyunca ciddi biçimde kullanılmamış, marka sahibinin davranışları sonucunda malın yaygın adına dönüşmüş veya kullanım nedeniyle tüketiciyi yanıltır hâle gelmiş olabilir. İptal sebeplerinin maddi şartları ve genel sonuçları ayrıca markanın iptali konusunda ele alınır.

Hukuki dayanak: SMK m.25 hükümsüzlüğü, m.26 iptali, m.27 ise her iki kararın etkisini düzenler. Bu hükümler birlikte okunmadan yalnızca markanın sicilden silinmesi sonucuna bakılarak doğru hukuki yol belirlenemez.

Marka Hükümsüzlüğü ve İptali Karşılaştırma Tablosu

ÖlçütHükümsüzlükİptal
Yasal dayanakSMK m.25; m.5 ve m.6’ya dayanır.SMK m.26; kullanmama için ayrıca m.9.
Esas meseleTescili engelleyen hukuki sebep.Tescilden sonra korumanın sürdürülmesini engelleyen durum.
Karar merciiFikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi.10.01.2024 sonrası yeni taleplerde TÜRKPATENT; geçiş kapsamındaki derdest davalarda mahkeme.
Talep edenMenfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları (m.25/2).İlgili kişiler (m.26/2).
Kural olarak etki tarihiMarka başvuru tarihi (m.27/1).İptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih; şartları varsa daha eski tarih (m.27/2).
Kısmi kararBazı mal ve hizmetler yönünden mümkün (m.25/5).Bazı mal ve hizmetler yönünden mümkün (m.26/5).
Kesinleşme sonrasıHerkese karşı hüküm, sicilden terkin ve Bülten’de yayım.Herkese karşı hüküm, sicilden terkin ve Bülten’de yayım.

Tablodaki tarih ayrımı özellikle önemlidir: hükümsüzlük kararının geçmişe etkili olması ile iptal kararının belirli koşullarda daha önceki tarihten etkili kılınabilmesi aynı hukuki sonuç değildir. İptal, talep üzerine geriye götürülse bile hükümsüzlük gibi otomatik olarak marka başvuru tarihine dönmez.

Hükümsüzlük ve İptal Hangi Sebeplere Dayanır?

Hükümsüzlükte tescil engelinin varlığı araştırılır

SMK m.25/1, hükümsüzlüğü m.5’teki mutlak ret ve m.6’daki nispi ret nedenlerine bağlar. İlk grupta ayırt edicilikten yoksunluk, tanımlayıcılık, belirli yanıltıcı işaretler veya kamu düzenine aykırılık gibi tescil engelleri bulunur. İkinci grupta önceki haklarla çatışma, karıştırılma ihtimali ve kötü niyetli başvuru gibi uyuşmazlıklar yer alır. Somut incelemenin ölçütleri mutlak ret nedenleri ve nispi ret nedenleri başlıklarında ayrıca değerlendirilir.

Örneğin markanın tescil başvurusunda zaten tüketiciyi yanıltan bir coğrafi kaynak iddiası varsa mesele SMK m.5/1-f ve m.25 çerçevesinde hükümsüzlüktür. Buna karşılık tescilde bulunmayan yanıltıcılık, marka sahibinin sonraki kullanımından doğarsa SMK m.26/1-c çerçevesinde iptal gündeme gelir. İki durumda aynı olumsuz tüketici algısı tartışılsa da hukuki sebebin hangi tarihte oluştuğu sonucu değiştirir.

İptalde dört farklı sebep vardır

SMK m.26/1, birbirinden ayrı dört iptal hâli düzenler:

  • Kullanmama (m.26/1-a): SMK m.9’daki koşullara göre beş yıl ciddi biçimde kullanılmama veya kullanıma beş yıl kesintisiz ara verilmesi. Ayrıntılar markanın kullanılmaması nedeniyle iptali yazısındadır.
  • Yaygın ad hâline gelme (m.26/1-b): Marka sahibinin fiilleri veya gerekli önlemleri almaması sonucunda markanın, tescilli mal ya da hizmetin genel adına dönüşmesi. Ayrıntılar markanın jenerikleşmesi konusundadır.
  • Sonradan yanıltıcı kullanım (m.26/1-c): Marka sahibinin veya izniyle hareket eden kişinin kullanımı sonucunda halkın, özellikle nitelik, kalite veya coğrafi kaynak konusunda yanıltılması. Bu özel ayrım markanın yanıltıcı hâle gelmesi nedeniyle iptali başlığında incelenir.
  • Garanti veya ortak markada aykırı kullanım (m.26/1-ç): SMK m.32’ye aykırı kullanım.

Önemli bir terminoloji ayrımı da şudur: Beş yıllık kullanmama, mevcut tescilin hükümsüzlük sebebi değildir. Bu durum bir iptal sebebidir; ayrıca belirli idari itiraz ve tecavüz uyuşmazlıklarında kullanım ispatına ilişkin savunmalar farklı sonuçlar doğurabilir.

Kim, Hangi Mercie Başvurur?

Hükümsüzlüğe mahkeme, iptale ise güncel idari rejimde TÜRKPATENT karar verir. Hükümsüzlük davası SMK m.25/2 gereği menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından açılabilir. SMK m.25/3 uyarınca dava, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişi veya hukuki halefine yöneltilir; TÜRKPATENT bu davada davalı değildir. Görevli yargı yeri SMK m.156 çerçevesinde fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir; bu mahkemenin kurulmadığı yerlerde kanunun belirlediği asliye hukuk mahkemeleri görevlidir. Yetki, somut uyuşmazlık bakımından m.156’daki kurallara göre ayrıca belirlenir.

İptali ise SMK m.26/2 uyarınca ilgili kişiler Kurumdan isteyebilir. Talep, talep tarihindeki sicil sahibi veya hukuki halefine yöneltilir. Marka sahibine cevap ve delillerini sunması için bir aylık süre verilir; süresinde istemesi hâlinde bir aya kadar ek süre tanınabilir (m.26/7). İptal talebinin sunulması, savunma ve Kurum kararına ilişkin işlem basamakları TÜRKPATENT marka iptal başvurusu ve idari usul yazısında ele alınmaktadır.

Kurumun nihai iptal kararına karşı idari itiraz ve ardından yargısal denetim yolu, ilk derece mahkemesinde doğrudan hükümsüzlük davası açılmasından farklıdır. SMK m.20–21 kapsamında Kurum kararına karşı yapılan itiraz ile Kurumun nihai kararının yargısal denetimi birbirine karıştırılmamalıdır. Kurum kararlarına karşı açılacak davalar bakımından SMK m.156/2, Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesini görevli ve yetkili kılar. Böyle bir dava, yeni bir hükümsüzlük davası açıldığı anlamına gelmez.

Beş Yıl Kuralı, Sessiz Kalma ve 10 Ocak 2024 Geçişi

Beş yıl her iki yol için ortak bir dava açma süresi değildir

Hükümsüzlük bakımından kanunda her sebep için geçerli tek bir beş yıllık dava açma süresi öngörülmemiştir. Bununla birlikte SMK m.25/6, önceki marka sahibinin sonraki tarihli markanın kullanımını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmasının sonuçlarını düzenler. Sonraki tescil kötü niyetliyse bu sınırlama uygulanmaz. Dolayısıyla beş yıllık sessiz kalma ile beş yıllık kullanmama farklı kurumlardır; özellikle kötü niyetli marka tescili iddiasında bu fark belirleyici olabilir.

İptaldeki beş yıl ise SMK m.9 bakımından ciddi kullanım yükümlülüğüne ilişkin süredir. İlk beş yıllık dönem tescil tarihinden itibaren işler; marka kullanılmış ve daha sonra kesintisiz beş yıl kullanılmamışsa ayrı bir iptal sebebi gündeme gelebilir. Ancak m.26 kapsamındaki her iptal sebebi için beş yıl beklenmez. Örneğin yanıltıcı hâle gelme veya jenerikleşme bakımından ilgili özel koşullar incelenir.

10 Ocak 2024’ten önce açılmış iptal davaları

SMK m.192/1-a uyarınca 26. madde, Kanunun 10 Ocak 2017’de yayımlanmasından yedi yıl sonra, 10 Ocak 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu tarihe kadar iptal yetkisini, SMK geçici m.4/1 gereğince mahkemeler kullanmıştır. Geçici m.4/2, 10 Ocak 2024 tarihinde mahkemelerde görülmekte olan iptal davalarının yine mahkemelerce sonuçlandırılacağını açıkça düzenler.

Bu sebeple bugün bir iptal uyuşmazlığının mahkeme kararına konu olması tek başına usulsüzlük göstermez: davanın hangi tarihte açıldığı ve geçiş hükmüne girip girmediği araştırılır. Buna karşılık 10 Ocak 2024’ten itibaren ilk kez ileri sürülen iptal talepleri için kural, Kuruma başvurulmasıdır. Yayıma itiraz süresi ve marka ret kararına itiraz mekanizması ise tescil öncesi idari süreçlere ilişkindir; tescilli markanın hükümsüzlüğü veya iptali yerine geçmez.

Hükümsüzlük ve İptal Kararları Hangi Tarihten İtibaren Etkilidir?

Hükümsüzlük: başvuru tarihinden itibaren

SMK m.27/1 uyarınca hükümsüzlük kararı marka başvuru tarihinden itibaren etkilidir; ilgili marka bakımından Kanunun sağladığı koruma hiç doğmamış sayılır. Buradaki başlangıç tarihi tescil tarihi değildir. Bununla birlikte geçmişe etki, daha önceki bütün hukuki işlemlerin koşulsuz olarak ortadan kalkması demek değildir; m.27/3–4’te önemli istisnalar vardır.

İptal: talep tarihi, koşullu olarak daha önceki tarih

SMK m.27/2 uyarınca iptal kararı kural olarak iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarihten itibaren etkilidir. İptal sebebinin daha önce doğduğu ortaya konulursa ve bu yönde talep varsa, kararın o önceki tarihten itibaren etkili olması mümkündür. Önceki tarihin ileri sürülmesi tek başına yeterli olmayıp iptal sebebinin o tarihte gerçekten oluştuğunun ispatlanması gerekir. Bu sonuç, markanın başlangıçtan itibaren geçersiz olduğu anlamına gelmez.

SMK m.27/3–4’ün koruduğu durumlar: Hükümsüzlük kararının ve geçmişe yürütülmüş iptal kararının etkisi; karar öncesinde marka tecavüzü davasında verilmiş, kesinleşmiş ve uygulanmış kararları ve karar öncesinde kurulmuş ve uygulanmış sözleşmeleri kural olarak etkilemez. Marka sahibinin ağır ihmali veya kötü niyeti yüzünden zarar görenlerin tazminat talepleri saklıdır; uygulanmış sözleşmeler uyarınca ödenmiş bedelin hakkaniyet gereği kısmen veya tamamen iadesi istenebilir.

SMK m.27/5 uyarınca kesinleşmiş hükümsüzlük ve iptal kararları herkese karşı hüküm doğurur. Hükümsüzlük kararının kesinleşmesinden sonra mahkeme kararı Kuruma resen gönderir; kararın kesinleşmesinin ardından sicilden terkin ve Bülten’de yayım gerçekleştirilir (m.27/6–7). Söz konusu erga omnes etki ile kararın geçmişe hangi tarihe kadar uzandığı ayrı sorulardır.

Her İki Yolda da Kısmi Karar Verilebilir mi?

Evet. SMK m.25/5 ve m.26/5, sakatlığın veya iptal sebebinin yalnızca belirli mal ya da hizmetlere ilişkin olduğu durumlarda kısmi hükümsüzlük veya kısmi iptal kararı verilmesine izin verir. Her iki hüküm de marka örneği değiştirilerek karar verilmesini yasaklar.

Örneğin bir markanın belli ürünler için tanımlayıcı olması, diğer bağımsız mal ve hizmetler bakımından aynı sonucu zorunlu kılmaz. Benzer şekilde markanın bir mal grubunda ciddi biçimde kullanılması, sicildeki bütün mal ve hizmetlerin otomatik olarak korunacağı anlamına gelmez. Tartışma marka şeklinin değiştirilmesi değil, korumanın hangi mal veya hizmetler yönünden devam edeceğidir. Kullanımın hangi mal ve hizmetleri kapsadığına ilişkin belge değerlendirmesi marka kullanım ispatı delilleri konusuyla bağlantılıdır.

Deliller, Savunmalar ve Yanlış Hukuki Yol Seçiminin Riski

İki kurum için aynı dosyada sunulabilecek belgeler bulunsa da ispatlanacak temel vakıa farklıdır. Hükümsüzlükte başvuru tarihindeki engel, önceki hak, kullanım geçmişi veya kötü niyet iddiasına göre tarihli belgeler önem kazanır. İptalde ise talep tarihine ve iddia edilen iptal sebebinin doğduğu döneme ilişkin ciddi kullanım kayıtları, tüketici algısını gösteren veriler veya ilgili marka kullanımının niteliği öne çıkar.

  • Hükümsüzlük iddiası: Önceki tarihli tescil ve başvuru kayıtları, eski ticari kullanım belgeleri, uyuşmazlık konusu malların niteliği, döneme ait reklam ve tanıtımlar, gerektiğinde tüketici algısı araştırmaları.
  • Kullanmama nedeniyle iptal: İlgili beş yıllık döneme ait faturalar, teslim ve satış belgeleri, ürün ve ambalaj kayıtları, lisans alanın kullanımı ve bu belgelerin markaya ve belirli mal veya hizmetlere bağlanabilmesi.
  • Diğer iptal nedenleri: Jenerikleşme için ilgili çevrenin kullanım biçimi ve marka sahibinin tutumu; sonradan yanıltıcılık için markanın kullanımının tüketici algısına etkisini ve bu etkinin ortaya çıktığı zamanı gösteren deliller.

Hükümsüzlük davalarında SMK m.25/4, belirli ayırt edicilik veya tanımlayıcılık temelli sakatlıklara rağmen hükümsüzlük talebinden önce kullanım sonucu ayırt edicilik kazanılmış olmasını özel olarak düzenler. Bu durumun koşulları kullanım sonucu ayırt edicilik kazanılması konusuyla ilişkilidir. Ayrıca SMK m.25/7, önceki markaya dayanan belirli hükümsüzlük davalarında kullanım ispatı def’ine izin verir; bu mekanizma marka itirazında kullanım ispatı ile karıştırılmamalıdır.

Önemli bir diğer ayrım şudur: İptal talebi, bir marka hakkına tecavüz davasındaki kullanmama def’i ile aynı işlem değildir. Def’i, somut davada önceki marka hakkının ileri sürülmesinin sınırlarını etkileyebilir; sicilden iptal sonucunu kendiliğinden doğurmaz. Tecavüz davasında bir hükümsüzlük kararının doğurabileceği sonuçlar ise marka hakkına tecavüz davası çerçevesinde ayrıca incelenmelidir.

Yargıtay Kararları: Adlandırma Neden Sonucu Değiştirir?

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12.05.2025 tarihli, E. 2024/5027, K. 2025/3286 sayılı kararında, kullanmama nedeniyle açılan uyuşmazlıkta alt derece mahkemesi ilgili mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlük hükmü kurmuştu. Yargıtay, kullanmamanın SMK m.26 kapsamında iptal sebebi olduğuna ve m.25 ile m.26 sonuçlarının aynı olmadığına işaret ederek hüküm fıkrasındaki “hükümsüzlük” ibarelerini “iptal” olarak düzeltti ve kararı düzelterek onadı. Bu karar, iki sözcüğün birbirinin yerine kullanılmasının yalnızca terminolojik bir hata olmadığını gösterir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.11.2024 tarihli, E. 2023/6935, K. 2024/8310 sayılı kararında ise başka bir marka başvurusunun reddine dayanak olan tescile karşı açılmış davanın gerçekten hükümsüzlük mü, iptal mi olduğunun belirlenmesi gerektiği vurgulandı. Hükümsüzlük kararının başvuru tarihinden itibaren etkili olabilmesi nedeniyle bu davanın sonucunun bekletici mesele yapılması ihtimali değerlendirilmeden karar verilmesi eksik inceleme sayıldı. Karar, farklı zaman etkilerinin başka bir uyuşmazlığın hukuki temelini değiştirebileceğini somutlaştırır.

Her iki kararın ortak öğretisi, karar merciinin ve talebin doğru adlandırılmasının ötesinde, dayanılan sebep ile istenen hukuki sonucun birbirine uygun olması gerektiğidir. Anılan içtihatlar, tüm hükümsüzlük veya iptal taleplerinin mutlaka kabul edileceği şeklinde yorumlanamaz.

İki Varsayımsal Örnekle Farkın Açıklanması

Örnek 1: Başvuru anında var olan tescil engeli

Bir işaretin 2019 yılında belirli bir mal için tamamen tanımlayıcı nitelikteyken başvurulduğunu ve 2020 yılında tescil edildiğini varsayalım. İlgili hukuki koşullarda geçerli bir istisna bulunmadığı ve hükümsüzlük sebebi ispatlandığı takdirde m.25 çerçevesinde dava açılabilir. Hükümsüzlük kararı kesinleşirse m.27/1 gereği koruma 2019’daki başvuru tarihinden itibaren doğmamış sayılır. Tescilin 2020 yılında yapılmış olması, geçmişe etkinin başlangıcını 2020’ye taşımaz.

Örnek 2: Sonradan ortaya çıkan kullanmama

2018 yılında tescil edilmiş ve ilgili mallar bakımından haklı sebep olmaksızın hiç kullanılmamış bir marka için 2025 yılında iptal talebinde bulunulduğunu varsayalım. Beş yıllık kullanmama koşulları ve diğer şartlar gerçekleşmişse sorun markanın baştan geçersiz olması değil, SMK m.26/1-a uyarınca iptalidir. İptal kararı normalde 2025’teki talep tarihinden etkilidir; iptal sebebinin daha önceki belirli bir tarihte oluştuğu kanıtlanır ve bu yönde talepte bulunulursa m.27/2 gereği daha erken tarih kararlaştırılabilir. Ancak sırf kullanmama nedeniyle markanın 2018’deki tescili veya daha önceki başvurusu otomatik olarak hükümsüz hâle gelmez.

Sıkça Sorulan Sorular

Markanın hükümsüzlüğü ile iptali aynı sonucu mu doğurur?

Her iki karar da kesinleştiğinde sicilden terkin sonucuna yol açabilir; ancak sebepleri, merciileri ve özellikle zaman bakımından etkileri farklıdır. Bu fark, önceki kullanımlar ve sözleşmeler yönünden önem taşır.

Beş yıl kullanılmayan markanın hükümsüzlüğü mü istenir?

Kullanmama, SMK m.9 ve m.26/1-a uyarınca iptal sebebidir. Bu nedenle kural olarak hükümsüzlük değil, iptal yoluna başvurulur. Başka ve bağımsız bir m.5 veya m.6 sebebinin bulunması ise ayrıca değerlendirilir.

Marka iptali için doğrudan mahkemede dava açılır mı?

10 Ocak 2024’ten sonra yeni iptal taleplerinde karar mercii TÜRKPATENT’tir. Bu tarihte mahkemelerde görülmekte olan iptal davaları geçici m.4 gereğince mahkemelerce tamamlanır. Kurumun nihai kararına karşı yargı yolu, doğrudan yeni bir iptal davası açılmasıyla aynı değildir.

İptal kararı mutlaka tescil tarihine kadar geriye gider mi?

Hayır. SMK m.27/2 gereği kural talep tarihidir. İptal sebebinin daha önce doğmuş olması hâlinde, talep üzerine ve koşulları ispatlandığında daha eski etki tarihi belirlenebilir; bu tarih kendiliğinden tescil veya başvuru tarihi olmaz.

Bir marka bazı sınıflarda iptal edilip diğerlerinde korunabilir mi?

Evet. İptal sebebi yalnız belirli mal veya hizmetlerde mevcutsa kısmi iptal mümkündür. Hükümsüzlükte de aynı şekilde kısmi karar verilebilir. Değerlendirme yalnız sınıf numarasıyla değil, ilgili mal ve hizmetlerin kapsamıyla yapılır.

Hükümsüzlük kararı eski lisans sözleşmesini otomatik olarak geçersiz kılar mı?

Hayır. SMK m.27/3–4, karar öncesinde kurulup uygulanmış sözleşmeler bakımından geçmişe etkinin istisnalarını düzenler; buna rağmen ödenen bedelin hakkaniyete göre kısmen veya tamamen iadesi talep edilebilir. Marka sahibinin ağır ihmali ya da kötü niyeti nedeniyle zarar görenlerin tazminat hakları saklıdır.

Marka sahibinin markadan vazgeçmesi iptal midir?

Hayır. Markanın yenilenmemesi ve marka hakkından vazgeçilmesi SMK m.28 kapsamındaki ayrı sona erme hâlleridir. Vazgeçmenin koşulları ve sicil etkisi marka hakkından vazgeçme ve sicilden terkin incelemesinde yer alır.

Sonuç

Marka hükümsüzlüğü ile iptali arasında doğru tercih yapılabilmesi için üç soru birlikte cevaplanmalıdır: İddia edilen hukuki sebep başvuru anındaki tescil engeli mi, sonradan doğan iptal sebebi mi; karar hangi merci tarafından verilecek; sicilden terkin hangi tarihten itibaren etki gösterecek? SMK m.25–27 bu soruların cevaplarını farklı rejimlere bağlar. Özellikle 10 Ocak 2024 tarihindeki görev değişimi, kısmi karar ihtimali ve geçmişe etkinin istisnaları somut dosyada ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Marka tescilinin geçerliliğine veya korunmasının devamına ilişkin uyuşmazlıkta hukuki yol ve talebin sonuçları, marka hukuku kapsamında hukuki danışmanlık ve uyuşmazlık değerlendirmesi çerçevesinde somut belgelere göre ele alınabilir.

Yazar Avukat Fatih Sefer