Kredi Derecelendirme Kuruluşunun Sorumluluğu (SPK m.63)

Kredi derecelendirme kuruluşunun sorumluluğu, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilen derecelendirme kuruluşlarının, bir şirketin veya borçlanma aracının ödeme gücü hakkında verdikleri not ve hazırladıkları raporlardaki yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgiler ile mevzuata aykırı derecelendirme faaliyetleri nedeniyle müşterilerine ve bu nota güvenerek işlem yapan yatırımcılara verdikleri zararları tazmin yükümlülüğüdür. Kanuni dayanak 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun (SPKn) 63. maddesi ile kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan sorumluluğu düzenleyen 10. ve 32. maddeleridir. Tahvil ve bono ihraçlarında, özellikle nitelikli yatırımcılara yapılan satışlarda, yatırımcıların büyük kısmı ihraççının mali durumunu kendisi analiz etmek yerine derecelendirme notuna bakar. Bu nedenle notun gerçeği yansıtmaması, ihraççı temerrüde düştüğünde yatırımcının önemli bir zarara uğramasına yol açabilir.

Bu yazıda kredi derecelendirme kuruluşunun sorumluluğunun kanuni dayanağını, derecelendirme faaliyetinin türlerini ve yetkilendirme şartlarını, bağımsızlık ve tarafsızlık kurallarını, sorumlu kişileri, sorumluluğun şartlarını, yargı kararlarında derecelendirme raporunun nasıl değerlendirildiğini, notun güncellenmemesinden doğan sorumluluğu, idari yaptırımları ve dava sürecini ele alıyoruz.

Kredi Derecelendirme Kuruluşunun Sorumluluğuna İlişkin Kanun Metni

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.63

“(1) Bağımsız denetim kuruluşları, görevlerinin kapsamıyla sınırlı olmak üzere, denetledikleri finansal tablo ve raporların mevzuata uygun olarak denetlenmemesi nedeniyle doğabilecek zararlardan raporu imzalayanlarla birlikte sorumludur. Bağımsız denetim kuruluşları ile derecelendirme ve değerleme kuruluşları, faaliyetleri neticesinde düzenledikleri raporlarda yer alan yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgiler dolayısıyla neden oldukları zararlardan sorumludurlar.”

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.10/2

“(2) Bağımsız denetim, derecelendirme ve değerleme kuruluşları gibi izahnamede yer almak üzere hazırlanan raporları hazırlayan kişi ve kurumlar da hazırladıkları raporlarda yer alan yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgilerden bu Kanun hükümleri çerçevesinde sorumludur.”

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.32/2-3

“(2) Bağımsız denetim, derecelendirme ve değerleme kuruluşları gibi kamuyu aydınlatma belgelerinde yer alan veya bu belgelere dayanak olmak üzere hazırlanan raporları hazırlayan kişi ve kurumlar da bu Kanun hükümleri çerçevesinde sorumludur.”

“(3) Kamuyu aydınlatma belgelerinde yer alan bilgilerin yanlış, yanıltıcı veya eksik olması konusunda bilgi sahibi olmadığını ve bu bilgi eksikliğinin kast veya ağır ihmallerinden kaynaklanmadığını ispatlayan kişiler sorumlu olmaz.”

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.62/2 (ilk cümle)

“Kurul, bu Kanun hükümlerine tabi kuruluşların bilgi sistemleri denetimi, derecelendirme ve değerleme faaliyetlerinin güvenli ve bağımsız şekilde yürütülmesi ve bunu teminen kalite güvence sistemlerinin oluşturulması ile kamu yararını da gözetmek suretiyle uluslararası standartlara uyumunun sağlanması amacıyla düzenleme, gözetim ve denetim yapar.”

Not: Metin, 6362 sayılı Kanunun güncel metninden alınmıştır. m.32’nin diğer fıkraları aşağıda ilgili başlıklarda ele alınmıştır.

Borçlanma araçlarının yatırımcılara satışına çoğu zaman aracı kurumlar aracılık eder; ihraççının ödeme gücüne ilişkin not ise ayrıca bağımsız bir derecelendirme kuruluşu tarafından verilir. Bu kuruluşların yer aldığı sistemin genel çerçevesi için sermaye piyasası hukuku yazımıza bakabilirsiniz.

Derecelendirme Kuruluşu Nedir ve Kredi Derecelendirme Kuruluşunun Sorumluluğu Neden Önemlidir?

Derecelendirme kuruluşları, bir işletmenin veya bir sermaye piyasası aracının risk durumunu bağımsız ve tarafsız bir şekilde değerlendirerek bunu harf veya rakamla ifade edilen bir notla açıklayan kuruluşlardır. SPKn m.35/1-c, “sermaye piyasasında faaliyette bulunacak bağımsız denetim, değerleme ve derecelendirme kuruluşları”nı sermaye piyasası kurumları arasında sayar. Dolayısıyla derecelendirme kuruluşları, SPK‘nın düzenleme ve denetimine tabi sermaye piyasası kurumlarıdır.

Sermaye piyasasında derecelendirme faaliyeti iki ana türe ayrılır:

  • Kredi derecelendirmesi: İşletmelerin risk durumunun ve ödeme gücünün ya da ihraç ettikleri borçlanma araçlarının anapara ve faiz yükümlülüklerini vadesinde karşılayabilme kapasitesinin değerlendirilmesidir.
  • Kurumsal yönetim ilkelerine uyum derecelendirmesi: Şirketin kurumsal yönetim ilkelerine ne ölçüde uyduğunun pay sahipleri, kamuyu aydınlatma ve şeffaflık, menfaat sahipleri ve yönetim kurulu başlıkları altında ayrı ayrı notlandırılmasıdır.

Bu yazının konusu kredi derecelendirmesidir. Ancak aşağıda anlatılan sorumluluk ilkeleri, kurumsal yönetim derecelendirmesi yapan kuruluşlar için de büyük ölçüde geçerlidir.

Derecelendirme notunun kullanıldığı başlıca işlemler

Kredi derecelendirme notu sermaye piyasasında birçok işlemde ya zorunlu ya da fiilen belirleyicidir:

  • Borçlanma aracı ihraçları: Borçlanma araçlarının ihracında, özellikle bono ve tahvillerin nitelikli yatırımcılara satışında, ihraççının notu yatırım kararının temel unsurlarından biridir. Not, ihraç belgesi veya izahname ile birlikte yatırımcılara sunulur.
  • Halka arzlar: Notun izahnamede yer alması halinde, derecelendirme raporu kamuyu aydınlatma belgesinin bir parçası haline gelir.
  • Yatırım fonları: Fon portföylerine alınacak özel sektör borçlanma araçlarının seçiminde ve risk sınırlarının belirlenmesinde notlar kullanılır.
  • Merkezi karşı taraf: SPKn m.78/5, Kurulun merkezi karşı taraf hizmeti verecek kuruluştan gerekli görmesi halinde “kredi derecelendirmesi yapılmasını talep etmeye” yetkili olduğunu düzenler.
  • Bankacılık: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), sermaye yeterliliği hesaplamalarında yetkilendirdiği kuruluşların notlarını risk ağırlıklarıyla eşleştirir. BDDK’nın 10.09.2020 tarihli ve 9133 sayılı kararıyla, bankacılık sektöründeki toplam riski belirli bir eşiğin üzerinde olan şirketlerin kredi kullanabilmesi için yetkili bir derecelendirme kuruluşundan not alması şartı getirilmiştir.

Bu kadar geniş bir kullanım alanı, notun yalnızca müşteriyi değil, notu gören ve ona güvenen geniş bir yatırımcı kitlesini etkilediği anlamına gelir. Kredi derecelendirme kuruluşunun sorumluluğu, tam olarak bu güvenin korunmasına hizmet eder.

Derecelendirme notu bir görüş müdür, bir bilgi midir?

Derecelendirme kuruluşları sıklıkla notun yalnızca geleceğe ilişkin bir “görüş” olduğunu, bir yatırım tavsiyesi veya ödeme garantisi olmadığını savunur. Bu savunma kısmen doğrudur: Not, ihraççının kesinlikle ödeme yapacağını garanti etmez ve düşük olasılıklı bir temerrüdün gerçekleşmesi tek başına notun hatalı olduğunu göstermez. Ancak SPKn m.63, derecelendirme kuruluşlarını “düzenledikleri raporlarda yer alan yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgiler” nedeniyle sorumlu tutar. Notun dayandığı mali analiz, verilerin seçimi, olumsuz göstergelerin değerlendirilip değerlendirilmediği ve metodolojiye uyum, denetlenebilir olgulardır. Sorumluluk tartışması da genellikle notun kendisinden çok bu olgular üzerinde yoğunlaşır.

Derecelendirme Kuruluşlarının Yetkilendirilmesi ve Faaliyet İlkeleri

SPKn m.62/2’nin ikinci cümlesine göre derecelendirme kuruluşlarının “yetkilendirilmesi, yönetici ve çalışanlarının lisanslanması ve bu kuruluşlar hakkındaki sicil bilgileri ile bu bilgilerin kamuya açıklanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından belirlenir.” SPKn m.128/1-c de Kurula derecelendirme faaliyetine ilişkin şartları ve çalışma esaslarını belirleme ve bu şartları taşıyanları listeler halinde ilan etme görevini verir.

Bu yetkiye dayanan temel düzenleme, Sermaye Piyasasında Derecelendirme Faaliyeti ve Derecelendirme Kuruluşlarına İlişkin Esaslar Tebliği’dir (Seri: VIII, No: 51; RG 12.07.2007, 26580). Tebliğ birçok kez değiştirilmiştir. SPK’nın tanıtım rehberine göre tebliğin öngördüğü başlıca esaslar şunlardır:

  • Ayrı yetkilendirme: Kredi derecelendirmesi ve kurumsal yönetim derecelendirmesi için ayrı yetki alınır; aynı kuruluş ayrı bir organizasyon kurmak şartıyla iki faaliyeti birlikte yürütebilir.
  • Organizasyon ve personel: Yeterli organizasyon, teknik donanım ve kayıt düzeni ile her faaliyet için belirli sayıda uzman ve komite üyesi bulundurulması gerekir. Kuruluş bir derecelendirme metodolojisi, iç kontrol sistemi ve ahlaki davranış kuralları yönergesi hazırlar ve bir kontrolör görevlendirir.
  • Uluslararası kuruluşlar: Kurul, faaliyet kapsamı, müşterileri ve kredibilitesi gibi kriterlere göre uluslararası derecelendirme kuruluşlarını listeye alabilir; bu kuruluşların Türkiye’de temsilci bulundurması gerekir.
  • Bağımsız denetimden geçmiş bilgi: Derecelendirmede müşterinin sunduğu bilgilerin yanında bağımsız denetimden geçmiş finansal bilgiler esas alınır. Bu bilgilerin hazırlanma ve denetlenme kuralları için finansal raporlama ve bağımsız denetim yazımıza bakabilirsiniz.
  • Kamuya açıklama: Notlar güncelleme zamanı ve gerekli bilgilerle birlikte kamuya ücretsiz olarak açıklanır; metodoloji, süreç ve varsayımlar ile geçmiş temerrüt oranları da kamuya açıklanır.
  • Not açıklamaktan kaçınma yasağı: Kuruluş, olumsuz bir notu açıklamamak için derecelendirme çalışmasını sona erdiremez.
  • Reklam ve gizlilik: Kuruluşlar reklam ve iş önerme yasağına ve sır saklama yükümlülüğüne tabidir.

Bağımsızlık ve tarafsızlık

Derecelendirme sektörünün en tartışmalı yönü, notu talep eden ve ücretini ödeyen tarafın çoğu zaman notlanan ihraççının kendisi olmasıdır. Bu “ihraççı öder” modeli, kuruluşu müşterisini memnun etmek için notu yüksek tutmaya yöneltebilecek yapısal bir çıkar çatışması doğurur. Tebliğ bu riske karşı tarafsızlık, bağımsızlığın sağlanması ve çıkar çatışmalarından kaçınılması ile bağımsızlığın ortadan kalkmış sayılacağı durumlar başlıkları altında ayrıntılı kurallar öngörür. Bağımsızlığı zedeleyen bir durum ortaya çıktığında Kurula bilgi verilmesi gerekir.

Bağımsızlık kurallarına aykırılık, sorumluluk davasında kusurun ve özellikle ağır ihmalin ispatında güçlü bir delil olarak kullanılabilir. Örneğin kuruluşun aynı ihraççıya derecelendirme dışında danışmanlık hizmeti vermesi, derecelendirme uzmanının ihraççıyla ilişkili olması veya notun ücret ilişkisinden etkilendiğine dair yazışmalar, notun tarafsız olmadığı iddiasını destekler. Bağımsızlık kurallarının denetim alanındaki karşılığı için bağımsız denetim kuruluşlarının yetkilendirilmesi yazımıza bakabilirsiniz.

Kredi Derecelendirme Kuruluşunun Sorumluluğunda Sorumlu Kişiler

SPKn m.63 sorumluluğu kuruluşa yükler. Bununla birlikte derecelendirme tebliği, mevzuata aykırı yapılan derecelendirme nedeniyle müşteri ve üçüncü kişilerin uğradığı zararlardan kuruluşun, ilgili derecelendirme uzmanlarının ve derecelendirme komitesi üyelerinin müteselsilen sorumlu olduğunu öngörür. Bu düzenleme, sorumluluğu yalnızca tüzel kişiyle sınırlamayıp notun belirlenmesinde fiilen rol alan gerçek kişilere de uzatır.

Sorumluluk zincirinde yer alabilecek kişiler şöyle özetlenebilir:

KişiSorumluluğun dayanağıAçıklama
Derecelendirme kuruluşuSPKn m.63, m.10/2, m.32/2; tebliğRaporun ve notun asıl sorumlusudur.
Derecelendirme uzmanlarıTebliğ; TBK m.49Analizi yapan ve raporu hazırlayan uzmanlardır.
Derecelendirme komitesi üyeleriTebliğ; TBK m.49Notu karara bağlayan komitenin üyeleridir.
İhraççı ve yöneticileriSPKn m.10/1, m.32/1Kuruluşa gerçeğe aykırı bilgi verilmişse birlikte sorumlu olabilirler.
Bağımsız denetim kuruluşuSPKn m.63 ilk cümleNota esas alınan finansal tablolar hatalı denetlenmişse sorumlu olabilir.

Uygulamada derecelendirme kuruluşu, notun ihraççının sunduğu ve bağımsız denetimden geçmiş finansal tablolara dayandığını, bu tablolardaki hileden kendisinin sorumlu tutulamayacağını savunur. Bu savunma, kuruluşun tabloları eleştirel bir gözle inceleyip incelemediğine göre değerlendirilir. Finansal tablolardaki hata açık ve kolayca görülebilir nitelikteyse, kuruluşun bunu nota yansıtmaması kendi kusurunu oluşturur. Bağımsız denetçinin bu konudaki sorumluluğu için bağımsız denetim kuruluşlarının hukuki sorumluluğu yazımıza bakabilirsiniz.

Kuruluşun müşteriye ve üçüncü kişilere karşı sorumluluğu

Derecelendirme kuruluşu ile notlanan şirket arasında bir derecelendirme sözleşmesi bulunur. Şirketin kuruluşa karşı talepleri bu sözleşmeye dayanır. Yatırımcılar ise kuruluşla sözleşme ilişkisi içinde değildir. Onlar bakımından sorumluluğun dayanağı SPKn m.63 ile m.10 ve m.32 kapsamındaki kanuni sorumluluk ve genel haksız fiil hükümleridir. Tebliğin sorumluluk düzenlemesi de açıkça “üçüncü kişiler”i kapsar. Bu nedenle yatırımcının kuruluşla sözleşmesinin olmaması, tazminat talebine engel değildir.

Kredi Derecelendirme Kuruluşunun Sorumluluğunun Şartları

Kredi derecelendirme kuruluşunun sorumluluğu için genel tazminat hukukunun şartları aranır. Ancak SPKn m.32, kamuyu aydınlatma belgelerine dayanan taleplerde bu şartları yatırımcı lehine düzenler.

1. Hukuka aykırılık: yanlış, yanıltıcı veya eksik rapor

İlk şart, derecelendirme raporunda yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgi bulunması ya da derecelendirmenin mevzuata aykırı yapılmasıdır. Bu, şu şekillerde ortaya çıkabilir:

  • Şirketin olumlu yönleri öne çıkarılırken borçluluk, likidite sıkıntısı veya ilişkili taraf alacakları gibi olumsuz göstergelerin dikkate alınmaması,
  • Kuruluşun kendi metodolojisinde öngörülen analizlerin yapılmaması ve yalnızca yüzeysel bir mali yapı analiziyle yetinilmesi,
  • Çelişkili finansal tabloların veya kamuya açık olumsuz bilgilerin göz ardı edilmesi,
  • Bağımsızlığı ortadan kaldıran bir ilişkiye rağmen derecelendirmeye devam edilmesi,
  • Koşullar değiştiği halde notun zamanında güncellenmemesi.

2. Kusur

SPKn m.32/3’e göre kamuyu aydınlatma belgelerinde yer alan bilgilerin yanlış, yanıltıcı veya eksik olduğundan haberdar olmadığını ve bunun kast veya ağır ihmalinden kaynaklanmadığını ispatlayan kişi sorumlu olmaz. Bu hüküm ispat yükünü tersine çevirir: Kusursuzluğunu ispat etmesi gereken taraf derecelendirme kuruluşudur. Ancak hüküm, kuruluşun yalnızca kast ve ağır ihmalden sorumlu olacağı şeklinde de yorumlanabilir. Bu nedenle kuruluşun basit bir hatası, m.32 kapsamında sorumluluk doğurmayabilir. Derecelendirme kuruluşu profesyonel bir uzman olduğundan, ondan beklenen özen ölçüsü yüksektir ve uzmanlık alanındaki temel bir analizin hiç yapılmaması genellikle ağır ihmal olarak değerlendirilir.

3. Zarar

Yatırımcının zararı genellikle temerrüde düşen borçlanma aracının ödenmeyen anapara ve faiz tutarıdır. İkincil piyasada not değişikliği sonrasında düşük fiyattan satış yapılmışsa, alış fiyatı ile satış fiyatı arasındaki fark da zarar olarak ileri sürülebilir. Zarar hesabında ihraççının iflas veya konkordato masasından yapılan ödemeler mahsup edilir.

4. İlliyet bağı

En tartışmalı şart illiyet bağıdır. SPKn m.32/4, yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgi içeren izahnamenin geçerlilik süresi boyunca ve diğer kamuyu aydınlatma belgelerinin açıklanmasından hemen sonra yapılan işlemlerde, gerçeğe uygun bilginin ortaya çıkmasından hemen sonra zarar doğması halinde illiyet bağının kurulmuş sayılacağını öngörür. Bu bir kanuni karinedir. Buna karşılık m.32/5 tazminat talebinin reddedileceği halleri sayar: alım veya satımın kamuyu aydınlatma belgesine dayanmaması, belgedeki bilgilerin yanlış olduğunun bilinmesine rağmen işlem yapılması, düzeltmenin yatırım kararından önce ilan edilmiş olması ve bilgiler doğru olsaydı dahi zararın doğacak olması. Bu kurallar, kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan tazminat yazımızda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Derecelendirme raporu bakımından illiyet bağının kurulmasında iki nokta önemlidir. Birincisi, yatırımcının yatırım kararını verirken notu gerçekten dikkate almış olmasıdır. İkincisi, notun ve raporun tarihi ile yatırımın tarihi arasındaki ilişkidir. Not, yatırımdan uzun süre önce verilmiş ve arada güncellenmişse veya yatırımcı notun geçerlilik süresi dolduktan sonra işlem yapmışsa, illiyet bağının kurulması zorlaşır.

Yargı Kararlarında Kredi Derecelendirme Kuruluşunun Sorumluluğu

Türkiye’de doğrudan derecelendirme kuruluşuna karşı açılmış ve esastan sonuçlanmış tazminat davalarına ilişkin yayımlanmış karar sayısı sınırlıdır. Bununla birlikte borçlanma aracı temerrütlerine ilişkin davalarda derecelendirme raporlarının nasıl değerlendirildiğini gösteren kararlar bulunmaktadır.

Olumsuz yönleri dikkate almayan derecelendirme raporu

İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 16.12.2021 tarihli ve E.2016/383, K.2021/917 sayılı kararı (ilk derece mahkemesi kararı) halka arz edilmeksizin nitelikli yatırımcılara satılan bonolara ilişkindir. İhraççı şirket, bonoların satışından yaklaşık bir ay sonra borca batık olduğunu bildirerek iflasın ertelenmesini talep etmiş ve bonolar vadesinde ödenmemiştir. Dosyaya alınan bilirkişi raporu, SPK Denetleme Dairesi’nin inceleme raporundaki tespitleri aktarmıştır. Bu tespitlere göre ihraççının finansal tabloları gerçeği yansıtmamış, şirket aynı döneme ilişkin iki farklı bağımsız denetim raporu almış ve SPK’ya yalnızca finansal durumunu iyi gösteren raporu sunmuştur.

Derecelendirme raporu bakımından inceleme raporunun tespiti şöyledir: Bir yıl geçerli olduğu belirtilen derecelendirme raporunda “şirketin pozitif yönlerinin dikkate alınarak derecelendirme notunun yükseltilmesine rağmen negatif yönlerinin dikkate alınmaması ve mali yapı analizi dışında detaylı çalışmaların bulunmadığı” belirlenmiştir. Davalılardan birinin cevap dilekçesinde aktarıldığına göre SPK, mevzuata aykırı derecelendirme faaliyetleri nedeniyle derecelendirme kuruluşunun faaliyetlerini iki yıl süreyle askıya almıştır.

Davada derecelendirme kuruluşu davalı değildir. Mahkeme, ihraç belgesinin yanlış ve yanıltıcı bilgi içerdiğini ve geçerlilik süresi içinde bonoları alan yatırımcıların zarara uğradığını kabul ederek ihraççıya karşı talebi m.32/4 kapsamında kabul etmiştir. Satışa aracılık eden yatırım kuruluşuna karşı talebi ise reddetmiştir. Ret gerekçesinde, bu kuruluşun ihraç belgesini imzalamadığı ve “kamuyu aydınlatma belgelerinde yer alan veya bu belgelere dayanak olmak üzere hazırlanan raporları hazırlayan bağımsız denetim, derecelendirme ve değerleme kuruluşlarından da olmadığı” belirtilmiştir. Bu gerekçe, ters yönden okunduğunda önemlidir: Mahkeme, derecelendirme kuruluşlarını m.32/2 kapsamında sorumlu olabilecek kişiler arasında açıkça saymaktadır. Bu olayda yatırımcılar derecelendirme kuruluşunu da davalı olarak gösterseydi, SPK tespitleri ışığında kuruluşun m.32/2 ve m.63 kapsamındaki sorumluluğu tartışılabilirdi.

Temerrüt günü yapılan not revizyonu ve illiyet bağı

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin 20.11.2025 tarihli ve E.2022/1433, K.2025/1910 sayılı kararı, temerrüde düşen bir şirketin tahvillerini satın alan yatırımcının bağımsız denetim kuruluşuna karşı açtığı davaya ilişkindir. Karara göre tahvillerin ilk ödenemediği gün, ihraççının derecelendirmesini yapan kuruluş da Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda şirketin notunun temerrüt seviyesine revize edildiğini açıklamıştır. Daire, şirketin dava konusu tahvillerin ihraç edildiği tarihlerde temerrüdünün bulunmadığını, önceki tahvillerini ödediğini ve kurum raporlarında davalının denetim raporları hakkında olumsuz bir tespit bulunmadığını belirterek, zarar ile denetim raporları arasında m.32 anlamında illiyet bağı bulunmadığına karar vermiş ve istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bu karar bağımsız denetim kuruluşuna ilişkin olsa da derecelendirme kuruluşları için iki ders içerir. Birincisi, notun temerrüdün gerçekleştiği gün revize edilmesi, notun daha önce gerçeği yansıtıp yansıtmadığı sorusunu gündeme getirir. Not temerrütten hemen önceki dönemde yatırım yapılabilir seviyede tutulmuşsa, kuruluşun bozulan göstergeleri zamanında fark edip etmediği sorgulanır. İkincisi, mahkemeler zararın doğduğu tarih ile raporun tarihini ve kapsadığı dönemi karşılaştırarak illiyet bağını sıkı bir şekilde incelemektedir. Yatırımcının hangi rapora, hangi tarihte güvendiğini somut olarak ortaya koyması gerekir.

Denetim alanındaki kararlardan çıkarılabilecek ölçütler

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 30.03.2022 tarihli ve E.2020/2800, K.2022/1061 sayılı kararına konu olayda, tahvil ihraç ederek yatırımcılara borçlanan bir şirketin iflas sürecine girmesi üzerine, şirketin finansal tablolarını denetleyen bağımsız denetçiye stokların denetiminde uygun teknikleri kullanmadığı gerekçesiyle üst sınırdan idari para cezası verildiği görülmektedir. Kararın yalnızca ilgili bölümü incelenmiştir. Bu tür idari kararlar, aynı ihraca ilişkin derecelendirme raporunun güvenilirliğinin de tartışılmasına zemin hazırlar. Değerleme kuruluşlarına ilişkin benzer ölçütler için bağımsız değerleme kuruluşunun sorumluluğu yazımıza bakabilirsiniz.

Notun İzlenmesi ve Güncellenmemesinden Doğan Sorumluluk

Derecelendirme notu bir kez verilip bırakılan bir değerlendirme değildir. Tebliğ, notun düzenli aralıklarla gözden geçirilmesini ve koşullar değiştiğinde güncellenmesini öngörür. Borsada işlem gören ihraççılarda not bilgileri ilgili borsaya ve Kurula, uygulamada kamuyu aydınlatma sistemi üzerinden KAP’a bildirilir. Bu bildirim kısa sürelere bağlanmıştır.

Notun güncellenmemesi, sorumluluk bakımından en az hatalı not vermek kadar önemlidir. Bir ihraççının mali durumu hızla bozulurken notun eski seviyede tutulması, yatırımcıların ikincil piyasada yanlış fiyattan alım yapmasına yol açabilir. Bu durumda yatırımcı, notun güncellenmesi gereken tarih ile kendi yatırım tarihini karşılaştırarak zararını ileri sürebilir. İhraççının ödeme güçlüğüne ilişkin özel durum açıklaması yapılmasına rağmen notun güncellenmemesi, kuruluşun kusurunu gösteren güçlü bir delildir.

Derecelendirme çalışmasının sona erdirilmesi de özel kurallara tabidir. Kuruluş, olumsuz bir notu açıklamaktan kaçınmak amacıyla çalışmaya son veremez; sona erdirme halinde de açıklama yükümlülükleri uygulanır. Bir ihraççının notunun, mali durumu bozulduğu sırada sessizce geri çekilmesi, yatırımcı bakımından notun düşürülmesine benzer bir bilgi değeri taşır.

Borçlanma aracı sahiplerinin toplu hareketi

Temerrüt sonrasında yatırımcıların ihraççıya ve diğer sorumlulara karşı ortak hareket etmesi, ispat ve masraf açısından avantaj sağlar. Bu konuda borçlanma aracı sahipleri kurulu yazımıza bakabilirsiniz. Kurul, temerrüt halinde yatırımcıların haklarını kollektif olarak takip etmek için kullanılabilecek bir yapıdır ve derecelendirme kuruluşuna karşı açılacak bir davanın hazırlanmasında da belge ve bilgi toplanmasını kolaylaştırabilir.

Sorumluluk Sınırlaması ve Mesleki Sorumluluk Sigortası

Derecelendirme raporları genellikle notun bir yatırım tavsiyesi olmadığını, kuruluşun müşterinin verdiği bilgilerin doğruluğunu garanti etmediğini ve rapora dayanılarak yapılan işlemlerden sorumlu olmadığını belirten ifadeler içerir. Bu ifadelerin hukuki etkisi sınırlıdır.

  • SPKn m.32/7: Kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan sorumluluğu hafifleten ya da kaldıran anlaşmalar, hüküm veya ifadeler geçersizdir. İzahname veya ihraç belgesine dayanak olan bir derecelendirme raporundaki sorumsuzluk kaydı, yatırımcılara karşı ileri sürülemez.
  • TBK m.115: Ağır kusurdan sorumlu olunmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür. Uzmanlık gerektiren bir hizmette hafif kusurdan sorumsuzluk kaydı da hâkim tarafından hükümsüz sayılabilir.
  • Müşteriye karşı sınırlamalar: Derecelendirme sözleşmesinde müşteriyle kararlaştırılan sınırlamalar, yalnızca sözleşme tarafları arasında ve TBK’nın sınırları içinde geçerli olabilir.

Tebliğ, derecelendirme faaliyetinde bulunabilmek için mesleki sorumluluk sigortası yaptırılmasını zorunlu kılar. Sigorta, tazminat alacağının tahsil edilebilirliğini artırır. Zarar gören yatırımcı, sigorta poliçesinin kapsamını ve limitini öğrenerek sigortacıya da başvurabilir. Ancak büyük tutarlı ihraçlarda sigorta limiti toplam zararı karşılamayabilir; bu durumda kuruluşun kendi malvarlığına ve sorumlu uzmanlara başvurulması gündeme gelir.

Derecelendirme Kuruluşlarına Uygulanan İdari Yaptırımlar

Derecelendirme faaliyeti SPK’nın gözetim ve denetimine tabidir. Kurul her türlü bilgi ve belgeyi isteyebilir; kuruluşlar derecelendirme raporlarını ve çalışma belgelerini uzun süre saklamakla yükümlüdür. Tebliğ, başvuru koşullarının kaybedilmesi, faaliyet ilkelerinin ihlali, bildirim yükümlülüğüne aykırılık veya bilgi ve belge taleplerinin yerine getirilmemesi hallerinde idari para cezası uygulanabileceğini ya da kuruluşun listeden çıkarılabileceğini öngörür. Kurul, yalnızca ilgili kontrolörün, komite üyesinin veya uzmanın faaliyette bulunmasını da yasaklayabilir.

Bu yaptırımlar, SPKn kapsamındaki genel idari para cezası rejimiyle birlikte uygulanır. Ayrıntılar için SPK idari para cezası yazımıza bakabilirsiniz. Derecelendirme kuruluşu veya uzmanı hakkında verilen yaptırım kararına karşı idari yargı yolu açıktır; bu süreç SPK idari para cezası iptal davası yazımızda anlatılmıştır.

İdari kararın tazminat davasına etkisi

SPK’nın derecelendirme kuruluşu hakkında yaptırım uygulaması veya inceleme raporunda kuruluşun mevzuata aykırı davrandığını tespit etmesi, hukuk mahkemesini bağlamaz. Ancak uzman bir kamu otoritesinin tespiti olduğundan, bilirkişi incelemesinde ve mahkemenin kusur değerlendirmesinde çok önemli bir delildir. Yukarıda anılan İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında bilirkişi raporunun büyük ölçüde SPK inceleme raporuna dayandığı görülmektedir. Yatırımcı, SPK’nın inceleme raporunun dosyaya getirtilmesini talep etmelidir. SPK’nın inceleme süreci için SPK denetim raporu yazımıza bakabilirsiniz.

Cezai sorumluluk ihtimali

Derecelendirme raporundaki hatanın ihraççı yöneticileriyle birlikte bilerek yapılması halinde, olay yalnızca hukuki sorumluluk değil, cezai sorumluluk da doğurabilir. Gerçeğe aykırı bilgilerle borçlanma aracı satılması, olayın niteliğine göre dolandırıcılık veya piyasa dolandırıcılığı suçu kapsamında değerlendirilebilir. Ceza soruşturmasında elde edilen deliller, tazminat davasında da kullanılabilir.

Kredi Derecelendirme Kuruluşunun Sorumluluğunda Dava Süreci ve Zamanaşımı

Derecelendirme kuruluşuna karşı açılacak tazminat davasında görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Para alacağına ilişkin ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.

Zamanaşımı

Zamanaşımı süresi talebin dayanağına göre değişir:

DayanakSüreNot
SPKn m.32Zararın doğduğu tarihten itibaren 6 aym.32/6; kısa ve kritik bir süredir.
Haksız fiil (TBK m.72)Öğrenmeden itibaren 2 yıl, her halde 10 yılFiil suç oluşturuyorsa ceza zamanaşımı uygulanabilir.
Sözleşme (müşteri için)Genel sürelerDerecelendirme sözleşmesine dayanan talepler.

İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında davacıların talebi m.32’nin yanında TBK m.49 vd. haksız fiil hükümlerine ve TTK’daki basiretli tacir özenine de dayandırılmış; mahkeme dava tarihinde genel zamanaşımı süresinin geçmediğini belirterek zamanaşımı itirazını reddetmiştir. Bu, talebin birden fazla dayanağa birlikte bağlanmasının pratik önemini göstermektedir.

Delillerin toplanması

Kredi derecelendirme kuruluşunun sorumluluğuna ilişkin davada toplanması gereken başlıca deliller şunlardır:

  • Derecelendirme raporu, not açıklamaları ve not tarihçesi (KAP ve kuruluşun internet sitesi),
  • Kuruluşun yayımlanmış derecelendirme metodolojisi,
  • İhraç belgesi veya izahname ile bunlarda nota yapılan atıflar,
  • Yatırımcının yatırım kararında nota dayandığını gösteren belgeler (aracı kurum sunumları, yazışmalar, yatırım komitesi kararları),
  • SPK inceleme raporları ve kuruluş hakkında verilmiş yaptırım kararları,
  • İhraççının bağımsız denetim raporları ve özel durum açıklamaları,
  • Kuruluşun bağımsızlığına ilişkin bilgiler: ihraççıyla diğer ticari ilişkiler, ücret yapısı.

Davada bilirkişi heyetinin finans, derecelendirme metodolojisi ve sermaye piyasası mevzuatı alanlarında uzman kişilerden oluşması önemlidir. Notun metodolojiye uygun verilip verilmediği, ancak bu alanda uzman bir bilirkişi tarafından değerlendirilebilir.

Kimler dava açabilir?

Notlanan şirket, sözleşmeye dayanarak dava açabilir. Borçlanma aracını ihraçta veya ikincil piyasada satın alan yatırımcılar, kanuni sorumluluk ve haksız fiil hükümlerine dayanarak dava açabilir. Portföyüne bu araçları alan yatırım fonları adına fonun kurucusu da dava açabilir; fon yatırımcılarının durumu için yatırım fonu katılma payı yazımıza bakabilirsiniz. Halka arz edilmeksizin yapılan satışlarda yatırımcıların çoğu nitelikli yatırımcıdır; bu durum özen beklentisini değiştirmez, ancak yatırımcının kendi analizini yapma yükümlülüğü bakımından müterafik kusur tartışmasına yol açabilir. Bu tür ihraçların kuralları için halka arz edilmeksizin ihraç yazımıza bakabilirsiniz.

Bir örnek

Bir faktoring şirketi nitelikli yatırımcılara bono ihraç etmektedir. Derecelendirme kuruluşu, ihraçtan iki ay önce şirkete yatırım yapılabilir seviyede bir not vermiştir. Raporda şirketin büyüme hızı ve kârlılığı ayrıntılı olarak anlatılmış, ancak alacaklarının önemli bir kısmının şirket ortaklarıyla ilişkili bir inşaat şirketinden olduğu ve bu alacağın teminatsız olduğu hiç değerlendirilmemiştir. Bono vadesinde ödenmez ve kuruluş, temerrüt günü notu temerrüt seviyesine indirir. Bonoyu ihraçta satın alan yatırımcı, ihraç belgesinde nota yapılan atfı ve kendi yatırım komitesinin notu esas alan kararını delil olarak sunarak kuruluşa karşı m.32/2 ve m.63 kapsamında dava açabilir. Kuruluşun ilişkili taraf riskini metodolojisine rağmen hiç incelememesi, ağır ihmal iddiasının merkezinde yer alır. Yatırımcının dikkat etmesi gereken en önemli nokta, m.32/6’daki altı aylık sürenin temerrüt tarihinden itibaren işlemeye başlayabileceğidir.

Kredi Derecelendirme Kuruluşunun Sorumluluğu Hakkında Sık Sorulan Sorular

Kredi derecelendirme kuruluşunun sorumluluğu nedir?

Derecelendirme kuruluşunun verdiği not ve hazırladığı rapordaki yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgiler nedeniyle müşterisine ve nota güvenen yatırımcılara verdiği zararı tazmin yükümlülüğüdür.

Bu sorumluluğun kanuni dayanağı nedir?

SPKn m.63, m.10/2 ve m.32/2 ile SPK’nın derecelendirme tebliğidir. Genel haksız fiil hükümleri de uygulanabilir.

Temerrüde düşen bir şirkete yüksek not verilmesi tek başına sorumluluk doğurur mu?

Hayır. Not bir ödeme garantisi değildir. Sorumluluk için notun dayandığı analizin hatalı, eksik veya mevzuata aykırı olduğunun ortaya konması gerekir.

Yatırımcının kuruluşla sözleşmesi olmaması dava açmasına engel midir?

Hayır. Sorumluluk kanundan doğar ve tebliğ üçüncü kişileri de açıkça kapsar.

Derecelendirme uzmanları da sorumlu mudur?

Evet. Tebliğe göre kuruluş, ilgili uzmanlar ve komite üyeleri müteselsilen sorumludur.

İspat yükü kimdedir?

m.32/3’e göre kast veya ağır ihmalinin bulunmadığını ispat yükü derecelendirme kuruluşundadır. Yatırımcı ise raporun yanlış veya eksik olduğunu ve zararını ortaya koymalıdır.

Raporlardaki sorumsuzluk kayıtları geçerli midir?

Kamuyu aydınlatma belgesine dayanak olan raporlarda m.32/7 uyarınca yatırımcılara karşı geçersizdir. Ağır kusurdan sorumsuzluk kaydı da TBK m.115’e göre hükümsüzdür.

Notun güncellenmemesi sorumluluk doğurur mu?

Evet. Koşullar değiştiği halde notun güncellenmemesi, bu süre içinde yatırım yapan yatırımcılar bakımından sorumluluk doğurabilir.

Derecelendirme kuruluşlarının sigortası var mıdır?

Evet. Mesleki sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.

SPK hangi yaptırımları uygulayabilir?

İdari para cezası, kuruluşun listeden çıkarılması ve ilgili kontrolör, uzman veya komite üyesinin faaliyetten men edilmesi.

Zamanaşımı süresi nedir?

m.32’ye dayanan taleplerde altı ay; haksız fiilde iki ve on yıl; sözleşmeye dayanan taleplerde genel süreler uygulanır.

Hangi mahkemede dava açılır?

Asliye ticaret mahkemesinde. Para alacağı taleplerinde önce arabulucuya başvurulmalıdır.

Sonuç

Kredi derecelendirme kuruluşunun sorumluluğu, borçlanma aracı piyasasında yatırımcıların ihraççının ödeme gücüne ilişkin bağımsız bir değerlendirmeye duyduğu güveni korur. SPKn m.63, m.10/2 ve m.32/2 ile SPK’nın derecelendirme tebliği, derecelendirme kuruluşunu, uzmanlarını ve komite üyelerini müşterilere ve nota güvenen üçüncü kişilere karşı sorumlu tutar. Yargı kararları ve SPK incelemeleri, olumsuz göstergeleri dikkate almayan veya yüzeysel bir analize dayanan derecelendirme raporlarının sorumluluk tartışmasının merkezinde yer aldığını, illiyet bağının ise rapor tarihi ile yatırım tarihi karşılaştırılarak sıkı biçimde incelendiğini göstermektedir. m.32’deki altı aylık zamanaşımı süresi nedeniyle temerrüt sonrasında hızlı hareket etmek büyük önem taşır.

Temerrüde düşen borçlanma araçlarından doğan zararlar, derecelendirme kuruluşlarına karşı tazminat davaları veya derecelendirme süreçlerinin sermaye piyasası mevzuatına uygunluğu konusunda destek almak için bir sermaye piyasası avukatı ile görüşebilirsiniz.

Yazar Avukat Fatih SEFER