Hukuki açıdan tahliye davasından vazgeçme, kullanılan yönteme göre farklı sonuçlar doğurur. Kiraya veren davadan feragat ederse aynı talebi aynı dava sebebiyle yeniden ileri sürmesi kesin hüküm engeline takılabilir. Davanın geri alınması için kiracının açık rızası gerekir; geri alma, davanın açılmamış sayılması sonucunu doğurur. Taraflar sulh olursa tahliye tarihi, kira borcu ve giderler anlaşmaya göre düzenlenebilir. Bu nedenle “davadan vazgeçtim” beyanının kapsamı, imzalanan belge ve mahkemeye yapılan açıklama belirleyicidir.
Hukuken tahliye davasından vazgeçme ne anlama gelir?
Kiraya verenin tahliye isteğini sürdürmemesi tek bir işlem değildir. Davanın geri alınması, davadan feragat, mahkeme huzurunda sulh, dava dışı uzlaşma ve icra takibindeki talebin geri çekilmesi birbirinden ayrılmalıdır. Bu yolların her biri, mevcut dosyanın nasıl sona ereceğini ve aynı uyuşmazlığın yeniden mahkemeye taşınıp taşınamayacağını etkiler.
| Hukuki işlem | Karşı tarafın rızası | Başlıca sonuç | Temel dayanak |
|---|---|---|---|
| Davadan feragat | Kural olarak gerekmez | Feragat edilen talep bakımından kesin hüküm gibi sonuç doğurur | HMK m.307, 309, 311 |
| Davanın geri alınması | Kiracının açık rızası gerekir | Davanın açılmamış sayılmasına karar verilir | HMK m.123 |
| Mahkeme huzurunda sulh | İki tarafın uyuşması gerekir | Dava, sulh edilen kapsamda sona erer; sulh kesin hüküm gibi sonuç doğurur | HMK m.313-315 |
| Dava dışı anlaşma | Tarafların anlaşması gerekir | Sözleşmesel sonuç doğurur; devam eden dava ayrıca usulüne uygun sonlandırılmalıdır | TBK m.26-27, 132; HMK m.313 vd. |
| İcra dosyasında talepten vazgeçme | İşlemin niteliğine göre değerlendirilir | Takip işlemlerini etkileyebilir; mahkemedeki dava ve maddi alacak kendiliğinden aynı kapsamda sona ermez | İİK ve ilgili usul hükümleri |
Önemli ayrım: Dava dosyasını takip etmemek, duruşmaya gitmemek veya kiracıyla sözlü olarak anlaşmak tek başına usulüne uygun feragat, geri alma veya sulh işlemi yerine geçmez. Beyanın içeriği ve hangi mercie sunulduğu açıklığa kavuşturulmalıdır.
Kiraya Veren Davadan Feragat Ederse Ne Olur?
Feragat, davacının dava dilekçesindeki talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. HMK m.307 bu işlemi tanımlar; HMK m.311 ise feragatin kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurduğunu belirtir. Bu nedenle kiraya verenin sırf mevcut dosyayı kapatmak amacıyla ve sonucunu öngörmeden feragat beyanında bulunması ciddi hak kaybı riski taşır.
Feragat nasıl yapılır ve ne zaman hüküm doğurur?
HMK m.309 uyarınca feragat dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Duruşmada açıklanan beyanın tutanağa usulüne uygun geçirilmesi önemlidir. Feragat karşı tarafın ve mahkemenin kabulüne bağlı değildir; kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Davacının yalnız tahliye talebinden mi, yoksa birlikte ileri sürdüğü kira alacağından da mı feragat ettiği açıkça gösterilmelidir.
Feragat hüküm kesinleşinceye kadar yapılabilir (HMK m.310). Hüküm verildikten sonra yapılan feragat için aynı maddenin ek karar mekanizması uygulanır. Hükmün kesinleşmesinden sonraki pazarlık veya icra aşamasındaki anlaşma ise bu usulî feragat yoluyla karıştırılmamalıdır.
Feragat edilen tahliye davası yeniden açılabilir mi?
Aynı taraflar arasında, aynı talebe ve aynı dava sebebine dayanan bir davanın yeniden açılması kural olarak mümkün değildir. HMK m.114/1-i kapsamında kesin hüküm dava şartıdır. Feragat, kiraya verenin bütün gelecek dönemler için kanundan kaynaklanan tahliye haklarından otomatik olarak vazgeçtiği anlamına da gelmez: sonradan ortaya çıkan farklı bir tahliye sebebi veya yeni maddi olgular varsa kesin hükmün kapsamı ayrıca incelenir. Buradan, her yeni kira yılında aynı eski sebebin sınırsız biçimde tekrar ileri sürülebileceği sonucu çıkarılmamalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 17.03.2014 tarihli, 2014/2775 E., 2014/3179 K. sayılı kararında, kira tespit davası bağlamında feragat üzerine “karar verilmesine yer olmadığı” şeklinde hüküm kurulması hatalı bulunmuş; feragat nedeniyle ret ve kesin hüküm etkisi açıklanmıştır. Karar doğrudan tahliye davasına değil kira tespitine ilişkin olmakla birlikte HMK’daki feragatin genel usulî niteliğini göstermektedir.
“İleride dava açmak üzere feragat ediyorum” demek yeterli midir?
Hayır. Feragat ile ileride aynı hakkı saklı tutma ifadeleri bir arada kullanıldığında beyanın gerçek hukuki niteliği tartışmalı hâle gelir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 21.06.2017 tarihli, 2017/11445 E., 2017/9439 K. sayılı kararında; erken açıldığı belirtilen bir tahliye davasında, ileride dava açma iradesini koruyan dilekçenin sırf “feragat” sözcüğünü içerdiği için HMK m.309 anlamında feragat sayılmaması gerektiği değerlendirilmiştir. Ancak bu karar, her çekinceli feragatin kendiliğinden geçerli bir geri alma sayılacağı anlamına gelmez. Beyanın anlamı, karşı tarafın rızası ve dosyanın önceki durumu birlikte incelenmelidir.
Davanın Geri Alınması Feragatten Nasıl Farklıdır?
Davanın geri alınmasında esas talepten kesin olarak vazgeçilmez; derdest dava usulî olarak sona erdirilir. HMK m.123’e göre davacı hüküm kesinleşinceye kadar ancak davalının açık rızasıyla davasını geri alabilir. Kiracı bu rızayı vermezse kiraya verenin tek taraflı geri alma isteği, feragatin sonuçlarını doğuran geçerli bir feragat beyanı olarak otomatik biçimde yorumlanmamalıdır.
Usulüne uygun geri alma hâlinde mahkeme davanın açılmamış sayılmasına karar verir. Bu karar feragatteki gibi uyuşmazlığın esası hakkında kesin hüküm oluşturmaz; buna karşılık geri alınan davanın yeniden açılabilmesi, tahliye sebebine özgü kanuni başvuru sürelerine, zamanaşımına ve diğer dava şartlarına bağlıdır. Geri alma, kaçırılan dava açma veya icraya başvurma süresini kendiliğinden canlandırmaz.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 06.02.2017 tarihli, 2017/605 E., 2017/1130 K. sayılı kararında, tahliye ve itirazın kaldırılması istemi hakkındaki davanın HMK m.123’e dayanılarak geri alındığı ve davalının bunu kabul ettiği tespit edilmiş; mahkemenin geri alma talebini ele alabilmesi için hüküm bozulmuştur. Bu karar, karşı tarafın açık rızasının pratik önemini gösterir.
Davacı kiraya verenin avukatının özel yetkisi gerekir mi?
HMK m.74 uyarınca avukatın davadan feragat etmesi, sulh olması, karşı tarafı ibra etmesi ve alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurması gibi işlemler açık özel yetki gerektirir. Vekâletnamedeki yetkinin kapsamı kontrol edilmeden imzalanan protokolün veya verilen beyanın dosyaya etkisi konusunda kesin sonuca varılmamalıdır. Geri alma işleminde ise ayrıca davalının HMK m.123 uyarınca açık rızası aranır.
Kiracı ile Sulh Olunursa Tahliye Davası Nasıl Sona Erer?
Mahkeme huzurunda sulh, tarafların görülmekte olan uyuşmazlığı tamamen veya kısmen anlaşarak sona erdirmesidir. HMK m.313’e göre sulhun kapsamı yalnız dava konusu ile sınırlı kalmayabilir; bağlantılı kira borcu, teslim tarihi veya giderler de anlaşmaya dâhil edilebilir. Feragatten farklı olarak sulh şarta bağlı düzenlenebilir. Ancak şartların açık ve uygulanabilir olması gerekir.
HMK m.315 uyarınca sulh ilgili davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Taraflar sulhe göre karar verilmesini isterse mahkeme sulh sözleşmesine göre hüküm kurar; böyle bir istem bulunmazsa karar verilmesine yer olmadığına karar verir. Özellikle belli tarihte tahliye kararlaştırılmışsa mahkeme hükmünün infaza elverişli ve açık düzenlenmesi önem taşır.
Sulh protokolünde hangi hususlar belirlenmelidir?
- Kiralananın açık adresi, bağımsız bölüm bilgisi ve tarafların kimlikleri.
- Kiracının tahliye ve anahtar teslimi için kararlaştırılan kesin tarih ve teslimin tutanakla nasıl belgeleneceği.
- Anlaşma tarihine kadar doğan kira alacakları, yan giderler, faiz ve varsa hangi borçların ibra edildiği.
- Tahliyeye kadar işleyecek kullanım veya kira bedelinin miktarı, ödeme günü ve yöntemi.
- Güvence bedelinin ve taşınmazdaki hasar iddialarının nasıl değerlendirileceği.
- Hâlen açık dava ve icra dosyalarının hangilerinin hangi işlemle sona erdirileceği.
- Yargılama giderleri, mahkemenin hükmedeceği vekâlet ücreti ve taraflar arasındaki ücret düzenlemesinin kapsamı.
- Gecikme veya edimin yerine getirilmemesi durumunda izlenecek hukuki yolun, emredici hukuk kuralları gözetilerek nasıl belirlenmiş olduğu.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 03.12.2015 tarihli, 2015/409 E., 2015/10711 K. sayılı kararında kira borcunun ödenmesine yönelik bir sulh protokolünün kendiliğinden tahliye talebinden vazgeçme anlamına gelmediği vurgulanmıştır. Aynı kararda, sulh doğrultusunda hüküm isteniyorsa yalnız protokolü onaylamakla yetinmeyip infaza elverişli hüküm kurulması gerektiği ifade edilmiştir. Bu nedenle kira alacağından vazgeçme ile tahliye talebinden vazgeçme ayrı yazılmalıdır.
Mahkeme dışındaki sulh protokolü davayı otomatik bitirir mi?
Hayır. Tarafların avukatları veya tarafların kendileri arasında imzalanan dava dışı protokol, içeriği ve geçerlilik şartlarına göre bir özel hukuk sözleşmesi oluşturabilir. Ancak hâlen görülmekte olan davanın nasıl sona erdirileceği ayrıca usulüne uygun biçimde mahkemeye bildirilmelidir. Dava dışı anlaşmanın mahkeme içi sulh olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, mahkemeye sunuluşu ve taraf beyanlarıyla birlikte belirlenir. Davanın kendiliğinden düşeceği varsayımıyla sürelerin ve duruşmaların takip edilmemesi doğru değildir.
Arabuluculukta Tahliye Anlaşması Yapılması Aynı Şey midir?
Arabuluculuk anlaşması ile HMK m.313’teki mahkeme huzurunda sulh farklı usullerle ortaya çıkar. 6325 sayılı Kanun m.18/B, İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yoluyla tahliye hükümlerini istisna tutarak kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuğu düzenler. Bu genel çerçevenin ayrıntıları için kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk rehberine başvurulabilir.
6325 sayılı Kanun m.18/B kapsamında düzenlenen anlaşma belgesinin icra edilebilirlik şerhinin alınması zorunludur. Taşınmazla ilgili anlaşmalarda şerh, taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden alınır. Şerhin hangi talepleri kapsadığı ve icraya elverişlilik incelemesi ayrıca önem taşır. Tahliye tarihinin ve teslim yükümlülüğünün nasıl yazılması gerektiği için arabuluculukta tahliye anlaşması; şerh ve infaz ayrıntıları için kira arabuluculuk anlaşmasının icrası incelenebilir.
6325 sayılı Kanun m.18/5 uyarınca arabuluculuk faaliyeti sonunda üzerinde anlaşmaya varılan hususlarda yeniden dava açılamaz. Bu sonuç, kapsamı belirli bir anlaşma belgesi düzenlenmesini özellikle önemli kılar. Örneğin yalnız geçmiş kira borcunda anlaşmaya varılmışsa bu anlaşmanın gelecekteki bütün tahliye haklarını kapsadığı varsayılamaz.
Kiracı Davadan Sonra Evi Boşaltırsa Feragat Gerekir mi?
Kiracının dava devam ederken taşınmazı gerçekten tahliye edip kiraya verene teslim etmesi, tahliye talebini konusuz bırakabilir; feragat zorunlu değildir. Dava dosyasında taşınmazın boşaltıldığı, anahtarın teslim edildiği ve kiraya verenin fiilî hâkimiyeti geri aldığı hususları belgeyle ortaya konulmalıdır. Yalnız eşyaların taşınmış olması veya kiracının ayrıldığını söylemesi her durumda teslimi ispatlamaz.
Konusuz kalan tahliye isteminde mahkeme esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verebilir. Ancak dosyada ayrıca kira alacağı veya başka bağımsız talepler varsa bunlar devam edebilir. Konusuz kalma, feragat veya sulh ile aynı hukuki işlem değildir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 02.04.2015 tarihli, 2015/2352 E., 2015/3303 K. sayılı kararı bu ayrımın giderlere etkisini gösterir. Taşınmaz dava sırasında tahliye edilmiş olmasına rağmen Yargıtay, dava açılırken kiraya verenin ileri sürdüğü yeni malik ihtiyacının hukuken yerinde olup olmadığını incelemiş; giderler yönünden davacının otomatik olarak haklı kabul edilmesini isabetsiz bulmuştur.
Tahliye Davasında Feragat, Geri Alma ve Sulh Yargılama Giderlerini Nasıl Etkiler?
Feragatte genel kural, feragat eden davacının aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerinden sorumlu olmasıdır (HMK m.312). Feragat yalnız bir talebe ilişkinse giderlerin paylaştırılması da bu kapsam dikkate alınarak yapılır. Geri alma üzerine davanın açılmamış sayılması hâlinde HMK m.331/3 uyarınca giderler davacıya yükletilir. Dava konusuz kalmışsa HMK m.331/1 gereğince hâkim dava açıldığı tarihteki haklılık durumunu inceler.
Sulh hâlinde masraf paylaşımını protokolde açıklıkla düzenlemek yerindedir. Tarafların anlaşması, mahkemenin yargılama giderleri ve vekâlet ücreti konusunda karar verme zorunluluğunu kendiliğinden kaldırmaz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 28.03.2016 tarihli, 2015/9933 E., 2016/2461 K. sayılı kararında taraflar tahliye tarihini sulhle belirlemiş olmasına rağmen, davanın açılmasına sebebiyet verme durumu ve karar tarihinde uygulanan avukatlık ücret tarifesi incelenerek giderlerle ilgili hükmün bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle anlaşmada “herkes kendi masrafını karşılayacak” denildiğinde bunun harç, tebligat, bilirkişi gideri, karşı vekâlet ücreti ve tarafların kendi avukatlarıyla olan akdi ücret ilişkisi bakımından kapsamı ayrıca belirlenmelidir. Somut miktarlar ilgili yılın tarifesine ve dosyanın özelliklerine göre değiştiğinden sabit tutar vermek yanıltıcı olabilir.
İcra Yoluyla Tahliyeden Vazgeçmek ile Mahkemedeki Davadan Feragat Aynı mı?
Hayır. Kira alacağı ve tahliye talepli ilamsız icra takibi, icra mahkemesindeki itirazın kaldırılması ve tahliye istemi, sulh hukuk mahkemesindeki tahliye davası ve kesinleşmiş kararın infazı farklı aşamalardır. Bir aşamada yapılan vazgeçme beyanının diğer bütün işlemleri veya alacağın özünü ortadan kaldırdığı otomatik olarak kabul edilmez.
Örneğin kiraya veren takipteki kira alacağının tahsil edildiğini bildirirken, kanuni koşulları oluşmuş tahliye isteminden vazgeçmeyebilir. Buna karşılık tahliye isteminden açık biçimde feragat edilmişse mevcut yargılamanın ve buna bağlı infaz işlemlerinin sonucu ayrıca ele alınır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2015/409 E., 2015/10711 K. sayılı kararı, borcun ödenmesine ilişkin protokolün tahliye talebini kendiliğinden sona erdirmediğini göstermektedir.
İcra dairesine sunulan dilekçenin “takibi geri alma”, “tahliye talebinden vazgeçme”, “alacaktan feragat” veya “borçluyu ibra” ifadelerinden hangisini içerdiği belirleyicidir. Sözleşmesel ibra TBK m.132 kapsamında ayrıca değerlendirilir. Tahliye dosyası ve alacak dosyası bir aradaysa her talep için hangi işlemin yapılacağı ayrı gösterilmelidir.
Hüküm Verildikten Sonra Tahliye Talebinden Vazgeçilebilir mi?
HMK m.310 ve 314’e göre hüküm kesinleşinceye kadar feragat veya mahkeme içi sulh mümkündür. 7251 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme, hükümden sonra yapılan bu işlemlerde dosyanın durumuna göre ilk derece veya bölge adliye mahkemesince ek karar verilmesini ve temyize gönderilmiş dosyada ilgili mahkemeye dönüş yapılmasını öngörür. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 23.11.2022 tarihli, 2022/10877 E., 2022/12181 K. sayılı kararı, temyiz aşamasındaki tahliye talebinden feragat için HMK m.310/3 uyarınca ek karar yolunun uygulanmasına örnektir.
Karar kesinleştikten sonra tarafların yeni bir anlaşmayla tahliyenin infazını ertelemesi veya icra talebinden vazgeçmesi de mümkündür; ancak bu, önceki kesinleşmiş kararın sırf özel anlaşmayla ortadan kalktığı anlamına gelmez. Yeni hukuki durumun icra dosyasına etkisi ile varsa takip harcı ve masrafları ayrıca değerlendirilmelidir.
Vazgeçme Anlaşması Yeni Tahliye Davası Açma Süresini Değiştirir mi?
Tarafların sulh olması veya davanın geri alınması, Türk Borçlar Kanunu’ndaki tahliye sebeplerine özgü dava ve başvuru sürelerini kendiliğinden uzatmaz. Örneğin TBK m.350 gereksinim nedeniyle tahliye, TBK m.351 yeni malikin ihtiyacı ve TBK m.352 tahliye taahhüdü gibi sebepler kendi başlangıç ve başvuru koşullarına bağlıdır. TBK m.353’te belirli şartlarla dava açma süresinin bir kira yılı uzaması ayrıca düzenlenmiştir.
Geri alınmış bir davanın yeniden açılması düşünülüyorsa “yeniden açma serbestisi” ile “süresi içinde açılmış dava” aynı şey değildir. Feragatin mevcut talebi hangi kapsamda sona erdirdiği ve arabuluculuğa yeniden başvurma gereği de ayrı değerlendirilmelidir. Dava takviminin ayrıntıları tahliye davası açma süresinin uzaması başlıklı yazıda açıklanmaktadır.
Örnek Olaylar: Hangi Yol Hangi Sonucu Doğurur?
Örnek 1: Kiracıya üç ay ek süre tanınması
Kiraya veren ihtiyaç nedeniyle açtığı davada kiracıya üç ay süre vermek, bu süre sonunda anahtarları almak ve geçmiş kira borcunu belirli taksitlerle tahsil etmek istiyor. Bu amaç için tahliye tarihi, ödeme planı ve giderleri kapsayan açık bir sulh anlaşması, kapsamı belirsiz bir feragat beyanından farklı sonuçlar sağlar. Sulhun mahkemede nasıl hükme bağlanacağı önceden belirlenmelidir.
Örnek 2: Davayı yanlış zamanda açtığını fark eden kiraya veren
Kiraya veren, dava süresinin henüz başlamadığını fark ediyor ve ileride usulüne uygun başvurmak istiyor. “Davadan feragat” sözcüğünün gelişigüzel kullanılması yerine, HMK m.123 kapsamında geri almanın şartları ve kiracının açık rızası değerlendirilmelidir. Geri alma yapılsa dahi sonraki dava için arabuluculuk ve kanuni süre koşulları yeniden kontrol edilir.
Örnek 3: Kiracı dava sırasında anahtarı teslim ediyor
Kiracı kiralananı tamamen boşaltıp anahtarları tutanakla veriyor. Tahliye istemi konusuz kalabilir. Bunun için ayrıca feragat edilmesi gerekmediği gibi yargılama giderlerinin tamamının kendiliğinden kiracıya yüklenmesi de zorunlu değildir. Mahkeme dava tarihindeki haklılık durumunu inceler.
Kiraya Veren ve Kiracı Açısından Belge Kontrolü
Vazgeçme veya sulh görüşmelerinde; kira sözleşmesinin başlangıç tarihi, tahliye gerekçesi, son ihtar ve tebligat tarihleri, mahkemeye sunulan talepler, tarafların yaptığı ödemeler, mevcut icra dosyaları, anahtar teslim belgeleri ve avukatların özel yetkileri birlikte incelenmelidir. Anlaşmanın yalnız o tarihe kadarki borçları mı yoksa belirli bir dava ve tahliye talebini de mi kapsadığı imzadan önce somutlaştırılmalıdır.
Özellikle kira alacağı ile tahliyenin birlikte istendiği dosyalarda, yalnız “taraflar anlaştı” açıklaması sonradan uyuşmazlığa yol açabilir. Kiraya veren veya kiracı haklarının durumuna göre İstanbul kira hukuku avukatı kapsamında sözleşmenin ve usul işlemlerinin hukuki değerlendirmesi yapılabilir.
Tahliye Davasından Vazgeçme Hakkında Sık Sorulan Sorular
Ev sahibi açtığı tahliye davasını tek taraflı geri alabilir mi?
HMK m.123 anlamındaki geri alma için kiracı davalının açık rızası gerekir. Davadan feragat ise karşı tarafın kabulüne bağlı olmaksızın yapılabilir; ancak kesin hüküm gibi sonuçlar doğurur. Bunlar birbirinin yerine kullanılmamalıdır.
Ev sahibi feragat ederse aynı kiracıya yeniden tahliye davası açabilir mi?
Aynı taraflar, aynı talep ve aynı dava sebebi bakımından feragat kesin hüküm engeli oluşturur. Sonradan gerçekleşen farklı hukuki olaylar veya farklı tahliye sebebi söz konusuysa önceki feragatin kapsamı incelenir; yeniden dava hakkı otomatik değildir.
Sulh protokolü imzalanınca tahliye davası kendiliğinden düşer mi?
Mahkeme dışındaki protokolün, devam eden davada hangi usul işlemiyle dikkate alınacağı ayrıca belirlenmelidir. Mahkeme huzurunda sulhte ise HMK m.315 kapsamında sulhe göre hüküm veya karar verilmesine yer olmadığı kararı gündeme gelir.
Kira borcu tamamen ödenirse tahliye isteği kendiliğinden sona erer mi?
Hayır. Ödemenin tahliye sebebine ve yapıldığı zamana etkisi farklıdır. Özellikle sulh metni yalnız alacak ödemesini düzenliyorsa tahliye talebinden vazgeçildiği sonucuna kendiliğinden varılamaz.
Kiracı dava devam ederken evi teslim ederse mahkeme ne yapar?
Tam ve ispatlanabilir tahliye ile teslim gerçekleşmişse tahliye talebi konusuz kalabilir. Mahkeme ayrıca kalan talepleri ve dava açıldığı tarihteki haklılığa göre yargılama giderlerini değerlendirir.
Mahkeme tahliye kararı verdikten sonra taraflar anlaşabilir mi?
Evet. Hüküm henüz kesinleşmemişse HMK m.310 ve 314 uyarınca feragat veya sulh için ek karar usulü gündeme gelebilir. Karar kesinleşmişse yeni anlaşmanın icra ve infaza etkisi ayrıca ele alınır.
Tahliye davasından vazgeçilirse avukatlık ücreti ödenir mi?
Ödenmesi gerekebilir. Feragatte HMK m.312, davanın açılmamış sayılmasında HMK m.331/3 ve konusuz kalmada HMK m.331/1 uygulanır. Sulhte anlaşmanın kapsamı, giderlere ilişkin talepler ve uygulanacak tarife değerlendirilir. Tarafların avukatlarıyla yaptıkları özel ücret sözleşmeleri ayrı konudur.
Hukuki Kaynaklar
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: m.4, 74, 114, 123, 307-315, 326, 331 ve 332.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m.26-27, 132, 347, 350-353.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu: m.18, 18/A ve 18/B.
- 28.07.2020 tarihli Resmî Gazete, 7251 sayılı Kanun: HMK m.123, 310 ve 314 değişiklikleri.
- 05.04.2023 tarihli Resmî Gazete, 7445 sayılı Kanun: kira arabuluculuğuna ilişkin 18/B düzenlemesi.
- 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete, 7531 sayılı Kanun: 6325 sayılı Kanun m.18/B/5 ek hükmü.
Bilgilendirme notu: Bu yazı genel hukuki bilgi sunar. Somut dosyadaki mahkeme, takip aşaması, beyan içeriği ve anlaşma şartları incelenmeden belirli bir sonuç garanti edilemez. Değişken harç veya ücret miktarı belirtilmemiştir.