Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.353 kapsamında tahliye davası açma süresinin uzaması, kiraya verenin dava açacağını kanuni dava açma süresi dolmadan kiracıya yazılı olarak bildirmesi hâlinde söz konusu olabilir. Bu koşul gerçekleşirse ilgili tahliye davasını açma süresi bir kira yılı için uzamış sayılır. Düzenleme, tahliye hakkını kendiliğinden doğurmaz; dava sebebinin koşullarının, yazılı bildirimin zamanının ve dava şartı arabuluculuk takviminin ayrıca incelenmesini gerektirir.
TBK 353: tahliye davası açma süresinin uzaması ne zaman mümkündür?
TBK m.353, kiraya verenin belirli tahliye sebeplerine dayanarak dava açma hakkını korumasını sağlayan bir dava açma süresini uzatma düzenlemesidir. Kanun metnine göre kiraya veren, en geç dava açılması için öngörülen süre içinde dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse, dava açma süresi bir kira yılı için uzamış sayılır.
Örneğin ihtiyaç nedeniyle tahliye davasında TBK m.350, belirli süreli sözleşmenin sonunda başlayacak bir aylık dava açma süresi öngörür. Kiraya veren bu dönemde dava açabilir. Alternatif olarak, TBK m.353’e uygun yazılı bildirim yapılmışsa davasını bildirimi izleyen uzamış kira yılı içinde açması mümkün olabilir. Böylece kiraya verenin hemen dava açma zorunluluğu ile davanın dayanağını tamamen kaybetmesi arasında kanuni bir süre koruması sağlanır.
Ancak süre uzaması, kira sözleşmesinin mutlaka sona erdiği veya kiracının hemen tahliye edileceği anlamına gelmez. İhtiyaç, yeniden inşa, geçerli tahliye taahhüdü ya da iki haklı ihtar gibi dayanılan sebebin bütün koşulları yine ispatlanmalıdır. Ayrıca TBK m.353 sözleşmenin süresini kendiliğinden değiştiren değil, dava açma takvimini etkileyen hükümdür.
TBK 353’ün Uygulanma Şartları Nelerdir?
TBK m.353 kapsamında süre korumasının değerlendirilmesi için önce dava sebebine ilişkin başlangıç ve bitiş tarihleri belirlenmelidir. Yazılı bildirimin kendi başına yeterli olduğunu düşünmek hatalıdır. Somut olayda şu hususlar birlikte incelenir:
- Kanuni tahliye sebebi: Kira ilişkisinin niteliğine uygun ve dava yoluyla ileri sürülebilen bir tahliye nedeni bulunmalıdır.
- Yetkili bildirim: Bildirim kiraya veren veya usulüne uygun yetkilendirilmiş temsilcisi tarafından yapılmalı; kira ilişkisindeki taraf sıfatı kontrol edilmelidir.
- Yazılı açıklama: Kiracıya dava açma iradesi yeterli açıklıkla bildirilmelidir. Dayanılan tahliye sebebinin belirtilmesi uyuşmazlığı azaltabilir; ancak TBK m.353’ün lafzı ayrıca gerekçe gösterilmesini şart koşmaz.
- Zamanında yöneltilme: Bildirim, ilgili sebep için öngörülen dava açma süresi dolmadan önce kiracıya ulaşmış olmalıdır. Yalnızca belge düzenleme veya gönderme tarihine güvenilmemelidir.
- Doğru kira yılı hesabı: İlk dava tarihi, bildirimin koruduğu dönem ve uzayan kira yılının sonu sözleşmenin başlangıcı ile yenilenme dönemleri üzerinden saptanmalıdır.
- Usule uygun dava: Gerekli hâllerde arabuluculuk tamamlanmalı ve dava süresi içinde görevli mahkemeye başvurulmalıdır.
TBK m.353 ihtarının muhatabı, kapsamı, tebliği, imza ve yazılı delil sorunları ayrı bir inceleme gerektirir. Bu konular TBK 353 tahliye bildiriminin şekli ve ispatı başlıklı rehberde ayrıntılandırılır. Buradaki temel mesele ise bildirimin hangi dava dönemini koruduğu ve en son hangi tarihe kadar dava açılabildiğidir.
Hangi Tahliye Davalarında Dava Açma Süresi Uzayabilir?
TBK m.353’ün lafzında tek bir tahliye sebebiyle sınırlama bulunmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 22.02.2018 tarihli, 2017/8734 E. ve 2018/1505 K. sayılı kararında TBK m.350 ile m.352’nin farklı fıkralarında düzenlenen dava sebepleri yönünden geniş bir değerlendirme yapılmıştır. Bununla birlikte her tahliye yolunun kendi başlangıç şartları korunur.
| Tahliye dayanağı | Asıl dava takvimi | TBK 353 yönünden kritik ayrım |
|---|---|---|
| TBK m.350/1 – ihtiyaç | Belirli sürelide sözleşme döneminin bitimini izleyen bir ay; belirsiz sürelide kanuni fesih döneminin sonunda başlayan bir ay | Zamanında yazılı bildirimle dava açma süresi bir kira yılı için korunabilir. |
| TBK m.350/2 – yeniden inşa ve imar | TBK m.350’deki dönem sonu ve bir aylık dava takvimi | Bildirim süreyi korusa da esaslı iş ve kullanımın imkânsızlığı şartları ayrıca aranır. |
| TBK m.351/2 – yeni malikin sözleşme bitimine dayalı seçeneği | Sözleşme süresinin bitiminden itibaren bir ay | Dönem sonuna bağlı yolun kendi süreleri ve TBK m.353 ilişkisi somut dosyada değerlendirilir. |
| TBK m.352/1 – yazılı tahliye taahhüdü | Taahhüt edilen tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde icra takibi veya dava | Yargıtay’ın 22.02.2018 tarihli kararında, süresinde yazılı bildirimle açılacak tahliye davasının TBK m.353 korumasından yararlanabileceği kabul edilmiştir. |
| TBK m.352/2 – iki haklı ihtar | İlgili kira yılı veya kanunda belirtilen sürenin bitiminden itibaren bir ay içinde dava | İki ayrı haklı ihtarın gerçekleşmesi ve dava süresinin korunması birbirinden farklı şartlardır. |
| TBK m.352/3 – kiracının aynı ilçe veya beldede konutu olması | Sözleşmenin bitiminden başlayarak bir ay içinde dava | Kiraya verenin sözleşme kurulurken konutu bilmemesi ve konutun oturmaya elverişliliği ayrıca incelenir. |
Yargıtay’ın TBK m.353’e ilişkin geniş yorumunun, kanunda ayrı prosedür öngörülen bütün sona erdirme yollarına koşulsuz aktarılması doğru değildir. Özellikle yeni malikin edinmeden sonraki bildirimi, on yıllık uzama süresinin bitimine bağlı fesih ve icra yoluyla tahliye işlemleri ayrı tarihlere bağlıdır.
Bir Aylık Tahliye Davası Açma Süresi Nasıl Hesaplanır?
İlk adım kira sözleşmesinin başlangıç tarihini, sözleşme süresini ve son yenilenen kira dönemini belirlemektir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında TBK m.347 gereğince belirli süreli sözleşmeler, kiracının gereken sürede fesih bildiriminde bulunmaması hâlinde kural olarak birer yıl uzar. Tahliye davasının takvimi çoğu zaman ilk sözleşmenin değil, o sırada geçerli uzama yılının bitimine göre kurulur.
TBK m.350 kapsamında belirli süreli ihtiyaç veya yeniden inşa davasında olağan dava açma süresi kira dönemi sonunda başlar ve bir ay olarak öngörülür. İki haklı ihtar nedeniyle tahliyede ise ilgili ihtarların yapıldığı kira yılının veya kanunda tanımlanan sürenin sonu esas alınır. Tahliye taahhüdünde başlangıç noktası, kural olarak taahhüt edilen boşaltma tarihidir; kira sözleşmesinin dönüm günüyle karıştırılmamalıdır.
Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde, TBK m.350 ile m.328-329’un fesih dönemi ve bildirim sürelerine ilişkin hükümleri birlikte okunur. Belirli süreli konut kirasındaki olağan bir yıllık uzama takvimini belirsiz süreli bütün sözleşmelere aynen uygulamak doğru olmaz.
Bir kira yılı uzama, takvim yılı sonuna kadar beklemek anlamına mı gelir?
Hayır. Kira yılı, genel olarak sözleşmenin başlangıç ve yenilenme günlerine bağlı dönemdir. Sözleşme 1 Temmuz başlangıçlıysa uzama dönemleri de bu eksende belirlenir; sadece yıl 31 Aralık’ta bittiği için dava hakkı o gün sona ermez. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 29.01.2015 tarihli, 2014/13912 E., 2015/909 K. sayılı kararında, kira dönemi başlamadan kiracıya tebliğ edilen ihtar sayesinde takip eden uzama yılı içinde açılan ihtiyaç tahliyesi davası süresinde kabul edilmiştir.
Örnek: İhtiyaç nedeniyle tahliyede süre uzaması
Varsayalım bir konutun yenilenen kira dönemi 1 Temmuz 2025–30 Haziran 2026 arasındadır. Kiraya veren ihtiyaç nedeniyle dönem sonunda dava açmayı düşünmektedir ve 20 Haziran 2026’da kiracıya dava açma iradesini içeren uygun yazılı bildirim tebliğ edilmiştir. Normalde TBK m.350’deki dönem sonunu izleyen bir aylık süre izlenir. TBK m.353 koşulları gerçekleşmişse, kira yılı hesabına göre 1 Temmuz 2026–30 Haziran 2027 arasındaki uzama dönemi içinde dava açılması gündeme gelir.
Bu örnek bir takvim açıklamasıdır: Somut olayda başlangıç tarihi, tahliye sebebi, tebliğ, sözleşmenin niteliği, arabuluculuk tarihleri ve süre sonunun tatil gününe rastlaması gibi unsurlar ayrıca denetlenir. Tahliye ihtiyacının dava tarihinde devam etmesi ve gerçek olması da gerekir.
İhtarname Ne Zaman Gönderilmeli ve Hangi Tarih Esas Alınmalı?
TBK m.353, bildirimin en geç dava açılması için öngörülen sürede yapılmasını arar. İhtiyaç nedeniyle tahliyede dönem bitmeden yapılan bildirim, koşulları varsa süreyi koruyabilir; dönem bittikten sonra normal bir aylık dava süresi devam ederken yapılan bildirim de değerlendirilebilir. Buna karşılık kanuni sürenin dolmasından sonra ilk kez yapılan bildirim, geçmişte yitirilmiş dava dönemini kendiliğinden canlandırmaz.
Bildirim metninin düzenlenme günü ile kiracıya ulaşma günü her zaman aynı değildir. Dava takvimi hazırlanırken tebliğ mazbatası, elektronik tebligat kayıtları, yazılı bildirimin teslim tarihi ve muhatabın kim olduğu kontrol edilmelidir. Noter ihtarnamesi sık kullanılan bir ispat aracı olmakla birlikte TBK m.353 kanun lafzı yazılılığı düzenler; her olay için noter şartının bulunduğu söylenemez.
İhtiyaç sebebinin bildirilmesi, dava açma iradesinin açıklanması ve sadece kira artışı veya genel memnuniyetsizlik anlatılması aynı hukuki sonucu doğurmayabilir. Özellikle süre uzaması tartışmalıysa bildirimin içeriği ile ilgili Yargıtay değerlendirmeleri birlikte ele alınmalıdır.
Yeni Malik İçin TBK 351 ile TBK 353 Nasıl Ayrılır?
Yeni malik bakımından en önemli hata, TBK m.351/1’deki edinmeden itibaren bir aylık yazılı bildirimi TBK m.353’ün bir kira yıllık uzama imkânıyla eşdeğer görmektir. TBK m.351 iki ayrı yol düzenler.
Birinci yol: Sonradan edinilen taşınmazda kanunda sayılan kişilerin ihtiyacı varsa yeni malik, edinmeden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı bildirmeli ve edinmeden altı ay sonra dava açma yolunu değerlendirmelidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 09.09.2025 tarihli, 2025/2624 E., 2025/3931 K. sayılı kararında, edinmeden sonraki bir aylık bildirim süresinde ihtarın kiracıya tebliğ edilmemesinin daha sonra düzeltilemeyeceği açıkça vurgulanmıştır.
İkinci yol: TBK m.351/2, yeni malikin gereksinim sebebiyle sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde dava açabilmesini de kabul eder. Bu seçenekte dönem sonu ve dava takvimi farklı hesaplanır; süre koruyucu bildirim değerlendirmesi yapılırken hangi dava yolunun seçildiği belirlenmelidir. Ayrıntılı karşılaştırma için yeni malikin ihtiyaç nedeniyle tahliyesi yazısı incelenebilir.
Sonuç olarak, edinmeden sonra geç tebliğ edilmiş bir bildirimi sırf TBK m.353’e dayanarak zamanında saymak güvenli değildir. Yeni malikin hakları, kira dönemine dayalı alternatif seçeneğin koşullarıyla birlikte ayrıca değerlendirilmelidir.
Tahliye Taahhüdünde TBK 353 Uygulanır mı?
Evet, Yargıtay’ın doğrulanmış bir kararı, tahliye taahhüdüne dayalı dava açma süresinin de TBK m.353 kapsamında uzayabileceğini kabul etmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 22.02.2018 tarihli, 2017/8734 E., 2018/1505 K. sayılı kararında, m.353’te tahliye nedenlerini sınırlayan bir ifade bulunmadığını esas alarak tahliye taahhüdünü kapsam dışında bırakmamıştır.
O davada kiracı kiralananı 31 Aralık 2014’te boşaltmayı taahhüt etmiş, yazılı ihtar Kasım 2014’te kiracıya tebliğ edilmiş, dava ise 10 Nisan 2015’te açılmıştır. Yargıtay, ilgili kira dönemi ile ihtar tarihini değerlendirmiş ve davanın bildirimi izleyen kira yılı içinde süresinde açıldığını kabul ederek süre yönünden ret kararının bozulması gerektiğine hükmetmiştir.
Bu karar, her tahliye taahhüdünün geçerli olduğu anlamına gelmez. Tahliye taahhüdünün kiralanan teslim edildikten sonra yazılı olarak verilmesi gibi TBK m.352/1 koşulları ayrıca aranır. Tahliye taahhütnamesinin geçerlilik şartları bu konunun ayrı merkezidir. Aynı şekilde bir aylık icra takibine başvurma süresiyle, m.353 kapsamındaki dava açma süresi koruması otomatik olarak aynı usul hesabına tabi tutulmamalıdır.
Arabuluculuk Tahliye Davası Açma Süresini Nasıl Etkiler?
1 Eylül 2023’ten itibaren 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/B kapsamında, kira ilişkisinden kaynaklanan pek çok davada arabuluculuk dava şartıdır. İcra ve İflas Kanunu uyarınca kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler bunun dışında tutulmuştur. Dolayısıyla sulh hukuk mahkemesinde açılacak tahliye davasıyla icra dairesinde yürütülen tahliye yolu aynı arabuluculuk takvimine tabi değildir.
6325 sayılı Kanun m.18/A/15 uyarınca, arabuluculuk bürosuna başvuru ile son tutanağın düzenlenmesi arasındaki dönemde zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Ancak bu etki, TBK m.353’teki yazılı bildirimin yerini doğrudan tutmaz. İki mekanizmanın ayrı işlevleri vardır: biri yazılı bildirimle dava açma süresini koruma, diğeri dava şartı arabuluculuğu sırasında sürenin işlemesini durdurma sonucuna yönelir.
Arabuluculuğa dava açma hakkı doğmadan önce başvurulabilir mi?
İhtiyaç nedeniyle tahliyede bu sorunun özel bir içtihat boyutu vardır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 26.05.2025 tarihli, 2025/1495 E., 2025/3048 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararına göre TBK m.350 kapsamında ihtiyaç nedeniyle tahliye için dava şartı arabuluculuk başvurusu dava açma hakkı doğduktan sonra yapılmalıdır. Dava hakkı doğmadan önce tamamlanan bir arabuluculuk sürecinin dava şartını sağladığı varsayılmamalıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 21.10.2025 tarihli, 2025/2677 E., 2025/5038 K. sayılı kararında da TBK m.350 bakımından daha önce bu yönde karar verildiği belirtilmiştir. Bununla birlikte aynı kararda TBK m.351/1’e dayalı yeni malik uyuşmazlığı yönünden farklı bölge adliye mahkemesi kararları arasında giderilecek bir uyuşmazlık bulunmadığı gerekçesiyle yeni bir uyuşmazlığın giderilmesi kararı verilmemiştir. Bu nedenle TBK m.350 için kurulan sonucu bütün diğer tahliye sebeplerine tartışmasız genişletmek doğru değildir.
Pratik takvim: Önce dava açma hakkının hangi tarihte doğduğu saptanır; gerekiyorsa daha önce TBK m.353’e uygun yazılı bildirim yapılmış olması kontrol edilir; dava şartı arabuluculuk doğru zamanda başlatılır; anlaşmama son tutanağından sonra kalan süre hesaplanarak dava açılır. Arabuluculuğun hak düşürücü sürelere etkisi hakkında ayrıntılı süre rehberi ayrıca okunabilir.
TBK 353 Hakkındaki Önemli Yargıtay Kararları
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 29.01.2015, 2014/13912 E., 2015/909 K.
Çatılı işyeri kirasındaki ihtiyaç tahliyesi uyuşmazlığında Yargıtay, yeni dönem başlamadan kiracıya tebliğ edilen bildirimin dava açma süresini takip eden uzama yılı sonuna kadar koruduğunu kabul etmiştir. Böylece sözleşme döneminin bitiminden hemen sonra bir aylık sürede dava açılmadığı gerekçesiyle verilen ret kararını doğru bulmamıştır. Karar, kira yılının takvim yılıyla değil sözleşme dönemleriyle ilişkili olduğunu göstermesi açısından önemlidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 22.02.2018, 2017/8734 E., 2018/1505 K.
Bu kararda m.353’ün tahliye taahhüdüne dayalı davayı peşinen dışlamadığı değerlendirilmiştir. Önceden yapılmış yazılı bildirim ve sözleşmenin uzama yılı birlikte ele alınarak dava süresinde kabul edilmiştir. Kararın sağladığı süre avantajı ile taahhüdün geçerlilik şartlarının ayrı olduğu unutulmamalıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 09.09.2025, 2025/2624 E., 2025/3931 K.
Yeni malikin TBK m.351/1’e dayalı davasında, edinme tarihinden itibaren bir aylık yazılı bildirim şartının tebliğ açısından sağlanmadığı belirlenmiştir. Yargıtay, geç tebliğin sonradan giderilemeyeceğini vurgulayarak tahliye kararını kanun yararına bozmuştur. Bu karar, her süre eksikliğinin TBK m.353’le onarılamayacağını gösterir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 26.05.2025, 2025/1495 E., 2025/3048 K.
TBK m.350 kapsamında ihtiyaç nedeniyle tahliyede zorunlu arabuluculuğun başlama zamanı hakkında bölge adliye mahkemelerinin farklı uygulamaları giderilmiştir. Karar, arabuluculuğa dava açma hakkı doğduktan sonra başvurulması gerektiğini belirlemiştir. TBK m.353 bildirimini arabuluculuk başvurusuyla eşitlemek ve erken başvuruyu her durumda yeterli görmek bu nedenle risklidir.
Yanlış Süre Hesabı Tahliye Davasını Nasıl Etkiler?
Yargıtay kararlarında dava açma süresinin kamu düzeniyle ilişkili olduğu ve mahkemece kendiliğinden incelenmesi gerektiği belirtilmektedir. Bu nedenle kiracının süre itirazı yapmamış olması tek başına davayı süresinde kılmaz. Yasal dava dönemi başlamadan açılan dava da, süre geçirildikten sonra açılan dava da somut duruma göre esasa girilmeden ret sonucuna yol açabilir.
Usulî riskleri azaltmak için kira sözleşmesi ve varsa uzama protokolleri; kira dönemi başlangıçları; tahliye sebebini doğuran olay; ihtarnamenin içeriği ve tebliğ kaydı; arabuluculuğa başvuru ile son tutanak tarihleri birlikte kontrol edilmelidir. Örneğin yazılı ihtar 10 Haziran’da düzenlenip 5 Ağustos’ta tebliğ edilmişse, yalnız keşide tarihine bakarak süre koruması var denilemez.
TBK m.353 uyarınca süre koruması sağlayan bildirimin doğru tarihte yapıldığını kiraya verenin gösterebilmesi önemlidir. İlgili davada başlangıç tarihi veya sözleşmenin süresi tartışmalıysa mahkeme bu hususları delillerle belirler. İhtiyaç tahliyesinin maddi koşullarından ayrı olarak burada dava açma takvimi incelenmektedir.
Başvuru Takvimi Hazırlarken Nelere Dikkat Edilmeli?
- Kira türünü ve halen geçerli kira döneminin kesin başlangıç-bitiş günlerini belgeleyin.
- Seçilen kanuni tahliye sebebini ve o sebeple dava açma hakkının doğduğu günü ayrı tespit edin.
- Olağan bir aylık süreyi ve varsa edinmeye, taahhüde veya feshe ilişkin özel süreleri karıştırmadan hesaplayın.
- TBK m.353 bildiriminin hangi tarihte kiracıya ulaştığını ve hangi kira yılına ilişkin olduğunu kayıt altına alın.
- Dava şartı arabuluculukta başvuru tarihinin ilgili dava sebebi için uygun olduğunu; son tutanağın mevcut bulunduğunu kontrol edin.
- Arabuluculukta geçen süreyi ayrı hesaplayıp dava açılabilecek son günü yeniden belirleyin; son günü bekleyerek işlem yapma riskini azaltın.
- Görevli mahkemeyi saptayın. HMK m.4 uyarınca kira ilişkisinden doğan bu davalarda, İİK’nin ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin hükümleri saklı olmak üzere, kural olarak sulh hukuk mahkemesi görevlidir.
Somut dosyada süreleri etkileyen sözleşme tarihi, kiracının sıfatı, sonradan edinme ve arabuluculuk gibi değişkenler birlikte değerlendirilebilir. Kira hukukundaki dava veya takip yolunun seçimi hakkında bilgi için İstanbul kira hukuku avukatı sayfasına, tahliye sebeplerine genel bakış için kira tahliye davası rehberine başvurulabilir.
Tahliye Davası Açma Süresinin Uzaması Hakkında Sık Sorulan Sorular
TBK 353 bir aylık tahliye dava süresini bir yıl mı yapar?
Kanundaki koşullara uygun yazılı bildirim yapılırsa dava açma süresi bir kira yılı için uzamış sayılır. Son tarihin hesabında takvim yılı değil ilgili sözleşmenin kira dönemleri ve dava sebebi önemlidir.
İhtarname göndermeden ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açılabilir mi?
TBK m.350 kapsamında belirli süreli kirada dava, dönem sonundan başlayacak bir aylık kanuni sürede açılıyorsa, sırf TBK m.353 açısından ayrıca süre uzatıcı ihtar zorunlu değildir. Başka özel bildirim şartları mevcutsa onlar ayrıca gözetilir.
Bir aylık dava açma süresi geçtikten sonra TBK 353 ihtarı işe yarar mı?
Süre dolduktan sonra ilk kez yapılan bildirim kural olarak geçmiş dava dönemini kendiliğinden korumaz. Daha önce geçerli bir ihtarın veya farklı bir tahliye sebebinin bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
TBK 353 tahliye taahhütnamesi davasına uygulanır mı?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 22.02.2018 tarihli, 2017/8734 E., 2018/1505 K. sayılı kararında uygulanabileceği kabul edilmiştir. Ancak yazılı taahhüdün geçerliliği ve icra takibine ilişkin süreler ayrı kontrol edilir.
Yeni malik satın aldıktan bir ay sonra bildirim yaparsa TBK 353’e dayanabilir mi?
TBK m.351/1’deki edinmeden itibaren bir aylık yazılı bildirim şartı ayrı bir kurucu şarttır; TBK m.353 geç tebliği otomatik olarak düzeltmez. Sözleşme sonuna bağlı TBK m.351/2 seçeneğinin koşulları ayrıca değerlendirilebilir.
Arabuluculuğa başvuru TBK 353 ihtarı yerine geçer mi?
Otomatik olarak geçmez. TBK m.353 kiracıya yöneltilen yazılı dava açma iradesini, arabuluculuk ise ayrı bir dava şartı sürecini düzenler. Arabuluculukta geçen sürenin işlememesi ayrıca 6325 sayılı Kanun m.18/A/15 kapsamında ele alınır.
TBK 353 bildirimi yapıldıysa tahliye davası kesin kazanılır mı?
Hayır. Bildirim yalnız dava açma süresinin korunmasıyla ilgilidir. Tahliye nedeninin oluşması, aranan diğer sürelerin ve dava şartlarının yerine getirilmesi ile iddianın delillerle kanıtlanması gerekir.
Hukuki Kaynaklar
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, özellikle m.328-329, 347, 350-354.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, özellikle m.18/A ve 18/B; 7445 sayılı Kanun’un Resmî Gazete metni.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m.4 ve süre hükümleri.
Bilgilendirme notu: Bu yazı genel hukuki açıklama niteliğindedir. Tahliye davasında hak düşürücü nitelikte değerlendirilen süreler ile bildirim ve arabuluculuk koşulları somut sözleşmeye göre belirlenmelidir. Kesin dava takvimi ve sonuç için dosyadaki belgelerin değerlendirilmesi gerekir.