Trafik Kazası Tazminat Hesaplama

Trafik kazasında yaralanan ya da yakınını kaybeden kişinin ilk sorusu, “ne kadar tazminat alırım?” sorusudur. Cevap, tek bir formülden çok, birkaç tercihin birleşiminden çıkar: bakiye ömür hangi yaşam tablosuyla bulunacak, gelecekteki yıllar hangi yöntemle toplanacak, hesapta teknik faiz kullanılacak mı, gelir nasıl belirlenecek. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu tercihlerin çoğunda yerleşik bir çizgi oluşturmuştur: TRH-2010 yaşam tablosu, progresif rant yöntemi ve teknik faiz uygulanmaması. Bu yazıda trafik kazası tazminat hesaplama yönteminin dayanağını, her adımda nelere dikkat edilmesi gerektiğini ve bilirkişi raporunda hangi noktalara itiraz edilebileceğini anlatıyoruz. Yazı, bir hesap makinesi değildir; gerçek tutarı dosyadaki belgelere göre bilirkişi (aktüer) hesaplar.

Yargı yolu ve süreler

  • Önce sigorta başvurusu: KTK m.97 uyarınca zorunlu sigortacıya yazılı başvurulur; sigortacının 15 günlük süresi dolduktan sonra dava ya da Sigorta Tahkim Komisyonu yolu açılır. Ayrıntı için Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru ve trafik sigortasına başvuru yazılarına bakınız.
  • Zamanaşımı: KTK m.109 gereği zararı öğrenmeden itibaren 2 yıl, kazadan itibaren 10 yıldır; fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa uzamış ceza zamanaşımı uygulanır (trafik kazalarında zamanaşımı).
  • Dava: 7589 sayılı Kanunla belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m.107 kaldırılmış, HMK m.109/4 ile tahkikat sonuna kadar bir defalık artırım imkânı getirilmiştir (tazminat davası süreci).
  • Hesap: Mahkemede aktüer bilirkişi, tahkimde hakem heyetinin aldığı rapor belirleyicidir; rapora itiraz hakkı vardır.

Kısa cevap: hesap hangi adımlardan oluşur?

Bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı, kural olarak şu sırayla hesaplanır:

  1. Bakiye ömür TRH-2010 yaşam tablosundan, kişinin kaza tarihindeki yaşı ve cinsiyetine göre bulunur.
  2. Dönemler ayrılır: kaza tarihinden hesap tarihine kadar geçen süre “bilinen (işlemiş) dönem”; hesap tarihinden bakiye ömrün sonuna kadar süre “bilinmeyen (işleyecek) dönem”dir. Bilinmeyen dönem, çalışma çağı süren “aktif dönem” ve sonrasındaki “pasif dönem” olarak ikiye bölünebilir.
  3. Yıllık zarar belirlenir: bedensel zararda yıllık gelir ile maluliyet oranının çarpımı, ölüm halinde destek payı.
  4. Gelecek yıllar progresif rantla toplanır: bilinen son gelir her yıl %10 artırılır, aynı oranda %10 iskonto edilir; teknik faiz uygulanmaz.
  5. Kusur oranı ve diğer indirimler uygulanır; sonuç, zorunlu sigorta limiti ve kapsamı açısından ayrıca değerlendirilir.

Adımlar basit görünür, ancak her birinde hataya açık noktalar vardır; aşağıda sırayla ele alıyoruz. Kalemlerin ayrıntısı için sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve destekten yoksun kalma yazılarına bakabilirsiniz.

Hukuki dayanak: TBK 55, KTK 90 ve Anayasa Mahkemesi

Bedensel zarar kalemleri TBK m.54’te, destekten yoksun kalma zararı m.53’te sayılır; bu zararların nasıl belirleneceğini m.55 düzenler (bedensel zarar tazminatı). Madde, hesabın hukuki sınırını çizer:

TBK m.55/1 (kısmen): “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. […] Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.”

Yani maddi tazminat, hâkimin takdir indirimi ya da artırımıyla değil, gerçek zarara göre hesaplanır. Zorunlu sigorta kapsamındaki tazminatlar bakımından KTK m.90 ise şöyledir:

KTK m.90 (konsolide metin, iptal edilen kısımlar “(…)” ile gösterilmiştir): “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…) öngörülen usul ve esaslara tabidir. […] Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda (…) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.”

Bu metnin iki aşamalı bir geçmişi vardır ve hesap yöntemini doğrudan etkiler:

  • Anayasa Mahkemesi, E.2019/40 K.2020/40 sayılı ve 17.07.2020 tarihli kararıyla maddedeki “genel şartlarda” ibarelerini iptal etmiştir (iptal 09.10.2020’de yürürlüğe girmiştir). Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu karardan sonra, ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin ve onlarla gelen %1,8 teknik faizli hesabın uygulanamayacağını kabul etmiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/3533, K. 2021/3257, T. 17.06.2021).
  • 7327 sayılı Kanunla (RG 19.06.2021) maddeye eklenen cümle ve fıkra, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık tazminatının hayat tablosu ile genel şartlarda %2’yi geçmeyecek iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleriyle hesaplanmasını öngörüyordu. Anayasa Mahkemesi bu kısımları E.2021/82 K.2022/167 sayılı ve 29.12.2022 tarihli kararla iptal etmiştir (iptal 14.02.2023’te yürürlüğe girmiştir).

Sonuç olarak zorunlu sigorta tazminatı da, kanunda ayrıca düzenlenmeyen yönleriyle TBK’nın haksız fiil hükümlerine ve Yargıtay uygulamasına göre hesaplanır. Hesap yöntemini kanun değil, içtihat belirlemektedir; bu yüzden aşağıdaki başlıklar ağırlıklı olarak Yargıtay çizgisini anlatır. İçtihat çizgisinin değişebileceğini göz önünde bulundurmak gerekir.

TRH-2010 yaşam tablosu ve PMF-1931’den geçiş

Bakiye ömür, yani kişinin kaza tarihinden sonra yaşaması beklenen süre, bir yaşam (mortalite) tablosundan alınır. Uzun yıllar Fransa’dan alınan 1931 tarihli PMF cetvelleri kullanılmıştır. Sonradan Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi çalışmalarıyla “TRH 2010” adlı Ulusal Mortalite Tablosu hazırlanmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, gerçek zarar hesabının varsayımlara dayandığını, bu yüzden gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerektiğini belirterek TRH-2010’u benimsemiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/25304, K. 2023/2725, T. 01.03.2023). Dairenin ifadesiyle “gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır” (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/11248, K. 2024/13153, T. 17.12.2024).

Geçiş, daireler arasında aynı anda gerçekleşmemiştir:

KararNe söylüyor?
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2018/6363, K. 2019/3695, T. 13.05.2019PMF-1931’i uygulamayı sürdürmüş, TRH-2010 kullanılmasını hatalı bulmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/3533, K. 2021/3257, T. 17.06.2021İçtihat değişikliği nedeniyle tazminat hesabında TRH-2010 gerektiğini kabul etmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/5965, K. 2022/10869, T. 20.09.2022Çoğunluk iş kazası davalarında TRH-2010’u esas almıştır; karşı oy, diğer dairelerin PMF’yi sürdürmesi nedeniyle içtihat birliğinin sağlanamayacağını savunmuştur.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1301, K. 2025/899, T. 17.02.2025Dairenin 27.05.2022’de içtihat değiştirerek PMF yerine TRH-2010’a geçtiğini belirtmiş; PMF ile yapılan hesabı bozmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/10019, K. 2025/12520, T. 16.09.2025PMF-1931 kullanılmasını doğru bulmamış, TRH-2010’a göre ek rapor alınmasını aramıştır.

Taleple bağlılık ilkesi de pratikte önem taşır. Bir dosyada davacı, hakem heyeti raporuna itirazında PMF tablosuna göre hesap istediği için, Daire PMF’yi davacının kabul ettiği tablo saymış ve ona göre ek rapor alınmasını aramıştır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/19852, K. 2022/16826, T. 13.12.2022). Bu nedenle talep ve itiraz dilekçelerinde hesap tablosunun bilinçli seçilmesi gerekir. Çok eski kaza tarihli dosyalarda tablo seçiminin ayrıca tartışılabileceği ikincil kaynaklarda belirtilmektedir; bu konuda tek bir kararı doğrulayamadık, bu nedenle yorum meselesi olarak not ediyoruz.

Progresif rant yöntemi

Gelecekteki yılların zararını peşin değere indirmenin farklı yolları vardır. Yargıtay’ın kabul ettiği yöntem, progresif rant yöntemidir. Daire bunu şöyle ifade etmektedir: bilinmeyen (işleyecek) devre hesabı yapılırken “bilinen son gelirin her yıl için % 10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yöntemi” kullanılır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/1874, K. 2025/4913, T. 25.03.2025). Aynı çizgi, bozma kararlarında defalarca tekrarlanmıştır (örneğin Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/6689, K. 2024/692, T. 18.01.2024).

Yöntemin mantığı şudur: ücretlerin zaman içinde artacağı varsayımı %10 artırım, paranın zaman değeri ise %10 iskonto ile temsil edilir. İki oran aynı olduğunda artış ve iskonto birbirini götürür; her yıl için hesaba bilinen son gelir esas alınır ve gelecek yıllar fiilen iskontosuz toplanır. Bu, matematiksel bir sonuçtur ve Yargıtay’ın gerçek zarar yaklaşımının pratik yansımasıdır.

Aşağıdaki tablo bu etkiyi göstermek için hazırlanmış varsayımsal bir örnektir; gerçek bir rapor değildir ve basitleştirilmiştir (yıl sonu ödemeli, tek tip yıllık gelir, bilinen dönem hesaba katılmamış, kusur %0).

Varsayım / yöntemTutar
Yıllık net gelir 240.000 TL, maluliyet %10 (yıllık zarar 24.000 TL), işleyecek dönem 25 yıl—
Progresif rant (%10 artırım, %10 iskonto)600.000 TL
Aynı varsayımla %1,8 teknik faizli hesapyaklaşık 479.750 TL

Aradaki fark, bu örnekte yaklaşık beşte birdir. Teknik faiz uygulanıp uygulanmayacağı sorusu bu yüzden tazminatın büyüklüğü bakımından belirleyicidir.

Teknik faiz neden uygulanmıyor?

Teknik faiz, aktüeryal hesapta gelecekteki ödemeleri peşin değere indirmekte kullanılan orandır. Zorunlu sigorta uygulamasında bu oran Genel Şartlar’a konulmuş cetvellerle %1,8 olarak getirilmişti. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli iptal kararından sonra, %1,8 teknik faizin ve devre başı ödemeli belirli süreli rant formülünün anılan cetvellerle getirildiğini, cetveller uygulanamadığı için bu yöntemin de uygulanamayacağını belirtmiştir; tazminat hesabı %1,8 teknik faiz uygulanmadan, progresif rant yöntemiyle yapılmalıdır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/10019, K. 2025/12520, T. 16.09.2025).

Uygulamada hakem heyetlerinin bu çizgiden ayrıldığı görülür. Bir dosyada İtiraz Hakem Heyeti, “gerçek zarar ilkesi ve Yargıtay yerleşik görüşü” gerekçesiyle %1,8 teknik faizli hesabı uygun bulmuş; Daire TRH-2010’un kullanılmasını yerinde bulmakla birlikte %1,8 teknik faiz ve belirli süreli rant yönteminin doğru olmadığına karar vermiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/4018, K. 2025/11667, T. 09.07.2025). Bir başka dosyada heyetin %1,8 uygulaması yine bozma sebebi olmuştur (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/11248, K. 2024/13153, T. 17.12.2024). Bir temyiz dilekçesinde ise heyetin TRH-2010 ve %1,65 teknik faizle yaptığı hesabın progresif rant lehine bozulması istenmiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/6073, K. 2023/12464, T. 22.11.2023); sonucunu doğrulamadığımız bu karar, tahkim dosyalarında farklı oranların denendiğini gösterir.

Karşı görüş: Sigortacı tarafı ve aktüeryal literatür, paranın zaman değerinin yöntemde dikkate alınması gerektiğini, teknik faizsiz hesabın zararı aştığını savunmaktadır; progresif rant ve aktüeryal yöntemi örnek dosyalar üzerinde karşılaştıran bir çalışma Türkiye Barolar Birliği Dergisi’nin 176. sayısında yer almıştır. Bu tartışma doktrinde sürmekte, ancak 4. Hukuk Dairesi kararlarında teknik faiz uygulanmayan yöntem açıkça benimsenmektedir. 7589 sayılı Kanunla değişen TBK m.55 metninde hesap yöntemi ya da teknik faiz düzenlenmemiştir; kanun yalnızca faiz başlangıcı ve mahsup kurallarını eklemiştir. İçtihadın ileride değişip değişmeyeceği yorum meselesidir; bu nedenle talep ve itiraz stratejisi, dosyanın temyizde gideceği dairenin yerleşik çizgisine göre kurulmalıdır.

Hesabın girdileri: gelir, dönem, oran

Yöntem doğru seçilse bile, hesaba giren veriler yanlışsa tazminat da yanlış çıkar. Başlıca girdiler şunlardır:

GirdiNasıl belirlenir?
Bilinen (işlemiş) dönemKaza tarihinden hesap tarihine kadar; bu dönemde fiilen elde edilen gelir belgelerle (bordro vb.) tespit edilir.
Bilinmeyen (işleyecek) dönemHesap tarihinde bilinen son gelir esas alınır; progresif rantla toplanır.
GelirBelgeli ise gerçek gelir; belgesiz ise (çocuk, ev hanımı, işsiz) net asgari ücret esas alınabilir.
Aktif / pasif dönemÇalışma çağı sonu kabul edilen yaşa kadar aktif, sonrası pasif dönemdir; pasif dönemde gelir genellikle asgari ücret düzeyindedir.
Maluliyet / destek payıMaluliyet oranı rapordan alınır (maluliyet oranı); ölümde destek payı bilirkişice belirlenir.
KusurSürücünün ve zarar görenin kusur oranları hesaba yansır (kusur oranı, müterafik kusur).

Bilinen dönem. Yargıtay, bilinen dönemin kaza tarihi ile hesap tarihi arasındaki süre olduğunu vurgular; hesap tarihini dönem sonu gibi sonraki bir tarihe taşıyan rapor hüküm kurmaya elverişli bulunmamıştır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/9343, K. 2024/4780, T. 15.05.2024). Gelir belgeleri sunulabiliyorsa, “son ücretin asgari ücrete oranı” gibi dolaylı yöntemler yerine bordrolara dayanılmalıdır; bir dosyada bu yöntem denetime elverişsiz bulunmuştur (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2565, K. 2024/4966, T. 20.05.2024). Kaza tarihinden itibaren tüm bilinen dönemin, rapor yılının asgari ücretiyle hesaplanması da hatalı sayılmıştır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/4552, K. 2021/7848, T. 01.11.2021).

Çocuk ve ev hanımı. Geliri belgelenemeyen kişilerde net asgari ücret esas alınır; asgari geçim indirimi (AGİ) konusunda Daire ayrım yapar. Ev hanımı için ücretli bir çalışma olmadığından AGİ hesaba katılmaz, tüm dönemlerde AGİ’siz net asgari ücret esas alınır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/8856, K. 2025/13985, T. 13.10.2025; E. 2024/4305, K. 2024/8128, T. 25.09.2024). Çocuk bakımından ise aktif dönemde AGİ dahil net asgari ücret, pasif dönemde AGİ hariç net asgari ücret esas alınmıştır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/4638, K. 2025/14886, T. 03.11.2025). Çocuğun uğradığı zararlara ilişkin ayrıntı için çocuk tazminatı yazısına bakınız. Raporlarda aktif dönem sonu olarak 60 ve 65 yaş sınırlarının görüldüğünü not ederiz; tek bir yerleşik sınır bulunduğunu iddia etmiyoruz, bu da yorum meselesidir.

Hesap tarihi. Ek rapor alındığında hesabın ek rapor tarihindeki verilerle yapılması gerekir; ek raporda kök rapor tarihinin verileriyle hesap yapılması hatalı bulunmuştur (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/3503, K. 2023/7924, T. 13.06.2023). Öte yandan karşı tarafın lehine usuli kazanılmış hak oluşmuşsa hesap bu sınırı da gözetir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/6689, K. 2024/692, T. 18.01.2024). Yani hesap tarihindeki veriler ile usuli kazanılmış hak arasında denge kurulur; hangisinin öne çıkacağı dosyanın seyrine göre değişir.

Ölümlü kazada hesabın farkı

Ölümlü kazada hesap, zarar görenin kendi geliri yerine desteğin geliri üzerinden yürür. Desteğin ve hak sahiplerinin bakiye ömürleri ayrı ayrı belirlenir; tablo olarak yine TRH-2010 esas alınır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/25304, K. 2023/2725, T. 01.03.2023). Desteğin geliri, hak sahiplerine ayrılan destek payları ve her hak sahibinin destek alabileceği süre bilirkişi raporunda ayrı ayrı gösterilir; yöntem bedensel zarardaki gibi progresif rantla, teknik faiz uygulanmadan yürür. Destek payı oranları ve hak sahiplerinin destek süreleri başlı başına bir tartışma alanıdır; ayrıntı destekten yoksun kalma tazminatı yazısında, cenaze ve bakıcı giderleri ise ayrı bir yazıda ele alınmıştır. Ölüm hemen gerçekleşmediyse ölümden önceki dönemin tedavi giderleri ve çalışma gücü kayıpları da TBK m.53 uyarınca zarar kalemidir.

Faiz başlangıcı ve ön ödemelerin mahsubu

7589 sayılı Kanunla TBK m.55’e iki fıkra eklenmiştir:

TBK m.55 (ek fıkralar, 7589/18): “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; […] kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.”

“[…] ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.”

Buna göre bilinen döneme ilişkin tazminat toplamına olay tarihinden, bilinemeyen döneme ilişkin toplama ise karar tarihinden faiz işler. Bu ayrım hesap raporunun biçimini de etkiler: bilinen ve bilinmeyen dönem tutarlarının ayrı ayrı gösterilmesi, faizin doğru yürütülebilmesi için pratik bir gerekliliktir (bu çıkarım yoruma dayanır). Düzenlemenin hangi kazalara uygulanacağı ve geçiş hükmü bulunmaması yorum meselesidir. Ön ödemelerin oransal mahsubu da hesabın son aşamasını etkiler: sigorta şirketinin yargılama öncesinde yaptığı ödeme düşülürken ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat esas alınır. Ayrıntı için tazminat faizi yazısına bakınız.

Sigorta hesabı ile mahkeme hesabı

Sigorta şirketinin başvuru üzerine yaptığı hesap ile mahkemenin ya da hakem heyetinin hesabı aynı sonucu vermeyebilir; şirket kendi hesap yöntemini kullanabilir, bu da genel bir bilgidir ve somut rakam için dosyadaki rapor belirleyicidir. Sigorta, tazminatın tamamını karşılamayabilir: manevi tazminat ve hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen kısım zorunlu sigorta kapsamı dışındadır (KTK m.92). Teminat limitleri ve limit aşımı için teminat limiti, kapsam için zorunlu trafik sigortası, manevi tazminat için manevi tazminat yazılarına bakınız. Sigortacının sorumsuz olduğu kalemler, sürücü ve işletene karşı ayrıca istenebilir.

Bilirkişi raporunda nelere bakılır?

Denetime elverişli bir aktüer raporu, hesabın her adımını izlenebilir kılar. Bir dosyada Yargıtay, çocuk için TRH-2010 kullanıldığı belirtilmiş olmasına rağmen bakiye ömür süresinin, aktif ve pasif dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin gösterilmediğini, bu nedenle denetime elverişli ek rapor alınmasını aramıştır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/11985, K. 2022/5766, T. 24.03.2022). Rapora itirazda şu kontrol listesi işe yarar:

  • Yaşam tablosu TRH-2010 mu, bakiye ömür yaş ve cinsiyete göre doğru okunmuş mu?
  • Teknik faiz uygulanmış mı; işleyecek dönem progresif rantla mı hesaplanmış?
  • Bilinen ve bilinmeyen dönem tarihleri doğru mu, hesap tarihi hangi tarih?
  • Gelir bordro ya da belgeye mi dayanıyor, yoksa varsayıma mı? Belgesiz kişilerde AGİ doğru uygulanmış mı?
  • Maluliyet oranı hangi rapora dayanıyor, raporlar arasında çelişki var mı (maluliyet oranı)?
  • Kusur oranı ve müterafik kusur indirimi dayanağıyla birlikte gösterilmiş mi?
  • Faiz ve mahsup bilinen/bilinmeyen dönem ayrımıyla yapılmış mı?

İtiraz, gerekçeli ve rapordaki somut hataya işaret eden dilekçeyle yapılmalıdır; ek rapor talebi bu itirazın doğal sonucudur.

Sık sorulan sorular

Trafik kazası tazminatı nasıl hesaplanır?

Bakiye ömür TRH-2010’dan bulunur, bilinen ve bilinmeyen dönem ayrılır, yıllık zarar progresif rantla toplanır, kusur ve diğer indirimler uygulanır; teknik faiz uygulanmaz.

TRH-2010 yaşam tablosu nedir?

Hazine Müsteşarlığı ve üniversitelerin çalışmalarıyla hazırlanan, ülkemize özgü verileri içeren Ulusal Mortalite Tablosudur. Bakiye ömrü yaş ve cinsiyete göre verir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/25304, K. 2023/2725, T. 01.03.2023).

PMF-1931 tablosu kullanılır mı?

4. Hukuk Dairesi, 3. Hukuk Dairesi ve 10. Hukuk Dairesi çoğunluğu TRH-2010’u esas almaktadır. Talebin PMF’ye göre kurulduğu bazı dosyalarda ise taleple bağlılık nedeniyle PMF’ye göre hesap yapılmıştır.

Progresif rant nedir?

Bilinen son gelirin her yıl %10 artırılıp %10 iskonto edildiği yöntemdir. İki oran eşit olduğundan gelecek yıllar fiilen iskontosuz toplanır.

Teknik faiz uygulanır mı?

4. Hukuk Dairesi, %1,8 teknik faizli hesabın uygulanmayacağını, hesabın teknik faiz olmadan progresif rantla yapılması gerektiğini kabul etmektedir. Karşı görüşler doktrinde savunulmaktadır.

Bilinen ve bilinmeyen dönem ne demektir?

Kaza tarihi ile hesap tarihi arasındaki süre bilinen, hesap tarihinden sonraki süre bilinmeyen dönemdir. Faiz bu iki dönem için farklı tarihten işler.

Aktif ve pasif dönem nedir?

Çalışma çağı sonuna kadar aktif, sonrası pasif dönemdir. Pasif dönemde hesaba esas gelir genellikle asgari ücret düzeyindedir; sınır yaşı raporlarda farklı kabul edilebilir.

Geliri belgesiz kişide hangi gelir esas alınır?

Çocuk, ev hanımı gibi belgesiz kişilerde net asgari ücret esas alınır. Ev hanımında AGİ hesaba katılmaz; çocukta aktif dönemde AGİ dahil, pasif dönemde hariç tutulur.

Maluliyet oranı hesabı nasıl etkiler?

Yıllık gelir maluliyet oranıyla çarpılarak yıllık zarar bulunur. Oran küçük bir değişiklikle bile tazminatı belirgin biçimde değiştirir; çelişkili raporlarda yeni rapor aranır.

Kusur oranı tazminatı nasıl değiştirir?

Zarar görenin kusuru varsa hesaplanan tazminattan bu oranda indirim yapılır. Kusuru bilirkişi raporu ve dosya delilleri belirler, tespit tutanağı tek başına yeterli değildir.

Sigorta şirketinin hesabı ile mahkemenin hesabı aynı mıdır?

Aynı olmak zorunda değildir. Sigorta şirketi kendi yöntemini kullanabilir; mahkeme ve hakem heyeti Yargıtay içtihadına göre aktüer raporu alır. Şirketin teklifini kabul etmeden önce hesabı denetletmek gerekir.

Faiz hangi tarihten işler?

7589 sayılı Kanunla eklenen kurala göre bilinen döneme ilişkin tutara olay tarihinden, bilinemeyen döneme ilişkin tutara karar tarihinden kanuni faiz işler. Uygulama kapsamı yorum meselesidir.

Bilirkişi raporuna nasıl itiraz edilir?

Rapor tebliğ edildikten sonra gerekçeli dilekçeyle yöntem, veri ve hesap hatalarına işaret edilir; ek rapor veya yeni rapor talep edilir.

Ek raporda hesap tarihi neden önemlidir?

Ek rapor, kök rapordan sonraki tarihle hesap yapıyorsa bilinen dönem uzar, gelir verileri yenilenir. Kök rapor tarihinin verileriyle yapılan ek hesap hatalı bulunmuştur.

Sigortacının önceden yaptığı ödeme tazminattan düşülür mü?

7589 sayılı Kanunla eklenen kurala göre, ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminattan oransal olarak mahsup edilir.

İnternetteki tazminat hesaplama araçları güvenilir midir?

Yaklaşık bir fikir verebilir; ancak gelir belgeleri, kusur oranı, maluliyet raporu ve dönem tarihleri dosyaya özgüdür. Bağlayıcı sonuç, mahkemenin aldığı aktüer raporudur.

Sonuç

Trafik kazası tazminatı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi çizgisinde TRH-2010 yaşam tablosuna, progresif rant yöntemine ve teknik faiz uygulanmamasına dayanır. Hakem heyeti ve mahkeme raporlarında eski yöntemlerle hesap yapılabildiğinden, rapor alındığında her adımı kontrol etmek tazminatın büyüklüğünü değiştirebilir. Kalemlerin ayrıntısı için bedensel zarar tazminatı ve tazminat davası yazıları, genel çerçeve için Trafik Kazası Avukatı sayfası okunabilir.

← Trafik Kazası Avukatı sayfasına dön

Av. Mehmet Sarıoğlu
Hukuki inceleme: Av. Fatih Sefer
Sarıoğlu & Sefer Hukuk, Bakırköy / İstanbul
Tel: 0507 551 87 38