SPK koruma tedbirleri, Sermaye Piyasası Kurulunun hukuka aykırı işlemlerle sermayesi veya malvarlığı azaltılan ihraççıları ve bunların yatırımcılarını korumak için kullanabildiği; uyarı ve düzeltme isteme, iptal ve butlan davası açma, imza yetkisinin kaldırılması, yöneticilerin görevden alınması ve örtülü olarak aktarılan tutarın iadesi için dava açma gibi yetkilerin bütünüdür. Bu yetkiler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn) m.92-95’te düzenlenmiştir. Bir halka açık şirketin yöneticileri şirket varlıklarını ilişkili kişilere düşük bedelle devrettiğinde, küçük pay sahibinin tek başına dava açması hem pahalı hem de bilgi eksikliği nedeniyle zordur. Kanun koyucu bu boşluğu, denetim yetkisine sahip olan SPK’ya şirket adına harekete geçme yetkisi vererek doldurmuştur.
Bu yazıda SPK koruma tedbirlerinin amacını ve kapsamını, uygulanma şartlarını, Kurulun tedbir isteme yetkisini, iptal ve butlan davalarını ve bunların sürelerini, imza yetkisinin kaldırılması ile görevden almayı, örtülü kazanç aktarımında iade davasını, kayıtlı sermaye sisteminde iptal davasını, genel kurula gözlemci gönderilmesini ve bu tedbirlere karşı yargı yolunu Yargıtay, Danıştay ve bölge adliye mahkemesi kararlarıyla birlikte ele alıyoruz.
SPK Koruma Tedbirlerine İlişkin Kanun Metni
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.92
“(1) Bu Kanuna tabi ihraççıların, kanuna, sermaye piyasası mevzuatına, esas sözleşme ve fon iç tüzüğü hükümlerine veya işletme maksat ve mevzuuna aykırı görülen durum ve işlemleri sebebiyle sermayenin veya mal varlığının azalmasına veya kaybına yol açtığının Kurulca tespit edilmesi hâlinde, Kurul;
a) 6102 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla ilgililerden aykırılıkların giderilmesi için tedbir almasını ve öngörülen işlemleri yapmasını istemeye ve gerektiğinde durumu ilgili mercilere intikal ettirmeye,
b) Bu durum ve işlemlerin hukuka aykırılığının Kurulca tespiti tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde durum ve işlemin vukuu tarihinden itibaren üç yıl içinde iptal davası ve beş yıl içinde butlan veya yokluğun tespiti davası açmaya,
c) Bu durum ve işlemlerin mevcudiyetinin ilk derece mahkeme kararı ile tespit edilmesi veya bu karar beklenmeksizin Kurulun talebi üzerine mahkeme tarafından karar verilmesi hâlinde bu işlemlerde sorumluluğu bulunanların imza yetkilerini kaldırmaya, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması hâlinde, yargılama sonuçlanıncaya kadar ilgilileri görevden almaya ve yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar görevden alınan yönetim kurulu üyelerinin yerine yenilerini atamaya,
yetkilidir.
(2) Halka açık bankalar hakkında bu maddeye göre işlem tesis edilmeden önce Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun görüşü alınır.
(3) Bu madde kapsamında Kurul tarafından açılan dava ve takipler ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde Kurul her türlü harç ve teminattan muaftır.”
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.93/1
“(1) Kurul, 18 inci maddedeki esaslar çerçevesinde alınan yönetim kurulu kararları aleyhine, bu kararların kamuya duyurulduğu tarihten itibaren otuz gün içinde ortaklık merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açmaya ve teminatsız olarak bu kararların icrasının geri bırakılmasını istemeye yetkilidir.”
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.94
“(1) Kurul, 21 inci maddede belirtilen işlemlerde bulundukları tespit edilen halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ve bunların bağlı ortaklıkları ile iştiraklerinden denetleme sonuçlarının Kurul tarafından belirlenecek usul ve esaslar dâhilinde ortaklara duyurulmasını istemeye, Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkilidir.
(2) 92 nci maddenin birinci ve üçüncü fıkraları bu madde bakımından da uygulanır.”
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.95/1
“(1) Kurul, gerekli gördüğü hâllerde, halka açık ortaklıkların genel kurullarına, oy hakkı bulunmaksızın gözlemciler gönderebilir.”
Not: Metin, 6362 sayılı Kanunun güncel metninden alınmıştır. m.92/3, 2/1/2017 tarihli 684 sayılı KHK ile eklenmiş, 7074 sayılı Kanunla aynen kabul edilmiştir. m.94/2 de aynı düzenlemeyle değiştirilmiştir.
Koruma tedbirleri yalnızca ihraççılara değil, dolaylı olarak aracı kurumlar aracılığıyla bu ihraççılara yatırım yapan yatırımcılara da hizmet eder. Kurulun genel yetki sistemi için sermaye piyasası hukuku yazımıza bakabilirsiniz.
SPK Koruma Tedbirlerinin Amacı
Anonim şirketler hukukunda şirket malvarlığını korumanın temel araçları pay sahiplerinin ve şirketin kendi elindedir. Pay sahibi genel kurul kararlarının iptalini dava edebilir, yöneticiler aleyhine sorumluluk davası açabilir, şirket de zarar verenlerden tazminat isteyebilir. Ancak bu araçların işlemesi, pay sahibinin aykırılıktan haberdar olmasına, dava açacak kaynağa sahip olmasına ve yönetimin kontrolünü elinde tutan hâkim ortağın direncini aşabilmesine bağlıdır.
Halka açık bir şirkette binlerce küçük yatırımcı vardır. Her birinin şirketteki payı küçüktür. Şirket varlıklarının hâkim ortağın başka şirketine düşük bedelle devredildiğini öğrenmek için defterlere, sözleşmelere ve banka kayıtlarına erişmek gerekir. Bu belgeler genellikle yatırımcının ulaşabileceği yerde değildir. Dava açmanın maliyeti ise yatırımcının payına düşecek faydayı çoğu zaman aşar. Ekonomi literatüründe bu durum “kolektif hareket sorunu” olarak bilinir.
SPK koruma tedbirleri bu sorunu çözmek için tasarlanmıştır. Kurul, denetim yetkisi sayesinde şirket kayıtlarına doğrudan erişebilir. Denetim sonucunda bir aykırılık tespit ederse, şirket yönetiminin harekete geçmesini bekleme zorunluluğu olmadan kendisi tedbir alır veya dava açar. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi de SPKn m.94 kapsamındaki davanın, Kurulun yatırımcıları korumaya yönelik kamusal görevinin bir parçası olduğunu vurgulamıştır. Daire, bu nedenle davanın “tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş ve işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlığı niteliğinde olmadığı”nı ve zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığını kabul etmiştir (İstanbul BAM 12. HD, E. 2020/1375, K. 2020/1292, T. 08.12.2020).
Bu tedbirler, SPK’nın idari para cezası ve suç duyurusu gibi yaptırım yetkilerinden farklıdır. Yaptırımlar aykırılık yapanı cezalandırmaya yöneliktir. Koruma tedbirleri ise şirketin malvarlığını eski hâline getirmeyi ve zararın büyümesini önlemeyi amaçlar. Bir olayda her iki tür yetki birlikte kullanılabilir. Kurul hem iade davası açabilir hem de idari para cezası verebilir ve suç duyurusunda bulunabilir.
Kimlere Uygulanır?
SPKn m.92: Bu Kanuna tabi ihraççılar
SPKn m.92’nin kapsamı geniştir. Hüküm “bu Kanuna tabi ihraççılar”dan söz eder. Bu kavram yalnızca halka açık ortaklıkları değil, borçlanma aracı ihraç eden şirketleri, kolektif yatırım kuruluşlarını ve sermaye piyasası aracı ihraç eden diğer tüzel kişileri de kapsar. Hükümde “fon iç tüzüğü”ne aykırılıktan da söz edilmesi, yatırım fonlarının da kapsamda olduğunu gösterir.
SPKn m.94: Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları
Örtülü kazanç aktarımına özgü m.94 ise daha dar bir alana uygulanır. Hüküm halka açık ortaklıkları, kolektif yatırım kuruluşlarını ve bunların bağlı ortaklıkları ile iştiraklerini kapsar. Bu genişletme önemlidir, çünkü örtülü kazanç aktarımı çoğu zaman doğrudan halka açık şirketten değil, onun bağlı ortaklığı üzerinden yapılır. Halka açık şirket bağlı ortaklığına mal satar, bağlı ortaklık da aynı malı hâkim ortağın şirketine düşük bedelle devreder. Kanun bu zinciri de kapsama almıştır.
Halka açık bankalar
SPKn m.92/2 uyarınca halka açık bankalar hakkında bu madde kapsamında işlem yapılmadan önce Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) görüşü alınır. Bu, bankaların hem SPK hem BDDK denetimine tabi olmasından doğan bir koordinasyon kuralıdır. Görüş alınmadan yapılan işlem usul yönünden sakatlanabilir.
Bu tedbirler ihraççılara yöneliktir. Aracı kurum, portföy yönetim şirketi gibi sermaye piyasası kurumlarının hukuka aykırı faaliyetlerinde ve mali yapılarının bozulmasında uygulanacak tedbirler ise m.96-98’de ayrıca düzenlenmiştir. Bu tedbirleri SPK mali durumun bozulması yazımızda ele aldık.
SPK Koruma Tedbirlerinin Uygulanma Şartları
SPKn m.92’deki tedbirlerin uygulanabilmesi için üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir.
1. Hukuka aykırı durum veya işlem
Aykırılığın ölçütü dört kaynaktan biri olabilir: kanun, sermaye piyasası mevzuatı, esas sözleşme veya fon iç tüzüğü ve işletme maksat ve mevzuu. Bu son ölçüt dikkat çekicidir. Bir işlem, açık bir kanun hükmünü ihlal etmese bile şirketin faaliyet konusunun dışına çıkıyor ve şirket malvarlığını azaltıyorsa, Kurul bu hükme dayanarak harekete geçebilir. Örneğin bir üretim şirketinin hiçbir ticari gerekçe olmadan hâkim ortağın akrabalarına faizsiz borç vermesi bu kapsamda değerlendirilebilir.
2. Sermayenin veya malvarlığının azalması ya da kaybı
Aykırılığın şirket sermayesinde veya malvarlığında bir azalmaya yol açması gerekir. Malvarlığını azaltmayan aykırılıklar, örneğin yalnızca bir kamuyu aydınlatma yükümlülüğünün ihlali, m.92’nin değil idari yaptırım hükümlerinin konusudur. Azalma, doğrudan bir varlık çıkışı şeklinde olabileceği gibi, şirketin üstlendiği bir borç veya teminat şeklinde de ortaya çıkabilir.
3. Kurulca tespit
Aykırılığın ve malvarlığı azalmasının Kurul tarafından tespit edilmesi gerekir. Bu tespit genellikle bir denetim sonucunda düzenlenen denetim raporuna dayanan Kurul kararıyla yapılır. Tespit tarihi, aşağıda göreceğimiz üç aylık iptal davası süresinin başlangıcıdır. Bu nedenle tespitin hangi tarihte yapıldığı uygulamada önem taşır.
Tespit, mahkeme için bağlayıcı değildir. Kurul iptal veya iade davası açtığında, mahkeme aykırılığın ve zararın varlığını kendisi inceler, genellikle bilirkişi raporu alır. Kurulun tespiti, davanın açılabilmesi için bir ön şart, mahkemenin karar vermesi için ise bir delildir.
Tedbir Alınmasını İsteme Yetkisi (m.92/1-a)
Kurulun ilk ve en hafif yetkisi, ilgililerden aykırılıkları gidermek için tedbir almalarını ve öngörülen işlemleri yapmalarını istemektir. Bu yetki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla kullanılır. Yani Kurul, şirket organlarının TTK’dan doğan yetkilerini ortadan kaldıramaz. Ancak onlardan belirli bir işlemi yapmalarını isteyebilir.
Uygulamada bu yetki çeşitli biçimlerde kullanılır:
- Şirketten, ilişkili kişilere aktarılan tutarların faiziyle birlikte tahsili için gerekli işlemleri başlatmasının istenmesi,
- Aktarımdan yararlanan kişilerin, aldıkları tutarı şirkete ödemeleri konusunda uyarılması,
- Konunun genel kurul gündemine alınmasının istenmesi (SPKn m.29/4 uyarınca halka açık ortaklıklar bu talebe uymak zorundadır),
- Durumun ilgili mercilere, örneğin savcılığa veya diğer düzenleyici kurumlara bildirilmesi.
Danıştay 13. Dairesi, bu türden Kurul kararlarının hukuki niteliği hakkında önemli bir karar vermiştir. Dairenin gerekçesine göre m.92 kapsamında alınan bu kararlara karşı “bir onay veya izin müessesesi öngörülmeden, kararın tesisi ile muhatabın bu karara karşı uyma yükümlülüğü doğmaktadır”. Bu yükümlülüğe uyulmazsa SPKn m.103/1 uyarınca sorumlulara idari para cezası verilmesi gerekeceğinden, ilişkili kişilerin aktarılan tutarı şirkete ödemeleri yönündeki uyarı ile konunun genel kurul gündemine alınmasının istenmesi “kesin, yürütülmesi gereken ve icraî özelliklere sahip ve idarî davaya konu edilebilecek nitelikte işlemlerdir” (Danıştay 13. D., E. 2016/3597, K. 2022/3777, T. 20.10.2022).
Bu kararın uygulamadaki sonucu açıktır: m.92/1-a kapsamında kendisine ödeme yapması bildirilen kişi, bu Kurul kararına karşı idari yargıda iptal davası açabilir. Davayı açmaz ve ödemeyi yapmazsa, idari para cezası riskiyle karşılaşır. 2026 yılı için m.103/1 kapsamındaki idari para cezası alt ve üst sınırları 445.243,49 TL ile 5.565.516,37 TL’dir; menfaat temin edilmişse ceza menfaatin iki katından az olamaz.
İptal ve Butlan Davası (m.92/1-b)
Dava açma yetkisi ve konusu
Kurul, hukuka aykırı durum ve işlemlerin iptali için dava açabilir. Bu dava konusu bakımından geniş tutulmuştur. Genel kurul ve yönetim kurulu kararları, şirketin üçüncü kişilerle yaptığı sözleşmeler, taşınmaz satışları ve benzeri hukuki işlemler bu davanın konusu olabilir. Danıştay’ın yukarıda anılan kararına konu olayda, Kurul m.92/1-a ve b uyarınca bir halka açık şirketin taşınmazlarının satışının iptali ve tapu kayıtlarının terkini için dava açılmasına ve taşınmazların üçüncü kişilere devrinin engellenmesi için ihtiyati tedbir istenmesine karar vermiştir.
Bu dava, pay sahibinin TTK m.445 uyarınca açabileceği genel kurul kararının iptali davasından farklıdır. Pay sahibinin davası yalnızca genel kurul kararlarına yönelir ve toplantıda muhalefet şerhi gibi şartlara bağlıdır. Kurulun davası ise hem daha geniş bir işlem alanını kapsar hem de bu tür şartlara tabi değildir. Pay sahiplerinin genel kurula ilişkin hakları için halka açık ortaklık genel kurulu yazımıza bakabilirsiniz.
Süreler
Kanun iki farklı dava türü için iki farklı süre öngörür:
| Dava türü | Süre |
|---|---|
| İptal davası | Kurulca tespit tarihinden itibaren 3 ay ve her hâlde işlemin yapıldığı tarihten itibaren 3 yıl |
| Butlan veya yokluğun tespiti davası | İşlemin yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl |
TTK’da kurul kararlarının butlanı veya yokluğunun tespiti için bir süre öngörülmemiştir. SPKn m.92’nin butlan davasını beş yılla sınırlaması, halka açık şirketlerde işlem güvenliğini korumaya yöneliktir. Nitekim bir ilk derece mahkemesi kararında da, butlan veya yokluk kararının sonrasında yönetim kurulunca yapılan işlemlerin üçüncü kişileri etkileyeceği gözetilerek halka açık anonim şirketler yönünden bu davanın beş yıllık süreyle sınırlandırıldığı belirtilmiştir (Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/314, K. 2026/498, T. 15.06.2026, ilk derece kararı).
Bu sürelerin, Kurulun iptal ve butlan davalarına özgü olduğunu da belirtmek gerekir. Bir ilk derece kararında, m.92’deki sürelerin iptal ve butlan davalarına ilişkin olduğu, haksız iş ve eylemlerden doğan zararın tazminine yönelik davalar için ise herhangi bir hak düşürücü süre düzenlenmediği kabul edilmiştir (İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/852, K. 2023/678, T. 06.09.2023, ilk derece kararı). Tazminat davaları genel zamanaşımı hükümlerine tabidir.
Harç ve teminat muafiyeti
2017 yılında eklenen m.92/3 uyarınca Kurul, bu madde kapsamında açtığı dava ve takiplerde, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde her türlü harç ve teminattan muaftır. Bu muafiyet pratikte çok önemlidir. Örtülü olarak aktarılan tutarlar milyonlarca lirayı bulabilir. Nispi harç ve ihtiyati haciz teminatı, muafiyet olmasaydı Kurulun dava açmasının önünde ciddi bir engel oluşturabilirdi. m.94/2 bu muafiyeti örtülü kazanç iade davalarına da uygulamaktadır.
İmza Yetkisinin Kaldırılması ve Görevden Alma (m.92/1-c)
Üç ayrı yetki
SPKn m.92/1-c Kurula, şirket yönetimine doğrudan müdahale imkânı veren üç yetki tanır:
- İmza yetkisinin kaldırılması: Hukuka aykırı işlemlerde sorumluluğu bulunanların şirketi temsil yetkisi kaldırılabilir. Bunun için aykırılığın ilk derece mahkemesi kararıyla tespit edilmesi veya Kurulun talebi üzerine mahkemenin bu karar beklenmeksizin karar vermesi gerekir.
- Görevden alma: İlgililer hakkında suç duyurusunda bulunulmuşsa, yargılama sonuçlanıncaya kadar görevden alınabilirler.
- Yeni yönetim kurulu üyesi atama: Görevden alınan yönetim kurulu üyelerinin yerine, yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar görev yapmak üzere yenileri atanabilir.
Bu yetkiler, genel anonim şirketler hukukunda yönetim kurulu üyelerini görevden alma yetkisinin genel kurula ait olduğu kuralının (TTK m.364) önemli bir istisnasıdır. SPKn m.92/1-c, hâkim ortağın kontrolündeki genel kurulun harekete geçmediği durumlarda bu kuralın Kurul eliyle aşılmasına imkân tanır. Yönetim kurulu üyelerinin halka açık şirketlerdeki özel sorumluluk rejimi için halka açık şirketlerde yönetim kurulu sorumluluğu yazımıza bakabilirsiniz.
Yetkili mahkeme
Kurulun imza yetkisinin kaldırılması için açtığı davada yetkili mahkemenin hangisi olduğu Yargıtay önüne gelmiştir. İlk derece mahkemesi, SPKn m.93’teki “ortaklık merkezinin bulunduğu yer” kuralını kıyasen uygulayarak yetkisizlik kararı vermiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu kararı bozmuştur. Daireye göre imza yetkisinin kaldırılmasına ilişkin davalarda “yetkili mahkemenin hangi yer mahkemesi olacağı konusunda SPK’da bir düzenleme bulunmamaktadır”. m.93 yalnızca yönetim kurulu kararlarına karşı açılacak iptal davalarına ilişkindir ve kıyasen uygulanamaz. Ortaklık ilişkilerine ilişkin davalarda kesin yetki kuralı getiren HMK m.14/2 de, davanın tarafları gözetildiğinde uygulanamaz. Sonuç olarak kamu düzenine ilişkin kesin bir yetki kuralı bulunmadığından ve davalılar usulüne uygun yetki itirazında bulunmadığından, mahkemenin esasa girmesi gerekir (Yargıtay 11. HD, E. 2016/13581, K. 2016/9314, T. 05.12.2016).
Suç duyurusu ile bağlantı
Görevden alma yetkisi suç duyurusuna bağlıdır. Kurul, şirket malvarlığını azaltan işlemlerin bir suç oluşturduğunu değerlendirirse, örneğin sermaye piyasasında güveni kötüye kullanma suçu kapsamında savcılığa başvurur. Sermaye piyasası suçlarında soruşturma Kurulun yazılı başvurusuna bağlı olduğundan bu başvuru, ceza sürecinin de başlangıcıdır. Yazılı başvuru şartının ayrıntıları için sermaye piyasası suçlarında yazılı başvuru şartı yazımıza bakabilirsiniz. Kurul aynı kararla, suçtan elde edildiği değerlendirilen malvarlığına CMK m.128 uyarınca el konulmasını da talep edebilir. Bu konudaki ayrıntılar sermaye piyasası soruşturmasında el koyma yazımızda yer almaktadır.
Örtülü Kazanç Aktarımında İade Davası (m.94)
Örtülü kazanç aktarımı ve iade yükümlülüğü
SPKn m.21, halka açık ortaklıkların ve kolektif yatırım kuruluşlarının ilişkili kişilerle emsallerine, piyasa teamüllerine ve dürüstlük kurallarına aykırı şartlarda işlem yaparak kârlarını veya malvarlıklarını azaltmasını yasaklar. Kazanç aktarımı Kurulca tespit edildiğinde şirket, Kurulun belirleyeceği süre içinde aktarılan tutarın kanuni faiziyle birlikte iadesini talep eder. Yasağın kapsamı ve unsurları için örtülü kazanç aktarımı yazımıza, ilişkili taraf işlemlerinin genel rejimi için ilişkili taraf işlemleri yazımıza bakabilirsiniz.
SPKn m.94 bu iade yükümlülüğünün yaptırımıdır. Aktarımdan yararlananlar tutarı süresinde iade etmezse, Kurul iade için dava açar. Dava Kurul adına açılır, ancak tutarın Kurula değil, malvarlığı azaltılan şirkete iadesi istenir. Kurul ayrıca denetim sonuçlarının ortaklara duyurulmasını da isteyebilir.
Davayı kim açabilir?
Uygulamada tartışılan bir soru, m.94’ün şirketin kendi dava hakkını ortadan kaldırıp kaldırmadığıdır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, iflas etmiş bir bankanın iflas idaresinin örtülü kazanç aktarımı nedeniyle açtığı davada, dava takip yetkisinin Kurula ait olduğunu kabul etmiştir. Daireye göre “Kanun’un 21. Maddesi kapsamında tespit edilen hukuka aykırılıklarla ilgili dava açma yetkisi düzenleyici idari otorite olarak Sermaye Piyasası Kurulu’na tanınmıştır. Bahsi geçen düzenlemede örtülü kazanç aktarımı niteliğindeki işlemler sonucunda malvarlığı azaldığı ileri sürülen ilgili şirketin dava açma yetkisi bulunmamaktadır.” Somut olayda Kurul aynı kişilere karşı zaten m.94 davası açmıştı (İstanbul BAM 12. HD, E. 2022/2293, K. 2022/1829, T. 22.12.2022).
Bu karar m.94 kapsamındaki özel iade davasına ilişkindir. Şirketin ve pay sahiplerinin TTK’dan doğan sorumluluk davası açma hakkı, yani yöneticilerin kusurlu davranışlarından doğan zararın tazmini için TTK m.553 vd. kapsamındaki dava hakkı ayrıca değerlendirilmelidir. Kararda iki talebin aynı hukuki sonuca yöneldiği ve Kurulun davasının derdest olduğu da gözetilmiştir. Kararın temyiz yolu açık olarak verildiği de not edilmelidir.
Zorunlu arabuluculuk
Ticari davalarda bir miktar paranın ödenmesine ilişkin taleplerde dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Bir ilk derece mahkemesi, Kurulun m.94 kapsamındaki iade davasını bu gerekçeyle usulden reddetmiştir. İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi bu kararı kaldırmıştır. Daireye göre Kurula dava açma yetkisi veren düzenlemenin kamusal yönü gözetildiğinde dava, tarafların serbestçe tasarruf edebileceği bir özel hukuk uyuşmazlığı değildir ve zorunlu arabuluculuk şartı aranmaz (İstanbul BAM 12. HD, E. 2020/1375, K. 2020/1292, T. 08.12.2020).
İspat ve davanın sınırları
Kurulun tespiti mahkemeyi bağlamadığından, iade davasında örtülü kazanç aktarımının unsurlarının ispatı gerekir. Bir ilk derece kararında mahkeme, SPK konusunda uzman bilirkişilerden oluşan kurulun raporunu da değerlendirerek, nakdi sermaye koyma, pay satın alma ve borç para verme gibi işlemlerin örtülü kazanç aktarımını gizleyen işlemler olmadığını, koşulları varsa kendilerinin doğrudan zarar verici işlemler olabileceğini kabul etmiştir. Mahkeme, bu durumun yöneticilerin TTK kapsamındaki sorumluluğuna yol açabileceğini, ancak SPKn m.21 ve m.94 çerçevesinde iade yükümlülüğünün doğması için gereken somut koşulların ispatlanamadığını belirtmiştir (İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/451, K. 2024/561, T. 05.09.2024, ilk derece kararı).
Bu karar, Kurulun dayandığı hukuki nitelendirmenin önemini gösterir. Bir işlem örtülü kazanç aktarımı değil de doğrudan malvarlığını azaltan hukuka aykırı bir işlem ise, Kurulun m.94 yerine m.92 kapsamında iptal davası açması veya şirketin ve pay sahiplerinin sorumluluk davası yoluna gitmesi gerekebilir.
Kayıtlı Sermaye ve Genel Kurul Gözlemcisi (m.93 ve m.95)
Kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulu kararlarının iptali
Kayıtlı sermaye sistemi, halka açık ortaklıklarda yönetim kuruluna genel kurul kararı olmadan sermaye artırma yetkisi verir. Yönetim kurulu bu yetkiyle yeni pay alma haklarını kısıtlayabilir, imtiyazlı pay çıkarabilir veya payları nominal değerinin üzerinde ihraç edebilir. Bu kararlar pay sahiplerinin haklarını doğrudan etkiler.
SPKn m.93 Kurula, SPKn m.18 çerçevesinde alınan bu yönetim kurulu kararları aleyhine iptal davası açma yetkisi verir. Dava, kararın kamuya duyurulduğu tarihten itibaren otuz gün içinde ortaklık merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde açılır. Kurul, teminatsız olarak kararın icrasının geri bırakılmasını da isteyebilir. Bu teminatsız tedbir imkânı, sermaye artırımının tamamlanıp yeni payların dağıtılmasından önce sürecin durdurulabilmesi açısından önemlidir. Pay sahiplerinin bu kararlara karşı kendi dava hakkı ise m.18/6’da düzenlenmiştir: yönetim kurulu üyeleri veya hakları ihlal edilen pay sahipleri, TTK’nın genel kurul kararlarının iptaline ilişkin hükümleri çerçevesinde, kararın ilanından itibaren otuz gün içinde iptal davası açabilir.
Genel kurula gözlemci gönderilmesi
SPKn m.95 uyarınca Kurul, gerekli gördüğü hâllerde halka açık ortaklıkların genel kurullarına oy hakkı olmaksızın gözlemci gönderebilir. Gözlemci karar alma sürecine katılmaz, ancak toplantının usulüne uygun yapılıp yapılmadığını, pay sahiplerinin haklarını kullanıp kullanamadığını ve Kurulun gündeme alınmasını istediği hususların görüşülüp görüşülmediğini izler. Gözlemcinin tespitleri sonraki bir iptal davasında veya idari yaptırım sürecinde delil olarak kullanılabilir.
Bu yetki, özellikle hâkim ortak ile azınlık pay sahipleri arasında çekişme bulunan, önemli nitelikteki işlemlerin oylanacağı veya Kurulun daha önce tespit ettiği aykırılıkların gündeme alındığı genel kurullarda kullanılır. Önemli nitelikteki işlemler, örneğin şirket varlıklarının tamamının veya önemli bir kısmının devri, malvarlığını etkileyen kararların başında gelir. Kurumsal yönetim ilkeleri de genel kurulda pay sahiplerinin bilgilendirilmesine ve eşit muameleye büyük önem verir.
SPK Koruma Tedbirlerine Karşı Yargı Yolu
Adli yargı ve idari yargı ayrımı
SPK koruma tedbirlerine karşı hangi yargı yoluna gidileceği, tedbirin niteliğine bağlıdır. Kurulun açtığı iptal, butlan, iade ve imza yetkisinin kaldırılması davaları asliye ticaret mahkemelerinde görülür. Bu davalarda davalı, savunmasını o mahkemede yapar. Kurulun dava açmaya karar vermesi ise kural olarak idari yargıda ayrıca iptal davasına konu olamaz.
Danıştay 13. Dairesi bu ayrımı ayrıntılı biçimde ortaya koymuştur. Kararda denetim raporunun hazırlık işlemi olduğu, suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin Kurul kararının ise ceza yargılamasının önünü açan bir duyuru niteliği taşıdığı ve kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlem olarak kabul edilemeyeceği yönündeki İdare Mahkemesi değerlendirmeleri onanmıştır. Kurulun taşınmaz satışlarının iptali için dava açılmasına, ihtiyati tedbir istenmesine ve mahkemeden imza yetkisinin kaldırılmasının istenmesine ilişkin kararları da aynı şekilde kesin ve yürütülebilir işlem sayılmamıştır. Buna karşılık, ilişkili kişilerin aktarılan tutarı şirkete ödemeleri yönündeki uyarı ve konunun genel kurul gündemine alınması talebi icrai işlem kabul edilmiş, bu kısımlar yönünden İdare Mahkemesi kararı bozulmuştur (Danıştay 13. D., E. 2016/3597, K. 2022/3777, T. 20.10.2022).
| Kurul işlemi | İdari yargıda dava konusu olabilir mi? |
|---|---|
| Denetim raporu | Hayır, hazırlık işlemi |
| Suç duyurusunda bulunma kararı | Hayır, adli makamlara duyuru niteliğinde |
| İptal davası açma ve ihtiyati tedbir isteme kararı | Hayır, savunma adli yargıda yapılır |
| Mahkemeden imza yetkisinin kaldırılmasını isteme kararı | Hayır |
| Aktarılan tutarın ödenmesi için uyarı (m.92/1-a) | Evet, icrai işlem |
| Genel kurul gündemine alma talebi (m.29/4) | Evet, icrai işlem |
SPK kararlarına karşı idari yargı yolunun genel kuralları, görevli mahkeme ve dava açma süreleri için SPK kararlarına karşı yargı yolu yazımıza bakabilirsiniz.
Kurul kararının bültende ilanı ve masumiyet karinesi
Kurul, m.92 kapsamında aldığı kararları ve suç duyurularını haftalık bültende kamuya duyurur. Aynı Danıştay kararında, bu ilanın masumiyet karinesini ihlal ettiği iddiası da incelenmiştir. Daire, SPKn m.123/6’daki ilan yükümlülüğünün halka açık şirket ortaklarının doğru ve zamanında bilgilendirilmesini amaçladığını, kişilerin isimlerinin bültende açıkça yazılmasının başkalarının haklarının korunması bakımından “gerekli, elverişli ve ölçülü” olduğunu kabul etmiştir. Suç duyurusuna ilişkin ilanın soyut olarak masumiyet karinesini ihlal etmediği, ancak somut ilanın ifadelerinin kişiyi suçlu gösterip göstermediğinin ayrıca incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda bültende kişinin suçlu olduğu kanaatini oluşturacak ifadeler bulunmadığından ilan hukuka uygun bulunmuştur.
Yatırımcının konumu
SPK koruma tedbirleri yatırımcının kendi dava haklarını ortadan kaldırmaz. Aynı Danıştay kararına konu Kurul kararında, zarara uğrayan yatırımcıların genel hükümler çerçevesinde sorumlu yöneticiler aleyhine dava açabileceklerinin kamuya duyurulmasına ve bu hususun ilk genel kurul gündemine alınmasına karar verilmiştir. Yatırımcı bir aykırılıktan şüpheleniyorsa, SPK’ya şikâyet yoluyla Kurulun denetim ve koruma yetkilerini harekete geçirmesini isteyebilir. Kurulun koruma tedbirleri ile yatırımcının kendi açacağı tazminat davası birbirini tamamlar. Kurul denetiminde ortaya çıkan bulgular, yatırımcının davasında güçlü bir delil olarak kullanılabilir.
Sık Sorulan Sorular
SPK koruma tedbirleri nelerdir?
SPKn m.92-95’te düzenlenen; tedbir alınmasını isteme, iptal ve butlan davası açma, imza yetkisinin kaldırılması, görevden alma ve yeni yönetici atama, örtülü kazançta iade davası, kayıtlı sermaye kararlarına karşı iptal davası ve genel kurula gözlemci gönderme yetkileridir.
SPK hangi şirketlere bu tedbirleri uygulayabilir?
m.92 SPKn’ye tabi tüm ihraççılara uygulanır. m.94 ise halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ve bunların bağlı ortaklıkları ile iştiraklerini kapsar.
SPK’nın iptal davası açma süresi ne kadardır?
Kurulca tespit tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde işlemin yapıldığı tarihten itibaren üç yıldır. Butlan veya yokluğun tespiti davası ise işlemin yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde açılabilir.
SPK bu davalarda harç öder mi?
Hayır. m.92/3 uyarınca Kurul bu davalarda, takiplerde, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde her türlü harç ve teminattan muaftır.
SPK yönetim kurulu üyesini görevden alabilir mi?
Evet. İlgililer hakkında suç duyurusunda bulunulmuşsa, yargılama sonuçlanıncaya kadar görevden alabilir ve ilk genel kurula kadar yerlerine yeni üyeler atayabilir.
İmza yetkisinin kaldırılması davası hangi mahkemede açılır?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesine göre SPKn’de özel bir yetki kuralı yoktur. m.93’teki ortaklık merkezi kuralı kıyasen uygulanmaz. Davalı usulüne uygun yetki itirazında bulunmazsa mahkeme esasa girer.
Örtülü kazanç iade davasını şirket kendisi açabilir mi?
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesine göre m.94 kapsamındaki iade davasını açma yetkisi Kurula aittir. Şirketin ve pay sahiplerinin TTK’dan doğan sorumluluk davaları ise ayrıca değerlendirilir.
SPK’nın iade davası zorunlu arabuluculuğa tabi mi?
Hayır. İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi, davanın kamusal niteliği nedeniyle zorunlu arabuluculuk şartının aranmayacağını kabul etmiştir.
SPK’nın dava açma kararına karşı idari yargıya gidilebilir mi?
Kural olarak hayır. Danıştay’a göre dava açma, ihtiyati tedbir isteme ve suç duyurusu kararları icrai değildir. Savunma, Kurulun açtığı davada yapılır.
SPK’nın ödeme uyarısına karşı dava açılabilir mi?
Evet. Danıştay, m.92/1-a kapsamında aktarılan tutarın ödenmesi için yapılan uyarıyı, uyulmaması idari para cezası sonucunu doğurduğu için icrai işlem kabul etmiştir.
SPK genel kurula neden gözlemci gönderir?
Toplantının usulüne uygun yapılıp yapılmadığını ve pay sahiplerinin haklarını kullanıp kullanamadığını izlemek için gönderir. Gözlemcinin oy hakkı yoktur.
Yatırımcı SPK’nın harekete geçmesini nasıl sağlayabilir?
SPK’ya yazılı şikâyette bulunabilir. Kurul şikâyeti değerlendirerek denetim başlatabilir ve koşulları varsa koruma tedbirlerine başvurabilir.
Sonuç
SPK koruma tedbirleri, halka açık şirketlerde ve diğer ihraççılarda malvarlığını azaltan hukuka aykırı işlemlere karşı yatırımcıların tek başına kullanmakta zorlandığı hakları Kurul eliyle işletir. Kurul uyarı ve düzeltme isteyebilir, iptal ve butlan davası açabilir, sorumluların imza yetkisini kaldırtabilir, suç duyurusu hâlinde yöneticileri görevden alabilir ve örtülü olarak aktarılan tutarın şirkete iadesini dava edebilir. Yargı kararları bu yetkilerin sınırlarını da çizmiştir: iptal davası kısa sürelere tabidir, imza yetkisinin kaldırılması davası için özel bir yetki kuralı yoktur, iade davası Kurulun yetkisindedir ve zorunlu arabuluculuğa tabi değildir, ödeme uyarısı ise idari yargıda dava konusu yapılabilir. Hem tedbire muhatap olan yöneticiler hem de zarara uğrayan yatırımcılar için hangi işlemin hangi yargı yolunda ve hangi sürede tartışılacağını doğru belirlemek, sonucu doğrudan etkiler.
SPK koruma tedbirlerine muhatap olduysanız veya şirketinizde malvarlığını azaltan işlemler nedeniyle haklarınızı korumak istiyorsanız, bir sermaye piyasası avukatı ile görüşebilirsiniz.
Yazar Avukat Fatih SEFER