Kullanım sonucu ayırt edicilik kazanılması, başlangıçta belirli mal veya hizmetler bakımından marka olarak algılanmayan bir işaretin, piyasadaki kullanımı sayesinde ilgili tüketiciler nezdinde belirli bir işletmenin ticari kaynağını gösterir hâle gelmesidir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.5/2 uyarınca bu nitelik marka başvurusundan önce kazanılmışsa, m.5/1-b, c ve d kapsamındaki belirli mutlak ret engelleri aşılabilir. SMK m.25/4 ise tescilli markanın hükümsüzlük talebinden önce ayırt edicilik kazanması hâlinde aynı üç ret sebebine dayalı hükümsüzlüğü önleyebilir. Her iki durumda da yalnız kullanım süresi veya reklam harcaması değil, işaretin ilgili mal veya hizmetler bakımından tüketici zihninde ticari kaynak göstergesine dönüştüğünün ispatı belirleyicidir.
Kazanılmış Ayırt Edicilik Nedir?
Bir işaretin başlangıçtan gelen (asli) ayırt ediciliği, henüz piyasada kullanılmamış olsa bile ilgili mal veya hizmetlerin kaynağını göstermeye elverişli olmasını ifade eder. Kullanım sonucu kazanılmış ayırt edicilik ise başlangıçta bu işlevi yerine getirmeyen işaretin, gerçek ve yeterince etkili ticari kullanım nedeniyle tüketicilerin gözünde belirli bir teşebbüsle özdeşleşmesidir. Tescil talep edilen mal veya hizmet, tüketici çevresi ve kullanılan işaret birlikte incelenir.
Örneğin bir sözcük bir hizmetin niteliğini doğrudan açıklayabilir. Sektördeki tüketicilerin bu sözcüğü zaman içinde yalnız genel bir açıklama olarak değil, belirli işletmenin hizmetini diğerlerinden ayıran bir gösterge olarak algılaması ispatlanırsa kazanılmış ayırt edicilik gündeme gelir. Sırf işletmenin tanınması veya sözcüğün yaygın kullanılması aynı sonucu doğurmaz. Asli ayırt edicilik ve işaretin sicilde gösterimi bakımından genel çerçeve, marka olabilecek işaretler ve tescil koşulları konusunda ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu mekanizma, herkesin ihtiyaç duyduğu tanımlayıcı sözcükleri serbest kullanım alanından gelişigüzel çıkarmak için değil, belirli şartlarda oluşmuş gerçek kaynak gösterme algısını korumak için öngörülmüştür. İşaretin tanımlayıcılığı ne kadar güçlü ise bu algının kazanıldığını göstermesi beklenen delillerin ikna gücü de o ölçüde önem kazanır.
SMK m.5/2 Hangi Ret Sebeplerini Aşar?
Hükmün sınırlı bir uygulama alanı vardır. Kullanım sonucu ayırt edicilik yalnız şu üç mutlak ret nedenini aşabilir:
- SMK m.5/1-b: İlgili mal veya hizmetler için ayırt edici niteliği bulunmayan işaretler.
- SMK m.5/1-c: Cins, çeşit, vasıf, kalite, amaç, coğrafi kaynak veya diğer özellikleri belirten işaretleri münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler.
- SMK m.5/1-d: Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli meslek, sanat ya da ticaret gruplarını ayırt etmeye yarayan işaretleri münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler.
SMK m.5/2 genel bir tescil bağışıklığı sağlamaz. Özellikle önceki markayla ayniyet engelini düzenleyen m.5/1-ç, teknik sonuç için zorunlu şekilleri konu alan m.5/1-e, yanıltıcı işaretleri düzenleyen m.5/1-f ve maddenin diğer bentleri bu istisnanın dışında kalır. Aynı şekilde önceki haklara dayalı SMK m.6 kapsamındaki nispi ret nedenleri, yalnız kullanım sonucu ayırt edicilik kazanıldığı gerekçesiyle kendiliğinden ortadan kalkmaz.
Bu nedenle ilk inceleme sorusu, işaretin hangi somut ret gerekçesiyle karşı karşıya kaldığıdır. Ret sebeplerinin bütününü sistematik biçimde ele alan marka tescilinde mutlak ret nedenleri başlıklı inceleme bu ayrımın tamamlayıcısıdır; burada yalnız m.5/2 istisnasının kapsamı ele alınmaktadır.
Başvuru ve Hükümsüzlükte Kritik Tarihler
SMK m.5/2 için belirleyici kesit marka başvuru tarihidir. İşaret başvuru gününden önce kullanılmış ve o tarihe kadar ilgili mal veya hizmetler bakımından ayırt edici niteliği kazanmış olmalıdır. Başvurudan sonra başlayan tanıtım faaliyetleri, aynı başvurunun m.5/2 koşullarının daha sonra tamamlandığı anlamına gelmez. Sonradan oluşturulmuş belgeler ancak başvuru öncesi olguları güvenilir biçimde kanıtlıyorsa bu tarihsel incelemeye yardımcı olabilir.
SMK m.25/4 için kesit farklıdır: Daha önce tescil edilmiş işaretin, yalnız m.5/1-b, c veya d kapsamında ayırt edicilik eksikliği taşıdığı ileri sürülüyorsa, işaretin hükümsüzlük talebinden önce kullanımla ayırt edicilik kazanmış bulunması hükümsüzlüğü engelleyebilir. Bu, başlangıçta tescil için yeterli olmayan işaretin tescilden sonra da kullanım yoluyla korunabilir nitelik kazanabilmesini dikkate alan özel hükümdür.
| Konu | SMK m.5/2 | SMK m.25/4 |
|---|---|---|
| Hukuki aşama | Tescil başvurusunun incelenmesi | Tescilli markaya karşı hükümsüzlük talebi |
| Ayırt ediciliğin kazanıldığı tarih | Başvuru tarihinden önce | Hükümsüzlük talebinden önce; tescilden sonra kazanılmış olabilir |
| Aşılabilen gerekçeler | Yalnız m.5/1-b, c, d | Yalnız m.5/1-b, c, d |
| Sonuç | Bu üç bende dayalı ret engeli bertaraf edilebilir | Bu üç bende dayalı hükümsüzlük önlenebilir |
İki hükmün aynı tarihe indirgenmesi ispat bakımından ciddi hataya yol açar. Hükümsüzlük davasının kimler tarafından, kime karşı ve hangi hukuki sebeplerle açılacağı ise bağımsız marka hükümsüzlüğü davası konusudur. Buradaki inceleme, özellikle kazanılmış ayırt edicilik savunmasının hangi tarih itibarıyla ele alınacağına ilişkindir.
İlgili Tüketici Çevresi ve Türkiye’deki Algı
Kazanılmış ayırt edicilik, başvuru sahibinin kendi işaretini değerli görmesiyle değil, ilgili çevrenin işareti nasıl algıladığıyla belirlenir. İlgili çevre, somut mal veya hizmetin mevcut ve potansiyel alıcıları ile durumuna göre ticari dağıtım zincirinin ilgili katılımcılarını kapsar. Günlük tüketim ürününde genel tüketicinin, uzmanlaşmış endüstriyel malda ise profesyonel alıcının algısı farklı yöntemlerle araştırılabilir.
Aranan olgu, ilgili çevrenin kayda değer bir kesiminin işareti ürünün türü, kalitesi veya kullanım amacı açıklaması olarak değil, belirli bir işletmenin ticari kökenini belirten gösterge olarak algılamasıdır. Herkesin işareti tanıması şeklinde matematiksel bir şart bulunmadığı gibi her dosya için geçerli sabit bir anket yüzdesi de öngörülmüş değildir. Algının yoğunluğu, işaretin başlangıçtaki tanımlayıcılık derecesi ve hedef pazarın özellikleri birlikte değerlendirilir.
Türkiye bakımından kazanım gösterilmelidir. Salt yabancı ülkelerdeki satış veya ün, Türkiye’deki tüketici algısını kendiliğinden ispatlamaz. Bununla birlikte, işaretin mutlaka her ilde fiziksel mağazası bulunması gerektiği de söylenemez: Türkiye genelinde erişim ve bilinirlik sağlayan reklam, çevrim içi satış, dağıtım ve bağımsız araştırma verileri birlikte önem taşıyabilir. Sınırlı bir yörede gerçekleşen yoğun ticaretin ülke çapındaki algıyı ne ölçüde etkilediği ayrıca gösterilmelidir. Yabancı marka korumasının bağımsız koşulları yabancı markaların Türkiye’de korunması konusunda incelenir.
İşaretin Aynılığı ve Mal-Hizmet Bazında İnceleme
Delillerin gösterdiği işaret ile tescili istenen işaret arasındaki ilişki açık olmalıdır. Büyük bir logo ve farklı sözcüklerden oluşan ambalajın yıllardır kullanılması, içindeki tanımlayıcı kelimenin tek başına aynı kaynak gösterme gücünü kazandığını zorunlu olarak göstermez. İşaretin kelime, şekil ve diğer unsurlarının tüketicide hangi algıyı oluşturduğu incelenmelidir. Bir şirketin ticaret unvanının bilinmesi de unvandaki her sözcüğün bağımsız marka niteliği kazandığı anlamına gelmez.
Ayırt edicilik, başvurudaki bütün sınıflara topluca yayılmaz. Örneğin belirli bir sözcük on yıllık kullanım sonucunda kahve hizmetlerinde ticari kaynak göstergesi hâline gelmiş olsa bile bu, aynı sözcüğün temizlik ürünleri, finans hizmetleri veya başka mallar için de kendiliğinden ayırt edicilik kazandığını kanıtlamaz. İlgili mal veya hizmetler arasında bağlantı bulunsa dahi edinilen algının her bir mal veya hizmet grubu bakımından gerekçelendirilmesi gerekir.
Bu kural geleneksel olmayan markalar için de geçerlidir. Özellikle soyut renklerde rengin kendisinin mi, yoksa rengin belirli bir logo veya ambalajla birlikte oluşturduğu kompozisyonun mu kaynak gösterdiği ayrıştırılmalıdır. Tek renk markasına özgü gösterim ve delil koşulları renk markası tescili başlıklı ayrı incelemenin kapsamındadır.
Kullanım Sonucu Ayırt Edicilik Nasıl İspatlanır?
İspat yükü kazanılmış ayırt ediciliğe dayanan kişidedir. Başvuru sahibi m.5/2’ye, tescil sahibi ise m.25/4’e dayanıyorsa ileri sürdüğü tüketici algısını ilgili tarih ve mal veya hizmetler bakımından somutlaştırmalıdır. Dosyadaki materyaller yalnız faaliyetin varlığını değil, faaliyetin ilgili işarete kaynak gösterme niteliği kazandırdığını açıklamalıdır.
| Delil grubu | Neyi göstermelidir? | Önemli sınır |
|---|---|---|
| Fatura, sipariş, ciro ve satış raporları | Tarihli, mal/hizmetle ilişkilendirilebilir ticari kullanımın ölçeğini | Yüksek ciro tek başına marka algısını kanıtlamaz |
| Reklam, kampanya ve medya kayıtları | İşaretin hangi biçimde, kime, nerede ve ne zaman gösterildiğini | Bütçe tutarı ile tüketici algısı farklı olgulardır |
| Pazar payı ve dağıtım ağı | İlgili pazardaki fiili yaygınlığı ve Türkiye’de erişimi | Şube sayısı veya erişim rakamı tek başına yeterli değildir |
| Bağımsız tüketici araştırması | İşaretin belirli bir ticari kaynakla ilişkilendirilme derecesini | Örneklem ve soru yöntemi denetlenmelidir |
| Ambalaj, etiket, katalog, site ve arşiv | Başvurudaki işaretin fiilen ve hangi görünümde kullanıldığını | Tarih, erişim ve başka baskın marka unsurları dikkate alınır |
| Sektörel yayın, ödül ve üçüncü taraf verileri | Piyasadaki bağımsız tanınma veya yerleşik algıyı | Ödül veya haberin hangi işaretle ilgili olduğu saptanmalıdır |
İyi düzenlenmiş bir delil dosyası, her belgeyi işaret – mal/hizmet – tarih – hedef kitle – coğrafi kapsam – ispatlanan olgu ekseninde sınıflandırır. Reklam kampanyasının gösterim sayılarıyla faturaların zaman aralığı, bu dönemde kullanılan markanın görsel örneği ve tüketici araştırmasının sonuçları birbirini doğrulayabiliyorsa iddianın ikna gücü artar.
Bu makaledeki özel ispat konusu, atıl tescillere karşı ciddi kullanım kanıtından ayrıdır. Genel kullanım delillerinin belge türleri ve değerlendirilmesi marka kullanım ispatı delilleri başlıklı ayrı yazıda ele alınır; ciddi kullanımın kanıtlanması ile kazanılmış ayırt ediciliğin kanıtlanması aynı şey değildir.
Tüketici Anketinin İspat Değeri
Doğru tasarlanmış tüketici araştırması, işaretin gerçekten ticari köken göstergesi olarak algılanıp algılanmadığına doğrudan ışık tutabilir. Ancak herhangi bir olumlu anket sonucu otomatik olarak kazanılmış ayırt edicilik oluşturmaz. Örneklemin ilgili mal veya hizmetlerin gerçek ve potansiyel tüketicilerinden seçilmesi; bölgesel, yaşa veya uzmanlığa dayalı yanlılıkların denetlenmesi; soruların cevabı telkin etmemesi ve araştırmanın zamanı önemlidir.
Örneğin katılımcıya önce şirketin logosu gösterilip ardından “Bu sözcük hangi şirkete aittir?” diye sorulması, yalnız sözcüğün bağımsız ayırt edicilik kazanıp kazanmadığını güvenilir şekilde ölçmeyebilir. Daha uygun bir incelemede tescili istenen işaret, iddia edilen biçimde ve yönlendirme yaratmadan gösterilerek katılımcının bunu bir ürün tanımı mı yoksa ticari kaynak göstergesi mi saydığı araştırılır. Marka bilinirliği ile belirli işletmeye bağlanma algısı ayrı sorularla ölçülmelidir.
Başvuru tarihinden sonra yaptırılan bir anketin geçmişteki algıyı ispat gücü sınırlı olabilir; araştırma sonucunun geçmişe ilişkin tarihlenmiş bağımsız belgelerle desteklenmesi gerekir. Bilirkişi incelemesi de anketin yöntemini, piyasa verilerini ve hukuki kesit tarihini birlikte değerlendirmelidir. Bilirkişi raporunun hukuki nitelendirmesi mahkemenin değerlendirmesinin yerine geçmez.
Tek Başına Yeterli Olmayan Deliller
Kazanılmış ayırt edicilik iddiası şu tür tekil verilere indirgenemez:
- Marka ibaresinin yıllardır faturada veya şirket unvanında geçmesi; faturaların işareti ticari kaynak olarak algılayan tüketiciyi göstermemesi.
- Yüksek reklam harcaması ya da çok sayıda sosyal medya takipçisi; takipçilerin hangi işareti hangi hizmetle özdeşleştirdiğinin ortaya konulmaması.
- Çok sayıda şube, internet sitesi ziyareti veya satış; tüketicilerin yaygın tanımlayıcı bir ifadeyi hâlâ sadece açıklama olarak algılaması.
- Önceden yapılmış marka tescilleri; yeni başvuruda tek başına kullanılan unsurun bağımsız kaynak gösterme gücünün kanıtlanmaması.
- Yalnız yurt dışındaki tescil, reklam veya satışlar; Türkiye’deki ilgili çevrenin algısını göstermemesi.
- Yönlendirici anket veya tarihi belirlenemeyen ekran görüntüleri; kritik dönemdeki gerçek algıyı güvenilir şekilde ortaya koymaması.
Özellikle başka işletmelerin de tanımlayıcı anlamıyla ihtiyaç duyduğu bir işaret için “uzun süredir biz kullanıyoruz” savunması tek başına yeterli değildir. Önceki tescilden yeni başvurulara otomatik hak çıkarılması konusu, ayrı müktesep hak ve seri marka incelemesinin konusudur.
Yargı Kararlarından Somut Ölçütler
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi: Güçlü Kaynak Algısı ve Yoğun İspat
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 22.06.2023 tarihli, E.2021/950, K.2023/899 sayılı kararında tanımlayıcılığı yüksek bir işaretin kullanımla ayırt edicilik kazanmasının mümkün olmakla birlikte güçlü deliller gerektirdiği açıklanmıştır. Daire, kullanım sonucu ayırt edicilik iddiasında reklam ve tanıtım çalışmaları, bunların mali büyüklüğü, pazar payı, tüketici araştırması, ciro, dağıtım ve satış ağı gibi verilerin birlikte ele alınması gerektiğini değerlendirmiştir. İncelenen işaretin ilgili hizmetlerde kaynak gösterme gücü kazandığı yeterince kanıtlanmadığından, ilk derece mahkemesinin kısmi kabul kararı kaldırılmış ve dava reddedilmiştir.
Yargıtay: Ticari Başarı Ayırt Ediciliğin Yerine Geçmez
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.01.2026 tarihli, E.2025/3697, K.2026/493 sayılı kararı “e perde” ibareli başvuruya ilişkindir. Başvuru sahibinin uzun süreli ticari faaliyet, çevrim içi satış ve reklam yatırımlarına dayanmasına rağmen, ilgili hizmetler için tanımlayıcı olan ibarenin SMK m.5/2 anlamında kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı yeterince ispatlanamamıştır. Yargıtay, bu gerekçeyle davanın reddine karar veren bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır. Karar, faaliyet hacminin ticari kaynak algısını göstermediği hâllerde tek başına sonuç belirlemeyeceğini somutlaştırmaktadır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi: Hükümsüzlükte m.25/4 İncelenmelidir
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 27.05.2025 tarihli, E.2023/1591, K.2025/718 sayılı kararında hükümsüzlüğü istenen markaların kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığına ilişkin savunma ve sunulan delillerin bilirkişi raporlarında değerlendirilmemesi eksik inceleme sayılmıştır. Daire, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırmış ve delillerin SMK m.25/4 yönünden incelenmesi için dosyayı yeniden değerlendirilmek üzere göndermiştir. Bu karar, somut markanın kesin olarak kazanılmış ayırt ediciliğe sahip olduğuna hükmedildiği anlamına gelmez; savunmanın ve delillerin gerekçeli biçimde incelenmesi gerekliliğini gösterir.
Başvuru, İtiraz ve Dava Aşamalarında Nasıl İleri Sürülür?
Başvuru ve TÜRKPATENT incelemesi: Kazanılmış ayırt ediciliğe dayanan başvuru sahibi, bu iddiayı açıkça belirtmeli ve başvuru tarihinden önceki uygun delilleri somut mal veya hizmetlerle eşleştirmelidir. Kurumun m.5/1-b, c veya d gerekçeli ret değerlendirmesinde m.5/2 koşulları ayrıca tartışılır. Bu savunmanın belge kurgusu, genel marka başvuru süreci içindeki diğer şekli ve maddi koşulları ortadan kaldırmaz.
İdari ret kararına itiraz: Başvuru sahibinin ret gerekçesinin yanlış olduğunu veya m.5/2 koşullarının mevcut bulunduğunu ileri sürmesi mümkündür. İtirazda hangi işaret, hangi mal veya hizmet ve hangi tarih itibarıyla ayırt edicilik kazanıldığı gösterilmeli; dayanak belgelerin hukuki kesitle ilgisi açıklanmalıdır. İtirazın usulü ve süreleri marka reddine itiraz incelemesinde yer almaktadır.
YİDK kararının yargısal denetimi: Nihai idari kararın iptali istendiğinde uyuşmazlık, Kurumun değerlendirdiği tescil engeli ve ileri sürülen deliller etrafında incelenir. Yargılama sırasında ileri sürülen belgelerin geçmişteki ayırt edicilik olgusunu mu yoksa sonradan oluşmuş yeni bir durumu mu gösterdiği ayırt edilmelidir. Dava süresi ve yetkili mahkeme bakımından YİDK kararının iptali davasına ilişkin özel kurallar dikkate alınmalıdır.
Hükümsüzlük davasında savunma: Tescil sahibi, yalnız m.5/1-b, c veya d gerekçeleriyle açılan hükümsüzlük istemine karşı m.25/4 savunmasını ileri sürebilir. Burada tescil sonrası kullanımlar da hükümsüzlük talebinden önce ayırt edicilik kazandırmışsa önem taşıyabilir. Buna karşılık başka bir bağımsız hükümsüzlük nedeni mevcutsa, m.25/4 tek başına o nedeni ortadan kaldırmaz. Hükümsüzlük ile sonradan doğan marka iptali arasındaki fark bu savunmanın doğru nitelendirilmesi bakımından önemlidir.
Uygulama Örneği: Delil Dosyası Nasıl Kurulmalı?
Varsayalım ki bir işletme, belirli bir gıda hizmeti için doğrudan niteliği anlatan “GÜNLÜK TAZE” sözcüklerini uzun yıllar kullanmaktadır. Aynı sözcüklerin yalın biçimde tescili istendiğinde m.5/1-b ve c yönünden ret engeli gündeme gelebilir. İşletmenin birden çok şubesi ve yüksek cirosu olması, tüketicinin bu ifadeyi kaynak gösteren marka olarak gördüğünü tek başına kanıtlamaz.
İddia sahibi, önce başvuru tarihinden önceki dönem için sözcüklerin tam olarak hangi sunum biçiminde kullanıldığını; hangi hizmetlere bağlandığını; reklamların ve satışların Türkiye’nin hangi bölgelerinde gerçekleştiğini; işaretin diğer marka veya logo unsurlarından bağımsız biçimde tanınıp tanınmadığını ortaya koymalıdır. Ardından ilgili tüketici çevresinde yapılan, yönlendirici olmayan bir algı araştırmasını tarihli ticari belgelerle birlikte değerlendirmeye sunabilir.
Bu örnekte müşterilerin “GÜNLÜK TAZE” ibaresini yalnız hizmetin niteliğine ilişkin sıradan bir övgü olarak anlamaları, yoğun kullanım olmasına rağmen m.5/2 savunmasını zayıflatır. Aynı çevrenin kayda değer kesimi söz konusu ibareyi tek bir işletmenin hizmet kaynağı olarak algılıyorsa ve bu algının başvuru tarihinden önce oluştuğu güvenilir biçimde gösterilebiliyorsa değerlendirme değişebilir. Slogan olarak kullanılan ifadelerin kendine özgü tescil sorunları ise sloganların marka olarak tescili konusuyla bağlantılıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Kullanım sonucu ayırt edicilik için kaç yıl kullanım gerekir?
SMK m.5/2 belirli bir asgari yıl sayısı koymaz. Süre, kullanımın yoğunluğu, ilgili pazar, işaretin başlangıçtaki niteliği ve tüketici algısıyla birlikte incelenir. Uzun süreli fakat yalnız tanımlayıcı kullanım yetersiz kalabilir; belirleyici olan ilgili tarihte kazanılmış kaynak gösterme işlevidir.
Çok yüksek reklam harcaması tek başına yeterli midir?
Hayır. Harcamaların hangi işarete, hangi mal veya hizmete ve hangi tüketici kitlesine yönelik olduğu gösterilmelidir. Reklam verileri bağımsız tüketici algısı, pazar payı ve diğer kayıtlarla desteklendiğinde daha anlamlıdır.
Tüketici anketi yaptırmak zorunlu mudur?
Kanun her olayda zorunlu bir anket şartı öngörmez. Ancak özellikle tanımlayıcılığı kuvvetli veya tüketicinin doğrudan marka olarak algılamasının güç olduğu işaretlerde güvenilir araştırma, iddianın ispatında önemli rol oynayabilir. Anket bulunmasa da delillerin birlikte yeterli kaynak algısını göstermesi gerekir.
Başvuru tarihinden sonra kazanılan ayırt edicilik ret kararını kaldırır mı?
SMK m.5/2 bakımından hayır; kazanımın başvuru tarihinden önce gerçekleşmiş olması gerekir. Buna karşılık başvurudan sonra düzenlenen bir belge, geçmişteki algıyı kanıtlayabiliyorsa farklı değerlendirilir. Tescilli markanın hükümsüzlüğünde m.25/4’teki ayrı tarih kesiti uygulanır.
Bir logonun tanınması içindeki kelimenin tek başına tescilini sağlar mı?
Otomatik olarak sağlamaz. Deliller logonun bütünüyle mi yoksa yalın kelimeyle mi ticari kaynak algısı oluştuğunu göstermelidir. Başvurulan işaretin bağımsız kullanımının ve tüketici algısının somutlaştırılması gerekir.
Bir sınıfta kazanılan ayırt edicilik bütün sınıflara yayılır mı?
Hayır. SMK m.5/2 ve m.25/4, kazanımın ilgili mal veya hizmetler bakımından değerlendirilmesini gerektirir. Belirli bir pazardaki tanınma, başka mal ve hizmetlere ilişkin kazanımı kendiliğinden ispatlamaz.
Kazanılmış ayırt edicilik önceki marka itirazını da bertaraf eder mi?
Hayır. İstisna yalnız SMK m.5/1-b, c ve d bentlerine ilişkindir. Önceki marka hakkına dayalı karıştırılma ihtimali veya başka bağımsız engeller kendi şartlarıyla incelenir. Bu ayrım, marka benzerliği ve karıştırılma ihtimali değerlendirmesinden farklıdır.
Sonuç
Kullanım sonucu ayırt edicilik kazanılması, tescil engellerini sınırsız biçimde ortadan kaldıran bir ayrıcalık değildir. SMK m.5/2 için başvuru tarihinden önce; m.25/4 için ise hükümsüzlük talebinden önce, ilgili mal veya hizmetler bakımından gerçek bir ticari kaynak algısının oluştuğu ispatlanmalıdır. Bu nedenle hukuki değerlendirme, başlangıçtaki ret gerekçesinin doğru belirlenmesini, işaretin tam biçiminin ve tarihlerin eşleştirilmesini, Türkiye’deki ilgili çevreye ait delillerin birlikte incelenmesini gerektirir. Başvuru veya uyuşmazlığın koşullarına ilişkin marka hukuku danışmanlığı ve hukuki değerlendirme bu çerçevede yürütülebilir.
Yazar Avukat Fatih Sefer