Marka hakkının miras yoluyla intikali, gerçek kişi marka sahibinin ölümü üzerine tescilli marka hakkının kanun gereği mirasçılarına geçmesidir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.148/1 ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.599 birlikte uygulandığında, mirasçılar markayı ayrıca bir devir sözleşmesi yapmadan ölüm anında kazanır. Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) siciline mirasçıların kaydedilmesi ise hak sahipliğinin sicilde görünmesi ve üçüncü kişiler karşısındaki hukuki güvenlik bakımından önem taşır. Birden fazla mirasçı varsa paylaşmaya kadar elbirliği esasları geçerlidir; markaya dayalı dava ve tasarruflarda kimin hangi yetkiyle hareket edeceği ayrıca belirlenmelidir.
- Marka Hakkı Ölümle Nasıl Geçer?
- Hangi Marka Hakları Terekeye Girer?
- Kimler Marka Hakkını Miras Yoluyla Kazanır?
- TÜRKPATENT Siciline İntikal Nasıl Kaydedilir?
- Birden Fazla Mirasçı Varsa Hak Nasıl Kullanılır?
- Mirasçılar Marka Davası Açabilir mi?
- Süreler, Yenileme ve Kullanım Yükümlülüğü
- Somut Örneklerle Miras Yoluyla İntikal
- İntikal, Devir ve Ortak Mülkiyet Ayrımı
- Sıkça Sorulan Sorular
- Sonuç
Marka Hakkı Ölümle Nasıl Geçer?
SMK m.148/1, sınai mülkiyet hakkının miras yoluyla intikal edebileceğini açıkça kabul eder. TMK m.599 ise mirasçıların, mirasbırakanın ölümüyle mirası bir bütün olarak kanun gereğince kazandığını düzenler. Bu iki kuralın sonucu olarak tescilli marka üzerindeki hak, mirasbırakanın ölümüyle mirasçılara geçer; TÜRKPATENT nezdinde yeni bir marka başvurusu veya noter onaylı marka devir sözleşmesi yapılması gerekmez.
Normatif dayanak: SMK m.148/1, sınai mülkiyet haklarının miras yoluyla intikaline izin verir. TMK m.599, mirasın ölüm anında kanun gereği kazanılmasını; SMK m.148/5 ise hukuki işlemlerin şartları sağlandığında sicile kaydını ve sicile kaydedilmeyen işlemlerden doğan hakların iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesine ilişkin sınırı düzenler.
İntikalin ölümle gerçekleşmesi ile sicilde intikal işleminin yapılması birbirinden farklıdır. İlki maddi hukuktaki hak geçişidir; ikincisi sicilin yeni hak sahipliği durumuna uyarlanmasıdır. Mirasçılık belgesi de marka hakkını meydana getiren bir işlem değil, kural olarak mirasçı sıfatını gösteren belgedir. Sicilde ölen kişinin adının bulunması, sırf bu nedenle markanın sahipsiz kaldığı anlamına gelmez.
SMK m.148/4’teki yazılı şekil ve noter onaylı devir sözleşmesi şartı, tarafların iradi hukuki işlemle marka devretmesine ilişkindir. Kanuni miras intikalini iradi devirle aynı şekil şartına bağlamak doğru değildir. Ancak mirasçıların daha sonra kendi aralarında yapacakları paylaşma veya üçüncü kişilere yönelik tasarruflar, hukuki niteliklerine göre ayrıca değerlendirilir. İradi işlemlerin ayrıntıları marka devir sözleşmesi konusuna aittir.
Hangi Marka Hakları Terekeye Girer?
Mirasbırakanın kendi adına kayıtlı tescilli markası, devredilebilir malvarlığı hakkı niteliğinde olduğu için terekeye girer. SMK m.148/8 uyarınca hukuki işlemlere ilişkin düzenleme sınai mülkiyet hakkı başvurularına da uygulanır; bu nedenle henüz tescil edilmemiş ancak mirasbırakan adına yapılmış bir marka başvurusundaki hak sahipliği de intikal konusu olabilir. Başvurunun incelenmesi, itiraz veya eksiklik süreci miras nedeniyle kendiliğinden sona ermiş sayılmaz.
Buna karşılık, mirasbırakanın bir şirkette ortak olması ile markanın şahsen ona ait olması aynı şey değildir. Marka şirket adına tescilliyse gerçek kişi ortağın ölümü üzerine şirketin markası doğrudan mirasçılara geçmez; terekeye, koşullarına göre, şirket payları girer. Markanın sicildeki sahibi şirket olarak kalır. Aynı şekilde yalnızca marka lisansından yararlanan bir kişinin ölümü, onu markanın maliki hâline getirmez; mevcut lisans ilişkisinin devamı sözleşme ve ilgili hukuk kurallarına göre incelenir.
İntikal eden hakkın kapsamı, mirasbırakanın ölüm anında sahip olduğu hakla sınırlıdır. Miras yoluyla yeni mal veya hizmet sınıfları kazanılmaz, daha önce sona ermiş bir marka kendiliğinden canlanmaz ve başkası adına tescilli bir marka yalnızca fiilen aile işletmesinde kullanılıyor diye terekeye dâhil olmaz. Hak sahipliğini tespit için marka sicili, başvuru kayıtları ve varsa önceki devir veya lisans belgeleri birlikte incelenmelidir.
Kimler Marka Hakkını Miras Yoluyla Kazanır?
Yasal ve Atanmış Mirasçılar
TMK m.599 uyarınca hem yasal hem de atanmış mirasçılar, mirasın kazanılmasına ilişkin kanuni rejim çerçevesinde hak sahibi olabilir. Mirasçının sıfatı ve diğer mirasçılarla ilişkisi, nüfus kayıtlarına, geçerli ölüme bağlı tasarruflara ve mirasçılık belgesine göre belirlenir. Mirasçılık belgesinin alınması, hak geçişinin başlangıç tarihini ölümden belge tarihine taşımaz.
Bir markanın vasiyetnamede belirli bir kişiye bırakılması, her durumda o kişinin ölüm anında tek başına marka maliki olduğu anlamına gelmez. Atanmış mirasçı ile belirli mal vasiyeti alacaklısı farklı konumlardadır. TMK m.600’e göre vasiyet alacaklısı kural olarak vasiyeti yerine getirme görevlisine veya mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahiptir. Marka lehine vasiyet edilen kişi yalnızca vasiyet alacaklısı ise hakkın kendisine geçirilmesi için gerekli ifa ve sicil işlemleri ayrıca gündeme gelir.
Mirasın Reddi İntikali Nasıl Etkiler?
Marka, terekeye dâhil diğer malvarlığı değerlerinden ayrı, isteğe bağlı biçimde kabul edilen bağımsız bir miras paketi değildir. TMK m.605 uyarınca yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilir. TMK m.606’da öngörülen genel ret süresi üç aydır; başlangıç anı yasal ve atanmış mirasçılar bakımından aynı değildir. Mirasın geçerli biçimde reddedilmesi, ret beyanında bulunan kişinin hak sahipliği değerlendirmesini etkiler. Buna karşılık üç aylık mirası ret süresi, TÜRKPATENT’e intikal kaydı yaptırma süresi değildir.
TÜRKPATENT Siciline Miras Yoluyla İntikal Nasıl Kaydedilir?
Sicil işleminin dayanağı SMK m.148/5 ile Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m.129‘dur. Yönetmelik, miras yoluyla hak sahipliği değişikliğinin ilgili sicile kaydı için hangi belgelerin sunulacağını belirler. Marka veya marka başvurusunun miras yoluyla intikalinin sicile kaydedilmesi, TÜRKPATENT’in elektronik işlem kanalları üzerinden talep edilebilir.
Gerekli Belgeler Nelerdir?
Yönetmelik m.129/1 uyarınca temel belge seti şöyledir:
- Talep formu: İntikali istenen marka veya başvurunun numarası ve hak sahipliği değişikliğine ilişkin bilgiler.
- Mirasçılık belgesi: Belgenin kendisi veya noter tarafından onaylanmış örneği. Belge yabancı dildeyse ayrıca yeminli tercüman tarafından onaylanmış Türkçe tercümesi.
- Ücret bilgisi: Miras yoluyla intikal kayıt ücretinin ödendiğini gösteren bilgi.
Dosyada mirasçıların temsili, mirasın reddi, vasiyet, miras paylaşımı veya mahkeme kararı gibi hususlar varsa, işleme esas alınacak güncel hak sahipliği durumunun bu belgelerle uyumlu olması gerekir. Örneğin mirasçılık belgesi birden çok mirasçı gösterirken yalnızca bir kişinin marka sahibi olarak kaydedilmesi isteniyorsa, bu sonuca hangi geçerli hukuki işlemin veya kararın dayanak oluşturduğu ayrıca açıklanmalıdır.
Başvuru Kanalı ve Resmî Ücret
İşlem için e-Devlet’teki marka veya marka başvurusunun miras yoluyla intikalinin sicile kaydı hizmeti kullanılabilir. Kurumun 2026 yılı marka işlem ücretleri listesinde miras yoluyla intikal işlemi kayıt ücreti 5.550 TL olarak gösterilmektedir (işlem kodu 02.01.08). Ücret ve elektronik işlem koşulları başvuru tarihinde yeniden kontrol edilmelidir.
SMK m.148/5 gereğince sicile kayıt ve Bülten’de yayım düzenlenmiştir. Tescilin güncellenmesi, mirasçıların sonraki işlemlerde hak sahipliğini göstermesini kolaylaştırır. Sicilde eski hak sahibinin görünmesinin özellikle iyiniyetli üçüncü kişilerle ilgili uyuşmazlıklarda yaratabileceği risk nedeniyle kaydın gereksiz yere ertelenmemesi yerindedir. Bununla birlikte ölümle doğan mirasçılığı sırf kayıt gecikti diye yok saymak da aynı derecede yanlıştır.
Birden Fazla Mirasçı Varsa Marka Hakkı Nasıl Kullanılır?
Birden fazla mirasçı bulunması hâlinde TMK m.640 uyarınca paylaşmaya kadar miras ortaklığı oluşur. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar; sözleşme veya kanundan kaynaklanan özel yetkiler saklı kalmak üzere, terekeye ait haklarda birlikte tasarruf ederler. Bu nedenle her mirasçının miras payı oranında markanın bağımsız ve serbestçe devredilebilir bir parçasına malik olduğu varsayılamaz.
Örneğin iki mirasçının tereke paylarının eşit olması, marka bakımından her birinin tek başına üçüncü kişiye devredebileceği yüzde 50’lik bağımsız bir marka payı doğurduğu anlamına gelmez. Paylaşma yapılana veya hukuken farklı bir hak sahipliği rejimi kurulana kadar marka üzerindeki önemli tasarruflar miras ortaklığının kuralları çerçevesinde ele alınmalıdır.
Sicil İşlemlerinde Temsil ve Anlaşmazlık
SMK m.147, sınai mülkiyet hakkının birden fazla kişiye ait olması hâlinde TÜRKPATENT önündeki ortak temsil mekanizmasını düzenler. Ancak idari işlemleri yürütmek üzere ortak temsilci belirlenmesi, tek başına mirasçılardan birine tereke üzerindeki bütün maddi tasarruf yetkilerinin verildiği anlamına gelmez. İşlemin türüne göre elbirliğiyle tasarruf şartları, özel yetkiler ve temsil belgesinin kapsamı ayrıca gözetilir.
Mirasçılar arasında uyuşmazlık varsa TMK m.640/3 uyarınca bir mirasçı, sulh mahkemesinden miras ortaklığına paylaşmaya kadar temsilci atanmasını isteyebilir. İdari sicil temsili ile mahkemece atanan tereke temsilcisi aynı hukuki kurum değildir; uyuşmazlıkta hangi temsilin hangi işlem için yeterli olduğu belirlenmelidir. Paylaşma sonrasında markanın tek bir mirasçıya veya birden fazla kişiye hangi hak rejimiyle bırakıldığına dair belgelerin sicile yansıtılması da önemlidir.
Miras ortaklığındaki elbirliği hâli, miras paylaşımından sonra kurulabilecek paylı marka mülkiyetiyle veya SMK’da özel bir marka türü olan ortak markayla karıştırılmamalıdır. Paylı mülkiyet ve kanuni önalım hakkının kendine özgü koşulları marka hakkının ortak mülkiyeti ve önalım hakkı kapsamında değerlendirilir.
Mirasçılar Marka Hakkına Dayanarak Dava Açabilir mi?
Marka hakkını miras yoluyla kazanan hak sahipleri, şartları oluştuğunda mirasbırakandan intikal eden hakka dayanarak hukuki koruma isteyebilir. Ancak mirasçı sıfatı ile bir mirasçının davayı tek başına yürütme yetkisi aynı soru değildir. Birden fazla mirasçı varsa dava konusu talebin terekeye ait bir hakkı koruma mı, yoksa bu hak üzerinde bütün mirasçıları bağlayacak sonuç doğurma mı niteliğinde olduğu araştırılmalıdır.
TMK m.640/4, her mirasçının terekedeki hakların korunmasını isteyebileceğini ve sağlanan korumadan bütün mirasçıların yararlanacağını belirtir. Bununla birlikte marka hakkına tecavüzün men’i ve maddi tazminat gibi taleplerde taraf teşkilinin eksik bırakılması, davanın esası hakkında sağlıklı karar verilmesine engel olabilir.
İçtihat örneği: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 15.06.2016 tarihli, E. 2015/11324, K. 2016/6622 sayılı kararında, ölen marka sahibinin birden fazla mirasçısı bulunduğu hâlde tek mirasçının açtığı marka hakkına tecavüzün men’i ve maddi tazminat davasında taraf teşkilini incelemiştir. Diğer mirasçıların davaya muvafakatinin alınması veya miras ortaklığına temsilci atanmasının sağlanması gerektiğini belirterek eksiklik giderilmeden verilen hükmü bozmuştur. Karar, 556 sayılı KHK dönemindeki bir uyuşmazlığa ilişkindir; aktarılan yönü, TMK’daki miras ortaklığı ve birlikte hareket kuralına dayanmaktadır.
Bu karar, herhangi bir mirasçının hiçbir koruyucu hukuki başvuruda bulunamayacağı anlamına gelmez. TMK m.640/4’teki koruma yetkisi saklıdır. Fakat özellikle tecavüzün giderilmesiyle birlikte tazminat tahsili veya marka üzerindeki hakkın akıbetini etkileyen bir hüküm isteniyorsa, bütün mirasçıların katılımı, geçerli muvafakatleri yahut usulüne uygun temsilin bulunup bulunmadığı dava açılmadan değerlendirilmelidir.
Dava Açılırken Hangi Belgeler Önemlidir?
- Markanın veya marka başvurusunun muris adına kayıtlı olduğunu gösteren sicil ve başvuru kayıtları.
- Ölüm kaydı ile mirasçı sıfatını gösteren güncel mirasçılık belgesi.
- Varsa mirasın reddi, vasiyet, paylaşma, tereke temsilciliği ve mahkeme kararları.
- Diğer mirasçıların davaya katılımını, muvafakatini veya temsil yetkisini gösteren belgeler.
- İddia edilen tecavüzün somut kullanımını gösteren tarihli satış, tanıtım, internet, ürün ve ticari kayıt delilleri.
Marka hakkına tecavüzde mahkemeden istenebilecek hukuki koruma türleri marka hakkına tecavüz davası yazısında; delilin kaybolması riskine karşı başvurulacak yol ise marka ihlalinde delil tespiti yazısında ayrıca ele alınır. Marka uyuşmazlıklarından doğan davalarda görev ve yetki, niteliğine göre SMK m.156 çerçevesinde incelenir; miras ortaklığı temsilcisinin atanmasına ilişkin talep ise TMK m.640/3’ün ayrı konusudur.
Miras Sonrası Hangi Süreler ve Hak Kaybı Riskleri Bulunur?
Miras yoluyla intikal, markanın koruma süresini baştan başlatmaz ve markaya ilişkin devam eden yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. Ölümden sonra marka portföyü incelenirken aşağıdaki süre ve işlemler birbirinden ayrılmalıdır:
| Konu | Hukuki sonuç |
|---|---|
| Hak geçişi | TMK m.599 gereği ölüm anında gerçekleşir; sicil başvurusu ölümden ayrı bir işlemdir. |
| Mirasın reddi | TMK m.606’da kural olarak üç aylık süre vardır; başlangıcı mirasçılık türüne ve öğrenme/bildirim anına bağlıdır. |
| Marka koruma süresi | SMK m.23’e göre başvuru tarihinden itibaren on yıldır; uygun yenilemeyle onar yıllık dönemler hâlinde uzatılır. |
| Markayı kullanma | SMK m.9’daki beş yıllık ciddi kullanım rejimi miras nedeniyle otomatik sıfırlanmaz; somut kullanım ve haklı sebep değerlendirilir. |
| İntikalin sicile kaydı | SMK m.148/5 ve Yönetmelik m.129 çerçevesinde belgelendirilir; bu işlem mirası kabul veya ret süresiyle karıştırılmamalıdır. |
Özellikle uzun süredir kullanılmayan bir markanın mirasçılara geçmesi, tescili kullanmama nedeniyle iptal riskinden kendiliğinden kurtarmaz. Kullanım delillerinin incelenmesi, devam eden lisansların ve yetkili kullanımın tespiti, kullanmama nedeniyle iptal rejiminin şartlarına göre yapılmalıdır. Aynı şekilde yaklaşan koruma süresi için marka tescilinin yenilenmesi işlemi ölüm nedeniyle ertelenmiş veya yeniden başlamış sayılmaz.
Ölüm tarihi itibarıyla mevcut marka lisans sözleşmeleri, üçüncü kişilere tanınmış kullanım hakları ve sicilde yer alan diğer kayıtlar da incelenmelidir. Marka sahibinin değişmesi, sözleşmenin kendiliğinden ve her durumda sona erdiği veya lisans alanın bütün haklarının ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Miras Yoluyla İntikale İlişkin Somut Örnekler
Örnek 1: Tek Mirasçı ve Tescilli Marka
Gerçek kişi A, adına tescilli bir markanın sahibiyken vefat eder ve geride tek mirasçı B kalır. B, TMK m.599 gereği markayı ölüm anında kazanır. B’nin öncelikle mirasçılık belgesi ve marka bilgileriyle TÜRKPATENT nezdinde intikal kaydı talep etmesi, sonrasında markanın yenileme ve kullanım durumunu takip etmesi gerekir. Burada yeni bir markanın tescili veya A ile B arasında devir sözleşmesi söz konusu değildir.
Örnek 2: Üç Mirasçı ve Devam Eden Tecavüz
Marka sahibi C’nin ölümünden sonra üç mirasçı bulunur. Mirasçılardan biri üçüncü kişinin markayı izinsiz kullandığını tespit eder. Terekedeki hakkın korunması için harekete geçilebilir; ancak açılacak davanın türü ve talepleri bakımından miras ortaklığının temsili ve taraf teşkili ayrıca değerlendirilmelidir. Tek mirasçının sırf kendi tereke payına dayanarak bütün markanın maddi tazminatını kendisi adına istemesi, Yargıtay’ın yukarıda açıklanan kararında görüldüğü gibi usule ilişkin sorun doğurabilir.
Örnek 3: Aile Şirketine Ait Marka
D, bir limited şirketin ortağıdır; ancak marka şirket adına tescillidir. D’nin ölümüyle mirasçıları doğrudan marka sicilindeki hak sahibi hâline gelmez. Tereke bakımından şirket paylarının miras rejimi incelenir, markanın sahibi şirket olarak kalır. Bu nedenle önce sicildeki marka sahibinin gerçek kişi mi, tüzel kişi mi olduğu belirlenmelidir.
Miras Yoluyla İntikal, İradi Devir ve Paylı Hak Sahipliği Arasındaki Fark
Üç durum uygulamada benzer sicil değişiklikleri doğurabilse de hak kazanımının sebebi bakımından ayrılır:
| Durum | Hakkın kazanılma temeli | Başlıca ayrım |
|---|---|---|
| Mirasla intikal | Ölüm ve TMK m.599 kapsamında kanuni geçiş | Noter onaylı marka devir sözleşmesi zorunlu değildir; mirasçılık ve sicil kaydı belgeleri önemlidir. |
| İradi devir | Tarafların hukuki işlemine dayalı hak geçişi | SMK m.148/4’teki yazılı ve noter onaylı devir sözleşmesi rejimi uygulanır. |
| Paylaşma sonrası ortak hak sahipliği | Paylaşma ve ilgili hak sahipliği düzeni | Paylı mülkiyete ilişkin tasarruf ve önalım meseleleri, paylaşma öncesi miras ortaklığından ayrılır. |
Bu ayrım özellikle markayı tek başına satmak, lisans vermek, markadan vazgeçmek veya bir mirasçı adına tescil ettirmek isteyen kişiler bakımından belirleyicidir. Mirasçılık belgesindeki pay oranı ile marka sicilinde tasarruf edilebilecek bağımsız payın varlığı özdeş kabul edilmemelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Marka hakkı ölümle otomatik olarak mirasçılara geçer mi?
Evet. SMK m.148/1 ve TMK m.599 uyarınca, mirasa dâhil marka hakkı kural olarak ölüm anında mirasçılara geçer. Sicil kaydı, bu geçişin idari kayıtlara yansıtılmasıdır.
Mirasçılar noter onaylı marka devir sözleşmesi düzenlemek zorunda mı?
Hayır. Salt miras yoluyla intikal için iradi marka devrine özgü noter onayı şartı aranmaz. Ancak mirasın paylaşılması veya sonraki bir devir gibi ayrı hukuki işlemlerin şekli, kendi niteliğine göre incelenir.
TÜRKPATENT’te intikal kaydı için üç aylık süre var mı?
TMK m.606’daki üç ay, kural olarak mirasın reddine ilişkindir; intikal kaydının tamamlanması için öngörülmüş genel bir üç aylık süre değildir. Sicilin gecikmeden güncellenmesi, üçüncü kişilerle işlem ve hak sahipliği ispatı bakımından önemlidir.
Mirasçılardan biri tek başına marka tecavüz davası açabilir mi?
Talebe göre değişir. TMK m.640/4 tek bir mirasçının terekedeki hakların korunmasını isteyebilmesine imkân tanır. Ancak markaya dayalı men ve tazminat taleplerinde diğer mirasçıların katılımı, muvafakati veya usulüne uygun temsil gerekebilir; dava konusu talep bakımından taraf teşkili ayrıca incelenmelidir.
Henüz tescil edilmemiş marka başvurusu mirasçılara geçebilir mi?
Evet. SMK m.148/8, sınai mülkiyet hakkı başvurularına da ilgili hukuki işlem hükümlerinin uygulanmasını öngörür. Devam eden başvuruda mirasçıların kayıt ve temsil işlemlerini tamamlaması gerekir.
Ölen kişinin şirketinin markası mirasçılara geçer mi?
Marka şirket adına kayıtlıysa doğrudan geçmez; marka sahibi tüzel kişilik olarak şirket kalır. Mirasçılar bakımından şirket payları ve şirketler hukukuna ilişkin sonuçlar ayrı değerlendirilir.
Miras kalan markanın on yıllık koruma süresi yeniden başlar mı?
Hayır. SMK m.23’teki süre, markanın başvuru tarihine bağlıdır. Ölüm ve miras yoluyla intikal yeni bir on yıllık koruma dönemi oluşturmaz; mevcut yenileme takvimi korunur.
Sonuç
Marka hakkının miras yoluyla intikali, hak sahibinin ölümüyle kanun gereği gerçekleşen bir hak geçişidir; TÜRKPATENT sicil kaydı bu geçişi belgelendirir ve alenileştirir. Öncelikle markanın gerçekten ölen gerçek kişiye ait olup olmadığı, mirasçılık sıfatı, varsa mirasın reddi veya vasiyet nedeniyle ortaya çıkan farklılıklar belirlenmelidir. Birden fazla mirasçı varsa elbirliğiyle hak sahipliği ve temsil kuralları uygulanmalı; marka kullanımı, yenileme, mevcut sözleşmeler ve gerekli dava işlemleri geciktirilmeden değerlendirilmelidir. Bu işlemlerle ilgili hukuki çerçeve hakkında ayrıca marka haklarının korunmasına yönelik hukuki hizmetler sayfası incelenebilir.
Yazar: Avukat Fatih Sefer