Marka lisans sözleşmesinin feshi ve fesih sonrası kullanım bakımından temel kural, lisansın geçerli biçimde sona ermesiyle lisans alanın markayı kullanma izninin de sona ermesidir. Eski lisans alan; markayı işyeri tabelasında, kendi hizmetinin adı olarak, alan adında, sosyal medya hesabında veya reklamlarında yetkili işletme izlenimi yaratacak biçimde kullanmaya devam ederse 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) kapsamında marka hakkına tecavüz gündeme gelebilir. Bununla birlikte fesih bildiriminin hukuki etkisi, sözleşmenin tasfiye hükümleri ve lisans döneminde hak sahibinin rızasıyla piyasaya sunulmuş orijinal stokların durumu birbirinden ayrılmalıdır. Fesih, her stok ürününün imhasını veya bütün yeniden satışların yasaklanmasını kendiliğinden gerektirmez.
Sona Eren Lisansın Marka Hukukundaki Etkisi
Marka lisansı, markanın mülkiyetini lisans alana geçirmez; belirli mal veya hizmetler ve kararlaştırılan koşullar için kullanım yetkisi sağlar. SMK m.24/1 ve m.24/4 uyarınca lisans alan sözleşme koşullarına uymakla yükümlüdür; koşullar ihlal edilirse marka sahibi tescilden doğan haklarını lisans alana karşı ileri sürebilir. SMK m.29/1-ç, lisansla verilen hakların izinsiz genişletilmesini veya üçüncü kişilere devredilmesini ayrıca marka hakkına tecavüz sayar.
Üstelik marka lisans sözleşmesinin genel hükümleri ile inhisari ve inhisari olmayan lisans türleri birbirinden ayrı konulardır. Bu incelemenin odağı, lisans hangi türde olursa olsun sona erme anından itibaren ortaya çıkan kullanım ve tasfiye uyuşmazlıklarıdır. Bir franchise ilişkisi içinde lisans verilmişse marka dışındaki işletme sistemi borçlarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir; bu ayrım franchise sözleşmesinde marka lisansı kapsamında ele alınır.
Marka Lisansı Hangi Sebeplerle Sona Erer?
Sona erme sebebi belirlenmeden “marka artık kullanılamaz” sonucuna varılması isabetli değildir. Öncelikle sözleşmenin halen yürürlükte olup olmadığı, sona ermişse hangi tarihten itibaren sona erdiği saptanır.
- Kararlaştırılan sürenin dolması: Belirli süreli lisans, sözleşmede öngörülen bitiş ve yenileme hükümlerine göre sona erebilir. Süre bitiminden sonraki fiilî kullanımın tarafların davranışlarıyla sürdürülüp sürdürülmediği ayrıca incelenir; sırf takvim tarihine bakılması her olayda yeterli değildir.
- Karşılıklı sona erdirme anlaşması (ikale): Taraflar lisansı anlaşarak bitirebilir; tasfiye tarihi, stokların akıbeti, dijital hesaplar, ödemeler ve geçmiş borçların kapsamı bu anlaşmada açıkça düzenlenebilir.
- Sözleşmesel fesih hakkı: Ödenmeyen lisans bedeli, kalite denetimine aykırılık, izinsiz alt lisans, bölge veya ürün kapsamının aşılması gibi sebepler, ilgili sözleşmede fesih hakkının koşulu olarak düzenlenmiş olabilir. Her aykırılık otomatik ve derhâl fesih sonucu doğurmaz.
- Kanundan veya genel borçlar hukukundan kaynaklanan fesih: Sürekli edimli lisans ilişkisinde borçlu temerrüdü varsa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.123, m.124 ve özellikle m.126; somut olayın gerektirdiği ölçüde uygulanır. Ağır güven ihlali veya ifayı sürdürmeyi katlanılamaz kılan durumlar ayrıca değerlendirme gerektirebilir.
Lisans verenin marka hakkını bir başkasına devretmiş olması da tek başına her lisansın sona erdiği anlamına gelmez. Devir belgeleri, mevcut lisans kaydı ve taraflar arasındaki yükümlülükler ayrıca incelenmelidir. Aynı şekilde marka tescilinin geçerliliğine ilişkin sorunlarla sözleşmenin feshi aynı hukuki işlem değildir.
Fesih Bildirimi, İhtar ve Süreler Nasıl Değerlendirilir?
Her Sözleşme İhlali Derhâl Fesih Hakkı Verir mi?
Hayır. Örneğin ödenebilir nitelikteki bir lisans bedelinin gecikmesi, temerrüt ve uygun ek süre verilmesi kurallarını gündeme getirebilir. TBK m.123, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde temerrüt hâlinde uygun süre verilmesini düzenler; m.124, süre verilmesinin gerekmediği durumları ayrıca sayar. İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde m.126, koşulları oluşursa fesih ve erken sona ermeden doğan zararın giderilmesi talebine imkân tanır. Bu hükümler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu metninde yer alır.
Dolayısıyla bildirimin yeterliliği; ihlalin giderilebilir olup olmamasına, sözleşmede öngörülen ihtar ve iyileştirme mekanizmasına, haklı sebebin ağırlığına ve genel hükümlere göre belirlenir. Lisansın geçerliliği için aranan yazılı şekil (SMK m.148/4) ile fesih bildiriminin şekli aynı mesele değildir. Fesih konusunda sözleşmeyle özel bir geçerlilik şartı öngörülmüşse bu şart ayrıca dikkate alınır.
Tacirler Arasında Fesih Nasıl Bildirilmeli?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m.18/3, tacirler arasında fesih, sözleşmeden dönme ve temerrüt bildirimleri için noter, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imzalı kayıtlı elektronik posta (KEP) yöntemlerini öngörür. Hükümdeki şeklin genel olarak ispat şartı niteliği, uygulamada kabul edilen ayrımdır; bu nedenle listedeki yöntemlerden birinin kullanılmaması her durumda ve kendiliğinden feshin geçersizliği anlamına gelmez. Ancak tarafların sözleşmede ayrıca kararlaştırdığı geçerlilik koşulları saklıdır (TTK m.18/3).
Uyuşmazlığı azaltan bildirim; sözleşmeyi ve ihlali tanımlar, gerekiyorsa ek süreyi gösterir, fesih iradesini tereddütsüz açıklar, feshin hüküm doğuracağı tarihi belirtir ve tabeladan dijital mecralara kadar sona erdirilmesi istenen markasal kullanımları somutlaştırır. Gönderim belgesi kadar bildirimin muhataba ulaştığını gösteren kayıt da korunmalıdır. Fesih sonrası ihtarname hazırlanması ve karşı yanıtın delil yönetimi ayrı olarak marka hakkına tecavüz ihtarnamesi ve ihtara cevap konusuyla bağlantılıdır.
Feshin Haklılığı Tartışmalıysa Eski Lisans Alan Markayı Kullanabilir mi?
Feshin haksız olduğu iddiası, tek başına ve süresiz bir marka kullanma ruhsatı oluşturmaz. Bununla birlikte mahkeme önce feshin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğini, bildirimin hüküm doğurup doğurmadığını ve sözleşme uyarınca kullanım izninin hangi tarihte bittiğini belirlemelidir. Sona erme ispatlanamamış veya lisans başka bir hukuki nedenle sürüyorsa, geçerli izne dayalı kullanımın sırf fesih iddiasıyla tecavüz sayılması doğru olmaz.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 11.12.2025 tarihli, E. 2023/1345, K. 2025/1700 sayılı kararı, bu ayrımı somutlaştırır. Tarafların beş yıllık lisansı süre sonunda fiilen sürdürdüğü olayda, fesih ihtarının tebliğ edildiği tarihten sonra marka kullanımının izinsiz kaldığı kabul edilmiştir. Feshin haklı olmadığı savunması, sona erme sonrasındaki markasal kullanımın değerlendirilmesini değiştirmemiş; sözleşmede unvan değişikliği taahhüdünün bulunması da dikkate alınmıştır.
Buna karşılık lisansın sona erdiğini veya usulüne uygun feshedildiğini ispatlayamayan marka sahibi, kullanımın izinsiz olduğunu ortaya koyamayabilir. Nitekim İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli, E. 2020/280, K. 2023/117 sayılı kararında, lisansın sona erdiği ispatlanamadığından lisansa dayalı kullanımın tecavüz teşkil ettiği iddiası kabul edilmemiştir. İlk derece kararı, bütün uyuşmazlıklara genellenebilecek otomatik bir sonuç değil, feshi ispatın önemini gösteren somut bir örnektir.
Fesih tarihinden sonraki izinsiz kullanımı durdurmak ile haksız fesih nedeniyle lisans alanın sözleşmesel zararını tazmin etmek farklı taleplerdir. Bir tarafın markayı kullanma izninin sona ermesi, diğer tarafın haksız fesih iddiasından doğabilecek alacak ve tazminat istemlerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Uyuşmazlıkta bu iki hesap ayrı tutulmalıdır.
Fesih Sonrası Tabela, İşletme Görünümü ve Ticaret Unvanı
Eski lisans alanın işyerindeki marka kullanımı, tüketicinin işletmeyle marka sahibi arasında hâlen yetkili bayi, şube veya lisans ilişkisi bulunduğunu düşünmesine yol açıyorsa ciddi ihlal riski taşır. Lisans kapsamındaki faaliyet bitmiş olsa bile tabelanın, vitrin yazısının, iç mekân yönlendirmelerinin, personel kıyafetlerinin ve antetli belgelerin yerinde bırakılması ticari kaynak hakkında yanlış algı oluşturabilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20.01.2014 tarihli, E. 2013/10254, K. 2014/1067 sayılı kararı, eski lisans alanın feshe rağmen dershane afiş ve brandalarında, duvarlarda markayı kullanmasını ve bağlantılı şirket aracılığıyla kullandırmasını ihlal ve haksız rekabet olarak değerlendiren hükmü onamıştır. Karar mülga 556 sayılı KHK dönemine ilişkindir; bugünkü uyuşmazlıkta normatif çerçeve SMK m.7, m.24 ve m.29 üzerinden kurulmalıdır.
Ticaret unvanı ve işletme adındaki kullanım ayrıca ele alınır. SMK m.7/3-e, şartları mevcutsa işaretin ticaret unvanı veya işletme adı olarak kullanılmasını marka sahibinin yasaklayabileceği kullanım biçimleri arasında sayar. Ancak her tescilli ticaret unvanı kendiliğinden terkine tabi değildir: unvanın kullanılış biçimi, ilgili mal veya hizmetler, karıştırılma riski, varsa açık unvan değiştirme taahhüdü ve ayrı ticaret sicili işlemleri değerlendirilir. Fesih bildiriminden sonra unvanın değiştirilmesi, şirketin sona erdirilmesini değil gerekli unvan ve tanıtım düzeltmelerini ifade eder.
Alan Adları, İnternet Siteleri, Sosyal Medya ve Reklamlar
Fiziksel tabelanın kaldırılması tek başına yeterli olmayabilir. Bir alan adında, web sitesi başlığında, arama sonucu açıklamasında, Google işletme profilinde, sosyal medya kullanıcı adında veya eski reklam görselinde markanın yetkili hizmet sunucusu sıfatıyla kullanılması devam ediyorsa dijital ortamda ihlal gündeme gelir. SMK m.7/3-d, belirli koşullarla internet ortamındaki alan adı ve diğer işaret kullanımlarını da kapsar.
- Alan adı: Sözleşmedeki tahsis ve devre ilişkin hükümler, alan adının kimin adına kayıtlı olduğu ve fesih sonrası kullanım amacı incelenir. Marka sahibinin alan adını her durumda kendiliğinden devralacağı söylenemez; önce kullanımın durdurulması, gerektiğinde teknik veya yargısal devir yolları değerlendirilir.
- Web sitesi: “Resmî bayi”, “yetkili servis”, “şube” veya halen sözleşme varmış izlenimi veren tanıtımlar güncellenir; marka logoları, ürün dışı kurumsal görseller ve iletişim şablonları kaldırılır. Orijinal ürünlerin dürüst biçimde tanıtımı ayrı değerlendirilir.
- Sosyal medya ve harita kayıtları: Lisansa bağlı unvan, görsel kimlik, sabitlenmiş gönderi, sponsorlu içerik ve müşteri yönlendirmeleri gözden geçirilir. Bir hesabın kime ait olduğu ve devri hakkındaki sözleşmesel hükümler ayrıca uygulanır.
- Ücretli reklam ve yönlendirme: Otomatik yenilenen reklam kampanyaları, arama anahtar sözcükleri ve yönlendirmeler pasifleştirilir; önceki izin, fesih sonrası yeni müşteri çekme yetkisi sayılmaz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.06.2020 tarihli, E. 2019/4845, K. 2020/2977 sayılı kararı kapsamında, markanın işyeri tabelası, web sayfası, alan adı, ticari evrak ve tanıtımlarda kullanılmasının önlenmesine ilişkin önceki hüküm kesinleşmiş; sonraki temyizde kalan uyuşmazlıklar ayrıca incelenmiştir. Bu örnek, fesih sonrası kullanımın tek bir dijital mecrayla sınırlı olmadığını gösterir. Marka ve alan adı uyuşmazlığının teknik ve usulî çözümü ile sosyal medyadaki marka ihlalleri ayrı ayrıntı konularıdır.
Lisans Bittiğinde Stoktaki Markalı Ürünler Satılabilir mi?
Cevap, malların gerçek ve hukuka uygun biçimde piyasaya sunulmuş olup olmadığına bağlıdır. SMK m.152/1’e göre ürünler marka sahibi veya onun izniyle piyasaya sunulduktan sonra bu somut ürünlerle ilgili fiiller, kural olarak marka hakkının kapsamı dışında kalır. Bu, marka hakkının tükenmesi ilkesidir. Lisansın sona ermesi, daha önce hukuka uygun biçimde piyasaya sunulan her ürün üzerindeki tükenmeyi geriye dönük olarak ortadan kaldırmaz.
| Fesih anındaki ürün durumu | Marka hukuku bakımından ilk değerlendirme | Ayrı kontrol |
|---|---|---|
| Lisans döneminde hak sahibinin rızasıyla piyasaya sunulmuş orijinal mallar | Kural olarak m.152 uyarınca tükenme; sırf fesih nedeniyle satış otomatik olarak tecavüz sayılmaz | Stok iadesi, satış kanalı veya indirim sınırlaması hakkındaki sözleşme borçları; yanıltıcı yetkili satıcı tanıtımı |
| Lisans süresinde üretilmiş ancak henüz hak sahibinin rızasıyla piyasaya sunulmamış mallar | Sırf üretilmiş veya depolanmış olmak tükenme için yeterli değildir | Üretim izni, mülkiyet, ilk piyasaya sunma yetkisi ve tasfiye anlaşması |
| Fesih sonrasında izinsiz üretilen veya markalanan yeni mallar | İzin sona ermişse markasal kullanım ve üretim, m.7 ve m.29 yönünden ihlal riski taşır | İhlal tarihi, markalama, sipariş, üretim ve sevk kayıtları |
| Orijinal fakat sonradan değiştirilmiş veya kötüleştirilmiş mallar | m.152/2 uyarınca marka sahibinin müdahale hakkı doğabilir | Değişikliğin kapsamı, ürün güvenliği, yeniden ambalajlama ve tüketici algısı |
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 02.11.2022 tarihli, E. 2020/2160, K. 2022/1839 sayılı kararında, bayilik sözleşmesi geçerliyken satın alınmış ve fesihte elde kalmış orijinal ürünler bakımından marka hakkının tükendiği, bu satışın marka hakkına tecavüz oluşturmadığı kabul edilmiştir. Buna karşılık başka bir işletmenin markalı tabelayla yetkili bayi izlenimi yaratması ayrı ihlal olarak değerlendirilmiştir. Mahkeme, stok satışının sözleşmeye aykırı olup olmadığını marka tecavüzü incelemesiyle özdeşleştirmemiştir. Karar, olayın gerçekleştiği dönemin mevzuatı bağlamında okunmalı; güncel uyuşmazlık için SMK m.152 doğrudan uygulanmalıdır.
Benzer ayrım Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.03.2014 tarihli, E. 2013/17692, K. 2014/4647 sayılı kararında da görülür: Feshedilen bayilik kapsamında teslim edilen orijinal malların bulundurulması veya üçüncü kişilere satılması, marka hakkına tecavüz değil; varsa sözleşmesel yükümlülük tartışması olarak ele alınmıştır.
Şu ayrım önemlidir: Lisans verenin “elde kalan bütün stokları iade et” talebi, geçerli bir iade/geri alım yükümlülüğüne dayanıyorsa sözleşmeden kaynaklanabilir; fakat hakkın tükenmiş olduğu her orijinal ürün için sırf marka tesciline dayanılarak imha veya satış yasağı istenemez. Satıcının markayı yalnız elindeki gerçek ürünleri tarif için ölçülü şekilde kullanmasıyla, kendisini halen resmî bayi gibi sunması da aynı şey değildir.
Fesih Sonrası Tasfiye Planında Hangi Yükümlülükler Yer Almalı?
Yazılı bir tasfiye protokolü, tarafların sona erme tarihini ve sonrasında sürecek borçları birbirinden ayırır. Aşağıdaki kalemler özellikle somutlaştırılmalıdır:
- Yetkinin kesildiği an: Lisans konusu marka, mal/hizmet, coğrafi bölge ve kullanım kanalları için kesin sona erme tarihi; varsa sınırlı geçiş süresinin kapsamı.
- Fiziksel marka unsurları: Tabela, vitrin, ambalaj basım kalıpları, mühür, kartvizit, broşür, üniforma ve etiketlerin kaldırılması veya devri; bunların kime ait olduğu ve kaldırma masrafı.
- Stok ve açık siparişler: Orijinal piyasaya sunulmuş mallar, henüz piyasaya sunulmamış ürünler ve tamamlanmamış üretim ayrı listelenir. Geri alım bedeli, son satış dönemi veya iade lojistiği varsa açıkça yazılır.
- Dijital kimlik: Alan adı ve hesapların erişim yetkileri, yönlendirme, şifre teslimi, kampanya durdurma, açıkça kararlaştırılmışsa devir ve mevcut müşteri taleplerinin hangi işletmeye aktarılacağı.
- Müşteriyle iletişim: Gerçeğe uygun, yanıltıcı olmayan bir yetki sona erme duyurusu; hizmetin devamıyla ilgili tüketici ve garanti yükümlülükleri.
- Mali ve bilgi yükümlülükleri: Hak edilmiş lisans bedelleri, mutabakat, raporlama, gizlilik, know-how ve sözleşmeyle kararlaştırılan ceza koşulları; markadan bağımsız sözleşmesel sonuçların ayrı hesabı.
- Tescil ve kayıt: Sicile kaydedilmiş lisans bulunuyorsa sona erme belgesine dayanarak TÜRKPATENT nezdinde ilgili kaydın güncellenmesi. Genel olarak feshin geçerliliği sicil güncellemesine bağlı değildir; SMK m.148/7’deki özel kayıt koşulları ayrıca saklıdır.
Örneğin kozmetik ürünleri için verilen bir lisansın sona ermesi halinde, daha önce hak sahibinin rızasıyla pazara sunulmuş orijinal kutuların satışı ile eski lisans alanın aynı logoyu kullanarak yeni ürün üretmesi farklı sonuç doğurur. Üstelik stoklar satılabiliyor olsa bile eski mağazanın kapısında “markanın resmî şubesi” yazması ayrı bir ihlal konusu olabilir. Lisans; marka yanında patent, tasarım veya telif haklarını da kapsıyorsa her hak türü için tasfiye koşulları ayrıca değerlendirilmelidir; bu konu fikrî mülkiyet karma lisans sözleşmesi kapsamındadır.
Fesih Sonrası Marka Kullanımı Nasıl İspatlanır?
Hak sahibinin tescilli markasını, karşı tarafın markasal kullanımını ve kullanımın hangi nedenle izinsiz hâle geldiğini ortaya koyması gerekir. Lisansın varlığı genellikle tartışmasız olduğunda bile sona erme tarihi ve fesih sonrası somut kullanımlar ayrı delil konularıdır. Sona ermediğini veya daha sonra yeni izin verildiğini savunan tarafın dayandığı sözleşme, yazışma ve ödeme belgeleri de incelenir.
- Sözleşme ve sona erme: İmzalı lisans, ek protokoller, yenileme hükümleri, fesih ihbarı ve tebliğ kaydı, ödeme ve ihtar geçmişi, gerekiyorsa sicil kayıtları.
- Fiziksel kullanım: Tarihi belirlenebilir fotoğraflar, yerinde tespit tutanakları, tabela ve ambalaj numuneleri, fatura ve sevk irsaliyeleri.
- Dijital kullanım: URL ve tarih içeren sayfa kayıtları, sosyal medya ve reklam çıktıları, alan adı kayıt bilgileri, aktif yönlendirme kanıtları ve ilgili platform kayıtları. Ekran görüntüsünün tek başına hangi tarihte neyi ispatladığı ayrıca denetlenir.
- Stok ve tükenme: Hak sahibinden gelen faturalar, teslim belgeleri, parti/seri numaraları, ilk satış tarihi, ürün orijinalliği ve stok hareketleri.
- Karşı iddialar: Fesih sonrasında verilen açık izin, makul geçiş süresi veya iade/geri alım anlaşması varsa bunların belgesi.
İhlal iddiası sonradan incelenmek üzere delillerin değiştirilme veya ortadan kaldırılma tehlikesi taşıyorsa marka ihlalinde delil tespiti yolunun koşulları değerlendirilebilir. Stokların menşei ve ilk piyasaya sunulma anı ispatlanmadan bütün ürünleri “kaçak” veya “taklit” olarak nitelendirmek de hukukî sonuca zarar verebilir.
Marka Sahibi veya Eski Lisans Alan Hangi Hukuki Yollara Başvurabilir?
Marka Sahibinin Talepleri
Lisans sona erdiği hâlde izinsiz markasal kullanım devam ediyorsa marka sahibi, somut olaya göre SMK m.149 uyarınca tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, sonuçlarının kaldırılması ve koşulları varsa tazminat talep edebilir. Devam eden kullanımın ciddi ve etkin biçimde gösterildiği hâllerde SMK m.159 çerçevesinde ihtiyati tedbir de gündeme gelebilir. Ancak fesih sonrası her tabela, ürün ve dijital hesap için aynı kapsamda el koyma veya imha tedbiri verileceği varsayılamaz; tedbir talebi hukuki dayanağı ve ölçülülüğü ile açıklanmalıdır.
Tazminat yönünden fiilin hukuka aykırılığı, zarar, nedensellik ve sorumluluğun diğer unsurları ayrıca incelenir. SMK m.150 ve m.151 kapsamındaki maddi zarar hesabı ile fesih sebebiyle doğan salt sözleşmesel kâr kaybı aynı kalem değildir. Marka tecavüzünde tazminat, tecavüz davasının talepleri ve zamanaşımı ayrı usul ve hesaplama başlıklarıdır. Markasal ihlalle birlikte bağımsız haksız rekabet unsurları da varsa marka ihlali ve haksız rekabet ilişkisi değerlendirilir; aynı zarar ikinci kez tahsil edilemez.
Eski Lisans Alanın İtiraz ve Talepleri
Eski lisans alan, fesih bildiriminin ulaşmadığını, sözleşmenin yenilendiğini, geçiş izni bulunduğunu, markanın davacının iddia ettiği biçimde kullanılmadığını, elindeki mallarda m.152 uyarınca hakkın tükendiğini veya fesih nedeniyle sözleşmesel zarara uğradığını ileri sürebilir. Ancak savunma kendi somut hukuki dayanağına oturmalıdır: “Fesih haksızdı” demek, sona ermiş izin yerine yeni izin yaratmaz; “ürünler orijinaldir” demek de işletmenin resmî bayi tabelasını kullanma hakkını otomatik olarak sürdürmez.
SMK kapsamındaki marka tecavüzü davalarında görev ve yetki m.156 çerçevesinde değerlendirilir; sırf sözleşmesel para alacağı veya ceza koşulu istemlerinde ise dava konusuna göre ayrıca görev, yetki ve varsa tahkim şartı incelenmelidir. Para alacağı veya tazminat istemlerinde dava şartı arabuluculuğun uygulanıp uygulanmayacağı talebin niteliğine göre belirlenir; marka ihlalinde arabuluculuk ayrımı bu nedenle önemlidir. Eski lisans alanın üçüncü kişilere karşı açabileceği davaların lisans süresince hangi koşullarda mümkün olduğu ise lisans alanın dava hakkı başlığının konusudur.
Karar bağlantıları DeJure kayıtlarına yönelir; tam metne erişim için kullanıcı oturumu gerekebilir. Kararların somut olayları ve uygulandıkları tarihsel mevzuat dikkate alınmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Marka lisans sözleşmesi feshedilince marka hemen kaldırılmalı mı?
Geçerli sona erme ve kullanım izninin bitişi gerçekleşmişse yetkili işletme izlenimi veren tabela, reklam ve dijital kullanımların sürdürülmesi ihlal riski doğurur. Kaldırmanın teknik süresi veya geçiş izni sözleşmede kararlaştırılmış olabilir; otomatik, herkese uygulanacak tek bir yasal kaldırma günü yoktur.
2. Feshin haksız olduğunu düşünen lisans alan markayı kullanmaya devam edebilir mi?
Sırf haksız fesih iddiası devam eden marka kullanma izni sağlamaz. Bununla birlikte feshin hukuken sonuç doğurup doğurmadığı araştırılır; sona ermenin ispatlanamadığı olayda geçerli lisansa dayalı kullanımdan söz edilebilir. Haksız fesih kaynaklı para talepleri ayrı değerlendirilir.
3. Lisans bitince stoktaki orijinal ürünler mutlaka iade edilir mi?
Hayır. Marka sahibinin rızasıyla piyasaya sunulmuş orijinal ürünlerde SMK m.152 uyarınca hakkın tükenmesi gündeme gelir. Bununla birlikte taraflar geçerli bir stok iade veya geri alım yükümlülüğü kararlaştırmış olabilir; bu, marka ihlalinden ayrı bir sözleşme meselesidir.
4. Lisans döneminde üretilmiş fakat hiç satılmamış mallar serbestçe satılabilir mi?
Otomatik olarak değil. Üretimin gerçekleşmiş olması, ürünün hak sahibinin izniyle piyasaya sunulduğunu göstermez. Üretim yetkisi, ilk piyasaya sunma izni ve sözleşmedeki tasfiye koşulları incelenmelidir.
5. Eski lisans alan markayı içeren alan adını kendisinde tutabilir mi?
Alan adının kime kayıtlı olduğu, tescilli markanın nasıl kullanıldığı ve sözleşmedeki alan adı hükümleri ayrı ayrı değerlendirilir. Marka sahibinin her durumda otomatik alan adı devri hakkı bulunmaz; ancak fesih sonrası yanıltıcı markasal kullanımın önlenmesi istenebilir.
6. Sadece tabelayı kaldırmak ihlali sona erdirir mi?
Her zaman değil. Web sitesi, reklam hesabı, sosyal medya profili, ticari evrak ve aktif yönlendirmelerde marka kullanımının devam edip etmediği de araştırılır. Tabelanın kaldırılması, önceki dönemde gerçekleşmiş ihlal iddiasını da kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
7. Fesih ihtarı mutlaka noter aracılığıyla mı gönderilmelidir?
TTK m.18/3, tacirler arasında sayılı bildirim yöntemlerini öngörür; kanuni düzenlemedeki şekil genel olarak ispat şartı kabul edilir. Buna karşılık sözleşmenin özel şekil koşulları ve bildirimin ulaştığının kanıtlanması belirleyicidir. Somut uyuşmazlıkta noter veya KEP gibi ispatı kolaylaştıran yollar tercih edilebilir.
8. Fesih sonrası izinsiz alt lisans veya başka şirkete kullandırma nasıl değerlendirilir?
Lisansın yürürlükte olduğu sırada verilen hakkın izinsiz genişletilmesi veya devri SMK m.29/1-ç bakımından incelenir. Sona ermeden sonra üçüncü kişiye markasal kullanımın sürdürülmesi ise izin dışı kullanım ve somut olayda diğer ihlal hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Bir şirketler grubu ilişkisi tek başına kullanım yetkisi yaratmaz.
Sonuç
Marka lisans sözleşmesinin feshi ve fesih sonrası kullanım uyuşmazlığında belirleyici dört soru vardır: Lisans ne zaman ve hangi hukuki nedenle sona erdi; eski lisans alan markayı hangi mecralarda kullanmayı sürdürdü; elde kalan ürünler hak sahibinin rızasıyla daha önce piyasaya sunuldu mu; taraflar hangi tasfiye yükümlülüklerini üstlendi? Bu sorular birbirine karıştırıldığında, hem markasal kullanıma ilişkin ihlal iddiası hem stoklara ilişkin savunma yanlış kurulabilir. Sözleşme, tebliğ, stok ve dijital kullanım kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi, uygun hukuki yolun seçilmesini sağlar. Sözleşmenin sona ermesi sonrasında marka haklarının korunmasına ilişkin somut hukuki değerlendirmeler için marka uyuşmazlıklarında hukuki danışmanlık ve temsil hizmetinin kapsamı incelenebilir.
Yazar Avukat Fatih Sefer