Bir ürün veya üretim yöntemi bakımından patent tecavüzü yokluğunun tespiti, somut ticari veya sınai faaliyetin başkasına ait patent hakkını ihlal etmediğinin mahkeme kararıyla belirlenmesini sağlar. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 154. maddesi uyarınca, hukuki menfaati bulunan kişi patent sahibine karşı bu davayı açabilir. Patent sahibine önceden bildirim yapılması zorunlu değildir; ancak davacının gerçek bir faaliyeti veya ciddi ve fiili girişimi bulunmalı, incelenecek ürün ya da usul teknik olarak belirlenebilmelidir. Kendisine karşı patent hakkına tecavüz davası açılmış kişi ise aynı maddeye dayanarak ayrı bir tecavüz yokluğu tespit davası açamaz.
Patent Tecavüzünün Mevcut Olmadığının Tespiti Davası Nedir?
Patent tecavüzünün mevcut olmadığının tespiti davası, bir kişinin yürüttüğü veya gerçekleştirmeyi planladığı faaliyetlerin belirli bir patentin koruma kapsamına girip girmediği konusundaki hukuki belirsizliği gidermeyi amaçlayan özel bir tespit davasıdır.
Bu dava, patent sahibinin açabileceği tecavüz davasından farklıdır. Patent sahibi, SMK m.149 kapsamında tecavüzün tespitini, önlenmesini veya durdurulmasını isteyebilirken; SMK m.154 kapsamında davacı, kendi fiillerinin patent hakkına tecavüz oluşturmadığının belirlenmesini talep eder.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 106. maddesi tespit davalarının genel çerçevesini düzenler. SMK m.154 ise sınai mülkiyet haklarına özgü koşulları belirler. Bu iki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, dava yoluyla yalnızca soyut bir teknik görüş alınması değil, hukuken korunmaya değer bir belirsizliğin giderilmesi gerektiği anlaşılır.
Dolayısıyla davanın amacı, bir ürünün teknik bakımdan başarılı veya ticari olarak kullanılabilir olduğunun onaylanması değildir. İncelenen hukuki sorun, somut ürünün, üretim yönteminin veya ticari faaliyetin belirlenen patent hakkını ihlal edip etmediğidir.
Patent Tecavüzü Yokluğunun Tespiti Davasının Şartları Nelerdir?
SMK m.154/1 uyarınca davanın açılabilmesi bakımından temel koşullar; davacının menfaatinin bulunması, incelenecek faaliyetin belirli olması ve kanunda öngörülen dava engelinin mevcut olmamasıdır.
1. Davacının Hukuki Yararı Bulunmalıdır
Davacı, Türkiye’de giriştiği veya girişeceği ticari ya da sınai faaliyetin patent hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığının belirlenmesinde somut bir menfaat taşımalıdır.
Bu menfaat, hâlihazırda üretim veya satış yapan bir işletmede bulunabileceği gibi, piyasaya giriş hazırlıklarını ciddi ve fiili biçimde sürdüren bir işletmede de ortaya çıkabilir.
Örneğin bir şirketin üretim hattı kurması, belirli bir ürün için teknik geliştirme çalışmalarını tamamlaması veya ruhsatlandırma sürecinde ilerlemesi, diğer koşullarla birlikte değerlendirildiğinde hukuki yararın varlığını destekleyebilir.
Buna karşılık yalnızca gelecekte bir sektöre girilebileceği ihtimali, teknik içeriği belirsiz bir ürün fikri veya herhangi bir ticari girişimle ilişkilendirilmeyen soyut patent araştırması, tek başına dava açmak için yeterli görülmeyebilir.
HMK m.114/1-h uyarınca hukuki yarar dava şartıdır. HMK m.115 gereğince mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden inceleyebilir.
2. Ciddi ve Fiili Bir Ticari veya Sınai Girişim Bulunmalıdır
SMK m.154, davacının mutlaka ürününü piyasaya sürmüş olmasını aramaz. Kanun, girişilecek faaliyetleri ve bu amaçla yapılmış ciddi ve fiili girişimleri de kapsar.
Ancak henüz gerçekleşmemiş faaliyetlerde, girişimin yalnızca varsayımsal olmadığının gösterilmesi önem taşır. Bu değerlendirmede özellikle şu hususlar dikkate alınabilir:
- Ürünün veya üretim yönteminin teknik özelliklerinin yeterince belirlenmiş olması.
- Ar-Ge çalışmaları, prototipler, deney sonuçları veya üretim belgelerinin bulunması.
- Faaliyetle bağlantılı somut yatırım, üretim hazırlığı veya ruhsat başvurusu yapılmış olması.
- İncelenecek patentin ve muhtemel uyuşmazlığın belirlenebilir olması.
- Davadan elde edilecek kararın davacının ticari veya hukuki durumundaki gerçek bir belirsizliği giderebilmesi.
Bu unsurların tamamının her olayda birlikte bulunması zorunlu değildir. Önemli olan, somut olayda faaliyet ile patentten kaynaklanabilecek hukuki risk arasında gerçek bir bağlantının kurulabilmesidir.
3. Davacıya Karşı Önceden Tecavüz Davası Açılmış Olmamalıdır
SMK m.154/1, kendisine karşı tecavüz davası açılmış kişinin bu özel tespit davasını açamayacağını açıkça düzenler.
Böyle bir durumda kişi, patent hakkını ihlal etmediğine ilişkin savunmalarını kendisine karşı açılmış tecavüz davasında ileri sürebilir.
Patent sahibinin ihtarname göndermesi ise tek başına tecavüz davası açılması anlamına gelmez. İhtarname ile dava arasındaki ayrım, SMK m.154 kapsamındaki dava hakkının değerlendirilmesinde önemlidir.
Patent sahibinin ileri sürebileceği taleplerin ve ihlal davasının kapsamının ayrıntıları, patent hakkına tecavüz davası konusunda ayrıca ele alınmaktadır.
Patent Sahibine Önceden İhtarname veya Bildirim Gönderilmesi Zorunlu mudur?
Hayır. Patent sahibine dava öncesinde bildirim yapılması, SMK m.154 uyarınca bir dava şartı değildir.
Kanun, menfaati bulunan kişinin patent sahibinden görüş bildirmesini isteyebileceğini düzenler. Bu talebin patent sahibine tebliğinden itibaren bir ay içerisinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi tarafından kabul edilmemesi hâlinde dava açılabileceği belirtilmiştir.
Bununla birlikte aynı fıkra, bildirimin yapılmış olmasının açılacak davada dava şartı olarak aranmayacağını açıkça hükme bağlamıştır.
Bu nedenle bir aylık süre, bütün davacılar bakımından dava açılmadan önce mutlaka beklenmesi gereken genel bir süre olarak yorumlanamaz. Süre, kanunda öngörülen isteğe bağlı görüş alma sürecine ilişkindir.
Ön bildirim yapılması tercih edilirse, bildirimin içeriği önem kazanır. Özellikle hangi patentin, hangi ürünün veya hangi faaliyetin değerlendirildiğinin açıkça belirtilmesi, sonradan doğabilecek uyuşmazlığın sınırlandırılmasına katkı sağlayabilir.
Patent sahibinden gelen ihtarnamenin nasıl değerlendirileceği ve buna karşı verilecek cevabın kapsamı ise patent ihlali ihtarnamesine cevap ve savunma konusuyla ilgilidir.
Dava Kime Karşı Açılır ve Sicildeki Hak Sahiplerinin Durumu Nedir?
SMK m.154 kapsamındaki dava, tecavüz oluşturmadığı ileri sürülen faaliyetten etkilenebilecek patent hakkının sahibine karşı açılır.
Patent üzerindeki hak sahipliğinin ve varsa ortak hak sahiplerinin doğru belirlenmesi gerekir. Bunun için patent sicili, hak sahipliği kayıtları ve gerektiğinde ilgili hukuki işlemler değerlendirilir.
SMK m.154/2 uyarınca dava, sicile kayıtlı bütün hak sahiplerine tebliğ edilir. Dolayısıyla bir patentin birden fazla hak sahibinin bulunması hâlinde, yalnızca tarafların kendi aralarında yaptığı değerlendirmeyle yetinilmemesi gerekir.
Davacı bakımından ise esas olan, patent hakkına tecavüz etmediğinin tespitini istemekte hukuken korunabilir menfaatinin bulunmasıdır. Davacının mutlaka başka bir patente sahip olması gerekmez.
Bir şirketin kendisine ait patent başvurusu bulunması da başka bir patent bakımından otomatik kullanım serbestliği sağlamaz. Bu nedenle davanın dayanağı, yalnızca davacının kendi buluşu veya patent belgesi değil, somut faaliyetinin karşı tarafın patent koruma kapsamına girip girmediğidir.
Patent Tecavüzünün Bulunmadığı Nasıl Belirlenir?
Bu davada hukuki yararın bulunması tek başına davanın kabul edilmesi için yeterli değildir. Mahkemenin, somut ürün veya üretim yönteminin ilgili patentin sağladığı koruma alanına girip girmediğini de incelemesi gerekir.
Patent İstemleri ve Koruma Kapsamı
SMK m.89/1 uyarınca patent başvurusunun veya patentin sağladığı korumanın kapsamı istemlerle belirlenir. İstemlerin yorumlanmasında tarifname ve resimlerden yararlanılır.
Bu nedenle karşılaştırma yalnızca patent sahibinin piyasadaki ticari ürünü ile davacının ürünü arasında yapılmaz. Öncelikle patentin istemlerinde korunan teknik unsurlar belirlenir ve ardından davacının ürünü veya usulü bu unsurlarla karşılaştırılır.
İncelemede, ilgili istemlerin bağımsız veya bağımlı nitelikleri ve istemlerde bulunan teknik sınırlamalar da önem taşır. Patent istemlerinin hukuken nasıl yorumlandığı, patent istemlerinin koruma kapsamı başlıklı yazıda ayrıntılı açıklanmaktadır.
Teknik Farklılık Her Zaman Tecavüz Yokluğu Anlamına Gelmez
SMK m.89/5 uyarınca koruma kapsamı belirlenirken istemlerde belirtilen unsurlara eşdeğer nitelikte olan unsurlar da dikkate alınır.
Bu nedenle bir ürünün patent istemlerindeki unsurdan farklı adlandırılmış bir bileşen veya farklı bir teknik parça içermesi, tek başına tecavüz bulunmadığını göstermez.
Somut farklılığın hukuki sonuç doğurabilmesi için, istemin lafzi kapsamı yanında eşdeğerlik değerlendirmesinin de yapılması gerekebilir. Bu değerlendirmede teknik unsurun işlevi, bu işlevin gerçekleştirilme biçimi ve ortaya çıkan sonuç önem taşır.
Patent Hakkının Kapsamı Dışında Kalan Fiiller
SMK m.85/3, belirli fiilleri patent sahibinin yasaklama yetkisinin dışında bırakır. Bu kapsamda ticari veya sınai amaç taşımayan özel kullanımlar, deneme amaçlı fiiller ve kanunda belirtilen ilaç ruhsatlandırma çalışmalarına ilişkin istisnalar önem taşıyabilir.
Ancak istisna kapsamındaki bir faaliyetin hukuka uygun olması, aynı ürünün daha sonra ticari üretim veya satışının da mutlaka hukuka uygun olacağı anlamına gelmez.
Özellikle ilaç patentlerinde Bolar istisnası bakımından ruhsatlandırmaya yönelik faaliyetlerle ticari piyasaya sunma fiilleri birbirinden ayrılmalıdır.
Patent Tecavüzü Yokluğu Davasında Hangi Deliller Kullanılır?
Patent tecavüzünün bulunmadığının belirlenmesi, çoğu olayda teknik inceleme gerektirir. Davacının hem dava açmakta hukuki yararını hem de tecavüz oluşturmadığını ileri sürdüğü somut faaliyetin özelliklerini ortaya koyması önemlidir.
Deliller, olayın niteliğine göre şu belgelerden oluşabilir:
| Delil veya belge | Değerlendirmedeki işlevi |
|---|---|
| Patent sicil kayıtları ve patent belgesi | İlgili patentin, hak sahiplerinin ve hukuki durumun belirlenmesi. |
| Patent istemleri, tarifname ve resimler | Koruma altındaki teknik unsurların tespit edilmesi. |
| Ürün teknik çizimleri ve bileşen listeleri | Davacı ürününün teknik özelliklerinin belirlenmesi. |
| Üretim akış şemaları ve proses kayıtları | Üretim yönteminin patent istemleriyle karşılaştırılması. |
| Prototipler, test sonuçları ve Ar-Ge kayıtları | Faaliyetin somutluğunun ve teknik farklılıkların değerlendirilmesi. |
| Ruhsat veya izin başvurularına ilişkin belgeler | İlgili sektörde ciddi ve fiili girişimin gösterilmesi. |
| Uzman görüşleri ve bilirkişi raporları | Teknik karşılaştırmanın bilimsel ve denetlenebilir şekilde yapılması. |
| İhtarname ve yazışmalar | Taraflar arasındaki hukuki belirsizliğin ve uyuşmazlığın kapsamının ortaya konulması. |
Her dosyada bütün bu belgelerin bulunması zorunlu değildir. Deliller, patentin türüne, incelenecek faaliyete ve ileri sürülen tecavüz iddiasının niteliğine göre belirlenir.
Bilirkişi İncelemesinde Neler Değerlendirilir?
Uyuşmazlığın özel veya teknik bilgi gerektiren yönleri bulunduğunda mahkeme bilirkişi incelemesinden yararlanabilir.
İnceleme, yalnızca ürünlerin birbirine benzeyip benzemediği sorusuna indirgenmemelidir. Patent istemlerindeki her bir teknik unsurun davacı ürününde veya usulünde bulunup bulunmadığı ve gerektiğinde eşdeğerlik değerlendirmesi yapılmalıdır.
Teknik verilerin yetersiz olması, ürünün fiilen kullanılan bileşiminin belirsiz kalması veya üretim yönteminin açıklanamaması, sağlıklı bir karşılaştırma yapılmasını güçleştirebilir.
Tarafların bilirkişi raporlarına yönelik itirazlarında da hangi teknik varsayımın, ölçümün veya istem yorumunun hatalı olduğunun somut biçimde gösterilmesi önemlidir.
İstem–ürün karşılaştırmasının teknik yöntemi ve bilirkişi incelemesinin ayrıntıları, patent ihlalinde istem–ürün karşılaştırması ve bilirkişi başlıklı ayrı yazının konusudur.
Ticari Sır İçeren Teknik Belgeler Nasıl Ele Alınır?
Özellikle ilaç formülasyonları, üretim reçeteleri, yazılım temelli üretim sistemleri ve özel prosesler bakımından deliller ticari sır niteliğindeki bilgiler içerebilir.
Davacı, bu bilgilerin korunmasında menfaat sahibi olabilir. Bununla birlikte teknik sır iddiası, mahkemenin inceleyeceği ürün veya yöntemin yeterince belirlenmesi gereğini ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle gerekli teknik bilgilerin yargılamaya sunulması ile ticari sırların korunması arasındaki denge, somut uyuşmazlığın özelliklerine ve uygulanabilecek usuli koruma önlemlerine göre değerlendirilmelidir.
Yargı Kararlarında Hukuki Yarar ve Teknik İnceleme Nasıl Değerlendiriliyor?
Patent tecavüzünün mevcut olmadığının tespiti davalarında özellikle iki sorun öne çıkmaktadır: Henüz piyasaya sürülmemiş bir ürün bakımından hukuki yararın bulunup bulunmadığı ve ürünün patent istemleriyle teknik olarak karşılaştırılması.
Ciddi ve Fiili Girişimin İspatı: İstanbul BAM Kararı
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 18.12.2024 tarihli, E. 2024/1385, K. 2024/1935 sayılı kararında, geliştirme aşamasındaki bir ilaç formülasyonuna ilişkin tecavüz yokluğu tespit talebi değerlendirilmiştir.
Kararda, davacının yalnızca bir formülasyon sunduğu; bu formülasyonla ticari faaliyete giriştiğini veya girişeceğine ilişkin ciddi ve fiili hazırlık yaptığını gösteren somut delilleri ortaya koyamadığı değerlendirilmiştir. Bölge adliye mahkemesi bu gerekçeyle davayı reddetmiştir.
Kararın ortaya koyduğu önemli ayrım, gelecekteki ticari faaliyetler için dava açılabilmesinin mümkün olması ile henüz somutlaşmamış bir ürün fikrine dayanılarak tespit istenebilmesinin aynı şey olmamasıdır.
Hukuki Yararın Bulunması Davanın Kabulünü Gerektirmez
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 17.04.2025 tarihli, E. 2022/1731, K. 2025/616 sayılı kararında ise ilaç ruhsatı alınmış bir ürün bakımından SMK m.154 kapsamında hukuki yararın bulunduğu kabul edilmiştir. Mahkeme, patent sahibine önceden bildirim yapılmasının dava şartı olmadığını da belirtmiştir.
Bununla birlikte teknik incelemede davacı ürününün patentin bağımsız ürün istemi kapsamında kaldığı değerlendirilmiş; bu nedenle tecavüz bulunmadığının tespiti talebinin reddine ilişkin ilk derece kararı yerinde görülmüştür.
Bu karar, davanın usul bakımından incelenebilir olmasının tecavüz yokluğunun mutlaka tespit edileceği anlamına gelmediğini göstermektedir. Mahkeme, hukuki yararın varlığından sonra patent istemlerini ve somut teknik özellikleri ayrıca incelemelidir.
Her iki karar birlikte değerlendirildiğinde, ürünün piyasaya çıkış aşaması tek başına bütün uyuşmazlıklar için belirleyici bir ölçüt değildir. Ciddi ve fiili girişimin ne ölçüde ispatlandığı, teknik ürünün ne kadar somutlaştırıldığı ve ilgili patentin koruma kapsamı olay özelinde değerlendirilmelidir.
Tecavüz Yokluğu Tespiti ile Patent Hükümsüzlüğü Birlikte İstenebilir mi?
Evet. SMK m.154/3 uyarınca tecavüzün mevcut olmadığına ilişkin dava, hükümsüzlük davasıyla birlikte açılabilir.
Ancak iki talebin hukuki konusu birbirinden farklıdır.
Tecavüz yokluğu tespitinde, somut fiilin veya ürünün patentin koruma kapsamına girip girmediği araştırılır. Hükümsüzlük talebinde ise patentin hukuken geçerli olup olmadığı, kanunda sayılan hükümsüzlük sebepleri çerçevesinde incelenir.
Bu nedenle patentin geçerli olması, davacının her faaliyetinin o patente tecavüz oluşturduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde belirli bir ürünün patent koruması dışında kalması da patentin kendiliğinden hükümsüz olduğu sonucunu doğurmaz.
Birlikte dava açılması düşünülüyorsa, her iki talebin hukuki dayanakları ve ispat konuları ayrı ayrı belirlenmelidir. Hükümsüzlük sebepleri ve dava koşulları, patent hükümsüzlüğü davası başlıklı yazıda incelenmektedir.
Patent Başvurusu veya İtiraz Süreci Devam Ederken Tespit Kararı Verilebilir mi?
Patent henüz kesinleşmiş bir koruma kapsamına ulaşmamışsa, tespit davasının değerlendirilmesinde başvurunun veya patentin bulunduğu aşama önem kazanabilir.
SMK m.154/4 uyarınca mahkeme, patent bakımından SMK m.99/3 veya m.99/7 kapsamında yapılan yayımdan önce ileri sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin karar veremez. Kanun, faydalı modeller bakımından da m.143/10 ve m.143/12’deki yayımlara atıfta bulunmaktadır.
Bu düzenleme, patentin verilmesine ilişkin kararın kesinleşmesi veya itiraz sürecinin sonuçlanmasıyla bağlantılı yayım aşamasını önem kazandırmaktadır.
Özellikle patent istemlerinin inceleme veya itiraz sonucunda değişmesi ihtimali bulunan dosyalarda, hangi istem metninin değerlendirmeye esas alınacağı belirleyici olabilir.
Dolayısıyla başvuru sürecindeki bir hakla ilgili dava değerlendirilirken, davanın açılabilirliği ve mahkemenin esasa ilişkin karar verebileceği aşama birbirinden ayrılmalıdır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
SMK m.156 uyarınca tecavüzün mevcut olmadığının tespiti davasında görevli mahkeme fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir.
Bu mahkemenin kurulmadığı yerlerde, mevzuatta belirlenen görev ve yargı çevresi düzenlemeleri çerçevesinde asliye hukuk mahkemesi görev yapar.
Üçüncü kişiler tarafından sınai mülkiyet hakkı sahibine karşı açılan davalar bakımından SMK m.156/5 gereğince, kural olarak davalının yerleşim yerindeki mahkeme yetkilidir. Hak sahibinin Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması hâlinde kanunun 156/4. maddesindeki özel düzenleme dikkate alınır.
Bu dava, TÜRKPATENT’in bir kararına karşı açılan idari kararın yargısal denetimi davasıyla karıştırılmamalıdır. Davalı ve yetki belirlemesi, somut talebin niteliğine göre yapılır.
Görev, yetki ve zamanaşımına ilişkin diğer ayrıntılar patent davalarında görev, yetki ve zamanaşımı konusunda ayrıca açıklanmaktadır.
Tecavüz Yokluğunun Tespiti Davasından Önce Arabuluculuk Zorunlu mudur?
Yalnızca belirli fiillerin patent hakkına tecavüz oluşturmadığının tespitini amaçlayan dava bakımından, sırf uyuşmazlığın ticari nitelikte olması nedeniyle bütün patent davalarında zorunlu arabuluculuk bulunduğu söylenemez.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi, konusu bir miktar para olan belirli ticari davalarda dava şartı arabuluculuk öngörmektedir.
SMK m.154 kapsamında yalnızca tecavüz yokluğunun tespiti istenmesi ile aynı uyuşmazlıkta para alacağı veya tazminat gibi farklı taleplerin ileri sürülmesi ayrı değerlendirilmelidir.
Bu nedenle arabuluculuk bakımından talebin adı kadar konusu ve hukuki niteliği de önemlidir. Konunun ayrıntıları patent davalarında arabuluculuk ve talep ayrımı başlıklı yazıda ele alınmaktadır.
Tecavüz Bulunmadığının Tespiti Kararı Hangi Korunmayı Sağlar?
Davanın kabulü hâlinde mahkeme, değerlendirdiği somut faaliyetlerin belirlenen patent hakkına tecavüz oluşturmadığına karar verir.
Bu karar, uyuşmazlığın konusu olan ürün veya usul bakımından hukuki belirsizliğin giderilmesine hizmet eder. Ancak kararın kapsamı, dava konusu fiiller, incelenen teknik özellikler ve ilgili patent hakkıyla bağlantılı olarak değerlendirilmelidir.
Örneğin belirli bir üretim yöntemi için verilen tespit kararı, üretim yönteminin sonradan değiştirilmesi veya yeni teknik unsurlar eklenmesi hâlinde ortaya çıkabilecek bütün faaliyetler açısından otomatik bir hukuka uygunluk güvencesi oluşturmaz.
Ayrıca bir patent bakımından tecavüz bulunmadığının belirlenmesi, aynı ürünün üçüncü kişilere ait diğer patentler yönünden de serbestçe kullanılabileceği anlamına gelmez.
Bir ürünün piyasaya sunulmadan önce farklı patentler karşısındaki riskinin araştırılması, daha geniş kapsamlı patent kullanım serbestliği (FTO) araştırması konusudur. Tespit davası, bu araştırmayla aynı işlevi görmez.
Sık Sorulan Sorular
1. Ürün Piyasaya Sürülmeden Patent Tecavüzü Yokluğu Davası Açılabilir mi?
Evet. SMK m.154, gelecekte girişilecek ticari veya sınai faaliyetleri ve bu amaçla yapılan ciddi ve fiili girişimleri de kapsar. Bununla birlikte yalnızca varsayımsal bir ürün fikri yeterli olmayabilir. Davacı, hukuki yararını ve faaliyetinin somutluğunu gösterebilmelidir.
2. Patent Sahibinden İhtarname Gelmeden Dava Açılabilir mi?
Evet. Patent sahibinin ihtarname göndermesi veya davacının önceden görüş istemesi zorunlu dava şartı değildir. Ancak dava açmakta hukuki yarar bulunması ve diğer dava şartlarının karşılanması gerekir.
3. Patent Sahibinden Görüş İstenirse Kaç Gün Beklenir?
SMK m.154/1 kapsamında görüş talebi yapılırsa, talebin tebliğinden itibaren bir aylık cevap süresi öngörülmüştür. Bununla birlikte ön bildirimin dava şartı olmaması nedeniyle bu süre her tespit davası bakımından zorunlu bir bekleme süresi değildir.
4. Patent Hakkına Tecavüz Davası Açılmışsa Ayrı Bir Tecavüz Yokluğu Davası Açılabilir mi?
SMK m.154/1, kendisine karşı tecavüz davası açılmış kişinin bu özel tespit davasını açamayacağını belirtir. Kişi, tecavüz bulunmadığına ilişkin teknik ve hukuki savunmalarını mevcut davada ileri sürebilir.
5. Patent Sahibinin Ürününden Farklı Bir Ürün Üretmek Tecavüzü Ortadan Kaldırır mı?
Her zaman değil. Patent koruması, patent sahibinin piyasada sattığı ürünle değil, patent istemleriyle belirlenir. Davacının ürünündeki farklılıklar istemlerin lafzi kapsamı ve gerektiğinde eşdeğer unsurlar yönünden değerlendirilmelidir.
6. Tecavüz Yokluğu Tespit Kararı Başka Patentler İçin de Geçerli midir?
Karar, incelenen somut uyuşmazlığın sınırları içerisinde sonuç doğurur. Bir patent bakımından tecavüz bulunmadığının tespiti, ürünün başka patentlerin koruma kapsamına girmediğini kendiliğinden göstermez.
7. Patent Tecavüzü Yokluğu Davası ile Marka Tecavüzü Yokluğu Davası Aynı mıdır?
Her iki dava da SMK m.154 çerçevesinde değerlendirilebilse de inceleme konuları farklıdır. Patent uyuşmazlığında teknik istemler ve buluşun koruma kapsamı belirleyiciyken marka uyuşmazlığında işaretin kullanımı ve marka hakkının kapsamı incelenir. Marka yönünden özel değerlendirme için marka hakkına tecavüzün mevcut olmadığının tespiti davası başlıklı yazı incelenebilir.
Sonuç
Patent tecavüzünün mevcut olmadığının tespiti davası, ticari veya sınai faaliyetini başkasına ait bir patent karşısında hukuki belirsizlik altında sürdüren ya da bu faaliyete ilişkin ciddi hazırlık yapan kişiler için SMK m.154 kapsamında düzenlenmiş özel bir hukuki yoldur.
Davanın başarıyla sonuçlandırılabilmesi için yalnızca ürünün patent sahibinin ürününden farklı olduğunun ileri sürülmesi yeterli değildir. Davacının hukuki yararı, faaliyetinin somutluğu, patent istemlerinin kapsamı, teknik farklılıkların niteliği ve varsa eşdeğer unsurlar birlikte değerlendirilmelidir.
Ön bildirimin zorunlu olmaması, henüz piyasaya çıkılmadan dava açılabilmesi ve hükümsüzlük talebiyle birlikte ileri sürülebilmesi önemli hukuki özelliklerdir. Buna karşılık davacıya karşı önceden açılmış tecavüz davasının bulunması, yeterli hukuki yararın gösterilememesi veya teknik incelemede ürünün patent koruması kapsamında kalması, talebin sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Somut patentin kapsamının belirlenmesi, dava koşullarının değerlendirilmesi ve teknik delillerin hukuki taleplerle ilişkilendirilmesi bakımından patent hukuku alanında hukuki danışmanlık ve dava takibi kapsamında değerlendirme yapılabilir.
Yazar Avukat Fatih Sefer