Fon tasfiyesi iptal davası, SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen fonların yatırımcıları için hak kaybını önlemenin ilk ve en acil yoludur. SPK’nın fonları TEFAS’ta işleme kapatan ve tasfiye esaslarını belirleyen kararlarına karşı dava açmanın son günü 16 Kasım 2026 Pazartesi‘dir. Dava Ankara İdare Mahkemesi’nde açılır. Bu tarih kaçırılırsa 17 Eylül kararlarına karşı dava hakkı kaybedilir; geriye yalnızca sonraki işlemlere karşı daha dar kapılar kalır. Bu yazıda hangi SPK işlemine karşı, hangi mahkemede, hangi sürede ve hangi taleple dava açılması gerektiğini, 7596 sayılı Kanun‘un bu davaları nasıl etkilediğini ve davanın Anayasa Mahkemesi’ne giden yolun neden zorunlu ilk adımı olduğunu açıklıyoruz.
Önce temel gerçeği belirtelim: 7596 sayılı Kanun dava yolunu kapatmadı. Ancak Kanunun yatırımcı aleyhine hükümlerini Anayasa Mahkemesi’ne taşımanın, iptal kararından yararlanmanın ve kanunla getirilen geriye dönük düzenlemeye karşı hak aramanın tek aracı, yatırımcının kendi adına süresinde açtığı idari davadır. Dava açmayan yatırımcı, başkasının kazandığı davadan güvenle yararlanamaz.
Fon Tasfiyesi İptal Davası Hakkında Kısa Cevaplar
- Son gün: 16 Kasım 2026 Pazartesi. SPK’nın 17 Eylül kararları, 28 Eylül talimat iptali, 22 Ekim PBLK duyurusu ve 27 Ekim tarihli 2026/76 sayılı bülten bu tarihe kadar tek dilekçeyle dava edilir.
- Mahkeme: Ankara İdare Mahkemesi. SPK’nın İstanbul’a taşınması tamamlanmadığı için Kurulun merkezi hâlen Ankara’dır.
- Kim açar: Fonda payı bulunan, talimatı iptal edilen veya PBLK kaydıyla bekleyen her yatırımcı. Her yatırımcı kendi adına ve ayrı dilekçeyle dava açmalıdır.
- Ne istenir: Tasfiyenin bütünüyle iptali değil; talimatların iptali, A/6 önceliğinin uygulanmaması ve PBLK yatırımcısının pay sahibi sayılmasına ilişkin kısımların iptali.
- 7596 sayılı Kanun’un etkisi: Kanun 17 Eylül’den geçerli kılındığı için idare, işlemlerin kanuni dayanak kazandığını savunacaktır. Dava bu noktada Kanunun Anayasa’ya aykırılığının ileri sürüleceği araç hâline gelir.
- 16 Kasım kaçtıysa: 2026/76 sayılı bültene karşı 28 Aralık 2026’ya kadar, size bildirilecek ara veya nihai ödeme hesabına karşı bildirimden itibaren 60 gün içinde dava açılır.
Hangi SPK İşlemlerine Karşı Fon Tasfiyesi İptal Davası Açılır?
Tasfiye süreci tek bir karardan oluşmaz; birbirine bağlı bir işlem zinciri vardır. Doğru dava, bu zincirin yatırımcıyı zarara uğratan halkalarının tamamını aynı dilekçede ve 16 Kasım 2026’ya kadar hedef alan davadır. Hangi işlemin bağımsız işlem, hangisinin açıklama sayılacağını mahkemeye bırakmak gerekir; yatırımcının işi, hepsini süresinde dava konusu etmektir.
| Dava konusu edilecek işlem | İçeriği |
|---|---|
| 17.09.2026 tarihli 57/1707 sayılı karar (2026/60 sayılı bülten) | Fonların TEFAS’ta alım satıma kapatılması ve tasfiye kararı |
| 17.09.2026 tarihli 57/1708 sayılı karar (2026/61 sayılı bülten) | Tasfiye esasları; A/6 bendinde gerçekleşmeyen talimatların fona borç olarak tahakkuku ve öncelikli ödenmesi |
| 28.09.2026 tarihli SPK açıklaması | 17 Eylül’de verilen tüm talimatların TEFAS tarafından iptal edildiği ve bu yatırımcılara tasfiye bakiyesinden pay oranında ödeme yapılacağı |
| 22.10.2026 tarihli PBLK basın duyurusu | Takasın tamamlanmadığı ve PBLK yatırımcılarının diğer pay sahipleriyle eşit değerlendirileceği |
| 27.10.2026 tarihli 76/1903 sayılı karar (2026/76 sayılı bülten) | 7596 sayılı Kanun uyarınca tasfiye ve ödeme usul ve esasları; ödemelerin Tera, Pusula ve Atlas fonlarından başlaması |
SPK işlemlerine karşı yargı yolunun genel çerçevesini SPK kararlarına karşı yargı yolu yazımızda açıkladık. Bu yazı, o genel çerçevenin 17 Eylül fon tasfiyesine uygulanmasıdır.
Tasfiye kararının tamamen iptalini istemek doğru değildir
Yatırımcının amacı tasfiyeyi durdurmak değil, tasfiyeden payını eksiksiz ve doğru sırayla almaktır. Tasfiye kararının bütünüyle iptali istenirse ve mahkeme bu yönde bir ara karar verirse, ara ödemeler dahil tüm süreç durabilir. Bunun bedelini davacının kendisi de öder. Bu nedenle dava konusu, yatırımcıyı zarara uğratan kısımlarla sınırlanmalıdır:
- 17 Eylül’de TEFAS’a ulaşmış talimatların iptal edilmesi,
- gerçekleşmeyen talimat tutarlarının A/6 uyarınca fona borç olarak tahakkuk ettirilmemesi ve öncelikli ödenmemesi,
- fiyatı açıklanmış ve valörü gelmiş talimat sahiplerinin pay sahibi sayılarak tasfiye bakiyesine yönlendirilmesi,
- 2026/76 sayılı bültendeki ödeme sırası ve paylaştırma esaslarının davacıya uygulanan kısmı.
Aralarında maddi veya hukuki bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı tek dilekçeyle dava açılabilir (İYUK m.5/1). Tablodaki beş işlem aynı tasfiye sürecinin halkalarıdır; tek dilekçede ve 16 Kasım 2026’ya kadar dava konusu edilir. Tasfiye sırasında size ayrıca bildirilecek pay sahipliği tespiti, net yatırım tutarı hesabı ve ödeme bildirimi ise bildirimden itibaren 60 gün içinde ayrıca dava edilir.
16 Kasım Neden Kritik? Dava Açma Süresinin Hesabı
İdare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür ve yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar (İYUK m.7/1-2). İlanı gereken düzenleyici işlemlerde süre, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar (İYUK m.7/4).
17 Eylül kararları yatırımcılara tek tek tebliğ edilmedi; SPK bültenlerinde ilan edildi. Süre, ilan tarihi olan 17 Eylül’ü izleyen günden başlar ve altmışıncı gün olan 16 Kasım 2026 Pazartesi biter. Bireysel bildirim yapılmadığı için sürenin daha geç başladığını savunmak mümkündür; ancak bu savunmaya güvenerek davayı geciktirmek, davanın süre aşımından reddedilmesi riskini almak demektir. Dava en geç 16 Kasım 2026’da açılmalıdır.
İdareye başvuru süreyi durdurur, ama güvenli değildir
Dava açma süresi içinde SPK’ya başvurarak işlemin kaldırılması veya değiştirilmesi istenebilir; bu başvuru işlemeye başlamış süreyi durdurur. Otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve süre, başvuruya kadar geçen kısım da hesaba katılarak yeniden işler (İYUK m.11). Bu yol teoride süre kazandırır; uygulamada ise başvurunun tarihi, içeriği ve hangi işleme yöneldiği tartışma konusu olur. 16 Kasım gibi kesin bir tarih varken süreyi başvuruyla uzatmaya çalışmak gereksiz bir risktir.
Daha önemlisi, dava süresi geçtikten sonra SPK’ya yapılan bir başvuru, kaçırılmış süreyi geri getirmez. İdarenin bu başvuruya önceki işlemi tekrarlayan cevabı, yeni bir işlem değil, önceki işlemi teyit eden bir işlem sayılır ve dava süresini yeniden başlatmaz. SPK’ya şikâyet ve başvuru yolunu SPK’ya şikâyet yazımızda anlattık; şikâyet dilekçesi dava süresini durdurmaz.
16 Kasım’ı kaçıranlar için açık kalan kapılar
16 Kasım, 17 Eylül kararlarının kendisine yönelik davanın son günüdür; fon tasfiyesine karşı hak aramanın son günü değildir.
- 2026/76 sayılı bülten: 7596 sayılı Kanun’un uygulanmasını düzenleyen bu karara karşı dava süresi 28 Aralık 2026 Pazartesi biter (altmışıncı gün olan 26 Aralık cumartesiye denk gelir). 7596 sayılı Kanun’un PBLK ve paylaştırma hükümleri bu kararda doğrudan uygulandığı için anayasal itiraz bakımından en sağlam zemindir.
- Uygulama işlemi: İlanı gereken düzenleyici işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işleme, uygulanan işleme veya her ikisine birden dava açabilir; düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması, ona dayalı işlemin iptaline engel değildir (İYUK m.7/4). Pay sahipliği tespitiniz, net yatırım tutarı hesabınız veya ödeme bildiriminiz size ulaştığında, 60 gün içinde bu işleme ve dayanağı olan SPK düzenlemesine birlikte dava açabilirsiniz.
- Bildirimdeki eksiklik: Danıştay, dava açma süresini başlatacak bildirimin, Anayasa’nın 40. maddesi gereğince başvurulacak merci ve süreyi de gösteren yazılı bildirim olduğunu kabul etmektedir (Danıştay 13. D., E. 2022/5, K. 2022/394, 14.2.2022). Size yapılan bildirimde dava yolu ve süresi gösterilmemişse, süre itirazına karşı bu içtihat ileri sürülür.
Fon Tasfiyesi İptal Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görev: idare mahkemesi
6362 sayılı Kanun’un 134. maddesine göre Kurul kararlarına karşı açılacak idari davalar idare mahkemelerinde görülür ve Kurul kararlarına karşı yapılan başvurular acele işlerden sayılır. Belirli fonları işleme kapatan ve tasfiyesine karar veren 57/1707 ve 57/1708 sayılı kararlar, belirli fonlara ve yatırımcılarına yönelik işlemlerdir; bunlara karşı dava idare mahkemesinde açılır.
2026/76 sayılı bülten de dahil olmak üzere tüm işlemler aynı dilekçeyle idare mahkemesinde dava edilir. Mahkeme dosyanın bir kısmının Danıştay’da görülmesi gerektiğine karar verirse dosyayı kendisi gönderir; dava reddedilmez ve yatırımcı hak kaybetmez (İYUK m.15/1-a).
Yetki: Ankara İdare Mahkemesi
Yetkili idare mahkemesi, dava konusu işlemi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir (İYUK m.32/1). 6362 sayılı Kanun’un 117. maddesi Kurulun merkezini İstanbul olarak belirler; ancak aynı Kanunun geçici 7. maddesinin beşinci fıkrasına göre taşınma işlemleri tamamlanıncaya kadar Kurulun merkezi Ankara’dır. Taşınma tamamlanmamıştır; SPK’nın merkezi bugün Ankara’dadır.
Danıştay bu nedenle SPK işlemlerine karşı açılan davalarda yetkili mahkemenin Ankara İdare Mahkemesi olduğuna hükmetmektedir. İstanbul İdare Mahkemesi’nin yetkisizlik kararı üzerine yetki uyuşmazlığını çözen Danıştay, dava konusu işlemi tesis eden Sermaye Piyasası Kurulu’nun bulunduğu yerdeki Ankara İdare Mahkemesi’ni yetkili saymıştır (Danıştay 13. D., E. 2024/1074, K. 2024/2047, 7.5.2024). Dava dilekçesi yatırımcının bulunduğu yerdeki idare mahkemesine, idare mahkemesi yoksa asliye hukuk mahkemesine verilerek Ankara İdare Mahkemesi’ne gönderilebilir (İYUK m.4). Yanlış yer mahkemesine açılan dava da reddedilmez, yetkili mahkemeye gönderilir. Ancak bu gönderme süreci aylar alabileceğinden, dilekçe baştan Ankara İdare Mahkemesi’ne hitaben yazılmalıdır.
Bir istisnayı ayrıca belirtelim: 7596 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca TMSF’nin sorumlulardan yapacağı tahsil ve takip işlemlerine karşı açılacak davalarda İstanbul idare mahkemeleri yetkilidir. Bu kural yatırımcının SPK işlemlerine karşı açacağı davaya değil, sorumlu tutulan kişilerin TMSF takiplerine karşı açacağı davalara ilişkindir.
Kim Dava Açabilir? Menfaat İlişkisi ve Ayrı Dava Zorunluluğu
İptal davası, idari işlem nedeniyle menfaati ihlal edilenler tarafından açılır (İYUK m.2/1-a). Tasfiyesine karar verilen fonda katılma payı bulunan, 17 Eylül’de verdiği talimat iptal edilen veya talimatı PBLK kaydıyla bekleyen yatırımcı, işlemden kişisel, meşru ve güncel olarak etkilenir; menfaat ilişkisi açıktır. Danıştay da yatırımcıları bağlayan ve yürütülmesi zorunlu Kurul kararlarını kesin ve icrai işlem olarak kabul eder (Danıştay 13. D., E. 2022/2170, K. 2022/2838, 23.6.2022).
Ortak dilekçe ve dernek davası işe yaramaz
Birden fazla kişinin ortak dilekçeyle dava açabilmesi için hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerekir (İYUK m.5/2). Her yatırımcının talimat saati, payı, fonu ve ödeme hesabı farklı olduğundan Danıştay bu tür ortak dilekçeleri reddediyor (Danıştay 8. D., E. 2022/3262, K. 2022/6183, 2.11.2022). Ortak dilekçe ret kararı süreyi korusa da dava zaman kaybeder. Dernekler ise üyelerinin kişisel malvarlığı menfaati için kendi adlarına dava açamaz. Her yatırımcı kendi adına, ayrı dilekçeyle dava açmalıdır.
Bu kural yalnızca usul meselesi değildir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları geriye yürümez (Anayasa m.153/5). 7596 sayılı Kanun’un PBLK hükmü başka bir yatırımcının davasında iptal edilse bile, kendi davası olmayan yatırımcının o tarihe kadar kesinleşmiş dağıtımı yeniden açılmaz.
Fon Tasfiyesi İptal Davasında Hukuka Aykırılık Sebepleri
İdari işlemler yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden denetlenir (İYUK m.2/1-a). 17 Eylül sürecinde her unsurda ileri sürülebilecek aykırılıklar vardır; ancak dilekçenin ağırlık merkezi, yatırımcının konumuna göre seçilmelidir.
Talimat iptali: takas kesinliği
6362 sayılı Kanun’un 79. maddesine göre sermaye piyasası araçlarının takas talimat ve işlemleri ile ödeme işlemleri, tasfiye işlemlerine başlanması dahil, geri alınamaz ve iptal edilemez. SPK’nın 28 Eylül açıklamasıyla 17 Eylül’de TEFAS’a ulaşmış tüm talimatların iptal edilmesi, bu kuralla doğrudan çatışır. İptal, talimatın TEFAS’a hangi anda ulaştığı ve 13.30 kesim saatine göre hangi işlem gününe ait olduğu ayrımı yapılmadan topluca uygulandı. Ayrıca kanunun geri alınamaz saydığı bir işlem, basın açıklaması niteliğindeki bir duyuruyla ortadan kaldırıldı. Takas kesinliğinin kapsamını takas kesinliği, emrin iletilme ve fiyatlanma anlarını müşteri emrinin gerçekleştirilmesi yazılarımızda inceledik.
A/6 önceliğinin kaldırılması: idarenin kendi kararıyla bağlılığı
57/1708 sayılı kararın A/6 bendi, gerçekleşmeyen talimat tutarlarının fona borç olarak tahakkuk ettirilip öncelikli ödeneceğini öngördü. Yatırımcı bu karara güvenerek hareket etti. İdarenin kendi koyduğu kuralla bağlı olması, hukuk devletinin ve hukuki güvenlik ilkesinin gereğidir. SPK’nın sonraki açıklamalarla bu önceliği fiilen boşa çıkarması, yatırımcının meşru beklentisini ihlal eder. Bu tez, özellikle fiyatı açıklanmış ve valörü gelmiş talimat sahipleri için güçlüdür.
PBLK yatırımcısının pay sahibi sayılması: sebep ve konu unsuru
Fiyatı belirlenmiş ve valörü gelmiş talimat sahibi, katılma payını iade ederek fondan çıkmış ve bedeli belli bir para alacağının sahibi olmuştur. Bu yatırımcının yeniden pay sahibi sayılıp tasfiye bakiyesine yönlendirilmesi, olgunun yanlış nitelendirilmesidir. 6362 sayılı Kanun’un 53/3. maddesi fon malvarlığını portföy yönetim şirketinin alacaklılarına karşı korur; fonun kendi borcunun ödenmesine engel değildir. Fon toplam değeri zaten borçlar düşülerek hesaplanır ve tasfiye bakiyesi borçlar ödendikten sonra kalan tutardır. Talimatınızın hangi gruba girdiğini belirleyen testi PBLK fon tasfiyesi yazımızda ayrıntılı olarak verdik.
Eşitlik ve ölçülülük
Aynı gün aynı fona talimat veren yatırımcılar arasında, talimatın işlendiği teknik ana göre değil, idarenin sonradan belirlediği bir tarihe göre ayrım yapılması eşitlik ilkesine aykırıdır. Tasfiyenin düzenli yürütülmesi meşru bir amaçtır; ancak bu amaç, takası kesinleşmiş işlemleri iptal etmeden ve önceliği kaldırmadan da gerçekleştirilebilirdi. Daha hafif araç varken en ağırının seçilmesi ölçülülük ilkesine aykırıdır.
7596 Sayılı Kanun Fon Tasfiyesi İptal Davasını Nasıl Etkiler?
7596 sayılı Kanun 27 Ekim 2026’da yayımlandı ve m.8 uyarınca 17 Eylül 2026’dan geçerli kılındı. Kanunun m.3/5 hükmü, 17 Eylül ve öncesinde TEFAS’a iletilip fonun temerrüdü ve/veya fiyat açıklanmaması nedeniyle gerçekleşmeyen talimatlarda payları bloke edilenleri pay sahibi sayar. İdare savunmasında şunu söyleyecektir: işlemler artık kanuni dayanağa kavuşmuştur, dava reddedilmelidir.
Danıştay, İmar Bankası dosyalarında dava sırasında çıkan 5667 sayılı Kanun karşısında uyuşmazlığın yeni kanuni durum çerçevesinde çözülmesi gerektiğine hükmetmişti (Danıştay 13. D., E. 2017/991, K. 2022/3711, 19.10.2022). Aynı yaklaşım burada da uygulanacaktır. Bu durum davayı anlamsız kılmaz; davanın işlevini değiştirir. Mahkeme uyuşmazlığı 7596 sayılı Kanun’a göre çözecekse, bu Kanun o davada uygulanacak kural hâline gelir. Uygulanacak kanun hükmünün Anayasa’ya aykırılığı ancak görülmekte olan bir davada ileri sürülebilir (Anayasa m.152). Mahkeme iddiayı ciddi bulursa davayı geri bırakır ve Kanunu Anayasa Mahkemesi’ne götürür.
Başka bir deyişle, 16 Kasım’a kadar açılacak dava, yatırımcının 7596 sayılı Kanun’a karşı anayasal itirazını ileri sürebileceği araçtır. Kanunun hangi hükümlerinin Anayasa’ya neden aykırı olduğunu fon kanunu anayasaya aykırı mı yazımızda ayrıntılı olarak inceledik. Dilekçede iki talep birlikte yer almalıdır: SPK işlemlerinin iptali ve 7596 sayılı Kanun’un m.3/5, m.4/1 ve m.8 hükümlerinin Anayasa’ya aykırılığı iddiasının ciddi bulunarak Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması.
Yürütmenin Durdurulması İstenmeli mi?
Mahkeme, idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verebilir (İYUK m.27/2). Fon tasfiyesinde varlıklar satılıp nakit dağıtıldıkça, sonradan verilecek bir iptal kararının uygulanma imkânı daralır. Bu, telafisi güç zarar şartını destekler.
Ancak yürütmenin durdurulması talebi dikkatli kurulmalıdır:
- Tasfiye kararının bütününe yönelik bir durdurma talebi, ara ödemeleri de durdurabilir; davacı dahil tüm yatırımcıların aleyhine sonuç doğurabilir.
- Talep, davacının iddia ettiği alacağın karşılığı ayrılmadan nihai dağıtımın yapılmasına ve fonun sona erdirilmesine yöneltilmelidir.
- Yalnızca kanun hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmuş olması, yürütmenin durdurulması kararı için tek başına gerekçe olamaz (İYUK m.27/2). Talep, SPK işleminin kendi hukuka aykırılıklarına da dayandırılmalıdır.
- Yürütmenin durdurulması talebi hakkındaki karara, tebliğden itibaren yedi gün içinde bölge idare mahkemesine bir kez itiraz edilebilir (İYUK m.27/7).
İdare mahkemeleri, dosya tekemmül ettiğinde yürütmenin durdurulması talebi hakkında ayrıca karar vermeden doğrudan esasa geçebilmektedir (Danıştay 13. D., E. 2022/2202, K. 2022/3001, 4.7.2022). Bu nedenle davanın hızlı ilerlemesi, yürütmenin durdurulması kararından daha belirleyici olabilir.
Dava Dilekçesi ve Hazırlanması Gereken Belgeler
Dilekçe Ankara İdare Mahkemesi’ne hitaben yazılır; davalı Sermaye Piyasası Kurulu’dur. Dava konusu işlemler tarih ve sayılarıyla ayrı ayrı gösterilir, iptali istenen kısımlar açıkça belirtilir. Dilekçede yatırımcının talimat tarihi ve saati, talimatın TEFAS’a ulaştığı an, fiyatın açıklanıp açıklanmadığı ve valör tarihi, PBLK kaydının başlangıcı somut olarak yazılmalıdır. Hangi grupta yer aldığınız davanın kaderini belirler.
Dosyada bulunması gereken belgeler:
- Satış talimatının verildiği tarih ve saati gösteren banka veya aracı kurum kaydı, ekran görüntüsü ya da dekont
- Talimatın iptal edildiğine veya bekletildiğine ilişkin bildirimler
- MKK hesap ekstresi ve PBLK kaydını gösteren dökümler
- 17 Eylül öncesi ve sonrası fon hesap ekstreleri, pay adedi ve son açıklanan fiyat
- Fonun alım tarihine ait dekontlar ve fona yapılan tüm giriş ve çıkışlar (net yatırım tutarı hesabı için)
- Banka veya portföy yönetim şirketiyle yapılan yazışmalar ve e-postalar
- Ara ödeme bildirimi ve ödeme dekontu
- Avukat aracılığıyla açılacaksa vekâletname
MKK kayıtlarının hukuki niteliğini ve MKK’nın sorumluluğunu MKK’nın sorumluluğu, katılma payının iade rejimini yatırım fonu katılma payı yazılarımızda açıkladık.
İptal Davası, Tam Yargı Davası ve Tazminat Davası Farkı
Fon tasfiyesi iptal davası, SPK işlemlerinin hukuka aykırılığını tespit ettirir ve tasfiyedeki konumunuzu düzeltir. Fonun kasasında olmayan parayı ise getirmez. Zararın tamamını karşılamak için üç yol birlikte değerlendirilmelidir:
| Dava | Davalı | Mahkeme | Süre |
|---|---|---|---|
| İptal davası | SPK | Ankara İdare Mahkemesi | İşleme göre 60 gün |
| Tam yargı davası (denetim kusuru) | SPK | Zararı doğuran uyuşmazlığı çözmeye yetkili idare mahkemesi (İYUK m.36/a) | Öğrenmeden itibaren 1 yıl, her hâlde 5 yıl içinde idareye başvuru; ret üzerine 60 gün (İYUK m.13) |
| Tazminat davası | Portföy yönetim şirketi, yöneticileri, fonu satan banka | Asliye ticaret veya tüketici mahkemesi; önce zorunlu arabuluculuk | Zamanaşımı süreleri |
İdari işlem nedeniyle hakkı ihlal edilen kişi, iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabileceği gibi, önce iptal davasını açıp karar üzerine tam yargı davası da açabilir (İYUK m.12). SPK’nın denetim görevini aksatmasından doğan sorumluluğu SPK hizmet kusuru yazımızda inceledik. Portföy yönetim şirketinin ve bankanın sorumluluğu için portföy yönetim şirketinin sorumluluğu, aracı kurumun yönlendirme sorumluluğu ve uygunluk ve yerindelik testi yazılarımıza bakabilirsiniz. TP2 özelinde ilişkili taraf ters repo işlemlerini TP2 fonu yazımızda anlattık.
Fon Tasfiyesi İptal Davası Takvimi
| Tarih | Ne yapılmalı? |
|---|---|
| 16.11.2026 Pazartesi | Ankara İdare Mahkemesi’nde iptal davası: 57/1707 ve 57/1708 sayılı kararlar, 28 Eylül talimat iptali, 22 Ekim PBLK duyurusu ve 2026/76 sayılı bülten tek dilekçede. |
| 26.12.2026 | 7596 sayılı Kanun’a karşı Anayasa m.150 uyarınca iptal davası süresinin sonu (yalnızca Cumhurbaşkanı, en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubu veya üye tamsayısının beşte biri açabilir). |
| 28.12.2026 Pazartesi | 16 Kasım’ı kaçıranlar için 2026/76 sayılı bültene karşı iptal davasının son günü. |
| Bildirimden itibaren 60 gün | Pay sahipliği tespiti, net yatırım tutarı hesabı, ara veya nihai ödeme bildirimine karşı dava (İYUK m.7/4). |
| Öğrenmeden itibaren 1 yıl | SPK’nın denetim kusuru nedeniyle tam yargı davası için idareye başvuru. |
Son güne bırakılan dava, belge eksikliği ve vekâletname gibi basit nedenlerle risk altına girer. Dava hazırlığına bugünden başlanmalıdır.
Fon Tasfiyesi İptal Davası Hakkında Sık Sorulan Sorular
Fon tasfiyesi iptal davası açmak için son gün ne zaman?
16 Kasım 2026 Pazartesi. SPK’nın 17 Eylül kararları, 28 Eylül talimat iptali, 22 Ekim PBLK duyurusu ve 2026/76 sayılı bülten bu tarihe kadar Ankara İdare Mahkemesi’nde tek dilekçeyle dava edilir. Bu tarihi kaçıranlar için 2026/76 sayılı bültene karşı süre 28 Aralık 2026’da dolar.
Davayı İstanbul’da açabilir miyim?
Dilekçeyi İstanbul’daki idare mahkemesine verebilirsiniz; ancak dilekçe Ankara İdare Mahkemesi’ne hitaben yazılır ve oraya gönderilir. SPK’nın İstanbul’a taşınması tamamlanmadığı için yetkili mahkeme Ankara İdare Mahkemesi’dir.
7596 sayılı Kanun çıktıktan sonra dava açmanın anlamı kaldı mı?
Kaldı ve arttı. Kanunun yatırımcı aleyhine hükümleri ancak görülmekte olan bir davada Anayasa Mahkemesi’ne taşınabilir. Dava açmayan yatırımcı bu imkândan ve olası iptal kararından güvenle yararlanamaz.
Ara ödemeyi alırsam dava hakkım düşer mi?
Hayır. Ara ödeme nihai ödemeden mahsup edilen bir avanstır. Ödeme belgelerine ve yazışmalara “fazlaya ilişkin talep ve dava haklarım saklıdır” kaydı düşülmelidir.
Ailemdeki herkes için tek dava açabilir miyim?
Hayır. Her hesap sahibinin talimatı, payı ve ödeme hesabı farklı olduğundan her yatırımcı ayrı dilekçeyle dava açmalıdır. Ortak dilekçe reddedilir ve zaman kaybettirir.
Yalnızca fonda payım vardı, satış talimatı vermedim. Dava açabilir miyim?
Evet. Menfaatiniz 2026/76 sayılı bültendeki paylaştırma esasları ve net yatırım tutarı yöntemiyle doğrudan etkilenir. Bu esaslara karşı 28 Aralık 2026’ya kadar, size yapılacak ödeme bildirimine karşı ise bildirimden itibaren 60 gün içinde dava açabilirsiniz. Olağan tasfiye rejimini yatırım fonu tasfiyesi yazımızda açıkladık.
Fon tasfiyesi iptal davası, 7596 sayılı Kanun karşısında yatırımcının elindeki bütün yolların açılış kapısıdır: SPK işlemlerinin denetimi, Kanunun Anayasa Mahkemesi’ne taşınması ve olası iptal kararından yararlanma bu davaya bağlıdır. Sarıoğlu & Sefer Hukuk olarak fon tasfiyesi dosyalarında her yatırımcının talimat ve hesap kayıtlarını inceliyor, hangi işleme karşı hangi tarihte dava açılması gerektiğini belirliyor ve iptal davasını anayasal itiraz ile tazminat yoluyla birlikte planlıyoruz. İdari yargıdaki çalışmalarımız için idare hukuku avukatı, sermaye piyasası uyuşmazlıklarındaki çalışmalarımız için sermaye piyasası avukatı sayfalarımızı inceleyebilirsiniz.