Marka İtirazında Kullanım İspatı: SMK M.19/2 Şartları ve Süreler

Marka itirazında kullanım ispatı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.19/2 uyarınca, bir marka başvurusuna SMK m.6/1 kapsamında itiraz edildiğinde başvuru sahibinin, itiraza dayanak gösterilen önceki markanın Türkiye’de ciddi biçimde kullanıldığının ispatlanmasını istemesidir. Bu talebin ileri sürülebilmesi için önceki markanın, itiraz edilen başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması gerekir. İtiraz sahibi, ilgili beş yıllık dönemde ciddi kullanımı veya kullanmamaya ilişkin haklı sebebi ispatlayamazsa, söz konusu markaya dayalı SMK m.6/1 itirazı reddedilir. Ancak başka bir marka veya bağımsız itiraz gerekçesi varsa bunlar ayrıca incelenir.

Kullanım ispatı, tescilli bir markanın sicilden kaldırılması için başvurulan iptal yolundan farklıdır. Bu mekanizma, henüz tescil aşamasındaki başka bir marka başvurusuna yöneltilmiş itirazın hangi önceki haklar esas alınarak incelenebileceğini belirler. Dolayısıyla başvuru sahibi açısından önemli bir savunma imkânı, itiraz eden marka sahibi açısından ise somut bir ispat yükümlülüğüdür.

Kullanım İspatının Hukuki Dayanağı ve Niteliği

Marka kullanım ispatı talebinin temel dayanağı SMK m.19/2’dir. Bu hüküm, önceki tarihli tescilli bir markaya dayanılarak ileri sürülen karıştırılma ihtimali itirazında, belirli koşulların gerçekleşmesi halinde itiraz sahibinin markasını fiilen kullandığını kanıtlama yükümlülüğünü düzenler.

SMK m.19/2’nin temel düzenlemesi: SMK m.6/1 kapsamındaki itirazlarda, önceki markanın itiraz edilen başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması halinde, başvuru sahibinin talebi üzerine itiraz sahibinden önceki beş yıllık döneme ilişkin ciddi kullanım veya kullanmamaya dair haklı sebep delilleri istenir.

Bu hususların ispatlanamaması halinde itiraz reddedilir. Kullanımın tescilli mal veya hizmetlerin yalnızca bir kısmı için ispatlanması halinde inceleme, kullanımın ispatlandığı mal veya hizmetler esas alınarak yapılır.

Düzenlemenin amacı, yalnızca sicilde varlığını sürdüren ancak ilgili piyasada ciddi biçimde kullanılmayan önceki markaların, yeni başvuruların tescilini gereksiz yere engellemesini önlemektir. Bununla birlikte kanun, önceki marka sahibinden tescilin ilk gününden itibaren kullanım ispatı istemez; beş yıllık bir süre tanır.

Kullanım ispatı bu yönüyle başvuru sahibinin talebiyle işletilen özel bir ispat mekanizmasıdır. Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT), SMK m.19/2 kapsamında başvuru sahibinin usulüne uygun talebi bulunmadıkça, sırf önceki markanın beş yıldan uzun süredir tescilli olmasına dayanarak kullanım ispatı incelemesini kendiliğinden başlatmaz.

Kullanım ispatı her nispi ret nedeninde uygulanır mı?

Hayır. SMK m.19/2, açıkça SMK m.6/1 kapsamındaki itirazlara ilişkindir. Bu madde, önceki markayla işaret ve mal veya hizmet benzerliği nedeniyle ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin ileri sürüldüğü durumları düzenler.

Bu nedenle marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında yer alan diğer bağımsız itiraz gerekçeleri, sırf SMK m.19/2’ye dayalı kullanım ispatı talebi ileri sürüldüğü için kendiliğinden ortadan kalkmaz.

Örneğin itiraz sahibi, karıştırılma ihtimalinin yanında kötü niyetli başvuru iddiasına da dayanmışsa, SMK m.6/1 bakımından kullanım ispatının başarısız olması, kötü niyet iddiasının ayrıca incelenmesini engellemez. Ancak bu ikinci iddianın da kendi kanuni şartları çerçevesinde ispatlanması gerekir.

Kullanım İspatı Talebinin Şartları

SMK m.19/2 uyarınca marka kullanımının ispatlanmasının istenebilmesi için aşağıdaki koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir:

  1. Yayımlanmış bir marka başvurusuna itiraz edilmiş olmalıdır. Mekanizma, Kurum nezdinde yürütülen yayıma itirazın incelenmesi sırasında uygulanır.
  2. İtiraz, SMK m.6/1 hükmüne dayanmalıdır. Önceki tarihli markayla karıştırılma ihtimali ileri sürülmüş olmalıdır.
  3. İtiraza dayanak marka en az beş yıldır tescilli olmalıdır. Beş yıllık koşul, itiraz edilen başvurunun başvuru veya rüçhan tarihi itibarıyla değerlendirilir.
  4. Başvuru sahibi süresinde ve usulüne uygun talepte bulunmalıdır. Talep açık, net, koşulsuz ve yazılı olmalı; kullanımının ispatı istenen markaların tescil numaraları belirtilmelidir.

Bu koşullardan birinin bulunmaması, kullanım ispatı talebinin uygulanmasını engelleyebilir.

İtiraza dayanak markanın tescilli olması neden önemlidir?

SMK m.6/1 kapsamında itiraza gerekçe gösterilen önceki hak, tescilli bir marka veya önceki tarihli marka başvurusu olabilir. Ancak SMK m.19/2’deki kullanım ispatı mekanizması, Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olan markalar için öngörülmüştür.

Henüz tescil edilmemiş bir marka başvurusu veya beş yıllık tescil süresini doldurmamış bir marka bakımından bu talep ileri sürülemez. Bunun gerekçesi, SMK m.9’da düzenlenen kullanma yükümlülüğünün tescilden sonraki beş yıllık süre esas alınarak belirlenmesidir.

İtiraz edilen yeni başvurunun hangi tarihte kesinleştiği ve varsa rüçhan hakkının etkisi, marka başvuru sürecinin ilgili aşamalarına göre tespit edilir.

Beş Yıllık Süre Nasıl Hesaplanır?

Kullanım ispatında birbirinden ayrılması gereken iki tarih hesabı vardır: önceki markanın beş yıllık tescil koşulunu doldurup doldurmadığı ve kullanımın hangi beş yıllık döneme ilişkin ispatlanacağı.

Beş yıllık tescil süresinin başlangıcı

İlk olarak itiraza dayanak markanın tescil tarihi esas alınır. Tescil başvurusunun yapıldığı tarih veya markanın ilk kez ticari hayatta kullanıldığı tarih, bu koşulun başlangıcı değildir.

Önceki marka, itiraz edilen yeni başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde en az beş yıldır tescilliyse kullanım ispatı istenebilir.

İspatlanacak kullanım döneminin belirlenmesi

Beş yıllık tescil koşulu karşılandıktan sonra, ciddi kullanımın ispatlanacağı dönem belirlenir. SMK m.19/2 uyarınca bu dönem, itiraz edilen başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden geriye doğru hesaplanan beş yıllık süredir.

Dolayısıyla kullanım ispatında değerlendirme tarihi, itiraz dilekçesinin verildiği veya Kurumun kararını açıkladığı tarih değildir.

Varsayımsal örnek: İtiraza dayanak marka 1 Haziran 2019 tarihinde tescil edilmiş, itiraz edilen yeni marka başvurusu ise 15 Eylül 2026 tarihinde yapılmış olsun. Önceki marka beş yıllık tescil koşulunu karşılar. Başvuru sahibinin usulüne uygun talebi üzerine, önceki marka sahibinin 15 Eylül 2021 ile 15 Eylül 2026 arasındaki ciddi kullanımı veya kullanmamaya ilişkin haklı sebepleri ispatlaması gerekir.

Bu örnekte markanın Ekim 2026’da kullanılmaya başlanması, tek başına belirtilen geçmiş beş yıllık dönemde kullanımın gerçekleştiğini göstermez.

Rüçhan tarihi süre hesabını değiştirebilir

Yeni marka başvurusu bakımından geçerli bir rüçhan hakkı varsa, SMK m.19/2’deki hesaplamada rüçhan tarihi önem kazanır. Bu durum, önceki markanın beş yıllık tescil koşulunu karşılayıp karşılamadığını da değiştirebilir.

Örneğin önceki markanın tescil tarihi 1 Nisan 2021, sonraki başvurunun rüçhan tarihi 15 Mart 2026 ve başvuru tarihi 15 Eylül 2026 ise, önceki marka başvuru tarihinde beş yılı doldurmuş görünse de rüçhan tarihinde henüz doldurmamıştır. Bu nedenle SMK m.19/2 şartı rüçhan tarihi esas alınarak değerlendirilmelidir.

Bu hesaplamaların, markaların hangi mal ve hizmetler bakımından tescilli olduğuyla birlikte yapılması gerekir. Nice sınıflandırması ve marka sınıfı seçimi, ispatlanacak kullanımın kapsamını belirleyen mal ve hizmet listelerinin anlaşılması bakımından önemlidir.

Kullanım İspatı Talebi Nasıl ve Ne Zaman Yapılır?

Kullanım ispatı talebi, başvuru sahibinin yayıma itiraza karşı görüş bildirmesi gereken süre içinde Türk Patent ve Marka Kurumuna sunulur. Uygulama usulü, Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m.29’da düzenlenmiştir.

Başvuru sahibinin bir aylık karşı görüş süresi

Yönetmelik m.28/4 uyarınca Kurum, yayıma itiraza ilişkin görüşlerini bildirmesi için başvuru sahibine bir aylık süre verir. Kullanım ispatı talebi de Yönetmelik m.29/1 gereğince bu karşı görüş süresi içinde yapılmalıdır.

Burada iki farklı süreyi karıştırmamak gerekir:

  • Yayıma itiraz süresi: Marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından itibaren iki aydır.
  • Kullanım ispatı talebinin ileri sürüleceği süre: İtirazın başvuru sahibine bildirilmesi üzerine, Kurum tarafından karşı görüş sunulması için verilen bir aylık süredir.

Yayıma itirazın genel şartları ve itiraz hakkının kullanılması, marka başvurusuna itiraz konusuna aittir. Kullanım ispatı ise bu sürecin içinde başvuru sahibine tanınan özel bir taleptir.

Talep açık, net ve koşulsuz yapılmalıdır

Yönetmelik m.29/2, kullanım ispatı talebinin içeriğine ilişkin özel bir şekil şartı öngörmektedir. Buna göre:

  • Başvuru sahibi kullanımın ispatını istediğini açıkça belirtmelidir.
  • Talep herhangi bir şarta bağlanmamalıdır.
  • Kullanımı sorgulanan önceki markaların tescil numaraları açıkça gösterilmelidir.
  • Birden fazla markaya dayanılmışsa hangi markalar bakımından kullanım ispatı istendiği tereddütsüz anlaşılmalıdır.
  • Talep karşı görüş için tanınan süre içinde Kuruma sunulmalıdır.

Bu şartları taşımayan talepler, Yönetmelik uyarınca yapılmamış sayılır. Dolayısıyla karşı görüş dilekçesinde yalnızca “itiraz sahibinin markasını kullanmadığı” yönünde genel bir iddia ileri sürülmesi, her durumda geçerli bir kullanım ispatı talebi olarak kabul edilemez.

Örnek: İtiraz sahibi üç farklı marka tesciline dayanmışsa, başvuru sahibinin yalnızca “itiraza dayanak markaların kullanılmadığını düşünüyoruz” demesi yerine kullanım ispatı istediği tescil numaralarını tek tek belirlemesi gerekir.

Başvuru sahibi kullanım ispatı talebini geri de çekebilir. Yönetmelik m.29/5 uyarınca bu durumda talep yapılmamış sayılır.

Karşı görüşün oluşturulması ve diğer savunmaların ileri sürülmesi ise marka itirazına cevap kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir.

İtiraz Sahibinin Delil Sunma Süresi

Başvuru sahibi kullanım ispatını süresinde ve usulüne uygun biçimde talep ederse Kurum, önceki markanın ciddi kullanımına veya kullanmamaya ilişkin haklı sebeplere dair delillerin sunulması için itiraz sahibine bir aylık süre verir.

Bu süre, Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m.29/3’te düzenlenmiştir. Sürenin başlangıcında Kurumun ilgili bildirimine göre hareket edilmelidir.

İtiraz sahibi delilleri önceden sunmuşsa

İtiraz sahibi, kullanımını gösteren delilleri yayıma itiraz dilekçesiyle birlikte sunabilir. Yönetmelik m.29/6 bu imkânı açıkça tanımaktadır.

Başvuru sahibinin kullanım ispatı talebinde bulunması halinde, önceden sunulmuş deliller yeterli görülürse Kurum itiraz sahibine yeniden bir aylık süre vermeden incelemeye geçebilir. Deliller yeterli değilse ek delil sunulması için Yönetmelik m.29/3’teki süre verilir.

Bu nedenle itiraz sahibinin kullanım delillerini önceden sunmuş olması ile bu delillerin hukuken yeterli bulunması birbirinden farklı meselelerdir.

Tarafların delillere ilişkin karşılıklı görüşleri

Yönetmelik m.29/4 uyarınca Kurum gerekli görürse, itiraz sahibinin sunduğu kullanım delillerine ilişkin görüşlerini bildirmesi için başvuru sahibine bir aylık süre verebilir.

Başvuru sahibi görüş bildirirse, Kurum itiraz sahibine de bu görüşlere cevap vermesi için bir aylık süre tanır. Başvuru sahibi süresinde görüş bildirmezse dosya mevcut deliller üzerinden değerlendirilir.

Bu hükümler, taraflara sınırsız sayıda yeni delil sunma imkânı tanındığı anlamına gelmez. Kullanım ispatına özgü delil sunma sınırlamaları ayrıca uygulanır.

Deliller süresinde sunulmazsa ne olur?

Yönetmelik m.30/4 uyarınca, Kurum tarafından ayrıca talep edilenler dışında kullanım ispatı için verilen süreler dolduktan sonra sunulan deliller dikkate alınmaz.

Delillerin yabancı dilde olması halinde Kurum, belgelerin tamamının veya bir kısmının yeminli tercüman tarafından onaylanmış Türkçe tercümesinin sunulması için iki aylık süre verebilir. Tercüme süresinde sunulmazsa ilgili deliller itiraz incelemesinde dikkate alınmaz.

Yönetmelik m.30/5 ise okunaklı olmayan, düzensiz sunulan, liste halinde gösterilmeyen veya iddialarla ilişkilendirilmeyen delillerde eksikliğin giderilmesi için bir aylık süre verilmesini düzenler. Eksiklikler giderilmezse ilgili belgeler değerlendirme dışında kalır.

Bu nedenle süresinde delil sunmak kadar, delilleri ilgili markayla, mal veya hizmetle ve ispatlanacak kullanım dönemiyle ilişkilendirerek sunmak da önemlidir.

Ciddi Kullanım ve Haklı Sebep Şartı

SMK m.19/2 bakımından ispatlanması gereken olgu, markanın herhangi bir şekilde kullanılmış olması değil, ilgili mal veya hizmetler için Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmasıdır.

Ciddi kullanım, markanın ayırt etme ve ticari kaynak gösterme işlevine uygun olarak, ilgili piyasada bir yer edinmek veya mevcut pazar konumunu sürdürmek amacıyla gerçekleşen gerçek ticari faaliyettir.

Markanın sadece tescilini korumak için oluşturulan sembolik kullanım görüntüleri, ciddi kullanım şartını karşılamayabilir.

Ciddi kullanım değerlendirmesinde hangi ölçütlere bakılır?

İtiraz sahibinin ileri sürdüğü kullanımın ciddi olup olmadığı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Bu değerlendirmede özellikle şu hususlar önem taşır:

  • Markanın hangi mal veya hizmetler üzerinde kullanıldığı,
  • Kullanımın Türkiye’de gerçekleşip gerçekleşmediği,
  • Kullanımın ilgili beş yıllık dönemle bağlantısı,
  • Ticari faaliyetlerin kapsamı, sıklığı ve sürekliliği,
  • Mal veya hizmetin niteliği ve ilgili pazarın özellikleri,
  • Markanın ilgili tüketici çevresine ticari kaynak göstergesi olarak sunulması.

Tek bir sabit satış miktarı veya ciro eşiği, her sektör için ciddi kullanımın zorunlu koşulu değildir. Geniş tüketici kitlesine sunulan gündelik ürünlerle sınırlı sayıda alıcısı bulunan özel sanayi ürünlerinin ticari kullanım yoğunluğu aynı ölçütle değerlendirilemez.

Öte yandan markanın yalnızca tescilli olması, bir internet sitesinde görünmesi veya işletmenin tanıtım belgelerinde yer alması da tek başına ciddi kullanımın kesin biçimde ispatlandığı anlamına gelmez.

SMK m.9 uyarınca kullanım kabul edilen özel durumlar

SMK m.9, kullanım ispatı değerlendirmesinde dikkate alınması gereken bazı özel durumları düzenler.

Ayırt edici karakter değişmeden farklı biçimde kullanım: Tescilli markanın görsel sunumunda değişiklik yapılması, markanın ayırt edici karakteri korunuyorsa kullanımı geçersiz hale getirmez. Ancak hangi unsurun değiştirildiği ve bunun tüketici algısındaki etkisi somut olarak değerlendirilmelidir.

İhracata yönelik kullanım: Markanın yalnızca ihracat amacıyla mal veya ambalajları üzerinde kullanılması da SMK m.9/2-b uyarınca kullanım kabul edilir. Buna karşılık markanın yalnızca başka ülkelerde, Türkiye ile ilgili bir ticari kullanım bağlantısı olmadan kullanıldığını gösteren belgeler Türkiye’deki kullanım şartını kendiliğinden karşılamaz.

Marka sahibinin izniyle kullanım: SMK m.9/3 uyarınca marka sahibinin izniyle gerçekleştirilen kullanım, marka sahibinin kullanımı olarak kabul edilir. Bu nedenle yetkili lisans alanın yaptığı kullanım, kanuni şartları taşıyorsa kullanım ispatında dikkate alınabilir.

Kullanmamaya ilişkin haklı sebep nasıl değerlendirilir?

SMK m.19/2, itiraz sahibine yalnızca ciddi kullanımı ispatlama değil, kullanmamaya ilişkin haklı sebepleri ortaya koyma imkânı da tanır.

Haklı sebep, markanın kullanılmamasını objektif olarak açıklayan ve marka sahibinin olağan ticari tercihleri dışında kalan ciddi bir engel bulunmasına dayanabilir. Örneğin belirli ürünlerin piyasaya sunulmasını fiilen engelleyen hukuki yasaklar veya dışsal olağanüstü koşullar somut olayda önem taşıyabilir.

Ancak mali güçlük, ticari faaliyete başlamanın ertelenmesi veya yatırım planlarının değiştirilmesi tek başına her durumda haklı sebep oluşturmaz. İtiraz sahibi, ileri sürdüğü engelin niteliğini, süresini ve markanın kullanılamamasıyla bağlantısını ortaya koymalıdır.

SMK m.9’un genel kullanım yükümlülüğü ve ciddi kullanımın markanın korunmasına etkisi, markanın kullanılmaması nedeniyle iptali konusunda daha geniş bir hukuki rejim içinde incelenir.

İspat Yükü ve Delillerin Değerlendirilmesi

Başvuru sahibi, kullanım ispatı talebini usulüne uygun olarak ileri sürdükten sonra, önceki markanın ciddi biçimde kullanıldığını veya kullanılmamasına ilişkin haklı sebep bulunduğunu ispatlama yükü itiraz sahibine aittir.

Başvuru sahibinin, önceki markanın Türkiye’nin hiçbir yerinde kullanılmadığını ayrıca ispatlaması beklenmez. Bunun yerine itiraz sahibi, kendi markasının ilgili dönemde ve ilgili mal veya hizmetlerde gerçek kullanımını gösteren belgeleri sunar.

Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m.30/1, delillerin açık, anlaşılır ve güvenilir olmasını; kullanımın niteliği, yeri, zamanı, kapsamı ve markanın kullanım şekli hakkında yeterli bilgi içermesini arar.

Hangi belgeler kullanım ispatında dikkate alınabilir?

Yönetmelik m.30/2 uyarınca ambalaj, etiket, fiyat listesi, katalog, fatura, fotoğraf ve gazete ilanı gibi destekleyici belgeler sunulabilir.

Bu belgeler değerlendirilirken yalnızca mevcut olup olmadıklarına bakılmaz. Belgenin gerçekten itiraz gerekçesi markaya, ilgili mal veya hizmete ve belirlenen kullanım dönemine ilişkin olup olmadığı incelenir.

Örneğin ticari bir fatura satış işlemini gösterebilir; ancak faturadaki ürün kodu ile itiraza dayanak markanın bağlantısı anlaşılamıyorsa ayrıca açıklayıcı kayıtlar gerekebilir. Benzer şekilde bir katalog ürünün tanıtıldığını gösterebilir; fakat katalog tarihi veya fiili ticari faaliyetle ilişkisi belirlenemiyorsa ispat gücü sınırlı kalabilir.

Delillerin tek tek ve birlikte değerlendirilmesi gerekir. Belirli bir belge türünün her durumda yeterli veya her durumda yetersiz olduğunu söylemek isabetli değildir.

Bu konuda ayrıntılı belge türleri, delillerin ispat gücü ve düzenlenme yöntemleri, marka kullanım ispatı delilleri başlıklı ayrı incelemenin konusudur.

Yargı kararlarında ciddi kullanımın denetlenmesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 12.06.2024 tarihli, E. 2022/895, K. 2024/1154 sayılı kararında, başvuruya itiraza dayanak gösterilen önceki markaların ciddi kullanımının ispatlanıp ispatlanmadığı değerlendirilmiştir.

Uyuşmazlıkta önceki marka sahibi, internet sitesi içeriği üzerinden kullanım iddiasında bulunmuştur. Ancak sunulan içeriklerden hangi markanın hangi ticari faaliyet kapsamında kullanıldığı, ilgili istasyonların hangi markaya ait olduğu ve kullanımın piyasadaki somut kapsamı yeterli açıklıkta belirlenememiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, işlem dosyasındaki delillerin ciddi kullanımı ispatlamadığı yönündeki değerlendirmeyi hukuka uygun bulmuş ve SMK m.6/1’e dayalı itirazın reddi sonucunu yerinde görmüştür.

Bu kararın önemi, internet üzerinden kullanımın her durumda geçersiz sayılması değildir. Belirleyici olan, sunulan internet içeriğinin ilgili markanın hangi mal veya hizmetlerde, hangi dönemde ve nasıl kullanıldığını ispatlamaya elverişli olup olmadığıdır.

Kısmi Kullanımın İtirazın Kapsamına Etkisi

İtiraz gerekçesi markanın tescil kapsamında bulunan mal veya hizmetlerin yalnızca bir kısmı için ciddi kullanımı ispatlanmışsa, SMK m.19/2 uyarınca itiraz yalnızca bu mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.

Bu sonuç, önceki markanın tescil kapsamının fiilen tamamıyla korunduğu varsayımının itiraz incelemesine otomatik olarak taşınamayacağını gösterir.

Önceki markanın geniş tescil kapsamı nasıl daralır?

Bir markanın örneğin 18, 25 ve 35. sınıflardaki çeşitli mal ve hizmetler için tescilli olduğunu, ancak yalnızca belirli giyim ürünleri yönünden ciddi kullanımının ispatlandığını varsayalım.

Bu durumda Kurum, SMK m.6/1 değerlendirmesinde önceki markanın bütün tescil listesini otomatik olarak esas almaz; kullanımın ispatlandığı mal ve hizmetleri dikkate alır.

Bununla birlikte kullanımın yalnızca belirli mallarda ispatlanması, sonraki başvurunun yalnızca aynı malları kapsayan kısmının reddedilebileceği anlamına gelmez. Kullanımı ispatlanan önceki mallarla sonraki başvurunun malları veya hizmetleri arasında benzerlik bulunup bulunmadığı ayrıca incelenir.

Örneğin önceki markanın belirli ayakkabı ürünleri üzerinde kullanımı ispatlanmışsa, sonraki başvurunun farklı ancak ayakkabılarla benzer kabul edilebilecek mallarını kapsayan kısmı bakımından karıştırılma ihtimali yine gündeme gelebilir.

Dolayısıyla kullanım ispatıyla daralan unsur, önceki markanın itiraz incelemesinde esas alınabilecek mal ve hizmet kapsamıdır. Sonraki başvurunun hangi mal veya hizmetlerinin reddedileceği ise bu kapsam üzerinden yapılacak benzerlik ve karıştırılma ihtimali değerlendirmesiyle belirlenir.

Kısmi kullanım markanın kısmi iptali anlamına gelir mi?

Hayır. Kullanımın yalnızca belirli mal veya hizmetler için ispatlanması, SMK m.19/2 kapsamında önceki markanın sicil kaydını kendiliğinden değiştirmez.

İtiraz dosyasında dikkate alınan mal ve hizmet kapsamının daralması ile tescilli bir markanın sicilden kısmen iptal edilmesi farklı hukuki sonuçlardır.

Marka tescilinin iptali, SMK m.26 uyarınca ayrı bir talep ve inceleme gerektirir.

Birden Fazla Markaya veya Ret Nedenine Dayalı İtirazlar

Bir marka başvurusuna yöneltilen itiraz, birden fazla önceki marka veya birbirinden farklı hukuki neden üzerine kurulabilir. Böyle durumlarda kullanım ispatının etkisi, her dayanak bakımından ayrı belirlenmelidir.

Birden fazla önceki marka varsa

İtiraz sahibi üç ayrı tescilli markaya dayanmış olabilir. Bu markalardan ikisi beş yıllık tescil süresini doldurmuş, üçüncüsü ise henüz doldurmamışsa kullanım ispatı değerlendirmesi bütün markalar bakımından aynı olmaz.

Beş yıllık koşulu karşılayan markalar yönünden usulüne uygun talep varsa kullanım ispatı aranabilir. Koşulu karşılamayan önceki marka ise yalnızca bu sebeple inceleme dışında bırakılmaz; SMK m.6/1 çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.

Kullanım ispatlanamazsa bütün itiraz reddedilir mi?

Her durumda değil. Yönetmelik m.29/3, itiraz sahibinin delil sunmaması veya ilgisiz delil sunması halinde, başka bir itiraz gerekçesi veya dayanak marka da bulunmuyorsa itirazın reddedileceğini düzenler.

Bu nedenle kullanım ispatının başarısız olması, öncelikle ilgili markaya dayalı SMK m.6/1 itirazını etkiler.

Başka bir marka ya da ayrı bir hukuki gerekçe bulunuyorsa bunların kanuni koşulları ayrıca incelenmelidir. Örneğin kötü niyetli marka başvurusu iddiası, kullanım ispatının otomatik sonucu olarak değil, kendi maddi şartlarına göre ele alınır.

Benzer şekilde önceki eser sahipliğine dayalı bir itirazın hukuki temeli ve şartları, telif hakkına dayanarak marka itirazı kapsamında ayrıca değerlendirilir.

Kullanım ispatı, bütün nispi ret nedenlerinin yerine geçen genel bir savunma değildir.

Kullanım İspatı Hakkında Uygulama Örnekleri

Aşağıdaki varsayımsal örnekler, SMK m.19/2 kapsamında karşılaşılabilecek temel durumları göstermektedir. Her örnekte başka bağımsız bir itiraz gerekçesinin bulunmadığı varsayılmıştır.

DurumHukuki değerlendirme
Önceki marka yeni başvurunun başvuru tarihinde üç yıldır tescilli.Beş yıllık koşul gerçekleşmediğinden SMK m.19/2 kapsamında kullanım ispatı istenemez.
Önceki marka sekiz yıldır tescilli; başvuru sahibi süresinde ve usulüne uygun talepte bulunuyor; itiraz sahibi ciddi kullanımı veya haklı sebebi ispatlayamıyor.İlgili önceki markaya dayalı SMK m.6/1 itirazı reddedilir.
Önceki markanın yalnızca belirli ürünlerde kullanımı ispatlanıyor.İtiraz, kullanımı ispatlanan mal ve hizmetler esas alınarak incelenir; bunlarla sonraki başvurunun mal ve hizmetleri arasındaki benzerlik ayrıca değerlendirilir.
Başvuru sahibi karşı görüş süresi geçtikten sonra ilk kez kullanım ispatı talep ediyor.Yönetmelik m.29/1 uyarınca süresinde yapılmayan talep yapılmamış sayılır.
İtiraz eden iki markaya dayanıyor; bunlardan yalnızca biri kullanım ispatına tabi.İspat değerlendirmesi ilgili marka bakımından yapılır; diğer markaya dayalı itiraz ayrıca incelenebilir.
İtiraz sahibi ciddi kullanımı yeterli delillerle ispatlıyor.Kullanım ispatı koşulu karşılanır; ardından karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı incelenir.

Örneklerin gösterdiği temel ayrım, kullanımın ispatlanmış olması ile marka başvurusuna yapılan itirazın haklı bulunmasının aynı sonuç olmadığıdır. Ciddi kullanımın ispatlanması, karıştırılma ihtimalinin de mutlaka bulunduğu anlamına gelmez.

YİDK İncelemesi ve Yargısal Denetim

Kullanım ispatına ilişkin değerlendirme, TÜRKPATENT’in yayıma itiraz hakkında vereceği kararın gerekçesine ve sonucuna etki edebilir. Bu karara karşı kanuni şartlarla Kurum nezdinde itiraz yoluna başvurulabilir.

SMK m.20/2 uyarınca Kurum kararlarına karşı itiraz, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde yazılı ve gerekçeli olarak yapılır. Şekli koşulları taşıyan itirazlar Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından incelenir.

Kullanım ispatı YİDK aşamasında yeniden değerlendirilebilir mi?

Başvuru sahibinin ilk aşamada usulüne uygun olarak ileri sürdüğü kullanım ispatı talebi, Kurumun verdiği karara karşı yapılan itirazda yeniden değerlendirmeye konu olabilir.

Örneğin itiraz sahibi, kullanımın ispatlandığını; başvuru sahibi ise sunulan delillerin ilgili dönemi veya mal ve hizmetleri kapsamadığını ileri sürebilir.

Ancak ilk aşamada süresinde ileri sürülmeyen kullanım ispatı talebinin, yalnızca YİDK aşamasında ilk kez dile getirilmesiyle geçerli hale geldiği kabul edilemez. Yönetmelik m.29/1’deki özel talep süresi ve şekil koşulları korunmalıdır.

Aynı şekilde Kurumun delil sunulmasına ilişkin sürelerine uyulmaması, karara itiraz aşamasının kendiliğinden sınırsız bir yeni delil sunma imkânı doğurduğu anlamına gelmez.

YİDK kararının yargısal denetimi

YİDK tarafından verilen nihai kararın hukuka aykırılığı ileri sürülüyorsa kanuni koşullar çerçevesinde yargı yoluna başvurulabilir.

Kullanım ispatının yanlış değerlendirilmesi, başvuru veya rüçhan tarihinin hatalı esas alınması, kullanımı ispatlanan mal ve hizmet kapsamının yanlış belirlenmesi ya da usule aykırı şekilde delil değerlendirilmesi yapılması, somut dosyada yargısal denetimin konusu olabilir.

YİDK kararının iptali davasının açılma süresi, tarafları, görevli ve yetkili mahkeme ile yargılamanın sınırları, YİDK kararının iptali davası konusunda ayrıca incelenmelidir.

Kullanım İspatı, Hükümsüzlük ve İptal Arasındaki Fark

Marka itirazında kullanım ispatı, markanın kullanılmaması nedeniyle iptali ve marka hükümsüzlüğü davasında ileri sürülen kullanmama def’i birbirine yakın olmakla birlikte aynı hukuki işlem değildir.

Bu mekanizmaların amaçları, uygulanacakları aşamalar ve hukuki sonuçları birbirinden ayrılır.

Kullanım ispatı talebi markanın iptalini sağlar mı?

Hayır. SMK m.19/2 çerçevesinde kullanımın ispatlanamaması, ilgili önceki markaya dayanan itirazın reddi sonucunu doğurabilir; ancak önceki markanın sicilden otomatik olarak silinmesini sağlamaz.

Markanın sicilden iptali, SMK m.26 kapsamında ayrı bir hukuki yoldur. Markanın iptali için kanunda düzenlenen nedenlerin bulunması ve ilgili iptal usulünün işletilmesi gerekir.

Tescilli bir markanın kullanılmama nedeniyle Kurum tarafından iptal edilmesini istemenin usulü ise TÜRKPATENT marka iptal başvurusu kapsamında ele alınır.

Hükümsüzlük davasındaki kullanmama def’i farklı mıdır?

SMK m.25/7, SMK m.6/1’e dayalı olarak açılan marka hükümsüzlüğü davalarında m.19/2 hükmünün def’i olarak ileri sürülmesine imkân tanır.

Ancak hükümsüzlük davasındaki kullanım ispatında, idari itirazdan farklı olarak dava tarihinin de dikkate alındığı özel bir dönem hesabı söz konusudur. Kanunda öngörülen koşullar oluşmuşsa, hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihi itibarıyla da kullanımın ispatlanması gerekebilir.

Bu nedenle idari itiraz aşamasında yapılan kullanım ispatı talebi ile mahkemedeki savunma birbirinin yerine geçmez.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 06.02.2026 tarihli, E. 2024/119, K. 2026/272 sayılı kararında da idari itiraz aşamasında ileri sürülen kullanım ispatı talebine ilişkin beyanların, hükümsüzlük davasında usulüne uygun ileri sürülmüş ayrı bir kullanmama def’i olarak kabul edilemeyeceği değerlendirilmiştir.

Hükümsüzlük davasının kapsamı ve sonuçları, marka hükümsüzlüğü davası bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Tecavüz davasında kullanmama def’i aynı usule mi tabidir?

Hayır. Marka hakkına tecavüz davasında davalının, davacının markasını kullanmadığına yönelik savunması SMK m.29/2 kapsamında farklı bir hukuki ilişkiye dayanır.

Bu savunmanın kapsamı, ileri sürülme şartları ve yargılamaya etkisi, marka hakkına tecavüz davasında kullanmama def’i konusuna aittir.

Dolayısıyla aynı “kullanmama” olgusuna dayanılabilse de idari marka itirazı, hükümsüzlük davası ve tecavüz davası bakımından uygulanacak hüküm, usul ve sonuç ayrı ayrı belirlenmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Marka itirazında kullanım ispatı talebini kim yapabilir?

SMK m.19/2 kapsamında talep hakkı, itiraz edilen marka başvurusunun sahibine aittir. Başvuru sahibi, önceki markaya dayalı SMK m.6/1 itirazının incelenmesi sırasında kullanım ispatını usulüne uygun şekilde isteyebilir.

2. Beş yılını doldurmamış markaya karşı kullanım ispatı istenebilir mi?

Hayır. Önceki markanın, itiraz edilen başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması gerekir. Beş yıllık koşul gerçekleşmemişse SMK m.19/2 uygulanmaz.

3. Kullanım ispatı talebi için ayrı bir dava açılması gerekir mi?

Hayır. Talep, yayıma itirazın incelenmesi sırasında TÜRKPATENT nezdinde ileri sürülür. Başvuru sahibi, karşı görüş süresi içinde usulüne uygun bir talepte bulunmalıdır.

4. İtiraz sahibi bir aylık sürede delil sunmazsa ne olur?

Başka bir itiraz gerekçesi veya dayanak marka bulunmuyorsa, ciddi kullanımın veya haklı sebebin ispatlanamaması ilgili itirazın reddine yol açar. Başka dayanaklar varsa bunlar ayrıca incelenir.

5. İtiraz eden markasını yalnızca bir sınıfta kullanıyorsa ne olur?

Markanın tescilli olduğu mal veya hizmetlerin yalnızca bir kısmı için kullanım ispatlanmışsa itiraz bu kısım esas alınarak incelenir. Ancak sonraki başvurunun diğer mal veya hizmetleriyle benzerlik bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir. Sınıf numarası tek başına belirleyici değildir.

6. İnternet sitesi veya sosyal medya paylaşımları kullanım ispatı için yeterli midir?

Bu belgeler delil olarak sunulabilir. Ancak ilgili beş yıllık dönemi, markanın hangi mal veya hizmetlerde kullanıldığını ve Türkiye’deki ticari faaliyetle bağlantısını ortaya koymaları gerekir. Delillerin yeterliliği somut olayda birlikte değerlendirilir.

7. İtiraz eden markanın kullanımını ispatlarsa başvuru mutlaka reddedilir mi?

Hayır. Ciddi kullanımın ispatlanması yalnızca bu yöndeki ispat koşulunun karşılandığını gösterir. Marka işaretleri ile mal ve hizmetler arasında SMK m.6/1 anlamında karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığı ayrıca incelenir.

8. Kullanım ispatı talebi kabul edildiğinde önceki marka sicilden silinir mi?

Hayır. İdari itirazda kullanımın ispatlanamaması, önceki markanın kendiliğinden iptal edilmesini sağlamaz. Markanın sicilden iptali için ayrı bir iptal talebi ve buna ilişkin kanuni şartların değerlendirilmesi gerekir.

Sonuç

Marka itirazında kullanım ispatı, SMK m.19/2 kapsamında önceki tarihli markaya dayalı karıştırılma ihtimali itirazının hangi koşullarda değerlendirilebileceğini belirleyen özel bir mekanizmadır. Başvuru sahibi bakımından en önemli hususlar, önceki markanın beş yıllık tescil koşulunu karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi ve kullanım ispatı talebinin süresi içinde, açık, net ve koşulsuz olarak ileri sürülmesidir.

İtiraz sahibi bakımından ise ilgili beş yıllık dönemde, itiraza dayanak gösterilen mal veya hizmetlerle bağlantılı ciddi kullanımın ya da kullanmamaya ilişkin haklı sebeplerin ispatlanması belirleyicidir. Kullanımın hiç ispatlanamaması, kısmen ispatlanması ve bütünüyle ispatlanması farklı hukuki sonuçlar doğurur.

Bu nedenle önceki markanın tescil tarihi, yeni başvurunun başvuru veya rüçhan tarihi, ileri sürülen itiraz gerekçeleri, delillerin kapsadığı dönem ve mal veya hizmet kapsamı birlikte incelenmelidir. Uyuşmazlığın idari aşamada veya yargısal denetimde değerlendirilmesi bakımından marka hukuku alanında hukuki danışmanlık ve temsil hizmetinin kapsamı da somut işlemin niteliğine göre belirlenir.

Yazar Avukat Fatih Sefer