Bir patent üzerinde patent rehni ve haczi mümkündür. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 148. maddesi, patent hakkının rehin verilmesine, teminat gösterilmesine ve haczedilmesine açıkça izin verir. Patent rehni, bir alacağın güvence altına alınması amacıyla kurulan hukuki işlemdir; patent haczi ise borçlunun patent hakkının cebri icra kapsamında takip edilmesidir. Rehinde yazılı sözleşme, uygulanacak rehin rejimi ve sicil işlemleri; hacizde ise icra takibi, hakkın aidiyeti ve paraya çevirme usulü belirleyicidir.
Patent, yalnız teknik bir buluşu koruyan belge değildir. Koruma süresi, kapsamı ve ekonomik getirileri bulunan bir malvarlığı hakkıdır. Bu nedenle kredi finansmanında teminat olarak değerlendirilebilir veya hak sahibinin borçları nedeniyle hacze konu olabilir. Ancak patentin ekonomik değer taşıması, her patentin aynı tutarda güvence sağlayacağı veya alacaklının patent üzerinde sınırsız tasarruf yetkisi kazanacağı anlamına gelmez.
Patentin Rehin ve Hacze Konu Olmasının Hukuki Dayanağı
SMK m.148/1 uyarınca sınai mülkiyet hakları devredilebilir, miras yoluyla intikal edebilir, lisans konusu olabilir, rehin verilebilir, teminat olarak gösterilebilir, haczedilebilir veya diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Maddenin ikinci fıkrası, bu işlemlerin işletmeden bağımsız gerçekleştirilebileceğini düzenler.
Dolayısıyla bir şirketin patentinin teminat gösterilmesi için şirketin ticari işletmesinin tamamının rehnedilmesi zorunlu değildir. Patent, diğer işletme varlıklarından ayrı bir hukuki işlem konusu olabilir.
SMK m.148/8 gereğince hukuki işlemlere ilişkin hükümler sınai mülkiyet hakkı başvuruları bakımından da uygulanır. Bu nedenle patent başvurusu da hukuki işlemlere konu edilebilir. Bununla birlikte henüz verilmemiş bir patente ilişkin başvurunun nihai koruma kapsamı ve ekonomik değeri, verilmiş bir patentten farklı belirsizlikler taşır.
Patent hakkının mülkiyet hakkıyla ilişkisi Anayasa Mahkemesinin 14.11.2018 tarihli, 2015/11867 başvuru numaralı Novartis AG kararında da değerlendirilmiştir. Mahkeme, patentin ekonomik malvarlığı değeri taşıdığını ve mülkiyet hakkı kapsamında incelenebildiğini ortaya koymuştur. Bu karar doğrudan bir rehin uyuşmazlığına ilişkin olmamakla birlikte patentin ekonomik hak niteliğini açıklaması bakımından önemlidir.
Patent Rehni Nasıl Kurulur?
Patent rehni, patent hakkının bir borcun ifasını güvence altına almak üzere teminat olarak kullanılmasıdır. Rehin kurulması, patentin mülkiyetinin kendiliğinden alacaklıya geçmesi anlamına gelmez. Alacaklıya tanınan yetkiler, uygulanacak rehin rejimi ve sözleşmenin geçerli hükümleri çerçevesinde belirlenir.
Patent Üzerinde Kim Rehin Verebilir?
Kural olarak rehin işleminin, patent üzerinde tasarruf etmeye yetkili hak sahibi tarafından gerçekleştirilmesi gerekir. Sicilde kayıtlı hak sahipliği, önceki devirler, ortak mülkiyet ve mevcut sınırlamalar incelenmeden yalnız patent belgesinin ibraz edilmesi yeterli kabul edilmemelidir.
Patent birden fazla kişiye aitse rehin konusu hakkın tamamının mı yoksa bir payın mı olduğu ayrıca belirlenmelidir. Ortak hak sahiplerinin tasarruf yetkileri, paya ilişkin işlemler ve diğer ortakların hukuki durumu bakımından ortak patentte pay devri, lisans ve tasarruf hükümleri ayrıca dikkate alınır.
Patent Rehin Sözleşmesinde Neler Bulunmalıdır?
SMK m.148/4, sınai mülkiyet haklarına ilişkin hukuki işlemler için yazılı şekil öngörür. Devir sözleşmelerindeki noter onayı şartı ile rehin işleminin şekli birbirine karıştırılmamalıdır. Bununla birlikte 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu kapsamındaki rehinlerde, söz konusu Kanunun özel şekil ve tescil şartları ayrıca uygulanır.
Patent rehin sözleşmesinin hukuki belirlilik sağlaması için özellikle şu hususlar düzenlenmelidir:
- Taraflar: Rehin veren, borçlu ve rehin alacaklısının kimlikleri ile temsil yetkileri.
- Rehin konusu: Patentin veya başvurunun numarası, hak sahibi ve rehin kapsamına alınan hakkın açık tanımı.
- Teminat altındaki alacak: Borcun kaynağı, miktarı veya belirlenme yöntemi, varsa teminatın üst sınırı.
- Rehnin kapsamı: Mevcut lisans gelirlerinin, gelecekteki getirilerin veya bağlantılı alacakların teminata dahil edilip edilmediği.
- Patent hakkının korunması: Yıllık ücretlerin takibi, gerekli işlemlerin yapılması ve ilgili giderlerin hangi tarafça karşılanacağı.
- Bilgilendirme yükümlülükleri: Patente yönelik hükümsüzlük iddiaları, hak sahipliği uyuşmazlıkları ve diğer sınırlamalar hakkında alacaklının bilgilendirilmesi.
- Temerrüt ve takip: Borcun ödenmemesi durumunda uygulanabilecek kanuni takip yöntemleri.
- Terkin: Rehin sona erdiğinde sicil kaydının kaldırılması için tarafların yerine getireceği işlemler.
Sözleşmede yer alan her kayıt, kanunun emredici hükümlerine uygun olmalıdır. Özellikle temerrüt gerçekleştiğinde patentin hiçbir hukuki işleme gerek kalmadan alacaklıya geçeceği yönündeki düzenlemeler, uygulanacak rehin rejiminden bağımsız olarak geçerli kabul edilemez.
Patent Rehninin Sicile Kaydı ve Üçüncü Kişilere Etkisi
SMK m.148/5 uyarınca sınai mülkiyet haklarına ilişkin hukuki işlemler, taraflardan birinin talebi, ücretin ödenmesi ve ilgili şartların yerine getirilmesi halinde sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır. Kanunda öngörülen istisnalar saklı kalmak üzere, sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan haklar iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
Bu nedenle rehin sözleşmesinin yapılması ile rehnin sicilde görünür hale gelmesinin hukuki etkileri ayrı değerlendirilmelidir. Özellikle aynı patent üzerinde birden fazla tasarrufun bulunduğu durumlarda sicil kayıtları önem kazanır.
TÜRKPATENT Siciline Rehin Kaydı İçin Gerekli Belgeler
Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m.127/1, patent rehninin sicile kaydı için şu bilgi ve belgeleri öngörür:
- Talep formu.
- İlgili ücretin ödendiğini gösteren bilgi.
- Rehne konu patent numarasının yer aldığı rehin sözleşmesi.
- Sözleşme yabancı dildeyse yeminli tercüman tarafından onaylanmış Türkçe tercümesi.
Şartların karşılanması halinde rehin sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır. Yönetmeliğin 127/2. maddesine göre kaydedilen rehinler, 6750 sayılı Kanun uyarınca kurulan Rehinli Taşınır Siciline de bildirilir.
Ancak TÜRKPATENT siciline kayıt işlemi ile 6750 sayılı Kanuna tabi rehin hakkının kuruluşu aynı hukuki sorun değildir. 6750 sayılı Kanun kapsamındaki işlemler bakımından özel tescil hükümleri ayrıca dikkate alınmalıdır.
6750 Sayılı Kanun Kapsamında Patent Rehni
6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu, fikrî ve sınai mülkiyete konu hakları rehne elverişli taşınır varlıklar arasında sayar (m.5/1-c). Böylece kanunun aradığı taraf ve işlem koşullarının gerçekleşmesi halinde patent, ticari finansmanda bu özel rehin rejimine de konu olabilir.
6750 sayılı Kanunun 3. maddesi, rehin sözleşmesinin taraflarını belirler. Bu kapsamda kredi kuruluşları ile kanunda belirtilen ticari veya mesleki faaliyette bulunan kişiler arasındaki işlemler ve tacirler veya esnaflar arasında yapılan belirli rehin sözleşmeleri düzenlenmiştir.
Bu rejimde 6750 sayılı Kanunun 4. maddesi özellikle önemlidir:
- Rehin hakkı, rehin sözleşmesinin Rehinli Taşınır Siciline tescil edilmesiyle kurulur.
- Elektronik sözleşmelerin sicile tescilinde güvenli elektronik imza şartı aranır.
- Yazılı sözleşmeler bakımından imzaların noterce onaylanması veya sözleşmenin sicil yetkilisi huzurunda imzalanması gerekir.
- Teminat konusu borç ve rehne konu varlık, kanunun aradığı şekilde belirlenmelidir.
Bu nedenle genel sınai mülkiyet sicilindeki üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirlik kuralı, 6750 sayılı Kanuna tabi rehnin tescille kurulması kuralının yerine geçmez. İşlemin hangi rehin rejimine tabi olduğu sözleşme hazırlanmadan belirlenmelidir.
Örneğin bir teknoloji şirketinin patentini banka kredisi için teminat göstermesinde, finansman ilişkisinin tarafları ve rehin yapısı 6750 sayılı Kanun bakımından değerlendirilmelidir. Şirketin yalnız patent numarasını kredi sözleşmesine yazması, gerekli kuruluş ve tescil şartlarını kendiliğinden karşılamaz.
Patent Haczi Nasıl Uygulanır?
Patent haczi, rehin sözleşmesinden farklı olarak borçlunun rızasına dayanan bir teminat işlemi değildir. Borçlunun malvarlığına dahil patent hakkının cebri icra kapsamında haczedilmesi söz konusudur.
İcra ve İflas Kanunu (İİK) m.85, borçlunun alacak ve haklarının da kanuni sınırlar içinde haczedilebileceğini düzenler. SMK m.148/1 ise patentin hacze konu edilebilirliğini açıkça kabul eder.
Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m.126/1 uyarınca patent, işletmeden bağımsız haczedilebilir. Haciz sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır.
Patent Haczinde Hangi Hususlar Kontrol Edilir?
Patent hakkında haciz işlemi yürütülürken aşağıdaki unsurların tespit edilmesi gerekir:
- Patentin veya başvurunun borçluya ait olup olmadığı.
- Birden fazla hak sahibi bulunup bulunmadığı ve borçlunun hak payı.
- Patentin koruma süresinin ve hukuki durumunun ne olduğu.
- Sicilde önceden kaydedilmiş rehin, haciz, lisans veya diğer sınırlamaların bulunup bulunmadığı.
- Haczedilen hakkın ekonomik değerinin ve paraya çevrilebilirliğinin nasıl belirleneceği.
- Haczin başka kişilerin mevcut hakları ve öncelikleri üzerindeki etkisi.
Patent hakkının haczedilmesi ile patent konusu ürünlerin, üretim makinelerinin veya ticari stokların haczedilmesi aynı işlem değildir. Patent, maddi ürünlerden ayrı bir gayrimaddi malvarlığı hakkıdır. Ürünler veya makineler üzerindeki haciz, tek başına patent hakkının da haczedildiğini göstermez.
Haciz Patentin Devrine Engel Olur mu?
Yönetmelik m.126/2, patent haczinin hakkın devrine engel olmadığını açıkça düzenler. Ancak bu hüküm, hacizli patentin devrinin alacaklıların haklarını bertaraf edeceği anlamına gelmez.
Bir patent hacizliyken devir yapılması halinde haczin hukuki etkisi, icra işlemleri, sicil durumu ve üçüncü kişilerin hakları birlikte değerlendirilmelidir. Haciz kaydının varlığı bilinmeden yapılan bir devir işlemi de önemli hukuki riskler taşıyabilir.
Patentin iradi devrinin sözleşme ve sicil şartları ayrıca patent devir sözleşmesi ve sicile kayıt konusunda ele alınmaktadır.
Haczedilen veya Rehnedilen Patent Nasıl Paraya Çevrilir?
Haciz ve rehin, alacaklının patent hakkı üzerinde aynı yetkilere sahip olmasını sağlamaz. Haciz alacaklısı, cebri icra hukukunun öngördüğü yöntemlerle alacağını tahsil etmeye çalışır. Rehin alacaklısının başvurabileceği yollar ise rehnin kurulduğu hukuki rejime göre belirlenir.
Patent gibi gayrimaddi hakların paraya çevrilmesinde hakkın devredilebilirliği, ekonomik değeri, varsa paylı hak sahipliği yapısı ve mevcut sınırlamalar önemlidir. İİK m.121, olağan satış usulleriyle paraya çevrilmesi mümkün olmayan nitelikteki bazı mal ve haklar bakımından icra mahkemesinin uygun satış yöntemini belirlemesine imkân tanır. Bu hükmün uygulanabilirliği, haczedilen hakkın somut niteliğine göre değerlendirilmelidir.
İİK m.106 uyarınca hacizli malın satışının istenmesi bakımından genel süre, hacizden itibaren bir yıldır. Satış talebi ve giderlere ilişkin şartlar ile İİK m.110 kapsamında haczin kalkmasına ilişkin sonuçlar ayrıca gözetilmelidir. Patent gibi gayrimaddi haklarda uygulanacak özel paraya çevirme yöntemi ve bunun sürelerle ilişkisi, somut takip işlemleri üzerinden belirlenmelidir.
6750 sayılı Kanuna tabi bir rehinde ise temerrüt sonrasındaki haklar aynı Kanunun 14. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Kanuni koşullar çerçevesinde birinci derecedeki rehin alacaklısı için mülkiyetin devrini talep etme imkânı dahil farklı takip yolları söz konusu olabilir. Bu özel düzenleme, bütün patent rehinlerinde mülkiyetin otomatik olarak alacaklıya geçeceği biçiminde genelleştirilemez.
Patentin Ekonomik Değeri Nasıl Belirlenir?
Patent teminatının değeri, yalnız başvuru veya tescil için yapılan harcamalardan oluşmaz. Patentin ekonomik olarak kullanılabilirliği ve kalan koruma süresi de önemlidir.
Değerleme bakımından özellikle şu bilgiler incelenebilir:
- Patentin koruma kapsamı ve kalan süresi.
- Buluşun pazardaki kullanım alanları ve ticari karşılığı.
- Mevcut lisans sözleşmeleri ile bunlardan doğan gelirler.
- Patentin kullanılması için başka haklara veya teknik bilgilere ihtiyaç bulunup bulunmadığı.
- Hakkın hükümsüzlüğüne yönelik mevcut uyuşmazlıklar.
- Rehin, haciz ve diğer üçüncü kişi haklarının değere etkisi.
Bir patentin sicilde kayıtlı olması, o patentin belirli bir piyasa değerine sahip olduğunu tek başına kanıtlamaz. Değerleme, somut teknik ve mali veriler üzerinden yapılmalıdır.
Patent Rehni ve Haczinde Teminat Değerini Etkileyen Hukuki Riskler
1. Yıllık Ücretlerin Ödenmemesi
Patent üzerindeki rehin veya haciz, patentin devamı için gerekli kanuni işlemlerin yerine geçmez.
SMK m.140/1-c uyarınca yıllık ücretlerin 101. maddede öngörülen sürelerde ödenmemesi patent hakkının sona ermesine neden olabilir. Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m.126/2 ve m.127/5 de haciz veya rehnin, gerekli ücretlerin ödenmemesi yahut belgelerin süresinde sunulmaması nedeniyle hakkın sona ermesini engellemediğini düzenler.
Bu durum, patentin teminat olarak kullanıldığı finansman işlemlerinde kritik önemdedir. Borç tamamen ödenmeden patent hakkının sona ermesi, teminatın ekonomik değerini ciddi şekilde etkileyebilir.
Yıllık ücretler, kaçırılan süreler ve hakların yeniden tesisiyle ilgili özel koşullar patent yıllık ücretlerinin ödenmemesi ve telafi işlemleri kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir.
2. Patentin Hükümsüzlüğü Riski
Bir patentin verilmiş olması, geçerliliğinin her durumda tartışmasız olduğu anlamına gelmez. SMK m.138 kapsamında öngörülen hükümsüzlük nedenlerinin bulunması halinde patentin hükümsüzlüğüne karar verilebilir.
Bu nedenle özellikle yüksek tutarlı kredi veya finansman işlemlerinde patentin hukuki geçerliliğine ilişkin riskler göz ardı edilmemelidir. Hükümsüzlük iddiasının varlığı ile patentin kesinleşmiş mahkeme kararıyla hükümsüz kılınması farklı durumlardır.
Hükümsüzlük nedenleri ve dava koşulları patent hükümsüzlüğü davası başlığı altında ayrıca incelenmektedir.
3. Mevcut Lisanslar ve Kullanım Sınırlamaları
Rehin veya haciz işleminden önce kurulmuş lisans sözleşmeleri, patentin ekonomik kullanımını ve beklenen gelirlerini etkileyebilir. Bu nedenle patentin üçüncü kişilere hangi kapsamda kullandırıldığı araştırılmalıdır.
Patent üzerinde rehin veya haciz bulunması, alacaklının kendiliğinden patentten doğan bütün kullanma ve lisans verme yetkilerini elde ettiği anlamına gelmez. Mevcut sözleşmelerin haklara etkisi, sözleşmelerin içeriği, sicil durumu ve uygulanacak hükümler çerçevesinde belirlenir.
Lisans sözleşmesinin genel yapısı ve kullanım hakkının kapsamı için patent lisans sözleşmesi hükümleri ayrıca incelenebilir.
4. Hak Sahipliği ve Sicil Uyuşmazlıkları
Patent üzerinde teminat tesis eden kişinin gerçekte tasarruf yetkisine sahip olmaması veya hak sahipliğinin uyuşmazlık konusu bulunması, rehin alacaklısının ve diğer ilgililerin hukuki durumunu etkileyebilir.
Patent sicili, hak sahipliği ve hukuki işlemler bakımından temel inceleme kaynağıdır. Bununla birlikte somut uyuşmazlıkta yalnız sicil kaydına değil, ilgili hukuki işlemlerin geçerliliğine ve mevcut mahkeme kararlarına da bakılması gerekebilir.
Patent Rehni ile Patent Haczi Arasındaki Fark
| Ölçüt | Patent Rehni | Patent Haczi |
|---|---|---|
| Hukuki amaç | Alacağı teminat altına almak. | Borçlunun malvarlığı hakkını cebri icra kapsamında takip etmek. |
| İşlemin dayanağı | Rehin sözleşmesi ve uygulanacak rehin mevzuatı. | İcra takibi ve haciz işlemleri. |
| Borçlunun rızası | İradi rehin işleminde sözleşmesel irade gerekir. | Geçerli haciz için borçlunun rızası aranmaz. |
| Sicil | SMK ve uygulanıyorsa 6750 sayılı Kanunun tescil hükümleri önemlidir. | Haciz patent siciline kaydedilir ve Bültende yayımlanır. |
| Paraya çevirme | Uygulanacak rehin rejimindeki temerrüt ve takip yolları. | İİK kapsamında uygun paraya çevirme usulü. |
| Hak sahibinin değişmesi | Rehin kurulması mülkiyeti kendiliğinden değiştirmez. | Haciz konulması mülkiyeti kendiliğinden değiştirmez. |
Her iki işlem de patentin malvarlığı değeriyle ilgilidir. Ancak rehnin kurulması, haczin uygulanması, alacaklıya tanınan yetkiler ve hakkın sona ermesi bakımından farklı kurallar geçerlidir.
Patent Rehninin Sona Ermesi ve Sicilden Terkini
Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m.127/3 uyarınca patent üzerindeki rehin; alacağın herhangi bir nedenle sona ermesi, rehnin bağlı olduğu şart veya sürenin ilgili koşullar çerçevesinde sona ermesi yahut patentin cebri icra yoluyla satılması hallerinde sona erer.
Bununla birlikte rehnin maddi hukuk bakımından sona ermesi ile sicilden terkin edilmesi ayrı işlemlerdir.
Yönetmelik m.127/4’e göre rehin sona erdiğinde sicilden terkin, alacaklının terkine ilişkin talep formuyla başvurması üzerine gerçekleştirilebilir. Rehin alacaklısı terkin talebinde bulunmaktan kaçınırsa patent sahibi, terkin davası açarak kesinleşmiş mahkeme kararına dayanabilir.
Patentin cebri icra yoluyla satılması durumunda ise satışa ilişkin belgenin aslı veya onaylı suretinin Kuruma sunulmasıyla rehin kaydının terkini mümkündür.
Dolayısıyla borcun ödenmiş olması, sicil kaydının kendiliğinden silindiği varsayımıyla değerlendirilmemelidir. Rehnin sona erdiğini gösteren hukuki durum ile sicil kaydının güncellenmesi birlikte takip edilmelidir.
Patent Rehni ve Haczi Hakkında Sık Sorulan Sorular
Patent başvurusu rehin verilebilir mi?
Evet. SMK m.148/8, hukuki işlemlere ilişkin hükümleri sınai mülkiyet hakkı başvurularına da uygular. Ancak başvurunun henüz patentle sonuçlanmamış olması, inceleme sonucu, koruma kapsamı ve teminat değeri bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Patent rehni için noter onayı zorunlu mudur?
SMK m.148/4 genel olarak yazılı şekli öngörür; noter onayını özellikle devir sözleşmelerinin geçerliliği için düzenler. Bununla birlikte 6750 sayılı Kanuna tabi rehin işlemlerinde yazılı sözleşmenin imzalarının noterce onaylanması veya sicil yetkilisi huzurunda imzalanması gibi özel şartlar bulunmaktadır. Bu nedenle cevap, uygulanacak rehin rejimine bağlıdır.
Patent haczedilirse hak sahibi buluşunu kullanmaya devam edebilir mi?
Patent hakkına haciz konulması, tek başına buluşun kullanılmasının tamamen yasaklandığı anlamına gelmez. Ancak haczin kapsamı, icra işlemleri, mevcut lisanslar ve varsa tasarruf sınırlamaları değerlendirilmelidir. Hak sahibi, haciz alacaklılarının haklarını ihlal edecek tasarruflardan kaçınmalıdır.
Rehinli patent başka bir kişiye devredilebilir mi?
Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m.127/5, patent rehninin hakkın devrine engel olmadığını düzenler. Ancak devir, mevcut rehinden doğan hakların kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Rehinli Taşınır Sicili ve diğer sicil kayıtları ile uygulanacak özel hükümler değerlendirilmelidir.
Patent hakkı sona ererse rehin alacaklısı ne yapabilir?
Patentin sona ermesinin rehin üzerindeki etkisi, sona erme nedeni, rehin sözleşmesi ve uygulanacak mevzuata göre belirlenir. Rehinli alacaklının borçludan veya teminat verenden doğabilecek sözleşmesel talepleri ayrıca değerlendirilir. Rehin veya haciz, patentin yıllık ücretlerin ödenmemesi nedeniyle sona ermesini kendiliğinden önlemez.
Patent borç nedeniyle satıldığında alacaklı doğrudan patent sahibi olur mu?
Haciz yoluyla yapılan satış ile rehinli alacaklının temerrüt sonrasında başvurabileceği yöntemler farklıdır. İcra takibinde hak sahipliğinin değişmesi, ilgili satış veya devir işlemlerine bağlıdır. 6750 sayılı Kanunun 14. maddesinde birinci derecedeki rehin alacaklısı için özel koşullarla mülkiyetin devrini talep etme imkânı öngörülmüş olması, bütün alacaklıların otomatik olarak patent sahibi olacağı anlamına gelmez.
Patent rehni ile marka rehni aynı kurallara mı tabidir?
SMK m.148 ve ilgili yönetmelik hükümleri, patent ve marka hakları için ortak esaslar içerir. Ancak hakların koruma konusu, süresi, ekonomik değerleme ve somut sicil işlemleri bakımından farklılıklar vardır. Markaya özgü değerlendirmeler marka hakkının haczi ve rehni konusunda ayrıca ele alınmaktadır.
Sonuç
Patent hakkı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 148. maddesi uyarınca rehin, teminat ve haciz işlemlerine konu olabilen ekonomik bir malvarlığı hakkıdır. Ancak patentin finansman güvencesi olarak kullanılması, yalnız hak sahibinin rızasına veya sicilde patent kaydının bulunmasına bağlı değildir. İşlemin hukuki niteliği, rehin sözleşmesinin geçerliliği, uygulanacak sicil rejimi, üçüncü kişilerin hakları ve patentin korunmasına ilişkin yükümlülükler birlikte değerlendirilmelidir.
Rehin kurulması ile icra yoluyla haciz uygulanması farklı hukuki süreçlerdir. Patent üzerindeki rehin veya haciz, hakkın koruma süresini uzatmaz ve yıllık ücretlerin ödenmemesi gibi sona erme nedenlerini ortadan kaldırmaz. Bu nedenle teminat işlemlerinde patentin yalnız mevcut kaydı değil, hukuki ve ekonomik devamlılığı da önem taşır.
Patent üzerinde rehin kurulması, haciz işleminin değerlendirilmesi veya mevcut bir teminatın hukuki durumunun incelenmesi bakımından patent hukuku alanında hukuki danışmanlık alınması, işlemin ilgili mevzuat ve somut hak kayıtları çerçevesinde değerlendirilmesini sağlayabilir.
Yazar Avukat Fatih Sefer