Marka Hakkının Haczi ve Rehni: Şartlar, Sicil ve Cebrî Satış

Marka hakkının haczi ve rehni, tescilli bir markanın ekonomik değerinin alacakların tahsilinde veya borçların güvencesi olarak kullanılabilmesini sağlar. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.148 uyarınca marka, bağlı bulunduğu işletmeden bağımsız olarak haczedilebilir, rehnedilebilir ve teminat gösterilebilir. Ancak haciz, rehin ve teminat aynı işlem değildir: haciz cebrî icra tedbiridir; rehin alacaklı lehine güvence hakkı kurar; teminat ise bu güvence ilişkisinin daha geniş amacını ifade eder. İşlemin geçerliliği, sicile etkisi, öncelik ve paraya çevirme usulü seçilen hukuki rejime göre belirlenir.

Marka Haczinin ve Rehninin Hukuki Dayanağı Nedir?

Marka, fiziksel bir eşya değil; devredilebilen ve parasal değeri bulunan bir sınai mülkiyet hakkıdır. Markanın malları ve hizmetleri ayırt etme işlevi ile malvarlığı değeri birbirinden farklıdır. Markanın hukuki niteliği hakkında yapılan değerlendirmeden farklı olarak burada ele alınan mesele, bu hakkın alacaklıların güvencesine nasıl tahsis edileceğidir.

SMK m.148/1-2 ve 8: Sınai mülkiyet hakkı, diğer işlemlerin yanında rehin verilebilir, teminat olarak gösterilebilir ve haczedilebilir. Bu işlemler işletmeden bağımsız yapılabilir. Aynı maddenin hükümleri sınai mülkiyet hakkı başvurularına da uygulanır.

Dolayısıyla borçlu şirketin bütün işletmesini haczetmek veya devralmak zorunlu değildir; belirli bir marka tescili tek başına işleme konu olabilir. Kanunun bu imkânı, şirketin malvarlığındaki her işaretin otomatik olarak aynı değerde veya haczedilebilir olduğu anlamına gelmez. İşlemin konusu doğru tescil veya başvuru numarasıyla saptanmalı; borçlunun gerçekten o hakka sahip olup olmadığı incelenmelidir. Ayrıca SMK m.148/1, coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı hakkını haciz ve rehin bakımından açıkça istisna tutar. Markalar için tanınan imkân bu haklara genişletilemez.

İşlemKim başlatır?Başlıca hukuki sonuç
HacizTakip alacaklısının talebi üzerine icra organıBorçlunun marka hakkını cebrî icra kapsamında paraya çevirme imkânı
RehinRehin veren ile rehin alacaklısıBelirli alacağın teminat altına alınması ve uygulanabilir rejime göre öncelik
Teminat göstermeBorç ilişkisine taraf olan kişilerSözleşmedeki güvence taahhüdü; ayni hak için ayrıca uygun kuruluş işlemi gerekir

Marka Hakkı Nasıl Haczedilir?

Marka haczi, borçlunun marka üzerindeki ekonomik hakkının, kesinleşmiş bir icra takibi veya kanunun izin verdiği başka bir icra dayanağı kapsamında alacağın karşılanması amacıyla haczedilmesidir. İcra ve İflas Kanunu (İİK) m.85, borçlunun hak ve alacaklarının da haczine imkân tanır. Haciz, borcun ana para, faiz ve takip giderlerini karşılamaya yetecek ölçüde yapılmalıdır; haczedilen markanın değerinin belirsiz olması sınırsız haczi haklı kılmaz.

İcra Dosyasında İzlenen Temel İşlemler

  1. Hak sahipliğinin belirlenmesi: Marka numarası, sicilde görünen hak sahibi, paylar, tescil veya başvurunun durumu ve önceki takyidatlar araştırılır.
  2. Haciz talebi ve kararı: İcra dosyasında belirli marka hakkı üzerinde haciz istenir. İcra dairesi, borçluyla hak arasındaki bağlantıyı ve haczin kapsamını denetleyerek işlem yapar.
  3. Sicile bildirim: TÜRKPATENT’e haczin kaydı için bildirim yapılır. Haciz kaydı üçüncü kişilerin hakkın üzerinde cebrî icra yükü bulunduğunu görmesini sağlar.
  4. Kıymet takdiri: Markanın ekonomik değeri, uygun bilirkişi incelemesiyle saptanır. Sicile kayıtlı malların kıymet takdirinde İİK m.87’deki özel bilirkişilik koşulları gözetilir.
  5. Paraya çevirme: Satış süresine ve giderlerin yatırılmasına ilişkin kurallara uyularak marka hakkının satışı istenir; satışın türü, hakkın niteliğine uygun icra hükümlerine göre belirlenir.

Bir markanın birden fazla kişi adına kayıtlı olması durumunda borçlunun payı ile diğer kişilere ait paylar ayrıştırılmalıdır. Özellikle paylı hak sahipliği ve cebrî satışın diğer ortaklarla ilişkisi, marka üzerindeki ortak mülkiyet kurallarıyla birlikte incelenir. SMK m.148/3 uyarınca cebrî artırmayla satışlarda diğer paydaşların söz konusu maddede düzenlenen önalım hakkı kullanılamaz; bu istisna iradi pay satışlarıyla karıştırılmamalıdır.

Marka Haczinin Sicile Kaydı Ne İşe Yarar?

Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m.126/1, markanın işletmeden bağımsız haczedilebileceğini ve haczin TÜRKPATENT siciline kaydedilerek Bültende yayımlanacağını düzenler. Sicil kaydı, markayı inceleyen alıcıların, bankaların ve diğer alacaklıların hacizden haberdar olmasını mümkün kılar. İcra dairesinin haciz işlemi ile Kurumun bunu sicile işlemesi, görevleri ve hukuki etkileri bakımından ayrı aşamalardır; sicil şerhi icra kararının yerine geçen bağımsız bir haciz talebi değildir.

Hacizli marka devredilebilir mi? Yönetmelik m.126/2, haczin markanın devrine engel olmadığını açıkça belirtir. Buna karşılık devir, önceki haczi kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Devralan, sicildeki mevcut yükleri dikkate alarak hakkı iktisap eder; üçüncü kişinin hakları bertaraf edilmez. İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 24.01.2023 tarihli, E.2021/90, K.2023/12 sayılı kararında da hacizli markanın devrinin mümkün olduğu, haczin devralanın dikkate alması gereken bir yük oluşturduğu ifade edilmiştir. Bu ilk derece kararı, her devrin sonuçlarının sicil ve icra dosyası özelinde değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmaz.

Hacizli markanın devri ile iradi marka devir sözleşmesinin şekli aynı mesele değildir: devir sözleşmesinde SMK m.148/4 gereği noter onaylı şekil aranır; haczin devamı ise cebrî icra ve sicil kayıtlarından belirlenir.

Marka Rehni Nasıl Kurulur? Sözleşme ve Sicil Şartları

Marka rehni, marka sahibinin kendi borcu veya hukuken mümkün olan hâllerde başka bir kişinin borcu için marka hakkını alacaklı lehine güvenceye tahsis etmesidir. Rehin marka sahipliğini doğrudan alacaklıya geçirmez; borçlu, rehinle bağdaşan ölçüde markanın sahibi olarak kalır. Rehin alanın hangi takip imkânlarına sahip olduğu ise kurulan rehnin dayandığı düzenlemeye göre saptanır.

SMK m.148/4 kapsamında hukuki işlemler yazılı şekle tabidir. Aynı fıkrada belirtilen noter onaylı şekil şartı, açıkça devir sözleşmelerinin geçerliliği içindir; bu koşulu tekil marka rehninin tamamına otomatik olarak uygulamak doğru olmaz. Türk Medeni Kanunu m.954-955, devredilebilir hakların rehni ile rehin hakkının kurulmasına ilişkin genel çerçeveyi tamamlar. Bununla birlikte TMK m.955/3, diğer hakların rehninde hakkın devri için öngörülen şekle de uyulmasını ister. Bu nedenle öğretide, SMK m.148/4 yalnızca yazılı şekli öngörse de marka rehninin ayni hak olarak kurulması için noter onayının ayrıca gerekip gerekmediği tartışmalıdır. Şekil uyuşmazlığı riskini azaltmak isteyen tarafların noter onaylı sözleşme yapması ve sicil kaydını tamamlaması ihtiyatlı bir çözümdür; bu yaklaşım her tür marka rehninde noter onayının tartışmasız zorunlu olduğu iddiasıyla karıştırılmamalıdır.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 02.07.2020 tarihli, E.2016/8392, K.2020/2429 sayılı kararında, ticari işletmenin tamamı değil yalnız markaların rehnedildiği bir uyuşmazlıkta yazılı rehin sözleşmesinin geçerliliği kabul edilmiş; eski ticari işletme rehni rejiminin şekil ve tescil koşullarının salt marka rehnine doğrudan uygulanması isabetsiz bulunmuştur. Karar, mülga düzenlemeler dönemindeki olaya ilişkindir; bugünkü 6750 sayılı Kanun kapsamında tesis edilen bir rehne özgü kurucu tescil şartını ortadan kaldıran genel bir hüküm olarak okunmamalıdır.

TÜRKPATENT Siciline Rehin Kaydı İçin Belgeler

Uygulama Yönetmeliği m.127/1 uyarınca bireysel marka rehninin Kurum siciline kaydı için talep formu, ücret ödeme bilgisi, marka tescil numarasını ve marka adını gösteren rehin sözleşmesi; yabancı dilde sözleşme varsa onaylı Türkçe tercümesi gerekir. Kayıt Bültende yayımlanır. SMK m.148/5’e göre, kural olarak sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan haklar iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Bu nedenle sözleşmenin taraflar arasında hüküm doğurması ile üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirliği birbirine karıştırılmamalıdır.

Rehin sözleşmesinde hak sahibinin kimliği, marka numarası, güvence altındaki borç, anapara ve ferî alacakların kapsamı, azami tutar veya belirleme yöntemi, sona erme hâlleri ve sicil işlemlerini kimin yürüteceği açıkça yazılmalıdır. Bir marka portföyü rehnediliyorsa her bir başvurunun ve tescilin ayrı ayrı gösterilmesi sonradan çıkabilecek kapsam uyuşmazlıklarını azaltır.

6750 Sayılı Kanun Kapsamında Marka Rehni ve TARES İlişkisi

6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu m.5/1-c, fikrî ve sınai mülkiyete konu hakları rehin verilebilecek varlıklar arasında sayar. Bununla birlikte SMK’ya dayalı bireysel marka rehni ile 6750 sayılı Kanun kapsamında kurulan ticari taşınır rehni aynı kuruluş rejimine sahip değildir. 6750 sayılı Kanun m.3, rehin sözleşmesinin hangi kişiler arasında kurulabileceğini; m.4 ise bu rejimde rehnin Rehinli Taşınır Siciline (TARES) tescille doğacağını düzenler. Yazılı sözleşmenin sicile kabulü için imzaların noterce onaylanması veya sicil yetkilisi huzurunda atılması; elektronik sözleşmede güvenli elektronik imza şartları vardır.

Bu iki rejimin ayrımında 6750 sayılı Kanun m.8/3’ün özel sicile tescili zorunlu rehinler için getirdiği istisna ve SMK m.148/5’in kayıt sistemi birlikte değerlendirilmelidir. Sadece markanın TÜRKPATENT nezdinde tescilli olması, marka üzerindeki her rehnin mutlaka aynı şekilde ve yalnız TARES’te kurulacağı anlamına gelmez. İşlem seçilirken teminatın tek bir marka hakkına mı, yoksa ticari işletmeye veya işletmenin belirli varlık grubuna mı yöneldiği ve 6750 sayılı Kanun’un taraf ve sicil şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmelidir.

6750 sayılı Kanun m.5/2’ye göre işletmenin tamamı veya belirli varlık grubunun bütünü rehnedildiğinde, kuruluş anında kapsama giren varlıklar da rehne dahil olabilir; ilgili özel sicillere yapılacak bildirimler ve önceki rehinlerin sırası ayrıca değerlendirilir. Uygulama Yönetmeliği m.127/2, TÜRKPATENT siciline kaydedilen rehinlerin Rehinli Taşınır Siciline bildirilmesini öngörür. Bu bildirim kuralı, tekil marka rehni için yapılan Kurum kaydını her durumda TARES’te kurulan yeni bir rehinle özdeşleştirmez. 6750 sayılı Kanun kapsamındaki rehinlerde temerrüt sonrası mülkiyet devri ve diğer başvuru yolları ise m.14’teki özel koşullara bağlıdır. Ticari taşınır rehni düzenlemeleri için Ticaret Bakanlığının mevzuat sayfası esas alınabilir.

Marka Borca Teminat Olarak Nasıl Gösterilir?

SMK m.148/1’deki “teminat olarak gösterilebilir” ifadesi, markanın kredi, finansman veya diğer borç ilişkilerinde ekonomik güvence olarak değerlendirilebilmesini ifade eder. Bununla birlikte bir kredi sözleşmesine yalnızca “marka teminat gösterilmiştir” yazılması, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilen bir ayni rehin hakkının her durumda kendiliğinden doğduğu anlamına gelmez. Tarafların hangi güvence türünü seçtikleri, o güvenceye ilişkin şekil ve sicil kurallarıyla birlikte saptanmalıdır.

Örnek: Bir üretim şirketi işletme sermayesi kredisi için kendi adına tescilli iki markasını bankaya güvence göstermek istemektedir. İlk olarak markaların sicil numaraları, gerçek hak sahipliği, kayıtlı lisanslar, mevcut rehinler ve hacizler kontrol edilir. Sonra bireysel marka rehni veya şartları varsa 6750 sayılı Kanun kapsamında uygun rehin modeli seçilir. Sözleşmede güvence kapsamı ve tahsil şartları belirlenir; gerekli sicil işlemleri tamamlanır. Markaya biçilen değer, kredi borcunun kendiliğinden aynı tutarda teminat altına alındığını kanıtlamaz; değerleme ve güvence kapsamı ayrı incelemelerdir.

Birden fazla gayrimaddi hak tek finansman düzenlemesinde ele alınıyorsa marka rehninin yanında patent rehni ve haczi gibi hak türüne özgü kurallar bulunabileceği unutulmamalıdır. Diğer hakların rehin şartları bu makaledeki marka kurallarından aynen türetilemez.

Haciz ve Rehinde Markanın Değeri Nasıl Belirlenir?

Marka değerlemesi, tescil belgesinde yazan bir sabit bedelin okunmasından ibaret değildir. Markanın gerçek satış veya teminat değerini, hakkın hukuki gücü ile ekonomik gelir yaratma kapasitesi birlikte etkiler. İİK m.87 uyarınca sicile kayıtlı malların kıymet takdiri için öngörülen bilirkişilik kuralları, haciz dosyasında gözetilmelidir. Özel değerleme çalışması yaptırılması ise icra dosyasındaki kanuni kıymet takdiri işleminin yerine kendiliğinden geçmez.

  • Hukuki geçerlilik: Marka tescili veya başvurusunun kapsamı, yenileme tarihi, kayıtlı haciz ve rehinler; hükümsüzlük ve iptal riskleri.
  • Ekonomik performans: Markayla ilişkili satış hacmi, kâr marjı, lisans gelirleri, dağıtım gücü, reklam yatırımı ve ilgili pazarın büyüklüğü.
  • Kullanım ve süreklilik: Markanın fiilî kullanımı, kullanmama nedeniyle iptal riski ve koruma süresinin korunmasına ilişkin maliyetler.
  • Devredilebilirlik ve kısıtlar: Var olan lisansların münhasırlığı, finansman yükleri, ortak hak sahipliği, sözleşmelerin markadan ayrı işletme unsurlarına bağımlılığı.

Gelire dayalı, piyasa karşılaştırmalı ve maliyet temelli yöntemler somut olayın verilerine göre kullanılabilir; bunların hiçbiri tek başına yasal olarak zorunlu tek yöntem değildir. Özellikle marka işletmeden ayrı satılacaksa, yalnız mevcut işletmenin toplam cirosuna bakılarak marka değeri belirlenmesi yanıltıcı olabilir. Lisans bedelleri ile markanın yaratacağı öngörülebilir gelir arasındaki fark açıklanmalıdır.

Mevcut Lisans, Rehin ve Hacizlerin Üçüncü Kişilere Etkisi

Markanın üzerinde haciz veya rehin bulunması, geçmişte kurulmuş bütün lisansların kendiliğinden geçersizleştiği anlamına gelmez. Özellikle sicile kaydedilmiş lisansın tarihi ve kapsamı ile haciz, rehin ve cebrî satış tarihleri karşılaştırılmalıdır. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 08.06.2022 tarihli, E.2022/775, K.2022/939 sayılı kararında, icra ihalesiyle markayı edinen tarafın lisanslı kullanıma karşı istediği ihtiyati tedbir değerlendirilirken, önceden sicile kaydedilmiş lisans ve bu ilişkinin tartışmalı hukuki niteliği dikkate alınmış; uyuşmazlığın ayrıntılı yargılama gerektirdiği gözetilmiştir. Bu karar, her lisansın her satıştan sonra mutlaka aynı koşullarla süreceğine ilişkin genel bir sonuç vermez.

Bir markada lisans sözleşmesi veya münhasır lisans bulunması, devralma ve alacaklı menfaatlerini etkileyebilir. Marka hakkına ilişkin rehin ile lisans gelirleri üzerindeki alacak rehni de ayrı konulardır: marka üzerinde güvence kurulması, sözleşmeden doğan bütün lisans alacaklarının her durumda kendiliğinden aynı kapsamda rehnedildiği anlamına gelmez. Rehin metni, uygulanabilir kanun ve üçüncü kişilere bildirim gereklilikleri incelenmelidir.

Ayrıca önceki tescilli rehinler, sonradan konulan hacizler ve birden fazla alacaklının hakları arasında sıra tartışması doğabilir. Öncelik yalnız marka sicilindeki kayıtların sayılmasıyla belirlenmez; hangi hak için hangi kanuna göre ve ne zaman güvence kurulduğu, üçüncü kişilere karşı etkisi, paraya çevirme yolu ve sıra cetveline ilişkin icra kuralları birlikte değerlendirilir.

Haczedilen veya Rehnedilen Marka Nasıl Satılır?

Markanın haczedilmesi, marka mülkiyetinin haciz tarihinde alacaklıya geçtiği anlamına gelmez. Alacağın tahsili için kanuni koşullarla paraya çevirme işlemi yapılması gerekir. İİK m.106 kapsamında genel kural, hacizden itibaren bir yıl içinde satışın istenmesi ve satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin peşin yatırılmasıdır. İİK m.110, süresinde satış istenmemesi veya geri alınan talebin süresinde yenilenmemesi hâlinde haczin kalkmasına ilişkin sonuçları düzenler. Somut dosyada hakkın satış yöntemi ve varsa özel hükümler ayrıca dikkate alınmalıdır.

Satış usulünün belirlenmesinde İİK m.114’teki elektronik açık artırma sistemi ve markanın bir gayrimaddi hak oluşundan kaynaklanan gereklilikler birlikte incelenir. İİK m.121, olağan satış kurallarına doğrudan sığmayan hakların paraya çevrilmesinde icra mahkemesinden satış usulünün sorulmasına imkân tanır; bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı hakkın niteliğine göre belirlenmelidir. Cebrî artırmada markanın kapsamı, tescil numarası, üzerine kayıtlı haklar ve ihale koşulları açık biçimde gösterilmelidir.

İhale kesinleştikten sonra cebrî satışa ilişkin belgelerle TÜRKPATENT sicilinde hak sahibi değişikliği talep edilir. Uygulama Yönetmeliği m.127/3-c ve 127/4, markanın cebrî icrayla satılmasını rehnin sona erme sebepleri arasında sayar ve satış belgesiyle rehin kaydının terkinini düzenler. Bununla birlikte birden fazla güvence veya 6750 sayılı Kanun’a özgü takip rejimi söz konusuysa, hangi hakların bedelden öncelikle karşılanacağı ve sicilde hangi yüklerin kalacağı icra dosyası ve uygulanabilir özel rejim üzerinden belirlenmelidir. Cebrî satışı, önceki bütün üçüncü kişi haklarının ayrım gözetmeksizin kendiliğinden ortadan kalkması şeklinde yorumlamak doğru değildir.

Haciz veya Rehin Markanın Süresini Uzatır mı? Nasıl Terkin Edilir?

Hayır. Uygulama Yönetmeliği m.126/2 ve m.127/5’e göre haciz veya rehin, marka hakkının sürdürülmesi için gerekli ücretlerin yatırılmaması ya da belgelerin sunulmaması nedeniyle hakkın sona ermesine engel değildir. Bu nedenle teminat alan kişinin sicilde bir hakkının bulunması, markanın ekonomik değerinin hukuken korunmasını tek başına sağlamaz. Marka yenileme sürelerinin izlenmesi, teminatın değerini koruma bakımından önem taşır.

Rehnin sona ermesi bakımından Uygulama Yönetmeliği m.127/3; alacağın herhangi bir nedenle sona ermesini, rehnin bağlandığı şart veya sürenin gerçekleşmesini ve cebrî satış hâlini düzenler. M.127/4’e göre sicilden terkin için alacaklının terkin talebi yapılabilir; rehin alacaklısının buna yanaşmaması durumunda hak sahibi terkin davası açıp kesinleşmiş kararı Kuruma sunabilir. Cebrî satışın belgelendirilmesiyle rehnin terkini de ayrıca düzenlenmiştir. 6750 sayılı Kanun kapsamındaki rehinlerin sona erme ve terkin usulü ise o rejimin özel sicil hükümleriyle birlikte yürütülmelidir.

Hacizde ise borcun ödenmesi, takibin ilgili nedenle sona ermesi veya İİK m.110 kapsamında satış süresinin geçirilmesi gibi olgular değerlendirilir. Resmî sicile kayıtlı mallara ilişkin İİK m.110 düzenlemesi, icra dairesiyle yazışmalar sonucunda haczin kalktığının belirlenmesi hâlinde sicil idaresince şerhin terkinini de öngörür. Markadan iradi vazgeçme ise haciz veya rehin terkininden farklı bir tasarruftur; kayıtlı menfaat sahiplerinin hakları gözetilmeden bu işlemler birbirinin yerine kullanılamaz.

İtirazlar, Deliller ve Yetkili Merci Nasıl Belirlenir?

Marka haczinde itiraz edilecek işlem ile izlenecek yol doğru sınıflandırılmalıdır. İcra müdürlüğünün haciz, kıymet takdiri, satış süresi veya ihale işlemleri bakımından icra hukuku şikâyeti ve ilgili kanun yolları gündeme gelebilir. Marka üzerinde mülkiyet veya üçüncü kişi hakkı iddiası ise koşullarına göre istihkak veya ayrı bir maddi hukuk uyuşmazlığı yaratabilir. Marka rehni sözleşmesinin geçerliliği, terkin veya alacak ilişkisinden doğan davalar, uyuşmazlığın niteliğine göre görev ve yetki kurallarıyla belirlenir. Her mesele sırf marka içeriyor diye otomatik olarak fikrî ve sınai haklar hukuk mahkemesinde görülmez.

İspat bakımından marka sicil kayıtları, rehin sözleşmesi ve ekleri, TARES kaydı bulunuyorsa ilgili kayıt, icra dosyası, haciz müzekkeresi, tebligatlar, kıymet takdiri raporu, lisans ve devir sözleşmeleri, borcun ifa edildiğini gösteren belgeler ve ihale tutanakları birlikte toplanmalıdır. Sicildeki kayıt tarihi kadar hukuki işlemin dayanağı ve kuruluş tarihi de belirleyicidir. İleri sürülen tedbirin hukuki niteliği, marka ihtiyati tedbiri ile bir icra haczinin aynı olmadığı dikkate alınarak açıklanmalıdır.

Marka Hakkının Haczi ve Rehni Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

1. Tescilli marka şirketten ayrı haczedilebilir mi?

Evet. SMK m.148/2 ile Uygulama Yönetmeliği m.126, markanın işletmeden bağımsız haczine imkân tanır. İcra talebinde borçluya ait somut marka hakkının tespiti ve ilgili icra koşullarının karşılanması gerekir.

2. Henüz tescil edilmemiş marka başvurusu rehnedilebilir veya haczedilebilir mi?

SMK m.148/8, hukuki işlemlere ilişkin kuralların başvurulara da uygulanacağını düzenler. Ancak başvurunun reddedilmesi veya işlemden kaldırılması hâlinde beklenen güvence değeri ortadan kalkabilir. Uygulama Yönetmeliği m.130/2, haciz veya rehnin başvuru işlemlerinin süresinde yapılmaması nedeniyle başvurunun işlemden kalkmasını engellemediğini açıkça belirtir.

3. Marka rehin sözleşmesi mutlaka noterden mi yapılmalıdır?

SMK m.148/4, genel olarak yazılı şekli; devir sözleşmesi için ayrıca noter onayını düzenler. Ancak TMK m.955/3 nedeniyle bireysel marka rehninde noter onayının gerekip gerekmediği öğretide tartışmalıdır. Noter onaylı sözleşme bu riski azaltır. 6750 sayılı Kanun kapsamında TARES’e tescille kurulan rehinlerde ise yazılı sözleşmenin sicile kabulü için noter onayı veya sicil yetkilisi huzurunda imza gibi özel şartlar bulunur.

4. TÜRKPATENT’e kaydedilmeyen marka rehni geçersiz mi olur?

SMK kapsamındaki bireysel rehinde sicile kayıt, kural olarak üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirlik yönünden önem taşır; yazılı sözleşmenin taraflar arasındaki etkisiyle aynı şey değildir. Buna karşılık 6750 sayılı Kanun kapsamında rehnin kurulması için o Kanun’un öngördüğü sicile tescil şartı aranır. Cevap, işlemin hukuki rejimine göre değişir.

5. Hacizli veya rehinli marka satılabilir mi?

Evet. Uygulama Yönetmeliği m.126/2 ve m.127/5, haciz veya rehnin markanın devrine tek başına engel olmadığını düzenler. Ancak devralanın sicildeki yükleri dikkate alması gerekir. İradi satış ile cebrî ihale farklı sonuçlar doğurabilir.

6. Marka haczedilince şirket markayı kullanmayı bırakmak zorunda mı?

Haciz işlemi, tek başına markanın kullanımının yasaklanması anlamına gelmez. Bununla birlikte borçlunun tasarrufları ve markanın ekonomik değerini etkileyen davranışları icra dosyasındaki kararlar ile üçüncü kişilerin hakları bakımından ayrıca değerlendirilebilir.

7. Borç ödenirse rehin kaydı kendiliğinden silinir mi?

Alacağın sona ermesi rehnin sona erme sebebidir; fakat sicil kaydının düzeltilmesi için gerekli terkin işlemi de tamamlanmalıdır. Rehin alacaklısının terkin talebine yanaşmaması hâlinde Uygulama Yönetmeliği m.127/4 çerçevesinde dava yoluna başvurulabilir.

8. Hacizli markanın satışını istemek için süre var mı?

İİK m.106’daki genel süre hacizden itibaren bir yıldır. Süresinde satış talebi ve gerekli giderlerin yatırılması önem taşır; süre geçirilirse İİK m.110’da haczin kalkması sonucu öngörülmüştür. Uygulanabilecek özel satış usulü ve dosyadaki işlemler ayrıca incelenmelidir.

Sonuç: Marka Üzerinde Güvence Kurulurken Hangi Kontroller Yapılmalı?

Marka hakkının haczi ve rehni, marka değerinin finansman ve alacak tahsili süreçlerinde kullanılmasını sağlar. Ancak güvenceyi etkili kılan yalnız sözleşmeye marka numarasının yazılması değildir. Önce hak sahipliği ve mevcut takyidatlar, sonra seçilen rehin rejiminin şekil ve sicil şartları, ardından marka değerlemesi, lisanslar, satış süresi ve hakların sona erme riski birlikte değerlendirilmelidir. Somut işlemde hak sahipliği, sicil, icra ve sözleşme belgelerinin birlikte incelenmesi için marka haklarına ilişkin hukuki danışmanlık kapsamında değerlendirme yapılabilir.

Yazar Avukat Fatih Sefer