patent yıllık ücret ödenmemesi, patent başvurusundan veya verilmiş patentten doğan hakların kaybına neden olabilir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 101. maddesine göre yıllık ücret, vadesinde ödenmemişse ek ücretle birlikte altı ay içinde ödenebilir. Bu süre de kaçırılırsa patent hakkı, yıllık ücretin vade tarihi itibarıyla sona erer. Ancak sona erme bildiriminin ardından iki aylık telafi imkânı bulunmaktadır. Belirli şartlarda hakların yeniden tesisi de gündeme gelebilir. Bu yolların süreleri, şartları ve üçüncü kişilere etkileri birbirinden farklıdır.
Yıllık ücret borcunun ne zaman doğduğu, ücretin hangi dosyaya ait olduğu, ödemenin gerçekleşip gerçekleşmediği ve Kurum bildirimlerinin tarihleri birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle altı aylık ek ödeme süresi ile sona erme bildiriminden sonra başlayan telafi süresinin karıştırılması, hak kaybının giderilmesini zorlaştırabilir.
Patent yıllık ücretleri neden ödenir?
Patent yıllık ücretleri, patent başvurusunun veya verilmiş patentin korunmasının devamı için öngörülen dönemsel yükümlülüklerdir. Bunlar başvuru, araştırma, inceleme veya patent belgesi düzenleme ücretlerinden farklıdır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.101/2, yıllık ücretlerin patentin koruma süresi boyunca ödenmesini düzenler. Bu nedenle patent başvurusunun henüz sonuçlanmamış olması, yıllık ücret yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Yıllık ücretler, patent hakkının devamını sağlayan hukuki düzenin bir parçasıdır. Ücretin ödenmemesi, buluşun teknik niteliğinin değiştiği veya patentlenebilirlik koşullarını kaybettiği anlamına gelmez. Buradaki sorun, korumanın devamı için gerekli mali yükümlülüğün yerine getirilmemesidir.
Patentin genel koruma süresinin nasıl hesaplandığı ve diğer sona erme nedenleri patent koruma süresi ve hakkın sona ermesi konusunda ayrıca ele alınmaktadır.
Patent verilmeden önce yıllık ücret ödenir mi?
Evet. SMK m.101/2, hem patent başvurusu hem de verilmiş patent bakımından yıllık ücret yükümlülüğünü düzenler. Patent belgesinin henüz düzenlenmediği veya inceleme sürecinin devam ettiği bir dosyada da ilgili dönem için yıllık ücret doğabilir.
Bu nedenle patent başvuru sürecinin devam ediyor olması, yıllık ücret takibinin ertelenmesi için yeterli değildir. Başvuru sahibi, başvuru dosyasındaki işlemlerle yıllık ücret takvimini ayrı ayrı izlemelidir.
Patent yıllık ücretleri ne zaman ödenir?
SMK m.101/2 ve Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m.106 uyarınca ilk yıllık ücret, başvuru tarihinden itibaren ikinci yılın sona erdiği tarihte ödenir. Bu ödeme üçüncü yılın yıllık ücreti olarak adlandırılır. Sonraki yıllarda da ödeme yükümlülüğü her yıl devam eder.
Yıllık ücretin vade tarihi, patent başvurusunun yapıldığı ay ve güne karşılık gelen tarihtir. Kurumun ayrıca bir ödeme hatırlatması göndermesi, normal vadenin doğması için şart değildir.
Örneğin 10 Nisan 2024 tarihinde yapılan bir patent başvurusunda ilk yıllık ücretin normal vadesi 10 Nisan 2026’dır. Sonraki yıllık ücretin normal vadesi ise 10 Nisan 2027 olur. Bu örnek, dosyaya özgü erteleme veya süre hesabını etkileyen ayrı bir durum bulunmadığı varsayımına dayanır.
Normal ödeme, ek ödeme ve telafi süreleri
| Aşama | Süre veya başlangıç | Hukuki sonuç |
|---|---|---|
| Normal yıllık ücret | Başvuru tarihinin ikinci yıl dönümünde başlayan yıllık ödeme takvimi | Ücret vadesinde ödenirse bu nedenle hak kaybı meydana gelmez. |
| Ek ücretli ödeme | Vade tarihini takip eden altı ay | Yıllık ücret, öngörülen ek ücretle ödenebilir. |
| Telafi işlemi | Hakkın sona erdiğine ilişkin bildirim tarihinden itibaren iki ay | Usulüne uygun telafi ödemesiyle hak, ödeme tarihinde yeniden geçerlilik kazanabilir. |
| Hakların yeniden tesisi | SMK m.107/2’deki özel şartlara ve süre sınırlarına tabidir. | Gerekli özenin gösterildiği kanıtlanır ve talep kabul edilirse hak kaybının sonuçları giderilebilir. |
Bu aşamalar birbirinin yerine geçmez. Özellikle telafi süresinin başlangıcı yıllık ücretin ilk vade tarihi değil, patent hakkının sona erdiğine ilişkin bildirimin tarihidir.
Altı aylık ek ödeme süresi nasıl işler?
SMK m.101/3 uyarınca normal vadede ödenmeyen yıllık ücret, vadeyi takip eden altı aylık süre içinde ek ücretle birlikte ödenebilir. Bu aşamada henüz kanunun 101/4. maddesindeki sona erme sonucu kesinleşmiş değildir; ilgili ödeme süresinde yerine getirilirse yıllık ücretin ödenmemesine bağlı sona erme gerçekleşmez.
Ek ödeme, normal yıllık ücretle aynı tutarda olmak zorunda değildir. Kurumun işlem ücretleri tarifesinde vadesinde ödenmeyen yıllık ücret için ayrı hesaplama bulunmaktadır.
TÜRKPATENT’in yayımladığı ücret tablosunda gecikmeli yıllık ücret, ödenmesi gereken yıllık ücrete harç dışındaki ücret unsuru üzerinden hesaplanan ilave tutar eklenerek belirlenmektedir. Güncel tabloda bu ilave oran %25 olarak gösterilmektedir. Bununla birlikte uygulanacak toplam ödeme tutarı, ilgili yılın tarifesi ve dosyanın durumuna göre hesaplanmalıdır.
Yıllık ücretler, gecikmeli ödeme kalemleri ve diğer işlem bedelleri için TÜRKPATENT patent işlem ücretleri tarifesi esas alınmalıdır.
Patent yıllık ücreti altı ay içinde de ödenmezse ne olur?
SMK m.101/4 gereğince yıllık ücretin normal vadede ve bunu takip eden altı aylık ek süre içinde ödenmemesi hâlinde patent hakkı sona erer. Ancak kanun, sona ermenin etkisini altı aylık sürenin sonuna değil, ödenmeyen yıllık ücretin asıl vade tarihine bağlamıştır.
Örneğin yıllık ücretin vadesi 10 Nisan olan bir dosyada altı aylık ek süre de ödeme yapılmadan geçirilirse, hakkın sona ermesinin esas alınacağı tarih 10 Ekim değil, 10 Nisan’dır.
Bu ayrım, hak sahibinin patentten doğan talepleri bakımından önemlidir. Çünkü sona ermenin hangi tarihten itibaren sonuç doğurduğu, üçüncü kişilerin faaliyetlerinin ve patentten kaynaklanan taleplerin değerlendirilmesini etkileyebilir.
Hukuki dayanak — SMK m.101/4 ve m.140/1-c: Yıllık ücretlerin kanunda öngörülen sürelerde ödenmemesi, patent hakkının sona erme nedenlerinden biridir. Sona erme bakımından yıllık ücretin vade tarihi esas alınır. Kurum, sona erme durumunu Bültende yayımlar.
Kurumun sona erme bildirimi zorunlu mudur?
SMK m.101/4, yıllık ücretlerin ödenmemesi üzerine patent hakkının sona erdiğine ilişkin bildirim yapılmasını ve durumun Bültende yayımlanmasını öngörür. Aynı hüküm uyarınca sona erme bildirimi, hakkın sona erdiği vade tarihinden başlayan bir yıllık sürenin bitimine kadar yapılır.
Burada iki bildirim türünün birbirinden ayrılması gerekir:
- Normal ödeme vadesi: Kurumun ayrıca hatırlatma yapmasına bağlı değildir.
- Hakkın sona erdiğine ilişkin bildirim: Kanunda özel olarak düzenlenmiştir ve iki aylık telafi süresinin başlangıcını oluşturur.
Dolayısıyla patent sahibinin normal vade için uyarı almamış olması, tek başına yıllık ücret ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Buna karşılık telafi süresinin hesabında sona erme bildiriminin tarihi belirleyicidir.
Ücret nedeniyle sona erme, patentin hükümsüzlüğü müdür?
Hayır. Patent hakkının yıllık ücret ödenmemesi nedeniyle sona ermesi ile patentin mahkeme kararıyla hükümsüz kılınması farklı hukuki kurumlar ve farklı sebeplerdir.
Yıllık ücretin ödenmemesinde korumanın devamı için gerekli ödeme yükümlülüğü söz konusudur. Patent hükümsüzlüğü davasında ise SMK m.138’de düzenlenen hükümsüzlük nedenleri değerlendirilir.
Patent sahibinin kendi iradesiyle patentten vazgeçmesi de ücret ödenmemesine bağlı sona ermeyle aynı işlem değildir. Bu ayrı tasarrufun koşulları patent başvurusunun geri çekilmesi ve patentten vazgeçme kapsamında incelenmelidir.
Patent yıllık ücreti için telafi işlemi nasıl yapılır?
Telafi işlemi, normal vade ve altı aylık ek ödeme süresi geçmesine rağmen yıllık ücretin ödenmemesi nedeniyle sona eren patent hakkının, kanunda öngörülen özel ödeme yoluyla yeniden geçerlilik kazanmasını sağlayan mekanizmadır.
SMK m.101/4’e göre patent hakkının sona erdiğine ilişkin bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde telafi ücretinin ödenmesi hâlinde patent hakkı, ücretin ödendiği tarih itibarıyla yeniden geçerlilik kazanır. Bu durum Bültende yayımlanır.
İki aylık telafi süresi ne zaman başlar?
Başlangıç olayı, patent hakkının sona erdiğine ilişkin bildirim tarihidir. Bu nedenle yıllık ücretin ilk vadesi, altı aylık ek ödeme süresinin sonu ve telafi süresinin başlangıcı ayrı ayrı kayıt altına alınmalıdır.
Örneğin yıllık ücretin vadesi 10 Nisan 2025 olan bir patent için altı aylık ek ödeme süresi de ödeme yapılmaksızın sona ermiş ve Kurumun sona erme bildirimi 20 Kasım 2025 tarihinde yapılmış olsun. Bu varsayımda iki aylık telafi süresinin hesabında 20 Kasım 2025 tarihli bildirim esas alınır; telafi işleminin son günü kural olarak 20 Ocak 2026 olur.
Somut dosyada bildirimin usulü, tarihi ve süre hesabına etki eden genel hükümler ayrıca kontrol edilmelidir. Yalnızca patent sicilinde sona erme kaydının görüldüğü tarihe bakılarak telafi süresinin başlangıcı belirlenmemelidir.
Telafi için sadece ücret ödemek yeterli midir?
Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m.106/4 uyarınca, patent hakkının yeniden geçerlilik kazanabilmesi için telafi ücretinin ödendiğini gösterir bilginin talep formuyla birlikte iki aylık süre içinde Kuruma sunulması gerekir.
Bu nedenle işlem, sadece banka hesabından bir ödeme yapılması olarak değerlendirilmemelidir. Ödemenin doğru patent dosyasına, doğru işlem türüyle ve ilgili süre içinde bağlanması önem taşır.
Telafi başvurusunda özellikle şu hususlar kontrol edilmelidir:
- Patent veya patent başvurusunun numarası ve hak sahibine ait kayıtlar.
- Ödenmediği bildirilen yıllık ücretin hangi döneme ait olduğu.
- Sona erme bildiriminin tarihi ve iki aylık sürenin hesabı.
- Uygulanacak tarifeye göre telafi ücretinin doğru hesaplanması.
- Telafi talebinin ve ödeme bilgisinin Kuruma usulüne uygun sunulması.
- İşlem sonucunda patent sicilinin ve Bülten kaydının kontrol edilmesi.
İşlem ücretleri tablosunda yıllık ücret için telafi ücreti, ödenmesi gereken ücretin 1,5 katı olarak gösterilmektedir. Ancak somut dosyada ilgili ücret kalemi, ödeme dönemi ve yürürlükteki tarife esas alınmalıdır.
Telafi ödemesi geçmişteki hak kaybını tamamen ortadan kaldırır mı?
Hayır. SMK m.101/4, telafi sonucunda hakkın yeniden geçerlilik kazanmasını ücretin ödendiği tarihe bağlar. Ayrıca m.101/5, hakkın sona ermesi sonucunda hak kazanmış üçüncü kişilerin kazanılmış haklarını açıkça korur.
Bu nedenle telafi ücretinin ödenmesi, geçmişteki bütün hukuki sonuçların kendiliğinden silindiği anlamına gelmez. Yeniden geçerliliğin üçüncü kişilere etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
Telafi süresi kaçırılırsa patent hakkı yeniden tesis edilebilir mi?
Telafi süresinin kaçırılması hâlinde SMK m.107’deki hakların yeniden tesisi düzenlemesi, somut olayın şartlarına göre incelenebilir. Ancak bu yol, telafi süresini kaçıran herkese tanınmış koşulsuz bir ek ödeme süresi değildir.
Hakların yeniden tesisi talebi bakımından, süreye uyulamamasına rağmen şartların gerektirdiği özenin gösterildiğinin ortaya konulması gerekir. Başka bir ifadeyle, süre kaçırma nedeninin ve alınmış önlemlerin belgeye dayalı biçimde açıklanması önemlidir.
İşlemlerin devam ettirilmesi ile hakların yeniden tesisi aynı şey midir?
Hayır. SMK m.107 iki farklı usul düzenler.
İşlemlerin devam ettirilmesi, m.107/1 kapsamında patent başvurusuna ilişkin bazı sürelerin kaçırılmasında uygulanabilen bir yoldur. Ancak m.107/4, m.101/4’teki telafi ücretinin ödenmesi için verilen süre bakımından bu usule başvurulamayacağını açıkça belirtir.
Hakların yeniden tesisi ise m.107/2’de düzenlenmiştir. Patent başvurusu veya patentle ilgili işlemlerde şartların gerektirdiği özen gösterilmiş olmasına rağmen uyulması gereken sürenin kaçırılması sonucu hak kaybı oluştuğunda, kanuni şartlar içinde talep edilebilir.
Dolayısıyla iki aylık telafi süresi geçtikten sonra, sadece işlemlerin devam ettirilmesi ücreti ödenerek patentin yeniden geçerli olacağı kabul edilemez. Hakların yeniden tesisi için ayrı değerlendirme gerekir.
Hakların yeniden tesisi için hangi süreler geçerlidir?
SMK m.107/2’de temel olarak iki süre sınırı bulunmaktadır:
- Süreye uyulamama nedeninin ortadan kalkmasından itibaren iki ay.
- Uyulamamış olan sürenin bitiminden itibaren bir yılı aşmayan üst sınır.
Hakların yeniden tesisi talebi, bu süre şartları içinde ve ilgili ücret ödenerek yapılmalıdır. Yıllık ücretin ödenmemesi dosyasında hangi işlemin süresinin kaçırıldığı ve üst sınırın hangi tarihten hesaplanacağı ayrıca belirlenmelidir.
SMK m.107/5 uyarınca, işlemlerin devam ettirilmesi veya hakların yeniden tesisi için öngörülen sürelerin kaçırılması hâlinde aynı maddeye dayanılarak yeniden bir süre kazanılamaz.
Gerekli özen nasıl ispatlanır?
Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m.115/3 uyarınca hakların yeniden tesisi talebine dayanak olan gerekçeler ve bunları kanıtlayan bilgi ve belgeler taleple birlikte sunulur.
Gerekli özen değerlendirmesinde somut olayın niteliğine göre şu deliller önem kazanabilir:
- Yıllık ücretleri izlemek için oluşturulmuş ödeme takvimleri ve hatırlatma kayıtları.
- Patent sahibinin veya yetkili temsilcisinin gerçekleştirdiği işlemlere ait tarihli belgeler.
- Ödeme talimatları, banka kayıtları ve başarısız işlem bildirimleri.
- İleri sürülen teknik arızayı veya işlem engelini gösteren doğrulanabilir kayıtlar.
- Süre kaçırmaya yol açan nedenin başlangıcını ve ortadan kalktığı tarihi gösteren belgeler.
- Engelin ortaya çıkmasından sonra hak sahibinin gerçekleştirdiği işlemleri gösteren kayıtlar.
Bu belgelerin bulunması, talebin mutlaka kabul edileceği anlamına gelmez. Önemli olan, şartların gerektirdiği özenin gösterilip gösterilmediği ile süre kaçırma nedeni arasındaki ilişkinin ortaya konulmasıdır.
Örneğin yalnızca “ödeme unutuldu” açıklaması, tek başına gerekli özenin ispatı için yeterli kabul edilemez. Buna karşılık belgelenmiş bir işlem engeli, önceden alınmış tedbirler ve engelin kaldırılmasından sonraki davranışlar birlikte değerlendirilmesi gereken olgulardır.
Hakların yeniden tesisi talebinin kabul edilmesi hâlinde SMK m.107/2 gereğince süreye uyulmamış olmanın getirdiği hukuki sonuçlar doğmamış sayılır. Bununla birlikte m.107/3, aradaki dönemde iyi niyetle faaliyete başlayan üçüncü kişilere ilişkin özel bir koruma öngörmektedir.
Patent yeniden geçerlilik kazandığında üçüncü kişilerin hakları ne olur?
Patent korumasının sona erdiği dönemde üçüncü kişilerin buluş üzerinde gerçekleştirdikleri işlemler, sonradan yapılacak telafi veya hakların yeniden tesisi işlemlerinin etkisini belirleyebilir.
SMK m.101/5’e göre patent hakkının yeniden geçerlilik kazanması, hakkın sona ermesi sonucunda hak kazanmış üçüncü kişilerin kazanılmış haklarını etkilemez. Bu hakların varlığı ve kapsamı mahkeme tarafından belirlenir.
SMK m.107/3 ise hakların yeniden tesisi bakımından daha özel bir düzenleme içerir. Hak kaybından yeniden tesis kararının yayımlanmasına kadar geçen dönemde, buluşu Türkiye’de iyi niyetle kullanan veya kullanım için ciddi ve gerçek tedbirler alan kişiler, işletmelerinin makul ihtiyaçlarını karşılayacak ölçüde buluşu ücretsiz kullanmaya devam edebilir.
Bu iki hüküm aynı sonuca dayanan tek bir genel izin olarak değerlendirilmemelidir. Birincisi yıllık ücretin telafisi sonucunda kazanılmış hakların korunmasına, ikincisi hakların yeniden tesisinde belirli iyi niyetli kullanımların devamına ilişkindir.
Üçüncü kişinin üretime başlaması örneği
Bir patentin yıllık ücret ödenmemesi nedeniyle sona erdiğini ve bu dönemde başka bir işletmenin patent konusu teknik çözümü kullanmaya başladığını varsayalım. Daha sonra patent sahibi telafi ücretini ödeyerek patentin yeniden geçerlilik kazanmasını sağlamış olsun.
Bu durumda yalnızca patentin yeniden geçerli olması, üçüncü kişinin aradaki dönemde kazandığı bütün hakların ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Üçüncü kişinin faaliyetinin başlangıcı, hakkın sona ermesinden doğan hukuki konumu, yaptığı yatırımlar ve ileri sürdüğü kazanılmış hakların kapsamı somut delillerle değerlendirilmelidir. Uyuşmazlık hâlinde SMK m.101/5 uyarınca bu hakların kapsamını mahkeme belirler.
Bu konunun, patentin geçerli olduğu dönemde gerçekleşen izinsiz kullanım iddialarından ayrılması gerekir. Genel ihlal koşulları ve talepler patent hakkına tecavüz davası kapsamında ayrıca incelenmektedir.
Patent yıllık ücret uyuşmazlığında hangi belgeler önemlidir?
Yıllık ücretin ödendiği veya ödemenin süresinde gerçekleştirildiği iddiası, yalnızca soyut beyanla değil, doğru dosyaya ilişkin işlem kayıtlarıyla desteklenmelidir.
| Belge veya kayıt | Hangi soruyu cevaplar? |
|---|---|
| Patent başvuru belgesi | Başvuru tarihi ve yıllık ücret takviminin başlangıcı nedir? |
| Patent sicili ve dosya geçmişi | Hangi yıllık ücret dönemi bakımından hak kaybı kaydedilmiştir? |
| Ödeme dekontu | Ödeme hangi tarihte, hangi tutarda ve hangi işlem için yapılmıştır? |
| Elektronik işlem kayıtları | Ödeme ve talep doğru patent dosyasına bağlanmış mıdır? |
| Kurum bildirimi | Sona erme bildirimi ne zaman yapılmıştır? |
| Patent Bülteni kaydı | Hakkın sona ermesi veya yeniden geçerlilik kazanması ne zaman ilan edilmiştir? |
| Temsilci yazışmaları | Ödeme takibi ve süre kaçırma nedeni hakkında hangi işlemler gerçekleştirilmiştir? |
| Teknik ve mali işlem kayıtları | İleri sürülen işlem engeli ve gerekli özen iddiası doğrulanabilir mi? |
Özellikle banka dekontunda yer alan ödeme tarihinin tek başına yeterli olup olmadığı, ödemenin Kurum sisteminde hangi dosya ve işlem bakımından kabul edildiğine göre değerlendirilmelidir.
Yıllık ücret yanlış patent numarasına yatırılmışsa ne yapılır?
Yanlış dosyaya ilişkilendirilmiş bir ödeme, doğru patentin yıllık ücret yükümlülüğünün kendiliğinden yerine getirildiğini göstermeyebilir.
Öncelikle ödeme talimatı, dekont, işlem referansı, Kurum kayıtları ve varsa elektronik başvuru belgeleri karşılaştırılmalıdır. Maddi hatanın düzeltilmesine ilişkin başvuru gerekip gerekmediği ve düzeltme talebinin kabul edilip edilemeyeceği, hatanın türüne ve ilgili mevzuata göre değerlendirilir.
Hak sahibinin ödeme talimatını süresinde vermiş olması ile yıllık ücretin ilgili patent dosyası bakımından usulüne uygun ödenmiş sayılması aynı olgu değildir. Uyuşmazlıkta bu ayrımın delillerle ortaya konulması gerekir.
Yıllık ücret yükümlülüğü patent sahibinin değişmesinden etkilenir mi?
Patent devredildiğinde yıllık ücretlerin hangi tarafça karşılanacağı, devir sözleşmesinin hükümlerine göre taraflar arasında düzenlenebilir. Ancak tarafların kendi aralarındaki ödeme paylaşımı, kanundan doğan ücret yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Özellikle bir patente ilişkin devir, lisans veya teminat ilişkisinde yıllık ücretlerin ödenmemesi, hakkın ekonomik değerini ve sözleşmenin uygulanmasını etkileyebilir.
Bu nedenle devir işlemlerinde geçmiş dönem ödemelerinin kontrolü ve gelecek dönem sorumluluğunun belirlenmesi önemlidir. Bu hususlar patent devir sözleşmesi ile patentin rehin ve teminat olarak kullanılması konularıyla bağlantılıdır.
Hak sahibinin değiştiği dosyalarda, Kurum kayıtları ile sözleşmesel yükümlülüklerin birlikte incelenmesi, ücret ödeme sorumluluğu ve olası hak kaybının sonuçlarının tespiti bakımından önem taşır.
Avrupa patenti veya PCT başvurusu için yapılan ödemeler Türkiye’deki yıllık ücreti karşılar mı?
Uluslararası veya bölgesel başvuru sistemlerinde yapılan ödemelerin, Türkiye’deki yıllık ücret yükümlülüğünü otomatik olarak karşıladığı varsayılamaz. Hangi kurumun hangi dönemde ücret almaya yetkili olduğu, başvurunun veya patentin izlediği hukuki yola göre değişebilir.
Özellikle Avrupa patentine ilişkin Türkiye’deki işlemler ile ulusal yıllık ücretlerin ayrımı, Avrupa patentinin Türkiye’de geçerli kılınması çerçevesinde incelenmelidir. PCT yoluyla yapılan başvurularda ise Türkiye ulusal aşamasının durumu dikkate alınmalıdır.
Yurt dışındaki bir kurum veya vekile yapılan ödeme, Türkiye’deki ilgili patent dosyasının yıllık ücreti bakımından ayrıca doğrulanmalıdır.
Yargıtay kararlarında yıllık ücretin ödenmemesinin önemi
Patent başvurusundan doğan hakların sona ermesi, bu haklara dayanılarak ileri sürülen taleplerin değerlendirilmesinde belirleyici olabilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 31.10.2022 tarihli, 2021/3789 E. ve 2022/7570 K. sayılı kararına konu uyuşmazlıkta, patent başvurusuna dayanılarak ileri sürülen tecavüz iddiaları değerlendirilmiştir. İlk derece mahkemesi, başvurunun patentlenebilirlik yönünden karşılaştığı sorunların yanı sıra yıllık ücretin ödenmemesi nedeniyle başvurudan doğan hakların sona erdiğini de dikkate almıştır.
Yargıtay, özellikle dava konusu patent başvurusunun hükümden düşmüş olması nedeniyle patent hakkından doğan sonuçları doğuramayacağını belirterek bölge adliye mahkemesinin ret kararını onamıştır.
Karar, yıllık ücret yükümlülüğünün başvuru aşamasında da önem taşıdığını göstermektedir. Bununla birlikte uyuşmazlıkta patentlenebilirlik ve başvurunun durumu da değerlendirilmiş olduğundan, kararın sonucu yalnızca ücretin ödenmemesine dayanan her dosyaya aynı şekilde uygulanamaz.
Somut olayda uygulanacak mevzuatın, başvuru tarihinin, patentin durumunun ve ileri sürülen taleplerin ayrıca incelenmesi gerekir.
Patent yıllık ücretlerinin ödenmemesi hakkında sıkça sorulan sorular
1. Patent yıllık ücreti bir gün gecikirse patent hemen sona erer mi?
Hayır. SMK m.101/3, yıllık ücretin normal vadede ödenmemesi hâlinde ek ücretle birlikte vadeyi takip eden altı ay içinde ödenebilmesine imkân tanır. Ancak bu ek süre de kaçırılırsa sona ermenin etkisi asıl vade tarihinden itibaren doğar.
2. Patent yıllık ücretinin ilk ödemesi kaçıncı yılda yapılır?
İlk yıllık ücret, başvuru tarihinden itibaren ikinci yılın sona erdiği tarihte, üçüncü yılın ücreti olarak ödenir. Daha sonra ilgili yıllık ücretler koruma süresi boyunca her yıl vadesinde ödenir.
3. Patent hakkı sona erdikten sonra telafi için kaç ay vardır?
SMK m.101/4 uyarınca patent hakkının sona erdiğine ilişkin bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde telafi ücreti ödenebilir. Yönetmelik m.106/4 gereğince ödeme bilgisinin ilgili talep formuyla birlikte süresinde Kuruma sunulması da gerekir.
4. Telafi ücretinin ödenmesiyle patent eski tarihinden itibaren geçerli olur mu?
SMK m.101/4’e göre patent, telafi ücretinin ödendiği tarih itibarıyla yeniden geçerlilik kazanır. Kanunun 101/5. maddesi, sona erme sonucunda hak kazanmış üçüncü kişilerin kazanılmış haklarını korur. Bu nedenle telafi, aradaki bütün hukuki sonuçları kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
5. Telafi süresi de kaçırılmışsa başka bir başvuru yapılabilir mi?
Somut şartlar mevcutsa SMK m.107/2 kapsamında hakların yeniden tesisi değerlendirilebilir. Ancak şartların gerektirdiği özenin gösterilmesi, süre kaçırma nedeninin belgelenmesi ve kanuni başvuru sürelerine uyulması gerekir. Telafi süresini kaçıran herkes için otomatik bir yeniden geçerlilik hakkı bulunmamaktadır.
6. Yıllık ücretin ödenmemesi patentin hükümsüzlüğü anlamına mı gelir?
Hayır. Yıllık ücretin ödenmemesi SMK m.101 ve m.140 kapsamında sona erme nedenidir. Patentin hükümsüzlüğü ise ayrı kanuni sebeplere ve yargısal değerlendirmeye dayanır. Bu iki hukuki sonuç ve bunların geçmişe etkileri birbirine karıştırılmamalıdır.
7. Faydalı model yıllık ücretleri için de aynı kurallar geçerli midir?
SMK m.145/1 gereğince, faydalı modelin özelliğiyle çelişmeyen ve faydalı modele ilişkin özel hüküm bulunmayan durumlarda patentlere ilişkin hükümler faydalı modellere de uygulanır. Bu çerçevede yıllık ücret ve hak kaybı hükümleri faydalı model bakımından da önemlidir. Ancak faydalı modelin koruma süresi ve özel koşulları ayrıca dikkate alınmalıdır. Ayrıntılar faydalı modelin şartları ve koruma süresi kapsamında ele alınmaktadır.
Sonuç
Patent yıllık ücretinin ödenmemesi nedeniyle ortaya çıkan hak kaybının değerlendirilmesinde üç temel tarih belirleyicidir: yıllık ücretin asıl vadesi, altı aylık ek ödeme süresinin sonu ve patent hakkının sona erdiğine ilişkin bildirim tarihi. Normal vade ve ek süre geçtikten sonra patent hakkı, ücretin asıl vade tarihi itibarıyla sona erer; bildirimden itibaren iki aylık telafi işlemiyle yeniden geçerlilik kazanabilir.
Telafi işlemi, hakların yeniden tesisiyle aynı hukuki sonucu ve şartları taşımaz. Özellikle yeniden geçerlilik tarihi, üçüncü kişilerin kazanılmış hakları, ödeme kayıtları ve kaçırılan sürenin nedeni ayrı ayrı incelenmelidir. Somut dosyada yıllık ücretin yanlış hesaplanması, ödemenin hatalı dosyaya bağlanması veya telafi süresinin kaçırılması gibi durumlarda ilgili bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi gerekir.
Patent yıllık ücretlerine ilişkin hak kaybı, telafi işlemleri veya Kurum kararları nedeniyle ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıklarda patent hukuku alanında hukuki danışmanlık ve dava takibi kapsamında dosyanın niteliğine göre değerlendirme yapılabilir.
Yazar Avukat Fatih Sefer