Cinsel saldırı suçu, TCK m. 102’de düzenlenir ve failin cinsel davranışlarla on sekiz yaşını doldurmuş bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal etmesidir. Temel hâlde ceza beş yıldan on yıla kadar hapis, eylemin sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle işlenmesi hâlinde ceza on iki yıldan az olamaz. Nitelikli hâllerin varlığında bu cezalar yarı oranında artırılır. Suçu cinsel tacizden ayıran mutlak ölçüt mağdurun bedenine fiziksel temasın bulunmasıdır.
Bu makalede cinsel saldırı suçu ve cezası; unsurları, sarkıntılık sınırı, nitelikli hâlleri, rızanın geçerlilik koşulları, evlilik içi cinsel saldırıda şikâyet rejimi, ispat standartları, içtima kuralları, zamanaşımı ve infaz rejimi bakımından madde metni ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihadı ışığında ele alınmaktadır. Uygulamada en çok tartışılan üç eşik öne çıkıyor: sarkıntılık ile temel şekil arasındaki sınır, nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs ile tamamlanmış basit cinsel saldırı ayrımı ve mağdurun ilk beyanından dönmesinin hükme etkisi.
Kanun Metni
Cinsel saldırı — TCK Madde 102 (Değişik: 18/6/2014-6545/58 md.)
(1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.
(3) Suçun; a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından, d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte, e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır.
(4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
Cinsel Saldırı Suçu Nedir?
Cinsel saldırı, failin cinsel arzularını tatmin amacına yönelik davranışlarla kişinin vücut dokunulmazlığını ihlal etmesidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2023/417 E., 2023/673 K., 20.12.2023 sayılı kararında tanımı bu şekilde ortaya koymuştur. Tanım iki unsuru zorunlu kılar: eylemin cinsel amaçla yapılması ve mağdurun bedenine fiziksel temas içermesi.
Suçla korunan hukuki değer bireyin cinsel özgürlüğüdür; kişilerin kendi vücutları üzerinde serbestçe tasarruf edebilme hakkı korunan menfaatin özünü oluşturur.
Temas olmaksızın gerçekleştirilen cinsel amaçlı eylemler bu suçu değil, TCK m. 105 kapsamında cinsel taciz suçunu oluşturur. Mağdurun on beş yaşını tamamlamamış olması veya on beş-on sekiz yaş arasında olup fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamaması hâlinde ise TCK m. 103 kapsamında çocukların cinsel istismarı suçu gündeme gelir.
Suçun Unsurları
Fail Kimdir?
Cinsel saldırı genel suç niteliğindedir; kanun failin belirli bir sıfat taşımasını aramaz. Failin kadın ya da erkek, Türk vatandaşı ya da yabancı olması suçun oluşumunu etkilemez. Aynı cinsiyetten kişilerin birbirine karşı bu suçu işlemesi de mümkündür. TCK m. 102/3 kapsamındaki bazı nitelikli hâllerde failin belirli bir konumda bulunması cezayı artıran unsur olarak karşımıza çıkar.
Mağdur Kimdir?
Suç tarihinde on sekiz yaşını doldurmuş olmak, TCK 102 uygulamasında mağdur sıfatının temel koşuludur. Mağdur kadın ya da erkek olabilir; failin mağdurla aynı cinsiyette bulunması suçun oluşumunu engellemez. Evliliğin mağdur sıfatını ortadan kaldırmadığı, eşe karşı da bu suçun işlenebileceği yerleşik içtihatla sabittir.
Fiil Nedir?
TCK m. 102 serbest hareketli bir suç tipidir; failin belirli bir hareket biçimiyle eylemi gerçekleştirmesi aranmaz. Kanun fiilleri yoğunluk ve nitelik bakımından üç kademeye ayırmıştır: sarkıntılık düzeyinde temas, temel şekildeki cinsel saldırı ve vücuda organ veya sair cisim sokma. Her kademenin sınırları Yargıtay içtihadıyla ayrıntılı biçimde belirlenmiştir.
Manevi Unsur Nedir?
Suç yalnızca kasten işlenebilir; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Failin cinsel arzularını tatmin amacı taşıması aranmakla birlikte, bu amacın nesnel olarak eylemden anlaşılıp anlaşılamayacağı esas ölçüttür.
Sarkıntılık ile Cinsel Saldırı Arasındaki Fark Nedir?
TCK m. 102/1 suçun iki ayrı biçimini düzenler: temel şekil ve sarkıntılık suretiyle işlenen daha hafif şekil. Bu ayrım uygulamada en çok tartışılan meselelerden biridir; nitelendirme hem ceza miktarını hem zamanaşımı süresini doğrudan etkiler.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2019/172 E., 2020/294 K., 16.06.2020 sayılı kararında sarkıntılığın ölçütlerini ortaya koymuştur: basit cinsel saldırı yoğunluğuna ulaşmayan, devamlılık göstermeyen, ani ve kesintili davranışlar. Failin kastı, eylemin yöneldiği vücut bölgesi, temas sayısı ve süresi bu ayrımda belirleyicidir.
Sarkıntılık olarak nitelendirilen somut eylemler: arabada bacak okşama, kıyafet içine el sokarak karın okşama, kalçaya dokunup kaçma ve yoldan geçen kişinin kalçasını avuçlama (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/12324 E., 2023/7181 K., 06.11.2023). Eylemin ani ve kısa süreli olması, vücudun sıkılıp hemen kaçılması sarkıntılık sınırında kaldığını gösterir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2024/1082 E., 2024/6215 K., 24.06.2024).
Buna karşın mağdurun yüzünü tutup uzun süre öpme, göğüs elleme ve birden fazla temas içeren sürekli eylemler temel şekildeki cinsel saldırı olarak değerlendirilmektedir.
Sarkıntılığın müstakil bir suç tipi mi yoksa cinsel saldırının daha hafif cezalı bir hâli mi olduğu tartışmalıdır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2022/1758 E., 2022/9067 K., 13.10.2022 sayılı kararındaki karşı oy, bu ayrımın zamanaşımı hesabını doğrudan etkilediğini vurgulamaktadır.
Cinsel Saldırı Suçunun Cezası Nedir?
| Suç Şekli | Madde | Ceza | Takip |
|---|---|---|---|
| Sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı | 102/1 — 2. cümle | 2–5 yıl hapis | Şikâyete bağlı |
| Cinsel saldırı (temel şekil) | 102/1 — 1. cümle | 5–10 yıl hapis | Şikâyete bağlı |
| Vücuda organ veya sair cisim sokma | 102/2 | 12 yıldan az olmamak üzere hapis | Re’sen (eşe karşı: şikâyete bağlı) |
| Nitelikli hâllerin varlığı | 102/3 | Yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır | Re’sen |
| Cebrin kasten yaralamanın ağır neticelerine yol açması | 102/4 | Ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır | Re’sen |
| Mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü | 102/5 | Ağırlaştırılmış müebbet hapis | Re’sen |
Nitelikli hâllerdeki artırım yalnızca 102/2’ye değil, 102/1’deki her iki şekle de uygulanır. Kanun “yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar” ifadesini kullandığından, sarkıntılık ve temel şekil bakımından da yarı oranında artırım yapılır.
Vücuda Organ veya Cisim Sokulması (TCK 102/2)
TCK m. 102/2, fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde cezayı on iki yıldan az olmamak üzere belirlemektedir. Uygulamada tecavüz olarak bilinen suç şekli budur.
Nitelikli hâlin oluşması için fiilin bu şekilde gerçekleştirilmesi ya da failin kastının bu yönde olması gerekir. Failin amacı organ sokmak olmaksızın yalnızca cinsel duygularını tatmine yönelikse eylem temel şekildeki cinsel saldırı olarak nitelendirilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2016/541 E., 2017/185 K., 28.03.2017).
Teşebbüs ile Tamamlanmış Suç Ayrımı
Teşebbüs ile tamamlanmış suç arasındaki sınır, özellikle TCK 102/2 bakımından belirleyicidir; ayrımın yanlış kurulması sanık aleyhine çok daha ağır bir cezayla sonuçlanabilir.
Temel ilke şudur: organ sokmaya yönelik elverişli icra hareketlerine başlanmadıkça, mağduru soymaya veya öpmeye çalışmak gibi eylemler nitelikli saldırıya teşebbüs değil, tamamlanmış temel şekildeki cinsel saldırı olarak nitelendirilir. Mağduru öpmeye çalışıp pantolonunu indirmeye çalışarak tehdit eden sanığın eylemi, organ sokmaya yönelik icrai hareket bulunmadığından tamamlanmış cinsel saldırı sayılmıştır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/11409 E., 2024/421 K., 17.01.2024).
Gece vakti bıçakla eve girip mağdura yönelik söylem geliştiren sanığın eyleminin cinsel saldırıya teşebbüs sayıldığı örnekler de bulunmaktadır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2018/6 E., 2021/517 K., 02.11.2021). Organ sokmak suretiyle icrai hareketlere başlanmasına karşın imkânı varken kendiliğinden bırakılması hâlinde ise tamamlanmış temel şekildeki cinsel saldırı nitelendirmesi yapılmaktadır.
Nitelikli Hâller (TCK 102/3)
TCK m. 102/3 beş nitelikli hâl düzenler ve bu hâllerin varlığında cezanın yarı oranında artırılmasını öngörür.
a) Kendini Savunamayacak Durumdaki Kişiye Karşı
Ağır zekâ geriliği, akıl hastalığı, alkol veya uyuşturucu etkisiyle bilinç yitimi ve derin uyku hâli bu bent kapsamındadır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2013/6565 E., 2014/2112 K., 20.02.2014). Akıl hastalığının hem suçun kurucu unsuru hem nitelikli hâl olarak ikinci kez uygulanmasının çifte değerlendirme yasağına aykırı olabileceğine ilişkin tartışma, Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin 2021/801 E., 2021/2718 K. ve 2016/5195 E., 2020/4930 K. sayılı kararlarındaki karşı oy yazılarıyla güncelliğini korumaktadır.
b) Nüfuzun Kötüye Kullanılması
Bu bendin uygulanabilmesi için failin konumunun mağdur üzerinde gerçek bir otorite yaratması zorunludur. Hasta doktorunu serbestçe seçip reddedebileceğinden doktor-hasta ilişkisi bu bent kapsamında nüfuz ilişkisi sayılmaz; failin yalnızca görevin sağladığı kolaylıktan faydalanması bu artırım için yeterli değildir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2023/417 E., 2023/673 K., 20.12.2023; Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/13588 E., 2024/6401 K., 26.06.2024). Buna karşın öğretmen-öğrenci, müdür-memur, gardiyan-tutuklu ilişkilerinde hiyerarşi açık olduğundan nitelikli hâl uygulanır.
c) Kan veya Kayın Hısımlığı
Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı içinde bulunan kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından işlenmesi bu nitelikli hâli oluşturur. Kaynana-damat (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/27907 E., 2022/3354 K., 11.04.2022) ve kayınpeder-gelin (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2011/14244 E., 2013/10575 K., 24.10.2013) ilişkilerinin bu kapsama girdiği teyit edilmiştir.
d) Silahla veya Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte
Silah kavramı geniş yorumlanır; saldırı amacıyla imal edilmemiş olsa bile yaralayıcı özelliği bulunan bir cisim TCK m. 6/1-f kapsamında silah sayılır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2017/889 E., 2017/3177 K., 08.06.2017). Birden fazla kişi tarafından işlenmesinde her failin bizzat mağdura temas kurması aranmaz.
e) Toplu Yaşam Ortamının Sağladığı Kolaylık
Yetiştirme yurdu, ceza infaz kurumu, öğrenci yurdu, okul pansiyonu, kışla, hastane ve huzurevi gibi zorunlu bir arada yaşama hâlinin geçerli olduğu yerler bu kapsamdadır; iradi olarak girilen mekânlar kapsam dışıdır. Tramvay (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/17055 E., 2024/6098 K., 13.06.2024) ve dolmuş (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/9103 E., 2023/914 K.; 2021/8700 E., 2024/9373 K.) bu bent kapsamı dışındadır. Stadyum, sinema, otobüs ve pazar yeri de kapsam dışıdır. Sanığın misafir olarak bulunduğu evin toplu yaşam ortamı sayılamayacağı da belirlenmiştir (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi, 2017/104 E., 2017/538 K., 09.05.2017).
Cebir, Yaralama ve Ağır Neticeler (TCK 102/4-5)
Cinsel saldırı sırasında uygulanan cebir çoğu zaman mağdurda yaralanmaya yol açar. TCK m. 102/4 bu durumu, cebrin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde ayrıca kasten yaralama hükümlerinin uygulanacağı şeklinde çözmüştür.
Ölçüt neticenin ağırlığıdır. Cebir, TCK m. 86/1 kapsamında basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek bir yaralanmaya yol açmışsa bu yaralama cinsel saldırının cebir unsuru içinde kalır ve ayrıca ceza verilmez (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2019/16 E., 2021/281 K., 15.06.2021; Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2015/305 E., 2015/5570 K., 13.04.2015).
Cebrin TCK m. 87 kapsamındaki ağır neticelere — kemik kırığı, uzuv yitimi, duyu veya organ işlev kaybı — yol açması hâlinde ise tablo değişir; gerçek içtima hükümlerine göre her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırma yapılır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2024/1277 E., 2025/565 K., 22.01.2025).
TCK m. 102/5 uyarınca suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur. Bu, netice sebebiyle ağırlaşmış bir suç hâlidir.
Ruh Sağlığının Bozulması Hâlâ Nitelikli Hâl midir?
Hayır. Beden veya ruh sağlığının bozulması, TCK 102 bakımından artık ayrı bir netice sebebiyle ağırlaşmış hâl değildir. Bu hüküm 6545 sayılı Kanun’la 18.06.2014 tarihinde madde metninden çıkarılmıştır. Aynı değişiklik TCK 103’te de yapılmıştır.
Tespit pratikte önemlidir; çünkü konuyla ilgili birçok kaynak hâlâ mülga hükme göre yazılmıştır. Ruh sağlığının bozulduğunun tespiti için özel heyet raporu aranmasına ilişkin usul kuralları ve bu artırıma dair içtihat, suç tarihi 18.06.2014 öncesinde kalan dosyalar ile lehe kanun değerlendirmesi bakımından geçerliliğini korur.
Suç tarihi bu tarihten sonra olan dosyalarda mağdurun psikolojik durumu artık ayrı bir ceza artırımı değil, iki ayrı başlıkta değerlendirilir: TCK m. 61 uyarınca temel cezanın belirlenmesinde meydana gelen zararın ağırlığı ölçütü kapsamında ve manevi tazminat talebinin dayanağı olarak. Psikolojik raporun tarihlendirilmesi bu bakımdan önem taşımaya devam etmektedir; mağdurda tespit edilen travma sonrası stres bozukluğu ve depresyonun hangi tarihteki eylemden kaynaklandığına dair açık tıbbi değerlendirme yapılmaması eksik inceleme nedeni sayılmıştır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2014/6984 E., 2014/11064 K., 14.10.2014).
Rıza Ne Zaman Geçerli, Ne Zaman Geçersizdir?
Rızanın varlığı cinsel saldırı suçunun oluşumunu doğrudan ortadan kaldırır; suç mağdurun rızası hilafına işlenebilir. Ancak her rıza beyanı hukuken geçerli sayılmaz; rızanın özgür iradeyle verilmesi ve rıza ehliyetinin mevcut olması zorunludur.
Akıl hastasının rızası hukuken değer taşımaz; akıl hastası bireylerin rıza ehliyetine sahip olmadığı hükme bağlanmıştır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2021/801 E., 2021/2718 K.). Talep dışı tıbbi muayene ve okşama eylemlerinin rıza kapsamı dışında kaldığı da sabittir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2023/417 E., 2023/673 K., 20.12.2023).
Rücu beyanı, yani mağdurun ilk ifadesinden dönmesi, kural olarak hükme esas alınmaz. Mağdurun soruşturma aşamasındaki rızasızlık beyanından sonradan dönerek rızasının olduğunu belirtmesi, aile içi baskı sonucu gerçekleştiği kabul edilerek hükme esas alınmamıştır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2023/571 E., 2024/31 K., 24.01.2024). Mahkemeler ilk tutarlı beyanı esas alır; sonradan verilen çelişkili ifadeyi değil.
Alkol, Uyuşturucu ve Uyku Hâlinde Rıza
Mağdur alkol veya uyuşturucu etkisiyle ya da uyku hâlinde bilinç yitimi yaşıyorsa verilen rıza geçersizdir. Bu hâl aynı zamanda TCK m. 102/3-a kapsamında kendini savunamayacak durumda bulunma nitelikli hâlini oluşturur ve cezanın yarı oranında artırılmasına yol açar (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2013/6565 E., 2014/2112 K., 20.02.2014).
Pratikte bu hâllerde adli tıp raporu ve toksikoloji analizi ispat sürecinin vazgeçilmez araçlarıdır; mağdurun olay anındaki bilinç durumunun geriye dönük tespiti çoğu zaman bu raporlarla mümkün olmaktadır.
Evlilik İçi Cinsel Saldırı ve Şikâyet
Evlilik, cinsel saldırıya karşı bir kalkan değildir. Türk hukuku evlilik içi cinsel saldırıyı açıkça suç saymakta, ancak bu alanda kendine özgü bir takip rejimi uygulamaktadır.
TCK m. 102/2’nin son cümlesi uyarınca vücuda organ veya cisim sokma suretiyle gerçekleştirilen cinsel saldırının eşe karşı işlenmesi hâlinde soruşturma ve kovuşturma mağdurun şikâyetine bağlıdır. Bu düzenleme 6545 sayılı Kanun’la getirilmiştir. Mağdur eşin şikâyetten vazgeçmesiyle davanın düşürülmesi gerektiği hükme bağlanmıştır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2019/16 E., 2021/281 K., 15.06.2021). Kanun değişikliğinin geriye yürümezliği ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği de belirtilmiştir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/12553 E., 2023/4241 K., 14.06.2023).
Bununla birlikte TCK m. 102/3 kapsamındaki nitelikli hâllerde eş olup olmadığına bakılmaksızın kovuşturma re’sen sürer.
Bu davalarda ispat sorunu ağırdır. Mağdurun istikrarlı beyanlarının ruh sağlığı raporu, fotoğraf ve darp izi gibi somut yan delillerle desteklenmesi gerekir. Eşin beyanından dönmesi mahkemelerce genellikle aile içi baskı sonucu gerçekleşen bir rücu olarak değerlendirilir ve ilk tutarlı beyanlar esas alınır.
Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler
Rızanın varlığı. Cinsel saldırıya karşı en temel savunma aracıdır. Rızanın özgür iradeyle ve tam ehliyet içinde verildiğinin ispatı suçun kurucu unsurunu ortadan kaldırır. Ancak rıza savunmasının inandırıcı yan delillerle desteklenmesi zorunludur; soyut iddia olarak ileri sürülmesi kabul görmemektedir.
Hata (TCK m. 30) — yaş yanılgısı. Failin mağdurun yaşını gerçekte olduğundan büyük sanması ve bu yanılgının kaçınılmaz nitelik taşıması hâlinde kast ortadan kalkabilir. Ancak Yargıtay bu savunmayı dar yorumlamaktadır; failin mağdurun yaşını doğrulayabilecek durumdayken bunu yapmamış olması kaçınılmazlık koşulunu ortadan kaldırır. Yaş yanılgısının hangi hâllerde kabul edildiğine dair ayrıntılar için reşit olmayanla cinsel ilişki suçu başlıklı çalışmamıza bakılabilir.
Akıl hastalığı (TCK m. 32). Failin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamaması ya da davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli ölçüde azalmış olması durumunda ceza sorumluluğu kalkar ya da azalır. Bu savunma adli psikiyatri raporuyla desteklenmelidir.
Yaş küçüklüğü (TCK m. 31). Suç tarihinde on iki yaşını doldurmamış kişi hakkında ceza verilemez. On iki-on beş yaş grubunda algılama yeteneği araştırılır; on beş-on sekiz yaş grubunda indirimli ceza uygulanır.
Uygulanmayan nedenler. Meşru savunma, zorunluluk hâli ve haksız tahrik cinsel saldırı suçlarında uygulanmaz. Yargıtay içtihadı bu konuda nettir: mağdurun hiçbir davranışı faili tahrik etmiş sayılamaz.
İştirak
Cinsel saldırı suçunda genel iştirak hükümleri uygulanır; müşterek faillik, azmettirme ve yardım etme biçimlerinin tamamı mümkündür.
Müşterek faillik (TCK m. 37): Birden fazla kişinin ortak kastla cinsel saldırıyı gerçekleştirmesidir. Her müşterek failin bizzat mağdura temas kurması aranmaz; ortaklaşa hâkimiyet yeterlidir. Bu durum aynı zamanda TCK m. 102/3-d kapsamındaki nitelikli hâli oluşturur ve her fail hakkında artırımlı ceza uygulanır.
Azmettirme (TCK m. 38): Başkasını cinsel saldırı işlemeye yönlendiren azmettiren, işlenen suçun cezasıyla cezalandırılır. Azmettirmenin nitelikli hâle yönelik olması durumunda ceza buna göre belirlenir.
Yardım etme (TCK m. 39): Suçun işlenmesine araç sağlama, kolaylık gösterme veya fırsat hazırlama yoluyla gerçekleşir. Yardım edenin cezası asıl faile oranla indirimli belirlenir.
Benzer Suçlarla Karşılaştırma ve İçtima
TCK 102 — TCK 105 (Cinsel Taciz) Ayrımı
Bedensel temas yoksa cinsel saldırı suçu oluşmaz; eylem cinsel taciz olarak nitelendirilir. Mağduru içeri çekme girişimi ve ısrarlı cinsel teklifler, bedensel temas içermediğinden cinsel saldırıya teşebbüs değil cinsel taciz suçunu oluşturur (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2019/193 E., 2022/651 K., 20.10.2022).
TCK 102 — TCK 103 (Çocukların Cinsel İstismarı) Ayrımı
Mağdurun suç tarihindeki kesin yaşı — gün, ay ve yıl olarak — uygulanacak maddeyi belirleyen tek ölçüttür. On sekiz yaş üstü için TCK 102, on beş yaş altı veya algılama yeteneği gelişmemiş on beş-on sekiz yaş arası mağdur için TCK 103 uygulanır.
TCK 109 (Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma) ile İçtima
Cinsel saldırı süresince mağdurun özgürlüğünün kısıtlanması ayrı bir suç oluşturmaz; cebir unsuru içinde kalır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2017/889 E., 2017/3177 K., 08.06.2017; Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/12512 E., 2024/6440 K., 27.06.2024). Ancak mağdur başka bir mekâna götürüldükten sonra saldırıya uğramış ya da eylem bittikten sonra alıkoyma sürmüşse gerçek içtima uygulanır ve her iki suçtan ayrı ceza verilir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2012/7945 E., 2012/7801 K., 09.07.2012).
Zincirleme Suç (TCK m. 43)
Aynı mağdura farklı zamanlarda işlenen eylemlerde zincirleme suç hükümleri uygulanabilir. Eylemler arasında uzun süre geçmişse kastın yenilendiği kabul edilerek gerçek içtima hükümleri uygulanmaktadır.
Şikâyet, Uzlaşma ve Önödeme
TCK m. 102/1 kapsamındaki temel şekil ve sarkıntılık şikâyete tabidir; şikâyet olmaksızın soruşturma başlatılamaz. TCK m. 102/2 kapsamında eşe karşı işlenen cinsel saldırı da şikâyete bağlıdır. TCK m. 102/3 kapsamındaki nitelikli hâllerde savcılık re’sen harekete geçer.
Şikâyet hakkı TCK m. 73 uyarınca fiilin ve failin öğrenildiği günden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır.
Şikâyetten vazgeçmede kritik bir usul kuralı vardır: sanıktan vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulmadan hüküm kurulması bozma nedenidir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2025/626 E., 2025/3634 K., 05.05.2025; 2021/17744 E., 2024/5946 K., 12.06.2024). Şikâyete tabi cinsel saldırı suçunda geçerli bir vazgeçme hâlinde düşme kararı verilmesi gerekir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2011/13018 E., 2011/6315 K., 30.12.2011).
Uzlaşma mümkün değildir. CMK m. 253/3 cinsel dokunulmazlığa karşı suçları uzlaştırma kapsamı dışında bırakmıştır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2011/14008 E., 2013/9057 K., 12.09.2013). TCK m. 102 için özel bir etkin pişmanlık hükmü de öngörülmemiştir. Önödeme ve basit yargılama usulü hükümleri ise bu suçun ceza sınırları nedeniyle uygulanamaz.
Suçun İspatı ve Mağdur Beyanının Delil Değeri
Cinsel saldırı suçunun ispatı, ceza yargılamasının genel ispat ilkelerinden farklı özellikler taşır. Suçun büyük çoğunlukla yalnızca fail ve mağdurun bulunduğu ortamlarda işlenmesi, görgü tanığı bulunmaması ve fiziksel delillerin her zaman mevcut olmaması bu güçlüğün kaynağıdır.
Mahkûmiyet için her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunması zorunludur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/5568 E., 2022/6660 K., 28.06.2022; Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2015/8481 E., 2019/11591 K., 10.10.2019).
Mağdur beyanının değerlendirilmesinde belirleyici ölçütler şunlardır: mağdurun özde değişmeyen ve aşamalarda tutarlı ayrıntılı beyanları; bu beyanların adli tıp raporları, olay yeri inceleme tutanakları ve tanık anlatımlarıyla desteklenmesi (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2016/541 E., 2017/185 K., 28.03.2017).
Destekleyici delil olmaksızın yalnızca mağdur beyanına dayanılarak kurulan mahkûmiyet kararları bozulmaktadır. Katılanın tutarsız beyanları ve vajinal bulgu yokluğu nedeniyle mahkûmiyet hükmü bozulmuştur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/8737 E., 2024/4317 K., 09.05.2024). Mağdur beyanlarının soyut ve fiziksel bulgularla desteklenmemesi durumunda şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetileceği kararlılıkla vurgulanmıştır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/18339 E., 2022/5678 K., 07.06.2022).
Hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller hükme esas alınamaz. Sanığın evine haberi olmaksızın mağdur tarafından yerleştirilen kamera görüntüleri bu gerekçeyle hükümden çıkarılmıştır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2023/21 E., 2023/409 K., 12.09.2023).
HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezası
Güncel durum (Ağustos 2026): CMK m. 231’in hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını düzenleyen 5 ilâ 14. fıkraları, 7589 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle tamamen yeniden yazılmış ve 31.07.2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Değişiklik için ayrı bir geçiş hükmü öngörülmemiştir. Aşağıdaki açıklamalar yeni metne göredir.
HAGB’nin ölçütü suçun kanundaki üst sınırı değil, yargılama sonunda hükmolunan cezadır. CMK m. 231/5 uyarınca hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise HAGB kararı verilebilir.
Bu ölçüt cinsel saldırıda dar bir alan bırakır. Sarkıntılık düzeyindeki eylemlerde (2–5 yıl) indirimler sonucu ceza iki yıl veya altına düşebileceğinden HAGB gündeme gelebilir. Temel şekildeki cinsel saldırı (5–10 yıl) ve TCK 102/2 kapsamındaki cinsel saldırı (12 yıl ve üzeri) bakımından ise hükmolunan ceza bu eşiğin belirgin biçimde üzerinde kalacağından HAGB fiilen uygulanamaz. Sarkıntılık sınırını aşan eylem nedeniyle verilen üç yıl hapis cezasında TCK 50, 51 ve CMK 231’in uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi, 2017/104 E., 2017/538 K., 09.05.2017).
Yeni metinle gelen ve bilinmesi gereken hususlar şunlardır. HAGB için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi aranır (CMK m. 231/6); zararını derhal gideremeyen sanık bakımından denetim süresince aylık taksitlerle ödeme koşuluyla da karar verilebilir (CMK m. 231/9). Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümdeki hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olsa dahi seçenek yaptırımlara çevrilemez (CMK m. 231/7). Denetim süresi beş yıldır ve bu süre içinde dava zamanaşımı durur (CMK m. 231/8). Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi hâlinde mahkeme hükmü açıklar; ancak yeni düzenlemeyle mahkemeye, cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşulları varsa erteleme veya seçenek yaptırıma çevirmeye karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurma imkânı tanınmıştır (CMK m. 231/11).
Erteleme bakımından TCK m. 51 uyarınca iki yıl veya daha az süreli hapis cezaları ertelenebilir; bu kurum da pratikte yalnızca sarkıntılık dosyalarında gündeme gelir. Adli para cezasına çevirme ise TCK m. 50 uyarınca yalnızca bir yıl ve altındaki hapis cezaları için mümkündür; cinsel saldırı suçunun hiçbir şeklinde doğrudan adli para cezası öngörülmemiştir.
Tutuklama, Zorunlu Müdafi ve Usul Güvenceleri
CMK m. 100/4’teki tutuklama yasağı bu suç bakımından uygulanmaz. Yasak, sadece adli para cezasını gerektiren suçlar ile vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlar için öngörülmüştür. Cinsel saldırı hem üst sınır bakımından bu eşiğin üzerindedir hem de tanımı gereği vücut dokunulmazlığına karşı işlenir. Bu yönüyle cinsel taciz suçundan belirgin biçimde ayrılır.
Zorunlu müdafi bakımından CMK m. 150 uyarınca alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda şüpheli veya sanığa müdafi görevlendirilir. TCK m. 102/2 kapsamındaki suç bu kapsamdadır. On sekiz yaşından küçük mağdurlara ise CMK m. 234 uyarınca vekil tayini gerekir. Bu güvencelerin sağlanmaması tek başına bozma sebebidir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda ağır ceza mahkemesini, 11. maddesi diğer suçlarda asliye ceza mahkemesini görevlendirmiştir. Aynı Kanun’un 14. maddesi uyarınca görevin belirlenmesinde ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı esas alınır.
Buna göre TCK 102/1 kapsamındaki sarkıntılık (2–5 yıl) ve temel şekildeki cinsel saldırı (5–10 yıl) Asliye Ceza Mahkemesi’nde, TCK 102/2 kapsamındaki cinsel saldırı (12 yıl ve üzeri) ise Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülür. Görev belirlenirken TCK 102/3’teki artırım nedenleri gözetilmez.
Yetkili mahkeme CMK m. 12 uyarınca suçun işlendiği yer mahkemesidir. Suçun birden fazla yerde işlenmesi hâlinde CMK m. 14 uyarınca davaların birleştirilmesi söz konusu olabilir.
Zamanaşımı
Dava zamanaşımı süreleri TCK m. 66 uyarınca suçun gerektirdiği cezaya göre belirlenir ve bu belirlemede suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur.
Sarkıntılık suretiyle cinsel saldırıda üst sınır beş yıl olduğundan asli dava zamanaşımı sekiz yıl, kesintili süre on iki yıldır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/1758 E., 2022/9067 K., 13.10.2022; aynı kararın karşı oyunda on beş yıllık sürenin esas alınması gerektiği savunulmuştur). Temel şekildeki cinsel saldırıda üst sınır on yıl olduğundan asli dava zamanaşımı on beş yıldır.
TCK 102/2 kapsamındaki cinsel saldırıda ise ceza on iki yıldan az olmamak üzere belirlendiğinden, süreli hapsin üst sınırı gereği cezanın yukarı sınırı yirmi yıldır. TCK m. 66/1-c uyarınca bu suçlarda dava zamanaşımı yirmi yıldır.
Sürelerin belirlenmesinde iki kural birlikte işler: TCK m. 66/4 uyarınca suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı esas alınır, TCK m. 66/3 uyarınca ise dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur. Bu nedenle TCK 102/3 kapsamındaki bir nitelikli hâl dosyada tartışılıyorsa, zamanaşımı hesabı bu artırım gözetilerek yapılır. Bu yönüyle zamanaşımı, görev kuralından ayrılır: görevin belirlenmesinde artırım nedenleri gözetilmezken, zamanaşımında gözetilir.
Suça sürüklenen çocuk failler bakımından TCK m. 66/2 uyarınca bu sürelerin yarısı (on iki-on beş yaş) veya üçte ikisi (on beş-on sekiz yaş) uygulanır.
Dava zamanaşımı, TCK m. 67/2’de sayılan işlemlerle — savcı huzurunda ifade alınması veya sorgu, tutuklama kararı, iddianame düzenlenmesi ve mahkûmiyet kararı — kesilir. Kesilme hâlinde süre yeniden işlemeye başlar ve TCK m. 67/4 uyarınca kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.
Zamanaşımı kural olarak suçun işlendiği tarihte başlar. Ceza zamanaşımı ise mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra cezanın infaz edilmemesi hâlinde TCK m. 68 çerçevesinde işler.
İnfaz ve Koşullu Salıverme
Müvekkillerin en sık sorduğu soru olan “ne kadar yatarım” sorusunun cevabı koşullu salıverilme oranındadır ve cinsel suçlarda bu rejim genel suçlardan daha ağırdır.
Sarkıntılık ve temel şekildeki cinsel saldırıda oran üçte ikidir. Dayanağı 5275 sayılı Kanun’un 107/2. maddesinin (d) bendidir; bu bent cinsel saldırı suçunu ikinci fıkrası hariç tutarak sayar ve bu suçlardan süreli hapis cezasına mahkûm olanların cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çekmeleri gerektiğini öngörür.
TCK 102/2 kapsamındaki cinsel saldırıda ise oran dörtte üçtür. Bu oranın dayanağı sıkça sanıldığı gibi koşullu salıverilmeyi düzenleyen 107. madde değil, mükerrirlere ve bazı suç faillerine özgü infaz rejimini düzenleyen 108. maddenin dokuzuncu fıkrasıdır. Anılan fıkra, TCK 102/2, 103 ve 104/2-3 suçlarından mahkûm olanlar hakkında mükerrirlere özgü koşullu salıverilme sürelerinin uygulanacağını, süreli hapis cezaları bakımından oranın dörtte üç olacağını hükme bağlamıştır. Bu ayrımın pratik önemi, sanığın mükerrir olmasa dahi mükerrirlere özgü rejime tabi tutulmasıdır (Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2023/6485 E., 2023/8298 K., 21.12.2023).
Failin çocuk olduğu hâllerde bu ağırlaştırma uygulanmaz. 5275 sayılı Kanun’un 107/2-e bendi, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan hapis cezasına mahkûm olan çocuklar bakımından oranı ayrım yapmaksızın üçte iki olarak belirlemiştir.
Denetimli serbestlik bakımından 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi uygulanır. Buna göre açık ceza infaz kurumunda bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin cezalarının kalan kısmı, talepleri hâlinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz edilebilir. 2025 yılında eklenen bir şart daha vardır: hükümlünün bu usulden yararlanabilmesi için, koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini (beş günden az olmamak üzere) kurumda geçirmiş olması gerekir.
Cinsel saldırı bakımından denetimli serbestliğe ilişkin ayrı bir yasak bulunmamaktadır; sürenin fiilen uzun görünmesinin nedeni denetimli serbestlik kuralı değil, yukarıda açıklanan koşullu salıverilme oranıdır. Oran dörtte üçe çıktığında koşullu salıverilme tarihi geriye ittiğinden, denetimli serbestliğe geçiş de aynı ölçüde gecikir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2025/419 E., 2025/3304 K.).
5275 sayılı Kanun’un 108/9. maddesi ayrıca infaz hâkimine, TCK 102/2 kapsamındaki suçtan mahkûm olanlar hakkında cezanın infazı sırasında ve koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresi içinde uygulanmak üzere şu tedbirlerden bir veya birkaçına karar verme yetkisi vermiştir: tıbbi tedaviye tabi tutulmak, tedavi amaçlı programlara katılmak, mağdurun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet etmekten yasaklanmak, mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak ve çocuklarla bir arada olmayı gerektiren işlerde çalışmaktan yasaklanmak.
Tekerrür hâlinde 5275 m.108/1 uyarınca süreli hapis cezasının üçte ikisinin infazı aranır; ancak koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlarda tabi olunan oran uygulanmaya devam eder. Buna karşılık fail çocuksa bu ağırlaştırılmış infaz rejimi ve tedavi yükümlülükleri uygulanmaz (Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2024/6498 E., 2025/1076 K.).
Mağdur ve Katılan Hakları
Mağdur veya kanuni temsilcisi CMK m. 237 uyarınca kovuşturma evresinde davaya katılma talebinde bulunabilir. Katılan sıfatının kazanılması delil ileri sürme, tanık dinletme ve kanun yollarına başvurma haklarını beraberinde getirir.
Maddi ve manevi tazminat talepleri ceza davasında değil, ayrıca açılacak hukuk davasında ileri sürülür. Ceza yargılamasında toplanan deliller hukuk davası bakımından da kullanılabildiğinden, adli tıp ve psikiyatri raporlarının ceza dosyasına zamanında kazandırılması önem taşır. Ruh sağlığının bozulması artık ayrı bir ceza artırımı olmasa da, tazminat talebinin dayanağı olma niteliğini korumaktadır.
Sık Sorulan Sorular
Cinsel saldırı suçunun cezası ne kadardır?
Temel şekilde beş yıldan on yıla kadar, sarkıntılık düzeyinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Fiilin vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle işlenmesi hâlinde ceza on iki yıldan az olamaz. Nitelikli hâllerin varlığında bu cezalar yarı oranında artırılır.
Sarkıntılık ile cinsel saldırı arasındaki fark nedir?
Sarkıntılık; cinsel saldırı yoğunluğuna ulaşmayan, devamlılık göstermeyen, ani ve kesintili temasları kapsar. Temel şekilde ise süreklilik, yoğunluk ve birden fazla temas söz konusudur. Ayrım eylemin süresi, yoğunluğu, yöneldiği vücut bölgesi ve failin kastına göre her olay özelinde yapılır.
Cinsel saldırı ile cinsel taciz arasındaki fark nedir?
Ayırt edici ölçüt fiziksel temastır. Mağdurun vücuduna cinsel amaçlı temas varsa cinsel saldırı, temas yoksa cinsel taciz suçu oluşur. Temas içermeyen ısrarlı cinsel teklifler cinsel saldırıya teşebbüs değil, cinsel taciz sayılır.
Cinsel saldırı suçunda şikâyet süresi ne kadardır?
TCK m. 73 uyarınca şikâyet hakkı, fiilin ve failin öğrenildiği günden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır. TCK 102/3 kapsamındaki nitelikli hâllerde suç şikâyete bağlı olmadığından şikâyet süresi uygulanmaz.
Eşe karşı cinsel saldırı suç mudur?
Evet. Evlilik cinsel saldırıya karşı bir kalkan değildir. TCK m. 102/2 kapsamında eşe karşı işlenen fiilde soruşturma ve kovuşturma mağdurun şikâyetine bağlıdır; nitelikli hâllerin varlığında ise kovuşturma re’sen sürer.
Eşin şikâyetten vazgeçmesi davayı düşürür mü?
TCK 102/2 kapsamında eşe karşı işlenen cinsel saldırı şikâyete bağlı olduğundan geçerli bir vazgeçme davanın düşürülmesini gerektirir. Ancak sanıktan vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulmadan hüküm kurulması bozma nedenidir.
Mağdurun ilk beyanından dönmesi sanığı kurtarır mı?
Kural olarak hayır. Rücu beyanının aile içi baskı sonucu gerçekleştiği kabul edilerek hükme esas alınmadığı yerleşik uygulamadır. Mahkemeler tutarlı ilk beyanları, tıbbi raporları ve yan delilleri esas alır.
Ruh sağlığının bozulması cezayı artırır mı?
Artık ayrı bir nitelikli hâl olarak artırmaz. Bu hüküm 6545 sayılı Kanun’la 2014 yılında madde metninden çıkarılmıştır. Suç tarihi bu değişiklikten sonra olan dosyalarda mağdurun psikolojik durumu temel cezanın belirlenmesinde ve manevi tazminat talebinde değerlendirilir.
Alkol etkisindeki mağdurun rızası geçerli midir?
Hayır. Alkol veya uyuşturucu etkisiyle ya da uyku hâlinde bilinç yitimi yaşayan mağdurun rızası hukuken geçersizdir. Bu hâl aynı zamanda TCK 102/3-a kapsamında nitelikli hâli oluşturur ve ceza yarı oranında artırılır.
Dolmuşta veya toplu taşımada gerçekleşen cinsel saldırı nitelikli hâl oluşturur mu?
Hayır. Dolmuş, tramvay ve benzeri ulaşım araçları zorunlu toplu yaşam ortamı kapsamında değerlendirilemez; TCK 102/3-e nitelikli hâli bu araçlarda uygulanmaz. Stadyum, sinema ve pazar yeri de kapsam dışıdır.
Doktorun muayene sırasında gerçekleştirdiği eylem nitelikli hâl sayılır mı?
Doktor-hasta ilişkisi TCK 102/3-b kapsamında nüfuz ilişkisi sayılmaz; hastanın hekimi seçme ve reddetme hakkı bulunduğundan nitelikli hâl uygulanmaz. Ancak talep dışı muayene ve okşama eylemlerinin cinsel amaçla gerçekleştirildiğinin kabulü hâlinde temel şekildeki cinsel saldırı suçu oluşabilir.
Cinsel saldırı suçunda HAGB uygulanabilir mi?
Ölçüt suçun üst sınırı değil, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az olmasıdır. Uygulamada bu yalnızca sarkıntılık dosyalarında mümkün olabilmektedir; temel şekil ve TCK 102/2 kapsamındaki suçlarda hükmolunan ceza bu eşiğin çok üzerinde kaldığından HAGB fiilen uygulanamaz.
Cinsel saldırıdan mahkûm olan kişi cezasının ne kadarını yatar?
Sarkıntılık ve temel şekildeki cinsel saldırıda koşullu salıverilme oranı 5275 sayılı Kanun m.107/2-d uyarınca üçte ikidir. TCK 102/2 kapsamındaki suçta ise oran, aynı Kanun’un 108/9. maddesi gereği dörtte üçtür; bu hüküm anılan suçları mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutar. Fail çocuksa oran her hâlde üçte ikidir. Denetimli serbestliğe geçiş, genel kural olarak koşullu salıverilmeye bir yıl kala mümkündür.
Cinsel saldırı suçunda zamanaşımı süresi ne kadardır?
Sarkıntılık suretiyle cinsel saldırıda dava zamanaşımı sekiz yıl, temel şekildeki cinsel saldırıda on beş yıl, vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle işlenen cinsel saldırıda ise yirmi yıldır. Sürelerin belirlenmesinde cezanın yukarı sınırı esas alınır ve dosyadaki delillere göre nitelikli hâller de göz önünde bulundurulur.
Cinsel saldırı suçunda uzlaşma mümkün müdür?
Hayır. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar CMK m. 253/3 uyarınca uzlaştırma kapsamı dışındadır. Suçun şikâyete bağlı olması bu sonucu değiştirmez; etkin pişmanlık hükmü de öngörülmemiştir.
Cinsel saldırı suçunda görevli mahkeme hangisidir?
Sarkıntılık ve temel şekildeki cinsel saldırı Asliye Ceza Mahkemesi’nde, vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle işlenen cinsel saldırı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülür. Görev belirlenirken nitelikli hâllerdeki artırım gözetilmez.
Haksız bir cinsel saldırı isnadına karşı nasıl savunma yapılır?
Mahkûmiyet için mağdur beyanının tüm aşamalarda istikrarlı ve hayatın olağan akışına uygun olması, ayrıca tıbbi rapor veya yan delillerle desteklenmesi gerekir. Taraflar arasında husumet bulunması, beyanların çelişkili veya soyut olması, tıbbi bulgu yokluğu ve hukuka aykırı delillerin dışlanması savunmanın temel araçlarıdır.
Sonuç
Cinsel saldırı suçu, sarkıntılıktan ağırlaştırılmış müebbet hapse uzanan geniş bir yaptırım skalasıyla düzenlenmiş; şikâyet rejimi, rıza hükümleri, ispat standartları ve içtima kuralları bakımından Türk ceza hukukunun en teknik suç tiplerinden biri hâline gelmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun geliştirdiği içtihat, sarkıntılık sınırından nitelikli hâllerin uygulanma koşullarına, mağdur beyanının delil değerinden rücu beyanlarının sonuçlarına kadar bu suçun her boyutunu şekillendirmektedir.
Uygulamada en çok hataya düşülen noktalar bellidir: 2014 yılında yürürlükten kaldırılmış olmasına rağmen ruh sağlığının bozulması nitelikli hâlinin hâlâ uygulanmaya çalışılması, sarkıntılık sınırının yanlış çizilmesi ve organ sokmaya yönelik icrai hareket bulunmadığı hâlde nitelikli saldırıya teşebbüs nitelendirmesi yapılması.
Hem sanık hem mağdur konumundaki kişiler için suçun doğru nitelendirilmesi, şikâyet sürelerinin eksiksiz yönetilmesi, delil stratejisinin baştan kurulması ve usul hatalarının önlenmesi hayati önem taşır. Bu süreçte deneyimli bir cinsel suç avukatı ile çalışmak, telafisi güç hak kayıplarını önlemenin en güvenli yoludur. Ceza yargılamasının diğer alanlarına ilişkin çalışmalarımıza ceza hukuku alanındaki hizmetlerimiz sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır. Hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul