İlişkili taraf işlemleri, halka açık bir şirketin veya bağlı ortaklığının; hâkim ortağı, yönetim kurulu üyeleri, üst yöneticileri, bunların yakınları ve kontrol ettikleri şirketler gibi kendisiyle yönetim, denetim veya sermaye bakımından bağlantılı kişilerle yaptığı alım, satım, kira, hizmet, finansman ve teminat işlemleridir. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun (SPKn) 17. maddesi bu işlemlerden önce yönetim kurulu kararı alınmasını ve belirli işlemlerde bağımsız yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun onayını şart koşar. SPKn m.21 ise emsallerine aykırı ilişkili taraf işlemleriyle yapılan örtülü kazanç aktarımını yasaklar. Ayrıntılı usuller SPK’nın Kurumsal Yönetim Tebliği’nde (II-17.1) düzenlenmiştir.
Bu yazıda ilişkili taraf kavramını, hangi işlemlerin kapsama girdiğini, yönetim kurulu kararı ve bağımsız üye onayı sürecini, değerleme ve raporlama yükümlülüklerini, genel kurul onayını, kamuyu aydınlatmayı, kurallara aykırılığın hukuki, idari ve cezai sonuçlarını, küçük yatırımcının başvurabileceği yolları ve Yargıtay ile Danıştay kararlarını ele alıyoruz.
İlişkili Taraf İşlemlerine İlişkin Kanun Metni
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.17/3
“(3) Halka açık ortaklıkların, ilişkili tarafları ile gerçekleştirecekleri Kurulca belirlenecek nitelikteki işlemlere başlamadan önce, yapılacak işlemin esaslarını belirleyen bir yönetim kurulu kararı almaları zorunludur. Söz konusu yönetim kurulu kararlarının uygulanabilmesi için bağımsız yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun onayı aranır. Bağımsız yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun söz konusu işlemi onaylamaması hâlinde, bu durum işleme ilişkin yeterli bilgiyi içerecek şekilde kamuyu aydınlatma düzenlemeleri çerçevesinde kamuya duyurulur ve işlem genel kurul onayına sunulur. Söz konusu genel kurul toplantılarında, işlemin tarafları ve bunlarla ilişkili kişilerin oy kullanamayacakları bir oylamada karar alınır. Bu maddenin genel kurul toplantısında görüşülmesinde, toplantı nisabı aranmaz, oy hakkı bulunanların basit çoğunluğu ile karar alınır. Bu fıkrada belirtilen esaslara uygun olarak alınmayan yönetim kurulu ve genel kurul kararları geçerli sayılmaz.”
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.21/1, 3 ve 4
“(1) Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının; yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel veya şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak veya işlem hacmi üretmek gibi işlemlerde bulunmak suretiyle kârlarını veya malvarlıklarını azaltarak veya kârlarının veya malvarlıklarının artmasını engelleyerek kazanç aktarımında bulunmaları yasaktır.
(…)
(3) Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları, ilişkili taraf işlemlerinin emsallerine, piyasa teamüllerine, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine uygun şartlarda gerçekleştirilmiş olduğunu belgelemek ve bu durumu tevsik edici bilgi ve belgeleri en az sekiz yıl süre ile saklamak zorundadırlar. Birinci fıkrada belirtilen ilkelere aykırılığın tespitinde izlenmesi gereken usul ve esaslar Kurul tarafından belirlenir.
(4) Kazanç aktarımının Kurulca tespiti hâlinde halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıkları, Kurulca belirlenecek süre içinde kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarın kanuni faizi ile birlikte mal varlığı veya kârı azaltılan ortaklığa veya kolektif yatırım kuruluşuna iadesini talep eder. Kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflar Kurulca belirlenecek süre içinde aktarılan tutarı kanuni faizi ile birlikte iade etmek zorundadır. Örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlali ile ilgili 94 üncü ve 110 uncu maddeler ile ilgili mevzuatta öngörülen hukuki, cezai ve idari yaptırımlar saklıdır.”
Not: Kanun metni 6362 sayılı Kanun’un güncel konsolide metninden alınmıştır. Uygulamaya ilişkin usul ve esaslar 03.01.2014 tarihli ve 28871 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kurumsal Yönetim Tebliği (II-17.1) ile düzenlenmiştir. Tebliğ’in 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarına ilişkin alıntılar, bu hükümleri aktaran Danıştay kararından yapılmıştır. Tebliğ’in diğer hükümleri resmî metinden birebir doğrulanamadığından ikincil kaynaklara göre özetlenmiştir.
Bu hükümlerin özü şudur: Halka açık şirket ilişkili tarafıyla önemli bir işleme girmeden önce yönetim kurulu kararı almalıdır. Belirli büyüklükteki işlemler bağımsız üyelerin çoğunluğu onaylamadıkça uygulanamaz; onaylamazlarsa işlem kamuya duyurulur ve işlemin tarafı oy kullanamadan genel kurula götürülür. İşlemin emsallere uygun olduğu belgelenmeli ve belgeler sekiz yıl saklanmalıdır. Emsale aykırı işlemle aktarılan değer, kanuni faiziyle şirkete iade edilmelidir. Aracı kurumların grup şirketleriyle ilişkileri de benzer kurallara tabi olduğundan aracı kurum nedir yazımıza, bütün mevzuat çerçevesi için sermaye piyasası hukuku sayfamıza bakılabilir.
İlişkili Taraf İşlemlerinde İlişkili Taraf Kimdir?
Kurumsal Yönetim Tebliği, ilişkili taraf kavramı için Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nun yürürlüğe koyduğu Türkiye Muhasebe Standardı 24’e (TMS 24) atıf yapar. Bu standarda göre, raporlayan şirketle ilişkili kabul edilen kişiler genel olarak şunlardır:
- Kontrol veya önemli etki sahibi kişiler: Şirketi tek başına veya başkalarıyla birlikte kontrol eden ya da şirket üzerinde önemli etkisi bulunan gerçek ve tüzel kişiler; uygulamada bu, hâkim ortak ve büyük pay sahipleridir.
- Kilit yöneticiler: Şirketin veya ana ortaklığının yönetim kurulu üyeleri ve üst düzey yöneticileri.
- Yakın aile üyeleri: Bu kişilerin eşleri, çocukları ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler gibi yakınları.
- Grup şirketleri: Aynı grubun ana ortaklığı, bağlı ortaklıkları, iştirakleri ve iş ortaklıkları.
- Kontrol edilen şirketler: Yukarıdaki kişilerin kontrol ettiği veya önemli etki sahibi olduğu diğer şirketler.
SPKn m.21’deki örtülü kazanç aktarımı yasağı ise daha geniş bir tanım kullanır: Şirketin “yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulunduğu” gerçek veya tüzel kişiler. Bu tanım, kâğıt üzerinde ilgisiz görünen ancak hâkim ortağın çalışanı, şoförü veya yakını adına kurulmuş paravan şirketleri de kapsayabilir. Aşağıda ele alınan Yargıtay kararında, satın alınan şirketin hâkim ortağın şoförü ve çalışanı üzerinden el değiştirdiği tespit edilmiş ve bu işlemler ilişkili taraf işlemi olarak değerlendirilmiştir.
İlişkili taraf ilişkisinin bulunup bulunmadığı, hukuki biçime değil ekonomik özüne göre değerlendirilir. Bu nedenle halka açık şirket yönetimi, işlem yaptığı kişilerin arkasındaki gerçek kontrol ilişkisini araştırmakla yükümlüdür. Halka açık ortaklık statüsündeki şirketler için bu araştırma, kurumsal yönetim sisteminin temel parçalarından biridir.
Hangi İlişkili Taraf İşlemleri Kapsama Girer?
İkincil kaynaklara göre Kurumsal Yönetim Tebliği, ilişkili taraf işlemlerini iki grupta düzenler:
Varlık ve hizmet alım satımları ile yükümlülük devirleri (Tebliğ m.9)
Şirketin veya bağlı ortaklığının ilişkili taraflarıyla yaptığı varlık alım satımları, hizmet alımları ve yükümlülük devirleri bu gruba girer. Örneğin hâkim ortağa ait bir taşınmazın satın alınması, grup şirketine iştirak paylarının satılması veya ilişkili tarafın borcunun üstlenilmesi bu kapsamdadır. Tebliğ’de belirlenen oranları aşan işlemlerde işlem öncesinde bağımsız bir kuruluşa değerleme yaptırılması gerekir. Danıştay kararında aktarılan Tebliğ m.9/1 metnine göre şirketler ve bağlı ortaklıkları bu işlemlere “başlamadan önce, yapılacak işlemin esaslarını belirleyen bir yönetim kurulu kararı almaları zorunludur.”
Yaygın ve süreklilik arz eden işlemler (Tebliğ m.10)
Şirketin olağan faaliyeti kapsamında ilişkili taraflarıyla düzenli olarak yaptığı mal ve hizmet alım satımları bu gruba girer. Grup içi tedarik zinciri, ortak pazarlama şirketine yapılan satışlar veya grup şirketinden kiralanan binalar buna örnektir. Bu işlemler aşağıda ayrı bir başlık altında ele alınmıştır.
Teminat, rehin ve ipotekler (Tebliğ m.12)
Halka açık şirketin ilişkili tarafları lehine teminat, rehin, ipotek veya kefalet vermesi ayrıca sınırlandırılmıştır. İkincil kaynaklara göre şirket, kendi tüzel kişiliği ve tam konsolidasyon kapsamındaki ortaklıkları lehine ve olağan ticari faaliyetin yürütülmesi amacıyla belirli üçüncü kişiler lehine teminat verebilir. Bunun dışındaki kişiler, özellikle hâkim ortak veya onun kontrolündeki şirketler lehine teminat verilmesi kural olarak yasaktır. Bu yasağa aykırılık, ilk derece mahkemesi kararlarında yöneticilerin şirkete karşı sorumluluğuna dayanak yapılmıştır.
Finansman ve fon aktarımları
Uygulamada en sık sorun doğuran ilişkili taraf işlemleri, halka açık şirketin hâkim ortağına veya grup şirketlerine borç vermesi ya da onların lehine ödeme yapmasıdır. Bu alacakların tahsil edilmemesi veya faizsiz ve teminatsız bırakılması, şirket malvarlığının fiilen ilişkili tarafa aktarılması anlamına gelir. SPK bu tür alacaklar için tahsilat planı isteyebilir ve tahsil edilmeyen tutarları örtülü kazanç aktarımı olarak değerlendirebilir.
İlişkili Taraf İşlemlerinde Yönetim Kurulu Kararı ve Bağımsız Üye Onayı
SPKn m.17/3’e göre halka açık şirket, SPK’nın belirlediği nitelikteki ilişkili taraf işlemlerine başlamadan önce işlemin esaslarını belirleyen bir yönetim kurulu kararı almak zorundadır. Bu karar sonradan alınamaz; işlem başladıktan sonra alınan onay, kanunun aradığı ön denetimi sağlamaz.
Bağımsız üyelerin çoğunluğunun onayı
Danıştay kararında aktarılan Tebliğ m.9/3 metnine göre, işlem büyüklüğünün Tebliğ’deki oranlarda “%10’dan fazla bir orana ulaşılacağının öngörülmesi durumunda, değerleme yaptırılması yükümlülüğüne ek olarak işleme ilişkin yönetim kurulu kararlarında bağımsız üyelerin çoğunluğunun onayı aranır. Konunun görüşüleceği yönetim kurulu toplantılarında, ilişkili taraf niteliğinde olan yönetim kurulu üyeleri oy kullanamaz.”
Bağımsız üyeler, hâkim ortağın ve yönetimin etkisinden bağımsız olarak işlemin şirket ve tüm pay sahipleri için uygun olup olmadığını değerlendirir. Kurumsal yönetim ilkelerine göre bağımsız üye sayısı yönetim kurulunun üçte birinden ve her durumda ikiden az olamaz. Bağımsız üyelerin seçimi ve görevleri için kurumsal yönetim ilkeleri yazımıza bakılabilir.
Bağımsız üyeler onaylamazsa genel kurul
Bağımsız üyelerin çoğunluğu işlemi onaylamazsa işlem yapılamaz hâle gelmez, ancak iki ek güvence devreye girer. Birincisi, bu durum işleme ilişkin yeterli bilgiyle KAP’ta açıklanır. İkincisi, işlem genel kurulun onayına sunulur. Genel kurulda işlemin tarafları ve onlarla ilişkili kişiler oy kullanamaz. Toplantı nisabı aranmaz ve oy hakkı bulunanların basit çoğunluğuyla karar alınır. Bu düzenleme, işlemin onayını fiilen azınlık pay sahiplerine bırakan bir “azınlığın çoğunluğu” mekanizmasıdır. Genel kurul süreci için halka açık ortaklık genel kurulu yazımıza bakılabilir.
Kurallara aykırı kararlar geçersizdir
SPKn m.17/3’ün son cümlesi, bu esaslara uygun alınmayan yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının “geçerli sayılmaz” olduğunu açıkça belirtir. Bu, bağımsız üye onayı alınmadan veya ilişkili taraf olan üyelerin oy kullandığı bir toplantıda alınan kararın hukuki sonuç doğurmayacağı anlamına gelir. Geçersizliğin kapsamı ve üçüncü kişilere etkisi somut olaya göre değerlendirilmelidir.
Değerleme yükümlülüğü
Tebliğ’deki oranları aşan işlemlerde SPK’nın listesindeki kuruluşlara değerleme yaptırılması gerekir. Değerleme sonucu, işlem bedelinin emsallere uygun olup olmadığının temel göstergesidir. Değerleme raporunun hatalı veya yönlendirilmiş olması hâlinde değerleme kuruluşunun sorumluluğu gündeme gelir. Bu konuda bağımsız değerleme kuruluşunun sorumluluğu yazımıza bakılabilir.
Yaygın ve Süreklilik Arz Eden İlişkili Taraf İşlemleri
Grup şirketleri arasındaki ticari ilişkiler çoğu zaman süreklidir. Tebliğ m.10, bu işlemler için her işlemde ayrı onay yerine yıllık bir değerlendirme mekanizması öngörür. KAP’ta yayımlanan şirket açıklamalarına göre, yaygın ve süreklilik arz eden işlemlerin bir hesap dönemindeki tutarının, alış işlemlerinde son yıllık finansal tablolardaki satışların maliyetine, satış işlemlerinde hasılata oranının yüzde on veya daha fazlasına ulaşacağı öngörülüyorsa yönetim kurulu bir rapor hazırlar.
Bu raporda işlemlerin şartları, fiyat belirleme yöntemi ve bu yöntemin gerekçeleri açıklanır ve işlemlerin piyasa koşullarına uygun olup olmadığı değerlendirilir. Rapor KAP’ta yayımlanır ve sonuçları genel kurulda pay sahiplerinin bilgisine sunulur. Uygulamada şirketler bu raporu genellikle her yıl başında, önceki yıl işlemlerinin aynı koşullarla süreceği öngörüsüyle hazırlar.
Transfer fiyatlandırması ile ilişkisi
Grup içi fiyatlar vergi hukuku bakımından da emsallere uygunluk ilkesine tabidir. Vergi incelemesinde örtülü kazanç dağıtımı tespit edilmesi, sermaye piyasası hukuku bakımından da güçlü bir delil olabilir. Ancak iki inceleme birbirinden bağımsızdır; vergi açısından sorun bulunmaması SPKn m.21 bakımından aykırılık bulunmadığı anlamına gelmez.
İlişkili Taraf İşlemlerinde Kamuyu Aydınlatma
İlişkili taraf işlemleri birden fazla kanaldan kamuya açıklanır:
- Özel durum açıklaması: Önemli ilişkili taraf işlemleri, yatırımcıların kararını etkileyebilecek nitelikte olduğundan özel durum açıklaması yoluyla KAP’ta duyurulur.
- Bağımsız üyelerin olumsuz oyu: Bağımsız üyelerin çoğunluğu işlemi onaylamazsa bu durum ayrıca açıklanır.
- Değerleme ve m.10 raporları: Değerleme sonuçları ve yaygın işlemlere ilişkin raporlar KAP’ta yayımlanır.
- Finansal tablolar: TMS 24 uyarınca ilişkili taraf bakiyeleri ve işlemleri finansal tablo dipnotlarında açıklanır. Bu konuda finansal raporlama ve bağımsız denetim yazımıza bakılabilir.
- Kurumsal yönetim raporlaması: İlişkili taraf işlemlerine ilişkin politikalar ve çıkar çatışmaları kurumsal yönetim uyum raporlarında yer alır.
Kamuyu aydınlatmanın genel çerçevesi için kamuyu aydınlatma yazımıza bakılabilir. Eksik veya yanıltıcı açıklama, ayrıca kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan tazminat sorumluluğunu doğurabilir.
İlişkili Taraf İşlemleri ve Örtülü Kazanç Aktarımı
İlişkili taraf işlemi kendi başına yasak değildir. Grup şirketleri arasında ticari ilişki çoğu zaman verimlilik sağlar. Yasak olan, işlemin emsallerine, piyasa teamüllerine ve basiret ile dürüstlük ilkelerine aykırı şartlarla yapılarak şirketin kârının veya malvarlığının azaltılmasıdır. SPKn m.21 bunu örtülü kazanç aktarımı olarak yasaklar.
Örtülü kazanç aktarımının tipik görünümleri şunlardır:
- Hâkim ortağa ait varlığın piyasa değerinin üzerinde satın alınması.
- Şirket varlığının ilişkili tarafa piyasa değerinin altında satılması.
- İlişkili tarafa faizsiz veya düşük faizle, teminatsız borç verilmesi ve alacağın tahsil edilmemesi.
- İlişkili taraftan emsalinden yüksek bedelle mal veya hizmet alınması.
- İlişkili tarafın borçlarının üstlenilmesi veya onun lehine teminat verilmesi.
- Şirketin yapması beklenen kârlı bir işin ilişkili tarafa bırakılması (SPKn m.21/2).
SPKn m.21/3, ilişkili taraf işlemlerinin emsallere uygunluğunu belgeleme yükünü şirkete yükler ve belgelerin en az sekiz yıl saklanmasını ister. Bu hüküm, olası bir uyuşmazlıkta şirketin işlemin emsale uygun olduğunu belgeleyememesinin aleyhine sonuç doğurabileceğini gösterir.
İlişkili Taraf İşlemlerinde Aykırılığın Sonuçları
İade yükümlülüğü
SPK örtülü kazanç aktarımı tespit ederse, şirket SPK’nın belirleyeceği süre içinde kazanç aktarılan taraftan aktarılan tutarın kanuni faiziyle birlikte iadesini talep eder. Kazanç aktarılan taraf bu tutarı iade etmek zorundadır (SPKn m.21/4).
SPK’nın dava açma yetkisi
SPKn m.94’e göre, şirket iade talebinde bulunmazsa veya tutar iade edilmezse SPK, şirket adına dava açabilir. Yargı kararlarında SPK’nın bu yetkiyle örtülü kazanç aktarımından sorumlu yöneticiler ve kazanç sağlayan kişiler aleyhine açtığı davalar kabul edilmektedir. SPK’nın denetim ve tespit süreçleri için SPK denetim raporu yazımıza bakılabilir.
İdari para cezası
Kurumsal Yönetim Tebliği’ne ve SPK kararlarına aykırılık hâlinde SPKn m.103 uyarınca idari para cezası uygulanabilir. Ancak Danıştay, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereğince yönetim kurulu üyesinin sırf bu sıfatı nedeniyle cezalandırılamayacağını, kendi kusurunun araştırılması gerektiğini kabul etmektedir. Ayrıntılar için SPK idari para cezası ve SPK idari para cezası iptal davası yazılarımıza bakılabilir.
Cezai sorumluluk
Örtülü kazanç aktarımı, SPKn m.110 kapsamında sermaye piyasasında güveni kötüye kullanma suçu oluşturabilir. Bu suçta halka açık şirketin yöneticileri ile şirket kaynaklarını ilişkili taraflara aktaranlar cezai sorumluluk taşır. İlişkili taraf işlemlerinin finansal tablolara gerçeğe aykırı yansıtılması ise ayrıca muhasebe ve finansal tablo usulsüzlüğü suçunu gündeme getirebilir.
Yöneticilerin hukuki sorumluluğu
İlişkili taraf işlemine onay veren, bağımsız üye onayı alınmadan işlemi uygulayan veya emsale aykırı bedeli kabul eden yönetim kurulu üyeleri, TTK m.553 uyarınca şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara karşı sorumludur. Ayrıca TTK m.393 yönetim kurulu üyesinin kendisinin veya yakınlarının kişisel menfaatini ilgilendiren müzakerelere katılmasını, TTK m.395 ise genel kurul izni olmadan şirketle işlem yapmasını yasaklar. Yönetim kurulunun sorumluluğu için halka açık şirketlerde yönetim kurulu sorumluluğu yazımıza bakılabilir.
İlişkili Taraf İşlemlerinde Yatırımcının Başvuru Yolları
Emsale aykırı ilişkili taraf işlemlerinden zarar gören küçük yatırımcı, birkaç farklı yol izleyebilir.
SPK’ya başvuru
Yatırımcının en etkili ilk adımı çoğu zaman SPK’ya başvurmaktır. SPK, şirketten bilgi ve belge isteyebilir, denetim yapabilir, örtülü kazanç aktarımını tespit edebilir ve iade süreci başlatabilir. Başvurunun nasıl yapılacağı için SPK’ya şikâyet yazımıza bakılabilir.
Genel kurulda hakların kullanılması
Pay sahibi, genel kurulda ilişkili taraf işlemlerine ilişkin bilgi isteyebilir, ibra kararına olumsuz oy verebilir ve muhalefetini tutanağa geçirtebilir. Bu adım, ibra veya işlemi onaylayan genel kurul kararına karşı iptal davası açılabilmesi için gereklidir. Sermayenin yüzde beşine sahip pay sahipleri özel denetim de isteyebilir.
Şirket adına sorumluluk davası
TTK m.555 uyarınca her pay sahibi, şirketin uğradığı zararın şirkete ödenmesi için yöneticiler aleyhine dava açabilir. Bu davada tazminat pay sahibine değil şirkete ödenir. İlişkili taraf işlemiyle şirketin malvarlığı azaltılmışsa pay sahibinin uğradığı zarar genellikle dolaylı zarardır ve şirket zararının giderilmesiyle telafi edilir.
Doğrudan zarar
Pay sahibinin, şirket zararından bağımsız olarak doğrudan bir zarara uğradığı hâllerde, örneğin yanıltıcı açıklamalara güvenerek pay satın aldığı durumlarda, kendi adına tazminat davası açabilir. Doğrudan ve dolaylı zarar ayrımı, açılacak davanın türünü ve davacı sıfatını belirlediğinden davadan önce dikkatle değerlendirilmelidir.
Yatırımcı için kontrol listesi
- Finansal tablo dipnotları: İlişkili taraflardan alacaklar ve ilişkili taraflara yapılan satışlar dönemler arasında karşılaştırılmalıdır.
- KAP açıklamaları: m.10 raporları, değerleme raporları ve bağımsız üyelerin olumsuz oy açıklamaları takip edilmelidir.
- Alacak yaşlandırması: Hâkim ortaktan veya grup şirketlerinden olan alacakların uzun süre tahsil edilmemesi uyarı işaretidir.
- Teminatlar: Şirketin ilişkili taraflar lehine verdiği teminat, rehin ve ipotekler incelenmelidir.
- Genel kurul: Bilgi alma hakkı kullanılmalı, gerekirse ibraya olumsuz oy verilip muhalefet şerhi koydurulmalıdır.
- Delil: Emsal fiyatlar, piyasa raporları ve vergi inceleme sonuçları gibi karşılaştırma verileri toplanmalıdır.
İlişkili Taraf İşlemlerine İlişkin Yargı Kararları
Yargıtay: Paravan kişiler üzerinden yapılan pay alım satımı örtülü kazanç aktarımıdır
Halka açıklık oranı çok yüksek olan bir holding, bir oto kiralama şirketinin paylarını 3.900.000 TL’ye satın almış ve dokuz ay sonra 2.750.000 TL’ye satmıştı. SPK denetimi, satın alınan şirketin önce hâkim ortağın şoförüne devredildiğini, ardından sermayesi çok düşük bir turizm şirketi üzerinden holdinge satıldığını, sonrasında yine hâkim ortağın şoförü ve çalışanı olan kişinin sahibi göründüğü bir şirkete devredildiğini tespit etti. İşlemlerde değerleme raporu hazırlatılmamıştı ve ödemeler banka hesapları arasında döndürülerek gerçekleştirilmişti.
SPK, örtülü kazanç aktarımı yoluyla şirketin malvarlığının 1.150.000 TL azaltıldığını ileri sürerek SPKn m.21 ve 94’e dayanarak dava açtı. İlk derece mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak işlemlerin emsallerine, piyasa teamülleri ile ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı yapıldığını, ilişkili kişiler lehine bariz menfaat sağlandığını ve bunun SPKn m.21 kapsamında örtülü kazanç aktarımı olduğunu kabul ederek davayı kabul etti. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetti. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararı kesin olarak onadı (Yargıtay 11. HD, E. 2025/1494, K. 2025/6313, T. 16.10.2025).
Kararın önemli yönleri şunlardır: Paravan kişiler kullanılması ilişkili taraf niteliğini ortadan kaldırmamış, değerleme raporu alınmaması ve bağımsız denetim raporundaki gerçeğe uygun değerin şirketin gerçek durumunu yansıtmaması emsale aykırılığın göstergesi sayılmıştır. Mahkeme ayrıca yönetim kurulu üyelerinin şirket malvarlığını ve yatırımcı haklarını koruma sorumluluğunun Kurumsal Yönetim Tebliği gereği devam ettiğini belirtmiştir.
Danıştay: Bağımsız üye de sorumludur, ancak kusuru araştırılmalıdır
Halka açık bir yatırım holdingi ile bağlı ortaklıklarının ortaklarından olan alacakları tahsil edilmemişti. SPK, bu alacakların tahsilini istemiş, tahsilat yapıldığı bildirilmesine rağmen paraların aynı kişilerin kontrolündeki başka bir şirkete borç olarak geri verildiği, böylece ortaklardan olan alacağın yalnızca biçim değiştirdiği tespit edilmişti. SPK, Kurul kararına aykırılıktan sorumlu tuttuğu bağımsız yönetim kurulu üyesine idari para cezası verdi. İdare mahkemesi davayı reddetti, bölge idare mahkemesi istinaf başvurusunu reddetti.
Danıştay 13. Dairesi, bağımsız üyenin icrada görevli olmadığı gerekçesiyle sorumsuz sayılamayacağını açıkça belirtti: Bağımsız yönetim kurulu üyelerinin “mevzuatın şirketin yönetimini denetleme ve aydınlatma ve özellikle hukuka aykırı alınacak yönetim kurulu kararlarında olumsuz oy kullanma görevi olduğu” kabul edildi. Ancak Daire, cezanın şahsiliği ilkesi gereğince yalnızca yönetim kurulu üyesi olmanın ceza için yeterli olmadığını belirtti. Üyenin yönetim kurulunun toplantıya çağrılmasını isteyip istemediği, Kurul kararına uyum için öneri sunup sunmadığı, olumsuz oy kullanıp kullanmadığı ve bilgi alma hakkını kullanıp kullanmadığı araştırılmadan verilen cezayı hukuka aykırı bularak kararı bozdu (Danıştay 13. D, E. 2021/744, K. 2024/4787, T. 14.11.2024).
Bu karar, bağımsız üyeler için hem bir uyarı hem de bir yol haritasıdır. İlişkili taraf işlemlerinde bağımsız üye, sorumluluktan kurtulmak için aktif davranmalı; bilgi istemeli, toplantı çağrısı yapmalı, gerekirse olumsuz oy kullanıp gerekçesini tutanağa geçirtmelidir.
Kararlardan çıkan dersler
- İlişkili taraf ilişkisi biçime göre değil gerçek kontrol ilişkisine göre belirlenir. Paravan kişiler bu ilişkiyi gizlemez.
- Değerleme raporu alınmaması ve işlemin kısa sürede zararla tersine çevrilmesi, emsale aykırılığın güçlü göstergeleridir.
- SPK, örtülü kazanç aktarımında şirket adına dava açarak aktarılan tutarın şirkete iadesini sağlayabilir.
- Bağımsız üyeler icrada görevli olmasalar da denetim ve olumsuz oy görevleri nedeniyle sorumluluk taşır; ancak idari yaptırım için kişisel kusurları ortaya konmalıdır.
Sık Sorulan Sorular
İlişkili taraf işlemi nedir?
Halka açık şirketin veya bağlı ortaklığının hâkim ortağı, yöneticileri, bunların yakınları ve kontrol ettikleri şirketler gibi bağlantılı kişilerle yaptığı alım, satım, kira, hizmet, finansman ve teminat işlemleridir.
İlişkili taraf işlemleri yasak mıdır?
Hayır. Emsallere ve piyasa koşullarına uygun ilişkili taraf işlemleri yapılabilir. Yasak olan, emsale aykırı şartlarla şirketin kârının veya malvarlığının azaltılmasıdır.
İlişkili taraf işlemi için kim onay verir?
İşlemden önce yönetim kurulu kararı alınır. Belirli büyüklükteki işlemlerde bağımsız yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun onayı da gerekir.
Bağımsız üyeler onaylamazsa ne olur?
Durum KAP’ta açıklanır ve işlem genel kurula sunulur. Genel kurulda işlemin tarafları ve ilişkili kişiler oy kullanamaz, karar basit çoğunlukla alınır.
İlişkili taraf olan yönetim kurulu üyesi oy kullanabilir mi?
Hayır. Konunun görüşüldüğü yönetim kurulu toplantısında ilişkili taraf niteliğindeki üyeler oy kullanamaz.
Kurallara uyulmadan alınan karar geçerli midir?
SPKn m.17/3’e göre bu esaslara uygun alınmayan yönetim kurulu ve genel kurul kararları geçerli sayılmaz.
Yaygın ve süreklilik arz eden işlemler nasıl denetlenir?
Yıllık tutarın hasılata veya satışların maliyetine oranının yüzde ona ulaşması öngörülüyorsa yönetim kurulu, işlemlerin piyasa koşullarına uygunluğunu değerlendiren bir rapor hazırlar ve KAP’ta yayımlar.
Şirket ilişkili taraf işlemlerine ilişkin belgeleri ne kadar saklamalıdır?
SPKn m.21/3’e göre emsallere uygunluğu gösteren bilgi ve belgeler en az sekiz yıl saklanmalıdır.
Örtülü kazanç aktarımı tespit edilirse ne olur?
Şirket, SPK’nın belirlediği süre içinde aktarılan tutarın kanuni faiziyle iadesini ister. İade edilmezse SPK dava açabilir; ayrıca idari ve cezai yaptırımlar uygulanabilir.
Halka açık şirket hâkim ortağına teminat verebilir mi?
Kural olarak hayır. Kurumsal Yönetim Tebliği, şirketin yalnızca belirli kişiler lehine teminat, rehin ve ipotek vermesine izin verir.
Bağımsız yönetim kurulu üyesi ilişkili taraf işleminden sorumlu tutulabilir mi?
Evet. Danıştay’a göre bağımsız üyelerin denetim ve olumsuz oy kullanma görevi vardır. Ancak ceza için üyenin kişisel kusurunun araştırılması gerekir.
Küçük yatırımcı ne yapabilir?
SPK’ya başvurabilir, genel kurulda bilgi isteyip muhalefet şerhi koydurabilir ve şirket zararının şirkete ödenmesi için yöneticiler aleyhine sorumluluk davası açabilir.
Sonuç
İlişkili taraf işlemleri, halka açık şirketlerde hâkim ortak ile küçük yatırımcı arasındaki çıkar çatışmasının en sık görüldüğü alandır. SPKn bu çatışmayı, işlemden önce yönetim kurulu kararı, bağımsız üyelerin çoğunluğunun onayı, onay çıkmazsa taraf olanların oy kullanamadığı genel kurul oylaması, değerleme, raporlama ve kamuya açıklama mekanizmalarıyla yönetmeye çalışır. Emsale aykırı işlemlerle yapılan değer aktarımı ise örtülü kazanç aktarımı yasağı kapsamında iade, idari para cezası ve cezai yaptırımlarla karşılanır. Benzer çıkar çatışmalarının görüldüğü birleşme işlemleri için halka açık şirketlerde birleşme, tahsisli sermaye artırımları için yeni pay alma hakkının sınırlandırılması yazılarımıza bakılabilir.
Yargı kararları, mahkemelerin ilişkili taraf ilişkisini biçime göre değil gerçek kontrol ilişkisine göre değerlendirdiğini ve bağımsız üyelerden aktif bir denetim beklediğini göstermektedir. İlişkili taraf işlemleri nedeniyle zarar gördüğünü düşünen yatırımcının veya sorumluluk riskiyle karşılaşan bir yönetim kurulu üyesinin, finansal tablo dipnotlarını, KAP açıklamalarını ve yönetim kurulu kararlarını bir sermaye piyasası avukatı ile değerlendirmesi önemlidir.
Yazar Avukat Fatih SEFER