Tanınmış marka koruması, bir işaretin ilgili çevrede ulaştığı bilinirliğin somut delillerle kanıtlanması hâlinde, sonraki marka başvurularına karşı olağan benzerlik denetiminin ötesinde koruma sağlar. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.6/4, Paris Sözleşmesi anlamındaki tanınmış markayı aynı veya benzer mal ve hizmetlerdeki sonraki başvurulara karşı korur. SMK m.6/5 ise önceki tarihli tescilli marka veya başvurunun Türkiye’deki tanınmışlığından haksız yarar sağlanması, itibarının zarar görmesi ya da ayırt edici karakterinin zedelenmesi tehlikesi varsa farklı mal ve hizmetlerde de itiraza olanak tanır. Her iki yolda da tanınmışlık iddiasını ileri süren kişi, ilgili tarihteki bilinirliği ve dayandığı hükmün özel koşullarını ispatlamalıdır; tanınmış marka olmak tüm sınıfları otomatik olarak tekelleştirmez.
Tanınmış Markanın Hukuki Niteliği
Tanınmış marka, yalnızca yaygın reklamı yapılan veya yüksek satış hacmine sahip marka demek değildir. Hukuken belirleyici olan, işaretin ilgili mal veya hizmet piyasasında bir ticari kaynağı gösterecek biçimde tanınması ve bu bilinirliğin koruma talep edilen tarihte mevcut olmasıdır. Tanınmışlığın oluşumunda uzun süreli kullanım, pazardaki konum, coğrafi yaygınlık, reklam yatırımları ve hedef kitle algısı birlikte değerlendirilebilir. Bu ölçütlerden hiçbiri her uyuşmazlık bakımından tek başına zorunlu veya yeterli değildir.
Tescilli markanın normal koruma alanı ile tanınmışlıktan doğan genişletilmiş koruma birbirinden ayrılmalıdır. Aynı ya da benzer mal veya hizmetlerde karıştırılma ihtimali ve nispi ret nedenleri bakımından SMK m.6/1 gündeme gelir. Tanınmışlık ise kimi durumlarda aynı veya benzer emtialardaki önceki markayı, kimi durumlarda da farklı sektörlere uzanan marka değerini korumaya yarayan ayrı hukuki gerekçedir. Tescilli markanın kullanımdan doğan yasaklama yetkisinin genel çerçevesi marka hakkının kapsamı konusuna ilişkindir; burada esas mesele tanınmışlığın tescil çatışmalarında nasıl ileri sürüleceği ve kanıtlanacağıdır.
SMK m.6/4 ile m.6/5 Arasındaki Fark
SMK m.6/4 ve m.6/5 aynı sonucu doğuran iki eş anlamlı hüküm değildir. Birincisi, Paris Sözleşmesi bağlamındaki tanınmış markalar için aynı veya benzer mal ve hizmetlerle sınırlı bir itiraz sebebi kurar. İkincisi ise daha önce tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış markanın Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyini esas alır ve özel zarar ya da haksız yarar ihtimali gösterildiğinde sınıf farklılığını aşabilir.
| Karşılaştırma | SMK m.6/4 | SMK m.6/5 |
|---|---|---|
| Dayanak hakkın niteliği | Paris Sözleşmesi m.6bis anlamında tanınmış marka | Önceden tescilli veya başvurusu yapılmış, Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış marka |
| Mal veya hizmet ilişkisi | Aynı veya benzer mal/hizmet gerekir | Aynı, benzer veya farklı mal/hizmet olabilir |
| Özel inceleme | Tanınmışlık, işaret benzerliği ve emtia ilişkisi | Tanınmışlık ve işaret benzerliğine ek olarak haksız yarar, itibar zararı veya ayırt edici karakterin zedelenmesi tehlikesi; haklı sebep değerlendirmesi |
| İleri sürülme yolu | İlgili kişinin yayıma itirazı; koşulları varsa hükümsüzlük | Önceki marka sahibinin yayıma itirazı; koşulları varsa hükümsüzlük |
Burada mal ve hizmetlerin yalnız Nice sınıflandırmasındaki numaraları karşılaştırılarak sonuca gidilemez. SMK m.11/4 uyarınca aynı sınıfta yer almak benzerlik karinesi olmadığı gibi, farklı sınıflarda yer almak da benzer olmama karinesi değildir. Önemli olan malların işlevi, tüketici kitlesi, satış kanalı, tamamlayıcılığı ve ticari bağlamıdır. Korumanın m.6/4 kapsamında kalıp kalmadığı bu maddi değerlendirmeyle belirlenir.
Paris Sözleşmesi Kapsamındaki Tanınmış Marka: SMK m.6/4
SMK m.6/4, Paris Sözleşmesi’nin 6bis maddesi bağlamında tanınmış markayla aynı veya benzer işaretin aynı ya da benzer mal ve hizmetler için tescilini, ilgili kişinin itirazı üzerine engellemeyi amaçlar. Bu koruma, Türkiye’de mutlaka önceden tescil elde edilmiş olması şartına indirgenemez. Bu yönüyle özellikle Türkiye’de henüz tescil yaptırmamış yabancı marka sahipleri açısından önem taşır. Ancak yabancı ülkedeki tescillerin ve şöhretin sunulması, markanın Türkiye’deki ilgili çevre bakımından Sözleşme anlamında tanınmış olduğunun kendiliğinden kabulü sonucunu doğurmaz.
Başvuruyu yapan kişi ile önceki işaret arasında benzerlik bulunmalı; ayrıca başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler aynı veya benzer olmalıdır. Örneğin başka ülkelerde uzun süredir kullanılan bir spor ayakkabı markası Türkiye’deki ilgili alıcılar arasında tanınıyorsa ve üçüncü kişi aynı ibareyi spor ayakkabılar için tescil ettirmek istiyorsa m.6/4 bakımından inceleme yapılabilir. Buna karşılık tamamen ilgisiz bir hizmet alanında yapılmış başvurunun sırf marka tanınmış diye m.6/4 uyarınca reddedilmesi mümkün değildir.
Uluslararası tanınmışlığı bulunan bir işaretin Türkiye’de korunması ile yabancı markaların Türkiye’deki genel koruma yolları aynı soru değildir. Öncelikli tescil, tescilsiz önceki kullanım, temsilci başvurusu veya kötü niyet farklı hukuki sebepler oluşturabilir. Nitekim tescilsiz markanın önceki kullanıma dayalı korunması SMK m.6/3 çerçevesinde kendi şartlarına tabidir; tanınmışlık bu şartların yerine geçmez.
Farklı Mal ve Hizmet Sınıflarında Koruma: SMK m.6/5
SMK m.6/5, tescilli veya daha önce başvurusu yapılmış markanın Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyinin sömürülmesine ya da zayıflatılmasına karşı özel bir nispi ret sebebidir. Hüküm, aynı veya benzer bir sonraki işaretin farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olmasını tek başına koruma dışında bırakmaz. Bununla birlikte markanın tanınması kadar, sonraki işaretin tanınmış marka ile ilgili çevrede zihinsel bir bağ oluşturabilmesi ve kanunda gösterilen üç tehlikeden en az birine yol açabilecek olması da değerlendirilir.
İtibardan haksız yarar sağlama
Haksız yarar, sonraki başvuru sahibinin önceki markanın reklam gücünü, çekiciliğini veya olumlu imajını kendi mal ya da hizmetlerine aktarabilmesi ihtimalidir. Bu riskin tespitinde işaretlerin benzerliği, önceki markanın ne ölçüde bilindiği, yeni malın alıcılarının tanınmış marka ile bağlantı kurup kurmayacağı ve ticari sunum birlikte ele alınır. Fiilen kazanç sağlanmış olmasının her olayda önceden belgelenmesi gerekmez; kanun, haksız yararın sağlanabileceği hâli de korur. Ancak sırf markaya benzeyen bir kelime seçildi diye otomatik imaj transferi kabul edilemez.
Markanın itibarının zarar görmesi
İtibara zarar, sonraki işaretin bağlandığı ürün veya hizmetin özelliklerinin önceki markanın kamuoyunda oluşmuş olumlu algısını olumsuz etkileyebilmesi hâlidir. Örneğin belirli bir kalite ve güven algısıyla tanınmış işaretin aynı veya benzeri, tüketicinin önceki marka ile bağlantı kuracağı ancak onun itibarını düşürme tehlikesi taşıyan bir pazarlama bağlamında kullanılmak istenebilir. Böyle bir iddia soyut değer yargılarıyla değil, hedef kitle ve işaretler arasındaki muhtemel bağla açıklanmalıdır. Buradaki tescil engeli ile fiilen gerçekleşmiş ihlalden kaynaklanan marka itibar tazminatı aynı talep değildir.
Ayırt edici karakterin zedelenmesi (sulandırma)
Sulandırma, tanınmış işaretin belirli ticari kaynakla kurduğu güçlü bağın başka işletmelerde aynı veya benzer işaretlerin kullanılması nedeniyle zayıflaması ihtimalidir. Mutlaka doğrudan karıştırılma tehlikesi bulunması gerekmez; tüketici ürünlerin farklı işletmelerden geldiğini anlasa bile, tanınmış işaretin özgün çağrışımı aşınabilir. Bununla birlikte her sınıf dışı kullanımın sulandırma olduğu söylenemez. Markanın ayırt edici gücü, sonraki işaretin benzerlik düzeyi ve ilgili sektörler arasındaki bağ araştırılır.
Üç tehlikenin birlikte gerçekleşmesi aranmaz. Haksız yarar, itibar zararı veya ayırt edici karakterin zedelenmesi olasılıklarından somut olayın koşullarına göre biri yeterli olabilir. Buna karşılık sonraki başvuru sahibinin haklı bir sebebe dayandığı ortaya konulursa m.6/5’teki açık istisna ayrıca değerlendirilir. Haklı sebep, her kullanım için otomatik kabul edilen bir savunma değildir; işaretin seçilmesi ve ticari sunumun neden meşru olduğunun dosyada açıklanması gerekir.
Tanınmışlığın Belirlenmesinde Hangi Ölçütler Kullanılır?
Tanınmış marka korumasında herkese uygulanan sabit bir ciro, reklam bütçesi, pazar payı veya bilinirlik yüzdesi yoktur. Ölçütler, ilgili tüketici çevresini ve marka ile işletme arasındaki bağı somutlaştırmaya yarar. Dünya Fikrî Mülkiyet Örgütünün (WIPO) 1999 tarihli tanınmış markaların korunmasına ilişkin Ortak Tavsiye Kararı bu değerlendirmede başvurulan, ancak tek başına bağlayıcı kanuni ön koşul listesi olmayan bir çerçevedir.
- İlgili çevrede bilinirlik: Mal veya hizmetin mevcut ve potansiyel müşterileri ile somut olaya göre ilgili dağıtım ve ticaret çevrelerinin markayı tanıma derecesi.
- Kullanımın geçmişi: Markanın ne kadar süredir, hangi mal veya hizmetlerde, hangi coğrafyada ve ne yoğunlukta kullanıldığı.
- Tanıtımın niteliği: Reklam ve promosyonun süresi, eriştiği kitle, kapsamı, fuar ve kampanya faaliyetleri.
- Başvuru ve tesciller: Çeşitli ülkelerdeki sicil kayıtlarının markanın fiilî tanınırlığıyla bağlantısı.
- Önceki tanıma ve koruma kararları: Yetkili makamların somut markanın tanınmışlığına ilişkin gerekçeli değerlendirmeleri.
- Ekonomik değer ve pazar etkisi: Marka değerleme verileri, satış ve pazar payı ile bunların tüketici algısına yansıması.
Ölçütlerin ağırlığı malın niteliğine bağlıdır. Çok dar uzman kitlesine satılan bir endüstriyel ürün bakımından genel nüfus araştırması anlamsız kalabilir; buna karşılık kitlesel tüketim ürününde geniş tüketici verisi daha açıklayıcıdır. Tanınmışlığın bütün toplum tarafından bilinmesi şartını mekanik şekilde aramak doğru olmadığı gibi, yalnız şirketin kendi sektöründe faaliyet göstermesini de ispat için yeterli görmek mümkün değildir.
Ayrıca tanınmışlık dinamik bir olgudur. Bir markanın geçmişte çok iyi bilinmesi, yıllar sonra aynı düzeyde bilindiğinin kesin kanıtı değildir. İtiraza konu sonraki markanın başvuru veya varsa rüçhan tarihi esas alınarak o dönemdeki bilinirliğe odaklanılmalıdır. Daha sonraki tarihlerde düzenlenen belgeler, ancak ilgili eski dönemi güvenilir biçimde aydınlatıyorsa geçmişe ilişkin kanıt değeri taşıyabilir.
Tanınmış Marka İspatı İçin Hangi Deliller Sunulmalıdır?
Tanınmışlığı ileri süren taraf, yalnızca markasının çok bilindiğini söylemekle yetinemez. Sunulan belgelerin hangi markayı, hangi ülkede, hangi mal veya hizmette ve hangi tarihte gösterdiği anlaşılmalıdır. Özellikle marka sahibi ile bir grup şirketin farklı tüzel kişilikleri arasında bağlantı bulunuyorsa belgelerin hak sahibiyle ilişkisi açıklanmalıdır. Değerlendirme, tek belgenin varlığından ziyade birbirini tamamlayan kanıtlara dayanmalıdır.
| Delil grubu | Ne gösterir? | Dikkat edilmesi gereken nokta |
|---|---|---|
| Satış, ciro, pazar payı ve dağıtım kayıtları | Kullanımın ekonomik yoğunluğunu ve pazar erişimini | İlgili dönem, ürün grubu ve mümkünse Türkiye pazarı ayrı gösterilmeli |
| Reklam sözleşmeleri, medya planları ve erişim raporları | Tanıtımın hedef kitleye ulaşmasını | Harcanan tutarla fiilî erişim veya tüketici algısı birbirine karıştırılmamalı |
| Tarafsız kamuoyu ve sektör araştırmaları | Markanın ilgili çevrede tanınma derecesini | Örneklem, soru yöntemi, tarih ve tarafsızlık denetlenmeli |
| Basın yayınları, fuar ve sektör raporları | Markanın bağımsız kaynaklarda görünürlüğünü | Reklam niteliğindeki ücretli içerik bağımsız haber gibi sunulmamalı |
| Yurt dışı ve Türkiye tescilleri, önceki kararlar | Korumanın geçmişini ve önceki resmî değerlendirmeleri | Çok sayıda tescil veya eski karar tek başına güncel tanınmışlığı ispatlamaz |
| İnternet analitiği ve platform verileri | Ziyaret, arama ve erişim eğilimlerini | Türkiye bağlantısı, tarih aralığı, kaynak güvenilirliği ve marka ile ilişki gösterilmeli |
Özellikle tüketici araştırmalarında anketin marka sahibince yönlendirilip yönlendirilmediği, örneklemin ilgili piyasayı temsil edip etmediği ve katılımcının işareti gerçekten bir ticari kaynakla ilişkilendirip ilişkilendirmediği önemlidir. Marka adının internette çok aranması veya sosyal medya hesabının çok takip edilmesi tek başına hukuki tanınmışlık anlamına gelmez; bot trafik, yurt dışı yoğunlaşması ve geçici kampanya etkisi gibi unsurlar verinin açıklayıcılığını azaltabilir.
SMK m.6/5’e dayanılıyorsa dosya iki ayrı ispat basamağı içermelidir: önce önceki markanın tanınmışlığı, sonra da sonraki işaretle bağlantılı özel tehlike. İkinci basamak için tüketici çağrışımı, işaretlerin görsel ve anlamsal benzerliği, pazarlama dili, sektör yakınlığı ve markanın ayırt edici gücüne ilişkin somut olgular önem kazanır. Tanınmışlık raporu, haksız yarar veya sulandırma riskinin gerekçelendirilmesi ihtiyacını ortadan kaldırmaz.
TÜRKPATENT Tanınmış Marka Sicili Kesin Koruma Sağlar mı?
Hayır. TÜRKPATENT nezdinde geçmişte oluşturulmuş tanınmış marka kayıtları veya önceki idari tespitler, yeni bir uyuşmazlıkta tanınmışlığın değişmez ve tartışmasız biçimde var olduğunu göstermez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 01.02.2023 tarihli, E. 2023/83, K. 2023/7 sayılı kararında, tanınmışlığın sabit bir nitelik olmadığını, her somut davada tanınmışlık durumunun ve sürüp sürmediğinin ayrıca ispatlanması gerektiğini açıklamıştır. Karar, olay tarihine göre mülga 556 sayılı KHK hükümleri üzerinden kurulmuş olsa da tanınmışlık olgusunun münferit olarak incelenmesine ilişkin gerekçesi bakımından önemlidir.
Aynı kararda Hukuk Genel Kurulu, tanınmışlığın tek başına kesin hüküm oluşturacak bağımsız bir tespit davası konusu gibi ele alınamayacağını; esas uyuşmazlık içinde değerlendirilmesi gerektiğini de belirtmiştir. Bu nedenle uygulamada doğru yaklaşım, başka bir uyuşmazlıktaki sicil kaydına güvenmek değil, sonraki başvuruya itiraz veya hükümsüzlük istemiyle bağlantılı güncel ve tarihsel delil dosyası hazırlamaktır.
Yargı Kararları Tanınmışlık ve Sınıf Sınırını Nasıl Uyguluyor?
Ankara BAM: Tanınmışlık, m.6/4’te emtia benzerliği şartını kaldırmaz
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 05.03.2026 tarihli, E. 2024/214, K. 2026/509 sayılı kararında, daha önce kullanılan ve Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış olduğu kanıtlanan bir bilgisayar oyunu markasıyla sonraki başvurunun kapsadığı 35. sınıfın belirli hizmetleri karşılaştırılmıştır. Daire, markanın tanınmış kabul edilmesine rağmen ilgili bilgisayar oyunu ve yazılım malları ile dava konusu hizmetlerin aynı ya da benzer nitelikte olmadığına, dolayısıyla SMK m.6/4 koşulunun oluşmadığına karar vermiştir. Uyuşmazlıkta kötü niyet ise ayrıca değerlendirilmiş ve bu gerekçeyle hükümsüzlük sonucuna ulaşılmıştır. Böylece tanınmışlık, mal ve hizmet benzerliği ile kötü niyetin birbirinden bağımsız hukuki sorular olduğu gösterilmiştir.
Yargıtay: m.6/5 için somut haksız yarar veya zarar tehlikesi incelenir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.04.2025 tarihli, E. 2024/4358, K. 2025/2801 sayılı kararında, restoran zincirinde uzun süre kullanılan ve tanınmışlığı delillerle değerlendirilen markayla sonraki tarihli et ürünü markası karşılaştırılmıştır. İlk derece ve istinaf mahkemeleri, işaret benzerliği ve tanınmışlıkla bağlantılı haksız yarar, itibar zararı veya ayırt edici karakterin zedelenmesi ihtimalini SMK m.6/5 kapsamında kabul etmiş; Yargıtay istinaf kararını onamıştır. Karar, gerçek zarar gerçekleşmeden önce de kanundaki ihtimallerin somut delillerle değerlendirilerek tescil engeline dönüşebileceğini gösterir.
İstanbul BAM: Belgeler dönem ve sektör bakımından birlikte incelenmelidir
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 27.09.2024 tarihli, E. 2022/91, K. 2024/1523 sayılı kararında; satış hacmi, reklam kampanyalarının niteliği, coğrafi yaygınlık, ilgili çevrede bilinirlik, geçmiş resmî değerlendirmeler ve marka değeri gibi ölçütlerin tartışılması gerektiği vurgulanmıştır. Daire, somut dosyada başvuru tarihi itibarıyla tanınmışlığın yeterince araştırılmaması ve delillerin uzman incelemesiyle değerlendirilmemesi nedeniyle eksik inceleme sorununa işaret etmiştir. Buradan çıkarılacak sonuç, delil sayısının değil delillerin doğru tarih ve ilgili sektörle ilişkilendirilmesinin belirleyici olduğudur.
Tanınmış Marka Korumasında Üç Somut Örnek
Örnek 1 — Aynı sektörde yabancı marka: Yurt dışında uzun süredir kullanılan ve Türkiye’deki ilgili alıcıların tanıdığı bir ayakkabı markasının benzeri, Türkiye’de ayakkabılar için tescil ettirilmek istenmektedir. Önceki işaret Paris Sözleşmesi bağlamında tanınmışsa ve işaretler ile mallar arasındaki gerekli benzerlik ortaya konulursa SMK m.6/4’e dayalı itiraz değerlendirilebilir. Yurt dışındaki geniş dağıtım ağı bu iddiayı destekler; fakat Türkiye’deki ilgili çevre algısının yerine geçmez.
Örnek 2 — Farklı sektöre taşınan güçlü işaret: Türkiye’de belirli teknolojik ürünlerle özdeşleşmiş tescilli bir markanın ayırt edici ibaresi, bambaşka bir tüketim ürününde kullanılmak üzere başvuruya konu olmuştur. Sınıflar farklı olsa da yeni kullanım tüketiciyi güçlü markayla ilişki kurmaya yöneltiyor ve haksız imaj transferi veya sulandırma tehlikesi yaratıyorsa SMK m.6/5 uygulanabilir. Buna karşılık iki işaret arasında kurulan bağ zayıfsa veya ileri sürülen tehlike yalnız varsayımdan ibaretse itiraz kabul edilmeyebilir.
Örnek 3 — Tanınmış fakat bağlantısı bulunmayan işaret: Belirli bir mesleki alanda tanınan markayla ortak, ancak günlük dilde farklı anlamları olan bir ibare başka bir sektörde bağımsız biçimde seçilmiştir. İşaretlerin genel izlenimi, ilgili alıcı çevresi ve sunum biçimi nedeniyle önceki markayla anlamlı bir zihinsel bağlantı kurulamıyorsa yalnız tanınmışlık iddiası m.6/5 için yeterli olmayabilir. Somut olayda haklı sebep savunması da ayrıca değerlendirilir.
Bu örnekler otomatik kabul veya ret sonuçları değildir. Tescil öncesi benzerlik ve hukuki risk araştırması yapılırken işaretin tüm bileşenleriyle emtia listesi ve tanınmışlık delilleri birlikte incelenmelidir.
Tanınmış Markaya Dayanarak Yayıma İtiraz Nasıl Yapılır?
SMK m.18 uyarınca ilgili kişiler, Resmî Marka Bülteni’nde yayımlanan sonraki başvuruya yayım tarihinden itibaren iki ay içinde yazılı ve gerekçeli itiraz edebilir. İtiraz gerekçelerinin süresinde sunulması ve resmî ücretin aynı süre içinde ödenip ödeme bilgisinin Kuruma verilmesi gerekir. Tanınmış marka iddiasında başvurunun hangi mal ve hizmetlerine karşı hangi hukuki sebebe dayanıldığı açıkça ayrıştırılmalıdır. Süre, markanın tanınmış olduğunun öğrenildiği tarihten değil sonraki başvurunun yayımından başlar.
- Hakkı ve tarihi belirleyin: Dayanak işaretin sahibini, varsa tescil veya başvuru bilgisini ve sonraki markanın başvuru/rüçhan tarihini ortaya koyun.
- İtiraz sebebini ayırın: SMK m.6/4 bakımından Paris Sözleşmesi anlamında tanınmışlık ve aynı/benzer emtia; m.6/5 bakımından önceki tescil/başvuru, Türkiye’deki tanınmışlık ve üç özel tehlikeden ilgili olanları açıklayın.
- Delilleri tarihlendirin: Satış, reklam, araştırma ve dağıtım verilerini ilgili dönemlerle ilişkilendirin; yabancı belgelerin Türkiye’deki alıcılarla bağını gösterin.
- Mal ve hizmet bazında sonuç isteyin: İtirazın kapsadığı mal veya hizmetleri belirtin; gerektiğinde kısmi ret talebini somutlaştırın.
- Cevapları değerlendirin: Başvuru sahibinin işaret benzerliği, tanınmışlık, zarar tehlikesi veya haklı sebep savunmalarına dosya üzerinden karşılık verin.
İdari sürecin iki aylık süresi, ücret ve itirazın şekli yönünden ayrıntıları marka başvurusuna yayıma itiraz konusundadır. Benzer başvuruların takibi için marka izleme ve itiraz stratejisi, itiraz edilen kişi açısından ise marka itirazına cevap ayrı değerlendirilmelidir.
İlk karardan zarar gören taraf, SMK m.20 uyarınca kararın bildiriminden itibaren iki ay içinde Kurum nezdinde gerekçeli itirazda bulunabilir; nihai kararı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) verir. Nihai Kurul kararına karşı 5000 sayılı Kanun m.15/C kapsamında bildirimden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılması mümkündür. Bu dava yolunun sınırları YİDK kararının iptali davası bakımından ayrıdır.
Sonraki Marka Tescil Edilmişse Hangi Hukuki Yollar Vardır?
SMK m.25/1 uyarınca 5. veya 6. maddede sayılan ret nedenlerinin varlığı, tescil edilmiş markanın mahkeme tarafından hükümsüz kılınmasına dayanak oluşturabilir. Dolayısıyla tanınmışlığa dayalı yayıma itirazın yapılmamış veya sonuçsuz kalmış olması, koşulları oluştuğunda hükümsüzlük isteminin hukuken hiç ileri sürülemeyeceği anlamına gelmez. Hükümsüzlük, m.25/5 gereğince yalnız şartların oluştuğu mal veya hizmetler yönünden kısmi olarak da karara bağlanabilir.
SMK m.25/6’daki beş yıllık sessiz kalma kuralı ayrıca gözetilmelidir: önceki marka sahibi, sonraki tescilli markanın kullanımını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde birbirini izleyen beş yıl sessiz kalmışsa, sonraki tescil kötü niyetli olmadıkça önceki markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. Bu süre sırf sonraki markanın başvuru tarihinden başlayan genel bir beş yıllık dava açma süresi değildir. Marka hükümsüzlüğü davasının tarafları, sonuçları ve sessiz kalma koşulları kendi bütünlüğü içinde incelenmelidir.
Sonraki işaret yalnız başvuruya değil piyasadaki fiilî kullanıma da konu olmuşsa başka bir ayrım doğar. SMK m.7/2-c, tescilli markanın Türkiye’deki tanınmışlığından haksız yarar sağlayan, itibarına zarar veren veya ayırt edici karakterini zedeleyen nitelikteki aynı ya da benzer işaretin haklı sebep olmaksızın kullanımına karşı koruma getirir. Bunun somut marka hakkına tecavüz fiilleri oluşturup oluşturmadığı ve tecavüz davasında ileri sürülebilecek talepler, idari tescil itirazından ayrı değerlendirilir. Tanınmışlığın ileri sürülmesi, her talep için gereken diğer unsurları ortadan kaldırmaz.
Tanınmışlık İddiasına Karşı Hangi Savunmalar Yapılabilir?
Tanınmış markaya dayalı bir talebe karşı savunma yalnız markanın hiç bilinmediğini ileri sürmekten ibaret değildir. İtirazın dayandığı bent, korunmak istenen mal ve hizmetler ve delillerin tarihleri ayrı ayrı tartışılabilir.
- Tanınmışlığın kanıtlanmaması: Deliller sonraki başvurudan sonraki döneme ait olabilir, yalnız yurt dışı faaliyeti gösterebilir veya Türkiye’deki ilgili tüketici çevresinin algısını açıklamayabilir.
- İşaretler arasında yeterli benzerliğin olmaması: Ortak unsurun zayıf veya tanımlayıcı olması, genel izlenimin farklılığı ve bütünsel karşılaştırma itirazı etkileyebilir.
- SMK m.6/4’te emtia benzerliğinin bulunmaması: Tanınmışlık kabul edilse dahi aynı/benzer mal veya hizmet koşulu ayrıca aranır; salt farklı Nice numarasına dayanmak ise yeterli değildir.
- SMK m.6/5’te özel tehlikenin gösterilmemesi: Haksız yarar, itibar kaybı veya sulandırma ihtimali somut bağlamda temellendirilmemiş olabilir.
- Haklı sebep: Sonraki işaretin seçilmesi ve kullanılması dürüst, bağımsız ve meşru bir temele dayanıyor olabilir; bu savunmanın geçerliliği olayın özelliklerine bağlıdır.
- Önceki tarih veya ayrı hakka dayanma: Önceki kullanım ve kötü niyetli başvuru iddiaları ile tanınmışlık temelli gerekçeler karıştırılmamalı; her biri kendi şartlarında ele alınmalıdır.
SMK m.19/2’de öngörülen, önceki markanın beş yıllık ciddi kullanımının ispatını isteme mekanizması kanun lafzında SMK m.6/1 uyarınca yapılan itirazlara bağlanmıştır. Bu nedenle m.6/4 veya m.6/5 iddiasının otomatik olarak sırf m.19/2 talebiyle ortadan kalkacağı varsayılamaz. Ancak aynı itirazda m.6/1 de ileri sürülmüşse, bu sebebin kendi kullanım ispatı rejimi ayrıca sonuç doğurabilir. Tanınmışlığı kanıtlama yükü ile ciddi kullanımın bu özel usulde ispatı farklı sorulardır.
Sıkça Sorulan Sorular
Dünya çapında tanınmış bir marka Türkiye’de otomatik korunur mu?
Hayır. Dünya çapındaki bilinirlik önemli kanıt olabilir; ancak Türkiye bakımından hangi koruma hükmüne dayanıldığı ve onun şartları ayrıca incelenir. SMK m.6/4 bakımından Paris Sözleşmesi anlamında tanınmışlık ile aynı/benzer mal veya hizmet ilişkisi, m.6/5 bakımından önceki tescil/başvuru ve Türkiye’deki tanınmışlıkla ilişkili özel tehlikeler belirleyicidir.
Türkiye’de tescilsiz bir tanınmış marka itiraz edebilir mi?
SMK m.6/4, Paris Sözleşmesi anlamındaki tanınmış markalar için Türkiye’de önceki tescili başlı başına zorunlu koşul olarak düzenlemez. Bununla birlikte markanın tanınmışlığı, işaret benzerliği ve aynı/benzer mal veya hizmet koşulları ispatlanmalıdır. Tescilsiz önceki kullanımın başka hukuki dayanakları varsa bunlar ayrı değerlendirilir.
Tanınmış marka bütün sınıflarda mutlak koruma sağlar mı?
Hayır. SMK m.6/4 aynı veya benzer mal ve hizmetlerle ilgilidir. SMK m.6/5 farklı mal ve hizmetlere ulaşabilir; ancak sonraki işaretin tanınmışlık nedeniyle haksız yarar sağlayabilmesi, itibara zarar verebilmesi veya ayırt edici karakteri zedeleyebilmesi ve haklı sebep şartı değerlendirilir.
Tanınmış marka belgesi veya eski sicil kaydı tek başına yeterli midir?
Hayır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.02.2023 tarihli kararı uyarınca tanınmışlık sabit ve değişmez bir statü değildir. Önceki kayıt veya karar destekleyici kanıt niteliğinde değerlendirilebilir; uyuşmazlıktaki ilgili tarih ve çevre için yeniden ispat gerekir.
Tanınmışlığın ispatında tüketici anketi zorunlu mudur?
Her dosyada zorunlu tek delil değildir. Güvenilir bir anket doğrudan tüketici algısını gösterebilir; buna karşılık satış, dağıtım, tanıtım ve önceki değerlendirme belgeleriyle de güçlü bir kanıt bütünlüğü kurulabilir. Esas olan delillerin birlikte ilgili çevredeki gerçek bilinirliği açıklamasıdır.
SMK m.6/5 için gerçekleşmiş maddi zarar göstermek gerekir mi?
Kural olarak gerçekleşmiş bir maddi zarar şartı aranmaz. Kanun, belirli haksız yarar veya zarar sonuçlarının ortaya çıkabileceği hâllerde de itiraza olanak tanır. Ancak öngörülen tehlikenin işaretler ve piyasalar arasındaki somut bağ üzerinden açıklanması gerekir; genel ve soyut endişe yeterli değildir.
Tanınmış markaya dayalı yayıma itiraz süresi kaç aydır?
SMK m.18 uyarınca yayımdan itibaren iki aydır. İlk Kurum kararına karşı bildirimden itibaren iki ay içinde Kurum içi itiraz; nihai YİDK kararına karşı ise bildirimden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava yolu öngörülmüştür. Bu aşamaların başlangıç tarihleri birbirinden farklıdır.
Sonuç
Tanınmış marka koruması bakımından belirleyici olan, markanın ününe ilişkin genel iddia değil, doğru hukuki sebep ile doğru tarih ve mal/hizmet çevresine ilişkin ispatın bir araya gelmesidir. SMK m.6/4, Paris Sözleşmesi anlamındaki tanınmışlığı aynı/benzer emtiada korurken; m.6/5, önceki tescil veya başvuruya dayalı Türkiye tanınmışlığıyla birlikte haksız yarar, itibar zararı ya da sulandırma tehlikesi kanıtlandığında farklı emtialara uzanabilir. Belgelerin dönemsel niteliği, ilgili alıcı çevresi ve sonraki işaretle kurulan bağlantı değerlendirilmeden korumanın kapsamı kesinleştirilemez. Bu tür uyuşmazlıklarda başvuru, itiraz veya dava aşamasına göre marka korumasına ilişkin hukuki değerlendirme yapılması önem taşır.
Yazar Avukat Fatih Sefer