SMK M.7: Marka Hakkının Kapsamı ve Sınırları

Marka hakkının kapsamı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 7. maddesi uyarınca, tescilli marka sahibinin üçüncü kişilerin hangi işaret kullanımlarını yasaklayabileceğini belirler. Koruma üç temel durumda gündeme gelir: tescilli marka ile işaretin ve mal veya hizmetin aynı olması; benzerlik nedeniyle halkın karıştırma veya ilişkilendirme ihtimalinin bulunması; Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış tescilli markanın itibarından haksız yararlanılması, itibarına zarar verilmesi ya da ayırt edici karakterinin zedelenmesi. Ancak tescil, her sözcüğü veya görsel unsuru her koşulda yasaklama hakkı vermez. Kullanımın ticari niteliği, tescilin kapsamı ve dürüst kullanım ile hakkın tükenmesi gibi sınırlar birlikte değerlendirilir.

Tescil ve Münhasır Marka Hakkı Ne Sağlar?

SMK m.7/1, marka korumasının tescil yoluyla elde edildiğini; m.7/2 ise tescilden doğan hakların münhasıran marka sahibine ait olduğunu düzenler. Münhasırlık, marka sahibinin tescilli işareti kullanabilmesini ve kanunda belirtilen koşullarda izinsiz üçüncü kişi kullanımlarının önlenmesini istemesini sağlar. Bu hak, rakiplerin aynı veya benzer işaretleri hangi ticari bağlamda kullanabileceklerinin de ölçüsüdür.

Korumanın konusu, sicildeki marka örneği ile tescil edilen mal ve hizmetlerin birlikte incelenmesiyle belirlenir. Kelime markası, şekil markası veya bunların birleşiminden oluşan bir markanın koruma alanı aynı olmayabilir. İşaretin ayırt edici unsurları, kullanım biçimi ve ilgili tüketici çevresinin algısı önem taşır. Bu nedenle bir markanın belirli bir sınıfta tescilli bulunması, o sınıfta geçen bütün kelimeler veya ürün özellikleri üzerinde münhasır hak doğurduğu anlamına gelmez. Marka kavramının genel çerçevesi için markanın hukuki niteliği, tescile elverişli işaretler bakımından marka olabilecek işaretler ayrıca incelenebilir.

Temel ayrım: SMK m.7, marka sahibinin münhasır hakkının kapsamını ve hangi kullanımları yasaklayabileceğini belirler. SMK m.29 ise hangi eylemlerin marka hakkına tecavüz sayılacağını düzenler. İhlal fiillerinin ayrıntıları marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelemesinin konusudur.

SMK m.7/2 Uyarınca Üç Koruma Kademesi

Marka sahibinin yasaklama yetkisi her uyuşmazlıkta aynı koşullara tabi değildir. Kanun; işaretlerin aynılığı, mal veya hizmetlerin yakınlığı ve tanınmışlık nedeniyle korunması gereken menfaatleri esas alan üç ayrı kategori oluşturmuştur.

Hukuki dayanakAranan temel koşulAyırt edici özellik
SMK m.7/2-aİşaret aynı; kullanıldığı mal veya hizmet tescil kapsamıyla aynıAyrıca karıştırılma ihtimali şartı aranmaz
SMK m.7/2-bİşaretler ve mal veya hizmetler aynı ya da benzer; karıştırılma ihtimali varİşletmeler arasında ilişki bulunduğu algısı da dikkate alınır
SMK m.7/2-cTürkiye’de tanınmışlık düzeyi, aynı/benzer işaret, haklı sebep yokluğu ve kanunda belirtilen zarar ya da haksız yarar tehlikesiAynı, benzer veya farklı mal ve hizmetlerde uygulanabilir

1. Çifte Ayniyet: İşaret ve Mal veya Hizmetin Aynı Olması

SMK m.7/2-a, tescilli markanın aynısının tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılmasını marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller arasında sayar. Bu kategoriye çifte ayniyet denir. Örneğin tescilli bir kelime markasının, aynı mal türünü piyasaya sunan başka bir işletme tarafından ürün markası olarak aynen kullanılması bu kapsamda değerlendirilebilir.

Çifte ayniyette ayrıca tüketicinin fiilen yanıldığını veya karıştırılma ihtimalini kanıtlama koşulu bulunmaz. Bununla birlikte yalnızca aynı kelimenin bir metinde geçmesi yeterli değildir: kullanımın ticaret alanındaki niteliği, hangi mal veya hizmetle bağlantılı olduğu ve SMK m.7/5 gibi istisnalara girip girmediği ayrıca incelenir. Çifte ayniyet, bütün kullanım şartlarından bağımsız ve sınırsız bir kelime tekeli değildir.

2. Karıştırılma İhtimali: Aynı veya Benzer İşaretler

SMK m.7/2-b’de işaretlerin ve ilgili mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği yanında, bu nedenle halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunması gerekir. Tüketicinin ürünleri doğrudan aynı markaya ait sanması kadar, farklı işaretleri görse de işletmeler arasında lisans, ortaklık veya ekonomik bağlantı bulunduğunu düşünmesi de önem taşıyabilir.

İnceleme; işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal benzerliğini, ayırt edici ve baskın unsurlarını, mal ve hizmetlerin niteliğini, satış kanallarını, hedef tüketicinin dikkat düzeyini ve işaretlerin bütün olarak bıraktığı izlenimi kapsar. İki marka arasında ortak bir kelime bulunması tek başına koruma kapsamının ihlal edildiğini göstermez. Tersine, işaretlerin tamamen aynı olmaması da karıştırılma ihtimalini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ayrıntılı karşılaştırma ölçütleri marka benzerliği ve karıştırılma ihtimali başlıklı incelemede ele alınmaktadır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.11.2024 tarihli, E. 2023/6881, K. 2024/8397 sayılı kararında, başka bir işaretin tescilli markaya eklemeler yapılarak kullanılmasıyla tüketicide aynı veya ekonomik bakımdan bağlantılı işletmeden gelme algısı yaratılabileceği değerlendirilmiştir. Yargıtay, somut uyuşmazlıkta karıştırılma riskinin gözetilmemesini bozma nedeni saymıştır. Karar, markanın köken gösterme işlevinin yalnız harflerin birebir karşılaştırılmasıyla korunamayacağını ortaya koyar.

Nice sınıf numarası tek başına belirleyici değildir. SMK m.11/4 gereğince malların veya hizmetlerin aynı sınıfta olması benzerlik karinesi oluşturmadığı gibi, farklı sınıflarda olması da benzer olmadıklarına karine teşkil etmez. Bu nedenle tescil listesindeki somut mal ve hizmetler incelenmelidir. Konunun sınıflandırma yönü Nice sınıflandırması ve 35. sınıf mağazacılık hizmetleri yazılarında ayrıca açıklanmaktadır.

3. Tanınmış Marka: Mal ve Hizmet Benzerliğini Aşan Koruma

SMK m.7/2-c, tescilli bir markanın Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle, farklı mal veya hizmetlerdeki kullanımına karşı da korunmasını mümkün kılar. Bunun için üçüncü kişinin aynı veya benzer işareti haklı bir sebep olmadan kullanması ve kullanımın markanın itibarından haksız yarar sağlayacak, itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikte olması gerekir. Bu üç olumsuz sonuçtan en az birinin ciddi ve somut olarak ortaya konulabilen tehlikesi yeterli olabilir; üçünün birlikte gerçekleşmesi aranmaz.

  • İtibardan haksız yararlanma: Üçüncü kişinin, markanın oluşturduğu olumlu çağrışımı kendi mal veya hizmetine haklı gerekçe olmadan taşıması.
  • İtibara zarar: Üçüncü kişinin kullanımının tanınmış markaya yönelik kalite, güven veya saygınlık algısını olumsuz etkileyebilecek nitelikte olması.
  • Ayırt edici karakterin zedelenmesi: Markanın belirli bir ticari kaynağı hatırlatma gücünün başka kullanımlar yoluyla aşınması.

Bu genişletilmiş koruma, markanın tanınmış olduğu iddiasıyla otomatik olarak doğmaz. Türkiye’deki bilinirlik düzeyi, işaretler arasındaki ilişki, kullanımın niteliği, üçüncü kişinin haklı sebebi bulunup bulunmadığı ve ileri sürülen haksız yarar veya zarar riski ayrı ayrı incelenir. Tanınmış marka koruması ve tanınmışlığın ispatı bu özel konunun ayrıntılarını içerir.

İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 17.02.2026 tarihli, E. 2024/152, K. 2026/50 sayılı kararında, kuyumculuk ve kozmetik alanlarında tanınmış olduğu kabul edilen markanın farklı nitelikteki kafe hizmetlerinde markasal biçimde kullanılması incelenmiş; mahkeme, markanın bilinirliğinden haksız yararlanma ve ayırt edici karakterini zedeleme riskini somut deliller ışığında değerlendirmiştir. Bu karar, ilk derece mahkemesinin somut olaya özgü değerlendirmesidir; her tanınmış markanın bütün sektörlerde koşulsuz korunacağı anlamına gelmez.

SMK m.7/3: Hangi Ticari Kullanımlar Yasaklanabilir?

SMK m.7/3, ikinci fıkradaki koşullar gerçekleştiğinde yasaklama yetkisinin uygulamada hangi biçimlerde gündeme gelebileceğini gösterir. Hüküm, işaretin ticaret alanında kullanılmasını arar. Başlıca kullanım görünümleri şunlardır:

  • İşaretin malın veya ambalajın üzerine konulması.
  • İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, tesliminin teklif edilmesi veya bu amaçlarla stoklanması; işaret altında hizmet sunulması ya da sunulmasının teklif edilmesi.
  • İşareti taşıyan malların ithal veya ihraç edilmesi.
  • İşaretin işletmenin iş evrakında ve reklamlarında kullanılması.
  • İşareti kullanan kişinin kullanım hakkı veya meşru bağlantısı bulunmadığı takdirde, internet ortamında ticari etki yaratan alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri kullanımlar.
  • İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
  • İşaretin hukuka uygun olmayan karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.

Bu kullanımlardan birinin varlığı, tek başına her olayda marka hakkının ihlal edildiği sonucunu doğurmaz. Somut kullanımın SMK m.7/2’deki koruma koşullarını karşılayıp karşılamadığı, üçüncü kişinin izni veya meşru bağlantısının bulunup bulunmadığı ve istisnaların uygulanabilirliği belirlenmelidir. Örneğin bir ürünün görseli ile üzerindeki markanın aynı reklamda bulunması, yetkili satış veya hakkın tükenmesi bağlamında hukuka uygun olabilir.

Dijital ortamdaki somut ihtilaflar bakımından marka ve alan adı uyuşmazlıkları, arama reklamlarında marka kullanımı, e-ticarette marka ihlali ve sosyal medyada marka kullanımları farklı alt meseleler oluşturur. Ambalajın markasal sunumuyla ilgili özel değerlendirme ise ürün ambalajının taklidi ve marka hakkı incelemesinin konusudur.

Markasal Kullanım Şartı ve Ticaret Unvanının Sınırı

Bir işaretin ticari evrakta, tabelada veya internet sitesinde görünmesi ile bu işaretin bir mal veya hizmetin işletmesel kökenini gösterecek biçimde kullanılması her zaman aynı şey değildir. Markasal kullanım değerlendirmesinde işaretin sayfadaki konumu, punto büyüklüğü, görsel vurgu, tekrarlanma biçimi, reklam ve ürünle kurduğu ilişki ile tüketicide yarattığı genel izlenim dikkate alınır. Salt bilgilendirme veya tanımlama amacı taşıyan kullanımların değerlendirmesi de bu bağlamda yapılır.

Özellikle ticaret unvanında yer alan bir ibarenin markayla benzer olması, tek başına her unvan kullanımını yasaklanabilir kılmaz. Ticaret unvanının işletmenin kimlik bilgisi olarak gösterilmesi ile unvanın çekirdek unsurunun büyütülerek, farklı renk ve biçimle öne çıkarılıp ürün veya hizmet markası gibi kullanılması farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.09.2025 tarihli, E. 2025/1561, K. 2025/5659 sayılı kararında, ticaret unvanındaki çekirdek unsurun iş evrakı ve internet sitesinde büyük harfler ve farklı renklerle ön plana çıkarılarak kullanılmasının marka hakkına tecavüz oluşturduğuna ilişkin bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır. Somut olayda olağan unvan kullanımı ile unvanın markasallaştırılması ayrımı belirleyicidir. Bu ilişkinin özel hukuki boyutu marka ve ticaret unvanı çatışması yazısında incelenmektedir.

Aynı biçimde, üçüncü bir işletmenin markayı yalnızca ürün uyumluluğunu göstermek, kendi hizmetinin konusunu açıklamak veya orijinal ürünü tanıtmak için kullanması da bağlamından koparılarak değerlendirilemez. Kullanımın ticari köken hakkında gerçeğe aykırı bağlantı izlenimi verip vermediği ve kanuni sınırlara uyup uymadığı araştırılmalıdır.

Marka Koruması Ne Zaman Başlar, Ne Kadar Sürer?

SMK m.7/1 uyarınca marka korumasının kazanılması tescile bağlıdır. Aynı maddenin dördüncü fıkrası, hakların üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade ettiğini belirtir. Bununla birlikte, marka başvurusunun Resmî Marka Bülteni’nde yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve tescil ilan edilmiş olsaydı yasaklanabilecek fiiller için başvuru sahibine tazminat davası açma yetkisi tanınmıştır. Mahkeme, ileri sürülen iddiaların geçerliliği hakkında tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.

Bu nedenle başvuru tarihini, başvurunun bültende yayımını, tescil işlemini ve tescilin yayımını aynı aşama gibi değerlendirmek doğru değildir. Başvuru sürecinin aşamaları marka başvuru süreci yazısında açıklanmaktadır.

SMK m.23 uyarınca marka korumasının süresi başvuru tarihinden itibaren on yıldır; usulüne uygun yenilemelerle onar yıllık dönemler hâlinde uzatılabilir. Korumanın devam edip etmediği ve tescilli mal veya hizmet kapsamı sicil üzerinden kontrol edilmelidir. Yenilemenin koşulları marka tescilinin yenilenmesi incelemesinde ayrıca ele alınır.

Marka hakkının ülkesel niteliği gereği Türkiye’de elde edilen koruma, başka ülkelerde kendiliğinden aynı münhasır hakları sağlamaz. Yabancı tescillerin Türkiye’ye etkisi veya yurt dışı koruma ihtiyacı bakımından yabancı markaların Türkiye’de korunması ve uluslararası marka tescili ayrı konulardır.

Marka Hakkının Sınırları: Dürüst Kullanım ve Tükenme

SMK m.7/5: Dürüst Ticari Kullanım

Marka hakkının münhasır niteliği sınırsız değildir. SMK m.7/5, üçüncü kişilerin dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde gerçekleştirdikleri belirli kullanımlara marka sahibinin engel olamayacağını öngörür. Bu sınır üç grupta düzenlenmiştir:

  1. Gerçek kişilerin kendi adını veya adresini belirtmesi.
  2. Mal veya hizmetin türü, kalitesi, miktarı, amacı, değeri, coğrafi kaynağı, üretim veya sunuluş zamanı gibi niteliklerini açıklaması.
  3. Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça bakımından, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde markayı bu amaçla kullanması.

Örneğin bağımsız bir tamir işletmesinin, hizmet verdiği cihazların hangi marka ürünlerle uyumlu olduğunu gerçeğe uygun ve ölçülü biçimde belirtmesi gerekli olabilir. Buna karşılık aynı işletmenin kendisini marka sahibinin yetkili servisi gibi göstermesi, kullanılan işaretin sunumuna göre dürüst kullanım sınırını aşabilir. İstisnaların uygulanma şartları ve örnekleri marka hukukunda dürüst kullanım incelemesinde ayrıntılandırılmıştır.

SMK m.152: Piyasaya Sunulmuş Orijinal Ürünler

SMK m.152/1 gereğince, sınai mülkiyet hakkına konu ürünler hak sahibi veya onun izniyle üçüncü kişiler tarafından piyasaya sunulduktan sonra bu ürünlerle ilgili fiiller kural olarak hakkın kapsamı dışında kalır. Böylece marka sahibi, somut bir orijinal ürünün sonraki el değiştirmesini sırf yeniden satış gerçekleşiyor diye sınırsız biçimde yasaklayamaz. Ancak ürünlerin hak sahibi tarafından veya onun izniyle piyasaya sunulduğunun ve ilgili istisnanın koşullarının değerlendirilmesi gerekir.

SMK m.152/2, hak sahibinin meşru sebeplerle sonraki ticari işlemlere karşı çıkabileceği hâlleri ayrıca saklı tutar; özellikle ürünlerin üçüncü kişiler tarafından değiştirilmesi veya kötüleştirilmesi önem taşır. Marka hakkının tükenmesi ve paralel ithalat, bu sınırın ürün bazında nasıl işlediğini ayrıntılı olarak ele alır.

Bir başka sınır, markanın tescil edildiği mal ve hizmetlerden bağımsız bir genel kelime tekeline dönüşmemesidir. Ayrıca korumanın sürmesi bakımından ciddi kullanım yükümlülüğünün sonuçları olabilir; bu konuda kullanmama nedeniyle markanın iptali ve tecavüz yargılamasındaki özel savunma için tecavüz davasında kullanmama def’i yazıları dikkate alınmalıdır.

Tescilsiz Marka veya Önceki Kullanım Korunabilir mi?

SMK m.7’deki tescile bağlı münhasır hak ile tescilsiz bir işaretin başka hukuki dayanaklarla korunabilmesi birbirinden ayrılmalıdır. Bir işaretin piyasada önce kullanılmış olması, tek başına SMK m.7 anlamında tescilli marka hakkı yaratmaz. Bununla birlikte SMK m.6/3, başvuru veya rüçhan tarihinden önce tescilsiz marka ya da ticaret sırasında kullanılan başka bir işaret üzerinde hak elde edilmiş olmasını belirli koşullarda sonraki başvuruya karşı itiraz sebebi olarak düzenler.

Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.54 ve m.55/1-a-4 hükümleri, dürüstlük kuralına aykırı ticari davranışları ve başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemleri haksız rekabet çerçevesinde ele alır. Dolayısıyla tescilsiz bir işaretin hiçbir korumadan yararlanamayacağı söylenemez; ancak bu korumanın hukuki şartları SMK m.7’den farklıdır. Ayrıntılar için tescilsiz markanın korunması ve marka ihlali ile haksız rekabetin ilişkisi incelenebilir.

Marka Hakkının Kapsamı Nasıl İspatlanır?

Koruma kapsamına ilişkin bir değerlendirmede ilk adım, tarafların işaretleri soyut olarak karşılaştırmak değil, hakkın ve kullanımın sınırlarını ortaya koymaktır. Özellikle şu belgeler ve olgular önem taşır:

  • Sicil ve tescil kayıtları: Marka örneği, hak sahibi, başvuru ve tescil tarihleri, yenileme durumu ve tescilli mal veya hizmet listesi.
  • Üçüncü kişinin kullanımının içeriği: Ürün, ambalaj, tabela, katalog, fatura, internet sayfası, reklam ve benzeri materyallerde işaretin nasıl sunulduğu.
  • Mal ve hizmet ilişkisi: Tescil kapsamındaki somut kalemler ile iddia edilen kullanımın yöneldiği mal veya hizmetlerin benzerliği, dağıtım kanalları ve tüketici çevresi.
  • Karıştırılma ihtimali: İşaretlerin bütünsel benzerliği, ayırt edici unsurları ve ilgili tüketicinin olası kaynak veya işletmesel bağlantı algısı.
  • Tanınmışlık iddiası: Türkiye’ye ilişkin pazar payı, kullanımın yaygınlığı, reklam yatırımları, güvenilir tüketici araştırmaları ve haksız yarar ya da zarar tehlikesini somutlaştıran veriler.
  • Hakkın sınırları ve savunmalar: İzin veya lisansın kapsamı, dürüst kullanımın gerekliliği, orijinal ürünün piyasaya sunulma koşulları ve varsa öncelikli haklar.

İspat yükü, ileri sürülen vakıa ve dayanılan koruma kademesine göre değerlendirilir. Marka sahibi, dayandığı tescili ve yasaklama talebinin koşullarını somutlaştırmalıdır. Dürüst kullanım, hak sahibinin izni veya hakkın tükenmesi gibi savunmaları ileri süren tarafın da bu savunmayı destekleyen olguları belgelemesi gerekir. İnternet içerikleri değiştirilebildiğinden, kayıtların tarih ve bağlamıyla korunması önemlidir; delil tespitinin özel usulü marka ihlalinde delil tespiti yazısında incelenmektedir.

Koruma şartlarının oluştuğu sonucuna varılırsa ileri sürülebilecek talepler ve yargılama ayrı bir aşamadır. Bu konular marka hakkına tecavüz davası, marka hukukunda ihtiyati tedbir ve parasal zarar bakımından marka tecavüzünde tazminat hesabı başlıklı yazılarda açıklanmaktadır.

Koruma Kapsamının Belirlenmesine İlişkin Örnekler

DurumBaşlıca hukuki soru
Aynı işaret aynı mal üzerinde marka olarak kullanılıyorSMK m.7/2-a koşulları ve istisnalar gerçekleşiyor mu?
İki benzer marka aynı satış kanallarında görünüyorSMK m.7/2-b anlamında karıştırılma veya işletmesel bağlantı ihtimali var mı?
Tanınmış marka başka bir sektörde kullanılıyorSMK m.7/2-c’deki tanınmışlık, haklı sebep ve zarar/haksız yarar koşulları ispatlanabiliyor mu?
Bağımsız servis, uyumlu olduğu cihaz markasını belirtiyorKullanım gerekli, gerçeğe uygun ve dürüst ticari sınırlar içinde mi?
Satıcı orijinal, daha önce piyasaya sunulmuş ürünü yeniden satıyorSMK m.152’deki tükenme şartları ve meşru sebep istisnası nasıl uygulanır?

Sıkça Sorulan Sorular

Marka tescili bütün sınıflarda koruma sağlar mı?

Hayır. Olağan koruma tescil edilen mal ve hizmetler ile hukuken benzer görülebilecek mal ve hizmetler üzerinden değerlendirilir. SMK m.7/2-c’deki koşullar oluşursa tanınmış tescilli marka bakımından farklı mal ve hizmetlerde de koruma söz konusu olabilir.

Başkasının markasıyla aynı kelimeyi kullanmak her zaman yasak mıdır?

Hayır. Kullanımın ticari bağlamı, ürün veya hizmetle ilişkisi, işaretin kaynak gösterme niteliği ve dürüst kullanım istisnaları değerlendirilir. Ancak aynı işaretin aynı mal veya hizmet için marka olarak kullanılması SMK m.7/2-a bakımından güçlü bir yasaklama sebebidir.

Farklı Nice sınıflarında bulunan iki marka arasında ihlal olabilir mi?

Evet. Farklı sınıfta bulunmak mal ve hizmetlerin mutlaka benzer olmadığı anlamına gelmez. Ayrıca tanınmış marka için SMK m.7/2-c’nin özel koşulları varsa farklı mal veya hizmetlerdeki kullanım yasaklanabilir.

Tanınmışlık belgesi, başka sektördeki bütün kullanımları engeller mi?

Hayır. Tanınmışlık iddiası ile somut yasaklama koşulları ayrı incelenir. İşaretler arasındaki ilişki, haklı sebep ve haksız yarar, itibar zararı veya ayırt edici karakterin zedelenmesi tehlikesi önemlidir.

Ticaret unvanım tescilliyse benzer markayı kullanabilir miyim?

Unvanın tescilli olması, onu her biçimde marka gibi kullanma hakkı vermez. İşaretin iş evrakında yasal kimlik bilgisi olarak gösterilmesi ile tabelada veya reklamda öne çıkarılarak markasallaştırılması farklı değerlendirilir.

Bağımsız tamirci hizmet verdiği ürünün markasını yazabilir mi?

SMK m.7/5-c kapsamında, kullanım amacını belirtmek için gerekli olan ve dürüstçe yapılan işaret kullanımları engellenemez. İşletmenin kendisini yetkili servis veya marka sahibiyle bağlantılıymış gibi göstermemesi özellikle önemlidir.

Tescilsiz fakat önce kullandığım işaretin hiçbir koruması yok mudur?

Hayır. SMK m.7’deki tescilli marka münhasırlığı kendiliğinden doğmasa da SMK m.6/3’teki önceki haklara dayalı itiraz ve koşulları varsa haksız rekabet hükümleri gündeme gelebilir.

Başvuru bültende yayımlanınca üçüncü kişilerin kullanımını durdurabilir miyim?

Bültende yayımlanma ile tescilden doğan hakların üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmesi aynı aşama değildir. SMK m.7/4, bültende yayım sonrasındaki belirli fiiller bakımından tazminat davasına özel bir imkân tanır; mahkeme tescilin yayımlanmasından önce iddiaların geçerliliği hakkında karar veremez.

Sonuç

Marka hakkının kapsamı, yalnızca tescil belgesindeki işarete bakılarak değil; SMK m.7/2’deki üç koruma kademesi, tescilli mal ve hizmetler, üçüncü kişinin ticari kullanım biçimi ve kanuni istisnalar birlikte değerlendirilerek belirlenir. Çifte ayniyet, karıştırılma ihtimali ve tanınmış markaya sağlanan genişletilmiş koruma farklı ispat koşullarına tabidir. Bir kullanımın yasaklanabilir olup olmadığının tespitinde sicil kayıtlarının, somut kullanım delillerinin ve meşru kullanım savunmalarının birlikte değerlendirilmesi gerekir. Marka korumasının hukuki sınırları ve başvuru yolları bakımından marka haklarının korunmasına ilişkin hukuki danışmanlık kapsamında somut olayın incelenmesi mümkündür.

Yazar Avukat Fatih Sefer