Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.29/1’de dört bent altında düzenlenmiştir: markanın izinsiz kullanılması, markanın veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin taklit edilmesi, taklit markalı ürünlerin taklit niteliği bilinerek veya bilinmesi gerekirken ticari dolaşıma sokulması ve lisansla verilen hakların izinsiz genişletilmesi veya devredilmesi. Bu fiillerin marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı; tescilin kapsamı, işaretin kullanım biçimi, mal veya hizmetlerin niteliği ve ilgili bentte öngörülen özel şartlar birlikte değerlendirilerek belirlenir. Özellikle marka taklidi ile karıştırılma ihtimali yaratan kullanımın ve doğrudan kullanım ile taklit ürün ticaretinin birbirinden ayrılması gerekir.
- Marka Hakkına Tecavüzün Hukuki Çerçevesi
- SMK m.29’da Düzenlenen Dört Tecavüz Fiili
- Markanın İzinsiz Kullanılması
- Markanın Taklit Edilmesi
- Taklit Markalı Ürünlerin Ticari Dolaşıma Sokulması
- Lisansla Verilen Hakların İzinsiz Genişletilmesi
- Dijital Ortamda ve Ticaret Unvanında Marka İhlali
- Hangi Kullanımlar Tecavüz Sayılmaz?
- Davalının Kendi Marka Tesciline Dayanması
- Marka Başvurusunun Yayımından Sonraki Fiiller
- Kusur, Bilgi Şartı ve Tecavüzün İspatı
- Tecavüz Fiillerinin Hukuki Sonuçları
- Sıkça Sorulan Sorular
- Sonuç
Marka Hakkına Tecavüzün Hukuki Çerçevesi
Marka hakkına tecavüz, korunan bir markaya ilişkin kanuni yetkilerin hak sahibinin rızası olmaksızın ihlal edilmesidir. Tescilli marka sahibinin münhasır haklarının genel çerçevesi SMK m.7’de, bu haklara tecavüz oluşturan fiiller ise SMK m.29’da düzenlenir.
Bu iki madde birlikte uygulanır. SMK m.7 hangi işaret kullanımlarının marka sahibi tarafından yasaklanabileceğini gösterirken, m.29 marka hakkına tecavüzün hukuki dayanaklarını belirler. Münhasır yetkinin mal ve hizmetler bakımından sınırları, tanınmış markaların korunması ve koruma kapsamının belirlenmesi marka hakkının kapsamı ve sınırları hakkındaki incelemenin konusudur.
Markasal Kullanım Neden Önemlidir?
Bir işaretin ticari faaliyet sırasında görülmesi, tek başına marka hakkına tecavüz bulunduğunu göstermez. Kullanımın, somut bağlamda mal veya hizmetin ticari kaynağına ilişkin bir algı oluşturup oluşturmadığı incelenmelidir.
Örneğin, bir kelimenin ürünün niteliğini açıklamak amacıyla kullanılması ile aynı kelimenin ambalajın en görünür bölümüne, tüketicinin onu ürün markası olarak algılayacağı şekilde yerleştirilmesi farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.
Markasal kullanım değerlendirmesinde özellikle şu unsurlar önem taşır:
- İşaretin ürün, ambalaj, tabela veya reklam üzerindeki konumu ve görsel ağırlığı.
- İşaretin ilgili mal veya hizmet bakımından ayırt edici nitelik taşıyıp taşımadığı.
- İlgili tüketici çevresinin işareti bir işletmenin kaynağını gösteren unsur olarak algılayıp algılamadığı.
- Tescilli marka ile kullanılan işaret arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal yakınlık.
- Kullanımın bir bilgi verme ihtiyacına mı yoksa başka bir işletmeyle bağlantı izlenimi yaratmaya mı hizmet ettiği.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 02.02.2026 tarihli, E.2023/1749, K.2026/147 sayılı kararında, ürünün türünü belirten bir ibarenin markasal nitelikte kullanılmaması ve davalı kullanımının davacı markasına yaklaştırılmaması dikkate alınarak tecavüz koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Bu değerlendirme, işaretler arasında ortak bir unsur bulunmasının her olayda marka hakkının ihlali anlamına gelmediğini göstermektedir.
Ancak markasal kullanım değerlendirmesi, SMK m.7/2’deki yasaklama nedenlerinden ve m.7/5’teki dürüst kullanım istisnalarından bağımsız yapılamaz.
SMK m.29’da Düzenlenen Dört Tecavüz Fiili
6769 sayılı SMK m.29/1 uyarınca marka hakkına tecavüz sayılan fiiller:
- (a) Marka sahibinin izni olmaksızın markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
- (b) Marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
- (c) Markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde, tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, ticaret alanına çıkarmak, ithal veya ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak ya da bu ürünlere ilişkin sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
- (ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
Kanun, tecavüz fiillerini dört bent altında belirlemiştir. Bununla birlikte m.29/1-a’nın atıf yaptığı m.7/3’teki ticari kullanım örnekleri, günümüzde farklı araçlarla gerçekleştirilebilen marka kullanımlarının değerlendirilmesine imkân tanır.
Dört bent aynı hukuki şartlara tabi değildir. Özellikle m.29/1-c’de öngörülen taklidi bilme veya bilmesi gerekme şartı, diğer bentlerden ayrı olarak incelenmelidir.
| Kanuni dayanak | Fiil | Ayırt edici unsur |
|---|---|---|
| m.29/1-a | İzinsiz marka kullanımı | SMK m.7 kapsamındaki yasaklanabilir kullanım |
| m.29/1-b | Markanın taklidi | Aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretle taklit |
| m.29/1-c | Taklit markalı ürün ticareti | Kanunda sayılan ticari fiil ve taklidi bilme veya bilmesi gerekme |
| m.29/1-ç | Lisans yetkisinin aşılması | Verilmiş kullanım yetkisinin izinsiz genişletilmesi veya devri |
1. Markanın İzinsiz Kullanılması: SMK m.29/1-a
SMK m.29/1-a, marka sahibinin izni olmaksızın markanın m.7’de yasaklanabilir biçimlerde kullanılmasını tecavüz sayar. Bu bent yalnızca birebir marka kopyalarını kapsamaz. Tescilli marka ile benzer işaretlerin, kanuni koşullar gerçekleştiğinde kullanılması da bu kapsamda değerlendirilebilir.
İzinsiz kullanımın hukuki niteliği belirlenirken SMK m.7/2’de düzenlenen üç durum önemlidir.
Tescilli Marka ile Aynı İşaretin Aynı Mal veya Hizmetlerde Kullanılması
SMK m.7/2-a uyarınca, tescilli marka ile aynı işaretin tescil kapsamındaki aynı mal veya hizmetlerde kullanılması marka sahibinin yasaklama yetkisine girer.
Örneğin, belirli bir ibareyi ayakkabılar için tescil ettirmiş işletmenin izni olmaksızın aynı ibarenin başka bir işletmenin ayakkabılarında ürün markası olarak kullanılması bu düzenleme çerçevesinde incelenir.
İşaret ve mal veya hizmet ayniyetinin birlikte bulunduğu bu durumda, m.7/2-b’deki karıştırılma ihtimaline ilişkin ayrıca bir benzerlik değerlendirmesi yapılması gerekmez. Bununla birlikte somut kullanımın ticari niteliği, hak sahibinin izni ve uygulanabilecek kanuni istisnalar yine önem taşır.
Benzer İşaretle Karıştırılma İhtimali Yaratılması
SMK m.7/2-b, aynı veya benzer işaretlerin aynı ya da benzer mal ve hizmetlerde kullanılması nedeniyle halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali doğmasını yasaklama nedeni sayar.
Buradaki karıştırılma yalnızca tüketicinin iki ürünün aynı işletmeye ait olduğunu düşünmesinden ibaret değildir. Tüketici, markaların farklı olduğunu fark ettiği hâlde işletmeler arasında lisans, ortaklık, ekonomik bağlantı veya aynı şirketler grubuna aidiyet bulunduğunu da düşünebilir.
İşaretler arasındaki benzerliğin derecesi, ayırt edici unsurlar, ilgili tüketici çevresi ve mal veya hizmetlerin yakınlığı birlikte değerlendirilir. Bu değerlendirmenin ayrıntılı ölçütleri marka benzerliği ve karıştırılma ihtimali incelemesinde ele alınmaktadır.
Nice sınıflarının farklı olması da tek başına ihlal bulunmadığı anlamına gelmez. Mal ve hizmetlerin fiilî ilişkisi önemlidir. Sınıflandırmanın bu konudaki işlevi için Nice sınıflandırması ve marka sınıfı seçimi değerlendirilmelidir.
Tanınmış Marka ile Bağlantı Kurularak Haksız Yarar Sağlanması
SMK m.7/2-c, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle özel korumadan yararlanan markalar bakımından farklı mal veya hizmetlerdeki kullanımları da kapsayabilir.
Bu korumanın uygulanabilmesi için işaretin aynı veya benzer olması yanında, haklı bir sebep olmaksızın kullanımın markanın itibarından haksız yarar elde etmeye, itibarına zarar vermeye veya ayırt edici karakterini zedelemeye elverişli olması gerekir.
Tanınmışlık iddiası, her sektörde ve her kullanım bakımından otomatik bir yasaklama yetkisi doğurmaz. Tanınmışlığın düzeyi ve somut kullanımın sonuçları ayrıca incelenir. Bu şartlar tanınmış marka koruması ve ispatı konusuna aittir.
2. Markanın Taklit Edilmesi: SMK m.29/1-b
SMK m.29/1-b, marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmeyi ayrı bir tecavüz fiili olarak düzenler.
Taklit fiilinde temel ölçüt, tescilli işaretin aynen veya aradaki farklılıkların olağan dikkatle ayırt edilmesini güçleştirecek derecede yakın biçimde kullanılmasıdır.
Bu kapsamda yalnızca kelimelerin yazılışı değil; markanın şekil unsurları, harf düzeni, kompozisyonu ve ilgili tüketicide bıraktığı genel izlenim de önem taşıyabilir.
Marka Taklidi ile İltibas Arasındaki Fark
Taklit ile karıştırılma ihtimali birbirine yakın ancak aynı olmayan hukuki kavramlardır.
Markanın taklidinde, tescilli işaretin aynısı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri söz konusudur. Karıştırılma ihtimalinde ise işaretler arasında farklar bulunmasına rağmen, ilgili tüketicinin mal veya hizmetlerin ticari kaynağı konusunda yanılma ihtimali ortaya çıkabilir.
Bu nedenle markanın aynen kopyalanmadığı bir olayda da SMK m.29/1-a ile m.7/2-b hükümleri kapsamında tecavüz oluşabilir.
Örneğin:
- Taklit: Tescilli markanın ayırt edici kelime ve şekil düzeninin başka bir üretici tarafından ürün üzerinde neredeyse aynı biçimde kullanılması.
- Karıştırılma ihtimali: Farklı kelime veya şekil unsurları içeren iki işaretin, bütünsel izlenimleri ve mal veya hizmetlerin yakınlığı nedeniyle aynı ticari kaynaktan geldikleri algısını yaratması.
Taklidin fiilen ürüne uygulanması, taklit ürünün üretilmesi ve bu ürünün satış zincirindeki konumu farklı maddi ve hukuki sorunlar ortaya çıkarabilir. Taklit ürünlerin fiziksel tespiti, ticari dolaşımı ve müdahale yolları taklit ürünlerde marka ihlali başlıklı incelemede ayrıca ele alınmaktadır.
Ayırt Edilemeyecek Kadar Benzerlik Nasıl Belirlenir?
SMK m.29/1-b ve (c) bentlerinde kullanılan ayırt edilemeyecek kadar benzerlik ölçütü, genel karıştırılma ihtimali ölçütünden daha dar bir yakınlık düzeyini ifade eder.
İncelemede yalnızca iki işaretin aynı harf veya renkleri içerip içermediğine bakılmaz. Özellikle ayırt edici unsurların ne ölçüde kopyalandığı ve farklılıkların olağan tüketici algısındaki etkisi değerlendirilir.
Her görsel veya işitsel benzerlik, taklit anlamına gelmez. Bununla birlikte taklit eşiğine ulaşmayan benzerlikler, koşulları varsa m.29/1-a kapsamında ihlal oluşturabilir.
3. Taklit Markalı Ürünlerin Ticari Dolaşıma Sokulması: SMK m.29/1-c
Marka hakkına tecavüz yalnızca markayı taklit eden üretici tarafından gerçekleştirilmeyebilir. Taklit markayı taşıyan ürünlerin ticari dolaşımında yer alan kişiler de SMK m.29/1-c kapsamında sorumlu olabilir.
Bu bentte ürünün taklit niteliğinin bilinmesi veya bilinmesi gerekmesi açık bir koşul olarak düzenlenmiştir.
Hangi Ticari İşlemler Bu Bent Kapsamındadır?
Kanuna göre, aranan şartların gerçekleşmesi hâlinde aşağıdaki işlemler marka hakkına tecavüz oluşturabilir:
- Taklit markalı ürünlerin satılması.
- Ürünlerin dağıtılması veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkarılması.
- Taklit markalı ürünlerin ithal işlemine tabi tutulması.
- Bu ürünlerin ihraç edilmesi.
- Ürünlerin ticari amaçla elde bulundurulması.
- Taklit markalı ürünler hakkında sözleşme yapmak için öneride bulunulması.
Bu fiiller bakımından satışın tamamlanmış olması her durumda zorunlu değildir. Kanun, ticari amaçla elde bulundurmayı ve sözleşme yapmak için öneride bulunmayı da açıkça düzenlemiştir.
Bununla birlikte m.29/1-c kapsamında sorumluluk için ürün üzerindeki işaretin taklit niteliği ve failin bunu bildiği veya bilmesi gerektiği somut olayda belirlenmelidir.
Taklit Olduğunu Bilmemek Satıcıyı Sorumluluktan Kurtarır mı?
Bir satıcının ürünün taklit olduğunu bilmediğini ileri sürmesi, tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmaz. SMK m.29/1-c, fiilî bilgi yanında bilmesi gerekme ölçütünü de kabul etmiştir.
Bu ölçüt değerlendirilirken satıcının faaliyet alanı, ticari deneyimi, tedarik zinciri, ürünün niteliği, satın alma koşulları ve taklidi gösteren objektif belirtiler birlikte ele alınabilir.
Örneğin, aynı sektörde düzenli olarak ticaret yapan bir işletmenin olağan piyasa koşullarından belirgin biçimde ayrılan ürünleri hiçbir araştırma yapmadan satışa sunması, taklidi bilmesi gerekip gerekmediği bakımından önem taşıyabilir. Bununla birlikte her somut olayda aynı sonuca ulaşılmaz.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 02.05.2024 tarihli, E.2022/1333, K.2024/830 sayılı kararında, çay ürünlerinin satışını yapan davalı tacirin ürünlerin taklit olduğunu bilmediğine yönelik savunması değerlendirilmiştir. Mahkeme, davalının basiretli tacir olarak sattığı ürünlerin markasını araştırması gerektiğini belirtmiştir.
Kararın önemli bir yönü, satılan ürünlerin fiziksel olarak incelenememesi nedeniyle taklit niteliğinin belirlenememiş olmasıdır. Buna karşılık ürünlerde kullanılan işaretin davacı markasıyla iltibas yaratacak derecede benzerliği saptanmış ve tecavüz SMK m.29/1-a ile m.7/2-b kapsamında kabul edilmiştir.
Dolayısıyla taklit ürünü bilerek ticarete konu etme fiili ile karıştırılma ihtimali yaratan işaretli ürünlerin satılması hukuken ayrı değerlendirilmelidir. Bir uyuşmazlıkta m.29/1-c’nin özel koşulları ispatlanamasa dahi, kullanımın m.29/1-a kapsamına girip girmediği ayrıca araştırılabilir.
Fatura veya Tedarikçi Bilgisi Sunulması Yeterli midir?
Satıcının ürünü bir tedarikçiden satın almış olması, alış faturası sunması veya ürünün kaynağını açıklaması, tek başına markasal kullanımın hukuka uygun olduğunu ispatlamaz.
Fatura ve ticari kayıtlar, ürünlerin kaynağı ve satış süreci bakımından delildir. Ancak marka sahibinin izni, ürünün orijinalliği ve somut tecavüz şartları bu belgelerden ayrı olarak değerlendirilir.
Öte yandan marka sahibinin veya onun izniyle piyasaya sunulmuş orijinal ürünlerin yeniden satışı ayrı bir koruma sınırına tabidir. Bu konu marka hakkının tükenmesi ve paralel ithalat kapsamında incelenir.
4. Lisansla Verilen Hakların İzinsiz Genişletilmesi: SMK m.29/1-ç
Marka sahibi, markasının başkaları tarafından kullanılmasına lisans sözleşmesiyle izin verebilir. Ancak lisans alanın sahip olduğu kullanım yetkisi, kendisine verilen hakkın kapsamıyla sınırlıdır.
SMK m.29/1-ç, lisans yoluyla verilen hakların izinsiz genişletilmesini veya üçüncü kişilere devredilmesini marka hakkına tecavüz sayar.
Bu düzenleme SMK m.24 ile birlikte uygulanmalıdır. SMK m.24/3 uyarınca sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça lisans alan, lisanstan doğan haklarını üçüncü kişilere devredemez veya alt lisans veremez. Aynı maddenin dördüncü fıkrası, lisans alanın sözleşme şartlarına uymak zorunda olduğunu ve aksi hâlde marka sahibinin tescilli markadan doğan haklarını lisans alana karşı ileri sürebileceğini düzenler.
Lisans Yetkisinin Aşılması Hangi Hâllerde Ortaya Çıkar?
Somut sözleşmenin içeriğine bağlı olarak aşağıdaki kullanımlar tecavüz iddiasına konu olabilir:
- Markanın lisans verilmemiş mal veya hizmetlerde kullanılması.
- Sözleşmede kararlaştırılmış kullanım alanı veya coğrafi sınırların aşılması.
- Lisans verilen marka yerine yetki dışında kalan başka işaretlerin kullanılması.
- Lisans hakkının izinsiz olarak üçüncü kişiye devredilmesi veya yetkisiz alt lisans verilmesi.
- Lisans sözleşmesinin sona ermesinden sonra geçerli bir kullanım hakkı bulunmaksızın markasal kullanıma devam edilmesi.
Bu fiillerin değerlendirilmesinde lisansın türü, sözleşmenin açık hükümleri, tarafların izin ve onayları ile fiilî kullanımın kapsamı önemlidir. Her sözleşmeye aykırılık otomatik olarak aynı nitelikte bir marka hakkına tecavüz oluşturmaz. İddia edilen aykırılığın tescilli markadan doğan haklara nasıl müdahale ettiği belirlenmelidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12.09.2013 tarihli, E.2011/11401, K.2013/15560 sayılı kararında, mülga 556 sayılı KHK hükümleri çerçevesinde lisansın belirli ayakkabı modelleriyle sınırlanması ve bu sınırların aşılıp aşılmadığı değerlendirilmiştir. Yargıtay, uyuşmazlığın yalnızca tüketici nezdinde ürünlerin benzerliği üzerinden değil, verilen marka kullanım izninin kapsamı yönünden de incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.
Lisansın kuruluşu ve türleri marka lisans sözleşmesi ile marka lisans türleri konularında; sözleşmenin sona ermesinin sonuçları ise marka lisans sözleşmesinin feshi ve fesih sonrası kullanım incelemesinde değerlendirilir.
Dijital Ortamda ve Ticaret Unvanında Marka İhlali
SMK m.29/1-a’nın atıf yaptığı m.7/3, marka sahibinin yasaklama yetkisine konu olabilecek kullanım biçimleri arasında internet ortamındaki ticari kullanımları, ticaret unvanlarını ve işletme adlarını da sayar.
Bu nedenle marka hakkına tecavüzün yalnızca fiziksel ürün veya ambalaj üzerinde gerçekleşmesi gerekmez.
Ticaret Unvanı veya İşletme Adı Olarak Kullanım
SMK m.7/3-e, işaretin ticaret unvanı veya işletme adı olarak kullanılmasını yasaklanabilecek kullanım biçimleri arasında düzenler.
Ancak bir ticaret unvanında tescilli markayla aynı kelimenin bulunması tek başına tecavüz sonucuna götürmez. Kullanımın ticari niteliği, ilgili mal veya hizmetlerle bağlantısı, işaretin sunuluşu ve m.7/2’deki koşullar değerlendirilir.
Bir şirketin ticaret siciline kayıtlı unvana sahip olması, kendisinden önceki hak sahibinin marka hakkını ihlal eden kullanımlarını kendiliğinden hukuka uygun kılmaz.
Alan Adı, Anahtar Sözcük ve Yönlendirici Kod Kullanımı
SMK m.7/3-d, işareti kullanan kişinin kullanıma ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı bulunmaması şartıyla, tescilli markayla aynı veya benzer işaretlerin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri şekillerde kullanılmasını düzenler.
Örneğin, bir markanın ayırt edici unsurunu alan adına taşıyarak tüketicilerin rakip işletmenin internet sitesine yönelmesine yol açan kullanım, kanuni şartlar gerçekleştiğinde tecavüz oluşturabilir.
Ancak alan adında veya arama reklamında marka ibaresinin bulunması, bağlamdan bağımsız biçimde ihlal anlamına gelmez. Meşru bağlantı, ticari etki, kullanımın niteliği ve marka sahibinin yasaklama yetkisi somut olayda incelenir.
Alan adlarına özgü uyuşmazlıklar marka ve alan adı uyuşmazlıkları; arama motoru reklamlarının özel şartları anahtar kelime reklamında marka ihlali kapsamında değerlendirilir.
Benzer şekilde sosyal medya hesaplarının markasal kullanımı sosyal medyada marka ihlali, pazaryerlerindeki satış ve satıcı sorumluluğu e-ticarette marka hakkı ihlali incelemesinin konusudur.
Ambalaj ve Reklamlarda Kullanım
İşaretin ürün veya ambalaj üzerine konulması ile iş evraklarında ve reklamlarda kullanılması SMK m.7/3-a ve (ç) kapsamındaki kullanım örnekleridir.
Marka işaretinin farklı ürün ambalajlarında kullanılması ile ambalajın genel görünümünün benzetilmesi her zaman aynı hukuki mesele değildir. Ambalaj üzerinde işaretin kaynak gösterme işlevi ürün ambalajının taklidi ve marka hakkı ihlali kapsamında özel olarak değerlendirilir.
Rakip markanın reklamda anılması da her durumda yasak değildir. SMK m.7/3-f özellikle hukuka uygun olmayan karşılaştırmalı reklamları düzenlemektedir. Bu nedenle karşılaştırmalı reklamlarda rakip markanın kullanılması ayrı şartlara göre incelenmelidir.
Hangi Kullanımlar Marka Hakkına Tecavüz Sayılmaz?
Marka hakkına tecavüz iddiası değerlendirilirken yalnızca SMK m.29’da belirtilen fiillere bakılması yeterli değildir. Marka sahibinin yasaklama yetkisinin kanuni sınırları ve üçüncü kişinin somut kullanım hakkı da dikkate alınmalıdır.
Dürüst Kullanım İstisnası
SMK m.7/5, üçüncü kişilerin dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde gerçekleştirdiği belirli kullanımları marka sahibinin yasaklama yetkisi dışında bırakır.
Bunlar gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi, mal veya hizmetlerin özelliklerini açıklaması ve özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parçalarda kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu durumlardaki kullanımlardır.
Ancak kullanımın dürüstlük sınırları içinde kalması gerekir. Başka bir markayla ticari bağlantı izlenimi yaratılması veya kullanım amacını aşan biçimde markasal sunum yapılması istisnanın uygulanmasını engelleyebilir.
İstisnaların şartları marka hukukunda dürüst kullanım incelemesinde ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir.
Marka Hakkının Tükenmesi
SMK m.152/1 uyarınca, sınai mülkiyet hakkı korumasına konu ürünlerin hak sahibi veya onun izniyle üçüncü kişiler tarafından piyasaya sunulmasından sonraki ürünle ilgili fiiller kural olarak hakkın kapsamı dışında kalır.
Bu nedenle orijinal ürünlerin hak sahibinin izniyle piyasaya sunulmuş olması, sonraki ticari işlemlerin değerlendirilmesinde belirleyicidir. Bununla birlikte SMK m.152/2, ürünlerin değiştirilmesi veya kötüleştirilmesi hâlinde marka sahibinin müdahale hakkını saklı tutar.
Tükenme koşullarının gerçekleşmediği taklit ürünlerde bu savunmaya dayanılması mümkün değildir.
Hak Sahibinin İzni ve Haklı Sebep
Marka sahibinin geçerli izni kapsamında gerçekleştirilen kullanım, iznin sınırlarını aşmadığı ölçüde izinsiz kullanım olarak nitelendirilemez.
Ayrıca özellikle SMK m.7/2-c kapsamında tanınmış markalar yönünden, kullanımın haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı önem taşır. Buradaki haklı sebep değerlendirmesi, dürüst kullanım ve diğer kanuni istisnalarla karıştırılmamalıdır.
Tecavüz Davasında Kullanmama Def’i
SMK m.29/2, m.19/2 hükmünün tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebileceğini düzenler. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.
Bu savunma, m.29/1’deki dört fiilden ayrı bir mesele olup tecavüz iddiasına dayanak markanın ciddi kullanımının ve kullanım ispatının değerlendirilmesine ilişkindir.
İspat külfeti, inceleme dönemi ve savunmanın davaya etkisi marka hakkına tecavüz davasında kullanmama def’i incelemesinde ele alınmaktadır. Kullanım belgelerinin niteliği bakımından ayrıca marka kullanım ispatı delilleri değerlendirilmelidir.
Davalı Kendi Marka Tesciline Dayanarak Tecavüz İddiasından Kurtulabilir mi?
Marka hakkına tecavüz uyuşmazlıklarında, davalının kullandığı işaretin kendi adına ayrıca tescilli olması önemli bir savunma meselesidir.
SMK m.155/1 bu konuda açık bir düzenleme içermektedir.
SMK m.155/1: Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.
Bu hüküm uyarınca, davalının daha sonraki tarihli bir marka tesciline sahip olması, önceki hak sahibi tarafından açılan tecavüz davasına karşı kendiliğinden koruma sağlamaz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.10.2022 tarihli, E.2021/2797, K.2022/7133 sayılı kararında, sonraki tarihli tescilli markanın önceki hak sahibine karşı tecavüz davasında savunma olarak ileri sürülemeyeceği açıklanmıştır. Kararda, önceki dönemde benimsenmiş olan tescilli markanın tescil süresince kullanılmasının tecavüz oluşturmayacağı yönündeki yaklaşımın SMK m.155 karşısında sürdürülemeyeceği belirtilmiştir.
Ancak bu durum, davalı kullanımının başka bir inceleme yapılmaksızın mutlaka tecavüz oluşturacağı anlamına gelmez. Önceki hakkın kapsamı, işaretlerin ve mal veya hizmetlerin ilişkisi, kullanımın niteliği ve uygulanabilecek istisnalar yine araştırılır.
Sonraki tarihli tescilin hükümsüzlüğü ayrı bir hukuki taleptir. Tescilli hakka dayanma savunmasının kapsamı tescilli marka sahibi olmanın tecavüz sorumluluğuna etkisi; hükümsüzlük ise marka hükümsüzlüğü davası kapsamında ayrıntılı olarak incelenir.
Marka Başvurusunun Yayımından Sonraki Tecavüz Fiilleri
Marka hakkının üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesinde başvurunun yayımı ile tescilin yayımı birbirinden ayrılmalıdır.
SMK m.7/4 uyarınca marka sahibine sağlanan haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder.
Bununla birlikte aynı hüküm, marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve tescilin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibine tazminat davası açma yetkisi tanır.
Ancak mahkeme, ileri sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
Dolayısıyla başvuru sahibinin koruması değerlendirilirken şu tarihler birbirinden ayrılmalıdır:
- Marka başvurusunun yapıldığı tarih.
- Marka başvurusunun Bültende yayımlandığı tarih.
- Marka tescilinin yayımlandığı tarih.
- İhlal oluşturduğu ileri sürülen kullanımın gerçekleştiği tarih.
Marka başvurusunun yayımı ile nihai tescil arasındaki süreç, tescil edilmiş bir markanın korunmasıyla tamamen aynı hukuki sonuçlara sahip değildir. İlgili idari aşamalar için marka başvuru süreci incelemesine başvurulabilir.
Marka Hakkına Tecavüzde Kusur, Bilgi Şartı ve İspat
Tecavüzün Tespitinde Kusur Her Zaman Aranır mı?
Marka hakkına tecavüzün objektif olarak tespit edilmesi ile tecavüz nedeniyle tazminata hükmedilmesi farklı hukuki incelemelerdir.
SMK m.29/1-a ve (b) kapsamındaki izinsiz kullanım ve taklit fiillerinin değerlendirilmesinde, failin mutlaka zarar verme kastıyla hareket ettiğinin ispatlanması gerekmez. Geçerli marka hakkına aykırı kullanımın kanuni unsurlarının gerçekleşmesi esas alınır.
Buna karşılık m.29/1-c’de taklit markalı ürünlerin ticari dolaşıma sokulması bakımından kanun açıkça bilme veya bilmesi gerekme koşulunu öngörmüştür. Bu özel unsur göz ardı edilerek m.29 kapsamındaki bütün fiillerin bilgi ve kusurdan tamamen bağımsız olduğu söylenemez.
Lisans yetkisinin aşılması iddiasında ise verilen iznin içeriği ve fiilî kullanımın bu iznin sınırlarını aşıp aşmadığı belirlenmelidir.
Maddi ve manevi tazminat taleplerinde ise hukuka aykırı fiilin yanında zararın, nedensellik bağının ve uygulanacak sorumluluk hükümleri çerçevesinde kusurun değerlendirilmesi gerekir.
Tecavüz İddiasında Hangi Unsurlar İspatlanmalıdır?
Marka hakkına tecavüzün ileri sürülmesinde, öncelikle korunan hakkın varlığı ve ihlale konu fiilin somutlaştırılması gerekir.
Uyuşmazlığın niteliğine göre aşağıdaki deliller önem taşıyabilir:
- Marka tescil kayıtları: Hak sahibi, başvuru ve tescil tarihleri, korunan işaret ve mal veya hizmet listesi.
- Ürün ve ambalaj örnekleri: Kullanılan işaretin biçimi, konumu, ayırt edici unsurları ve taklit iddiasının dayanakları.
- Fatura, sevk irsaliyesi ve ticari kayıtlar: Ürünün ticari dolaşıma sokulması, satılması veya tedarik zincirindeki işlemler.
- İnternet ve reklam kayıtları: Alan adı, ilan, ürün sayfası, reklam metni ve kullanımın ticari etkisini gösteren veriler.
- Lisans sözleşmesi ve ekleri: Kullanım hakkının kapsamı, süre, mal veya hizmet sınırları ve varsa izin veya değişiklik belgeleri.
- Yazışmalar ve ihtarlar: Kullanıma ilişkin bildirimler, bilgi sahibi olunduğunu gösterebilecek belgeler ve tarafların açıklamaları.
- Teknik incelemeler: İşaretlerin karşılaştırılması, ürün orijinalliği ve sektörel özellikler bakımından bilirkişi incelemesine elverişli veriler.
Özellikle taklit markalı ürün ticaretinde, m.29/1-c kapsamındaki bilgi şartını destekleyen olgular ayrıca ortaya konmalıdır. Tecavüzün varlığına ilişkin deliller ile zarar ve tazminat miktarına ilişkin delillerin ispat işlevleri de farklıdır.
Dijital ve fiziksel delillerin elde edilmesi, muhafazası ve değerlendirilmesi marka ihlalinde delil tespiti incelemesinin konusudur.
Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiillerin Hukuki Sonuçları
SMK m.29 kapsamındaki bir tecavüz fiilinin gerçekleşmesi hâlinde hak sahibinin başvurabileceği hukuki yollar, özellikle SMK m.149 ve devamındaki hükümlerde düzenlenir.
Bu kapsamda somut şartlara göre tecavüzün tespiti, muhtemel tecavüzün önlenmesi, devam eden fiilin durdurulması, hukuka aykırı durumun ortadan kaldırılması ve zararların tazmini gibi talepler gündeme gelebilir.
Ancak bu taleplerin kabul koşulları, birbirinden farklıdır. Fiilin SMK m.29 kapsamında tecavüz oluşturması, ileri sürülen bütün tazminat veya diğer taleplerin kendiliğinden kabul edileceği anlamına gelmez.
Bu nedenle tecavüz fiilinin unsurlarının belirlenmesi ile hukuki taleplerin ve yargılama usulünün değerlendirilmesi ayrı aşamalardır.
Tespit, önleme, durdurma, kaldırma ve diğer taleplerin dava yoluyla ileri sürülmesi marka hakkına tecavüz davası kapsamında ele alınmaktadır.
Maddi tazminatın hesaplanması marka tecavüzünde tazminat, markanın itibarına verilen özel zarar ise marka itibar tazminatı incelemesine aittir.
İhlalin devamını önlemeye yönelik geçici hukuki koruma marka hukukunda ihtiyati tedbir; sınırda uygulanan koruma mekanizmaları ise gümrükte marka hakkının korunması kapsamında değerlendirilir.
Marka hakkına tecavüz nedeniyle ileri sürülecek özel hukuk taleplerinde zamanaşımı bakımından SMK m.157’nin Türk Borçlar Kanunu hükümlerine yaptığı atıf önemlidir. Fiilin zamanı, devamlılığı ve talebin niteliğine göre yapılacak inceleme marka hakkına tecavüzde zamanaşımı konusuna aittir.
Her Marka Tecavüzü Aynı Zamanda Suç mudur?
SMK m.29’da düzenlenen özel hukuk anlamındaki tecavüz fiilleri ile SMK m.30’da düzenlenen marka suçları birbirinden ayrılmalıdır.
SMK m.30, belirli fiiller bakımından cezai yaptırımlar öngörmekle birlikte, ceza sorumluluğunun koşulları özel hukukta tecavüzün tespitiyle tamamen aynı değildir. Ceza hukukuna özgü kanunilik, suçun unsurları ve manevi unsur ayrıca değerlendirilir.
Bu ayrım ve ceza yargılamasına ilişkin şartlar marka hakkına tecavüz suçu incelemesinde ele alınır.
Marka Tecavüzü Aynı Zamanda Haksız Rekabet Oluşturabilir mi?
Marka hakkına tecavüz oluşturan bir fiilin, somut koşullarına göre Türk Ticaret Kanunu kapsamında haksız rekabet niteliği taşıması da mümkündür.
Ancak iki hukuki rejimin şartları ve korudukları menfaatler tamamen aynı değildir. Tescilsiz işaretlerin korunmasında da farklı hukuki dayanaklar gündeme gelebilir.
Bu nedenle tescilsiz markanın korunması ile marka ihlali ve haksız rekabetin birlikte ileri sürülmesi ayrı değerlendirilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller nelerdir?
SMK m.29/1 dört fiil grubu düzenler: markanın m.7 kapsamında izinsiz kullanılması, markanın veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin taklit edilmesi, taklit markalı ürünlerin taklidi bilerek veya bilmesi gerekirken ticari dolaşıma sokulması ve lisansla verilen hakların izinsiz genişletilmesi veya devredilmesi. Her fiilin kendine özgü koşulları bulunur.
Marka taklidi ile marka benzerliği aynı şey midir?
Hayır. Taklit, markanın aynen veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanılmasıyla ilgilidir. Karıştırılma ihtimali ise daha geniş bir benzerlik değerlendirmesidir. Taklit eşiğine ulaşmayan bir kullanım da SMK m.7/2-b ve m.29/1-a uyarınca tecavüz oluşturabilir.
Taklit ürün satan kişinin ürünü kendisinin üretmemiş olması sorumluluğu kaldırır mı?
Hayır. SMK m.29/1-c, taklit markalı ürünleri ticari dolaşıma sokan kişileri de kapsar. Ancak bu bentte ürünün taklit edildiğinin bilinmesi veya bilinmesi gerekmesi şartı aranır. Somut kullanım, şartları gerçekleştiğinde m.29/1-a kapsamında da değerlendirilebilir.
Bir markanın internet sitesinde kullanılması her zaman tecavüz müdür?
Hayır. İnternet kullanımında işaretin ticari etki yaratıp yaratmadığı, kişinin meşru bir hakkının veya bağlantısının bulunup bulunmadığı, kullanımın şekli ve marka sahibinin yasaklama yetkisinin kapsamı değerlendirilir. Salt bir marka adının internette geçmesi, her durumda tecavüz anlamına gelmez.
Lisans alan, sözleşme dışında markayı kullanırsa ne olur?
Lisans alanın kendisine tanınan marka kullanım hakkını izinsiz genişletmesi veya bu hakkı izinsiz devretmesi SMK m.29/1-ç kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturabilir. Bunun için sözleşmedeki kullanım yetkisi ve fiilî kullanımın bu yetkiyi aşıp aşmadığı incelenmelidir.
Davalının kendi adına marka tescili bulunması tecavüzü engeller mi?
Tek başına engellemez. SMK m.155/1 uyarınca sonraki tarihli hak sahibi, kendisinden önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahibinin açtığı tecavüz davasında kendi tescilini savunma gerekçesi olarak ileri süremez. Bununla birlikte tecavüzün diğer kanuni koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Marka hakkına tecavüzün tespiti için zarar ispatı zorunlu mudur?
Tecavüzün objektif olarak tespiti için her durumda parasal zarar meydana geldiğinin ispatı gerekmez. Buna karşılık maddi veya manevi tazminat talep edildiğinde ilgili sorumluluk hükümlerinin gerektirdiği zarar, nedensellik bağı ve diğer şartlar ayrıca değerlendirilir.
Marka başvurusu tescil edilmeden önce tecavüz nedeniyle hak ileri sürülebilir mi?
SMK m.7/4, marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibinin tazminat davası açabilmesine imkân tanır. Ancak mahkeme, iddiaların geçerliliği hakkında tescilin yayımından önce karar veremez.
Sonuç
Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller, SMK m.29/1’de dört bent altında düzenlenmiş olmakla birlikte, her bent aynı şartlarla uygulanmaz. İzinsiz kullanımın SMK m.7’deki yasaklama nedenleriyle ilişkisi, marka taklidinde ayırt edilemeyecek kadar benzerlik ölçütü, taklit markalı ürünlerin ticaretinde bilme veya bilmesi gerekme koşulu ve lisans ihlalinde verilen yetkinin kapsamı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Bir işaretin başka bir markaya benzemesi, bir ürünün üçüncü kişi tarafından satılması veya markanın internet ortamında kullanılması tek başına her durumda tecavüz sonucunu doğurmaz. İhlal iddiasının doğru kanuni bende dayandırılması, kullanımın somutlaştırılması ve istisnaların değerlendirilmesi, hem hak sahibinin talepleri hem de karşı tarafın savunmaları bakımından belirleyicidir.
Marka hakkının korunması, izinsiz kullanımın hukuki niteliğinin belirlenmesi ve marka uyuşmazlıklarına ilişkin değerlendirmelerde marka hukuku kapsamında hukuki danışmanlık ve uyuşmazlık çözümü hizmetleri hakkında bilgi alınabilir.
Yazar Avukat Fatih Sefer