Marka ve Coğrafi İşaret Arasındaki Hukuki Çatışma

Marka ve coğrafi işaret arasındaki hukuki çatışma, bir işletmenin marka olarak sahiplenmek istediği işaretin, belirli bir yöreyle bağlantılı ürünleri gösteren koruma altındaki coğrafi işaretle çakışması hâlinde ortaya çıkar. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.5/1-i ve m.48 uyarınca, tescilli coğrafi işareti içeren ve korunan ürünle ilgili kullanım alanına giren marka başvuruları reddedilebilir; buna rağmen tescil edilmiş markalar hakkında hükümsüzlük davası açılabilir. Ancak coğrafi işaretten önce iyi niyetle kazanılan marka hakları için özel bir koruma vardır. Ayrıca markanın ürünün gerçek coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltması, coğrafi işaretle çakışmadan bağımsız bir tescil engeli oluşturabilir.

Marka ve Coğrafi İşaret Neden Çatışır?

Marka, mal veya hizmetleri bir teşebbüsün ticari kaynağına bağlar; coğrafi işaret ise özellikleri, ünü veya diğer nitelikleri belirli bir coğrafi alanla özdeşleşen ürünü gösterir. Marka tescilinin sağladığı münhasır yetkiyle coğrafi işaretin ortak kullanıma açık niteliği arasındaki fark, çatışmanın temel nedenidir. Bir tacirin yöreyle özdeşleşmiş ürün adını kendi markasının ayırt edici unsuru hâline getirmesi, diğer meşru üreticilerin o adı kullanmasını fiilen zorlaştırabilir.

SMK m.34’te düzenlenen menşe adı ve mahreç işareti, coğrafi işaretin iki türüdür. Türler arasındaki coğrafi bağın yoğunluğu farklı olsa da marka ile çatışma bakımından temel soru aynıdır: Marka başvurusu, kolektif niteliği olan korunan adı tek bir işletmenin özel işareti hâline mi getiriyor veya tüketicide yanlış menşe algısı mı yaratıyor? Kavramların ayrıntılı özellikleri için menşe adı ile mahreç işareti arasındaki fark ayrıca incelenebilir.

SMK m.44/7: Tescil edilen coğrafi işaret, tescil ettirene inhisari hak sağlamaz. SMK m.46/1: Sicildeki koşulları karşılayan ürünlerin üretimi veya pazarlamasında faaliyet gösteren kişiler, bildirim yükümlülüğüne tabi olarak işareti kullanabilir.

Dolayısıyla bir coğrafi işaret tescilinin bulunması, o adı tescil ettiren derneğin, kurumun veya işletmenin kişisel markası hâline getirmez. Aynı şekilde belirli bir yörede faaliyet göstermek, o yörenin korunan ürün adını marka olarak tekelleştirmeye otomatik hak vermez. Bu ayrım, marka tescilinden doğan münhasır yetkinin kapsamı ile coğrafi işaret korumasının birlikte değerlendirilmesini gerektirir.

SMK m.5/1-i ve m.48/1: Markaya Tescil Engeli

Tescilli coğrafi işaretten oluşan veya onu içeren bir işaret, SMK m.5/1-i uyarınca marka tescilinde mutlak ret denetimine tabidir. SMK m.48/1 ise coğrafi işaretin tescilinden sonra, m.44’te belirtilen biçimlerde veya coğrafi işaretle ilgili mal ve hizmetler için kullanılmak üzere yapılan marka başvurularının reddini; tescil gerçekleşmişse dava yoluyla hükümsüzlüğünü öngörür.

Temel dayanaklar: SMK m.5/1-i (tescilli coğrafi işaret içeren markanın mutlak ret nedeni), m.44/2 (korunan kullanımların ve bağlantılı ürünlerin sınırı), m.48/1 (sonraki marka başvurusunun reddi ve tescilli markanın hükümsüzlüğü), m.25/1 (marka hükümsüzlüğünün yargısal dayanağı).

Mutlak ret nedeni olması önemlidir: Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT), şartları mevcutsa bu engeli yalnız bir özel hak sahibinin itirazı üzerine değil, marka incelemesinde kendiliğinden dikkate alabilir. İlgililer de süresinde gerekçeli itirazda bulunabilir. Bunun idari çerçevesi marka tescilinde mutlak ret nedenleri bakımından ayrı bir konudur.

Özellikle şu üç nokta birbirinden ayrılmalıdır:

  • Korunan ibarenin varlığı: Dayanılan adın Türkiye’de hangi hukuki temelde ve hangi ürünler için korunduğu saptanmalıdır.
  • İşaretin markada yer alışı: Korunan adın markanın tek unsuru olması ile başka unsurlarla birlikte kullanılması aynı görünümü oluşturmasa da, ek kelime veya logonun varlığı ret engelini kendiliğinden kaldırmaz.
  • Mal ve hizmet ilişkisi: Coğrafi işaretin tescilli olduğu ürün, onunla ilişkilendirilebilen ürünler ve başvuruda istenen mal/hizmet listesi birlikte incelenmelidir.

Bu yaklaşımın somut örneği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12.03.2025 tarihli, E.2024/3022, K.2025/1741 sayılı kararıdır. İncelenen başvuruda coğrafi işaretin ayırt edici bir ilaveyle birlikte kullanılmış olması yeterli görülmemiş; coğrafi işaret kapsamındaki peynir ile başvurudan çıkarılan süt ve süt ürünleri arasındaki bağ değerlendirilerek ret kararının hukuka uygunluğu onanmıştır.

Hangi Mallar ve İşaretler Bakımından Engel Doğar?

Coğrafi işaretin korunması yalnız tescil belgesinde adı geçen ürünün birebir aynısıyla sınırlı okunamaz. SMK m.44/2-a, tescil kapsamındaki ürünlerle ilişkilendirilebilecek ürünleri; m.44/2-b ise korunan adı çağrıştıran benzer ürünler üzerindeki yanıltıcı kullanım ve taklitleri dikkate alır. Bu nedenle marka başvurusunun hangi Nice sınıfında bulunduğundan önce gerçek ürün ve tüketici bağlantısı incelenmelidir.

Örneğin bir peynir için korunan coğrafi işaretin, aynı adı taşıyan süt ürünleri markasıyla çatışması mümkündür. Fakat her türlü mal ve hizmetin, sırf aynı sınıf numarasına sahip olması veya korunan ibareyi tesadüfen içermesi nedeniyle otomatik olarak reddedileceğini söylemek de isabetli değildir. Nice sınıflandırması hukuki ürün benzerliğinin yerine geçen kesin bir ölçüt değildir.

Somut incelemede markanın bütünsel görünümü, korunan ibarenin esas veya yardımcı unsur oluşu, tüketicinin çağrışımı, ürünlerin hammadde ve üretim bağlantısı, pazarlama alanı ve coğrafi işaretin ünü birlikte değerlendirilir. Korunan adın markada tali unsur olarak gösterilmesi tek başına güvenli bir çözüm değildir. Buna karşılık gerçekten ilgisiz bir üründe kullanılan kelimenin coğrafi işaretin ününden yararlanma veya menşe konusunda yanıltma etkisi yaratıp yaratmadığı ayrıca gerekçelendirilmelidir.

Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 21.04.2026 tarihli, E.2025/5375, K.2026/2263 sayılı kararında, tescilli coğrafi işaret içeren ve ilgili malları kapsayan bir marka başvurusunun reddini onamış; kullanım sonucu ayırt edicilik kazanıldığı iddiasının SMK m.5/1-i engelini ortadan kaldırmadığına ilişkin değerlendirmeyi de uygun bulmuştur. Çünkü SMK m.5/2’deki kullanım sonucu ayırt edicilik istisnası, m.5/1’in yalnız (b), (c) ve (d) bentleriyle sınırlıdır; (i) bendini kapsamaz. Bu farkın genel hukuki zemini kullanım sonucu ayırt edicilik kazanılması başlığında ele alınır.

Her coğrafi kelime, tescilli coğrafi işaret değildir

Bir şehir, ilçe veya bölge adının marka içinde bulunması tek başına SMK m.5/1-i uygulaması anlamına gelmez. Öncelikle gerçekten korunmuş bir coğrafi işaretin varlığı ve kapsamı belirlenmelidir. Koruma altında olmayan bir yer adı ise ürün bakımından tanımlayıcı nitelik taşıyabilir (m.5/1-c) veya gerçek köken hakkında yanıltıcı olabilir (m.5/1-f). Başvurunun nitelendirilmesinde bu üç ayrı hukuki sebep birbirinin yerine kullanılmamalıdır.

Coğrafi İşaretten Önceki İyi Niyetli Marka Korunur mu?

Evet. SMK m.48/2, coğrafi işaretin korunmasından önce iyi niyetle tescil edilmiş veya kullanım hakkı iyi niyetle kazanılmış aynı ya da benzer markanın önceki konumunu korur. Sonradan ortaya çıkan coğrafi işaret koruması, bu şartları taşıyan önceki marka tescilini ve iyi niyetli kullanımını sırf yeni coğrafi işaret nedeniyle ortadan kaldırmaz. Ancak bu istisnanın dayanağı, yalnız “daha önce bu sözcüğü kullandım” biçiminde soyut bir iddia değil, tarih ve kapsam itibarıyla kanıtlanabilir bir önceki haktır.

İyi niyet, önceki hakka dayanılan tarihler ve ürünler bakımından değerlendirilir. Eski marka tescil belgeleri, tarihli kullanım kayıtları, ürün etiketleri, satış belgeleri ve pazarlama materyalleri bu bakımdan anlamlıdır. Daha sonraki kullanımın işaret veya mal kapsamını esaslı biçimde genişletmesi hâlinde, eski hakkın her yeni faaliyeti kapsadığı varsayılamaz.

Önemli ayrım: SMK m.48/2’nin önceki marka için tanıdığı koruma, aynı coğrafi işareti içeren yeni marka başvurularına sınırsız müktesep hak vermez. Yargıtay’ın 12.03.2025 tarihli E.2024/3022, K.2025/1741 sayılı kararında, başvuru sahibinin coğrafi işaretten önceki marka tescillerine dayanarak sonraki başvurusunun kabulünü istemesi yeterli görülmemiştir. Böylelikle mevcut hakkı sürdürme ile yeni bir tekel alanı oluşturma birbirinden ayrılmıştır. Daha geniş anlamdaki müktesep hak ve seri marka incelemesi de bu özel kuralı bertaraf etmez.

Önceki hak sahibi, coğrafi işareti ürünün gerçek menşeini çarpıtacak biçimde kullanma serbestisine sahip olduğu sonucunu da çıkaramaz. Korunan eski kullanım ile sonradan değişen, tüketiciyi yanıltan kullanım tarzı ayrı olgulardır.

Önceki Marka, Sonraki Coğrafi İşaret Başvurusunu Engeller mi?

Belirli koşullarda engelleyebilir. SMK m.48/3’e göre, daha önce tescil edilmiş markanın itibarı, ünü ve kullanım süresi gözetildiğinde, aynı veya benzer adın coğrafi işaret ya da geleneksel ürün adı olarak tescili markanın varlığına zarar verecek veya ürünün gerçek kaynağı hakkında yanıltıcı olacaksa önceki hak sahibinin itirazı üzerine tescile izin verilmez.

Bu kural, her eski markanın kendisiyle aynı kelimeyi taşıyan bir coğrafi işaret başvurusunu engelleyebileceği anlamına gelmez. Markanın gerçekten önceki tarihli olması; itibarı, kullanım geçmişi ve somut zarar ya da yanıltma riski bakımından araştırma yapılması gerekir. Coğrafi işaret başvurularına yönelik bu özel itiraz, SMK m.40/2 uyarınca Bültendeki yayımı izleyen üç ay içinde yapılabilir. İtirazın kapsamlı usulü coğrafi işaret tesciline itiraz yazısının konusudur.

Başvurunun kabul edilip tescil edilmesi hâlinde coğrafi işaretin değiştirilmesi veya hükümsüzlüğü ayrı bir hukuki yoldur. Bu makalenin konusu, öncelikle marka ile coğrafi işaret arasındaki maddi hukuk ilişkisi olduğundan, coğrafi işaret tescilinin kendi geçerlilik ve değiştirme rejimi için coğrafi işaret tescilinin hükümsüzlüğü incelemesine bakılmalıdır.

Yanıltıcı Coğrafi Menşe ve Diğer Ret Nedenleri

Bir markanın tüketiciyi gerçek coğrafi kaynak konusunda yanıltması, coğrafi işaret tescili bulunup bulunmamasından bağımsız olarak SMK m.5/1-f uyarınca ret nedenidir. Örneğin, belirli bir yörede üretildiğini güçlü biçimde ima eden işaretin gerçekte başka yerde üretilen mallar için seçilmesi, ilgili tüketici kitlesinde somut menşe yanılgısı yaratmaya elverişliyse bu bent gündeme gelir. Ancak coğrafi bir sözcüğün varlığı tek başına fiilen yanıltma bulunduğunu kanıtlamaz; ürünün niteliği, işaretin algılanışı ve ilgili pazar koşulları incelenir.

Hukuki dayanakİnceleme sorusuBaşlıca sonuç
SMK m.5/1-i ve m.48/1Tescilli coğrafi işaret, ilgili marka ve ürünlerde koruma engeli yaratıyor mu?Başvurunun reddi; tescilde hükümsüzlük
SMK m.5/1-fMarka malın gerçek coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltıyor mu?Ret veya hükümsüzlük; coğrafi işaret tescili şart değil
SMK m.5/1-cİşaret esasen coğrafi kaynağı tasvir eden, serbest kalması gereken bir ibare mi?Tanımlayıcılık nedeniyle ret; m.5/2 şartları ayrıca incelenebilir
SMK m.26/1-cBaşlangıçta geçerli marka, sahibi veya onun izniyle yapılan sonraki kullanım yüzünden yanıltıcı hâle mi geldi?İdari iptal talebi

Bu son ayrım zaman bakımından kritiktir. Tescil anındaki yanıltıcılık m.5/1-f ve m.25 bakımından hükümsüzlük gerekçesidir; sonradan yapılan kullanımın halkı yanıltması ise kanuni koşullarda m.26/1-c uyarınca iptal sebebidir. Bu ikinci konu markanın yanıltıcı hâle gelmesi nedeniyle iptali başlığında ayrıntılandırılmıştır. Genel olarak marka hükümsüzlüğü ile iptal arasındaki fark da tarafların doğru talebi belirlemesi bakımından önem taşır.

Coğrafi işaret şartlarına uygun üretim, marka tescilini garanti eder mi?

Hayır. Bir üreticinin gerçekten tescilli coğrafi işaret şartlarına uygun mal üretmesi, coğrafi işareti ürününde kullanabilmesinin dayanağı olabilir; fakat aynı ibareyi münhasır marka hakkına dönüştürme talebinin ayrıca kabul edileceği anlamına gelmez. Üretim şartlarına uygunluk ve coğrafi işaretin denetimi başka, marka olarak tescil edilebilirlik başka sorulardır. Benzer şekilde zorunlu coğrafi işaret amblemi, işletmeye ait bağımsız bir marka tescili değildir.

Marka Başvurusu ve Coğrafi İşaret İtirazında Hangi Yol İzlenir?

Hangi başvurunun incelendiği, başvuruyu yapacak kişi ve süre bakımından belirleyicidir. Marka başvurusuna karşı ileri sürülen coğrafi işaret itirazı ile coğrafi işaret başvurusuna karşı önceki marka sahibinin itirazı aynı usul değildir.

İşlemDayanak ve süreBaşvurunun muhatabı
Yayımlanan marka başvurusuna itirazSMK m.18: Marka yayımından itibaren iki ayTÜRKPATENT
Mutlak ret nedenine ilişkin üçüncü kişi görüşüSMK m.17: Marka yayımından tescile kadar; taraf sıfatı vermezTÜRKPATENT
Marka hakkında Kurum kararına itirazSMK m.20: Kararın bildiriminden itibaren iki ayTÜRKPATENT / YİDK incelemesi
Önceki marka sahibinin coğrafi işaret başvurusuna itirazıSMK m.40/2 ve m.48/3: Coğrafi işaret yayımından itibaren üç ayTÜRKPATENT

Marka başvurusuna itiraz, tescil engeline dayalı yazılı gerekçelerin ve öngörülen ücret işlemlerinin süresinde tamamlanmasını gerektirir. Genel marka başvurusuna itiraz usulü ile başvuru sahibinin ret kararına karşı başvurusu farklıdır; ikinci yolun ayrıntıları marka reddine itiraz incelemesinde yer alır. Sonraki aşamada nihai Kurum kararının yargısal denetimi, koşullarına göre YİDK kararının iptali davası yoluyla istenebilir; Kurum kararlarına ilişkin davalarda SMK m.156/2 gereğince Ankara fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi görevli ve yetkilidir.

İtiraz dosyasında coğrafi işaretin varlığı, kapsamı ve başvuru tarihleri açık gösterilmeli; yalnız ticari rakip olma veya ad benzerliğiyle yetinilmemelidir. Marka başvurusu devam ederken mal listesinin daraltılmasının olası etkileri de incelenmelidir. Başvurunun aşamaları bakımından marka başvuru süreci yol gösterir.

Tescilli Markanın Hükümsüzlüğü ve Kararın Sonuçları

Marka tescil edilmişse, SMK m.5 veya m.6 kapsamındaki başlangıçtaki sakatlıklar SMK m.25/1 uyarınca mahkemede hükümsüzlük sebebi oluşturur. SMK m.48/1 de coğrafi işaretle çatışan sonraki markanın dava yoluyla hükümsüz kılınabileceğini açıkça belirtir. Tescil engeli gözden kaçırılmış olması, sonraki markayı kendiliğinden geçerli ve itiraz edilemez hâle getirmez.

SMK m.25/2 uyarınca hükümsüzlüğü menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları isteyebilir. Dava, m.25/3 gereğince dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişiye ya da hukuki halefine yöneltilir; TÜRKPATENT, sırf marka hükümsüzlüğü davasında davalı değildir. Buna karşılık bir YİDK kararının iptali davasında idari karar ve Kurumun taraf sıfatı farklıdır.

Hükümsüzlük iddiası belirli mallara ilişkinse, SMK m.25/5 uyarınca yalnız ilgili mallar veya hizmetler bakımından kısmi hükümsüzlük mümkündür. Markanın tescilli örneği değiştirilerek yeni bir marka yaratılmasına ise karar verilemez. Görevli mahkeme SMK m.156’ya göre fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir; bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde kanunda belirtilen asliye hukuk mahkemeleri görev yapar. Yetki, davanın türüne ve taraflarına göre ayrıca belirlenir. Davanın talep, taraf ve hüküm yapısı marka hükümsüzlüğü davası konusunda ayrıntılı olarak açıklanır.

SMK m.27/1 gereğince hükümsüzlük kararı kural olarak marka başvuru tarihinden itibaren etkilidir; markaya sağlanan koruma hiç doğmamış sayılır. Bununla birlikte m.27/3-4’te, daha önce kesinleşip uygulanmış bazı kararlar ile kurulup uygulanmış sözleşmelere ilişkin özel hükümler vardır. Bu nedenle geçmişte yapılmış tüm işlemlerin otomatik biçimde geçersiz hâle geleceği söylenemez.

SMK m.25/6’daki beş yıllık sessiz kalma düzenlemesi, önceki marka sahibinin sonraki marka aleyhine ileri sürdüğü haklara ilişkin özel koşullar içerir; coğrafi işaretten kaynaklanan m.5/1-i mutlak ret nedeninin genel ve otomatik beş yıllık dava süresi olduğu biçiminde yorumlanmamalıdır. Her uyuşmazlıkta dayanılan talep, hakkın tarihi ve varsa geçiş düzenlemesi ayrıca belirlenmelidir.

Çatışmada Hangi Deliller Belirleyicidir?

En önemli delil grubu, iki hakkın kronolojisini ve coğrafi işaretin korunan ürün kapsamını gösteren resmî sicil belgeleridir. Bunun yanında işaretin piyasada nasıl algılandığını, hangi ürünlerde kullanıldığını ve ileri sürülen önceki hakkın iyi niyetle doğduğunu gösteren ticari kayıtlar önem taşır.

  • Coğrafi işaret sicili: Tescil numarası, başvuru ve tescil bilgileri, menşe/mahreç türü, coğrafi sınır, tescil edilen ürün, üretim koşulları ve değişiklik kayıtları.
  • Marka sicili ve işlem dosyası: Marka örneği, başvuru veya rüçhan tarihi, mal/hizmet listesi, yayım, itiraz, ret ve kurul kararları.
  • Önceki iyi niyetli hakkın delilleri: Tarihli faturalar, ambalaj ve etiket örnekleri, kataloglar, reklam kayıtları, sözleşmeler ve pazara giriş belgeleri; yalnız tarihli olmak değil, ilgili ibare ve mallarla bağlantılı olmak gerekir.
  • Ürün ilişkisine ilişkin veriler: Hammadde, üretim yöntemi, satış kanalları, ürünlerin ikame veya tamamlayıcılık ilişkisi ve hedef tüketici çevresi.
  • Yanıltıcılık ve ün delilleri: Bilimsel yöntemle hazırlanmış tüketici araştırmaları, sektör verileri, denetim bulguları, coğrafi kaynak belgeleri, tanıtım faaliyetleri ve uzman incelemeleri.

Örneğin bir başvuru sahibi “ürünlerim yöresinde üretiliyor” diyorsa bu iddia, coğrafi işareti şahsi marka olarak tescil etme hakkı verdiği için değil, tüketicinin yanıltılıp yanıltılmadığının ve ürün niteliklerinin değerlendirilmesi için anlamlı olabilir. Benzer biçimde “bu ibare benim için yıllardır kullanılıyor” savunmasında kullanımın coğrafi işaretin korunmasından önce gerçekleştiği ve ilgili marka hakkını hangi kapsamda doğurduğu açıklanmalıdır. E-ticaret kanallarındaki ürün beyanlarının ayrı delil özellikleri ise coğrafi işaretli ürünlerin internette satışı çerçevesinde ele alınır.

Varsayımsal Uyuşmazlık Örnekleri

Örnek 1: Korunan ürün adının yeni markanın esas unsuru olması

Varsayalım ki bir yöreye özgü peynirin adı daha önce coğrafi işaret olarak tescil edilmiştir. Sonradan bir işletme bu adı, kendi çatı markasıyla birlikte peynir ve ilişkili süt ürünleri için tescil ettirmek istemektedir. İşletmenin ürünü gerçekten ilgili yörede üretmesi, başvuruya otomatik kabul sağlamaz. Korunan adın markada yer alması, mal listesinin ilişkisi ve SMK m.5/1-i ile m.48/1 birlikte değerlendirilir. Gerekirse ilgili mallar bakımından ret gündeme gelir.

Örnek 2: Önceden tescilli iyi niyetli marka

Bir işletme, henüz coğrafi işaret koruması doğmadan önce belirli bir ibareyi iyi niyetle tescil ettirmiş ve ilgili mallarda kullanmıştır. Daha sonra aynı veya benzer ad coğrafi işaret olarak korunmaya başlanır. Bu durumda m.48/2 önceki marka ve iyi niyetli kullanım yönünden bir güvence sağlayabilir. Ne var ki işletmenin aynı ibareyi kullanarak farklı yeni ürün gruplarında geniş kapsamlı marka başvuruları yapması, önceki korumanın kendiliğinden uzantısı değildir.

Örnek 3: Tescilli coğrafi işaret bulunmadan menşe yanılgısı

Bir üretici, aslında başka bölgede ürettiği gıda ürününde belirli bir yöreyi işaret eden ve tüketicide o bölgeden geldiği izlenimi uyandıran bir marka kullanmak istemektedir. İlgili adın tescilli coğrafi işaret olmaması m.5/1-i tartışmasını sınırlasa da, m.5/1-f açısından coğrafi kaynakta yanıltma incelenebilir. Bu nedenle iki hüküm eş anlamlı değildir.

Geçiş Hukuku ve Yurt Dışı Coğrafi İşaretler

Marka ve coğrafi işaret uyuşmazlıklarında başvuru tarihleri, hangi mevzuatın uygulanacağını doğrudan etkileyebilir. SMK Geçici m.1/1, Kanunun yayımından önce yapılmış marka ve coğrafi işaret başvurularının kural olarak başvuru tarihindeki mevzuata göre sonuçlandırılmasını öngörür. Bu nedenle eski tarihli bir marka ile coğrafi işaret çatışmasına ilişkin kararın, güncel SMK m.5/1-i ve m.48 hükümlerini doğrudan uyguladığı varsayılmamalıdır.

Bu ayrım Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.02.2026 tarihli, E.2024/427, K.2026/68 sayılı kararında görünür. Karar, eski 555 ve 556 sayılı kanun hükmünde kararnamelerin uygulandığı bir uyuşmazlıkta, yabancı ülkede korunan ve tanınmışlığı bulunan coğrafi işaretin ününden haksız yararlanma yönünden, işaretin kullanıldığı malların farklı sınıfta bulunmasını tek başına yeterli ret gerekçesi saymamıştır. Bu sonuç, güncel SMK m.48’in tarih ve kapsam şartları atlanarak her yabancı ibareye otomatik uygulanacak bir kural şeklinde aktarılmamalıdır.

Yabancı kaynaklı coğrafi işaretlerde Türkiye’deki korumanın dayanağı, ilgili uluslararası anlaşmalar ve uygulanabilir ulusal hükümler bakımından ayrıca araştırılmalıdır. Yurt dışında koruma bulunması, her olayda kendiliğinden Türk sicilinde tescilli coğrafi işaret varmış gibi SMK m.5/1-i işletilmesine eşit değildir. Ülke bazındaki başvuru ve koruma düzeni coğrafi işaretlerin Avrupa Birliği’nde korunması ve yabancı markaların Türkiye’de korunması başlıklarından ayrı tutulmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Tescilli coğrafi işaret bir şirketin markası olabilir mi?

Coğrafi işaretin tescili tek bir şirkete o ad üzerinde münhasır hak vermez (SMK m.44/7). İşaretin bireysel marka olarak tescil edilip edilemeyeceği m.5/1-i ve m.48 çerçevesinde değerlendirilir; işarete şirket logosu eklenmesi tescil engelini kendiliğinden kaldırmaz.

Ürünü gerçekten korunan yörede üretmek marka tesciline yeter mi?

Hayır. Üretim koşullarına uygunluk, coğrafi işareti mevzuata uygun kullanmak için önemlidir. Ancak korunan adın bireysel marka tescili yoluyla münhasırlaştırılması ayrı bir meseledir; SMK m.5/1-i engeliyle karşılaşılabilir.

Coğrafi işaret daha sonra tescil edilirse eski markam silinir mi?

Sırf sonraki coğrafi işaret tescili nedeniyle otomatik olarak silinmez. SMK m.48/2’deki önceki iyi niyetli tescil veya iyi niyetle kazanılmış kullanım hakkı koşulları incelenir. Eski hakkın kapsamını kanıtlayan tarihli belgeler belirleyicidir.

Eski markamı dayanak gösterip aynı ibareyi yeni sınıflarda tescil ettirebilir miyim?

Önceki tescil, yeni başvurular için kendiliğinden muafiyet yaratmaz. Yeni başvurunun tarihi, mal/hizmet kapsamı ve korunan coğrafi işaretle ilişkisi yeniden incelenir; Yargıtay’ın E.2024/3022, K.2025/1741 sayılı kararı bu ayrım açısından önemlidir.

Coğrafi işaret içeren marka başvurusuna itiraz süresi nedir?

Markanın Bültende yayımlanmasından itibaren SMK m.18 uyarınca iki aydır. Buna karşılık önceki marka sahibinin coğrafi işaret başvurusuna SMK m.40/2 ve m.48/3 uyarınca yapacağı itiraz için üç aylık ayrı süre öngörülür.

Marka zaten tescilliyse coğrafi işaret gerekçesiyle ne yapılabilir?

Koşullar mevcutsa SMK m.25/1 ve m.48/1 uyarınca marka hükümsüzlüğü davası açılabilir. Talebin yalnız bazı mallara ilişkin olması hâlinde kısmi hükümsüzlük de mümkündür. Başlangıçtaki geçersizlikle sonradan ortaya çıkan yanıltıcılığa dayalı idari iptal birbirinden ayrılmalıdır.

Coğrafi isim içeren her marka reddedilir mi?

Hayır. Her coğrafi isim tescilli coğrafi işaret değildir. İşaretin tescilli koruma kapsamı, başvurudaki ürünler, tanımlayıcılık ve menşe konusunda yanıltma riskinin hangisinin bulunduğu ayrı ayrı değerlendirilir.

Sonuç

Marka ve coğrafi işaret arasındaki hukuki çatışmanın çözümünde tek başına kelime benzerliği yeterli değildir; coğrafi işaretin hukuki koruma durumu, marka ve coğrafi işaret başvurularının sırası, ilgili ürünler, önceki iyi niyetli haklar ve tüketiciye verilen coğrafi kaynak mesajı birlikte incelenmelidir. Korunan coğrafi işaretle çatışan sonraki marka için idari ret veya hükümsüzlük gündeme gelebilir; buna karşılık önceki iyi niyetli markanın korunması ve somut yanıltıcılık iddiası ayrı hukuki eşiklerdir.

Başvuru, itiraz veya hükümsüzlük aşamasındaki risk değerlendirmesinde marka hukukunda hukuki danışmanlık ve uyuşmazlık yönetimi kapsamında marka sicili ile coğrafi işaret sicilinin birlikte ve kronolojik olarak incelenmesi gerekir.

Yazar Avukat Fatih Sefer