Patent Lisansı Alanın Dava Hakkı: İnhisari Lisans, Bildirim ve Dava Şartları

patent lisansı alanın dava hakkı, lisansın inhisari (münhasır) veya inhisari olmayan nitelikte bulunmasına, sözleşmede kararlaştırılan yetkilere ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 158. maddesinde düzenlenen şartlara bağlıdır. İnhisari lisans sahibi, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça patent hakkına tecavüz nedeniyle kendi adına dava açabilir. İnhisari olmayan lisans sahibi ise dava açma hakkı sözleşmede açıkça sınırlandırılmamışsa öncelikle patent sahibine bildirim yapmalı ve kanunda öngörülen şartları yerine getirmelidir. Ciddi zarar tehlikesi bulunan durumlarda, üç aylık süre dolmadan ihtiyati tedbir istenmesine ilişkin özel bir düzenleme de bulunmaktadır.

Patent lisans sözleşmesinin bulunması, her lisans alanın doğrudan ve sınırsız dava açabileceği anlamına gelmez. Dava hakkının değerlendirilmesinde lisansın hukuki niteliği, sözleşmenin geçerliliği, lisansın kapsamı, patent üzerindeki hak sahipliği ve ileri sürülen ihlal birlikte incelenmelidir.

Patent Lisansı Alanın Dava Hakkının Hukuki Dayanağı

Patent lisansı, patent sahibinin patent konusu buluşun belirlenen şartlar altında kullanılmasına izin verdiği hukuki ilişkidir. Lisans alan, patentin mülkiyetini devralmaksızın sözleşmeyle tanınan kullanım yetkilerini elde eder.

SMK m. 125/1 uyarınca patent başvurusu veya patent lisans sözleşmesine konu olabilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, lisansın inhisari veya inhisari olmayan biçimde verilebileceğini ve sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça lisansın inhisari olmadığını düzenler.

Buna karşılık lisans alanın üçüncü kişilere karşı patent hakkına tecavüz davası açabilmesinin özel dayanağı SMK m. 158’dir. Bu düzenleme, lisans alanın dava açabilmesini lisansın türüne ve belirli koşullara bağlamaktadır.

Temel hukuki hükümler:

  • SMK m. 125: Patent lisansının türleri ve lisans ilişkisinin kapsamı.
  • SMK m. 148: Sınai mülkiyet haklarına ilişkin hukuki işlemlerin şekli ve sicile kaydı.
  • SMK m. 158: Lisans alanın dava açması ve şartları.
  • SMK m. 159: İhtiyati tedbir talebi ve tedbirlerin niteliği.

Dolayısıyla lisans alanın dava hakkı incelenirken yalnızca sözleşmede “lisans” ifadesinin kullanılması yeterli değildir. Öncelikle hangi patente ilişkin, kimler arasında, hangi kapsamda ve ne tür bir lisans ilişkisinin kurulduğu belirlenmelidir.

Lisansın temel özellikleri ve sözleşmede bulunması gereken düzenlemeler, patent lisans sözleşmesinin kapsamı ve şekli bakımından ayrıca önem taşır.

İnhisari Lisans Sahibi Patent Tecavüz Davası Açabilir mi?

Evet. SMK m. 158/1 uyarınca, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa inhisari lisans sahibi, üçüncü kişinin patent hakkına tecavüz etmesi hâlinde patent sahibinin kanun kapsamında açabileceği davaları kendi adına açabilir.

İnhisari lisans, lisans alan lehine belirli bir münhasırlık sağlayan lisans türüdür. SMK m. 125/2 gereğince inhisari lisans verilmesi durumunda lisans veren, üçüncü kişilere aynı konuda başka lisans veremez; kendisi de kullanma hakkını açıkça saklı tutmamışsa patent konusu buluşu kullanamaz.

İnhisari Lisans Sahibinin Dava Açabilmesinin Şartları

İnhisari lisans sahibinin doğrudan dava açma yetkisinin değerlendirilmesinde özellikle şu hususlar önemlidir:

  • Geçerli bir patent lisans ilişkisinin bulunması.
  • Lisansın inhisari niteliğinin sözleşme ve ilgili belgelerle ortaya konulabilmesi.
  • Sözleşmede lisans alanın dava açma yetkisini kaldıran veya sınırlandıran bir hüküm bulunup bulunmadığının incelenmesi.
  • İleri sürülen tecavüz iddiasının lisansın konu, süre ve kullanım kapsamıyla bağlantılı olması.
  • Dava konusu patent hakkının ve ihlal iddiasına dayanak hukuki korumanın somut olay bakımından değerlendirilebilmesi.

İnhisari lisans sahibinin dava hakkı kanundan doğmakla birlikte, bu yetki sözleşmeyle aksi kararlaştırılabilen bir yetkidir. Örneğin taraflar, üçüncü kişilere karşı dava açma yetkisinin yalnızca patent sahibi tarafından kullanılacağını açıkça düzenlemiş olabilir.

Bu nedenle sözleşmedeki münhasırlık hükmü ile dava açma yetkisine ilişkin hüküm birbirinden ayrı incelenmelidir.

İnhisari Lisans Alan Patent Sahibinden Önceden İzin Almalı mı?

SMK m. 158/1 kapsamında dava açma hakkına sahip inhisari lisans alanın, inhisari olmayan lisans alan için öngörülen üç aylık bekleme süresine uyması gerekmez. Kanun, sözleşmede aksi bulunmadığında dava açma yetkisini doğrudan tanımaktadır.

Ancak bu durum, taraflar arasındaki sözleşmesel bildirim veya iş birliği yükümlülüklerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Patent sahibinin bilgilendirilmesine, dava yönetimine veya taraflar arasındaki masraf paylaşımına ilişkin hükümler ayrıca dikkate alınmalıdır.

İnhisari ve inhisari olmayan lisansların hukuki sonuçları hakkında daha ayrıntılı açıklama için patent lisans türleri başlıklı inceleme esas alınabilir.

İnhisari Olmayan Lisans Sahibi Patent Davası Açabilir mi?

Evet, ancak kanuni koşullarla. SMK m. 158/2, inhisari olmayan lisans alanın belirli şartlarda kendi adına patent hakkına tecavüz davası açmasına imkân tanır.

İnhisari olmayan lisans, patent sahibinin aynı buluşu kullanmaya ve başkalarına da lisans vermeye devam edebildiği lisans türüdür. Bu lisansın varlığı, lisans alanı patent sahibi hâline getirmez veya ona kendiliğinden münhasır kullanım yetkisi sağlamaz.

SMK m. 158/2 uyarınca inhisari olmayan lisans alanın dava açma hakkı sözleşmede açıkça sınırlandırılmamışsa uygulanması gereken temel yol şöyledir:

  1. Patent sahibine bildirim: Lisans alan, patent hakkına tecavüz edildiğini belirterek gerekli davanın açılmasını patent sahibinden ister.
  2. Patent sahibinin tutumu: Hak sahibi talebi kabul etmez veya bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde talep edilen davayı açmazsa lisans alanın kendi adına dava açma imkânı doğar.
  3. Dava açılması: Lisans alan, yaptığı bildirimi de dava dosyasına ekleyerek kendi adına ve kendi menfaatlerinin gerektirdiği ölçüde dava açabilir.
  4. Dava sonrasında bildirim: Bu fıkra uyarınca dava açan lisans alan, dava açtığını patent sahibine bildirmek zorundadır.

Burada özellikle iki sınırlama bulunmaktadır. İlk olarak sözleşme, inhisari olmayan lisans alanın dava açma hakkını açıkça sınırlandırmış olabilir. İkinci olarak lisans alanın açacağı dava, kendi menfaatlerinin gerektirdiği ölçüyle bağlantılıdır.

Dolayısıyla inhisari olmayan lisans alanın patent sahibinin bütün yetkilerini kayıtsız şartsız kullanabildiği söylenemez.

Patent Sahibine Bildirim ve Üç Aylık Süre Nasıl İşler?

SMK m. 158/2’deki üç aylık süre, inhisari olmayan lisans alanın hak sahibinden dava açmasını istemesine ilişkin bildirim tarihi esas alınarak değerlendirilir.

Bu süre, lisans alanın patent hakkına yönelik ihlali öğrendiği tarihten veya sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren kendiliğinden işlemeye başlamaz.

Patent Sahibine Yapılacak Bildirimde Neler Bulunmalı?

Kanun, bildirim için her olayda kullanılması zorunlu ayrıntılı bir metin öngörmemekle birlikte, dava açma talebinin ve bu talebin patent sahibine ulaştığının ispatlanabilmesi önemlidir.

Bu amaçla bildirimde aşağıdaki bilgilerin bulunması uyuşmazlığın açıklığa kavuşturulmasını sağlar:

  • İhlal edildiği ileri sürülen patentin numarası ve konusu.
  • Lisans alanın dayandığı sözleşme ve lisans kapsamı.
  • İhlalde bulunduğu ileri sürülen kişi veya işletme.
  • İhlal oluşturduğu düşünülen üretim, satış, ithalat, kullanım veya diğer fiiller.
  • Patent sahibinden açması istenen davanın açıkça belirtilmesi.
  • Bildirim tarihi ve bildirimin muhataba ulaştığını gösteren kayıtlar.

Noter aracılığıyla yapılan ihtar, usulüne uygun elektronik tebligat veya bildirimin gönderildiğini ve ulaştığını güvenilir şekilde ortaya koyan diğer yazılı kayıtlar ispat bakımından değerlendirilebilir. Önemli olan, somut bildirimin içeriği ile zamanının belirlenebilmesidir.

Patent Sahibi Üç Ay İçinde Dava Açmazsa Ne Olur?

Patent sahibi bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde talep edilen davayı açmazsa, inhisari olmayan lisans alan, kanunda belirtilen diğer şartlar mevcut olmak kaydıyla kendi adına dava açabilir.

Patent sahibinin dava açma talebini kabul etmemesi ise aynı fıkrada ayrıca düzenlenen bir durumdur. Bu nedenle açık bir ret ile üç aylık süre içinde dava açılmaması birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Örneğin inhisari olmayan lisans sahibi bir üretici, lisans kapsamında ürettiği patentli ürünün üçüncü kişi tarafından izinsiz üretildiğini tespit ederek patent sahibinden tecavüz davası açmasını istemiş olsun. Patent sahibi talep edilen davayı üç ay içinde açmazsa lisans alan, bildirimini dava dosyasına sunmak ve kendi menfaatleri bakımından dava hakkını gerekçelendirmek suretiyle yargı yoluna başvurabilir.

Bu örnekte üç aylık sürenin dolması, patent hakkına tecavüzün gerçekleştiğini kendiliğinden ispatlamaz. Yalnızca lisans alanın dava açabilmesine ilişkin şartlardan birinin değerlendirilmesini sağlar.

Ciddi Zarar Tehlikesinde Üç Ay Beklemeden İhtiyati Tedbir İstenebilir mi?

Evet. SMK m. 158/3, lisans alan bakımından ciddi bir zarar tehlikesinin bulunması hâlinde, üç aylık sürenin geçmesinden önce ihtiyati tedbir talep edilmesine imkân tanımaktadır.

Bu hüküm, özellikle devam eden ihlalin lisans alan bakımından giderilmesi güç sonuçlar doğurabileceği durumlarda önem kazanır. Bununla birlikte ciddi zarar tehlikesi soyut bir iddia olarak ileri sürülmemeli; somut olayın özellikleri ve mevcut delillerle açıklanmalıdır.

SMK m. 158/3 uyarınca:

  • Lisans alan, ciddi zarar tehlikesi mevcutsa üç aylık sürenin geçmesini beklemeden mahkemeden ihtiyati tedbir isteyebilir.
  • Mahkemenin tedbir kararı vermesi hâlinde, tedbiri talep eden lisans sahibi dava açmaya da yetkili olur.
  • Bu durumda SMK m. 158/2’deki şartlar yargılama devam ederken tamamlanır.

Bu istisna, ciddi zarar tehlikesi bulunduğunun ileri sürülmesiyle lisans alanın her durumda doğrudan ve koşulsuz dava açabileceği anlamına gelmez. Kanun, özel dava açma yetkisini mahkemenin ihtiyati tedbir kararı vermesiyle ilişkilendirmiştir.

Ayrıca ihtiyati tedbirin kabulü bakımından SMK m. 159’da düzenlenen şartlar da incelenir. Bu kapsamda dava konusu kullanımın Türkiye’de sınai mülkiyet hakkına tecavüz oluşturacak şekilde gerçekleştiğinin veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığının ortaya konulması gerekir.

Patent Lisans Sözleşmesinin Yazılı Olması ve Sicile Kaydı Dava Hakkını Nasıl Etkiler?

Patent lisansına dayanılarak dava açılabilmesi için öncelikle hukuken geçerli ve ilgili patentle bağlantılı bir lisans ilişkisinin ortaya konulması gerekir.

SMK m. 148/4 uyarınca sınai mülkiyet haklarına ilişkin hukuki işlemler yazılı şekle tabidir. Noter onaylı şekil şartı ise aynı fıkrada devir sözleşmeleri için ayrıca düzenlenmiştir. Bu nedenle patent lisans sözleşmesinin yazılı şekil şartıyla patent devir sözleşmesinin noter onayı şartı birbirine karıştırılmamalıdır.

Sicile Kaydedilmemiş Patent Lisansı ile Dava Açılabilir mi?

SMK m. 148/5, hukuki işlemlerin belirlenen şartlarla sicile kaydedilebileceğini ve Bültende yayımlanabileceğini düzenler. Aynı hükme göre, kanundaki özel düzenlemeler saklı kalmak üzere, sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan haklar iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.

Dolayısıyla patent lisansının sicile kaydedilmemiş olması ile lisans sözleşmesinin taraflar arasında geçersiz olması aynı hukuki sonuç değildir. Bununla birlikte lisans alanın üçüncü kişiye karşı hangi hakları ileri sürebileceği değerlendirilirken sicil kaydı, üçüncü kişinin iyiniyeti ve lisans ilişkisinin ispatı önem taşıyabilir.

Somut uyuşmazlıkta mahkeme, yalnızca sicil kaydına bakmakla yetinmeyip sözleşmenin gerçekten lisans hakkı kurup kurmadığını, taraflarını ve dava açma yetkisinin varlığını da incelemelidir.

Sözleşmede Dava Hakkını Etkileyebilecek Hükümler

Lisans sözleşmesinin değerlendirilmesinde özellikle şu düzenlemeler incelenmelidir:

  • Lisansın inhisari olup olmadığı.
  • Lisans konusu patentin ve varsa patent portföyünün açık biçimde belirlenmesi.
  • Lisansın kullanım alanı, coğrafi kapsamı ve süresi.
  • Üçüncü kişilere karşı dava açma yetkisinin kime ait olduğu.
  • Patent sahibine yapılacak bildirim ve tarafların iş birliği yükümlülükleri.
  • Lisansın sona ermesi veya kapsamının değiştirilmesinin sonuçları.

Özellikle sözleşme sona erdikten sonra lisans alanın hangi dönem ve hangi hukuki menfaat bakımından talepte bulunabileceği, sona erme sebebi ve sözleşme hükümleriyle birlikte incelenmelidir. Bu ayrı mesele, patent lisans sözleşmesinin feshi ve sonrası kullanım konusunda ele alınmaktadır.

Yargı Kararlarında Patent Lisansı Alanın Dava Hakkı

Patent lisansı alanın dava hakkı konusunda yargısal inceleme, yalnız lisans sözleşmesinin adlandırılmasına değil, sözleşmenin gerçek içeriğine ve SMK m. 158’deki koşullara yönelmektedir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 09.04.2026 Tarihli Kararı

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 09.04.2026 tarihli, 2024/357 E. ve 2026/608 K. sayılı kararında, patent hakkına dayalı dava açma yetkisi bakımından bir cihaz satış sözleşmesinin lisans niteliği incelenmiştir.

Uyuşmazlıkta davacı, belirli patentler üzerinde münhasır lisans sahibi olduğunu ileri sürerek patent hakkına tecavüz iddiasında bulunmuştur. Mahkeme, dayanak gösterilen sözleşmenin taraflarını, imzaları, patentlerin hak sahipliği geçmişini, kullanım yetkilerinin kapsamını ve dava açma yetkisine ilişkin hükümleri değerlendirmiştir.

İstinaf incelemesinde, belirli ürün grupları için kullanım hakkı tanınmasının tek başına inhisari patent lisansı kurmaya yeterli olmadığı; sözleşmenin geçerli bir inhisari lisans ilişkisi ve buna bağlı dava açma yetkisini ortaya koymadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu değerlendirme kapsamında davacının patent hakkına tecavüz iddiası bakımından aktif dava hakkının bulunmadığı kabul edilmiş ve istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.

Kararın önemi: Ticari dağıtım, cihaz satışı veya belirli ürünler bakımından kullanım yetkisi veren bir sözleşmenin her durumda inhisari patent lisansı anlamına gelmeyeceğini göstermesidir. Lisans alan sıfatı ile dava açma yetkisi, somut sözleşmeye ve kanuni düzenlemeye göre ayrı ayrı incelenmelidir.

Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 28.02.2023 Tarihli Kararı

Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 28.02.2023 tarihli, 2021/67 E. ve 2023/43 K. sayılı kararına konu uyuşmazlıkta da patent lisansı alanın dava açma yetkisi değerlendirilmiştir.

Dosyada ilk derece mahkemesince başlangıçta lisansın inhisari olmadığı ve SMK m. 158 şartlarının yerine getirilmediği gerekçesiyle aktif dava hakkının bulunmadığı değerlendirilmiş; ancak istinaf incelemesinde patent sahibiyle lisans alan arasındaki ilişki ve sözleşmede tanınan hukuki işlem yetkisi dikkate alınarak bu sonuç yerinde görülmemiştir.

Dosya yeniden incelendiğinde mahkeme, teknik bilirkişi değerlendirmeleri sonucunda davalının kullandığı sistemin ilgili patent istemlerinin koruma kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Kararın önemi: Lisans alanın dava açma yetkisine sahip bulunması ile patent hakkına tecavüzün gerçekten gerçekleşmiş olmasının farklı hukuki meseleler olduğunu somutlaştırmasıdır. Dava açma yetkisinin kabul edilmesi, davanın esasının da kabul edileceği anlamına gelmez.

Patent Lisansı Alan Dava Hakkını Nasıl İspatlar?

Patent lisansı alanın açtığı davada öncelikle lisans ilişkisine ve dava açma yetkisine yönelik itirazların karşılanması gerekebilir. Bu kapsamda mahkemeye sunulacak delillerin, somut olaydaki uyuşmazlık noktalarına göre belirlenmesi önemlidir.

Özellikle aşağıdaki belgeler değerlendirilebilir:

  • Patent kayıtları: Patent numarası, hak sahipliği, koruma kapsamı ve ilgili sicil bilgileri.
  • Yazılı lisans sözleşmesi: Tarafların iradelerini, lisans türünü, kapsamını ve dava açma yetkisini gösteren hükümler.
  • Sicil kayıtları: Lisansın kaydedilmiş olması hâlinde buna ilişkin kayıtlar ve hak sahipliği değişiklikleri.
  • Bildirim belgeleri: İnhisari olmayan lisans alanın patent sahibinden dava açmasını istediğini gösteren yazışmalar.
  • Bildirim ve cevap tarihleri: Üç aylık sürenin değerlendirilmesini sağlayan kayıtlar veya patent sahibinin açık ret açıklaması.
  • Lisans alanın menfaatine ilişkin belgeler: Lisans kapsamında yürütülen faaliyet ve ihlalden etkilenme durumunu ortaya koyan ticari kayıtlar.
  • İhlale ilişkin teknik deliller: Dava konusu ürün veya usulün ilgili patentin koruma kapsamıyla bağlantısını değerlendirmeye elverişli belgeler.

Davalı Lisans Alanın Dava Hakkına Nasıl İtiraz Edebilir?

Davalı üçüncü kişi, somut olaya göre lisans alanın dava açma yetkisine karşı çeşitli savunmalar ileri sürebilir.

Örneğin sözleşmenin geçerli olmadığı, inhisari lisans kurulmadığı, dava açma yetkisinin sözleşmeyle sınırlandırıldığı, lisans süresinin veya kapsamının ileri sürülen olayla örtüşmediği ya da inhisari olmayan lisans alanın SMK m. 158/2’deki bildirim şartlarını yerine getirmediği ileri sürülebilir.

Bunun yanında lisans alanın dava açma yetkisi mevcut olsa bile patent hakkına tecavüzün bulunmadığına yönelik esas hakkındaki savunmalar da yapılabilir.

Bu iki inceleme birbirine karıştırılmamalıdır:

  • Dava açma yetkisi: Lisans alanın kendi adına patent hakkına tecavüz davası açıp açamayacağına ilişkindir.
  • İhlalin esası: Davalının fiilinin patentin koruma kapsamına girip girmediği ve hukuken tecavüz oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.

Bu nedenle geçerli bir inhisari lisans sözleşmesinin ispatlanması, tek başına patent ihlalinin de ispatlandığı anlamına gelmez.

Patent Lisansı Alanın Açacağı Davada Görevli Mahkeme ve Talepler

Patent hakkına tecavüzden doğan hukuk davalarında görevli mahkeme, SMK m. 156 kapsamında fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir. Bu mahkemenin kurulmadığı yerlerde kanunda belirtilen görev ve yargı çevresi düzenlemeleri çerçevesinde asliye hukuk mahkemeleri görev yapar.

Lisans alanın dava açma hakkının bulunması hâlinde, ileri sürülebilecek taleplerin kapsamı SMK m. 149 ve diğer ilgili hükümler ile lisans alanın somut hukuki menfaatleri birlikte dikkate alınarak belirlenmelidir.

Davanın niteliğine göre tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması veya kaldırılması talep edilebilir. Maddi zararların tazmini gibi parasal taleplerde ise talep sahibinin yetkisi, zararın niteliği ve ispatı ayrıca değerlendirilir. Lisans alanın dava açma yetkisi, aynı zarar için mükerrer tazminat elde edilmesine kendiliğinden imkân sağlamaz.

Davada hangi ihlal fiillerine karşı hangi taleplerin ileri sürülebileceği, patent hakkına tecavüz davası kapsamında ayrıca incelenmektedir.

Görev, yetki ve zamanaşımına ilişkin ayrıntılı değerlendirme için patent davasında görev, yetki ve zamanaşımı hükümleri dikkate alınmalıdır. Parasal taleplere bağlı dava şartı bakımından ise patent davasında arabuluculuk konusu ayrıca değerlendirilmelidir.

Patent Lisansı Alanın Dava Hakkı Hakkında Sık Sorulan Sorular

1. İnhisari Patent Lisansı Alan Kişi Patent Sahibinden İzin Almadan Dava Açabilir mi?

Evet. SMK m. 158/1 uyarınca sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa inhisari lisans sahibi, üçüncü kişinin patent hakkına tecavüz etmesi hâlinde patent sahibinin kanun kapsamında açabileceği davaları kendi adına açabilir. Bunun için lisansın inhisari niteliğinin ve ilgili dava hakkının somut olayda ortaya konulması gerekir.

2. İnhisari Olmayan Patent Lisansı Alanın Hiç Dava Açma Hakkı Yok mudur?

Hayır. SMK m. 158/2, inhisari olmayan lisans alanın da belirli koşullarla dava açabileceğini düzenler. Dava hakkının sözleşmede açıkça sınırlandırılmamış olması, patent sahibine dava açma bildirimi yapılması ve kanunda öngörülen diğer şartların gerçekleşmesi önemlidir.

3. Patent Lisansı Alan Üç Aylık Süreyi Hangi Tarihten İtibaren Hesaplamalıdır?

SMK m. 158/2’deki üç aylık süre bakımından esas alınan olay, lisans alanın patent sahibinden gerekli davayı açmasını istediği bildirimdir. Bildirimin içeriği, tarihi ve hak sahibine ulaştığına ilişkin deliller bu nedenle korunmalıdır. Patent sahibinin talebi açıkça kabul etmemesi ayrıca değerlendirilir.

4. Acil Patent İhlalinde Lisans Alan Üç Ay Beklemek Zorunda mıdır?

Her durumda değil. SMK m. 158/3 uyarınca ciddi zarar tehlikesi varsa lisans alan üç aylık sürenin dolmasından önce ihtiyati tedbir isteyebilir. Mahkemenin tedbir kararı vermesi hâlinde dava açmaya da yetkili olur; ikinci fıkradaki koşullar ise yargılama sırasında tamamlanır.

5. Patent Lisansının Sicile Kaydedilmemesi Dava Açma Hakkını Ortadan Kaldırır mı?

Sicile kayıt bulunmaması, lisans sözleşmesinin taraflar arasında mutlaka geçersiz olduğu anlamına gelmez. Ancak SMK m. 148/5 uyarınca sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan hakların iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi bakımından sınırlamalar bulunmaktadır. Dava hakkı somut sözleşme ve üçüncü kişinin hukuki durumuyla birlikte değerlendirilir.

6. Patent Sahibi ile Lisans Alan Birlikte Dava Açmak Zorunda mıdır?

SMK m. 158, kanuni şartları sağlayan lisans alanın kendi adına dava açmasına imkân tanıdığından patent sahibi ile birlikte dava açılması her durumda zorunlu değildir. Bununla birlikte tarafların ayrı veya birlikte dava açabilmesinin somut koşulları, lisans türüne, sözleşmeye, ileri sürülen taleplere ve mevcut uyuşmazlığa göre değerlendirilmelidir. İnhisari olmayan lisans alanın SMK m. 158/2 kapsamındaki bildirim şartları ayrıca saklıdır.

7. Marka Lisansı Alanın Dava Açma Hakkı Patent Lisansıyla Aynı mıdır?

SMK m. 158 farklı sınai mülkiyet hakları için ortak bir çerçeve öngörür. Ancak korunan hakkın niteliği, ilgili lisans sözleşmesi ve somut ihlal farklılık gösterebilir. Marka hakkına özgü değerlendirme, marka lisansı alanın dava açma hakkı kapsamında ele alınmaktadır.

Sonuç

Patent lisansı alanın patent hakkına tecavüz davası açabilmesi, yalnızca lisans sözleşmesinin bulunmasına değil, lisansın türüne ve SMK m. 158’de öngörülen şartların gerçekleşmesine bağlıdır.

İnhisari lisans sahibi, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça kendi adına dava açabilir. İnhisari olmayan lisans sahibi ise dava açma hakkı açıkça sınırlandırılmamışsa patent sahibine bildirim yapmalı ve hak sahibinin talebi kabul etmemesi veya üç ay içinde istenen davayı açmaması gibi kanuni koşulları dikkate almalıdır. Ciddi zarar tehlikesinde ihtiyati tedbir yoluyla daha erken hukuki koruma sağlanmasına ilişkin özel düzenleme de uygulanabilir.

Patent lisansının türü, dava yetkisine ilişkin sözleşme hükümleri, sicil kayıtları ve bildirim delilleri birlikte değerlendirilmeden lisans alanın dava hakkı hakkında kesin sonuca varılması uygun değildir. Patent lisansından doğan uyuşmazlıkların hukuki değerlendirmesi ve dava süreçleri bakımından patent avukatı tarafından sağlanan hukuki danışmanlık ve dava takibi kapsamında destek alınabilir.

Yazar Avukat Fatih Sefer