Patent Hakkına Tecavüz Davası Nasıl Açılır? Deliller ve Talepler

patent hakkına tecavüz davası, Türkiye’de korunan bir patentten doğan hakların izinsiz olarak ihlal edildiği iddiasıyla, hak sahibinin mahkemeden tecavüzün tespitini, önlenmesini veya durdurulmasını, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını ve şartları varsa tazminat ödenmesini talep ettiği hukuk davasıdır. Dava açılabilmesi için patent üzerindeki hak sahipliği, patentin koruma kapsamı, davalının somut fiilleri ve bu fiillerin ihlal oluşturduğu iddiası hukuki ve teknik delillerle ortaya konulmalıdır. Parasal talepler bakımından dava şartı arabuluculuk da ayrıca değerlendirilmelidir.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.141, patent hakkına tecavüz sayılan fiilleri; m.149 ise hak sahibinin mahkemeden isteyebileceği hukuki koruma yollarını düzenler. Davanın hangi mahkemede açılacağı, kimin dava açabileceği ve yargılama sırasında hangi incelemelerin yapılacağı bakımından SMK m.156 ve m.158 ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümleri de önem taşır.

Patent Hakkına Tecavüz Davası Açılmasının Şartları Nelerdir?

Patent tecavüz davasında yalnızca bir patent belgesinin sunulması yeterli değildir. Davacının korunan hakkı, davalının gerçekleştirdiği fiili ve bu fiilin patentin sağladığı münhasır yetkilere müdahale ettiğini somutlaştırması gerekir.

1. Türkiye’de Korunan Bir Patent Hakkı Bulunmalıdır

Davaya dayanak gösterilen patentin Türkiye’de hukuki koruma sağlaması gerekir. Ulusal patentler ile Türkiye’de geçerli hâle gelmiş Avrupa patentleri bakımından ilgili kayıtlar ve koruma koşulları incelenir. Yalnızca başka bir ülkede patent alınmış olması, aynı buluş için kendiliğinden Türkiye’de patent hakkı sağlamaz.

Dava hazırlığında patentin başvuru ve koruma tarihleri, sicildeki hak sahibi, yıllık ücretler nedeniyle hakkın sona erip ermediği, istemlerin geçerli metni ve varsa itiraz ya da hükümsüzlük işlemlerinin sonuçları araştırılmalıdır.

SMK m.141/3 uyarınca belirli şartlarda yayımlanmış patent başvurusu sahibi de tecavüz nedeniyle dava açabilir. Bununla birlikte başvurunun sağladığı geçici koruma, verilmiş bir patentin bütün hukuki sonuçlarıyla özdeş değildir. Kanunun 141/4. maddesinde öngörülen yayım gerçekleşmeden mahkeme, ileri sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin karar veremez.

2. Davalının Fiili Patent Koruma Kapsamına Girmelidir

SMK m.89/1 uyarınca patentin sağladığı korumanın kapsamı istemlerle belirlenir; istemlerin yorumlanmasında tarifname ve resimlerden yararlanılır.

Bu nedenle davacının kendi ürünü ile davalının ürününün dış görünüş bakımından benzemesi, tek başına patent ihlalini kanıtlamaz. Davalı ürününün veya üretim yönteminin, ilgili patent isteminde tanımlanan teknik özelliklerle karşılaştırılması gerekir.

İstemlerin hukuken nasıl yorumlanacağı konusunda patent istemlerinin koruma kapsamı belirleyicidir. Davalının davranışının hangi hâllerde patent hakkına müdahale oluşturabileceği ise patent hakkına tecavüz sayılan fiiller kapsamında ayrıca değerlendirilir.

3. Tecavüz İddiası Somut Bir Fiile Dayanmalıdır

Dava dilekçesinde davalının hangi ürün veya usul nedeniyle, hangi tarihlerde ve hangi ticari faaliyetleri kapsamında patent hakkına tecavüz ettiği açıklanmalıdır.

Örneğin davacının, patentli bir mekanizmanın izinsiz üretildiğini ileri sürmesi hâlinde üretimle bağlantılı teknik bulguların ortaya konulması gerekir. Davalının söz konusu mekanizmayı üretmeyip yalnızca sattığı iddia ediliyorsa satış fiili, ürünün niteliği ve SMK m.141/1-b’de düzenlenen bilme veya bilmesi gerekme koşulu ayrıca değerlendirilir.

Henüz tamamlanmamış bir faaliyetin durdurulması isteniyorsa, gerçekleşmesi ciddi biçimde beklenen tecavüzün dayandığı olgular da açıklanmalıdır. Soyut bir rekabet ihtimali, somut ihlal incelemesinin yerine geçmez.

Patent Tecavüz Davasını Kim Açabilir ve Dava Kime Karşı Açılır?

Patent Sahibi ve Dava Açma Hakkı Olan Kişiler

Patent hakkına tecavüz nedeniyle dava açma yetkisi kural olarak patent sahibine aittir. Ancak dava açma yetkisi yalnızca sicilde kayıtlı patent sahibinin şahsen hareket etmesiyle sınırlı değildir.

SMK m.158, lisans alanların belirli şartlarda kendi adlarına dava açabilmesine de imkân tanır:

  • İnhisari lisans alan: Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, patent sahibinin açabileceği tecavüz davalarını kendi adına açabilir.
  • İnhisari olmayan lisans alan: Kanunda öngörülen bildirim, hak sahibinin tutumu ve süre koşullarının gerçekleşmesi hâlinde kendi adına, menfaatinin gerektirdiği ölçüde dava açabilir.
  • Patent başvurusu sahibi: SMK m.141/3 ve m.141/4’teki geçici koruma hükümleri çerçevesinde dava yoluna başvurabilir.

Lisans sözleşmesinin dava açma yetkisine etkisi, bildirim zorunluluğu ve lisans alanın bağımsız dava hakkının sınırları patent lisansı alanın dava hakkı konusunda ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Davalı Olarak Kimler Gösterilebilir?

Dava, patent hakkına tecavüz oluşturduğu ileri sürülen fiili gerçekleştiren gerçek veya tüzel kişilere yöneltilir. Somut olayın niteliğine göre üretici, ithalatçı, satıcı, dağıtıcı veya patentli usulü izinsiz kullanan işletme davalı olabilir.

Bununla birlikte her ticari faaliyetin sorumluluk şartları aynı değildir. Özellikle SMK m.141/1-b ve m.141/1-c kapsamında düzenlenen fiillerde, ilgili ürünün veya usulün izinsiz kullanıldığının bilinmesi ya da bilinmesi gerekmesi koşulu önem taşıyabilir.

Bir ürünün tedarik zincirinde yer alan bütün işletmelerin aynı kapsamda sorumlu olduğu varsayılamaz. Her davalının gerçekleştirdiği fiil ve buna bağlanan hukuki sonuç ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Patent Hakkına Tecavüz Davası Nasıl Açılır?

Patent tecavüz davasının açılması, teknik ihlal iddiasının hukuki taleplere dönüştürülmesini gerektirir. Dava öncesinde yapılan inceleme, mahkemeye sunulacak vakıaların ve delillerin belirlenmesi bakımından önemlidir.

  1. Patent hakkı ve koruma kapsamı belirlenir. Patent sicili, belge, tarifname, istemler ve varsa patent üzerinde gerçekleşen değişiklikler incelenir. Uyuşmazlığa uygulanacak koruma dönemi tespit edilir.
  2. İhlal oluşturduğu ileri sürülen faaliyet tanımlanır. Davalının ürünleri, üretim yöntemleri, satış veya ithalat işlemleri ve diğer ilgili ticari davranışları somutlaştırılır.
  3. Teknik ve ticari deliller hazırlanır. Ürün numuneleri, kataloglar, teknik çizimler, faturalar, yazışmalar ve hukuka uygun elde edilmiş diğer deliller dava konusu fiille ilişkilendirilir.
  4. Dava talepleri belirlenir. Tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, sonuçlarının kaldırılması ve varsa tazminat gibi taleplerin hangilerinin somut olayda gerekli olduğu değerlendirilir.
  5. Dava şartları kontrol edilir. Görevli ve yetkili mahkeme, davacı sıfatı, hukuki yarar, süre ve gerektiğinde arabuluculuk koşulları incelenir.
  6. Dava dilekçesi hazırlanarak mahkemeye sunulur. İlgili yargısal başvuru usulü izlenir; gerekli harç ve gider avansı işlemleri yerine getirilir. Mahkeme, dilekçeler aşamasının ardından uyuşmazlığın çözümü için gerekli usul işlemlerini yürütür.

Dava Dilekçesinde Neler Bulunmalıdır?

HMK m.119 kapsamında dava dilekçesinde taraflar, dava konusu, dayanak vakıalar, hukuki sebepler, her bir vakıanın hangi delille ispatlanacağı ve açık talep sonucu gösterilmelidir.

Patent tecavüz davası bakımından dilekçede özellikle şu hususların somutlaştırılması gerekir:

  • Davaya dayanak patentin numarası, hak sahipliği ve Türkiye’deki koruma durumu.
  • İhlal edildiği ileri sürülen istem veya istemler.
  • Davalıya isnat edilen üretim, kullanım, satış, ithalat veya diğer fiiller.
  • İhlale konu ürün veya usulün ayırt edilmesini sağlayan teknik bilgiler.
  • Fiillerin gerçekleştiği dönem ve Türkiye ile hukuki bağlantısı.
  • Her talebin maddi vakıa ve delil dayanağı.
  • İstenen nihai kararlar ve gerekiyorsa geçici hukuki koruma talepleri.

Birden fazla davalıya yöneltilen davada, bütün davalıların aynı eylemi gerçekleştirdiği varsayılmamalıdır. Her bir davalıya isnat edilen davranışın açıklanması, sorumluluk iddiasının değerlendirilmesi açısından önem taşır.

Patent Hakkına Tecavüz Davasında Hangi Talepler İleri Sürülebilir?

SMK m.149, sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepleri düzenler. Patent tecavüz davasında bu talepler, davanın konusu ve gerekli şartlara göre ayrı ayrı veya birlikte ileri sürülebilir.

TalepHukuki DayanakAmaç ve Kapsam
Tecavüzün tespitiSMK m.149/1-aİleri sürülen somut fiilin patent hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi.
Muhtemel tecavüzün önlenmesiSMK m.149/1-bGerçekleşmesi beklenen hukuka aykırı müdahalenin önüne geçilmesi.
Tecavüzün durdurulmasıSMK m.149/1-cDevam eden ihlal niteliğindeki faaliyetlerin sona erdirilmesi.
Tecavüzün kaldırılması ve tazminatSMK m.149/1-çİhlalin sonuçlarının giderilmesi ile şartları oluşmuş maddi ve manevi zararın karşılanması.
Ürün ve araçlara elkonulmasıSMK m.149/1-dKanunda belirtilen ihlale konu ürünler ve bunların üretiminde münhasıran kullanılan araçlar hakkında el koyma kararı verilmesi.
Mülkiyet hakkı tanınmasıSMK m.149/1-eElkonulan ürün ve araçların mülkiyetinin kanuni koşullarla hak sahibine geçirilmesi.
Tecavüzün devamını önleyici önlemlerSMK m.149/1-fÜrün veya araçların değiştirilmesi, gerektiğinde imha gibi tedbirlerle ihlalin devamının önlenmesi.
Kesinleşmiş kararın ilanı veya tebliğiSMK m.149/1-gHaklı sebep veya menfaat bulunması hâlinde kararın uygun araçlarla duyurulması.

Bu taleplerin tümünün her davada kabul edilmesi söz konusu değildir. Mahkeme, ihlalin niteliğini, talep edilen korumanın gerekliliğini ve ilgili kanuni koşulları inceler.

Özellikle ürün veya üretim araçlarının imhası yönünden, daha hafif önlemlerin ihlali ortadan kaldırmaya yeterli olup olmadığı önem taşıyabilir. SMK m.149/1-d ve m.149/1-f hükümleri, ihlale konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretiminin engellenmemesine yönelik sınırlamalar da içermektedir.

Elkonulan ürün ve araçlar üzerinde mülkiyet hakkı tanınırsa, SMK m.149/2 gereğince bunların değeri tazminat miktarından düşülür; değer tazminatı aşıyorsa aşan kısmın hak sahibi tarafından ödenmesi gerekir.

Kararın ilanı talebinde ise SMK m.149/3 kapsamında kararın kesinleşmesinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre ayrıca dikkate alınmalıdır.

Maddi ve Manevi Tazminat Aynı Davada İstenebilir mi?

Patent hakkına tecavüz nedeniyle doğan ve kanuni koşulları gerçekleşen maddi ve manevi zararların tazmini talep edilebilir. Ancak her iki talep farklı hukuki değerlendirmeleri gerektirebilir.

Maddi tazminat bakımından zararın belirlenmesi ve yoksun kalınan kazancın hesaplanması SMK m.150 ve m.151 çerçevesinde ele alınır. Hesaplama yöntemlerinin ayrıntıları patent tecavüzünde maddi tazminat konusunda açıklanmaktadır.

Patent hakkının itibarı üzerindeki zarar ile manevi tazminatın koşulları da ayrı değerlendirilir. Bu ayrım için patent ihlalinde manevi tazminat ve itibar kaybı konusu önem taşır.

Patent Tecavüz Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?

SMK m.156/1 uyarınca patent hakkına tecavüz nedeniyle açılan hukuk davalarında görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir.

Bu ihtisas mahkemesinin kurulmadığı yerlerde kanunda öngörülen görev ve yargı çevresi düzenlemelerine göre belirlenen asliye hukuk mahkemeleri ilgili davalara bakar.

SMK m.156/3 gereğince sınai mülkiyet hakkı sahibinin üçüncü kişilere karşı açacağı hukuk davalarında, kural olarak aşağıdaki yer mahkemeleri yetkilidir:

  • Davacının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesi.
  • Hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yer mahkemesi.
  • Hukuka aykırı fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesi.

Davacının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması hâlinde SMK m.156/4’te düzenlenen özel yetki kuralları uygulanır. Dolayısıyla patent tecavüz davalarının yalnızca Ankara’da veya yalnızca İstanbul’da açılması gerektiği yönünde genel bir kural bulunmamaktadır.

Görev ve yetki dışında zamanaşımı bakımından da özel değerlendirme gerekir. SMK m.157, sınai mülkiyet haklarından doğan özel hukuk taleplerinde Türk Borçlar Kanununun zamanaşımı hükümlerine gönderme yapmaktadır. Bu konunun kapsamlı değerlendirmesi için patent davalarında görev, yetki ve zamanaşımı başlığına bakılabilir.

Patent Tecavüz Davasında Hangi Deliller Kullanılır?

Patent tecavüz davalarında ispat faaliyeti, hem teknik hem hukuki unsurları içerir. Patent belgesinin mevcut olması, davalıya ait ürünün veya yöntemin koruma kapsamında bulunduğunu kendiliğinden kanıtlamaz.

HMK m.190 uyarınca ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, ileri sürülen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

Dava konusu olaya göre kullanılabilecek deliller şunlardır:

  • Patent sicil kayıtları, patent belgesi, istemler, tarifname ve teknik resimler.
  • İhlal iddiasına konu ürünün hukuka uygun elde edilmiş numuneleri.
  • Ürün katalogları, teknik dokümanlar, montaj ve kullanım kılavuzları.
  • Faturalar, sevk belgeleri, satış ve ithalat kayıtları.
  • Üretim veya satışa ilişkin yazışmalar ve ilgili elektronik kayıtlar.
  • Hukuka uygun şekilde tespit edilmiş internet tanıtımları ve ürün açıklamaları.
  • Mahkeme aracılığıyla elde edilmiş tespit tutanakları ve bilirkişi raporları.
  • Zarar ve ticari faaliyetlerin kapsamına ilişkin mali kayıtlar.

Bir internet ilanı, ürünün satışa sunulduğuna ilişkin delil oluşturabilir; ancak ilan görseli her zaman patent istemlerinin karşılanıp karşılanmadığını açıklamaz. Aynı şekilde bir faturanın varlığı da ürünün teknik özelliklerini tek başına ortaya koymayabilir.

Teknik Bilirkişi İncelemesinin Önemi

HMK m.266 uyarınca çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıklarda mahkeme bilirkişi görüşüne başvurabilir.

Patent tecavüz iddiasında teknik değerlendirme, davaya dayanak istemlerin kapsamıyla davalı ürününün veya yönteminin özelliklerini karşılaştırmayı gerektirebilir.

Bu incelemede özellikle şu sorular önemlidir:

  • Hangi patent istemi veya istemleri ihlal iddiasına dayanak oluşturmaktadır?
  • Davalı ürünü veya usulü hangi somut teknik özelliklere sahiptir?
  • İlgili istemdeki unsurlar dava konusu ürün veya yöntemde bulunmakta mıdır?
  • Farklılık gösteren unsurların eşdeğerlik kapsamında değerlendirilmesi mümkün müdür?
  • Teknik inceleme, ileri sürülen fiili ve ürün veya yöntemi yeterince tanımlamakta mıdır?

Teknik değerlendirme, yalnızca taraf ürünlerinin genel benzerliği üzerinden yapılmamalıdır. İstemlerin belirlediği koruma alanı ile dava konusu ürünün ilgili teknik özellikleri arasında denetlenebilir bir karşılaştırma kurulmalıdır.

Bu konunun özel inceleme yöntemi patent tecavüzünde bilirkişi incelemesi kapsamında açıklanmaktadır.

Usul patentleri bakımından ise SMK m.141/2, belirli koşullarda davalıya farklı üretim yöntemini ispatlama yükümlülüğü getiren özel hükümler içerir. Kanuni karinenin koşulları ve ticari sırların korunmasına ilişkin ayrım usul patentinde ispat yükü başlığında ayrıca incelenmektedir.

Dava Açılmadan Önce Delil Tespiti veya İhtiyati Tedbir İstenebilir mi?

Patent ihlali iddiasına ilişkin delillerin sonradan elde edilmesi güçleşebileceği gibi, dava devam ederken ihlal oluşturduğu ileri sürülen faaliyetin sürmesi de söz konusu olabilir.

Bu nedenle kanuni koşulların gerçekleşmesi hâlinde, esas dava açılmadan önce veya yargılama sırasında geçici hukuki koruma yollarına başvurulabilir.

Delil Tespiti

Delil tespiti, uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek vakıa ve teknik özelliklerin belirlenmesine yardımcı olan bir usul işlemidir. Özellikle ürün veya üretim sürecine ilişkin delillerin kaybolma yahut ileride elde edilmesinin güçleşmesi tehlikesi bulunan durumlarda önem kazanabilir.

SMK m.150/3, hak sahibine tazminatın belirlenmesiyle bağlantılı belgelerin mahkemeye sunulmasını isteme imkânı da tanımaktadır.

Delil tespitinin koşulları, teknik incelemenin kapsamı ve elde edilen bulguların davadaki değerlendirilmesi patent ihlalinde delil tespiti konusunda ele alınmaktadır.

İhtiyati Tedbir

SMK m.159 uyarınca dava açma hakkı bulunan kişiler, patent hakkına tecavüz oluşturduğu ileri sürülen kullanımın gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını kanuni koşullar çerçevesinde ortaya koyarak ihtiyati tedbir isteyebilir.

İhtiyati tedbir, esas dava sonucunda verilecek kararın etkili olmasını sağlamaya yönelik geçici hukuki korumadır. Tedbir kararı, tecavüzün kesin olarak ispatlandığı veya davanın kazanıldığı anlamına gelmez.

Durdurma, el koyma ve teminat gibi tedbirlerin koşulları patent hakkına tecavüzde ihtiyati tedbir başlığında ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

Patent Tecavüz Davasından Önce Arabuluculuk Zorunlu mudur?

Patent tecavüzü nedeniyle açılan her davada arabuluculuğun zorunlu olduğu söylenemez. Dava şartı arabuluculuk, uyuşmazlığın hukuki niteliğine ve ileri sürülen talebin türüne göre değerlendirilmelidir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.4, fikrî mülkiyet hukukuna ilişkin mevzuattan doğan hukuk davalarını ticari dava kapsamında düzenler. Aynı Kanunun 5/A maddesi ise konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat davaları dâhil maddede sayılan ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını dava şartı olarak öngörür.

Dolayısıyla patent hakkına tecavüzden kaynaklanan parasal tazminat talebi bakımından dava şartı arabuluculuk gündeme gelir. Buna karşılık yalnızca tecavüzün tespiti, önlenmesi veya durdurulması gibi parasal olmayan talepler yönünden aynı sonuca otomatik olarak ulaşılamaz.

Tespit, durdurma ve tazminat taleplerinin aynı davada birlikte ileri sürülmesi hâlinde de dava şartının her talep üzerindeki etkisi ve taleplerin usul hukuku bakımından bağlantısı ayrıca incelenmelidir.

Bu ayrımın ayrıntıları patent davasında arabuluculuk ve talep ayrımı konusunda ele alınmaktadır.

Patent Tecavüz Davasında Davalı Hangi Savunmaları İleri Sürebilir?

Patent hakkına tecavüz iddiası, davalı tarafından hem maddi hukuk hem de usul hukuku yönünden tartışılabilir. Davalı, kendisine isnat edilen fiilin gerçekleşmediğini, patentin koruma kapsamına girmediğini veya kanuni bir istisna kapsamında kaldığını ileri sürebilir.

Somut olayın özelliklerine göre başlıca savunma konuları şunlar olabilir:

  • Koruma kapsamı dışında kalma: Davalı ürününün veya usulünün, ileri sürülen patent istemlerinin teknik kapsamına girmediği savunulabilir.
  • Patent hakkının sona ermesi: Koruma süresi, yıllık ücretler, vazgeçme veya diğer sona erme nedenlerinin uyuşmazlığa etkisi ileri sürülebilir.
  • Yetkili kullanım: Lisans veya hak sahibinin izni kapsamında gerçekleştirilen fiillerin tecavüz oluşturmadığı savunulabilir.
  • Kanuni istisnalar: SMK m.85’teki koruma kapsamı dışındaki fiiller, m.87’deki önceki kullanım hakkı veya m.152’deki hakkın tükenmesi gibi savunmalar, şartları mevcutsa gündeme gelebilir.
  • İhlalin veya sorumluluğun şartlarının oluşmaması: İlgili fiilin davalı tarafından gerçekleştirilmediği yahut kanunun aradığı özel sorumluluk koşullarının bulunmadığı ileri sürülebilir.
  • Usule ilişkin itirazlar: Görev, yetki, taraf sıfatı, zamanaşımı ve dava şartları gibi konular somut uyuşmazlığa göre incelenebilir.

Davalının Kendi Patentine Sahip Olması Davayı Engeller mi?

Davalının kendi adına tescilli başka bir patente sahip olması, daha önceki tarihli bir patentten doğan hakları ihlal etmediğini tek başına göstermez.

SMK m.155 uyarınca patent sahibi, kendisinden daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahibinin açtığı tecavüz davasında, kendi sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.

Bu nedenle sonraki tarihli bir patente dayanılması, önceki hak sahibinin koruma kapsamının teknik olarak incelenmesi gereğini ortadan kaldırmaz.

Patentin Hükümsüzlüğü İleri Sürülebilir mi?

Davalı, ihlal iddiasına dayanak patentin geçersiz olduğunu düşünüyorsa hukuki koşullar çerçevesinde hükümsüzlük davası açabilir. Ancak bir patentin yenilik veya buluş basamağı taşımadığının ileri sürülmesi, tek başına patentin hükümsüz olduğu anlamına gelmez.

Hükümsüzlük, SMK m.138’de düzenlenen sebeplerin mahkemece değerlendirilmesini gerektirir. Tecavüz davası ile hükümsüzlük uyuşmazlığının bağlantısı da davanın niteliğine göre ele alınır.

Hükümsüzlüğün sebepleri, kimler tarafından istenebileceği ve süreye ilişkin kurallar patent hükümsüzlüğü davası konusunda ayrı olarak açıklanmaktadır.

Patent Hakkına Tecavüz Davaları Hakkında Yargıtay Kararları

Patent uyuşmazlıklarında Yargıtay kararları, somut ürünün istem kapsamına girip girmediği ve dava konusu fiilin hangi delillerle değerlendirildiği bakımından yol gösterici olabilir. Bununla birlikte kararların uygulandığı mevzuat dönemi ve somut teknik özellikler birbirinden ayrılmalıdır.

Teknik Farklılığın Tecavüz İddiasına Etkisi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.01.2024 tarihli, 2022/3848 E. ve 2024/124 K. sayılı kararında, hareketli mobilya parçaları için amortisör tertibatına ilişkin patentten doğan haklara tecavüzün tespiti, men’i ve tazminat talepleri incelenmiştir.

İlk derece mahkemesi, iki ayrı bilirkişi heyetinden alınan raporları değerlendirerek davalı ürününün çalışma prensibinin ilgili patentin birinci isteminden farklı olduğuna ve patent hakkına tecavüzün bulunmadığına karar vermiştir. İstinaf başvurusu reddedilmiş; Yargıtay da bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır.

Karar, ürünlerin aynı genel amaca hizmet etmesinin tek başına tecavüzün kabulü için yeterli olmadığını; ilgili teknik özelliklerin ve istemlerin somut uyuşmazlık kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini gösteren bir örnektir.

Bu uyuşmazlıkta 551 sayılı mülga Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uygulanmıştır. Dolayısıyla kararın değerlendirilmesinde mevcut SMK hükümleriyle birlikte ilgili mevzuat dönemi de göz önünde tutulmalıdır.

Ürünü Üretmeyen Satıcının Sorumluluğu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.05.2021 tarihli, 2020/5932 E. ve 2021/4449 K. sayılı kararında, taşıtların diskli fren sistemleriyle ilgili patente konu bir ürünün ticari satışına ilişkin uyuşmazlık değerlendirilmiştir.

Dosyada, dava konusu ürünün ilgili patentin bağımsız istemi kapsamında kaldığı bilirkişi raporuyla belirlenmiştir. Davalı, ürünü kendisinin üretmediğini, başka bir işletmeden satın alarak satışına aracılık ettiğini savunmuştur.

Bölge adliye mahkemesi, davalının faaliyet gösterdiği sektör, ürünün katalogda tanıtılması ve dosyanın diğer özelliklerini dikkate alarak davalının ürünün taklit suretiyle meydana getirildiğini bilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Yargıtay, bu değerlendirmeye dayanan kararı onamıştır.

Karar, yalnızca üretici sıfatının bulunmamasının tecavüz iddiasını her durumda ortadan kaldırmadığını göstermektedir. Ancak satıcı veya dağıtıcının sorumluluğu, uygulanacak hükmün gerektirdiği koşullar çerçevesinde somut olay bakımından ayrıca incelenmelidir.

Bu kararın dayandığı faaliyet ve yargılama dönemi de 6769 sayılı Kanun öncesi düzenlemelerle bağlantılıdır. Güncel bir davada SMK m.141’deki fiil ve sorumluluk koşulları esas alınmalıdır.

Patent Tecavüz Davasına İlişkin Örnek

Bir işletmenin, belirli bir mekanik kilitleme sistemine ilişkin Türkiye’de korunan patentin sahibi olduğunu varsayalım. İşletme, başka bir şirketin benzer işlevi yerine getiren bir kilitleme mekanizmasını üretip satışa sunduğunu tespit etmiştir.

Bu durumda yalnızca iki mekanizmanın benzer sonuç doğurması, patent hakkına tecavüzün varlığını belirlemek için yeterli değildir.

Öncelikle patentin geçerli istemleri ile dava konusu mekanizmanın teknik özellikleri karşılaştırılır. Davalının üretim ve satış faaliyetleri delillendirilir. Ürünün patentin koruma kapsamında kaldığı ileri sürülebiliyorsa ve diğer koşullar mevcutsa tecavüzün tespiti, durdurulması ve sonuçlarının ortadan kaldırılması istenebilir.

Ayrıca zarar doğduğu iddia ediliyorsa, tazminata ilişkin vakıalar ve deliller ortaya konularak parasal talepler bakımından dava şartları değerlendirilir. İhlalin devam etmesi veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar bulunması hâlinde ihtiyati tedbir ihtiyacı da incelenebilir.

Bu örnekte davanın sonucu; patent istemlerinin içeriğine, somut teknik incelemeye, davalı fiillerine, ileri sürülen savunmalara ve mahkemenin delil değerlendirmesine bağlıdır.

Patent Hakkına Tecavüz Davası Hakkında Sık Sorulan Sorular

1. Patent henüz verilmemişse tecavüz davası açılabilir mi?

Evet, SMK m.141/3 uyarınca patent başvurusu sahibi belirli şartlarla tecavüz nedeniyle dava açabilir. Başvurunun yayımlanması, karşı tarafın başvurudan veya kapsamından haberdar edilmiş olması ve kanunda öngörülen diğer koşullar önemlidir. Mahkemenin karar verebilmesi bakımından SMK m.141/4’teki sınırlama ayrıca uygulanır.

2. Patentli ürün ile rakip ürünün benzemesi dava kazanmak için yeterli midir?

Hayır. Patent koruması ürünlerin yalnızca görünüşüne veya aynı ticari amaca hizmet etmesine dayanmaz. İlgili patent istemleri ile dava konusu ürünün teknik özellikleri karşılaştırılmalıdır. Şartları varsa eşdeğer unsurlar da değerlendirmeye alınır.

3. Patent hakkını ihlal eden ürünü yalnızca satan işletmeye dava açılabilir mi?

Somut koşullara göre mümkündür. SMK m.141/1-b, taklit suretiyle üretilen ürünlerin ticari dolaşıma sokulmasına ilişkin fiilleri düzenler. Ancak bu hükümde aranan bilme veya bilmesi gerekme koşulu ve ilgili diğer unsurlar değerlendirilmeden her satıcının sorumlu olduğu sonucuna varılamaz.

4. Dava açılmadan önce mutlaka ihtarname gönderilmeli midir?

Patent sahibinin açacağı her tecavüz davası için genel bir ihtarname gönderme zorunluluğu öngörülmüş değildir. Bununla birlikte ihtarname, bazı uyuşmazlıklarda karşı tarafın bilgilendirilmesi ve olayların belgelenmesi bakımından önem taşıyabilir. İnhisari olmayan lisans alanın dava açmasına ilişkin SMK m.158’deki özel bildirim şartları ise ayrıca değerlendirilmelidir.

5. Tecavüzün durdurulması ve tazminat aynı davada talep edilebilir mi?

Evet, kanuni şartları mevcutsa tecavüzün durdurulması ile zararların tazmini birlikte istenebilir. Ancak her talebin dayanağı açıkça ortaya konulmalı ve parasal tazminat yönünden dava şartı arabuluculuğun uygulanması ayrıca değerlendirilmelidir.

6. Davalı adına da patent bulunması tecavüz davasının reddini gerektirir mi?

Hayır. Davalının sonraki tarihli bir patente sahip olması, önceki tarihli patentin koruma alanına giren izinsiz fiilleri kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez. SMK m.155 uyarınca önceki tarihli hak sahibinin açtığı tecavüz davasında sonraki tarihli sınai mülkiyet hakkı tek başına savunma gerekçesi yapılamaz.

Sonuç

Patent hakkına tecavüz nedeniyle dava açılması, patentin varlığının gösterilmesinden ibaret değildir. Hak sahibinin dava açma yetkisi, Türkiye’de sağlanan korumanın kapsamı, davalının fiilleri, istemlerle teknik karşılaştırma, hukuki talepler ve dava şartları birlikte incelenmelidir.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.141 ve m.149, tecavüz iddiasının temel maddi hukuk dayanaklarını oluştururken; m.156, m.158 ve m.159 ile ilgili usul hükümleri davanın açılması ve yürütülmesinde önem taşır. Özellikle teknik delillerin yeterli biçimde ortaya konulması ve mahkemeden istenecek kararların somut olayla ilişkilendirilmesi, uyuşmazlığın doğru değerlendirilmesi bakımından belirleyicidir.

Patent hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin hukuki durumun incelenmesi, dava taleplerinin belirlenmesi ve yargısal başvuru süreçlerinin değerlendirilmesi hakkında patent avukatı ve patent uyuşmazlıklarında hukuki danışmanlık sayfasından bilgi alınabilir.

Yazar Avukat Fatih Sefer