Marka Hakkından Vazgeçme ve Sicilden Terkin

Marka hakkından vazgeçme ve sicilden terkin, tescilli marka sahibinin markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin tamamı ya da bir kısmı üzerindeki hakkını kendi iradesiyle sona erdirmesidir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.28 uyarınca vazgeçme, Türk Patent ve Marka Kurumuna (TÜRKPATENT) yazılı olarak bildirilir; varsa sicile kayıtlı hak ve lisans sahiplerinin gerekli izinleri alınır. İşlem, sicile kaydedildiği tarihte hüküm doğurur ve Bültende yayımlanır. Bu nedenle yalnızca vazgeçme beyanında bulunmak, marka hakkını beyan tarihinde sona erdirmez.

Marka hakkından vazgeçmenin hukuki niteliği nedir?

Vazgeçme, marka sahibinin tescilden doğan hakkını isteyerek sona erdirmeye yönelmiş bir tasarruftur. Bir mahkemenin markanın baştan itibaren geçersiz olduğuna karar vermesi veya idarenin sonradan ortaya çıkan bir iptal sebebini değerlendirmesi gerekmez. Ancak bu irade açıklamasının sonuç doğurabilmesi, SMK m.28’deki ve uygulama yönetmeliğindeki koşullara uygun işlem yapılmasına bağlıdır.

Hukuki dayanak — SMK m.28/1-b, 28/3 ve 28/4: Marka sahibinin hakkından vazgeçmesi bir sona erme nedenidir. Vazgeçme tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin tamamına ya da bir kısmına ilişkin olabilir; Kuruma yazılı bildirilir ve sicile kayıt tarihinde hüküm doğurur. Sicile kaydedilmiş hak ve lisans sahiplerinin izni ile belirli hak sahipliği ihtilaflarında tedbirden yararlanan kişinin izni korunur.

Vazgeçme, marka devri veya lisansı değildir. Marka devrinde hak başka bir kişiye geçerken vazgeçmede hak, vazgeçilen kapsam bakımından sona erer. Marka kullanımını durdurmak, işletmeyi kapatmak, marka üzerindeki bir sözleşmeyi feshetmek veya bir başkasına markayı kullanmayacağını bildirmek de tek başına SMK m.28 anlamında vazgeçme sayılmaz. Belirleyici işlem, gerekli belgelerle Kuruma yapılan vazgeçme talebinin sicile kaydedilmesidir.

Tam ve kısmi vazgeçme hangi mal ve hizmetleri etkiler?

Tam vazgeçme, markanın tescilli olduğu bütün mal ve hizmetler üzerindeki hakkı sona erdirir. Kısmi vazgeçme ise yalnızca açıkça gösterilmiş mal veya hizmetler yönünden sonuç doğurur; kalan tescil kapsamı korunur. Bu ayrım SMK m.28/3’ün doğrudan sonucudur.

Örneğin bir işletmenin aynı markası giyim eşyaları ve perakende mağazacılık hizmetleri bakımından tescilli olsun. İşletme giyim eşyalarına ilişkin belirli ürünlerden vazgeçip mağazacılık hizmetlerini koruyabilir. Vazgeçme, tescil kapsamındaki yalnızca bazı giyim ürünlerine ilişkinse, başvuruda bu ürünlerin belirsizliğe yer bırakmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Sadece sınıf numarasının yazılması, aynı sınıfta korunmaya devam edecek ürünlerin hangileri olduğu konusunda tereddüt yaratabilir.

Kısmi vazgeçmenin konusu işaretin harfleri, logosu veya renkleri değil, markanın koruduğu mal ve hizmet listesidir. Sicilde kayıtlı marka örneğinin değiştirilmesi ya da başka bir logonun onun yerine konulması, vazgeçme işlemiyle gerçekleştirilemez. Tescil kapsamının ne olduğunu belirlerken Nice sınıflandırması ve somut mal-hizmet listesi birlikte dikkate alınmalıdır.

Kim marka hakkından vazgeçebilir? Birden fazla marka sahibi varsa ne olur?

Vazgeçme yetkisi, sicilde hak sahibi olarak görünen marka sahibine aittir. Tüzel kişilerde işlem, tüzel kişiyi temsile yetkili kişiler aracılığıyla; vekil kullanılıyorsa özel vazgeçme yetkisini içeren vekâletnameyle yürütülür. Başka bir kişinin markanın kullanılmasına fiilen karar vermesi veya işletmenin pazarlamasını yönetmesi, ona kendiliğinden tescilden vazgeçme yetkisi sağlamaz.

Birden fazla hak sahibinin bulunduğu markada tüm sahiplerin imzası gerekir. Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m.23/4 ve SMK m.147/1 gereğince, Kurum nezdindeki olağan işlemleri yürüten ortak temsilci, sırf bu sıfatı nedeniyle diğer hak sahipleri adına vazgeçme talebini imzalayamaz. Ortak sahiplerin iradeleri ayrı ayrı ve usulüne uygun biçimde ortaya konulmalıdır.

Bu özel kural, marka hakkının ortak mülkiyeti bakımından özellikle önem taşır. Bir ortağın kendi payı hakkında yapmak istediği diğer işlemler ile bütün markanın veya belli mal ve hizmetlerdeki ortak tescilin sona erdirilmesi aynı hukuki işlem değildir. Ayrıca paylı sahiplik, SMK’daki ayrı bir marka türü olan ortak marka kavramıyla karıştırılmamalıdır.

Sicile kayıtlı lisans ve diğer hak sahiplerinin izni ne zaman gerekir?

SMK m.28/4, marka sahibinin tasarruf serbestisini üçüncü kişilerin korunmaya değer sicil hakları lehine sınırlar: sicile kaydedilmiş hak ve lisans sahiplerinin izni olmaksızın markadan vazgeçilemez. Kayıtlı bir lisans, rehin veya benzeri hak mevcutsa vazgeçmenin bu hakla bağlantısı tespit edilerek gerekli izinler alınmalıdır. Sicile kayıt, kimin hangi hakka sahip olduğunu ve vazgeçmenin kimi etkileyebileceğini belirlemek bakımından kritik bir başlangıç noktasıdır.

Örneğin markayı belirli ürünlerde kullanma yetkisi verilmiş ve bu lisans sicile kaydedilmişse, marka sahibi o ürünler bakımından lisans alanın izni bulunmadan haktan vazgeçemez. Aynı şekilde marka üzerinde sicile kaydedilmiş bir teminat hakkı mevcutsa, hakkın sona ermesi teminatı etkileyebileceğinden ilgili hak sahibinin durumu göz ardı edilemez. Marka lisansının kapsamı ile rehin ve haciz kayıtlarının hukuki niteliği ayrıca incelenmelidir.

Kanun ikinci bir koruma da öngörür: Bir üçüncü kişi marka üzerinde hak sahipliği iddiasında bulunmuş ve bu iddiaya ilişkin tedbir kararı sicile kaydedilmişse, o kişinin izni olmadan markadan doğan haklardan vazgeçilemez. Yalnızca ihtar gönderilmesi veya soyut bir hak iddiasının bulunması, bu özel sicil şartıyla özdeş değildir; kanun, hak sahipliği iddiası ile sicile işlenmiş tedbir kararını birlikte arar.

Öte yandan sicile kaydedilmemiş bir lisans veya özel sözleşme, SMK m.28/4’teki kayıtlı hak sahibinin izni şartı bakımından farklı değerlendirilse de marka sahibinin sözleşmeden kaynaklanan borçlarını otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Vazgeçme işleminin sözleşmeye aykırılık ya da tazminat sorumluluğu doğurup doğurmadığı somut sözleşme hükümlerine göre ayrıca incelenir. Bu nedenle işlemden önce yalnız sicil kaydı değil, yürürlükteki kullanım, dağıtım ve teminat ilişkileri de gözden geçirilmelidir.

TÜRKPATENT’e vazgeçme başvurusu nasıl yapılır?

Vazgeçme, mahkemeden bir terkin kararı alınarak değil, marka sahibi tarafından TÜRKPATENT nezdinde gerçekleştirilen yazılı bir taleple başlatılır. Usule ilişkin temel düzenleme Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m.23’tür. Başvuruda talebin hangi tescile ve hangi mal veya hizmetlere ilişkin olduğunun kesin biçimde belirlenmesi gerekir.

  1. Tescil ve kapsamın belirlenmesi: Marka tescil numarası tespit edilir. Kısmi vazgeçmede vazgeçilecek mal veya hizmetler, ilgili sınıf numaraları da gösterilerek talep formunda listelenir.
  2. Hak ve tedbir kayıtlarının incelenmesi: Sicildeki lisans, rehin ve diğer hak kayıtları ile varsa hak sahipliği iddiasına ilişkin tedbir şerhi kontrol edilir; kanunen gerekli izin ve onaylar temin edilir.
  3. Temsil yetkisinin belgelendirilmesi: İşlem vekil aracılığıyla yapılıyorsa vazgeçme yetkisini açıkça içeren vekâletname sunulur. Birden çok marka sahibinde tüm sahiplerin imzası alınır.
  4. Kurum incelemesi: Talebin kapsamı, beyan ve gerekli belgelerin uygunluğu değerlendirilir. Eksiklik varsa Kurumun bildirdiği usul ve süreler dikkate alınır.
  5. Sicil kaydı ve ilan: Usulüne uygun vazgeçme sicile işlenir; hak kaybı bu kayıt tarihinde gerçekleşir ve sonuç Bültende yayımlanır.

Yönetmeliğin 23/2. maddesi talep formunu, vekille işlemde özel yetki içeren vekâletnameyi ve sicile kayıtlı hak sahiplerinin onay beyanını öngörür. Yönetmeliğin 2019’da kaldırılmış olan noter onaylı imza sirküleri veya imza beyannamesi bentleri, halen genel ve zorunlu bir başvuru şartıymış gibi gösterilmemelidir. Bununla birlikte başvuru sahibinin ve imzalayanın temsil yetkisinin doğrulanması gerekliliği devam eder.

İşlemin maliyeti ve elektronik başvuru ekranındaki teknik gereklilikler başvuru zamanında Kurumun ilan ettiği usule göre değerlendirilmelidir. Kanunda vazgeçme için bütün olaylarda geçerli sabit bir sonuçlandırma süresi öngörüldüğü varsayılamaz. Bu nedenle özellikle sürmekte olan bir ihtilaf varsa, talep tarihinden ayrı olarak sicile işlenme tarihinin belgelendirilmesi önem taşır.

Vazgeçme ne zaman hüküm doğurur ve sicilden terkinin etkisi nedir?

SMK m.28/3’e göre vazgeçmenin hüküm doğurduğu tarih, vazgeçme talebinin sicile kaydedildiği tarihtir. Marka sahibinin vazgeçme dilekçesini hazırladığı, imzaladığı veya Kuruma gönderdiği tarih ile daha sonra Bültende yayımlanan ilan tarihi aynı olmak zorunda değildir. Kanun, sona erme anını açıkça sicil kaydına bağlamıştır.

Tam vazgeçmede tescilin sağladığı marka hakkı bütünüyle sona erer. Kısmi vazgeçmede sicilde vazgeçilen mal veya hizmetler korunma kapsamından çıkar; diğer mal ve hizmetlerde tescilden doğan haklar sürer. Bültendeki yayım, hak sahipleri ve üçüncü kişiler için sicildeki değişikliği duyurur; ancak kanunun belirlediği sona erme tarihini yayım tarihine taşımaz.

Hakkın sona ermesi kural olarak ileriye dönük etki gösterir. Sicil kaydından önce meydana gelmiş olayların, doğmuş alacakların veya sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların geçmişe dönük biçimde kendiliğinden ortadan kalktığı sonucuna varılamaz. Geçmişteki kullanımlar bakımından kimin hangi tarihte hangi hakka sahip olduğu ve ileri sürülen talebin niteliği ayrı değerlendirilir. Bu ayrım, örneğin marka hakkına tecavüz nedeniyle açılmış davalarda önem taşıyabilir.

Vazgeçme, üçüncü kişiye markayı doğrudan devretmez ve bir üçüncü kişiye tescil garantisi vermez. Vazgeçilen işaret için sonradan yapılacak başvurular, kendi başvuru tarihi ve o tarihteki hukuki koşullar çerçevesinde değerlendirilir; önceki başka markalar, tescilsiz haklar veya diğer ret nedenleri önemini koruyabilir. Bu bakımdan tescilsiz önceki kullanımdan kaynaklanabilecek haklar da ayrı bir inceleme konusudur.

Marka henüz tescil edilmemişse vazgeçme yerine hangi işlem yapılır?

Henüz tescil tamamlanmamışsa teknik olarak tescilli marka hakkından vazgeçme değil, marka başvurusunun geri çekilmesi söz konusudur. SMK m.28/5, başvuru sahibinin markayı tescilden önce geri çekebilmesine izin verir ve vazgeçmeye ilişkin koruyucu hükümlerin geri çekmeye de uygulanacağını belirtir. Yönetmelik m.22, geri çekmenin usul ve belgelerini ayrıca düzenler.

Geri çekme de başvurunun tamamı veya bir kısmı için yapılabilir. Başvuru numarası, geri çekilecek mal veya hizmetlerin listesi, vekille işlem varsa açık geri çekme yetkisi ve ilgili kayıtlı hak sahiplerinin onayı gibi unsurlar değerlendirilir. Birden çok başvuru sahibinin bulunması hâlinde tüm başvuru sahiplerinin imzası gerekir. Usulüne uygun geri çekme, başvurunun ilgili kapsam bakımından işlemden kaldırılması sonucunu doğurur ve durum Bültende yayımlanır.

Bu işlem, yayıma itirazla karşılaşmış ya da yalnız belirli ürünlerden vazgeçmek isteyen bir başvuru sahibinin seçeneklerinden biridir; ancak başvurunun geri çekilmesinin, mevcut tescilli başka markalara ilişkin uyuşmazlıkları da kendiliğinden çözeceği düşünülmemelidir. Marka başvuru sürecindeki aşamalar ile tescil sonrası vazgeçme arasındaki zaman sınırı bu nedenle önemlidir.

Vazgeçme, idari iptal, hükümsüzlük ve yenilememe arasındaki fark nedir?

Bu işlemlerin ortak sonucu marka sicilindeki korumanın tamamen veya kısmen sona ermesi olabilse de hukuki nedenleri, yetkili makamları ve zaman bakımından etkileri aynı değildir. Özellikle markanın iptaline ilişkin şartlar, hak sahibinin iradi vazgeçmesinin şartları yerine uygulanamaz.

İşlemTemel neden ve yolZamansal etki
İradi vazgeçme (SMK m.28)Marka sahibinin gerekli izinlerle Kuruma yaptığı yazılı talepSicile kayıt tarihinden itibaren
İptal (SMK m.26–27)Kullanılmama gibi kanuni iptal nedenlerinin ilgili kişinin talebi üzerine idari incelemesiKural olarak iptal talebi tarihinden; kanuni şartlarla daha eski bir tarihten
Hükümsüzlük (SMK m.25–27)Tescile engel nedenler sebebiyle mahkeme kararıKural olarak marka başvuru tarihinden itibaren geriye etkili
Yenilememe (SMK m.28/1-a)Koruma süresinin dolması ve markanın süresi içinde yenilenmemesiKoruma süresinin dolmasına bağlı sona erme

İptal yönünden ayrıntılı idari usul TÜRKPATENT marka iptal başvurusu başlığının; hükümsüzlüğün sebepleri ve mahkeme aşaması marka hükümsüzlüğü davasının konusudur. Koruma süresi ve yenileme işlemleri ise marka tescilinin yenilenmesi kapsamında ele alınmalıdır. Bu yolların iki yönlü karşılaştırılması için hükümsüzlük ve iptal ayrımı ayrıca incelenebilir.

Vazgeçme devam eden hükümsüzlük veya tecavüz davasını nasıl etkiler?

Bir dava devam ederken markadan vazgeçilmesi, davanın tüm taleplerinin otomatik olarak düşmesi anlamına gelmez. Markanın sicilde halen mevcut olup olmadığı, vazgeçmenin kapsamı ve kayıt tarihi, davada hangi talebin ileri sürüldüğüyle birlikte değerlendirilir. Özellikle markanın sicilden çıkarılması isteniyorsa, aynı sonucun vazgeçme yoluyla gerçekleşmiş olması o talep bakımından davanın konusuz kalmasını gündeme getirebilir. Buna karşılık geçmiş dönem fiillerine ilişkin tazminat veya başka bir hakka dayanan istemler ayrıca değerlendirilmelidir.

Somut yargı örneği: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 13.06.2024 tarihli, E. 2021/1958, K. 2024/1208 sayılı kararında, davalı markasının yargılama sırasında vazgeçme üzerine sicilde geçerliliğini kaybettiği Kurum kayıtlarından anlaşılmıştır. Daire, hükümsüzlük isteminin konusuz kalıp kalmadığının ve yargılama giderlerinin tarafların dava tarihindeki haklılık durumuna göre değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmiş; diğer eksik incelemeler nedeniyle ilk derece kararını kaldırarak dosyayı geri göndermiştir. Dolayısıyla karar, her vazgeçmenin bütün davaları kendiliğinden ortadan kaldırdığı yönünde genel bir kural değil, talep konusu ve sicil durumunun birlikte incelenmesi gereğine ilişkin somut bir örnektir.

Uygulamada ihtilaf sırasında yapılan bir vazgeçme işleminde, başvuru belgesi ile güncel sicil kaydının birlikte sunulması; hangi mal veya hizmetler yönünden, hangi tarihte hak kaybının oluştuğunun belirlenmesi ve geçmişe ilişkin taleplerin ayrıca ele alınması gerekir. Sicildeki tasarruf ile yargılama giderleri, sözleşme borçları ve geçmiş dönemdeki fiillerin hukuki sonuçları birbirinden ayrılmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Marka sahibi tek taraflı olarak her zaman markadan vazgeçebilir mi?

Hayır. Sicilde kayıtlı hak ve lisans sahiplerinin izni gerekiyorsa bu izin alınmalıdır. Hak sahipliği iddiasına ilişkin tedbir kararı sicilde kayıtlıysa ilgili kişinin izni de aranır. Birden fazla marka sahibinde tüm sahiplerin imzası zorunludur (SMK m.28/4; Yönetmelik m.23/4).

Markanın yalnız bir ürün grubu bakımından terkini mümkün müdür?

Evet. SMK m.28/3, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin bir kısmından vazgeçilmesine izin verir. Talepte vazgeçilen ürün veya hizmetler ile sınıfları açıkça belirtilir; diğer tescil kapsamı devam eder.

Vazgeçmenin hukuki etkisi dilekçe tarihinde mi başlar?

Hayır. Vazgeçme, Kuruma bildirim veya Bültende yayımlanma tarihi yerine, sicile kayıt tarihi itibarıyla hüküm doğurur (SMK m.28/3).

Sicile kaydedilmiş lisans alanın rızası olmadan vazgeçilebilir mi?

Hayır. SMK m.28/4, sicile kayıtlı lisans sahibinin iznini arar. Kayda alınmamış sözleşmelerin doğurabileceği borçlar ise somut sözleşme ve genel hükümler çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.

Tescil edilmemiş marka başvurusundan da vazgeçilebilir mi?

Tescilden önce uygulanan işlem başvurunun geri çekilmesidir. SMK m.28/5 ve Yönetmelik m.22 uyarınca başvuru tamamen veya kısmen geri çekilebilir; tescilli marka hakkının terkiniyle aynı işlem olarak adlandırılmamalıdır.

Markadan vazgeçilince başka biri aynı işareti hemen tescil ettirebilir mi?

Vazgeçme, başka bir kişiye otomatik tescil hakkı vermez. Yeni başvurunun kendi tarihi esas alınır ve o tarihteki mutlak ve nispi ret nedenleri, önceki haklar ve somut koşullar ayrıca incelenir.

Sicile kaydedilmiş vazgeçme beyanından dönülebilir mi?

Sicile işlenerek hüküm doğurmuş vazgeçme, yalnızca yeni bir dilekçeyle eski tescil ve öncelik tarihini kendiliğinden canlandırmaz. Sonradan aynı işaret için koruma isteniyorsa yeni başvurunun koşulları ayrıca değerlendirilir; işlemde hukuka aykırılık iddiası varsa bunun hukuki yolu somut olaya göre belirlenir.

Sonuç

Marka hakkından vazgeçme ve sicilden terkin, marka sahibinin iradesine dayanan ancak üçüncü kişilerin kayıtlı menfaatlerini koruyan şekil ve izin şartlarına bağlı bir sona erme yoludur. İşlem öncesinde tescil kapsamı, ortak sahiplerin imzaları, lisans ve teminat kayıtları, varsa sicile işlenmiş tedbirler ve devam eden uyuşmazlıklar değerlendirilmelidir. Tam veya kısmi vazgeçmenin hüküm tarihi, Kuruma başvuru ya da ilan günü değil sicile kayıt günüdür. Bu konudaki sicil ve hak sahipliği değerlendirmelerine ilişkin hukuki yardımın kapsamı, marka hukukuna ilişkin hukuki danışmanlık ve uyuşmazlık hizmetleri çerçevesinde ele alınabilir.

Yazar Avukat Fatih Sefer