SMK M.7/5: Marka Hukukunda Dürüst Kullanım ve Sınırları

Marka hukukunda dürüst kullanım, üçüncü kişilerin tescilli bir markayı belirli bilgilendirme amaçlarıyla, marka sahibinin izni olmadan kullanabilmesini sağlayan hukuki istisnadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.7/5 uyarınca marka sahibi; gerçek kişilerin kendi ad veya adreslerini belirtmelerini, mal ve hizmetlerin özelliklerine ilişkin tanımlayıcı açıklamalarda bulunulmasını ve özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parçalarda kullanım amacını açıklamak için gerekli marka kullanımlarını engelleyemez. Ancak bu serbesti, kullanımın dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde gerçekleşmesine bağlıdır. İşaretin sunuluş biçimi tüketicilerde işletmeler arasında gerçekte bulunmayan bir bağlantı izlenimi yaratıyorsa dürüst kullanım istisnası uygulanmayabilir.

Marka hukukunda temel mesele, tescilli işaretin üçüncü kişilerce hiçbir şekilde kullanılamaması değil, hangi kullanımın marka sahibine tanınan münhasır korumaya müdahale ettiğidir. SMK m.7/5, marka sahibinin hakları ile dürüst ticari faaliyet ve tüketicinin bilgilendirilmesi arasında denge kurar. Bu yazıda istisnanın hukuki niteliği, üç uygulama alanı, sınırları, ilgili Yargıtay kararları ve uyuşmazlıklarda dikkate alınacak deliller incelenmektedir.

Marka Hukukunda Dürüst Kullanımın Hukuki Dayanağı

SMK m.7/1 uyarınca marka koruması tescille elde edilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, marka tescilinden doğan hakların münhasıran marka sahibine ait olduğunu düzenler. Bununla birlikte münhasır hak, markayı oluşturan kelime veya işaretin ticari hayattaki bütün kullanımlarını yasaklama yetkisi anlamına gelmez.

Marka hakkının kapsamı ve sınırları belirlenirken SMK m.7/2’deki yasaklama yetkisi ile m.7/5’teki istisnalar birlikte değerlendirilmelidir. Kanun, marka sahibinin haklarını korurken üçüncü kişilerin kendilerini ve sundukları ürünleri dürüst biçimde tanıtabilmelerine de imkân tanır.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.7/5:

“Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:

  1. Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
  2. Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
  3. Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.”

Bu hüküm, marka hakkına getirilmiş kanuni bir sınırdır. Kanundaki şartları karşılayan üçüncü kişi kullanımı için marka sahibinden ayrıca izin alınması gerekmez. Marka sahibi de yalnızca markasının tescilli olmasına dayanarak böyle bir kullanımı yasaklayamaz.

Buna karşılık SMK m.7/5, marka hakkından bağımsız, sınırsız bir kullanım hakkı oluşturmaz. Hükmün uygulanabilmesi için kullanımın ilgili bentlerden birine girmesi ve dürüst ticari uygulamalarla bağdaşması gerekir.

Bu nedenle marka hakkına tecavüz sayılan fiiller değerlendirilirken yalnızca işaretlerin aynı veya benzer olup olmadığına bakılması yeterli değildir. Üçüncü kişinin işareti hangi amaçla, hangi ticari bağlamda ve nasıl kullandığı da araştırılmalıdır.

Dürüst Kullanım İstisnasının Ortak Uygulama Şartları

SMK m.7/5’te üç kullanım biçimi düzenlenmiş olmakla birlikte hepsi iki ortak şarta bağlıdır: kullanımın dürüst olması ve ticari hayatın olağan akışı içinde gerçekleşmesi.

1. Kullanım dürüstlük kuralına uygun olmalıdır

Dürüstlük değerlendirmesi, üçüncü kişinin yalnızca kendi kullanımını nasıl nitelendirdiğine veya öznel niyetine göre yapılmaz. İşaretin ticari sunumu ve tüketiciler üzerinde yaratabileceği algı nesnel olarak incelenir.

Bu incelemede özellikle şu hususlar önem taşır:

  • Markanın kullanılması, gerçek bir bilgilendirme ihtiyacına dayanıyor mu?
  • Üçüncü kişi kendi işletmesinin kimliğini yeterince açık gösteriyor mu?
  • Başkasına ait marka, kullanım amacı için gerekli olan ölçüyü aşıyor mu?
  • Markanın logosu, karakteristik renkleri veya görsel düzeni taklit ediliyor mu?
  • Tüketiciler, iki işletme arasında yetkili satıcılık, ortaklık, lisans veya başka bir ticari bağlantı bulunduğunu düşünebilir mi?
  • Kullanım, marka sahibinin ayırt edici gücünden veya ticari itibarından haksız yararlanma niteliği taşıyor mu?

Bu unsurlar tek tek ve birlikte değerlendirilir. Örneğin üçüncü kişinin markayı yalnızca düz yazıyla kullanması dürüstlük lehine bir gösterge olabilir; ancak kullanımın bağlamı tüketicide yanıltıcı bir izlenim oluşturuyorsa bu özellik tek başına yeterli değildir.

Diğer taraftan markanın tanınmış olması da üçüncü kişilerin bütün açıklayıcı kullanımlarını kendiliğinden hukuka aykırı hâle getirmez. Tanınmış markalar bakımından da somut kullanımın işlevi ve marka sahibinin haklı menfaatleri dikkate alınmalıdır.

2. Kullanım ticari hayatın olağan akışı içinde kalmalıdır

Bir işletmenin ürününün hangi cihazlarla uyumlu olduğunu açıklaması, sunduğu hizmetin niteliğini belirtmesi veya bir gerçek kişinin kendi adını ticari faaliyetinde kullanması olağan ticari ihtiyaçlara karşılık gelebilir.

Buna karşılık aynı işaretin bağımsız bir ürün markası gibi benimsenmesi veya tüketiciyi başka bir işletmenin satış ağına yönlendirdiği izlenimi yaratacak biçimde kullanılması, açıklama ihtiyacının sınırlarını aşabilir.

Dolayısıyla dürüst kullanımda belirleyici ölçüt, işaretin yalnızca ne söylediği değil, ticari faaliyet içinde ne işlev gördüğüdür.

Gerçek Kişinin Kendi Adını veya Adresini Kullanması

SMK m.7/5-a, gerçek kişilerin kendi ad veya adreslerini dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde belirtmelerini korur. Bir kişinin adının veya soyadının daha önce başkası tarafından marka olarak tescil ettirilmiş olması, o kişinin kendi kimliğini ticari hayatında açıklama hakkını bütünüyle ortadan kaldırmaz.

Örneğin bir kişinin adını meslek tabelasında, kişisel hizmetlerinin tanıtımında veya işletmesine ilişkin bilgilendirmelerde kullanması, şartları varsa bu hüküm kapsamında değerlendirilebilir.

Ancak bu istisnanın iki önemli sınırı vardır.

Birincisi, hüküm açıkça gerçek kişilerin kendi ad veya adresinden söz eder. Tüzel kişilerin ticaret unvanları, şirket adları veya sonradan oluşturdukları ticari tanıtım ibareleri, sırf şirket kimliği taşıdıkları için m.7/5-a kapsamında otomatik koruma kazanmaz. Marka ile ticaret unvanı arasındaki çatışma ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur.

İkincisi, kendi adını kullanma serbestisi, başkasının markasına benzeyen her türlü ticari sunumu meşru kılmaz. Kişi kendi adını kullanırken başka bir işletmenin ayırt edici logo düzenini, kurumsal görünümünü veya marka sunumunu taklit ediyorsa dürüst kullanım savunması yetersiz kalabilir.

Yargıtay’ın kendi adını kullanmaya ilişkin eczane kararı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16.04.2025 tarihli, E. 2024/4163, K. 2025/2492 sayılı kararında, bir eczanenin adının başka bir tescilli marka ile çatıştığı uyuşmazlık incelenmiştir.

İlk derece mahkemesi, davacının markasındaki unsurların ayırt edici gücünü ve davalının kendi ismini içeren eczane adı kullanımını birlikte değerlendirmiştir. Davalının kendi ismini olağan şekilde kullandığı, bu kullanımın SMK m.7/5-a kapsamında dürüst kullanım niteliğinde bulunduğu ve davacının itibarından yararlanma amacı taşıdığına ilişkin delil olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin davayı reddeden ilk derece kararını uygun bulan hükmünü onamıştır.

Kararın önemi, aynı veya benzer adların varlığının her durumda marka hakkına tecavüz sonucunu doğurmadığını göstermesidir. Bununla birlikte karar, adını kullanan herkesin ticari sunum biçiminden bağımsız şekilde sınırsız bir hakka sahip olduğu anlamına gelmez. Uyuşmazlığın koşulları, kullanılan işaretin ayırt edici gücü ve kullanımın dürüstlüğü somut olarak incelenmelidir.

Burada ayrıca kullanım serbestisi ile yeni bir marka tescili arasındaki fark korunmalıdır. Gerçek kişinin kendi adını ticari hayatta belirtmesi, aynı işareti her mal veya hizmet için marka olarak tescil ettirebileceği anlamına gelmez. Bu ikinci mesele kişi adı ve soyadının marka olarak tescili kapsamında incelenir.

Mal ve Hizmetlerin Özelliklerini Tanımlayıcı Kullanım

SMK m.7/5-b, üçüncü kişilerin mal ve hizmetlerinin özelliklerini açıklayabilmesini güvence altına alır. Ticari hayatta kullanılan bir sözcüğün marka olarak tescilli olması, o sözcüğün bütün açıklayıcı anlamlarının marka sahibinin tekeline bırakıldığı anlamına gelmez.

Kanunda sayılan tanımlayıcı açıklamalar şunları kapsar:

  • Tür ve çeşit: Ürünün veya hizmetin hangi kategoriye ait olduğunun belirtilmesi.
  • Kalite ve nitelik: Ürünün malzemesinin, teknik özelliklerinin veya işlevinin açıklanması.
  • Miktar: Ürünün hacmi, ağırlığı, sayısı veya kapasitesi hakkında bilgi verilmesi.
  • Kullanım amacı: Ürünün hangi ihtiyacı karşılamak için tasarlandığının belirtilmesi.
  • Değer: Mal veya hizmetin değerine ilişkin doğru ve açıklayıcı bilgi sunulması.
  • Coğrafi kaynak: Üretim yeri veya hizmetin coğrafi kaynağı hakkında bilgi verilmesi.
  • Üretim veya sunuluş zamanı: Malın üretildiği ya da hizmetin sunulduğu zamanın açıklanması.
  • Diğer nitelikler: Mal veya hizmeti tanımlayan başka somut özelliklerin ifade edilmesi.

Örneğin bir sözcük, tescilli bir markanın unsurunu oluşturmasına rağmen aynı zamanda belirli bir ürün özelliğini veya hizmetin amacını anlatıyor olabilir. Rakip işletmenin bu sözcüğü ilgili özelliği açıklamak için kullanması, diğer koşullar da mevcutsa dürüst kullanım istisnasından yararlanabilir.

Buna karşılık tanımlayıcı anlam taşıyan bir ibarenin ürünün üzerinde bağımsız marka görünümüyle sunulması hâlinde değerlendirme değişebilir. İbarenin punto büyüklüğü, ambalaj üzerindeki konumu, kullanılan grafik unsurlar ve tüketicinin ürünü hangi ticari kaynağa bağlayacağı önem taşır.

Tanımlayıcı kullanım istisnası, işaretin baştan marka olarak tescil edilebilir olup olmadığı meselesinden farklıdır. Bir işaretin tanımlayıcılık nedeniyle mutlak ret kapsamında değerlendirilmesi veya sonradan kullanım sonucunda ayırt edicilik kazanması, marka tesciline ilişkin ayrı hukuki incelemelerdir.

Yargıtay’ın tanımlayıcı kullanım ve genel görünüm değerlendirmesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23.05.2024 tarihli, E. 2023/1356, K. 2024/4264 sayılı kararı, tanımlayıcı kullanım savunmasının nasıl incelenmesi gerektiğini göstermektedir.

Uyuşmazlık, işitme cihazları alanında kullanılan bir ibarenin tescilli markayla benzerliği ve bu kullanımın dürüst sayılıp sayılamayacağına ilişkindir. Bölge adliye mahkemesi, ibarenin ilgili hizmeti tanımladığı gerekçesiyle kullanımın SMK m.7/5 kapsamında kaldığını kabul ederek davayı reddetmiştir.

Ancak Yargıtay, uyuşmazlıkta ileri sürülen ticaret unvanı, tabela renkleri ve logo benzerliği iddialarının değerlendirme dışında bırakılmasını isabetli bulmamış ve kararı bozmuştur.

Bu karar, bir ibarenin tanımlayıcı anlam taşımasının tek başına dürüst kullanım sonucuna ulaşmak için yeterli olmadığını ortaya koyar. Tabela, logo ve diğer görsel unsurların oluşturduğu bütünsel görünüm de incelenmelidir. Bozma kararı, davalının kullanımının kesin olarak tecavüz oluşturduğuna ilişkin nihai bir kabul olarak yorumlanmamalıdır.

İşaretlerin tüketici nezdinde bıraktığı izlenimin nasıl değerlendirildiği, marka benzerliği ve karıştırılma ihtimali konusuyla doğrudan ilişkilidir.

Yedek Parça, Uyumluluk ve Bağımsız Servis Kullanımları

SMK m.7/5-c, özellikle aksesuar, yedek parça ve eşdeğer parça alanlarında önemli bir uygulama alanına sahiptir. Bir işletmenin ürettiği parçanın hangi markalı cihazda kullanılabileceğini belirtmesi, tüketicinin doğru ürünü seçebilmesi için gerekli olabilir.

Kanun, bu ihtiyacı gözeterek malın veya hizmetin kullanım amacını açıklamak için gerekli hâllerde başkasına ait markanın kullanılmasına izin verir. Hükümdeki “özellikle” ifadesi nedeniyle düzenleme yalnızca aksesuar ve yedek parçalarla sınırlı değildir. Benzer şekilde kullanım amacının açıklanması bakımından gerekli olan başka durumlarda da, kanuni şartların varlığına göre uygulanabilir.

Uyumluluk bilgisinin verilmesi

Bir yedek parça üreticisinin kendi ticari markası altında sattığı ürünün başka bir markaya ait cihazlarla uyumlu olduğunu açıklaması, kullanım amacını gösteren meşru bir bilgilendirme niteliğinde olabilir.

Örneğin bir ürünün üzerinde “X marka Y model cihazlarla uyumludur” açıklamasına yer verilmesi, ürün gerçekten belirtilen cihazlarla uyumluysa ve sunum biçimi ticari kaynak konusunda yanıltıcı değilse m.7/5-c kapsamında değerlendirilebilir.

Buna karşılık bağımsız üretilmiş bir parçanın, orijinal marka sahibince üretilmiş gibi pazarlanması farklıdır. Bu durumda tüketicinin yalnızca parçanın uyumluluğu hakkında değil, üreticisi ve ticari kaynağı hakkında da yanıltılması söz konusu olabilir.

Özellikle “orijinal”, “resmî”, “fabrika üretimi” veya “yetkili üretici” gibi ifadeler, gerçeğe uygun olmadıkları durumda dürüst kullanım savunmasını zayıflatır.

Bağımsız teknik servislerin marka kullanımı

Bağımsız servis işletmeleri, hangi markalı ürünlere bakım veya onarım hizmeti verdiklerini tüketiciye açıklayabilir. Sadece belirli bir markanın cihazlarına servis hizmeti verilmesi, o markanın sahibinden mutlaka yetkili servis statüsü alınmasını gerektirmez.

Ancak bağımsız servis ile yetkili servis arasındaki fark tüketiciye karşı açık olmalıdır. Markanın tabelada, internet sitesinde veya reklamda kullanılması, gerçekte mevcut olmayan bir yetkilendirme ilişkisini çağrıştırmamalıdır.

Örneğin şu iki sunum aynı hukuki sonucu doğurmayabilir:

  • Açıklayıcı sunum: İşletmenin kendi adı açıkça belirtilerek “X marka cihazlar için bağımsız teknik servis” ifadesinin kullanılması.
  • Yanıltıcı olabilecek sunum: İşletmenin kendi kimliği geri planda bırakılarak X markasının logosunun ve kurumsal görünümünün baskın şekilde kullanılması, böylece işletmenin markanın resmî servis ağına bağlıymış gibi tanıtılması.

Bu ayrımda kullanılan her logonun veya marka adının kendiliğinden hukuka aykırı olduğu söylenemez. Önemli olan kullanımın bilgilendirme amacıyla orantılı bulunması ve ticari bağlantı konusunda yanıltıcı izlenim doğurmamasıdır.

Yargıtay’ın bağımsız servis kullanımına ilişkin kararı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 15.04.2025 tarihli, E. 2024/3985, K. 2025/2437 sayılı kararı, bağımsız teknik servis ve eşdeğer ürün satışına ilişkin bir uyuşmazlığı konu almaktadır.

Davacı taraf, davalının internet sitelerinde ilgili markaya ait işaretleri kullanarak ürün ve servis hizmetleri sunduğunu, bu kullanımın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüştür. Davalı ise farklı markalara ait ürünler için özel servis hizmeti sunduğunu, kendi ticari kimliğini kullandığını ve marka adlarını hizmetin konusunu belirtmek amacıyla gösterdiğini savunmuştur.

İlk derece mahkemesi, uyuşmazlık konusu kullanımların özelliklerini, ürünlerin niteliğini ve internet ortamındaki sunumu inceleyerek davanın reddine karar vermiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 02.05.2024 tarihli, E. 2022/1391, K. 2024/823 sayılı kararıyla bu sonuç uygun bulunmuştur.

Yargıtay da bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır. Kararda, SMK m.7/5 kapsamında kalan kullanımların ve ilgili somut olayda hukuka uygun kabul edilen ürün dolaşımının marka hakkına tecavüz veya haksız rekabet olarak nitelendirilemeyeceği yönündeki değerlendirme korunmuştur.

Bu kararın sonucu, bütün bağımsız servislerin marka kullanımının koşulsuz serbest olduğu değildir. Somut olayda markanın kullanım biçimi, davalının kendi işletme kimliği ve sunulan ürünlerin özellikleri birlikte değerlendirilmiştir.

İnternet, E-Ticaret ve Reklamlarda Dürüst Kullanım

Dürüst kullanım istisnası yalnızca fiziksel tabela, ürün etiketi veya ambalaj üzerinde gündeme gelmez. İnternet siteleri, çevrim içi ürün katalogları, e-ticaret ilanları ve dijital tanıtımlar da kullanımın değerlendirilmesini gerektirebilir.

Örneğin bağımsız bir satıcının ürün açıklamasında, sattığı yedek parçanın hangi marka ve modelle uyumlu olduğunu göstermesi, fiziksel ambalajdaki uyumluluk açıklamasıyla benzer hukuki ölçütlere tabidir.

Ancak dijital ortamda markanın nasıl konumlandırıldığı ayrıca önem taşır. Bir internet sitesinin başlığı, alan adı, görsel tasarımı ve ürün sayfası bir bütün olarak değerlendirildiğinde tüketicide resmî mağaza veya yetkili servis algısı doğabilir.

Bu nedenle e-ticarette dürüst kullanım incelemesi yapılırken yalnızca ürün açıklamasındaki tek cümleye değil, tüketicinin karşılaştığı bütün ticari sunuma bakılmalıdır. İnternet üzerinden satıcıların marka kullanımına ilişkin diğer sorumluluklar e-ticarette marka hakkı ihlali kapsamında değerlendirilir.

Benzer şekilde, markanın bir internet adresinde kullanılması ile ürün açıklamasında geçmesi aynı şey değildir. Marka ve alan adı uyuşmazlıklarında işaretin internet üzerindeki yönlendirme ve ticari kaynak gösterme işlevi ayrıca önem taşır.

SMK m.7/5, reklamların bütün hukuki koşullarını tek başına belirlemez. Başkasına ait markanın arama motoru reklamında kullanılması anahtar kelime reklamında marka ihlali; rakip ürünlerin karşılaştırılmasında kullanılması ise karşılaştırmalı reklamlarda rakip markanın kullanılması hükümleri bakımından ayrıca incelenmelidir.

Dürüst Kullanımın Sınırı Ne Zaman Aşılır?

Dürüst kullanımın sınırı, kullanımın açıklayıcı işlevinden uzaklaşarak ticari kaynak, yetkilendirme veya işletmeler arasında bağlantı hakkında yanıltıcı bir izlenim yaratmasıyla aşılabilir.

Bu değerlendirme yalnızca üçüncü kişinin markayı kullanma amacıyla sınırlı tutulamaz. Tüketicinin işareti hangi bağlamda gördüğü ve nasıl algılayabileceği de belirleyicidir.

Kullanım alanıDürüst kullanım lehine durumHukuki risk doğuran durum
Kişi adıGerçek kişinin kendi adını olağan biçimde belirtmesiBaşkasının marka sunumunun ve görsel kimliğinin taklit edilmesi
Ürün niteliğiÜrünün türünü veya özelliğini açıklayan ifadeAçıklamanın bağımsız marka gibi kullanılması
Yedek parçaGerçek uyumluluk bilgisinin açıkça verilmesiBağımsız parçanın orijinal üreticiye aitmiş gibi sunulması
Teknik servisBağımsız servis kimliğiyle hizmet kapsamının belirtilmesiGerçekte bulunmayan yetkili servis bağlantısı izlenimi
İnternet ilanıMarkanın doğru ürün bilgisini vermek için kullanılmasıResmî mağaza veya marka sahibinin satış kanalı algısı yaratılması

Tablodaki örnekler kesin hukuka uygunluk veya hukuka aykırılık kararları değildir. Somut kullanımın kapsamı, ürün veya hizmetin niteliği ve tüketici algısı her olayda ayrıca değerlendirilir.

Özellikle bir işaretin ürünün veya ambalajın üzerinde kullanılması hâlinde yalnızca açıklama metni değil, ürünün bütün sunumu önem taşır. Bu konuda taklit ambalajda marka hakkı ihlali ayrı bir inceleme gerektirir.

Ayrıca dürüstlük kuralına aykırı bir uygulamanın mutlaka tescilli markanın birebir taklidini içermesi gerekmez. Gerçekte bulunmayan ekonomik bağlantı veya yetkilendirme izlenimi de somut olayın koşullarına göre hukuki sorumluluk doğurabilir.

Dürüst Kullanımda İspat Yükü ve Deliller

Dürüst kullanım savunmasının sonucu, kullanımın nasıl gerçekleştiğinin somut delillerle ortaya konulmasına bağlıdır. İşaretin yalnızca bir sözlük anlamına sahip olması veya savunmayı ileri süren kişinin kullanımını dürüst olarak nitelendirmesi yeterli değildir.

Bir tecavüz uyuşmazlığında marka sahibi, dayandığı marka hakkını ve ihlal oluşturduğunu ileri sürdüğü kullanımı ortaya koymalıdır. Üçüncü kişi ise SMK m.7/5 kapsamındaki bir istisnadan yararlandığını savunuyorsa, bu savunmanın dayandığı somut olguları ve kullanımın niteliğini gösterebilmelidir.

Genel ispat kuralları ve tarafların ileri sürdüğü vakıalar çerçevesinde aşağıdaki deliller önem taşıyabilir:

  • Marka sicil kayıtları: Tescilin sahibi, işaretin kapsamı, tescil edilen mal veya hizmetler.
  • Ürün ve ambalaj örnekleri: Markanın konumu, büyüklüğü, logosu ve açıklayıcı metinle ilişkisi.
  • Tabela ve iş yeri görüntüleri: İşletmenin kendi ticari kimliğini nasıl sunduğu.
  • İnternet sitesi ve ilan kayıtları: Kullanımın tam sayfa görünümü, başlıkları, logoları ve ürün açıklamaları.
  • Teknik ürün belgeleri: Yedek parçanın hangi ürün veya modellerle uyumlu olduğunu gösteren kayıtlar.
  • Fatura ve ticari belgeler: Ürünün üreticisini, satıcısını ve ticari kaynağını açıklayan belgeler.
  • Servis ve yetkilendirme belgeleri: İşletmenin bağımsız veya yetkili servis niteliğine ilişkin sözleşmeler ve diğer kayıtlar.
  • Tüketici algısına ilişkin deliller: Gerçek bağlantı yanılgısını veya ticari sunumun etkisini değerlendirmeye elverişli somut veriler.

İnternet kullanımında delillerin hangi tarihte ve hangi görünümle elde edildiği ayrıca önemlidir. Sonradan değiştirilmiş bir internet sayfası, uyuşmazlığın gerçekleştiği tarihteki kullanımı her zaman göstermez.

Bu nedenle internet sayfalarının, ilanların, tabelaların ve ambalajların uyuşmazlığa konu dönem bakımından güvenilir şekilde belgelenmesi gerekir. Delillerin muhafazası ve mahkeme aracılığıyla tespiti marka ihlalinde delil tespiti ve ispat başlığında ayrıca ele alınır.

Marka Hakkına Tecavüz İddiasına Karşı Dürüst Kullanım Savunması

Marka sahibinin SMK m.7 ve m.29 hükümlerine dayanarak tecavüz iddiasında bulunması hâlinde üçüncü kişi, kullanımının m.7/5 kapsamına girdiğini savunabilir.

Bu savunmanın hukuki niteliği, ihlal iddiasına karşı ileri sürülen kanuni bir sınırlandırmaya dayanmasıdır. Dürüst kullanım istisnası, marka tescilinin geçersiz olduğunu ileri sürmeyi veya markanın sicilden silinmesini talep etmeyi gerektirmez.

Savunmanın değerlendirilmesinde şu sıra izlenebilir:

  1. Marka sahibinin dayandığı tescil ve uyuşmazlığa konu işaret belirlenir.
  2. Üçüncü kişinin işareti hangi mal, hizmet veya ticari faaliyet kapsamında kullandığı tespit edilir.
  3. Kullanımın SMK m.7/5-a, b veya c bentlerinden birine girip girmediği incelenir.
  4. Kullanımın dürüstlük kuralına ve ticari hayatın olağan akışına uygunluğu değerlendirilir.
  5. İşaretin bütünsel sunumu, tüketicinin algısı ve tarafların delilleri birlikte ele alınır.

İstisnanın şartları gerçekleşmişse marka sahibi, söz konusu kullanımın yalnızca kendi tescilli markasını içermesine dayanarak yasaklanmasını isteyemez. Buna karşılık kullanımın kanuni sınırları aştığı tespit edilirse, somut olayın özelliklerine göre marka hakkının korunmasına ilişkin talepler gündeme gelebilir.

Bu taleplerin kapsamı, marka hakkına tecavüz davasında ayrıca değerlendirilir. İhlalin tespiti, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ile maddi veya manevi tazminat talepleri aynı hukuki koşullara tabi değildir.

Özellikle marka tecavüzünde maddi tazminat istenmesi, dürüst kullanımın sınırlarının aşıldığı iddiasından ayrıca zarar ve sorumluluğa ilişkin şartların değerlendirilmesini gerektirir.

Uyuşmazlık devam ederken marka sahibinin ihtiyati tedbir talep etmesi mümkündür. Böyle bir başvuruda da uyuşmazlık konusu kullanımın kanunen izin verilen açıklayıcı bir kullanım olup olmadığı, talebin haklılığının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.

Dürüst kullanım savunması için SMK m.7/5’te özel bir beş yıllık süre veya önceden marka sahibine başvurma zorunluluğu öngörülmemiştir. Bununla birlikte savunmanın mahkeme önünde hangi aşamada ve hangi delillerle ileri sürüleceği genel yargılama usulü kurallarına tabidir.

Dürüst Kullanım ile Haksız Rekabet Arasındaki İlişki

Bir ticari kullanımın marka hakkına tecavüz oluşturmadığı sonucuna ulaşılması, her durumda ticari uygulamanın bütün yönleriyle hukuka uygun olduğu anlamına gelmez.

Örneğin üçüncü kişi markayı açıklayıcı amaçla kullansa bile ürününün niteliği, yetkili satıcılık statüsü veya ticari bağlantıları hakkında yanıltıcı başka açıklamalar yapıyorsa Türk Ticaret Kanunu’ndaki haksız rekabet hükümleri ayrıca gündeme gelebilir.

Buna karşılık sırf marka sahibinin yetkilendirmesi olmadan bağımsız bir servis hizmeti verilmesi veya doğru uyumluluk bilgisi paylaşılması, başka bir hukuka aykırılık bulunmadıkça kendiliğinden haksız rekabet olarak kabul edilemez.

Marka hakkı koruması ile haksız rekabet hükümlerinin aynı olayda nasıl uygulanacağı, marka tecavüzü ve haksız rekabetin birlikte ileri sürülmesi kapsamında ayrıca incelenmelidir.

Dürüst Kullanımın Hakkın Tükenmesi ve Diğer Hukuki Kurumlardan Farkı

SMK m.7/5’teki dürüst kullanım istisnası, marka hukukundaki diğer savunma ve sınırlandırma mekanizmalarıyla karıştırılmamalıdır.

Marka hakkının tükenmesinden farkı

Dürüst kullanımda üçüncü kişinin markayı hangi amaçla ve nasıl kullandığı ön plandadır. Marka hakkının tükenmesinde ise hak sahibinin kendisi veya izniyle üçüncü kişiler tarafından piyasaya sunulmuş somut ürünler üzerindeki sonraki ticari işlemler değerlendirilir.

Örneğin bir işletmenin orijinal bir ürünü yeniden satması ile bağımsız ürettiği parçanın o ürünle uyumlu olduğunu açıklaması aynı hukuki kurumlara dayanmak zorunda değildir.

İlk durumda marka hakkının tükenmesi ve paralel ithalat kuralları; ikinci durumda ise SMK m.7/5-c kapsamında kullanım amacının gerekli şekilde belirtilmesi gündeme gelebilir.

Markanın hükümsüzlüğü veya iptalinden farkı

Dürüst kullanım, tescilli markanın geçersiz olduğunu veya marka sahibinin haklarını kaybettiğini ileri süren bir mekanizma değildir. Marka tescili geçerliliğini koruyabilir; buna rağmen üçüncü kişinin belirli kullanımı kanuni istisna kapsamında kalabilir.

Bir işaretin tescil şartlarını taşımadığı iddiası marka hükümsüzlüğü; tescilden sonraki koşullar nedeniyle hakkın sona erdirilmesi ise markanın iptali kapsamında değerlendirilir.

Aynı şekilde markanın ilgili ürün veya hizmet için yaygın ad hâline gelmesi ile belirli bir üçüncü kişinin markadaki ibareyi tanımlayıcı amaçla kullanması da farklı hukuki meselelerdir. İlkinde şartları varsa markanın jenerikleşmesi nedeniyle iptal gündeme gelebilir; ikincisinde markanın geçerliliği korunurken m.7/5 uygulanabilir.

Kötü niyetli tescil ve hakkın kötüye kullanılmasından farkı

SMK m.7/5, üçüncü kişinin belirli kullanımını dürüstlük ölçütüyle değerlendirir. Buna karşılık marka başvurusunun kötü niyetle yapılması, tescilin kuruluş aşamasındaki davranışlara ilişkindir.

Aynı şekilde marka sahibinin yasaklama yetkisini kullanma biçiminin hukuk düzeni tarafından korunup korunmayacağı da ayrı bir meseledir. Bu ayrım bakımından marka hakkının kötüye kullanılması ve hukuki savunmalar konusu önem taşır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Marka hukukunda dürüst kullanım nedir?

Marka hukukunda dürüst kullanım, SMK m.7/5 kapsamında üçüncü kişilerin tescilli markayı kendi ad veya adreslerini belirtmek, mal ve hizmetleri tanımlamak ya da gerekli durumlarda kullanım amacını açıklamak için dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde kullanabilmesidir. Bu şartlar gerçekleştiğinde marka sahibi kullanımı engelleyemez.

2. Başkasına ait tescilli markayı kullanmak her zaman marka hakkına tecavüz müdür?

Hayır. Marka hakkına tecavüz değerlendirmesi yapılırken işaretin kullanım amacı, sunum biçimi, ticari bağlamı ve SMK m.7/5’teki istisnalar dikkate alınmalıdır. Tescilli markanın açıklayıcı amaçla ve dürüstçe kullanılması, tek başına marka hakkına tecavüz oluşturmaz.

3. Kendi adımı veya soyadımı ticari faaliyetimde kullanabilir miyim?

SMK m.7/5-a, gerçek kişilerin kendi ad veya adreslerini dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde belirtmelerini korur. Ancak bu serbesti, başkasının tescilli markasının görsel kimliğini taklit etmeyi veya tüketicilerde yanıltıcı ticari bağlantı algısı yaratmayı haklı kılmaz.

4. Ürünümün başka bir markayla uyumlu olduğunu yazabilir miyim?

Evet, gerçek uyumluluk bilgisinin verilmesi, kullanım amacının belirtilmesi için gerekliyse SMK m.7/5-c kapsamında korunabilir. Ancak bağımsız üretilen bir parçanın orijinal marka sahibine aitmiş gibi tanıtılması veya gerçekte bulunmayan bir yetkilendirme izlenimi oluşturulması dürüst kullanım sınırlarını aşabilir.

5. Bağımsız teknik servis, hizmet verdiği markanın adını kullanabilir mi?

Bağımsız servis, hangi markalı cihazlara hizmet verdiğini gerekli ölçüde açıklayabilir. Bununla birlikte markanın kullanım biçimi, işletmenin markanın resmî veya yetkili servisi olduğu yönünde gerçeğe aykırı bir izlenim yaratmamalıdır. Her kullanım, internet sitesi ve tabela dâhil bütünsel sunuma göre değerlendirilir.

6. Bir ürünün niteliğini anlatan kelime tescilli marka ise kullanılması yasak mıdır?

Yalnızca kelimenin tescilli olması nedeniyle bütün tanımlayıcı kullanımlar yasaklanamaz. SMK m.7/5-b, mal ve hizmetlerin özelliklerine ilişkin dürüst açıklamalara izin verir. Ancak kelimenin başka bir işletmenin markasıymış gibi kullanılması veya tüketicide karıştırılma ihtimali yaratacak biçimde sunulması farklı değerlendirilir.

7. Dürüst kullanım savunmasında hangi deliller önemlidir?

Ürün ve ambalaj örnekleri, tabela görüntüleri, internet sayfalarının uyuşmazlık tarihindeki görünümü, teknik uyumluluk belgeleri, faturalar, servis kayıtları ve işletmenin kendi kimliğini gösteren belgeler önem taşıyabilir. Delillerin yalnızca işaretin varlığını değil, kullanımın gerçek amacını ve ticari bağlamını göstermesi gerekir.

8. Dürüst kullanım istisnası için marka sahibinden izin almak gerekir mi?

Hayır. SMK m.7/5’teki şartları karşılayan kullanım, kanuni istisna kapsamında olduğundan marka sahibinin ayrıca izin vermesine bağlı değildir. Ancak kullanımın gerçekten istisna kapsamında kalıp kalmadığına ilişkin uyuşmazlık, somut olayın koşullarına ve delillere göre çözümlenir.

Sonuç

Marka hukukunda dürüst kullanım, marka sahibinin münhasır hakkı ile üçüncü kişilerin meşru bilgilendirme ve ticari faaliyet serbestisi arasında denge kuran bir istisnadır. SMK m.7/5; gerçek kişilerin kendi ad veya adreslerini belirtmesini, mal ve hizmetlerin niteliklerini açıklamasını ve özellikle yedek parça ile bağımsız servis faaliyetlerinde gerekli kullanım amacı bilgisinin verilmesini belirli şartlarla korur.

Ancak dürüst kullanımın sınırları, yalnızca kullanılan ibarenin sözlük anlamına veya üçüncü kişinin kullanımına verdiği isme göre belirlenmez. İşaretin tüketiciye sunuluş biçimi, işletmenin kendi kimliğini ne ölçüde ortaya koyduğu, markanın ayırt edici unsurlarının kullanımı ve gerçekte bulunmayan bir ticari bağlantı izlenimi oluşup oluşmadığı birlikte incelenmelidir.

Bu nedenle marka hakkına tecavüz iddiasında bulunan hak sahipleri ile dürüst kullanım istisnasına dayanan üçüncü kişilerin, öncelikle somut kullanımın bütününü ve ilgili delilleri değerlendirmesi gerekir. Marka kullanımına ilişkin uyuşmazlıkların hukuki niteliği ve başvurulabilecek yollar hakkında marka hukuku alanında hukuki danışmanlık ve uyuşmazlık takibi kapsamında değerlendirme yapılabilir.

Yazar Avukat Fatih Sefer