E-ticarette marka hakkı ihlali, tescilli bir markanın sahibinin izni olmadan çevrim içi ürün ilanında, mağaza sayfasında, satış teklifinde veya reklamda ticari kaynak gösterecek biçimde kullanılması ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’ndaki koruma koşullarının gerçekleşmesi hâlinde ortaya çıkar. Pazaryerinde ihlalli ürünü kendi adına satışa sunan satıcı kural olarak kendi eyleminden sorumludur; platformun sorumluluğu ise satıcının sorumluluğuyla özdeş değildir. Platformun yalnızca aracılık yapması, ihlali öğrenmesi, kanuni bildirim üzerine nasıl hareket etmesi ve satışa bizzat katılıp katılmaması ayrı ayrı değerlendirilir.
- E-ticarette Marka Korumasının Hukuki Çerçevesi
- Hangi Çevrim İçi Kullanımlar İhlal Oluşturabilir?
- Pazaryeri Satıcısının Sorumluluğu
- Platform Ne Zaman Sorumlu Olabilir?
- Marka İhlalinin Platforma Bildirilmesi ve 48 Saat
- İlanın Kaldırılması ve Yeniden Yayımlanması
- Orijinal Ürün, Tükenme ve Dürüst Kullanım Savunmaları
- 35. Sınıf, Katalog ve Ortak Ürün Sayfası Sorunları
- Sponsorlu Ürün ve Pazaryeri Reklamları
- Dijital Deliller Nasıl Korunmalı?
- Tedbir, Dava ve Tazminat Talepleri
- Örnek Olay: Aynı İlanda Farklı Satıcı
- Sıkça Sorulan Sorular
- Sonuç
E-Ticarette Marka Korumasının Hukuki Çerçevesi
İnternet üzerinden satış yapılması, marka hakkının kapsamını daraltmaz. SMK m.7/2, tescilli markanın aynı veya benzer işaretlerle, ilgili mal veya hizmetlerde izinsiz kullanılmasına karşı koruma sağlar. Korumanın derecesi; işaret ve mal veya hizmet ayniyeti, karıştırılma ihtimali ya da tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma gibi koşullara bağlıdır. Bu genel ölçütlerin ayrıntıları marka hakkının kapsamı incelemesinin konusudur.
SMK m.7/3-b ve (ç), markayı taşıyan ürünün piyasaya sürülmesini veya satış için teklif edilmesini, ayrıca işaretin reklam ve iş evrakında kullanılmasını kapsar. Madde 7/3-d, gerekli şartlarda internet ortamındaki alan adı, anahtar sözcük ve benzeri kullanımları da düzenler. Dolayısıyla ödeme tamamlanmamış olsa bile markayı taşıyan ürünün ticari amaçla satışa sunulduğu bir ilan hukuken önem taşıyabilir. İhlal fiillerinin kanuni sınıflandırması için marka hakkına tecavüz sayılan fiiller ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu ayrım, satıcının kendi internet mağazası ile çok satıcılı pazaryerinin de birbirine karıştırılmamasını gerektirir. Kendi ürününü kendi adına satan işletme, sırf teknik altyapı kullandığı için bağımsız bir aracıya dönüşmez. Buna karşılık başka satıcıların ilanlarına alan açan pazaryeri bakımından aracı hizmet sağlayıcının özel rejimi gündeme gelir.
Hangi Çevrim İçi Kullanımlar Marka İhlali Oluşturabilir?
Her marka sözcüğünün bir ürün sayfasında geçmesi ihlal değildir. Asıl soru, işaretin hangi ürün veya hizmetle bağlantılı olarak, kimin adına, tüketicide nasıl bir ticari kaynak veya yetkili satıcılık algısı yaratarak kullanıldığıdır. Özellikle şu durumlarda inceleme gerekir:
- Taklit ürün ilanı: Hak sahibinin izni olmadan üretilen, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini taşıyan ürünün satışa çıkarılması. Fiziksel taklidin tespiti ayrıca taklit ürünlerde marka ihlali konusuyla bağlantılıdır.
- Marka adını yanıltıcı ürün başlığında kullanma: Başka işletmenin ürününün sanki marka sahibine aitmiş gibi listelenmesi veya ürünün ait olmadığı markanın katalog kaydı altında satılması.
- Yetkili satıcı izlenimi: İzin veya ticari bağ bulunmadığı hâlde marka sahibinin resmî mağazası, temsilcisi ya da lisanslı dağıtıcısı izleniminin verilmesi.
- Mağaza ve vitrin unsurları: Mağaza adında, banner’da, ürün kartında veya satış kampanyasında markanın karıştırılma yaratacak biçimde öne çıkarılması.
- İlanın ambalaj ve görsel sunumu: Sahte markalı ürün fotoğrafı veya tüketiciyi aynı ticari kaynağa yönlendiren işaret kombinasyonları. Ambalajın markasal taklidi ambalaj taklidi yazısında ayrı ele alınır.
Yalnızca ürün görselinde tescilli markanın bulunması otomatik olarak ihlal sonucunu doğurmaz. Ürün orijinal olabilir, marka bilgilendirme için kullanılıyor olabilir veya satıcı markalı ürünle uyumlu bir aksesuarı tanıtıyor olabilir. Buna karşılık gerçek ürünün başka olması, tüketicinin yanıltılması ya da ilanın hak sahibinin ticari bağlantısını ima etmesi değerlendirmeyi değiştirir.
Pazaryerinde Satıcı Hangi Eylemlerinden Sorumludur?
Ürünü kendi ticari faaliyeti kapsamında satışa sunan elektronik ticaret hizmet sağlayıcısı (ETHS), ürünün kaynağını, kullandığı markayı, ürün başlığını ve verdiği bilgilerin doğruluğunu gözden geçirmekle yükümlüdür. SMK m.29/1-a ve (b), izinsiz markasal kullanım ile taklidi; m.29/1-c ise taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde ürünü satışa çıkarma, satma, dağıtma ve diğer belirtilen ticari hareketleri düzenler. Hangi bent kapsamında sorumluluk doğduğu somut fiile göre belirlenir.
Satıcının ürünü kendisinin üretmemesi, yalnız tedarik etmesi veya kargolaması tek başına sorumluluğunu kaldırmaz. Bununla birlikte her aracılık, teslimat ya da teknik hizmet de kendiliğinden marka ihlali sayılmaz; kişinin markasal kullanım üzerindeki fiili hâkimiyeti ve ilgili kanuni unsur saptanmalıdır. Marka tecavüzünün objektif tespiti ile kusur gerektirebilen tazminat sorumluluğu da ayrı sorulardır.
Özellikle ortak katalog kullanan pazaryerlerinde satıcının “başka satıcının eklediği ürün adına müdahale edemedim” savunması her zaman yeterli değildir. Satıcı, yanlış marka altında satışa katıldığını fark edebilecek durumdaysa ve farklı ürün kaydı açma veya yanlış kaydı kullanmama olanağı bulunuyorsa kendi seçimi hukuki sonuç doğurabilir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 31.01.2025 tarihli, E.2022/1964, K.2025/192 sayılı kararında, satıcının katalogdan ürün eklemeye zorlanmadığı, yanlış bilgileri kontrol ederek ekleme kararı verdiği ve ayrı ürün oluşturabildiği gerekçeleriyle sorumluluğu kabul edilmiştir. Karar, her katalog uyuşmazlığında otomatik sorumluluk değil, platformun teknik işleyişiyle satıcının somut davranışının birlikte araştırılması gerektiğini gösterir.
Pazaryeri Platformu Marka İhlalinden Ne Zaman Sorumlu Olabilir?
6563 sayılı Kanun m.2 uyarınca pazaryerinde başkalarının ürünlerinin sipariş edilmesine veya satış sözleşmesi kurulmasına imkân sağlayan işletme, elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcısı (ETAHS) niteliğindedir. 6563 sayılı Kanun m.9/1, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça aracı hizmet sağlayıcının hizmet sağlayıcının sunduğu içerik ve ürünle ilgili hukuka aykırı hususlardan sorumlu olmadığını düzenler. Bu hüküm, aracının satıcının bütün fiillerinden kayıtsız şartsız sorumlu tutulması yaklaşımını engeller; ancak platforma her durumda mutlak dokunulmazlık vermez.
İlanın kime ait olduğu ve platformun gerçek rolü belirleyicidir. Platform üçüncü kişi satıcının içeriğine yalnız yer açıyorsa, ihlal bildirimi karşısındaki yükümlülükleri ön plana çıkar. Platform ürünü bizzat satıyor, kendi ticari işaretiyle markasal kullanımı gerçekleştiriyor veya iddia edilen fiile doğrudan katılıyorsa, yalnızca “aracıyım” demesi somut eyleminin incelenmesini önleyemez. Sorumluluk için faaliyetin gerçek niteliği, işlem kayıtları ve kusur isnadının dayanağı araştırılmalıdır.
6563 sayılı Kanun m.9/2, hukuka aykırı içerikten haberdar olan ETAHS’nin içeriği gecikmeksizin kaldırmasına ve hukuka aykırılığı ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına bildirmesine ilişkin bir yükümlülük öngörür. Aynı maddenin üçüncü fıkrası ise fikrî ve sınai mülkiyet hakkı sahibinin bilgi ve belgeye dayanan şikâyeti için özel bir kaldırma ve itiraz mekanizması kurar. Platformun gerekli bildirime rağmen hareketsiz kalmasının sonuçları ile platformun ihlali bizzat gerçekleştirmesi aynı sorumluluk nedeni değildir; ayrıca değerlendirilir.
2026 tarihli anayasal gelişme: Anayasa Mahkemesinin 12.02.2026 tarihli E.2024/187, K.2026/42 sayılı kararı, m.9/1’i yalnız tüketici sözleşmeleri yönünden iptal etmiş ve iptal hükmünün 02.06.2026 tarihli Resmî Gazete yayımından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir. Bu kararın kapsamı, 31.10.2026 itibarıyla yürürlük etkisi ve marka hakkı sahibinin platforma yönelteceği talepler birbirine karıştırılmamalıdır. Karar, bütün marka uyuşmazlıklarında m.9/1’in o tarihte tümden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesi açıklaması kararın konu ve zaman bakımından sınırlarını belirtmektedir.
Marka İhlali Platforma Nasıl Bildirilir? 48 Saatlik Süre
6563 sayılı Kanun m.9/3 ve 29.12.2022 tarihli Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcı ve Elektronik Ticaret Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik m.12–14, pazaryerinde fikrî ve sınai mülkiyet ihlali bildirimine özel usul getirir. Bu sayfada konu, tek başına marka hakkına dayalı ürün ilanı bildirimi ile sınırlıdır. Birden fazla marka, tasarım, telif veya patent hakkına dayanılan başvuruların belge stratejisi pazaryerinde çoklu fikrî mülkiyet şikâyeti yazısına aittir.
Yönetmelik m.12 kapsamında marka sahibinin şikâyetinde esasen TÜRKPATENT tescil belgesi, başvuranın kimlik ve iletişim bilgileri, varsa temsil yetkisi, hak ihlalinin açıklaması ve delilleri, şikâyete konu ürünün internet adresi ile gerçeğe aykırı bildirimden doğacak zararlara ilişkin sorumluluk beyanı bulunmalıdır. Başvuru dâhili iletişim sistemi, noter veya kayıtlı elektronik posta (KEP) yoluyla yapılabilir. Sadece “markamı kullanıyorlar” şeklinde soyut bir mesaj göndermek, yönetmelikteki belgelendirilmiş başvurunun yerini tutmayabilir.
Yönetmelik m.12/3 uyarınca ETAHS, usulüne uygun şikâyetin kendisine ulaşmasından itibaren 48 saati geçmemek üzere gecikmeksizin ilgili ürünü yayımdan kaldırır; satıcıyı ve hak sahibini bilgilendirir, satıcıya itiraz yöntemini açıklar. Bu süre, marka tecavüzünün mahkemede kesin olarak saptanması için bir karar süresi değildir; platformun özel bildirim iş akışına ilişkindir.
İlan Kaldırıldıktan Sonra Ne Olur?
İlanın yayından kaldırılmasıyla ihlal iddiasının bütün sonuçları ortadan kalkmış sayılmaz. Geçmiş satışlar, aynı ürünün başka satıcı hesaplarından yeniden sunulması, stokların dağıtımı ve elde edilmiş gelirler ayrıca araştırılabilir. Aynı zamanda kaldırma işlemi, satıcının ürünü mutlaka taklit ettiği sonucunu doğurmaz; geçerli bir hukuki itirazla ilan yeniden yayımlanabilir.
Yönetmelik m.13, satıcının itirazının bilgi ve belgeye dayandırılmasını düzenler. Madde 14/1’e göre itirazın haklı olduğu sunulan belgelerden açıkça anlaşılıyorsa, platform ürünü itirazın kendisine ulaşmasından itibaren en geç 24 saat içinde yeniden yayımlar ve taraflara bildirir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, yeni ihlal delilleri sunulmadıkça aynı ürün ve iddiaya ilişkin tekrarlanan şikâyetlerin işleme alınmamasını öngörür. Satıcının itiraz yollarının ayrıntısı fikrî mülkiyet şikâyetine itiraz yazısında ele alınmaktadır.
Bu özel mekanizma, platformun bütün maddi hukuk uyuşmazlığını hükme bağlaması anlamına gelmez. Ürünün orijinalliği, hak sahibinin izni, markanın koruma kapsamı veya kusur bakımından ciddi uyuşmazlık varsa deliller ve iddialar yargı mercilerince incelenebilir.
Orijinal Ürün Satışı İhlal midir? Tükenme ve Dürüst Kullanım
Orijinal ve hukuka uygun biçimde piyasaya sunulmuş ürünün yeniden satılması, sırf satıcı yetkili dağıtıcı olmadığı için marka tecavüzü sayılmaz. SMK m.152/1, hak sahibi veya onun izniyle piyasaya sunulmuş somut ürünler bakımından hakkın tükenmesini öngörür. Buna karşılık ürünün değiştirilmesi veya kötüleştirilmesi hâlinde m.152/2 uyarınca marka sahibinin engelleme yetkisi yeniden gündeme gelebilir. Koşulların ayrıntısı marka hakkının tükenmesi yazısındadır.
Örneğin orijinal bir ayakkabıyı satın alıp pazaryerinde yeniden satan işletme, ilanında markanın gerçek ürün adını belirtmek zorunda olabilir. Bu bildirim tek başına yetkisiz marka kullanımı kabul edilemez. Ancak satıcı orijinal ürünün yanına taklit stok karıştırırsa, marka sahibinin resmî mağazasıymış gibi davranırsa veya ürünün niteliğini ve kaynağını yanıltıcı şekilde değiştirirse ayrı hukuki sorunlar doğar.
SMK m.7/5 uyarınca üçüncü kişilerin malların türünü, kullanım amacını ve diğer niteliklerini dürüstçe belirtmesi de bazı koşullarda korunur. “X marka cihazla uyumlu kılıf” ifadesi, ürünün gerçekten uyumlu olduğu ve X markalı üreticiyle ticari bağ izlenimi yaratılmadığı takdirde dürüst kullanım savunmasını gündeme getirebilir. Bu sınırın ayrıntılı değerlendirmesi marka hukukunda dürüst kullanım konusudur.
Satıcının elinde fatura bulunması önemli bir delildir; ancak fatura tek başına her zaman ürünün gerçekliğini, hak sahibi onayını ve somut ürün zincirini ispatlamaz. Seri numarası, tedarik sözleşmesi, teslimat kayıtları, ürün partisi ve fiziksel inceleme sonuçları birlikte değerlendirilebilir. Tersine, hak sahibinin yalnız satıcının yetkili bayi listesinde bulunmadığını göstermesi de taklit ürün satıldığını tek başına kanıtlamaz.
35. Sınıf Tescil ve Ortak Katalog Kullanımının Önemi
Pazaryeri uyuşmazlıklarında 35. sınıfta perakende veya toptan mağazacılık hizmetleri bakımından marka tescilinin bulunması önemli olabilir. Bununla birlikte bir markanın yalnız ürün sınıflarında ya da yalnız mağazacılık hizmetlerinde tescilli olması, benzerlik ve ihlal analizinin yapılmadan sonuçlandırılmasını haklı kılmaz. Korunan mal veya hizmet kalemi, işaretin kullanım şekli ve ilgili tüketicinin algısı birlikte değerlendirilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.03.2024 tarihli, E.2022/5587, K.2024/2351 sayılı kararında, tescilli markayı taşıyan tonerlerin internet pazaryerlerinde davalı tarafından temin edilerek satışa sunulması, 35. sınıftaki mağazacılık hizmeti koruması yönünden değerlendirilmiş; alt derece mahkemelerinin marka tecavüzünü reddeden yaklaşımı isabetsiz bulunarak karar bozulmuştur. Karar, satıcının kendi bağımsız internet sitesi bulunmamasının tek başına ihlali dışlamadığını gösterir. Uyuşmazlık eski 556 sayılı KHK dönemine ait olduğundan, kararın olguları ile bugünkü SMK hükümleri birbirinden ayırt edilmelidir.
Ortak ürün kartında bir satıcının marka adını, başka satıcının ürün fotoğrafını ve üçüncü bir satıcının fiyatını aynı ekranda görmek mümkündür. Böyle bir olayda “sayfa kimin tarafından oluşturuldu?”, “satıcı hangi bilgilerle ilana katıldı?”, “hangi ürün gerçekten gönderildi?” ve “marka müşteriye hangi ürünün işareti olarak göründü?” soruları ayrı ayrı cevaplandırılmalıdır. Nice sınıflarının hukuki işlevi için Nice sınıflandırması açıklaması yol göstericidir.
Sponsorlu Ürün, İndirim Kampanyası ve Reklamlarda Marka Kullanımı
Pazaryerinin kendi arama sonuçlarında bir ürünü sponsorlu olarak öne çıkarması, vitrin alanına taşıması veya indirim etiketiyle tanıtması marka değerlendirmesi açısından önemlidir. Satıcı, marka adını reklam metninde ürünün gerçek kaynağını gösterecek biçimde kullanıyorsa ve ürün orijinalse ihlal sonucuna otomatik gidilemez. Buna karşılık markaya ait olmayan bir ürünü, marka sahibinin ürünü ya da onaylı kampanyası gibi göstermek; özellikle ilan başlığı, logo, görsel ve satıcı adı birlikte yanıltıcı bir izlenim yaratıyorsa marka hakkına müdahale oluşturabilir.
Reklam içeriğinin kim tarafından seçildiği, sponsorlu yerleşimin satıcının talebiyle mi oluşturulduğu ve platformun içerik üzerinde doğrudan karar verip vermediği somut delille saptanmalıdır. Genel internet arama motorlarında rakip markanın anahtar kelime olarak kullanılması ise ayrı bir sorundur; ayrıntı anahtar kelime reklamında marka ihlali yazısındadır. Sosyal medya mağazası, taklit hesap veya profil adı meselesi de sosyal medyada marka ihlali başlığına aittir.
E-Ticarette Marka İhlali Nasıl İspatlanır?
Çevrim içi ürün ilanları kısa sürede silinebilir, değiştirilebilir veya farklı satıcılara bağlanabilir. Bu nedenle yalnız ekran görüntüsü almak değil, ilan ile gerçek satıcı, ürün, satış ve zaman arasında doğrulanabilir bağlantı kurmak önemlidir. Uygun olaylarda şu kayıtlar birlikte korunmalıdır:
- Ürün ve ilan kaydı: Tam ürün URL’si, ürün kodu, ilan başlığı, açıklama, fotoğraflar, marka alanı, fiyat, tarih ve satışa sunan mağaza bilgisi.
- Satıcı kimliği ve katalog akışı: Mağaza unvanı, sipariş sırasında görülen satıcı, aynı katalogdaki farklı satıcılar, varsa ürün kartı ve barkod eşleşmesi.
- Sipariş zinciri: Sipariş ve ödeme kaydı, fatura, kargo etiketi, teslimat tutanağı, ambalaj, seri numarası ve alınan somut ürün.
- Bildirim izi: Platform başvuru ve cevapları, kaldırma veya yeniden yayımlanma tarihleri, KEP kayıtları ve varsa teknik işlem günlükleri.
- Ürün karşılaştırması: Hak sahibine ait orijinal ürünle şüpheli ürün arasındaki ayırt edici işaretler, fiziksel nitelikler ve gerektiğinde uzman incelemesi.
Noter aracılığıyla internet tespiti, usulüne uygun elektronik delil toplama, mahkemeden delil tespiti talebi ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi bu zinciri güçlendirebilir. Fakat her ekran görüntüsü otomatik olarak tartışmasız delil değildir: görüntünün tarihinin, kaynağının, bütünlüğünün ve davalıyla ilişkisinin sorgulanabilir olması gerekir. Usule ilişkin ayrıntılar marka ihlalinde delil tespiti yazısında yer alır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 25.12.2025 tarihli, E.2024/916, K.2025/1698 sayılı kararında, çevrim içi pazaryeri üzerinden yapılan örnek siparişler, ürünlerin fiilî incelemesi ve bilirkişi tespitleri birlikte değerlendirilerek taklit ürün satışına ilişkin marka tecavüzünün kabulü yönündeki karar korunmuştur. Bu olayda yalnız ilanın varlığına değil, teslim edilen ürünler ve diğer delillere de dayanılmıştır.
Marka Sahibi Hangi Hukuki Yollara Başvurabilir?
İlanın ve Satışın Durdurulması İçin Tedbir
İhlalli satış sürüyorsa, platforma usulüne uygun bildirim yapılmasının yanında SMK m.159 kapsamında ihtiyati tedbir değerlendirilebilir. Tedbir talebi; ihlalin gerçekleştiği veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığı iddiasını ve hükmün etkinliğinin korunması gereğini somutlaştırmalıdır. Hak sahibinin amaçladığı sonuca göre belirli ürün ilanının durdurulması, satışı yapılan taklit ürünlere müdahale veya kanunun izin verdiği başka uygun önlemler istenebilir. Yaklaşık ispat, teminat ve usul ayrıntıları marka hukukunda ihtiyati tedbir yazısındadır.
Her marka iddiası internet sitesinin veya bütün pazaryerinin erişime kapatılmasını gerektirmez. Talebin belirli ürün, satıcı ve ihlal hareketiyle orantılı olması; üçüncü kişilerin hukuka uygun satışlarını gereksiz yere engellememesi önemlidir. Alan adı gaspı gibi ayrı fiiller marka ve alan adı uyuşmazlığı kapsamında incelenmelidir.
Tecavüzün Tespiti, Men’i, Ref’i ve Tazminat
SMK m.149 uyarınca somut koşullara göre ihlalin tespiti, muhtemel ihlalin önlenmesi, devam eden fiillerin durdurulması, ihlalin kaldırılması ve maddi-manevi tazminat talepleri ileri sürülebilir. Taklit ürün ve üretim araçlarına ilişkin özel sonuçlar da kanunda düzenlenmiştir. Pazaryeri üzerinden ihlal edildiği iddia edilen marka için hangi kişiye hangi talebin yöneltileceği, o kişinin fiili ve hukuki sıfatı belirlenerek kurulmalıdır. Dava türleri ve yargılama usulü için marka hakkına tecavüz davası incelemesine başvurulabilir.
Satış hacmi, gerçek satış adedi, iade oranı, kâr ve hak sahibinin kaybı, maddi tazminat hesabında önemli olabilir. SMK m.151’deki hesaplama seçeneklerinin seçimi ve belge incelemesi marka tecavüzünde tazminat yazısına; ürünün kötü üretimi veya uygunsuz sunumundan kaynaklanan özel itibar kaybı ise marka itibar tazminatı incelemesine aittir. Aynı zararın farklı taraflardan veya farklı hukuki sebeplerle mükerrer tahsil edilmesi mümkün değildir.
Görev, Süre, Arabuluculuk ve Savunmalar
SMK m.156 çerçevesinde marka tecavüzünden doğan hukuk davalarında görevli mahkeme kural olarak fikrî ve sınai haklar hukuk mahkemesidir; yetki ise davanın türüne, taraflara ve fiilin gerçekleştiği yere göre somutlaştırılır. Tazminata veya para ödenmesine ilişkin ticari nitelikteki taleplerde dava şartı arabuluculuk ayrıca araştırılır; bütün marka talepleri için otomatik ve tek tip arabuluculuk şartı bulunduğu söylenemez. Bu ayrım marka hakkına tecavüzde arabuluculuk yazısında ele alınmaktadır.
SMK m.157 özel hukuk taleplerinde Türk Borçlar Kanununun zamanaşımı hükümlerine gönderme yapar. Sürenin hangi fiil ve talepten itibaren başlayacağı, kesilme ve devam eden ihlal meseleleri marka tecavüzünde zamanaşımı yazısına aittir. Satıcı veya diğer davalı, koşulları varsa SMK m.29/2 kapsamında kullanmama def’i ileri sürebilir. Marka sahibinin göndereceği ihtar ve muhatabın cevabı ise tecavüz ihtarnamesi ve ihtara cevap incelemesinde ayrıca yer almaktadır.
Marka tecavüzüyle aynı olaya dayalı haksız rekabet iddiası da bazı uyuşmazlıklarda ortaya çıkabilir; ancak her marka ihlali için ayrı ve mükerrer tazminat sonucuna gidilemez. Bu sınır marka ihlali ve haksız rekabet başlığında ele alınır.
Örnek Olay: Ortak İlanda Üç Ayrı Aktör
Varsayımsal olarak bir pazaryerinde “ALFA” markalı kablosuz kulaklık için tek bir ürün kartı bulunduğunu; A satıcısının orijinal ürünü, B satıcısının ALFA markasıyla ilgisi olmayan ürünü aynı kart altında listelediğini ve platformun her iki satıcıyı aynı başlıkta gösterdiğini düşünelim. Hak sahibi yalnız ekran görüntüsüne dayanarak üç aktörün tamamının aynı fiili işlediğini varsaymamalıdır.
- A satıcısı: Gerçek ürünün hak sahibinin izniyle piyasaya sunulmuş olması hâlinde yeniden satış ve dürüst bilgilendirme savunması değerlendirilir.
- B satıcısı: Ürününe ait olmayan ALFA işaretiyle satışa katıldığı, bu bilgiyi kontrol edip etmediği ve gerçek gönderilen ürün araştırılır.
- Platform: Yanlış eşleştirmenin teknik kaynağı, kendisinin ticari kullanıma katılıp katılmadığı, usulüne uygun bildirimi alıp almadığı ve bildirim sonrasında ne yaptığı incelenir.
Bu örnekte hak sahibinin ilk işi marka tescil kapsamını ve somut ilanı eşleştirmek; ardından delilleri korumak, ilgili ürün için açık ve belgeli başvuruda bulunmak ve gerekirse satıcıya özgü yargısal talepler hazırlamaktır. Ürünün yurt dışından temin edilmesi hâlinde ayrıca sınır ötesi işlemlerin hukuki boyutu gündeme gelebilir; farklı ülkelerdeki hakların birlikte ileri sürülmesi sınır ötesi e-ticarette fikrî mülkiyet konusuna aittir.
Sıkça Sorulan Sorular
Pazaryerinde ürün satılmadan yalnız ilan açılması marka ihlali midir?
Olabilir. SMK m.7/3-b uyarınca ürünü satış için teklif etmek de hukuki incelemeye konu olabilir. Ancak ilanda markanın hangi amaçla kullanıldığı, ürünün gerçekliği ve markanın tescil kapsamı birlikte değerlendirilir.
Taklit ürün satan satıcıdan pazaryeri de otomatik olarak sorumlu mudur?
Hayır. Satıcının markasal satış fiili ile platformun aracılık faaliyeti, ihlal bildirimi karşısındaki yükümlülüğü ve varsa doğrudan katılımı ayrı ayrı değerlendirilir. Platformun sorumluluğu yalnız sitede ilan bulunmasından otomatik olarak çıkarılamaz.
Marka ihlali şikâyetinden sonra platformun ilanı kaldırma süresi kaç saattir?
Yönetmelik m.12/3 kapsamındaki usulüne uygun fikrî ve sınai mülkiyet hakkı şikâyetinde ilgili ürün, başvurunun ulaşmasından itibaren gecikmeksizin ve en geç 48 saat içinde yayımdan kaldırılmalıdır. Bu, mahkemece kesin ihlal kararı verilme süresi değildir.
Yetkili satıcı olmayan işletme orijinal markalı ürün satabilir mi?
Kural olarak hak sahibinin izniyle piyasaya sunulmuş orijinal ürün yeniden satılabilir. Salt yetkili bayi olmama olgusu taklit satışını ispatlamaz. Ürünün değiştirilmesi, kötüleştirilmesi veya yetkili bağlantı izlenimi yaratılması ayrıca değerlendirilir.
Satıcının fatura sunması marka ihlali iddiasını tamamen çürütür mü?
Hayır. Fatura, ürünün tedarik zinciri açısından önemli bir delildir; fakat sahte veya farklı partiden ürün, yanlış marka altında ilan ve yanıltıcı ticari sunum gibi iddialar ayrıca incelenebilir. Somut ürün ile belgenin eşleştirilmesi önemlidir.
İlan kaldırılırsa marka sahibi artık dava açamaz mı?
Hayır. Önceki satışlardan doğduğu ileri sürülen zarar, ihlalin tekrarı tehlikesi ve geçmiş fiillerin tespiti bakımından hukuki yarar bulunabilir. Bununla birlikte her talep için dava koşulları, kusur, ispat ve süreler ayrıca araştırılır.
Satıcı belge sunarsa ürün kesin olarak yeniden yayımlanır mı?
Yönetmelik m.14/1 uyarınca itirazın haklı olduğu sunulan bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılıyorsa platform en geç 24 saat içinde ürünü yeniden yayımlar. Yalnızca itiraz edildiği için bütün uyuşmazlıkların esastan çözüldüğü kabul edilemez; tarafların yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.
Sonuç
E-ticarette marka hakkı ihlali değerlendirmesi, yalnız internet sayfasında bir marka adının görülmesiyle tamamlanmaz. İlanın konusu, ürünün orijinal olup olmadığı, satıcının gerçek davranışı, ortak katalogdaki veri akışı ve platformun bildirim sonrasındaki tutumu birlikte araştırılmalıdır. Hak sahibi açısından isabetli yöntem, somut ilan ve ürün zincirini güvenilir delillerle belgelemek, doğru kişiye uygun talebi yöneltmek ve gerektiğinde 6563 sayılı Kanun’daki kaldırma mekanizması ile SMK’daki yargısal korumayı birlikte fakat birbirine karıştırmadan değerlendirmektir. Marka uyuşmazlıklarında hukuki değerlendirme ve temsil hizmetlerine ilişkin genel bilgiye marka haklarının korunması ve uyuşmazlık çözümleri sayfasından ulaşılabilir.
Yazar Avukat Fatih Sefer