Patent hakkı kime aittir? 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 109. maddesine göre patent isteme hakkı, kural olarak buluşu gerçekleştiren kişiye veya onun hukuki haleflerine aittir. Ancak bu hak devredilebilir, miras yoluyla geçebilir veya çalışan buluşlarına ilişkin özel hükümler uyarınca işverene ait hâle gelebilir. Bu nedenle buluşu yapan kişi, patent başvurusunu yapan kişi ve patentin sahibi her zaman aynı kişi değildir. Hak sahipliğinin belirlenmesinde buluşa yapılan teknik katkı, hakkın edinilme sebebi, sözleşmeler, iş ilişkisi ve ilgili hukuki belgeler birlikte değerlendirilir.
Bir buluşun şirket bünyesinde geliştirilmesi, araştırmanın finansmanının şirket tarafından karşılanması veya patent başvurusunun belirli bir kişi adına yapılması, tek başına nihai hak sahipliğini kesin olarak belirlemez. Buna karşılık buluşu gerçekleştiren kişinin de her durumda patent üzerinde ekonomik tasarruf yetkisini elinde tutacağı söylenemez. Türk patent hukukunda bu ayrım özellikle SMK m.90, 109, 110, 112, 113 ve devamı ile 148 hükümleri çerçevesinde yapılır.
Patent Hakkının Sahibi Nasıl Belirlenir?
Patent hak sahipliğinin başlangıç noktası, buluşu kimin gerçekleştirdiğinin tespitidir. SMK m.109/1 uyarınca patent isteme hakkı buluşu yapana veya haleflerine aittir. Bu düzenleme, hak sahipliğinde buluşun teknik olarak meydana getirilmesini temel alır.
Patent isteme hakkı, patent verilmesi için başvuruda bulunabilme ve hukuken gerekli koşullar gerçekleştiğinde patentin kendi adına verilmesini talep edebilme yetkisini ifade eder. Bu hak, henüz verilmiş bir patentten doğan münhasır yetkilerle aynı şey değildir.
Hak sahipliğinin belirlenmesinde üç temel soru cevaplanmalıdır:
- Buluşu kim gerçekleştirmiştir? Teknik çözümün ortaya çıkmasına hangi kişi veya kişiler buluşçu niteliğinde katkı sağlamıştır?
- Patent isteme hakkı kimdedir? Başlangıçtaki hak sahipliği kanun, devir veya başka bir hukuki sebep nedeniyle değişmiş midir?
- Başvuru veya patent kimin adınadır? Sicilde görünen kişi ile patent isteme hakkının gerçek sahibi arasındaki hukuki bağ nedir?
Bu sorular birbirinden bağımsız cevaplanmadan yalnız şirket unvanına, iş sözleşmesine veya patent sicilindeki kayda bakılarak kesin bir sahiplik değerlendirmesi yapılamaz.
Buluşu Gerçekleştirmek Ne Anlama Gelir?
Buluşçu sıfatının belirlenmesinde önemli olan, patent başvurusuna konu teknik çözümün ortaya çıkarılmasına yapılan katkıdır. Bir araştırmaya katılan herkesin mutlaka buluşçu sayılması gerekmez.
Örneğin bir araştırma projesinin finansmanını sağlayan, laboratuvarını kullandıran veya yalnız idari koordinasyonunu yürüten kişi, bu faaliyetleri nedeniyle kendiliğinden buluşçu olmaz. Buna karşılık teknik problemin çözümüne buluşu meydana getiren nitelikte katkı sunan kişi, yaptığı katkı değerlendirilerek buluşçu olarak kabul edilebilir.
Bir kişinin unvanının mühendis, araştırmacı, proje yöneticisi veya şirket ortağı olması da tek başına belirleyici değildir. Gerçekleştirilen teknik katkının niteliği incelenmelidir.
Buluşçu, Patent Başvuru Sahibi ve Patent Sahibi Arasındaki Fark Nedir?
Patent hukukunda birbirine yakın görünen üç ayrı hukuki sıfat bulunur. Bunlar aynı kişide birleşebileceği gibi farklı kişilerde de bulunabilir.
| Hukuki sıfat | Anlamı | Hukuki sonucu |
|---|---|---|
| Buluşçu (buluşu yapan) | Patent konusu teknik buluşu gerçekleştiren gerçek kişi | Buluşçu olarak tanınma ve adının belirtilmesini isteme hakkı vardır. |
| Patent isteme hakkı sahibi | SMK m.109 kapsamında patent talep etmeye hukuken yetkili kişi veya halef | Patent başvurusunu kendi adına yapabilir ya da hakkı hukuken mümkün olan şekilde devredebilir. |
| Patent başvuru sahibi | Patent başvurusunda başvuran olarak yer alan gerçek veya tüzel kişi | Kanuni hak sahipliği karinesinden yararlanır; ancak bu karine aksinin ispatına açıktır. |
| Patent sahibi | Verilen patent üzerinde hak sahibi olan gerçek veya tüzel kişi | SMK m.85’teki münhasır yetkileri, kanuni sınır ve istisnalar çerçevesinde kullanabilir. |
Örnek: Bir mühendis, geliştirdiği teknik mekanizma için patent isteme hakkını geçerli şekilde bir teknoloji şirketine devretmiş olabilir. Bu durumda mühendis buluşçu olarak kalırken şirket patent başvuru sahibi ve sonrasında patent sahibi olabilir.
Aynı şekilde bir hizmet buluşunda çalışan buluşu gerçekleştirmiş olmasına rağmen, SMK’nın çalışan buluşlarına ilişkin hükümleri uyarınca ekonomik hakların işverene geçmesi mümkündür.
Bu ayrımın anlaşılması, patent başvuru sürecinde hangi kişinin hangi sıfatla yer alması gerektiğinin değerlendirilmesi bakımından önemlidir.
Patent Sicilinde Adı Yazılı Olan Kişi Mutlaka Gerçek Hak Sahibi midir?
Hayır. Patent sicilinde veya başvuru kayıtlarında bir kişinin hak sahibi olarak görünmesi önemli bir hukuki ve ispat değerine sahip olsa da bütün hak sahipliği uyuşmazlıklarını kesin olarak ortadan kaldırmaz.
SMK m.109/4 uyarınca patent almak için ilk başvuran kişi, aksi ispat edilinceye kadar patent isteme hakkının sahibi kabul edilir. SMK m.110/1 de başvuru sahibinin hak sahibi olduğu yönündeki karineyi düzenler.
Dolayısıyla başvuru sahibinin gerçekten buluşçu olup olmadığı veya hakkı geçerli biçimde edinip edinmediği, hukuken gerekli olduğunda mahkeme önünde tartışılabilir.
Öte yandan patentin bir kişiye verilmiş olması ile patentin yenilik, buluş basamağı ve diğer patentlenebilirlik koşullarını taşıması farklı meselelerdir. Hak sahipliği incelemesi, patentin teknik geçerliliğine ilişkin değerlendirmeyle karıştırılmamalıdır.
Buluş Sahibinin Hangi Hakları Vardır?
Buluş sahibinin hakları değerlendirilirken patent isteme hakkından kaynaklanan ekonomik yetkiler ile buluşçu sıfatının tanınmasına ilişkin haklar ayrı ele alınmalıdır.
1. Patent İsteme Hakkı
SMK m.109/1 uyarınca patent isteme hakkı başlangıçta buluşu yapana veya onun haleflerine aittir. Kanunda öngörülen özel durumlar ve geçerli hukuki işlemler saklı kalmak kaydıyla buluşçu, geliştirdiği buluş için kendi adına patent başvurusunda bulunabilir.
Patent isteme hakkının bulunması, ilgili buluşun mutlaka patent alacağı anlamına gelmez. Buluşun ayrıca patent verilebilirlik şartlarını karşılaması ve başvuru sürecinin mevzuata uygun biçimde tamamlanması gerekir.
Buluşçu, hakkın korunması amacıyla başvuru öncesindeki teknik bilgileri ve hak sahipliğini gösteren kayıtları da düzenli biçimde muhafaza etmelidir. Bu aşamada patent başvurusu öncesi buluşun korunması ayrıca önem taşır.
2. Buluşçu Olarak Tanınma ve Adının Belirtilmesini İsteme Hakkı
SMK m.90/5 gereğince buluşu yapan kişi patent başvurusunda belirtilir. Aynı hüküm, buluşçunun isminin gizli tutulmasını isteyebilmesine de imkân tanır.
SMK m.90/6 ise buluşu yapan kişinin, başvuru veya patent sahibinden buluşu yapan olarak tanınmasını ve adının belirtilmesini isteme hakkını açıkça düzenler.
Bu nedenle patent isteme hakkının bir şirkete geçmesi, buluşu gerçekleştiren kişinin teknik katkısına ilişkin tarihsel ve hukuki gerçeği değiştirmez.
Örneğin patent başvurusu işveren şirket adına yapılmış olsa bile buluşu gerçekleştiren çalışan, SMK m.90/6 kapsamında buluşçu olarak tanınmasını talep edebilir.
Buluşçu olarak tanınma hakkı ile patenti ekonomik olarak kullanma veya üçüncü kişilere lisans verme yetkisi birbirinden farklıdır. Buluşçu sıfatı, tek başına şirket adına verilmiş bir patenti kullanma yetkisi sağlamaz.
3. Patent Sahibinin Ekonomik Hakları
Patent isteme hakkını hukuka uygun biçimde elinde bulunduran ve adına patent verilen kişi, SMK m.85 kapsamında patentten doğan münhasır yetkilere sahip olur.
Kanuni istisnalar saklı kalmak üzere patent sahibi, patent konusu ürünün izinsiz üretilmesi, satılması, kullanılması veya ithal edilmesi gibi fiillerin önlenmesini isteyebilir. Usul patentlerinde de kanunda belirtilen kullanım ve ürünle ilgili yetkiler söz konusudur.
Bu yetkiler buluşçu sıfatından değil, patent üzerindeki hukuki hak sahipliğinden kaynaklanır.
Patent İsteme Hakkı Başkasına Nasıl Geçer?
Patent isteme hakkının başlangıçta buluşçuya ait olması, bu hakkın mutlaka buluşçuda kalacağı anlamına gelmez. SMK m.109/1 hakkın devredilebileceğini öngörür. Ayrıca SMK m.148 sınai mülkiyet haklarının devir, miras ve diğer hukuki işlemlere konu olabileceğini düzenler.
Sözleşmeyle Devir
Bir buluşçu, patent isteme hakkını veya sahip olduğu patent hakkını hukuken geçerli bir devir işlemiyle başka bir gerçek veya tüzel kişiye geçirebilir.
SMK m.148/4 uyarınca sınai mülkiyet haklarına ilişkin hukuki işlemler yazılı şekle tabidir ve devir sözleşmelerinin geçerliliği noter tarafından onaylanmış şekilde yapılmalarına bağlıdır. Maddenin sekizinci fıkrası bu kuralların sınai mülkiyet hakkı başvurularına da uygulanacağını belirtir. Kanunda öngörülen özel hak geçişleri ayrıca değerlendirilir.
Devir işleminin geçerliliği yanında, hakkın gerçekten devreden kişiye ait olup olmadığı ve sicil kaydının üçüncü kişilere karşı etkisi de incelenmelidir. SMK m.148/5 uyarınca, m.115 hükümleri saklı kalmak üzere, sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan haklar iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
Devrin sözleşme şekli, sicile kaydı ve taraflara etkisi patent devir sözleşmesi konusunda ayrıca değerlendirilir.
Miras Yoluyla Geçiş
Patent isteme hakkının veya patent hakkının miras yoluyla intikali mümkündür. SMK m.109/1’de haleflerin patent isteme hakkına sahip olabileceği belirtilmiş; SMK m.148/1’de sınai mülkiyet haklarının miras yoluyla intikali açıkça kabul edilmiştir.
Buluşçu ile mirasçı aynı kavram değildir. Mirasçı, buluşu bizzat gerçekleştirmiş olmamakla birlikte hukuki halefiyet nedeniyle hak sahibi olabilir.
Mirasın açıldığı tarih, mirasçılık durumu, birden fazla hak sahibinin bulunması ve başvuru veya patentin hukuki durumu somut olayda ayrı ayrı değerlendirilir.
Kanundan Kaynaklanan Hak Geçişi
Patent isteme hakkının devri her zaman klasik bir devir sözleşmesine dayanmaz. Özellikle çalışan buluşlarında SMK m.113 ve devamında özel bir hak kazanma rejimi vardır.
SMK m.115/2 uyarınca işverenin hizmet buluşu üzerinde tam hak talebinde bulunmasına ilişkin bildirimin çalışana ulaşmasıyla buluş üzerindeki haklar işverene geçer.
Bu özel düzenleme, çalışan buluşunun hak sahipliğini değerlendirirken yalnız genel sözleşme kurallarına dayanılmaması gerektiğini gösterir.
Şirket, Çalışan ve Ortak Buluşlarda Patent Hakkı Kime Aittir?
Patent hakkının kimde olduğuna ilişkin uyuşmazlıklar çoğunlukla buluşun bir işletme, istihdam ilişkisi veya ortak araştırma faaliyeti içinde gerçekleştirilmesinden kaynaklanır. Bununla birlikte her durum aynı hukuki kurala tabi değildir.
Şirket Tarafından Geliştirilen Buluşun Patenti Şirkete mi Aittir?
Bir buluşun şirket faaliyetleri sırasında ortaya çıkması, patent isteme hakkının her durumda otomatik olarak şirkete ait olduğu anlamına gelmez.
Öncelikle buluşun kim tarafından gerçekleştirildiği, çalışan buluşuna ilişkin özel kuralların uygulanıp uygulanmadığı ve varsa sözleşmeyle hak geçişinin gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenir.
Şirketin buluşun finansmanını sağlaması, araştırma ekipmanlarını satın alması veya prototip üretim masraflarını karşılaması, bunlardan ayrı değerlendirilmesi gereken olgulardır.
Örnek: Bir şirket dışarıdan bağımsız bir mühendise yeni bir üretim mekanizması geliştirmesi için ücret ödemiş olabilir. Ücretin ödenmiş olması tek başına bütün patent isteme haklarının şirkete geçtiğini ispatlamaz. Mühendisin hukuki statüsü, tarafların sözleşmesi, hakkın geçerli biçimde devredilip devredilmediği ve buluşa katkıda bulunan diğer kişiler incelenmelidir.
Farklı hak türlerinin aynı sözleşmede düzenlendiği projelerde yalnız patent hakkının devri ile birden fazla fikrî mülkiyet hakkını kapsayan devir işlemi de birbirinden ayrılmalıdır.
Çalışanın Yaptığı Buluşun Patenti İşverene mi Aittir?
Çalışanın yaptığı her buluş otomatik olarak işverene ait değildir. SMK m.113, çalışan buluşlarını hizmet buluşu ve serbest buluş olarak ayırır.
İş ilişkisi sırasında, çalışanın yükümlü olduğu faaliyet gereği veya büyük ölçüde işletmenin deneyim ve çalışmalarına dayanılarak meydana getirilen buluşlar hizmet buluşu kapsamında değerlendirilebilir.
Hizmet buluşunda işverenin hak elde etmesi, kanundaki bildirim ve hak talebi kurallarına bağlıdır. SMK m.115/1 işverene tam veya kısmi hak talebinde bulunma imkânı tanır ve bunun için özel süre öngörür. Tam hak talebinin hukuki sonucu ise m.115/2’de düzenlenmiştir.
Dolayısıyla buluşu yapan kişinin çalışan olması, buluşçu olarak tanınma hakkını ortadan kaldırmadığı gibi işverenin ekonomik hakları hangi koşullarda kazanacağını da tek başına belirlemez.
Bu ayrımın ayrıntıları hizmet buluşu ve serbest buluş konusunda; çalışanın bildirim yükümlülüğü çalışan buluş bildirimi konusunda; işverenin hak kazanması ise işverenin hizmet buluşuna hak talebi kapsamında incelenir.
Çalışanın buluşçu sıfatını koruması ile buluş nedeniyle ayrıca bedel talep edebilmesi de farklı hukuki meselelerdir. Hizmet buluşlarında SMK m.115/6 ve devamı uyarınca doğabilecek bedel hakkının şartları, çalışan buluş bedeli çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.
İki veya Daha Fazla Kişi Aynı Buluşu Gerçekleştirirse Ne Olur?
SMK m.109/2 gereğince bir buluş birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmişse, taraflar başka türlü kararlaştırmamışsa patent isteme hakkı bunların tamamına aittir.
Burada yalnız aynı projede çalışmak değil, buluşun birlikte gerçekleştirilmiş olması önemlidir.
Örneğin bir araştırmacının teknik çözümün belirli unsurunu, diğerinin ise çözümün tamamlanması için gerekli başka bir teknik unsurunu geliştirmesi hâlinde, katkılarının niteliğine göre birlikte buluş sahipliği gündeme gelebilir.
Ortak buluşun hangi kişilerce gerçekleştirildiği, buluşçuların katkıları ve başlangıçtaki ortak hak sahipliği ortak patent sahipliği kapsamında ele alınır. Patent üzerindeki payların sonradan devri ve üçüncü kişilere lisans verilmesi gibi tasarruflar ise patentte ortak mülkiyet kurallarıyla ilgilidir.
Aynı Buluşun Birbirinden Bağımsız Olarak Geliştirilmesi
Birlikte buluş sahipliği ile aynı teknik buluşun farklı kişilerce birbirinden bağımsız olarak gerçekleştirilmesi aynı durum değildir.
SMK m.109/3, aynı buluşun birbirinden bağımsız olarak birden fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesi hâlinde, önceki tarihli başvurunun yayımlanmış olması şartıyla patent isteme hakkının daha önce başvuru yapana ait olduğunu düzenler.
Bu nedenle bağımsız buluşlarda teknik geliştirme tarihi, başvuru tarihi ve kanunun aradığı yayım koşulu birlikte değerlendirilmelidir. Bir kişinin aynı teknik sonucu bağımsız olarak bulmuş olması, başkasının geçerli patentinden otomatik olarak yararlanma yetkisi sağlamaz.
Üniversitede Gerçekleştirilen Buluşun Sahibi Kimdir?
Üniversite araştırmalarında buluşu gerçekleştiren akademisyen veya araştırmacı ile patent isteme hakkını kullanabilecek kurum birbirinden farklı olabilir.
SMK m.121, yükseköğretim kurumlarında bilimsel çalışma veya araştırma sonucunda gerçekleştirilen buluşlar için özel hükümler öngörür. Bu alanda buluş bildirimi, kurumun hak sahipliği talebi ve patent başvurusu bakımından ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.
Bu nedenle akademisyenin buluşu gerçekleştirmesi, patentten doğacak bütün ekonomik hakların her durumda kendisine ait olduğunu göstermez. Aynı şekilde buluşun üniversitede geliştirilmesi de bütün durumlarda otomatik kurumsal hak sahipliği anlamına gelmez.
Özel şartlar üniversite ve akademisyen buluşlarında patent hakkı kapsamında incelenir.
Kamu Destekli Araştırma Projesinde Patent Hakkı
Kamu kaynağı kullanılarak yürütülen bir Ar-Ge projesinde finansmanı sağlayan kuruluş, araştırmayı gerçekleştiren kişi, proje yürütücüsü ve patent üzerinde hak talebinde bulunan kişi farklı olabilir.
SMK m.122, kamu destekli projelerde ortaya çıkan buluşlara ilişkin özel bir hak sahipliği rejimi öngörmektedir. Bu rejim, genel patent isteme hakkı kurallarıyla birlikte projenin niteliği ve destek belgeleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Bu nedenle finansman sağlanması tek başına patent hakkının mutlaka destek veren kuruluşa veya proje yürütücüsüne ait olduğu sonucunu doğurmaz.
Konuya özgü kurallar kamu destekli Ar-Ge projelerinde patent sahipliği kapsamında açıklanır.
Birden fazla kurumun birlikte araştırma yaptığı ve önceden mevcut teknik bilgiler ile proje sonucunda meydana gelen hakların ayrılması gereken durumlarda ortak Ar-Ge sözleşmesinde fikrî mülkiyet hak sahipliği ayrıca dikkate alınmalıdır. Üniversite ile sanayi kuruluşu arasındaki gelirin paylaşılması ise hak sahipliğinden farklı bir mesele olarak üniversite–sanayi işbirliğinde fikrî mülkiyet gelir paylaşımı kapsamında değerlendirilir.
İşten Ayrılan Çalışanın Sonradan Yaptığı Buluş
Bir mühendisin işten ayrıldıktan sonra patent başvurusu yapması, buluşun mutlaka kendisine veya eski işverenine ait olduğunu göstermez.
Buluşun ne zaman ve hangi koşullarda gerçekleştirildiği, önceki iş ilişkisi sırasında ortaya çıkan teknik katkılar ve kanuni hak geçişleri somut olay bakımından önem taşır. Ayrıca SMK m.118/4 uyarınca çalışan buluşundan doğan hak ve yükümlülükler iş sözleşmesinin sona ermiş olmasından etkilenmez.
Bu hususların özel değerlendirmesi işten ayrılan çalışanın patent hakkı konusunda yapılır.
Patent Hak Sahipliği Nasıl İspatlanır?
Patent isteme hakkının gerçekten kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık çıktığında, yalnız patent başvurusundaki isim veya tarafların kendi beyanlarıyla yetinilmesi her zaman mümkün değildir.
Hak sahipliğini iddia eden kişinin iddiasını destekleyen teknik ve hukuki belgeler değerlendirilmelidir. İspat konusu yalnız buluşun ilk ne zaman ortaya çıktığı değil, buluşu kimin gerçekleştirdiği ve patent isteme hakkının sonradan nasıl edinildiğidir.
Teknik Katkıyı Gösteren Deliller
Buluşun gerçekleştirilme sürecini açıklayan belgeler, teknik katkının kim tarafından yapıldığını ortaya koyabilir. Somut olaya göre şu kayıtlar önem taşıyabilir:
- Tarihlendirilmiş laboratuvar defterleri, araştırma notları ve deney sonuçları.
- Teknik çizimler, tasarım dosyaları ve prototip geliştirme kayıtları.
- Buluşun teknik problemine ve çözümüne ilişkin yazışmalar.
- Proje sürüm geçmişi, mühendislik değişiklikleri ve dijital kayıtlar.
- Test raporları, doğrulama sonuçları ve teknik toplantı tutanakları.
- Patent başvurusu öncesinde hazırlanmış buluş açıklama formları.
- Araştırmacıların teknik katkılarını gösteren proje görev dağılımları ve belgeler.
Bu belgelerin varlığı tek başına buluşçu sıfatını kesin olarak ispatlamaz. Belgelerin içeriği, hazırlanma tarihi, güvenilirliği, birbirleriyle tutarlılığı ve patent istemlerinde tanımlanan teknik çözümle ilişkisi değerlendirilmelidir.
Özellikle ortak araştırmalarda bir kişinin yalnız teknik uygulama desteği verdiği durum ile buluşun ortaya çıkarılmasına katkı sağladığı durum birbirinden ayrılmalıdır.
Patent İsteme Hakkının Geçişini Gösteren Hukuki Belgeler
Buluşu gerçekleştiren kişi belirlenmiş olsa bile patent isteme hakkının sonradan başka bir kişiye geçip geçmediği ayrıca incelenmelidir.
Bu amaçla aşağıdaki belgeler somut olaya göre önemli olabilir:
- Geçerli patent isteme hakkı veya patent devir sözleşmeleri.
- İş sözleşmeleri ve görev tanımları.
- Çalışanın buluş bildirimi ile işverenin hak talebine ilişkin belgeler.
- Araştırma ve geliştirme işbirliği sözleşmeleri.
- Üniversite veya kamu destekli proje hak sahipliği belgeleri.
- Mirasçılığı ve hukuki halefiyeti gösteren belgeler.
- TÜRKPATENT başvuru, sicil ve ilgili işlem kayıtları.
Belgelerin hukuki etkisi, ilgili patentin veya başvurunun zaman bakımından tabi olduğu mevzuata, işlemin niteliğine ve kanunda öngörülen şekil şartlarına göre belirlenir.
Önemli ayrım: Teknik deliller esas olarak buluşu kimin gerçekleştirdiğini; sözleşme ve hak geçişine ilişkin belgeler ise patent isteme hakkının kime ait hâle geldiğini göstermeye yarar. Hak sahipliği incelemesinde bu iki delil grubu birbirinin yerine kullanılmamalıdır.
Teknik Bilirkişi İncelemesinin Önemi
Buluşun hangi kişi tarafından gerçekleştirildiği konusunda teknik uyuşmazlık bulunuyorsa, patent dosyasındaki teknik çözümün ve tarafların katkılarının uzmanlık gerektiren yönlerden incelenmesi gerekebilir.
Teknik bilirkişi incelemesi, buluşun özelliklerinin anlaşılması, ilgili araştırmacıların teknik katkılarının karşılaştırılması ve belgelerdeki teknik açıklamaların değerlendirilmesine yardımcı olabilir.
Ancak bilirkişi, patent isteme hakkının hukuken kime ait olduğuna ilişkin nihai kararı veren merci değildir. Teknik tespitler ile sözleşmelerin ve kanuni hak geçişlerinin hukuki sonuçları mahkeme tarafından birlikte değerlendirilir.
Patent Hak Sahipliği Uyuşmazlığı Nasıl Çözülür?
Patent başvurusunun gerçek hak sahibi olmayan kişi tarafından yapılması veya patentin böyle bir kişiye verilmesi hâlinde uyuşmazlığın çözümünde SMK m.110 ve 111 hükümleri önem kazanır.
SMK m.110/1 uyarınca patent isteme hakkının başvuru sahibine ait olmadığı iddiası TÜRKPATENT nezdinde hak sahipliği uyuşmazlığı olarak ileri sürülemez. Kanun, gerçek hak sahibi olduğunu iddia eden kişiye başvuru sahibine karşı dava açma imkânı tanımaktadır.
Başvuru aşamasında açılan hak sahipliği davası ile patentin verilmesinden sonra açılacak dava, hukuki sonuçları bakımından aynı değildir.
Patent Başvurusu Devam Ederken Hak Sahipliği İddiası
SMK m.110/2’ye göre patent isteme hakkının gerçek sahibi olduğunu iddia eden kişi, patentin verilmesi işlemleri sırasında başvuru sahibine karşı dava açabilir ve davayı Kuruma bildirir. Mahkeme, ilgili hükümdeki koşullar çerçevesinde patent verilmesi işlemlerinin durdurulmasına karar verebilir.
Davacı lehine kesinleşen bir hak sahipliği kararının başvurunun devamı, yeni başvuru yapılması veya başvurunun reddedilmesi bakımından farklı hukuki sonuçları vardır. SMK m.110/3, gerçek hak sahibinin kesinleşme tarihinden itibaren üç ay içinde kullanabileceği seçenekleri düzenler.
Bu nedenle başvuru aşamasındaki sahiplik uyuşmazlıklarında kararın kesinleşme tarihi ve sonrasında yapılacak işlemler ayrıca önem taşır.
Patent Verildikten Sonra Hak Sahipliği İddiası
SMK m.111/1 uyarınca patent gerçek hak sahibinden başka bir kişiye verilmişse, gerçek hak sahibi olduğunu iddia eden kişi patentin kendisine devredilmesini mahkemeden talep edebilir.
Kanunun 111. maddesinin üçüncü fıkrası bu talepler bakımından patentin verilmesine ilişkin yayım tarihinden itibaren iki yıllık süre öngörür. Kötüniyet hâlinde ise söz konusu haklar patentin koruma süresinin bitimine kadar kullanılabilir.
Hak sahipliği davasının şekli, dava süresi, tarafları, kısmi hak talepleri, sicil etkileri ve üçüncü kişilerin durumu buluş gaspı ve patent isteme hakkı davası kapsamında ayrıntılı olarak değerlendirilmelidir.
Hak sahibi olmayan kişiye patent verilmesi, SMK m.138’de ayrıca hükümsüzlük sebebi olarak da düzenlenmiştir. Ancak bu sebebe dayalı hükümsüzlük iddiasını ileri sürebilecek kişiler bakımından özel sınırlama vardır: SMK m.138/3 ve m.138/6 gereğince söz konusu hak sahipliği iddiası buluşu yapan veya halefleri tarafından ileri sürülebilir.
Bu nedenle gerçek hak sahibinin patentin kendisine geçirilmesini istemesi ile patentin hükümsüzlüğünü istemesi farklı taleplerdir; dava stratejisi ve sonuçları birbirinin yerine kullanılamaz.
Hak Sahipliği Davasında Görevli Mahkeme
SMK m.156 uyarınca Kanunda öngörülen hukuk davalarında görevli mahkeme fikrî ve sınai haklar hukuk mahkemesidir. Bu mahkemelerin bulunmadığı yerlerde, ilgili düzenleme uyarınca belirlenen asliye hukuk mahkemeleri görev yapar.
Yetkili mahkemenin belirlenmesinde davanın kime karşı ve hangi hukuki talebe dayanılarak açıldığı dikkate alınır. Hak sahipliği uyuşmazlığının başvuru veya patent sahibi aleyhine açılması ile TÜRKPATENT kararına karşı dava açılması aynı usul kapsamında değerlendirilmemelidir.
Her somut olayda uygulanacak yetki hükmü, tarafların yerleşim yeri ve talebin hukuki niteliğiyle birlikte incelenmelidir.
Patent Hakkı Sahipliğine İlişkin Somut Örnekler
Aşağıdaki örnekler, hak sahipliği değerlendirmesindeki temel farklılıkları göstermektedir. Her örnekte nihai sonuç, ilgili olayda hakların gerçekten nasıl kazanıldığı ve ispat edildiğine bağlıdır.
Örnek 1: Bağımsız Mühendisin Geliştirdiği Buluş
Bir mühendis herhangi bir işverene bağlı olmaksızın teknik bir çözüm geliştirir ve geçerli bir hak devri gerçekleştirmezse, SMK m.109/1 kapsamında patent isteme hakkı kural olarak kendisine aittir.
Sonradan bir yatırımcının patent masraflarını karşılaması, tek başına bu başlangıç hak sahipliğini değiştirmez.
Örnek 2: Şirket Mühendisinin Görev Sırasında Yaptığı Buluş
Bir mühendis, iş sözleşmesi kapsamındaki Ar-Ge görevi sırasında yeni bir teknik mekanizma geliştirir. Buluşun SMK m.113 kapsamında hizmet buluşu niteliğinde olması ve işverenin m.115’e uygun biçimde tam hak talep etmesi hâlinde haklar işverene geçebilir.
Ancak mühendis, buluşçu olarak tanınma hakkından sırf bu nedenle yoksun kalmaz.
Örnek 3: İki Araştırmacının Ortak Teknik Çözümü
İki araştırmacı aynı teknik problemi çözmek üzere çalışmış ve buluşu birlikte gerçekleştirmişse SMK m.109/2 kapsamında ortak patent isteme hakkı gündeme gelebilir.
Araştırmacılardan birinin tek başına başvuruda bulunması, diğer kişinin gerçek teknik katkısının ve varsa ortak hak sahipliğinin incelenmesine engel değildir.
Örnek 4: Araştırma Giderlerini Karşılayan Şirket
Bir şirket, bağımsız araştırmacının laboratuvar masraflarını üstlenmiş ancak patent isteme hakkını devralan geçerli bir hukuki işlem gerçekleştirmemiş olabilir.
Şirketin finansman sağlaması, tek başına patent isteme hakkının kendisine geçtiğini göstermez. Araştırma sözleşmesi ve taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliği ayrıca incelenir.
Patent Hak Sahipliği Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
1. Buluş fikrini ilk ortaya atan kişi patentin sahibi olur mu?
Her durumda değil. Bir teknik ihtiyacı veya hedefi ifade etmek ile patentlenebilir teknik çözümü gerçekleştirmek farklıdır. Buluşçu sıfatının belirlenmesinde kişinin buluşun meydana gelmesine yaptığı teknik katkı incelenir. Patent isteme hakkının sonradan devredilip devredilmediği de ayrıca değerlendirilmelidir.
2. Patent şirket adına alınırsa buluşçu çalışan olmaktan çıkar mı?
Hayır. Başvuru veya patentin şirket adına olması, buluşu gerçekleştiren kişinin buluşçu sıfatını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. SMK m.90/6 uyarınca buluşçu, buluşu yapan olarak tanınmasını ve adının belirtilmesini isteyebilir.
3. Patent başvurusunu ilk yapan kişi her zaman hak sahibi midir?
SMK m.109/4 gereğince ilk başvuran kişi aksi ispat edilene kadar patent isteme hakkının sahibi kabul edilir. Ancak bu karine kesin değildir. Gerçek hak sahibi, kanundaki koşullar çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.
4. İşveren çalışanının bütün buluşları üzerinde hak sahibi midir?
Hayır. Çalışanın yaptığı buluşun hizmet buluşu mu, serbest buluş mu olduğu belirlenmelidir. Hizmet buluşunda da işverenin hakkı kanuni talep ve bildirim kurallarına bağlıdır. Serbest buluşlarda farklı kurallar ve belirli durumlarda işverene yönelik yükümlülükler bulunabilir.
5. Buluşçu patent başvurusunda isminin açıklanmasını istemeyebilir mi?
Evet. SMK m.90/5, buluşu yapan kişinin adının gizli tutulmasını isteyebileceğini açıkça düzenler. Bu durum patent üzerindeki ekonomik hak sahipliğinin ayrıca belirlenmesi gereğini ortadan kaldırmaz.
6. İki kişi aynı buluşu bağımsız olarak geliştirirse patent kime verilir?
SMK m.109/3 uyarınca aynı buluşun birbirinden bağımsız olarak gerçekleştirilmesi hâlinde, önceki tarihli başvurunun yayımlanmış olması şartıyla patent isteme hakkı daha önce başvuru yapana aittir. Bu koşul, birlikte buluş sahipliğiyle karıştırılmamalıdır.
7. Patent hakkının devri için yalnız tarafların imzaladığı sözleşme yeterli midir?
Genel devir rejiminde hayır. SMK m.148/4 uyarınca devir sözleşmesinin geçerliliği noter tarafından onaylanmış şekilde yapılmasına bağlıdır. Bununla birlikte çalışan buluşlarında SMK m.115 gibi özel kanuni hak geçişleri saklıdır. Somut işlemin niteliği belirlenmeden bütün hak geçişlerine aynı şekil kuralı uygulanmamalıdır.
Sonuç
Patent hakkı kime aittir sorusunun temel cevabı, patent isteme hakkının kural olarak buluşu gerçekleştiren kişiye veya onun haleflerine ait olmasıdır. Ancak kanunun öngördüğü özel rejimler ve hukuken geçerli hak geçişleri nedeniyle patent başvuru sahibi veya patent sahibi farklı bir gerçek ya da tüzel kişi olabilir.
Hak sahipliği değerlendirmesinde önce buluşun teknik olarak kim tarafından gerçekleştirildiği, ardından patent isteme hakkının hangi hukuki sebeple kazanıldığı veya devredildiği belirlenmelidir. Başvuru ve sicil kayıtları, teknik geliştirme belgeleri, sözleşmeler ve varsa çalışan buluşu bildirimleri birlikte ele alınmalıdır.
Buluşçu olarak tanınma hakkı ile patentten doğan ekonomik yetkiler aynı değildir. Gerçek hak sahibi olmayan kişinin başvuru yapması veya patent elde etmesi hâlinde ise SMK m.110, 111 ve ilgili diğer hükümler kapsamında hukuki talepler gündeme gelebilir.
Patent isteme hakkının belirlenmesi, buluşçu ile şirket arasındaki hukuki ilişkinin değerlendirilmesi ve sahiplik uyuşmazlıklarında izlenecek yollar hakkında patent hukuku alanında hukuki danışmanlık ve uyuşmazlık çözümü çerçevesinde somut olayın incelenmesi mümkündür.
Yazar Avukat Fatih Sefer