Yatırım Fonlarında Çıkar Çatışması ve İlişkili İşlemler

Yatırım fonlarında çıkar çatışması, fonu kuran ve yöneten portföy yönetim şirketinin, kendisinin, grup şirketlerinin veya başka müşterilerinin menfaati ile fon katılma payı sahiplerinin menfaati arasında ayrışma doğduğunda ortaya çıkar. Türkiye’de portföy yönetim şirketlerinin önemli bir kısmı bir banka veya aracı kurum grubunun parçasıdır. Fonun hangi tahvili alacağı, hangi aracı kurumla işlem yapacağı, hangi dağıtım kanalında satılacağı ve fon varlıklarının hangi fiyattan değerleneceği gibi kararlar, grubun diğer şirketlerini doğrudan etkileyebilir. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn) bu riski, portföy yönetim şirketine katılma payı sahiplerinin çıkarlarını gözetme yükümlülüğü yükleyerek (m.55/6), portföy saklayıcısını kurucudan bağımsız kılarak (m.56/6) ve kolektif yatırım kuruluşlarını örtülü kazanç aktarımı yasağına tabi tutarak (m.21) kontrol altına almaya çalışır.

Bu yazıda yatırım fonlarında çıkar çatışmasının kaynaklarını, Portföy Yönetim Şirketleri ve Bu Şirketlerin Faaliyetlerine İlişkin Esaslar Tebliği (III-55.1) m.33’teki davranış kurallarını, grup şirketlerinin ihraçlarına ilişkin sınırları, örtülü kazanç aktarımı yasağının fonlara uygulanmasını, portföy saklayıcısının denetim işlevini, katılma payı sahibinin başvurabileceği hukuki yolları ve konuya ilişkin yargı kararlarını ele alıyoruz.

Yatırım Fonlarında Çıkar Çatışmasına İlişkin Kanun Metni

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.55/6

“(6) Portföy yönetim şirketleri, faaliyetlerini yürütürken yönetimlerindeki fonların, katılma payı sahiplerinin ve diğer müşterilerinin çıkarlarını gözetmekle yükümlüdürler.”

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.56/6-7

“(6) Portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş ile portföy yönetim şirketi aynı tüzel kişi olamaz. Portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş ve portföy yönetim şirketi görevlerini yerine getirirken birbirlerinden bağımsız ve sadece katılma payı sahiplerinin menfaatleri doğrultusunda hareket etmekle yükümlüdürler.
(7) Portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş ve fon portföyüne varlık alım satımına aracılık hizmeti veren yatırım kuruluşunun yöneticileri ile bu kuruluşları temsil ve ilzama yetkili kişiler, portföy yönetim şirketinde ortak, yönetici ya da temsilci olamazlar. Portföy yönetim şirketinin ortakları, yöneticileri ile bu şirketleri temsil ve ilzama yetkili kişiler de saklama hizmetini yürüten kuruluşta yönetici ya da temsilci olamazlar.”

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.21/1-2 (Örtülü kazanç aktarımı yasağı)

“(1) Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının; yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel veya şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak veya işlem hacmi üretmek gibi işlemlerde bulunmak suretiyle kârlarını veya malvarlıklarını azaltarak veya kârlarının veya malvarlıklarının artmasını engelleyerek kazanç aktarımında bulunmaları yasaktır.
(2) Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının, esas sözleşmeleri veya iç tüzükleri çerçevesinde basiretli ve dürüst bir tacir olarak veya piyasa teamülleri uyarınca kârlarını ya da malvarlıklarını korumak veya artırmak için yapmaları beklenen faaliyetleri yapmamaları yoluyla ilişkili oldukları gerçek veya tüzel kişilerin kârlarının ya da malvarlıklarının artmasını sağlamaları da örtülü kazanç aktarımı sayılır.”

Not: Metin, 6362 sayılı Kanun’un güncel konsolide metninden alınmıştır; m.55’in diğer fıkraları, m.56’nın diğer fıkraları ve m.21/3-4 kısaltılmıştır. Ayrıntılı davranış kuralları III-55.1 sayılı Tebliğ’in 21, 22, 33 ve 34. maddelerinde, fon portföyüne ilişkin sınırlar ise Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği (III-52.1) ve Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’de yer alır.

Fon portföyü için yapılan alım satımlar çoğunlukla kurucuyla aynı gruptaki bir aracı kurum üzerinden gerçekleşir; fon katılma payları da çoğu zaman aynı grubun bankası veya aracı kurumu tarafından satılır. Bu iç içe geçmiş yapıyı ve tarafların yükümlülüklerini sermaye piyasası hukuku çerçevesinde değerlendirmek, çıkar çatışması iddialarının doğru zeminde ileri sürülmesini sağlar.

Yatırım Fonlarında Çıkar Çatışması Nedir?

Yatırım fonu, tüzel kişiliği olmayan ve portföy yönetim şirketi tarafından inançlı mülkiyet esaslarına göre yönetilen bir malvarlığıdır. Yatırım fonunun hukuki niteliği gereği fon varlıkları üzerinde tasarruf yetkisi kurucudadır; katılma payı sahipleri ise yönetime katılamaz ve kararları önceden göremez. Bu yapı, vekâlet ilişkisinin klasik sorununu doğurur: Başkasının malvarlığını yöneten kişi, kendi menfaatini o malvarlığının sahibinin menfaatinin önüne koyabilir. Yatırım fonlarında çıkar çatışması, bu genel riskin sermaye piyasasındaki görünümüdür.

Çıkar çatışmasının varlığı tek başına hukuka aykırılık değildir. Bir banka grubunun portföy yönetim şirketinin aynı gruptaki aracı kurumla çalışması, kendi başına yasak değildir. Hukuka aykırılık, çatışma durumunda fonun aleyhine bir karar verildiğinde, çatışma yatırımcıdan gizlendiğinde veya mevzuatın öngördüğü sınırlar aşıldığında ortaya çıkar. Mevzuatın yaklaşımı üç ayaklıdır: Bazı işlemler tamamen yasaklanmıştır, bazıları sınırlara bağlanmıştır, bazıları ise ancak kamuya açıklanmak kaydıyla yapılabilir.

SPKn m.55/6, portföy yönetim şirketinin yalnızca fonların değil, “katılma payı sahiplerinin ve diğer müşterilerinin” çıkarlarını gözetmesini ister. Bu ifade, aynı şirketin birden fazla fonu, bireysel portföyleri ve emeklilik fonlarını aynı anda yönetebilmesinden doğan yatay çıkar çatışmalarını da kapsar. Bir fonun lehine diğerinin aleyhine yapılan işlemler de bu nedenle yasaktır. Portföy yönetim şirketinin sorumluluğu bu yükümlülüğün ihlali hâlinde gündeme gelir.

Yatırım Fonlarında Çıkar Çatışmasının Tipik Kaynakları

Uygulamada yatırım fonlarında çıkar çatışması en çok şu durumlarda ortaya çıkar:

DurumÇatışmanın niteliğiFon aleyhine olası sonuç
Grup şirketlerinin ihraç ettiği tahvil ve payların fona alınmasıGrubun finansman ihtiyacı ile fonun risk dağılımıYoğunlaşma, temerrüt riski, piyasa dışı fiyat
Grup aracı kurumu üzerinden işlem yapılmasıKomisyon geliri ile en iyi işlem koşuluYüksek komisyon, gereksiz işlem hacmi
Fonlar arası ve fon ile bireysel portföy arası işlemlerBir müşterinin lehine diğerinin aleyhineDeğer aktarımı, zarar transferi
Kurucunun kendi fonlarını müşterilere önermesiYönetim ücreti geliri ile müşteri profiline uygunlukUygun olmayan fona yönlendirme
İhraççıdan veya aracıdan sağlanan menfaatlerKurucunun yan geliri ile fonun yararıFon yararına olmayan araç seçimi
Değerleme ve fiyatlamaPerformans ücreti ile gerçek değerŞişirilmiş birim pay fiyatı

Bunlardan ilki, Türkiye’de en sık tartışılan çatışma türüdür. Bir şirket grubunun bankası veya aracı kurumu, gruptaki başka bir şirketin tahvil ihracına aracılık eder; aynı grubun portföy yönetim şirketi de bu tahvilleri yönettiği fonlara alır. Böylece ihraç başarıyla tamamlanır, ancak fon yatırımcısı grubun kredi riskini üstlenmiş olur. İhraççının temerrüde düşmesi hâlinde zararın yükü fon yatırımcısına geçer. Borçlanma araçlarının ihracı ve temerrüt süreçleri için borçlanma araçlarının ihracı ve borçlanma aracı sahipleri kurulu yazılarımıza bakılabilir.

Değerleme kaynaklı çatışmalar da önemlidir. Performans ücreti alan bir kurucu, fon varlıklarını olduğundan yüksek değerleyerek hem ücretini artırabilir hem de fonun başarısını olduğundan iyi gösterebilir. Bu durumda çıkan yatırımcı fazla, giren yatırımcı ise yüksek fiyattan işlem yapmış olur. Hatalı değerlemenin sonuçları yatırım fonu fiyatlama hatası yazımızda ayrıca incelenmiştir.

Yatırım Fonlarında Çıkar Çatışmasını Önleyen Kurallar: III-55.1 m.33

Portföy yönetim şirketlerinin fon yönetimindeki davranış kuralları, III-55.1 sayılı Tebliğ’in “Kolektif portföy yöneticiliği faaliyetine ilişkin ilkeler” başlıklı 33. maddesinde ayrıntılı olarak sayılmıştır. Maddenin birinci fıkrasına göre şirket, faaliyetlerini yürütürken kolektif yatırım kuruluşlarının katılma payı sahipleri ve ortaklarının çıkarlarını gözetmekle yükümlüdür. Bu kapsamda çıkar çatışmasıyla doğrudan ilgili kurallar şunlardır:

  • Menfaatlerin açıklanması (m.33/1-a): Şirket, portföy için yapılan bir alım satım işleminden dolayı herhangi bir ihraççıdan veya yatırım kuruluşundan lehine komisyon, iskonto ve benzeri menfaat sağlıyorsa, bu durumu KAP’ta açıklamak zorundadır.
  • Rayiç değer kuralı (m.33/1-b): Müşteri portföyüne hiçbir şekilde rayiç değerinin üzerinde varlık satın alınamaz ve portföyden bu değerin altında varlık satılamaz. Rayiç bedel, borsada işlem gören varlıklar için borsa fiyatı, borsada işlem görmeyenler için işlem gününde portföy lehine alımda en düşük, satımda en yüksek fiyattır.
  • Tasarruf yasağı (m.33/1-c): Şirket, portföydeki varlıklar üzerinde kendi veya üçüncü kişiler lehine hukuki tasarrufta bulunamaz.
  • Kendine çıkar sağlama yasağı (m.33/1-ç): Şirket, herhangi bir şekilde kendine çıkar sağlamak üzere varlıkların alım satımını yapamaz.
  • Portföyler arası tarafsızlık (m.33/1-e): Birden fazla portföy yönetildiğinde, objektif iyiniyet kurallarına aykırı olarak portföylerden biri veya birkaçı lehine, diğerleri aleyhine sonuç verebilecek işlemler yapılamaz.
  • Portföy lehine davranma (m.33/1-ğ): Müşteri portföyünün menfaatleriyle şirketin kendi menfaatleri arasında çatışma olan durumlarda şirket portföy lehine davranmak zorundadır.
  • Gereksiz işlem yasağı (m.33/1-ı): Şirket, kendi lehine kazanç sağlamak amacıyla gereksiz alım satım yapamaz ve bu fiilin üçüncü kişilerce gerçekleştirilmesine yardımcı olamaz.
  • Bilgi kullanma yasakları (m.33/1-k ve l): Yatırım araştırma sonuçları müşterilerden önce şirketin veya üçüncü kişilerin lehine kullanılamaz; portföy yönetimi sırasında elde edilen bilgiler şirketin veya üçüncü kişilerin menfaatine kullanılamaz.
  • Stratejiye bağlılık (m.33/1-f ve h): Yatırım kararları güvenilir gerekçe, bilgi, belge ve analizlere dayandırılmalı; portföy içtüzük, izahname ve esas sözleşmedeki yatırım stratejisine uygun oluşturulup yönetilmelidir. Karar dayanakları en az beş yıl saklanmalıdır.

Tebliğ’in 22. maddesi ise bağımsızlık ilkesini düzenler. Buna göre şirketin yöneticileri ve personeli çalışmaları sırasında ortaya çıkabilecek çıkar çatışmalarından uzak kalmak, dürüstlük ve tarafsızlıklarını etkileyebilecek müdahalelere imkân vermemek ve bu nitelikteki iş ve işlemlerden kaçınmak zorundadır. Tebliğ’in 21. maddesindeki mesleki özen ve titizlik ilkesi de, dikkatli ve basiretli bir kişinin aynı koşullarda göstereceği özeni ölçü alır.

Bu kurallar, yatırım fonu içtüzüğü ve izahnamesiyle birlikte değerlendirilir. Yatırım fonu içtüzüğü kurucunun tasarruf yetkisini sınırladığı gibi, izahname de fonun hangi varlıklara hangi oranlarda yatırım yapacağını gösterir. Çıkar çatışması iddiasıyla açılan bir davada, işlemin hem m.33’e hem de içtüzük ve izahnameye uygunluğu birlikte incelenir.

İlişkili Taraf İşlemleri ve Grup Şirketi İhraçları

Kurucunun grup şirketleriyle yapılan işlemler, yatırım fonlarında çıkar çatışmasının en somut görünümüdür. Halka açık ortaklıklar için geliştirilen ilişkili taraf işlemleri kavramı, fonlar bakımından da yol gösterir; ancak fonlarda ilişkiyi kuran unsur fonun kendisi değil, fonu yöneten portföy yönetim şirketidir.

SPK’nın Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’i, kurucunun veya yöneticinin finansal raporlama standartları kapsamındaki grup şirketlerinin ihracına aracılık ettiği özel sektör borçlanma araçları için ayrıca sınır öngörür. Rehber’in bu konudaki düzenlemesine göre, bir portföy yönetim şirketinin yöneticisi olduğu tüm yatırım fonlarının bu nitelikteki borçlanma araçlarına yaptığı toplam yatırım, her bir ihraç miktarının %10’unu geçemez. Ayrıca her bir ihraççı için fon portföyüne dahil edilecek bu araçların toplam değerinin fon toplam değerine oranı her bir fon için %5’i geçemez. Rehber, bazı kamu ve yüksek derecelendirme notuna sahip ihraççılar ile grup şirketinin temerrüt hâlinde geri alım taahhüdü verdiği durumlar için istisnalar da öngörmüştür. Benzer biçimde, bankaların ilave ana sermaye niteliğindeki borçlanma araçları, ihraççının grup şirketlerinin yöneticisi olduğu fonların portföyüne alınamaz.

Bu sınırların amacı, grubun finansman ihtiyacının fon yatırımcısının birikimleriyle karşılanmasını önlemektir. Sınıra uyulmuş olması ise kurucuyu her durumda sorumluluktan kurtarmaz. Sınır içinde kalan bir yatırım da, fonun stratejisine aykırıysa, piyasa koşullarının dışında bir fiyattan yapılmışsa veya ihraççının mali durumu hakkında bilinen olumsuz bilgiler göz ardı edilmişse, özen ve sadakat yükümlülüğünün ihlali sayılabilir.

SPKn m.21/3, kolektif yatırım kuruluşlarına ilişkili taraf işlemlerinin emsallere, piyasa teamüllerine ve basiret ilkelerine uygun yapıldığını belgeleme ve bu belgeleri en az sekiz yıl saklama yükümlülüğü getirir. Fon bakımından bu yükümlülük, uygulamada kurucu tarafından yerine getirilir. Yatırımcı açısından bu belge saklama yükümlülüğü önemli bir ispat kolaylığı sağlar: Uyuşmazlıkta kurucu, ilişkili taraf işleminin piyasa koşullarına uygun olduğunu belgeleriyle ortaya koymak durumundadır.

III-55.1 m.29 da bu konuda bir şeffaflık yükümlülüğü öngörür. Şirket, müşterilerine portföy hareketlerini gösteren ekstre ile tahsil edilen ücretlerin hesaplama yöntemini, tutarını ve portföye oranını, Kurul düzenlemelerinde tanımlanan “ilişkili taraflar ayrımına yer vererek” gösteren bir form göndermek zorundadır. Bu form, fon ile ilişkili taraflar arasındaki ücret akışının izlenmesinde yararlı bir belgedir.

Örtülü Kazanç Aktarımı Yasağı ve Yatırım Fonları

SPKn m.21, örtülü kazanç aktarımı yasağını yalnızca halka açık ortaklıklara değil, açıkça “kolektif yatırım kuruluşları” bakımından da öngörür. Yatırım fonları kolektif yatırım kuruluşu olduğundan, fonun ilişkili kişilerle emsallerine aykırı fiyat, ücret veya şartlarla işlem yapması ya da işlem hacmi üretmesi suretiyle fonun malvarlığının azaltılması yasaktır. Maddenin ikinci fıkrası, fonun malvarlığını korumak için yapılması beklenen faaliyetlerin yapılmaması yoluyla ilişkili kişilerin zenginleştirilmesini de örtülü kazanç aktarımı sayar. Örneğin temerrüde düşen bir grup şirketine karşı fon adına takip başlatılmaması veya alacak haklarının kullanılmaması bu kapsamda değerlendirilebilir.

Örtülü kazanç aktarımı tespit edildiğinde, SPKn m.21/4 uyarınca aktarılan tutarın kanuni faiziyle birlikte fona iadesi talep edilir; kendisine kazanç aktarılan taraf, Kurulca belirlenecek süre içinde bu tutarı iade etmek zorundadır. SPKn m.94 ise Kurula, belirlediği tutarın iadesi için dava açma yetkisi tanır.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin 27.04.2016 tarihli ve E.2015/4724, K.2016/16728 sayılı kararında, örtülü kazanç aktarımı suçunun unsurları sayılırken kazanç aktarımının “halka açık anonim ortaklık veya kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıkları tarafından yapılması” gerektiği belirtilmiştir. Bu tespit, yatırım fonlarının bu yasağın kapsamında olduğunu açıkça teyit eder.

Portföy Saklayıcısının Bağımsızlığı ve Denetim İşlevi

Kanun koyucu, çıkar çatışmasına karşı yapısal bir güvence olarak portföy saklayıcısını kurucudan ayırmıştır. SPKn m.56/6’ya göre portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş ile portföy yönetim şirketi aynı tüzel kişi olamaz; her ikisi de görevlerini yerine getirirken birbirinden bağımsız ve yalnızca katılma payı sahiplerinin menfaatleri doğrultusunda hareket etmek zorundadır. Aynı maddenin yedinci fıkrası, saklayıcının ve fon portföyüne aracılık eden yatırım kuruluşunun yöneticilerinin portföy yönetim şirketinde ortak, yönetici veya temsilci olmasını; portföy yönetim şirketinin ortak ve yöneticilerinin de saklayıcıda yönetici veya temsilci olmasını yasaklar.

Saklayıcının görevi yalnızca varlıkları muhafaza etmek değildir. SPKn m.56/1 uyarınca saklayıcı, katılma paylarının ihraç ve itfasının, birim pay değerinin hesaplanmasının, fon gelirlerinin kullanımının ve fonun varlık alım satımları ile portföy yapısının mevzuata ve fon içtüzüğüne uygunluğunu sağlamakla yükümlüdür. Bu nedenle kurucunun ilişkili taraflarla mevzuata aykırı bir işlem yapması, saklayıcının da gözetim yükümlülüğünü gündeme getirir. Saklayıcı yükümlülüklerini yerine getirmezse, SPKn m.56/2 uyarınca katılma payı sahiplerine verdiği zarardan sorumludur. Portföy saklama hizmeti yazımızda saklayıcının sorumluluğunun sınırları ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Uygulamada bağımsızlık kuralının sınırı, saklayıcının ve kurucunun aynı banka grubuna dahil olabilmesidir. Kanun aynı tüzel kişi olmayı ve yönetici geçişlerini yasaklamış, ancak aynı grupta yer almayı yasaklamamıştır. Bu durumda saklayıcının gözetim işlevini ne ölçüde etkin yerine getirdiği, somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.

Yatırım Fonlarında Çıkar Çatışmasından Doğan Hukuki Sorumluluk

Kurucu ile katılma payı sahipleri arasındaki ilişkiye, SPKn m.52/4 uyarınca kanun, mevzuat ve içtüzükte hüküm bulunmayan hâllerde Türk Borçlar Kanunu’nun vekâlet hükümleri kıyasen uygulanır. Vekilin sadakat borcu, çıkar çatışması hâlinde vekâlet verenin menfaatini önde tutmayı gerektirir. III-55.1 m.34/4 de şirketin, portföy yöneticilerinin görevlerini ifa ederken sözleşme, içtüzük, izahname, esas sözleşme, sermaye piyasası mevzuatı ve genel hükümlere aykırı yaptıkları tüm işlemlerden ve özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı fiillerinden doğan zararlardan müşteriye karşı doğrudan sorumlu olduğunu düzenler ve aksi yönde sözleşme hükmü konulmasını yasaklar.

Yatırım fonlarında çıkar çatışması nedeniyle tazminat talep eden yatırımcının ispat etmesi gereken unsurlar şunlardır:

  • Kurucu ile işlemin karşı tarafı arasında yönetim, denetim veya sermaye ilişkisi bulunduğu,
  • İşlemin emsallere, piyasa koşullarına, içtüzük veya izahnameye aykırı olduğu ya da III-55.1 m.33’teki kurallardan birinin ihlal edildiği,
  • Fonun veya katılma payı değerinin bu nedenle azaldığı,
  • Zarar ile aykırılık arasında uygun illiyet bağı bulunduğu.

Bu unsurların ispatı çoğu zaman yatırımcının elinde olmayan belgelere bağlıdır. Fon portföy dağılım raporları, KAP’ta yayımlanan fon açıklamaları, işlem bazında alım satım kayıtları ve SPK inceleme raporu bu açıdan temel delillerdir. Kurucunun SPKn m.21/3 uyarınca saklamakla yükümlü olduğu belgeler de mahkeme aracılığıyla istenebilir. Teknik değerlendirme gerektirdiğinden bilirkişi incelemesi hemen her davada yapılır.

Çıkar çatışması bazen fonun yönetiminde değil, satışında ortaya çıkar. Grup bankasının veya aracı kurumunun, yatırımcının risk profiline uymadığı hâlde grubun kendi fonunu önermesi, uygunluk ve yerindelik testi kurallarının ihlali anlamına gelebilir. Bu konu aracı kurum yönlendirme sorumluluğu yazımızda ayrıca incelenmiştir. Fon yatırımcısının kendi haklarının genel çerçevesi için yatırım fonu katılma payı yazımıza bakılabilir.

Nitelikli yatırımcılara satılan fonlarda çıkar çatışması riski daha yüksektir; çünkü serbest yatırım fonları portföy sınırlamalarından büyük ölçüde muaftır ve yatırım stratejisi KAP’ta yayımlanan esaslarla belirlenir. Serbest fonun gerçekte grubun borçlanma araçlarını taşıyan bir araç olarak kullanılması, sınırlamalardan muafiyetin amacına aykırı bir kullanım olarak değerlendirilebilir.

İdari ve Cezai Yaptırımlar

Yatırım fonlarında çıkar çatışması kurallarının ihlali birden fazla yaptırım türünü doğurabilir:

  • İdari para cezası: III-55.1 ve fon mevzuatına aykırılık, SPKn m.103 kapsamında SPK idari para cezası uygulanmasına yol açabilir. 2026 yılı için m.103/1’deki ceza aralığı 445.243,49 TL ile 5.565.516,37 TL arasındadır.
  • Faaliyet izni tedbirleri: III-55.1 m.18/1-a uyarınca mevzuat, fon içtüzüğü ve izahname hükümlerine aykırılıkların tespiti, faaliyet izninin sınırlandırılması, geçici durdurulması veya iptali sebebidir. Bu durumda m.18/6 gereği şirketin yönettiği fonlar Kurulun uygun göreceği başka bir şirkete devredilir.
  • İade talebi: Örtülü kazanç aktarımında SPKn m.21/4 ve m.94 uyarınca aktarılan tutarın faiziyle fona iadesi istenir.
  • Cezai sorumluluk: SPKn m.110/1-c, kolektif yatırım kuruluşlarının ilişkili kişilerle emsallere aykırı işlemler yoluyla malvarlığının azaltılmasını, güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli hâli olarak düzenler; bu durumda verilecek ceza üç yıldan az olamaz. Ayrıntılar için sermaye piyasasında güveni kötüye kullanma suçu yazımıza bakılabilir.

SPKn m.110/3, m.110/1-c kapsamındaki suçta etkin pişmanlık imkânı da tanır. Fail, m.21/4’teki iade ödemesinin yanı sıra bunun iki katı parayı Hazineye soruşturma başlamadan önce öderse ceza verilmez; soruşturma veya kovuşturma evresinde ödemede ise ceza indirilir. Bu düzenleme, fona aktarılan değerin geri kazanılmasını teşvik eden bir araç olarak yatırımcı açısından da önemlidir.

İdari yaptırımın uygulanması, yatırımcının zararını kendiliğinden gidermez. SPK’nın kararı ve inceleme raporu, tazminat davasında güçlü bir delildir; ancak zarar için ayrıca asliye ticaret mahkemesinde dava açılması gerekir. SPK’ya başvuru yolu için SPK’ya şikâyet yazımızı inceleyebilirsiniz.

Yatırım Fonlarında Çıkar Çatışmasına İlişkin Yargı Kararları

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 28.12.2018 tarihli ve E.2017/1029, K.2018/1465 sayılı kararı, yatırım fonlarında çıkar çatışmasının bireysel portföy yönetimiyle birleştiği bir olaya ilişkindir. Bu bir ilk derece mahkemesi kararıdır. Olayda bir portföy yönetim şirketi, bireysel portföy yönetimi sözleşmesi kapsamında yönettiği müşteri varlıklarını, yine kendisinin yöneticisi olduğu ve portföyünün yaklaşık %85’i özel sektör borçlanma araçlarından oluşan bir serbest fona yatırmıştır. Müşterilerin sözleşmesinde bu tür bir fon yatırım yapılacak varlıklar arasında yer almamaktadır. Fon portföyündeki bir tahvilin ihraççısı temerrüde düşmüş, şirket bu durumu öğrendiği hâlde müşterilerine bir süre bildirmemiş ve çelişkili kâr bildirimleri yapmıştır. SPK, yerindelik testi sonuçlarına uygun olmayan hizmet sunulması ve sözleşmede belirlenen varlıklar dışında yatırım yapılması nedeniyle şirkete idari para cezası uygulamıştır. Mahkeme, bilirkişi raporuna dayanarak şirketin hem portföy yöneticisi hem de fonun yöneticisi olduğunu, gerekli özen ve basireti göstermediğini ve temerrüt hakkında yatırımcıları bilgilendirmediğini tespit ederek zararın tazminine hükmetmiştir.

Karar, çıkar çatışmasının en tipik hâlini gösterir: Aynı şirket, bir yandan müşterisinin portföyünü yönetirken diğer yandan bu portföyü kendi yönettiği fona yönlendirmiş ve böylece hem portföy yönetim ücreti hem de fon yönetim ücreti elde etmiştir. Mahkemenin yaklaşımı, bu tür bir yapıda kurucunun özen yükümlülüğünün ağırlaştığını ve bilgilendirme eksikliğinin kusur olarak değerlendirildiğini göstermektedir.

Danıştay 13. Dairesi’nin 06.12.2023 tarihli ve E.2019/2593, K.2023/5305 sayılı kararı ise çıkar çatışması iddiasının ispatının güçlüğünü gösterir. Davacı, bir serbest fon yatırımında aracı kurumun çıkar çatışması kurallarına aykırı davrandığını ve başarı priminin hatalı alındığını ileri sürmüştür. İdare mahkemesi; nitelikli yatırımcı taahhütnamesinin ve risk bildirim formunun imzalandığını, başarı primi ve birim pay değeri hesaplamalarında SPK’nın ilgili dairesince aykırılık tespit edilmediğini ve ayrılma prosedürünün fon içtüzüğüne uygun yürütüldüğünü belirterek davayı reddetmiş; karar istinaf ve temyiz aşamalarında onanmıştır. Bu karar, çıkar çatışması iddiasının genel ifadelerle değil, somut işlem kayıtları ve hesaplamalarla desteklenmesi gerektiğini gösterir.

Çıkar çatışması kaynaklı zararların hesaplanmasında, fonun ilişkili işlem yapılmasaydı ulaşacağı değer ile fiilen ulaştığı değer arasındaki fark esas alınır. Hesaplama yöntemine ilişkin genel ilkeler yatırım danışmanının hukuki sorumluluğu ve borsa uyuşmazlıklarının çözümü yazılarımızda da ele alınmıştır.

Sık Sorulan Sorular

Yatırım fonlarında çıkar çatışması nedir?

Fonu yöneten portföy yönetim şirketinin, kendisinin, grup şirketlerinin veya diğer müşterilerinin menfaati ile katılma payı sahiplerinin menfaati arasında ayrışma doğmasıdır.

Banka grubuna ait bir portföy yönetim şirketi, grup şirketinin tahvilini fona alabilir mi?

Alabilir; ancak Rehber’deki sınırlar uygulanır. Grup şirketlerinin ihracına aracılık ettiği özel sektör borçlanma araçlarında tüm fonlar için her ihracın %10’u, her bir fon için ihraççı başına fon değerinin %5’i aşılamaz.

Fon portföyü grup aracı kurumu üzerinden işlem yapabilir mi?

Yapabilir. Ancak kurucu, işlem nedeniyle lehine komisyon, iskonto veya benzeri menfaat sağlıyorsa bunu KAP’ta açıklamak zorundadır ve gereksiz işlem yapamaz.

Fona rayiç değerin üzerinde varlık alınması mümkün mü?

Hayır. III-55.1 m.33/1-b uyarınca portföye rayiç değerinin üzerinde varlık alınamaz ve portföyden bu değerin altında varlık satılamaz.

Kurucu bir fon lehine diğer fon aleyhine işlem yapabilir mi?

Hayır. Birden fazla portföy yöneten şirket, objektif iyiniyet kurallarına aykırı olarak birinin lehine diğerinin aleyhine sonuç verebilecek işlem yapamaz.

Örtülü kazanç aktarımı yasağı yatırım fonlarına uygulanır mı?

Evet. SPKn m.21 açıkça kolektif yatırım kuruluşlarını kapsar. Aktarılan tutar kanuni faiziyle fona iade edilir.

Portföy saklayıcısı kurucuyla aynı grupta olabilir mi?

Aynı tüzel kişi olamazlar ve yöneticileri birbirinde görev alamaz. Aynı grupta yer almaları ise kanunen yasaklanmamıştır; bağımsız hareket etme yükümlülükleri devam eder.

Çıkar çatışması nedeniyle zarar gördüğümü nasıl ispat ederim?

Fon portföy dağılım raporları, KAP açıklamaları, işlem kayıtları ve SPK inceleme raporu temel delillerdir. Kurucunun saklamakla yükümlü olduğu belgeler mahkeme aracılığıyla istenebilir.

SPK’nın para cezası vermesi zararımı karşılar mı?

Hayır. İdari para cezası Hazineye ödenir. Zararınız için ayrıca asliye ticaret mahkemesinde tazminat davası açmanız gerekir.

Çıkar çatışması suç oluşturabilir mi?

Evet. İlişkili kişilerle emsallere aykırı işlemler yoluyla fon malvarlığının azaltılması, SPKn m.110/1-c kapsamında güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli hâlini oluşturabilir.

Banka bana kendi grubunun fonunu önerdi; bu yasak mı?

Kendi başına yasak değildir. Ancak fon risk profilinize uygun değilse veya riskleri eksik anlatıldıysa yönlendirme sorumluluğu doğabilir.

Serbest fonlarda çıkar çatışması kuralları uygulanmaz mı?

Uygulanır. Serbest fonlar bazı portföy sınırlamalarından muaftır; ancak III-55.1 m.33’teki davranış kuralları ve örtülü kazanç aktarımı yasağı bu fonlar için de geçerlidir.

Sonuç

Yatırım fonlarında çıkar çatışması, fonu yöneten şirketin grup yapısından, gelir modelinden ve birden fazla portföyü aynı anda yönetmesinden kaynaklanan yapısal bir risktir. Mevzuat bu riski tamamen ortadan kaldırmaz; bazı işlemleri yasaklar, bazılarını sınırlar, bazılarını da kamuya açıklama şartına bağlar. SPKn m.55/6’daki çıkar gözetme yükümlülüğü, III-55.1 m.33’teki ayrıntılı davranış kuralları, Rehber’deki grup ihraçlarına ilişkin sınırlar, saklayıcının bağımsızlığı ve m.21’deki örtülü kazanç aktarımı yasağı birlikte bir koruma ağı oluşturur. Bu kuralların ihlali hâlinde kurucu, vekâlet hükümleri ve III-55.1 m.34/4 uyarınca katılma payı sahiplerine karşı doğrudan sorumludur; ağır hâllerde idari ve cezai yaptırımlar da gündeme gelir. Uyuşmazlıklarda başarı, çatışmanın somut işlem kayıtlarıyla ortaya konmasına bağlıdır.

Yatırım yaptığınız fonun grup şirketlerine ait varlıklarla yönetildiğini, değerlemenin veya işlem tercihlerinin fon aleyhine yapıldığını düşünüyorsanız bir sermaye piyasası avukatı ile görüşerek delillerin toplanması, SPK başvurusu ve tazminat davası seçeneklerini birlikte değerlendirebilirsiniz.

Yazar Avukat Fatih SEFER