Sermaye Piyasası Suçlarında Yazılı Başvuru Şartı ve Görevli Mahkeme

Sermaye piyasası suçlarında yazılı başvuru şartı, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 115 inci maddesinde düzenlenen ve Sermaye Piyasası Kurulu Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunmadıkça soruşturma yapılmasını engelleyen bir muhakeme şartıdır. Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçların tamamı için aranan bu şart, piyasadaki teknik ihlalleri en iyi tespit edebilecek makam olan SPK’ya cezai sürecin kapısını açma yetkisi verir; başvuru olmadan yürütülen işlemler hukuken sonuç doğurmaz. Bu makalede yazılı başvuru şartının kapsamı, hangi fiiller için arandığı, şart yerine getirilmeden yürütülen işlemlerin akıbeti, SPK’nın soruşturma ve kovuşturmadaki hakları, idari tedbirlerle ilişkisi ve sermaye piyasası suçlarında görevli mahkeme Yargıtay ve Danıştay içtihadı ışığında ele alınmaktadır.

SPK’nın Yazılı Başvurusu (Muhakeme Şartı) Nedir ve Amacı Nedir?

Madde 115 – (1) Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı soruşturma yapılması, Kurul tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır. Bu başvuru muhakeme şartı niteliğindedir.

(2) Başvuru üzerine kamu davası açılması hâlinde iddianamenin kabulü ile birlikte, bir örneği Kurula tebliğ edilir ve Kurul aynı zamanda katılan sıfatını kazanır.

(3) Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı yapılan soruşturmada Cumhuriyet savcısı, Kurul meslek personelinden yararlanabilir. Bu suçlardan dolayı şüpheli veya tanık sıfatıyla kişilerin ifadesinin alınması sırasında Kurul meslek personelinin de hazır bulunması sağlanabilir.

(4) Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı yapılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığı kararının verilmesi hâlinde, Kurul bu karara karşı itiraza yetkilidir.

Danıştay 13. Dairesinin 20.11.2023 tarihli, E. 2019/142, K. 2023/4908 sayılı kararında aktarılan kanun gerekçesine göre bu düzenlemenin amacı, Sermaye Piyasası Kanununa tâbi ortaklık, kuruluş ve kurumların yetkili ve sorumlularının işledikleri fiillerin cezalandırılmasında, bu kişilerin işlem ve faaliyetlerini titizlikle izleyen, inceleyen ve denetleyen SPK’nın rolünü öne çıkarmaktır. Kanun koyucu sermaye piyasası suçları bakımından “özel bir kovuşturma usulü” getirerek hem ihlalleri işleyenlerin cezai kovuşturmasına hız kazandırmayı hem de SPK’nın halka açık şirketler ve diğer sermaye piyasası kurumları nezdindeki etkinliğini pekiştirmeyi amaçlamıştır. Bu sistemde savcılık, sermaye piyasası mevzuatına özgü teknik bir ihlali kendiliğinden tespit edip soruşturma başlatamaz; önce bu tespiti yapan ve teknik uzmanlığa sahip SPK’nın yazılı başvurusu gerekir. Başvuru yapıldıktan sonra da SPK süreçten çekilmez: savcı soruşturmada Kurul meslek personelinden yararlanabilir, ifadeler sırasında Kurul uzmanlarının hazır bulunması sağlanabilir.

Yazılı Başvuru Şartı Hangi Fiiller İçin Aranır?

Şart yalnızca Kanunda suç olarak tanımlanan veya atıfta bulunulan fiiller için aranır; SPK’nın idari yaptırıma bağladığı fiiller bu kapsamda değildir. Yerleşik uygulamada bu ayrım şöyle kurulur: sermaye piyasası araçları üzerinde gerçekleştirilen yapay işlemler piyasanın düzgün işleyişini bozmakla birlikte piyasa dolandırıcılığı suçuna vücut verecek boyut ve hacimde değilse, SPK bunları Kanunun 104 üncü maddesi kapsamında piyasa bozucu eylem olarak idari para cezasına konu eder; işlemler suçu oluşturacak hacim ve büyüklükteyse, SPK 107 nci madde kapsamında Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunur. SPK’nın tespiti ve savcılığa yazılı başvurusu yapılmadan hiçbir işlem sermaye piyasası suçu olarak isnat edilemez. Uygulamada, şikâyete konu fiillerin piyasa dolandırıcılığı suçunu değil 104 üncü maddedeki piyasa bozucu işlemleri oluşturduğu, bu fiiller için idari yaptırım uygulandığı ve yazılı başvurunun bulunmadığı gerekçesiyle savcılıklarca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği sıkça görülmektedir. Şart; bilgi suistimali, usulsüz halka arz ve izinsiz sermaye piyasası faaliyeti, izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı, nitelikli güveni kötüye kullanma, bilgi ve belge vermeme ile defter ve finansal tablo usulsüzlüğü suçları için de aynı şekilde aranır. Kripto varlık zimmetinin faaliyet izni kaldırılan platformlarda işlenen hâlinde ise soruşturma, Kurul’un yazılı bildirimi üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde resen yapılabilir. Kanundaki suç tipleri ve cezaları hakkında sermaye piyasası suçları ve cezaları yazımıza bakabilirsiniz.

Yazılı Başvuru Olmadan Soruşturma veya Kovuşturma Yapılırsa Ne Olur?

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2018 tarihli, E. 2018/74, K. 2018/86 sayılı kararında, SPK’nın başvurusunun bir soruşturma şartı olduğu ve böyle bir başvuru yapılmadan önce verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların yok hükmünde sayılacağı açıkça belirtilmiştir. Bunun pratik anlamı şudur: başvuru yokken verilmiş bir kovuşturmaya yer olmadığı kararı, sonradan SPK başvuru yaptığında yeniden soruşturma yapılmasına engel oluşturmaz; şüpheli bu karara dayanarak “hakkımda karar verildi” savunması yapamaz.

Kovuşturma aşamasında yazılı başvuru bulunmadan açılmış bir kamu davasıyla karşılaşılması hâlinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca durma kararı verilir ve dosya başvuru yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesi için SPK’ya gönderilir. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 12.03.2010 tarihli, E. 2009/14618, K. 2010/2705 sayılı kararında, mahkemenin bu şekilde durma kararı verdiği, ancak dosyada SPK’nın daha önce düzenlediği bir denetleme raporunun bulunduğu gözetilmeksizin karar verilmesinin isabetsiz bulunduğu görülmektedir. Bu karar, durma kararı verilmeden önce dosyada Kurulun konuya ilişkin raporu ve bu rapora dayalı bir başvurunun bulunup bulunmadığının mutlaka araştırılması gerektiğini gösterir.

SPK’nın Başvurusu Kurula Hangi Hakları Kazandırır?

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli, E. 2019/140, K. 2021/477 sayılı kararında, 115 inci madde uyarınca yapılan başvuru üzerine kamu davası açılması hâlinde iddianamenin kabulüyle birlikte bir örneğinin SPK’ya tebliğ edileceği ve SPK’nın bu suretle katılan sıfatını kazanacağı kabul edilmiştir. SPK ayrıca katılma talebinde bulunmak zorunda değildir; sıfat kanundan doğar. Böylece Kurul yalnızca soruşturmayı başlatan bir bildirimci değil, yargılamanın tarafı olarak davayı takip etme, delil sunma ve kanun yollarına başvurma hakkına sahip olur. Aynı kural 2499 sayılı mülga Kanun döneminde de uygulanmaktaydı; Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 31.10.2012 tarihli, E. 2010/3139, K. 2012/26513 sayılı kararında SPK’nın yazılı başvurusu hâlinde katılan sıfatını kazanacağı teyit edilmiştir.

Soruşturma aşamasında da Kurulun konumu güçlüdür: 115 inci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca savcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar verirse, SPK bu karara karşı sulh ceza hâkimliğine itiraz etmeye yetkilidir. Bu nedenle şüpheli müdafii bakımından soruşturmanın kapanması, Kurulun itiraz süresi dolmadan kesinleşmiş sayılmamalıdır.

Yazılı Başvuru ile İdari Tedbir (İşlem Yasağı) Arasındaki İlişki Nedir?

SPK’nın Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunması, Kurulun aynı fiiller nedeniyle idari tedbir uygulama yetkisini kullanmasına engel değildir; iki süreç birbirinden bağımsız yürür. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23.05.2022 tarihli, E. 2021/2210, K. 2022/1860 sayılı kararına konu olayda, SPK uzmanlarınca hazırlanan bir denetleme raporu üzerine ilgililer hakkında hem 115 inci madde uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına hem de aynı fiiller nedeniyle 101 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca iki yıl süreyle borsalarda işlem yapma yasağı getirilmesine karar verilmiştir. Cezai süreç (yazılı başvuru ve ceza yargılaması) ile idari süreç (tedbir kararı ve buna karşı idare mahkemesinde açılacak iptal davası) aynı olaydan kaynaklansa da ayrı hukuki rejimlere tabidir; savunma stratejisi de iki dosyada birbirini gözeterek kurulmalıdır. İşlem yasağına karşı dava yolu için SPK işlem yasağı yazımıza bakabilirsiniz.

Sermaye Piyasası Suçlarında Görevli Mahkeme Hangisidir?

Sermaye Piyasası Kanununda tanımlanan suçların büyük bölümü, örneğin bilgi suistimali ve işlem bazlı piyasa dolandırıcılığı, üç yıldan beş yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörür. 5235 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca ağır ceza mahkemesi; ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara bakar. Bu eşiğin altında kalan sermaye piyasası suçları bu nedenle kural olarak asliye ceza mahkemesinin görev alanındadır.

Bununla birlikte fiil, daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçla (örneğin nitelikli dolandırıcılık) bağlantılı olarak işlenmişse, davalar bağlantı nedeniyle birleştirilerek ağır ceza mahkemesinde görülebilir. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin yukarıda anılan 12.03.2010 tarihli kararına konu olayda, sanıklar hakkında hem 2499 sayılı mülga Kanunun 47/A-2 maddesi kapsamındaki fiil hem de nitelikli dolandırıcılık suçlaması birlikte yargılanmış ve dava İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmüştür.

Uygulamada iddianamede isnat edilen fiilin Kanunun hangi maddesine dayandığının doğru tespiti, yani 104 üncü madde kapsamında idari nitelikte bir fiil mi, yoksa 106 veya 107 nci madde kapsamında gerçek bir suç mu olduğunun belirlenmesi, hem muhakeme şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin hem de görevli mahkemenin belirlenmesinin ön koşuludur. Bu tespitte yapılan hata, davanın esasa girilmeden durma veya görevsizlik kararıyla sonuçlanmasına yol açar.

Sıkça Sorulan Sorular

Sermaye piyasası suçlarında savcılık kendiliğinden soruşturma başlatabilir mi?

Hayır; soruşturma yapılabilmesi SPK’nın Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvurusuna bağlıdır ve bu başvuru muhakeme şartıdır.

Yazılı başvuru şartı neden getirilmiştir?

Sermaye piyasasındaki teknik ihlalleri en iyi tespit edebilecek makamın SPK olması nedeniyle, kovuşturmaya hız kazandırmak ve Kurulun etkinliğini pekiştirmek amacıyla getirilmiştir.

Yazılı başvuru şartı her sermaye piyasası ihlali için aranır mı?

Hayır; yalnızca Kanunda suç olarak tanımlanan veya atıfta bulunulan fiiller için aranır, piyasa bozucu eylemler gibi idari yaptırıma tabi fiiller bu kapsamda değildir.

Yazılı başvuru olmadan açılan bir dava geçerli midir?

Hayır; başvuru olmadan açılmış kamu davasında durma kararı verilir ve dosya SPK’ya gönderilir.

Başvuru yokken verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı kesinleşmiş sayılır mı?

Hayır; Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu kararları yok hükmünde saymaktadır, bu nedenle SPK sonradan başvurursa yeniden soruşturma yapılabilir.

SPK’nın denetleme raporu yazılı başvuru yerine geçer mi?

Kendiliğinden geçmez; ancak dosyada Kurulun raporu ve buna dayalı bir başvuru bulunup bulunmadığı, durma kararı verilmeden önce mutlaka araştırılmalıdır.

SPK’nın başvurusu üzerine dava açılırsa Kurulun konumu nedir?

İddianamenin kabulüyle bir örneği SPK’ya tebliğ edilir ve Kurul ayrıca talepte bulunmasına gerek olmaksızın katılan sıfatını kazanır.

SPK kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edebilir mi?

Evet; 115 inci maddenin dördüncü fıkrası Kurula bu karara karşı itiraz yetkisi tanımaktadır.

Savcılık soruşturmada SPK uzmanlarından yararlanabilir mi?

Evet; Cumhuriyet savcısı Kurul meslek personelinden yararlanabilir ve ifade alma sırasında Kurul uzmanlarının hazır bulunmasını sağlayabilir.

SPK aynı fiil için hem suç duyurusunda bulunup hem idari tedbir uygulayabilir mi?

Evet; cezai süreç ile idari tedbir süreci birbirinden bağımsızdır ve aynı fiiller nedeniyle paralel olarak yürütülebilir.

Sermaye piyasası suçlarında hangi mahkeme görevlidir?

6362 Sayılı Kanunun m.116 gereği, HSK’nın ihtisas mahkemesi olarak görevlendirdiği asliye ceza mahkemeleri görevlidir.

Mağdurun şikâyeti tek başına soruşturma açılması için yeterli midir?

Hayır; mağdur savcılığa başvurabilir, ancak soruşturma yapılabilmesi için ayrıca SPK’nın yazılı başvurusu gerekir.

SPK hiç başvuru yapmazsa ne olur?

Muhakeme şartı gerçekleşmediğinden savcılık bu fiil bakımından soruşturma yürütemez; SPK başvuru yapana kadar ceza süreci işlemez.

Aynı fiil hem Sermaye Piyasası Kanunu hem Türk Ceza Kanunu kapsamında değerlendirilebilir mi?

Evet; fiil birden fazla suçun unsurlarını taşıyorsa her suç ayrı değerlendirilir ve bu durum görevli mahkemeyi de etkileyebilir.

Sonuç

Sermaye piyasası suçlarında yazılı başvuru şartı, teknik ihlallerin doğru tespiti ve etkin kovuşturması için tasarlanmış, ihmal edilmesi hâlinde soruşturmayı ve kovuşturmayı baştan sakatlayan güçlü bir muhakeme şartıdır. Başvuru, SPK’ya katılan sıfatı ve kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz yetkisi kazandırarak Kurulu ceza sürecinin kalıcı tarafı hâline getirir. Şartın hangi fiiller için arandığının, başvuru olmaksızın yürütülen işlemlerin sonuçlarının ve görevli mahkemenin isabetle tespiti, savunma ve şikâyet stratejisinin temelidir. SPK’nın görev-yetkileri hakkında SPK nedir yazımızdan, Kurulun idari para cezası ve tedbir kararlarına karşı dava yolu hakkında SPK kararlarına karşı yargı yolu yazımızdan bilgi alabilirsiniz. Hakkınızda sermaye piyasası mevzuatı kapsamında yürütülen bir soruşturma veya kovuşturma varsa, SPK raporunun ve başvurunun ilk aşamadan itibaren incelenmesi için sermaye piyasası ceza davası avukatı desteği almanız savunmanın yönünü belirler.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih Sefer tarafından hazırlanmıştır.

Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul