Marka hakkına tecavüzde arabuluculuk her dava için zorunlu değildir. Yalnızca para ödenmesine yönelik maddi veya manevi tazminat davasında, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m.4/1-d ve m.5/A uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması kural olarak dava şartıdır. Buna karşılık marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi veya durdurulması gibi para dışı talepler tek başına ileri sürüldüğünde bu şart aranmaz. Tespit ya da önleme talebiyle tazminatın aynı dilekçede ileri sürülmesi hâlinde ise taleplerin bağlantısı ve objektif dava yığılması belirleyicidir; yargı kararlarında birleşik talepler bakımından arabuluculuk şartının aranmadığı örnekler bulunmakla birlikte, her dosyanın talep sonucu ayrıca incelenmelidir.
Arabuluculuk Dava Şartının Hukuki Dayanağı
Marka uyuşmazlıklarında arabuluculuk zorunluluğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda (SMK) marka davalarının tamamı için öngörülmüş genel bir ön şart değildir. Hangi davanın arabuluculuğa tabi olduğunun tespitinde önce talebin hukuki niteliği, ardından ticari dava düzenlemesi değerlendirilir. SMK m.149, marka hakkı ihlal edilen hak sahibine farklı nitelikte hukuki talepler tanır. Bunların dava usulüne ilişkin ayrıntıları marka hakkına tecavüz davası başlıklı incelemenin konusudur.
Temel normlar: TTK m.4/1-d, fikrî mülkiyet mevzuatından doğan hukuk davalarını kural olarak ticari dava sayar. TTK m.5/A, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat davaları ile maddede sayılan diğer parasal dava türlerinde, dava öncesi arabuluculuğu şart koşar. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) m.18/A ise bu dava şartının uygulanma usulünü belirler.
Dolayısıyla bir uyuşmazlığın marka hukukundan doğması tek başına zorunlu arabuluculuk sonucunu doğurmaz. Belirleyici olan, mahkemeden doğrudan bir paranın ödenmesinin mi yoksa öncelikle ihlalin tespit edilmesi ya da durdurulmasının mı istendiğidir. Örneğin hangi kullanımın marka hakkına tecavüz sayıldığı meselesi, dava şartının değil, esas incelemesinin konusudur.
TTK m.5/A’nın 7445 sayılı Kanun’la değişen birinci fıkrası 1 Eylül 2023’te uygulanmaya başlamış; maddede parasal alacak ve tazminatın yanı sıra itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da açıkça sayılmıştır. Marka hakkına tecavüz nedeniyle açılan davanın niteliği yine kendi talep sonucuna göre belirlenir. Özellikle daha önce açılmış davalar incelenirken dava tarihindeki düzenlemenin esas alınması gerekir.
Hangi Marka Taleplerinde Arabuluculuk Zorunlu?
Marka davalarında dava şartı incelemesi, talep başlıkları üzerinden yapılmalıdır. Talebin dayandığı vakıa aynı olsa bile, mahkemeden istenen hukuki koruma farklı olabilir.
| Talep biçimi | Arabuluculuk bakımından durum |
|---|---|
| Yalnız maddi veya manevi tazminatın ödenmesi | Kural olarak dava şartı |
| Yalnız tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması veya sonuçlarının kaldırılması | TTK m.5/A anlamında dava şartı değil |
| Tecavüzün tespiti veya men’i ile bağlantılı tazminatın birlikte istenmesi | Bağlantılı objektif dava yığılmasında dava şartının aranmadığı içtihatlar var; somut talep yapısı incelenmeli |
| Marka hükümsüzlüğü veya idari iptal işlemi | Parasal tazminat davasıyla aynı hukuki işlem değildir; kendine özgü yol ve şartlara tabi |
Tablodaki ayrım, marka hükümsüzlüğünün veya iptalinin tüm koşullarını açıklamaz. Tescilin geçerliliğini hedefleyen marka hükümsüzlüğü davası ile TÜRKPATENT nezdinde marka iptal başvurusu ayrı işlemlerdir. Marka tecavüzüne dayalı arabuluculuk incelemesinde bu yollar, ancak taleplerin ayrılmasının gerekli olduğu ölçüde gündeme gelir.
Yalnız Tazminat İstenen Davalarda Arabuluculuk
Marka sahibinin dava dilekçesindeki tek amacı geçmişteki ihlal nedeniyle belirli veya belirlenebilir bir para tutarının tahsiliyse dava, TTK m.5/A’nın parasal tazminat rejimi kapsamında değerlendirilir. Tazminat tutarının düşük gösterilmesi, belirsiz alacak veya kısmi dava şeklinde talep edilmesi, istemin parasal niteliğini tek başına değiştirmez.
Maddi tazminat, ekonomik zarar veya yoksun kalınan kazancın karşılanmasını; manevi tazminat ise koşulları varsa para ödenmesini konu alır. Markanın piyasadaki itibarıyla ilişkili özel tazminat istemi de ödeme sonucuna yöneldiğinde aynı dava şartı incelemesine girer. Bu kalemlerin esas bakımından nasıl belirlendiği marka tecavüzünde maddi tazminat hesabı ve marka itibar tazminatı yazılarında incelenmektedir.
Mahkemenin tazminata hükmedebilmek için önce ihlalin varlığını araştıracak olması, tek başına açılmış tazminat davasını kendiliğinden bir tecavüzün tespiti ve men’i davasına dönüştürmez. Burada dava dilekçesinin talep sonucu esas alınır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 16.09.2021 tarihli, E.2021/1169, K.2021/1069 sayılı kararında, marka hakkına tecavüzden doğan maddi ve manevi tazminatla sınırlı davada arabuluculuğa başvurulmamasından kaynaklanan usulden ret kararını uygun bulmuştur.
Tespit, Men ve Tazminatın Birlikte İstenmesi
Uygulamadaki asıl tereddüt, markanın izinsiz kullanılmasının durdurulması ile aynı ihlalden doğan parasal zararın tek davada ileri sürülmesi durumunda ortaya çıkar. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.110’a göre davacı, şartları varsa aynı davalıya karşı birden fazla bağımsız asli talebi tek dilekçede ileri sürebilir. Bu yapı objektif dava yığılması olarak adlandırılır.
Marka hakkına tecavüzün tespiti ve men’i gibi parasal olmayan talepler ile maddi veya manevi tazminat arasında aynı hukuka aykırı kullanımdan kaynaklanan gerçek bir bağlantı bulunabilir. Bu durumda yargısal incelemenin bölünmesi, aynı ihlal olgusunun farklı süreçlerde tekrar tartışılmasına neden olabilir. Yargıtay ve bölge adliye mahkemelerinin bazı kararlarında bağlantılı taleplerin bir bütün olarak görülmesi gerektiği ve birleşik dava için arabuluculuk dava şartının aranmayacağı kabul edilmiştir.
Ancak yalnızca arabuluculuk yükümlülüğünden kaçınmak amacıyla dilekçeye şeklen bir tespit veya men talebi eklemek güvenilir bir yöntem değildir. Talebin gerçekten bağımsız bir hukuki korumaya yönelmesi, hukuki yarar taşıması ve diğer taleplerle bağının ortaya konulabilmesi önemlidir. İhlal çoktan sona ermişken somut bir önleme ihtiyacı açıklanamıyorsa bu durum ayrıca incelenir.
Birden fazla farklı fikrî hakka dayanılarak açılan ve hukuki koruma türlerinin iç içe geçtiği uyuşmazlıklarda ise konu, karma fikrî mülkiyet davalarında arabuluculuk çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. Marka davasıyla patent, tasarım veya telif davası yalnızca konu benzerliği nedeniyle özdeş sayılamaz.
Yargı Kararlarında Birleşik Taleplerin Durumu
Yargıtay’ın Bağlantılı Taleplere Yaklaşımı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.12.2020 tarihli, E.2020/933, K.2020/5776 sayılı kararında, telif hakkı ihlali ve haksız rekabetin tespiti ile ref’i yanında maddi ve manevi tazminat da istenmiştir. Daire çoğunluğu, birbirine bağlı parasal ve parasal olmayan taleplerin tek dava kapsamında ileri sürülmesi hâlinde arabuluculuk şartı aranmadan uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle usulden ret kararını bozmuştur. Karar doğrudan marka uyuşmazlığına ilişkin olmasa da objektif dava yığılmasına ilişkin usul ilkesi bakımından önemlidir. Kararın erişilebilir metni bu ayrımı göstermektedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.12.2025 tarihli, E.2025/2668, K.2025/7412 sayılı kararı ise doğrudan marka hükümsüzlüğü, tecavüzün tespiti ve tazminat istemlerinin birlikte ileri sürüldüğü bir dosyaya ilişkindir. Daire, tek başına açıldığında zorunlu arabuluculuğa tabi olan tazminat isteminin, arabuluculuğa tabi olmayan hükümsüzlük istemiyle birlikte açıldığında ayrıca arabuluculuğa tabi olmayacağının gözetilmemesini doğru bulmamıştır. Bununla birlikte somut dosyada temyiz eden tarafın sıfatı ve temyizin kapsamı nedeniyle sonuç olarak onama kararı verilmiştir. Dolayısıyla bu kararın gerekçesindeki dava şartı tespiti ile hüküm sonucunu birbirinden ayırmak gerekir.
Marka Uyuşmazlığına İlişkin Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 27.03.2025 tarihli, E.2022/1527, K.2025/547 sayılı kararında, marka hükümsüzlüğü ve tecavüzün tespiti ile men’i yanında tazminat istenmesi hâlinde arabuluculuk dava şartının aranmayacağı değerlendirilmiştir. Mahkeme, başlangıçta birlikte ileri sürülen tazminat talebinin sonradan dosyadan ayrılıp tekrar birleştirilmiş olmasının, açılışta mevcut olmayan arabuluculuk dava şartını kendiliğinden yaratmayacağını da belirtmiştir.
Buna karşılık uygulama bütünüyle ihtilafsız değildir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 15.03.2021 tarihli, E.2021/1546, K.2021/2428 sayılı kararında, tespit ve men ile tazminatın birlikte istendiği davada arabuluculuk eksikliği gerekçesiyle verilmiş usulden ret kararı, temyizin vekâlet ücretine yönelik kapsamı içinde çoğunlukça onanmıştır. Karşı oyda ise birlikte ileri sürülen talepler nedeniyle dava şartının aranamayacağı savunulmuştur. Bu kararın usuli bağlamı ve sonraki kararların açık gerekçeleri birlikte değerlendirilmeden tek bir karardan mutlak sonuç çıkarılmamalıdır.
Pratik sonuç: Birleşik davaların tamamının hiçbir koşulda arabuluculuğa tabi olmadığı söylenemez. Talep sonucunun gerçek içeriği, talepler arasındaki hukuki bağlantı, dava tarihi ve somut dosyada uygulanacak yaklaşım birlikte ele alınmalıdır. Parasal taleplerin açıkça ayrılabildiği ve zaman bakımından imkân bulunan durumlarda dava öncesi arabuluculuğa başvurmak, usuli ret tartışması riskini azaltabilir; ancak bu, kanunen şart olmayan tüm taleplerde zorunluluk bulunduğu anlamına gelmez.
Somut Dava Örnekleriyle Dava Şartı Denetimi
Aşağıdaki örnekler varsayımsaldır; belirli bir yargı dosyasına veya kesin sonucu garanti eden bir kurala karşılık gelmez.
- Yalnız para talebi: Hak sahibi, daha önce sona erdiğini belirttiği izinsiz satışlar nedeniyle yalnızca 300.000 TL maddi tazminat ister. Parasal tazminat davası bakımından dava öncesi arabuluculuk kural olarak zorunludur.
- Yalnız kullanımın durdurulması: Hak sahibi, tabeladaki markasal kullanımın önlenmesini ve tabelanın kaldırılmasını talep eder; para istemez. Bu talep, TTK m.5/A kapsamında parasal bir dava değildir.
- Bağlantılı talepler: Hak sahibi, devam eden taklit ürün satışının durdurulması, ihlalin tespiti ve aynı satışlardan doğan maddi zararın tazminini aynı dilekçede ister. Objektif dava yığılmasına ilişkin içtihat uyarınca arabuluculuk şartının aranmadığı bir durum söz konusu olabilir; taleplerin gerçekten bağlantılı olup olmadığı değerlendirilir.
- Bağımsız ve ilgisiz para kalemi: Marka ihlaliyle ilgisi kurulmadan aynı dilekçeye ayrı bir ticari sözleşmeden doğan para alacağı eklenir. Yalnızca aynı dilekçede yer almak, bu alacağı arabuluculuk dava şartından kendiliğinden çıkarmaz.
Çevrim içi satışların derhâl sona erdirilmesi gerektiği durumlarda e-ticarette marka hakkı ihlali, kullanımın önceden belgeye bağlanması gerektiğinde ise marka ihlalinde delil tespiti ayrı süreçleri ifade eder. Bu işlemlerin yürütülmesiyle arabuluculuk dava şartının mevcut olup olmadığı birbirine karıştırılmamalıdır.
Arabuluculuğa Başvuru, Süre ve Son Tutanak
Dava şartının bulunduğu bir marka tazminat uyuşmazlığında arabuluculuğa başvuru, 6325 sayılı Kanun m.18/A uyarınca yetkili mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna; büro bulunmayan yerlerde bu işle görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. Karşı taraf en geç ilk toplantıda büro yetkisine ilişkin itirazını ileri sürebilir. Taraflar, sicilde kayıtlı belirli bir arabulucu üzerinde anlaşabilir; aksi durumda arabulucu büro tarafından görevlendirilir.
Ticari uyuşmazlıklar bakımından özel süre uygulanır: TTK m.5/A/2 uyarınca arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde süreci sonuçlandırır; zorunlu hâllerde bu süre en fazla iki hafta uzatılabilir. HUAK m.18/A/9’daki genel üç haftalık ve bir haftalık uzatma süresi, ticari davalar için öngörülen bu özel düzenlemeyle karıştırılmamalıdır.
Başvuru yapılırken tarafların kimlik ve iletişim bilgileriyle birlikte uyuşmazlığın somut biçimde açıklanması önem taşır. Özellikle hangi marka kullanımından, hangi dönemden ve hangi tazminat kalemlerinden söz edildiği belirtilmelidir. Görüşmeler sırasında ileri sürülmeyen bağımsız bir parasal talebin, sırf taraflar arasında başka bir arabuluculuk görüşmesi yapılmış olduğu için dava şartını karşıladığı varsayılmamalıdır.
Taraflar anlaşamazsa arabulucu son tutanağı düzenler. HUAK m.18/A/2 uyarınca davacı, anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Başvuru yapılmış olmasına rağmen belgenin eklenmemesiyle, dava öncesinde hiç arabuluculuk başvurusu yapılmaması farklı usuli durumlardır.
Arabuluculuk Başvurusu Yapılmadan Dava Açılırsa Ne Olur?
Dava şartına tabi bir tazminat davası arabulucuya hiç başvurulmadan açılmışsa HUAK m.18/A/2, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesini öngörür. Dava açıldıktan sonra ilk kez arabuluculuğa başvurulması, bu özel düzenleme karşısında eksikliği kendiliğinden gideren güvenilir bir yol değildir.
Buna karşılık arabuluculuğa dava öncesinde başvurulmuş ancak anlaşamama son tutanağı dilekçeye eklenmemişse mahkeme, belgenin sunulması için bir haftalık kesin süre ve gerekli ihtarı verir. Tutanak belirtilen sürede sunulmazsa dava usulden reddedilir. Burada verilen süre, hiç yapılmamış arabuluculuk başvurusuna sonradan başlanması için tanınmış bir süre değildir.
HMK m.114/2 ve m.115, özel kanunlarda düzenlenen dava şartlarının mahkeme tarafından kendiliğinden incelenmesine imkân tanır. Ancak davanın usulden reddi, marka hakkının maddi hukuk bakımından mutlaka bulunmadığı anlamına gelmez; mahkeme esasa girilmeden hüküm kurmuş olur. Yeni dava açılması ihtimali değerlendirilirken ayrıca marka hakkına tecavüzde zamanaşımı ve usuli sonuçlar dikkate alınmalıdır.
Arabuluculuk Anlaşmasının Kapsamı ve Sınırları
HUAK m.1/2 uyarınca arabuluculuk, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıkları için mümkündür. Marka kullanımının durdurulması, belirli bir tazminat bedelinin ödenmesi, stokların tasfiyesine ilişkin özel hukuk yükümlülükleri veya tarafların gelecekteki ticari davranışlarının düzenlenmesi, hukuken elverişli oldukları ölçüde müzakere edilebilir. Dava şartı bulunmayan bir talepte de taraflar isterlerse ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir.
Bununla birlikte arabuluculuk anlaşması, sırf taraflar imzaladığı için tescilli bir markayı herkese karşı hükümsüz kılan mahkeme kararının ya da idari sicil işleminin yerine geçmez. Sicili etkileyen ayrı başvuru ve karar şartları saklıdır. Ayrıca üçüncü kişilerin hakları, emredici hükümler ve arabuluculuğa elverişlilik sınırları anlaşmayla ortadan kaldırılamaz.
HUAK m.18 uyarınca anlaşma belgesinin kapsamı taraflarca belirlenir. Kanunda öngörülen imza ve diğer şartlara göre belgeye icra edilebilirlik şerhi alınması gerekebilir veya belge doğrudan ilam niteliğinde olabilir. Anlaşmaya varılan hususlar hakkında yeniden dava açılamaması kuralı da m.18/5’te yer alır. Bu nedenle anlaşmanın hangi kullanımı, hangi dönemi, hangi tazminat kalemlerini ve hangi yükümlülükleri kapsadığının açık yazılması gerekir.
Marka sahibinin bir lisans ilişkisi içinde izin verdiği kullanımın kapsamı veya lisans alanın yetkileri uyuşmazlığa etki ediyorsa, marka lisansı alanın dava açma hakkı ayrıca incelenmelidir. Arabuluculuk anlaşması, hak sahipliği ve temsil yetkisindeki eksiklikleri kendiliğinden gidermez.
Acil Koruma, Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler
Arabuluculuk süreci, marka ihlalinin devam ettiği sırada acil hukuki korumaya ihtiyaç duyulmasını ortadan kaldırmaz. SMK m.159 çerçevesinde gereken şartlar varsa marka hukukunda ihtiyati tedbir istenebilir. İhtiyati tedbirin verilip verilmeyeceği, arabuluculuğun yürütülmesinden ayrı olarak kanuni koşullarına göre değerlendirilir.
HUAK m.18/A/15’e göre arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Aynı maddenin 16. fıkrası, dava öncesi ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararını takip eden dava açma sürelerinin de belirtilen aralıkta işlemeyeceğini düzenler. Bununla birlikte sürenin hangi tarihte başladığı, tedbirin ne zaman uygulandığı ve hangi talebe ilişkin olduğu ayrıca kontrol edilmelidir.
Arabuluculuk başvurusu kendi başına ihlal konusu ürünleri toplatmaz, satışları durdurmaz veya delillerin korunmasını sağlamaz. Özellikle geçici dijital içerik, kısa süreli kampanya veya fiziksel taklit ürünün piyasadan kaldırılması riski varsa delilin zamanında güvence altına alınması ile mahkemeden geçici koruma istenmesi birbirinden bağımsız olarak planlanmalıdır. Çoklu haklara dayalı tedbirlerin kendine özgü sorunları için birden fazla fikrî hakka dayalı ihtiyati tedbir incelemesine başvurulabilir.
Dava Öncesi Kontrol ve Sık Yapılan Hatalar
Marka hakkına tecavüz iddiasında arabuluculuğun zorunlu olup olmadığı belirlenirken aynı anda şu hususlar kontrol edilmelidir:
- Talep sonucu: Yalnız para ödenmesi mi, yalnız ihlalin durdurulması mı, yoksa birden fazla bağımsız talep mi isteniyor?
- Talep bağlantısı: Tazminat ile para dışı talep aynı ihlale mi dayanıyor; HMK m.110 anlamında gerçek bir dava yığılması var mı?
- Taraflar: Arabuluculuğa başvuran kişiyle davacı, karşı tarafla davalı aynı uyuşmazlık kapsamında mı; temsil ve dava takip yetkisi mevcut mu?
- Başvuru kapsamı: Görüşmelerde marka, ihlal dönemi, istenen tazminat türü ve uyuşmazlık yeterince belirlenmiş mi?
- Belge ve tarih: Arabuluculuk başvuru tarihi dava tarihinden önce mi; son tutanak usulüne uygun biçimde alınmış mı?
- Acil koruma: Satışın sürmesi, delillerin kaybolması veya zamanaşımı riski nedeniyle ayrıca tedbir ya da delil tespiti gerekiyor mu?
Dava açmadan önce gönderilen marka hakkına tecavüz ihtarnamesi, muhataba kullanımın durdurulması için fırsat verebilir ve uyuşmazlığın kapsamını açıklığa kavuşturabilir. Ancak ihtarname veya taraflar arasındaki sıradan sulh görüşmeleri, kanunen zorunlu arabuluculuğun yerine geçmez. Benzer biçimde marka ihlali nedeniyle ceza soruşturması başlatılması, marka hakkına tecavüz suçu yönünden ayrı bir yol olup parasal hukuk davasındaki arabuluculuk şartını kendiliğinden karşılamaz.
Sıkça Sorulan Sorular
Marka hakkına tecavüzün tespiti davasında arabuluculuk zorunlu mu?
Yalnız ihlalin tespiti isteniyor ve para ödenmesine ilişkin bağımsız bir talep bulunmuyorsa TTK m.5/A’daki parasal dava şartı kural olarak uygulanmaz. Ancak hukuki yarar ve dava açma koşulları ayrıca incelenir.
Marka tecavüzü nedeniyle manevi tazminat için arabuluculuk gerekir mi?
Tek başına açılan ve bir miktar paranın ödenmesini hedefleyen manevi tazminat davasında kural olarak gerekir. Manevi tazminatın parasal olmayan bir zarar türüne dayanması, hüküm sonucunun para ödenmesi olmasını değiştirmez.
Men ve maddi tazminat aynı davada istenirse arabuluculuk şartı kalkar mı?
Bağlantılı tespit veya men talebiyle tazminatın birlikte istendiği davalarda arabuluculuk şartının aranmadığı Yargıtay ve BAM kararları vardır. Bunun her birleşik dilekçe için otomatik sonuç olduğu söylenemez; gerçek bağlantı ve talebin niteliği değerlendirilmelidir.
Tazminat davasını açtıktan sonra arabulucuya başvurabilir miyim?
Kanunen dava şartı olan hâllerde başvurunun dava açılmadan önce yapılması gerekir. Hiç başvuru yapılmadan açılan davada, sonradan başvuru yapılması HUAK m.18/A/2’deki özel usulden ret sonucunu güvenilir biçimde ortadan kaldırmaz.
Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa dava açılabilir mi?
Evet. Uyuşmazlık bakımından gerekli görüşme süreci tamamlanıp anlaşamama son tutanağı düzenlendiğinde, diğer dava şartları da mevcutsa dava açılabilir. Tutanak, dava şartına tabi talepler için dava dilekçesine eklenmelidir.
Arabuluculuğa başvurmak ihtiyati tedbir istemeyi engeller mi?
Hayır. Kanuni koşulları bulunan bir ihtiyati tedbir talebi ayrıca ileri sürülebilir. HUAK m.18/A/16, dava öncesinde verilmiş tedbirleri tamamlayan dava açma süresi bakımından arabuluculuk süresinin etkisini özel olarak düzenler.
Patent, tasarım ve telif davalarında aynı arabuluculuk kuralı mı geçerli?
Parasal ticari taleplere ilişkin genel normlar ortak olabilir; ancak her hak türündeki dava ve talep yapısı ayrıca değerlendirilir. Bu ayrım patent tazminatı davalarında arabuluculuk, tasarım tazminatında arabuluculuk ve telif uyuşmazlıklarında arabuluculuk başlıklarında kendi kapsamları içinde ele alınır.
Sonuç
Marka hakkına tecavüzde arabuluculuk, dava türüne değil talep sonucunun parasal niteliğine göre değerlendirilir. Tek başına açılan parasal tazminat davasında arabuluculuk kural olarak dava şartıdır; yalnız ihlalin tespiti veya önlenmesi talebinde ise değildir. Bağlantılı parasal ve para dışı talepler birlikte ileri sürüldüğünde Yargıtay ve bölge adliye mahkemesi kararlarında dava şartının aranmadığı örnekler vardır; buna rağmen somut bağlantı, dilekçenin gerçek içeriği ve usuli riskler göz ardı edilmemelidir. Talep türlerinin birlikte planlanması ve uygun hukuki yolun belirlenmesi konusunda marka hakkının korunmasına ilişkin hukuki danışmanlık ve temsil kapsamında değerlendirme yapılabilir.
Yazar Avukat Fatih Sefer