Marka birlikte var olma sözleşmesi, aynı veya benzer işaretleri kullanan hak sahiplerinin, markalarını hangi mal ve hizmetlerde, hangi coğrafi alanlarda ve hangi sunum koşullarıyla kullanacaklarını karşılıklı taahhütlerle belirledikleri anlaşmadır. Amaç, tarafların meşru ticari faaliyetlerini sürdürürken karıştırılma ve uyuşmazlık riskini yönetmektir. Sözleşmenin geçerli ve uygulanabilir olması için tarafların tasarruf yetkisi, markaların ve kullanım alanlarının açık tanımlanması, yükümlülüklerin ölçülebilirliği ve emredici hukuk kurallarına uygunluk önemlidir. Bu anlaşma, tek başına TÜRKPATENT nezdinde tescil izni veya üçüncü kişilere karşı sınırsız koruma sağlamaz.
- Birlikte var olma sözleşmesinin hukuki niteliği
- Muvafakatname, lisans ve fiili birlikte kullanım farkı
- Geçerlilik ve müzakere öncesi inceleme
- Sözleşmede düzenlenmesi gereken hükümler
- Somut sözleşme kurgusu örneği
- Tescil, itiraz ve hükümsüzlük üzerindeki etkiler
- Yargı kararlarında birlikte var olma
- İhlal, delil, yaptırım ve uyuşmazlık çözümü
- Süre, fesih, devir ve üçüncü kişiler
- Sıkça sorulan sorular
- Sonuç
Marka birlikte var olma sözleşmesi nedir, hukuki niteliği nedir?
Birlikte var olma anlaşması (coexistence agreement), özellikle benzer marka adlarının farklı ticari faaliyetlerde kullanılması, eski iş ortaklarının ayrılması, farklı bölgelerde faaliyet gösteren işletmelerin büyümesi veya tarafların karşılıklı marka itirazlarından kaynaklanan risklerini yönetmek istemesi hâlinde gündeme gelir. Anlaşmayla taraflardan biri belirlenmiş sınırlar içinde diğerinin kullanımına itiraz etmemeyi; diğeri de örneğin belirli ürünlere girmemeyi, görsel sunumunu ayrıştırmayı veya belirli dijital adreslerden kaçınmayı üstlenebilir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK), “birlikte var olma sözleşmesi” adı altında bağımsız ve ayrıntılı bir sözleşme tipi düzenlememiştir. Bu sebeple anlaşmanın temelini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.26’daki sözleşme özgürlüğü ve m.27’deki geçerlilik sınırları oluşturur. Marka hukuku bakımından ise özellikle SMK m.5/3, m.6 ve m.7 önem taşır. Tarafların yazılı metne verdikleri isim değil, hangi kullanım veya kaçınma borçlarını üstlendikleri belirleyicidir.
Hukuki çerçeve: TBK m.26 tarafların sözleşme içeriğini kanuni sınırlar içinde belirlemesine izin verir. TBK m.27, emredici hükümlere, kamu düzenine veya diğer sayılan geçerlilik sınırlarına aykırı kayıtlar bakımından kesin hükümsüzlük öngörür. SMK m.6/1 ise markalar arasındaki ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalini, önceki hak sahibinin itirazı üzerine değerlendirilen bir nispi ret nedeni olarak düzenler.
Önceki hak sahibi açısından bu sözleşme, belirli fiillere izin verme ve belirli talepleri ileri sürmeme taahhüdü içerebilir. Sonraki kullanıcı açısından ise belirlenen sınırların dışına çıkmama borcu doğurur. Bununla birlikte iki işletmenin sözleşme imzalaması, bütün tüketici risklerinin ortadan kalktığı veya tarafların bütün hukuki yollarından geri dönülmez biçimde vazgeçtiği anlamına gelmez. Sözleşmenin her hükmü kapsamı ve geçerlilik şartları içinde yorumlanır.
Birlikte var olma sözleşmesi, muvafakatname ve lisans aynı şey değildir
Uygulamada üç ayrı ilişki karıştırılır. Birincisi taraflar arasında sürekli ticari kullanımı düzenleyen anlaşma; ikincisi belirli bir marka başvurusunun tesciline ilişkin resmî muvafakat; üçüncüsü ise marka sahibinin markasını bir başkasına kullandırdığı lisanstır. Bunların amaçları ve etkileri farklıdır.
| İşlem | Temel işlev | Önemli sınır |
|---|---|---|
| Birlikte var olma sözleşmesi | İki veya daha fazla tarafın ayrı işaretleri hangi koşullarla kullanacağını ve ihtilafları nasıl yöneteceğini belirler. | Kural olarak taraflar arasında borç doğurur; Kurumun yasal incelemesini kendiliğinden bertaraf etmez. |
| Marka muvafakatnamesi | SMK m.5/3 kapsamındaki belirli başvurunun, m.5/1-ç engeline rağmen tescil edilebilmesine yönelik özel işlemdir. | Kanunun aradığı noter onaylı belge ve Kuruma sunum şartları ayrı değerlendirilir. |
| Marka lisansı | Hak sahibinin kendi markasını, belirlenen kapsamda başka bir kişiye kullandırmasıdır. | SMK m.24’ün lisans hükümleri gündeme gelebilir; her birlikte var olma anlaşması lisans değildir. |
Örneğin iki farklı işletmenin kendi markalarını ayrı ürün gruplarında kullanması konusunda uzlaşmaları, sırf bu nedenle aralarında lisans ilişkisi kurmaz. Buna karşılık sözleşmenin belirli bir maddesi, taraflardan birine diğerinin tescilli markasını kullanma yetkisi veriyorsa o bölümün lisans olarak nitelendirilmesi ve marka lisans sözleşmesine ilişkin hükümlerin ayrıca incelenmesi gerekebilir.
Resmî muvafakatname ise özellikle SMK m.5/1-ç kapsamında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretlerin aynı ya da aynı tür mal ve hizmetlerde tescil engeline takılması bakımından önemlidir. Tarafların adi yazılı birlikte var olma protokolü bu özel belgeyi otomatik olarak ikame etmez. Noter onaylı muvafakatin koşulları, başvuruyla bağlantısı ve Kurum işlemleri, bağımsız olarak marka muvafakatnamesi incelemesinin konusudur.
Bir başka ayrım fiilî birlikte kullanımdır. Taraflar yıllarca anlaşmazlık yaşamadan aynı veya benzer işaretleri kullanmış olabilir; fakat bu olgu tek başına yazılı bir sözleşmenin varlığını, bütün gelecek kullanımlara sınırsız rızayı veya belirli bir hukukî sonucu ispatlamaz. Geçmişteki rıza, ortak emek, tüketici algısı ve kullanımın biliniyor olması ancak somut delillerle değerlendirilir.
Birlikte var olma sözleşmesinin geçerlilik şartları ve ön inceleme
1. Taraflar ve tasarruf yetkisi açık olmalıdır
Öncelikle anlaşmayı imzalayan kişi veya şirketin hangi markanın ve başvurunun sahibi olduğu; devir, ortak sahiplik, lisans veya grup şirketi ilişkisi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. TÜRKPATENT kayıtları, başvuru ve tescil numaraları, hak sahibinin unvanı, vekâlet ve temsil yetkisi incelenmeden verilen geniş izinler ileride yetki itirazına açık kalır. Bir şirketin markasını başka bir grup şirketi kullanıyorsa, imzacı şirketin o kullanımı hangi yetkiye dayanarak taahhüt ettiği ayrıca gösterilmelidir.
Üçüncü kişilerin hakları sözleşmeyle bertaraf edilemez. Taraflar yalnız kendi tasarruf alanları içinde taahhütte bulunabilir; başka marka sahipleri, lisans alanlar veya önceki hak sahipleri bakımından kendiliğinden hak kaybı doğmaz. Mevcut lisans ve dağıtım düzenlemeleri de yeni sözleşmeyle çelişip çelişmedikleri yönünden incelenmelidir.
2. Markalar ve gerçek karıştırılma riski belirlenmelidir
Sözleşme öncesinde yalnız marka adlarını karşılaştırmak yeterli değildir. İşaretlerin kelime, şekil ve ses yönünden benzerliği; tescilli mal ve hizmetler; fiilen sunulan ürünler; satış kanalları; hedef tüketiciler; tanınmışlık ve geçmiş şikâyetler incelenmelidir. Bu değerlendirme, marka benzerliği ve karıştırılma ihtimali analizinden beslenir. Ayrıca tüketicinin iki işletmeyi ekonomik olarak bağlantılı sanması olasılığı da değerlendirilmelidir.
Sözleşme, belirsiz bir “taraflar markalarını serbestçe kullanabilir” cümlesiyle yetinmemelidir. Böyle bir kayıt, fiilen aynı müşteriye hitap eden ve sunumları birbirine çok yakın işaretler bakımından çatışmayı çözmek yerine büyütebilir. Ön incelemenin amacı, hukuki riskle uyumlu, uygulanabilir ve doğrulanabilir bir kullanım haritası oluşturmaktır.
3. Yazılılık, açıklık ve emredici sınırlar gözetilmelidir
Salt tarafların kendi markalarını hangi koşullarda kullanacağını düzenleyen birlikte var olma anlaşması için SMK’da her durumda geçerli, bağımsız bir noter şekli öngörülmemiştir. Bununla birlikte yazılı ve yetkili temsilcilerce imzalanmış bir metin, ispat, yorum ve uygulanabilirlik açısından önemlidir. Metin ayrıca bir marka devri, lisans, resmî muvafakat veya dava içi sulh işlemi içeriyorsa ilgili işlemin kendi şekil ve usul kuralları ayrıca uygulanır.
Taraflar sözleşme özgürlüğüne dayanarak mutlak ret nedenlerini, kamusal denetimi, üçüncü kişilerin haklarını veya emredici rekabet kurallarını ortadan kaldıramaz. Birden çok pazar oyuncusu arasında yapılan anlaşmada ticari alanların paylaşılması rekabet hukuku yönünden ayrıca değerlendirme gerektirebilir. Bu nedenle belirlenen sınırlar, karıştırılma riskini azaltma amacıyla orantılı ve hukuken savunulabilir olmalıdır.
Marka birlikte var olma sözleşmesinde hangi maddeler bulunmalıdır?
İyi hazırlanmış bir sözleşmenin amacı yalnız mevcut davayı kapatmak değil, gelecekte hangi davranışın sözleşmeye uygun veya aykırı olduğunu tartışmasız biçimde gösterebilmektir. Bu amaçla aşağıdaki başlıkların somutlaştırılması gerekir.
Markaların ve mal-hizmet kapsamının tanımlanması
Tarafların marka örnekleri, tescil veya başvuru numaraları, ilgili mal ve hizmet tanımları eklerde ayrı ayrı gösterilmelidir. Sınıf numarasını tek başına yazmak yeterli olmayabilir; aynı Nice sınıfındaki ürünlerin tamamı aynı pazarda değildir. Örneğin “25. sınıfta kullanabilir” yerine, somut ürün alt grupları ve tarafların girmeyecekleri alanların ayrıca sayılması daha belirleyicidir. Yeni ürünler, alt markalar, seri markalar ve marka örneğindeki değişiklikler için ön bildirim veya ek protokol mekanizması kurulabilir.
Coğrafi bölge ve satış kanallarının sınırlandırılması
Taraflar belirli bölgelerde fiziksel mağazacılık, distribütörlük veya hizmet sunumu bakımından ayrım öngörebilir. Ancak internet satışlarının sınır aşan niteliği nedeniyle yalnız “A tarafı batıda, B tarafı doğuda faaliyet gösterir” biçimindeki kayıt, çevrim içi reklam ve teslimat uyuşmazlıklarını çözmez. Sözleşmede e-ticaret siteleri, pazaryerleri, sosyal medya, reklam hedeflemesi, alan adları ve uluslararası satış ihtimalleri somut biçimde ele alınmalıdır. Bu kayıtların rekabet hukuku yönünden geçerliliği ayrıca incelenmelidir.
Alan adı ile markanın çatışması söz konusuysa marka ve alan adı uyuşmazlıkları, reklam amaçlı anahtar kelime seçimi söz konusuysa anahtar kelime reklamında marka ihlali başlıkları ayrıca önem kazanır. Birlikte var olma sözleşmesi bu alanlar için yalnız kullanım sınırını ve tarafların karşılıklı yükümlülüğünü kurmalıdır.
Logo, ambalaj ve tüketiciye sunumun ayrıştırılması
Yalnız farklı mal grupları seçilmesi bazı uyuşmazlıklarda yeterli olmayabilir. Taraflar, birbirinin logosunu, özgün yazı karakterini, baskın renk düzenini veya ambalaj kompozisyonunu taklit etmeme; belirli ayırt edici ek ibareleri kullanma; işletme unvanlarını görünür kılma ya da tüketiciyi ortak işletme ilişkisi konusunda yanıltacak tanıtımlardan kaçınma borçları üstlenebilir. Bu önlemlerin somut örnekleri sözleşme ekindeki görsellerle gösterilebilir.
“Taraflar birbirinden bağımsız işletmelerdir” açıklaması, uygun bir kullanımda yardımcı olabilir; ancak her karıştırılma ihtimalini tek başına ortadan kaldıracağı varsayılmamalıdır. Değerlendirme her zaman ilgili tüketicinin karşılaştığı toplam ticari sunuma göre yapılır.
Yeni başvuru, itiraz ve dava davranışlarının düzenlenmesi
Sözleşme, belirlenen işaret ve mal-hizmet alanlarıyla sınırlı olmak üzere hangi başvurulara itiraz edilmeyeceğini, önceki itirazların geri çekilip çekilmeyeceğini, devam eden davalarda sulh iradesinin nasıl uygulanacağını ve yeni başvurularda önceden bilgi verme yükümlülüğünü belirleyebilir. Buna karşılık “hiçbir koşulda ve hiçbir tarihte birbirine dava açılmaz” şeklindeki sınırsız hükümler, beklenmeyen ihlaller ve emredici hükümler bakımından ciddi yorum ve geçerlilik sorunları doğurabilir.
Özellikle anlaşmanın yeni markalar, marka uzantıları ve mevcut işaretlerin değiştirilmiş biçimleri için otomatik izin verip vermediği açıkça yazılmalıdır. Marka başvurusuna itiraz ile marka hükümsüzlüğü davası farklı süreçlerdir; birinden vazgeçme, diğerinden de kapsamı belirsiz biçimde vazgeçildiği anlamına gelmemelidir.
İzleme, bildirim ve sözleşmenin güncellenmesi
Taraflar marka örneklerinde, mal-hizmet listesinde, mağaza konseptinde veya çevrim içi satış modelinde önemli değişiklik yapmadan önce birbirini bilgilendirme yükümlülüğü üstlenebilir. Şikâyet, tüketici karışıklığı, yeni bölgeye açılma ve marka devri hâllerinde görüşme takvimi ile güncelleme usulü belirlenmelidir. Değişikliklerin yazılı ek protokolle yapılması ve güncel eklerin versiyonlarının saklanması, sonradan hangi kullanımın izinli olduğunun ispatını kolaylaştırır.
İhlal bildirimi, düzeltme süresi ve yaptırım
İhlalin ne sayılacağı, bildirimin hangi adrese yapılacağı, düzeltmeye elverişli aykırılıklarda kaç gün süre tanınacağı ve ağır aykırılıklarda hangi taleplerin saklı tutulduğu açık olmalıdır. Taraflar uygun koşullarda ceza koşulu kararlaştırabilir; fakat TBK m.179–182 hükümleri, ceza koşulunun asıl borçla ilişkisi ve indirilmesi gibi konular ayrıca değerlendirilmelidir. Cezai şartın varlığı, tek başına her durumda marka hakkına tecavüzün gerçekleştiğini veya istenen bütün zarar kalemlerinin otomatik doğduğunu göstermez.
Örnek: Benzer iki marka için sınırların somutlaştırılması
Tamamen varsayımsal bir örnekte, “LORA” ve “LORA+” işaretlerini kullanan iki ayrı şirketin geçmişten gelen uyuşmazlığını düşünelim. Bir şirket hazır giyim ürünlerinde, diğeri spor eğitim hizmetlerinde faaliyet gösteriyor olsun. Taraflar gelecekteki kullanım risklerini yönetmek için şu türden karşılıklı taahhütler üzerinde anlaşabilir:
- Birinci şirketin belirlenen hazır giyim ürünleriyle, ikinci şirketin belirlenen spor eğitim hizmetleriyle sınırlı kalması ve yeni alana girişte karşı tarafa bildirim yapması.
- İkinci şirketin, kıyafet ürünlerinde kendi işaretini bağımsız bir ürün markası olarak kullanmaması; hizmetin tanıtımına ilişkin zorunlu görsellerin ise ayrıca belirlenmesi.
- Her iki şirketin logo, ambalaj, sosyal medya hesap adı ve alan adlarında karşı tarafla kurumsal bağ varmış izlenimi yaratacak sunumlardan kaçınması.
- Yeni ürün veya hizmetlerde sınırın tartışmalı hâle gelmesi durumunda, piyasaya çıkmadan önce yazılı görüşme ve gerekirse ek protokol yapılması.
Bu örnekte dahi yalnız sözleşme başlıklarına bakılarak işaretler arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı söylenemez. Gerçek sınıf listeleri, markaların kullanım geçmişi ve tüketici algısı incelenmelidir. Sözleşmedeki örnek kısıtlamaların rekabet hukuku bakımından geçerliliği de somut pazar koşullarına bağlıdır.
Sözleşme TÜRKPATENT’i bağlar mı, marka tesciline etkisi nedir?
Genel kural olarak hayır. İki özel hukuk kişisinin anlaşması, TÜRKPATENT’in kanundan doğan inceleme yetkisini kaldırmaz. SMK m.5’te düzenlenen mutlak ret nedenleri ile m.6’daki önceki hakka dayalı nispi ret nedenleri ayrı değerlendirilir. Taraflardan birinin belirli kapsamda itiraz etmemeyi taahhüt etmesi, Kurum nezdindeki sürenin ve işlemin kendiliğinden değiştiği anlamına gelmez.
Özellikle m.5/1-ç yönünden Kurumun resen inceleyebileceği bir tescil engeli mevcutsa, bu engelin aşılması için m.5/3’teki özel muvafakat düzenlemesi önemlidir. Adi yazılı protokolün varlığıyla “tescil kesinleşir” sonucu çıkarılamaz. Sadece tarafların gelecekte kullanıma ilişkin anlaşmasıyla, mevcut başvuruya dair kanuni başvuru, itiraz veya karar süreçleri birbirine karıştırılmamalıdır.
Öte yandan sözleşme, nispi ret nedenleri açısından tarafların kendi haklarına dayanarak izlediği tutumu etkileyebilir. Önceki hak sahibinin belirli başvurulara itiraz etmeme yükümlülüğü üstlenmesi, onun sözleşmesel sorumluluğu bakımından önemlidir. Ancak başka bir hak sahibinin itiraz hakkını veya Kurumun kanunen resen gözetmesi gereken engelleri ortadan kaldırmaz.
Benzer biçimde sözleşmenin imzalanması, daha önce açılmış bir davayı kendiliğinden sona erdirmez. Görülmekte olan davada taraflar sulh yapmak istiyorsa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.313–315 kapsamındaki işlemler; tarafların tasarruf yetkisi ve sulhun dava üzerindeki etkisi ayrıca ele alınmalıdır. İdari kararın iptali istemi içeren karma davalarda, Kurumun taraf olmadığı özel anlaşmanın etkisi de dava türüne göre farklılaşabilir.
Yargıtay kararları birlikte var olmayı nasıl değerlendiriyor?
Sulh protokolünü ihlal eden tescil girişimi: HGK kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/38, K. 2025/688, T. 05.11.2025 tarihli kararında, taraflar arasında daha önce yapılan sulh protokolüyle belirli ürünlerde markanın kullanılmayacağı taahhüt edilmesine rağmen, aynı ürünleri kapsayan bir başvuruya devam edilerek tescil alınmasını değerlendirmiştir. Genel Kurul, somut protokoldeki açık irade ve olayın koşulları çerçevesinde bu davranışı dürüstlük kuralına aykırı kötü niyetli tescil olarak nitelendirip direnme kararını bozmuştur. Uyuşmazlığın başlangıcı 556 sayılı KHK dönemine ait olmakla birlikte kararda SMK m.6/9 ve m.25’te kötü niyetin güncel düzenlenişine de değinilmiştir. Kararın tam metni (DeJure; erişim hesabı gerekebilir).
Bu kararın önemi, sözleşmeye aykırılığın her olayda yalnızca bir alacak veya tazminat tartışmasına indirgenemeyeceğini göstermesidir. Buna karşılık her sözleşme ihlalinin otomatik olarak kötü niyetli marka tescili sayıldığı sonucu da çıkarılamaz; taahhüdün lafzı, başvurunun kapsamı, imzalanma ve tescil tarihleri ile davranışın niteliği birlikte incelenir.
Ortak emek ve uzun süreli barışçıl kullanım: Yargıtay 11. HD kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1740, K. 2025/6652, T. 05.11.2025 tarihli kararında, işaretin taraf şirketlerce ortak geçmiş, karşılıklı bilgi ve rıza içinde uzun süre kullanıldığı; markanın oluşturulmasında müşterek emek ve çaba bulunduğu bir olayı incelemiştir. Daire, bu özel koşullarda tarafların birbirlerine karşı üstün hak iddiasında bulunamayacağı ve birlikte var olma olgusunun gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle kısmi hükümsüzlük kararını bozmuştur. Kararın tam metni (DeJure; erişim hesabı gerekebilir).
Buradaki sonuç, her benzer markanın sırf yıllarca yan yana bulunmasıyla mutlaka eşit hak sahipliği doğacağı şeklinde okunmamalıdır. Karardaki ortak gelişim, ortakların bilgisi, rıza ve birlikte kullanım geçmişi belirleyici somut olgulardır. Yazılı sözleşme düzenlenirken bu tür geçmiş vakıaların hangi belgelerle doğrulandığı ayrıca kayda geçirilmelidir.
Bu iki karar birlikte okunduğunda: Bir tarafta açık sınırlandırıcı sulh taahhüdüne aykırı tescil davranışı; diğer tarafta ortak emekle oluşmuş ve uzun süre barışçıl sürdürülmüş kullanım vardır. Hukuki sonuçların farklılaşması, “birlikte var olma” ifadesinin tek başına soyut bir tescil serbestisi veya mutlak savunma olmadığına işaret eder.
Sözleşme ihlal edilirse hangi talepler ve deliller gündeme gelir?
İhlalin sonuçlarını belirlemek için önce iki ayrı soru sorulur: Hangi sözleşme borcu ihlal edildi? ve Bu kullanım ayrıca marka hakkına tecavüz veya başka bir hukuka aykırılık oluşturuyor mu? Taraflardan birinin bildirim yapmadan yeni ürün grubuna girmesi sözleşmeye aykırılık oluşturabilir; ancak marka hakkına tecavüzün unsurları ayrıca değerlendirilmelidir. Tersine, sözleşmede açıkça yazılmamış bir kullanım da marka hakkının kanuni kapsamını ihlal edebilir.
Sözleşmeye aykırılıkta, somut olaya göre yükümlülüğün yerine getirilmesi, aykırılığın giderilmesi, tazminat veya geçerli bir ceza koşulunun uygulanması tartışılabilir. Ayrı bir marka hakkı ihlali varsa marka hakkına tecavüz davası kapsamında kanuni talepler ayrıca değerlendirilebilir. Aynı zararın birden çok hukuki gerekçeyle mükerrer tahsili talep edilmemelidir.
Uyuşmazlıkta özellikle şu deliller önem taşır:
- İmzalı sözleşmenin tamamı, marka görsellerini ve izinli ürünleri gösteren tarihli ekleri, değişiklik protokolleri ve temsil yetki belgeleri.
- TÜRKPATENT sicil ve başvuru kayıtları, itiraz dilekçeleri, kararlar, tescil ve yenileme tarihleri.
- İhtarlar, e-posta yazışmaları, ihlal bildirimleri, karşı tarafın cevabı ve tanınan düzeltme süreleri.
- Faturalar, ürün ve ambalaj örnekleri, reklam kayıtları, tarihli internet ekranları ve pazaryeri listelemeleri.
- Karıştırılma iddiasına özgü somut müşteri başvuruları, yanlış yönlenen talepler ve şartlarına uygun hazırlanmış tüketici araştırmaları.
Elektronik delilin içeriği kadar tarihi, hangi kullanıcıdan elde edildiği ve sonradan değiştirilip değiştirilmediği de önem taşır. İhlal iddiası ortaya çıktığında deliller mümkün olduğunca gecikmeden korunmalı; gerektiğinde usulüne uygun ihtar ve cevap süreci yürütülmelidir.
Taraflar önce görüşme, belirli bir cevap süresi, arabuluculuk veya uygun bir uyuşmazlık çözüm yöntemi kararlaştırabilir. Bununla birlikte sözleşmedeki uyuşmazlık çözüm hükmü, kanunen zorunlu dava şartları ve görev kuralları değerlendirilmeden bütün davalar için tek başına yeterli sayılamaz. Marka hakkının ihlaline ilişkin talepler bakımından arabuluculuk dava şartı ayrıca incelenmelidir.
Sözleşmenin süresi, feshi, marka devri ve sessiz kalmanın etkisi
Birlikte var olma anlaşması belirli süreli veya uygun koşullarda belirsiz süreli kurulabilir. Sürenin başlangıcı, uzama yöntemi, sona erme bildirimleri, esaslı ihlalde düzeltme süresi ve fesih sonrasında izinli stokların, reklamların, tabelaların ve dijital içeriklerin durumu açıkça yazılmalıdır. Taraflardan birinin markasını yenilememesi, yeni işaret benimsemesi veya faaliyeti bırakması hâlinde hangi hükümlerinin ayakta kalacağı da belirlenmelidir.
Marka devri ve şirket yapısındaki değişiklikler özel risk doğurur. Marka devredildiğinde yeni hak sahibinin sözleşmenin tarafı olup olmayacağı, hangi yükümlülükleri üstleneceği ve sözleşmenin yeni iş ortaklarına nasıl bildirileceği önceden düzenlenmelidir. Birlikte var olma protokolünün her şartının markayla birlikte kendiliğinden bütün sonraki hak sahiplerine karşı ileri sürülebileceği varsayılmamalıdır. Sözleşmesel borcun geçişi ile marka devrinin sicil işlemleri ayrı hukuki konulardır.
Diğer yandan SMK m.25/6’daki beş yıllık sessiz kalma yoluyla hak kaybı, birlikte var olma sözleşmesinden ayrı bir kurumdur. Önceki marka sahibinin sonraki markanın kullanımını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde birbirini izleyen beş yıl sessiz kalması, sonraki tescil kötü niyetli olmadıkça belirli hükümsüzlük iddialarını etkileyebilir. Bu koşulların varlığı, yalnız tescil tarihine veya sözleşme tarihine bakılarak otomatik kabul edilemez. Aynı şekilde her sessizlik, sözleşmenin varlığı veya sınırsız bir kullanım izni anlamına gelmez.
Taraflar geçmiş kullanıma ilişkin karşılıklı toleransı bir anlaşmada kayıt altına alabilir; ancak bu kayıt, daha önce doğmuş tüm taleplere veya henüz ortaya çıkmamış her türlü ihlale ilişkin kendiliğinden kapsamlı feragat sayılmamalıdır. Vazgeçilen ve saklı tutulan hakların somut şekilde yazılması hukuki belirlilik sağlar.
Sıkça sorulan sorular
Marka birlikte var olma sözleşmesi yapmak zorunlu mudur?
Hayır. Benzer marka sahipleri arasında kanunen her durumda böyle bir sözleşme yapılması zorunlu değildir. Ancak kullanım sınırları ve uyuşmazlık riskleri müzakereyle düzenlenebiliyorsa yazılı anlaşma hukuki belirsizliği azaltabilir.
Noter onayı olmadan birlikte var olma sözleşmesi geçerli olabilir mi?
Yalnız taraflar arası kullanım ve kaçınma borçlarını düzenleyen anlaşma için genel bir noter şartı bulunmaz. Bununla birlikte metin SMK m.5/3 kapsamında resmî muvafakat veya başka özel şekle bağlı işlem içeriyorsa o işlem yönünden kanuni şekil şartı ayrıca karşılanmalıdır.
Anlaşma imzalanınca benzer iki markanın tescili garanti edilir mi?
Hayır. Sözleşme, TÜRKPATENT’in yasal incelemesini kaldırmaz. Özellikle mutlak ret nedenleri, resmî muvafakat usulü, diğer hak sahiplerinin itirazları ve başvuruya özgü şartlar ayrıca değerlendirilir.
Taraflar aynı ürünlerde benzer markaları kullanmayı kararlaştırabilir mi?
Taraflar kullanım koşullarını müzakere edebilir; ancak aynı ürünlerde benzer sunum nedeniyle yüksek karıştırılma riski doğuyorsa sözleşme bu sorunu kendiliğinden gidermez. İşaretlerin, ürünlerin, tüketici çevresinin ve ayrıştırıcı önlemlerin somut olarak incelenmesi gerekir.
Birlikte var olma sözleşmesi her zaman lisans sayılır mı?
Hayır. Her taraf kendi işaretini bağımsız şekilde kullanıyor ve yalnız karşılıklı sınırlamalar üstleniyorsa bu ilişki zorunlu olarak lisans değildir. Taraflardan biri diğerinin markasını kullanma yetkisi alıyorsa ilgili hükmün lisans niteliği ayrıca incelenir.
Sözleşmeye aykırı yeni marka başvurusu yapılırsa ne olur?
Öncelikle sözleşme metni ve başvurunun kapsamı karşılaştırılır. Sözleşmeye aykırılık nedeniyle doğabilecek taleplerin yanında, somut olayın şartları varsa kötü niyetli tescil ve hükümsüzlük tartışması da gündeme gelebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.11.2025 tarihli kararı bu ayrım bakımından önemlidir.
Sözleşme yeni marka sahibini veya üçüncü kişileri otomatik bağlar mı?
Kural olarak sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişilere karşı otomatik ve sınırsız bağlayıcılık kabul edilemez. Devir, birleşme, halefiyet ve yükümlülüğün üstlenilmesi gibi işlemler özel olarak incelenmeli; sözleşmede bildirim ve uyarlama mekanizması öngörülmelidir.
Sonuç
Marka birlikte var olma sözleşmesi, benzer işaretlerin aynı piyasada ne ölçüde ve hangi koşullarla kullanılabileceğini düzenleyen, doğru kurulmadığında yeni uyuşmazlıklar da yaratabilen bir sözleşme aracıdır. İşaret, ürün, coğrafya, satış kanalı, görsel sunum, yeni başvuru ve yaptırım sınırları somutlaştırılmalı; resmî muvafakatname ve lisans hükümleriyle karıştırılmamalıdır. Sözleşmenin TÜRKPATENT kararlarına, önceki haklara ve üçüncü kişilere etkisi kendi hukuki koşulları içinde değerlendirilmelidir. Marka sözleşmelerinin hazırlanması ve kullanımdan doğan uyuşmazlıkların incelenmesi hakkında marka hukuku danışmanlığı ve uyuşmazlık çözümü kapsamında değerlendirme yapılabilir.
Yazar: Avukat Fatih Sefer