SPK mali durumun bozulması tedbirleri, sermaye yeterliliğini sağlayamayan, müşterilerine nakit ödeme veya sermaye piyasası aracı teslim yükümlülüğünü yerine getiremeyen ya da mali yapısı ciddi biçimde zayıflayan aracı kurum, portföy yönetim şirketi ve diğer sermaye piyasası kurumları hakkında Sermaye Piyasası Kurulunun uygulayabileceği iyileştirme, faaliyet durdurma, yetki kaldırma, tazmin, tedrici tasfiye ve iflas gibi önlemlerdir. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn) bu tedbirleri m.97’de düzenler. Hemen önceki m.96 hukuka aykırı faaliyetlerde uygulanacak tedbirleri, sonraki m.98 ise tasfiye veya iflas hâlinde sorumlu ortak ve yöneticilerin şahsen iflasını düzenler. Üç hüküm birlikte, sorunlu bir sermaye piyasası kurumunun erken uyarıdan iflasa kadar uzanan “çözümleme” sürecinin hukuki çerçevesini oluşturur.
Bu yazıda önce tedbirlerin uygulandığı kurumları ve m.96 ile m.97 arasındaki farkı açıklıyoruz. Ardından mali durumun bozulmasının ölçütlerini, Kurulun kademeli tedbirlerini, iyileştirme süresini, yöneticilere yönelik tedbirleri, malvarlığı üzerindeki tasarruf ve haciz yasağını, bankalara ilişkin özel rejimi, sorumlu ortak ve yöneticilerin şahsi iflasını ve bu kararlara karşı yargı yolunu yargı kararlarıyla birlikte ele alıyoruz.
SPK Mali Durumun Bozulması Tedbirlerine İlişkin Kanun Metni
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.96/1
“(1) Kurul, sermaye piyasası kurumlarının mevzuat, Kurulca belirlenen standartlar, esas sözleşme ve fon iç tüzüğü hükümlerine aykırı faaliyetlerinin tespit edilmesi hâlinde; ilgililerden aykırılıkların Kurulca belirlenen bir sürede giderilmesini ve kanuna, işletme amaç ve ilkelerine uygunluğun sağlanmasını istemeye ya da doğrudan bu kurumların faaliyetlerinin kapsamını sınırlandırmaya veya geçici olarak durdurmaya, tamamen veya belirli sermaye piyasası faaliyetleri itibarıyla yetkilerini iptal etmeye ya da öngöreceği diğer her türlü tedbiri almaya yetkilidir.”
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.97/1 ve 4
“(1) Kurul, sermaye piyasası kurumlarının sermaye yeterliliği yükümlülüklerini sağlayamadığı, sermaye piyasası faaliyetlerinden kaynaklanan nakit ödeme ve finansal araç teslim yükümlülüklerini yerine getiremediği veya kısa sürede yerine getiremeyeceği ya da bunlardan bağımsız olarak mali yapılarının ciddi surette zayıflamakta olduğu ya da mali durumunun taahhütlerini karşılayamayacak kadar zayıflamış olduğunun tespiti hâlinde, üç ayı geçmemek üzere verilecek uygun süre içinde mali yapılarının güçlendirilmesini istemeye ya da herhangi bir süre vermeksizin doğrudan bu kurumların faaliyetlerini geçici olarak durdurmaya; tamamen veya belirli sermaye piyasası faaliyetleri itibarıyla yetkilerini kaldırmaya; yatırımcıları tazmin kararı vermeye; sorumluluğu tespit edilen yöneticilerin ve çalışanların sahip oldukları lisansları geçici veya sürekli olarak iptal etmeye, imza yetkilerini sınırlandırmaya veya kaldırmaya ve gerektiğinde yönetim kurulunun üyelerini görevden almaya ve yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar yerlerine yenilerini atamaya; bu kurumların tedricî tasfiyelerine karar vermeye ve tasfiyenin bitmesini takiben gerektiğinde veya tedricî tasfiyeye gitmeksizin doğrudan iflaslarını istemeye veya gerekli gördüğü diğer tedbirleri almaya yetkilidir. (…)
(4) Bu Kanun uyarınca faaliyetleri Kurulca veya kendi talepleri doğrultusunda geçici olarak durdurulan sermaye piyasası kurumlarının geçici kapalılık süresi iki yılı geçemez.”
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.98/1
“(1) Kurul, sermaye piyasası kurumlarının iflası veya 86 ncı madde uyarınca tedricî tasfiyeye girmesi durumlarında, 97 nci madde uyarınca sorumlulukları tespit edilmiş bulunmak kaydıyla; doğrudan veya dolaylı yüzde onundan fazla paya sahip ortaklarının, görevden ayrılmış olan veya görevde bulunan, yönetim kurulu üyelerinin ve imzaya yetkili yöneticilerinin, portföy yönetim şirketi yöneticilerinin ve konut finansmanı fonları ile varlık finansmanı fonlarının fon kurulu üyelerinin şahsen iflaslarını istemeye yetkilidir.”
Not: Metin, 6362 sayılı Kanunun güncel metninden alınmıştır. m.96/2, m.97/2, 3 ve 5 aşağıda ilgili başlıklarda ele alınmıştır.
Bu tedbirlerin en sık uygulandığı kurumlar aracı kurumlardır. Kurulun düzenleme ve denetim sisteminin genel çerçevesi için sermaye piyasası hukuku yazımıza bakabilirsiniz.
Hangi Kurumlara Uygulanır?
SPKn m.96 ve m.97 “sermaye piyasası kurumları”ndan söz eder. Bu kavram SPKn m.35’te sayılmıştır:
- Yatırım kuruluşları (aracı kurumlar ve yatırım hizmeti sunan bankalar),
- Kolektif yatırım kuruluşları (yatırım fonları ve yatırım ortaklıkları),
- Sermaye piyasasında faaliyet gösteren bağımsız denetim, değerleme ve derecelendirme kuruluşları,
- Portföy yönetim şirketleri,
- İpotek finansmanı kuruluşları,
- Konut finansmanı ve varlık finansmanı fonları,
- Varlık kiralama şirketleri,
- Merkezî takas ve merkezî saklama kuruluşları, veri depolama kuruluşları,
- Kuruluş ve faaliyet esasları Kurulca belirlenen diğer sermaye piyasası kurumları.
Uygulamada m.97’nin en önemli muhatabı aracı kurumlardır. Çünkü müşteri nakdini ve sermaye piyasası araçlarını tutan, sermaye yeterliliği yükümlülüğü en ayrıntılı düzenlenen ve mali bozulmanın yatırımcıya en hızlı yansıdığı kurumlar onlardır. Portföy yönetim şirketleri de asgari sermaye ve özsermaye yükümlülüklerine tabidir ve bu yükümlülükleri sağlayamadıklarında aynı tedbirlerle karşılaşabilirler.
SPKn m.98’in kişi kapsamı da kurum kapsamıyla uyumludur. Şahsi iflası istenebilecek kişiler arasında portföy yönetim şirketi yöneticileri ile konut ve varlık finansmanı fonlarının fon kurulu üyeleri de açıkça sayılmıştır.
Hukuka Aykırılık (m.96) ile SPK Mali Durumun Bozulması (m.97) Arasındaki Fark
m.96 ve m.97 birbirine yakın tedbirler içerir. Her ikisinde de Kurul faaliyetleri durdurabilir, yetkileri kaldırabilir, lisansları iptal edebilir ve yöneticilere müdahale edebilir. Ancak iki hükmün tetikleyicisi ve sonuçları farklıdır:
| Özellik | m.96: Hukuka aykırı faaliyet | m.97: Mali durumun bozulması |
|---|---|---|
| Tetikleyici | Mevzuata, standartlara, esas sözleşme veya içtüzüğe aykırı faaliyet | Sermaye yeterliliği eksikliği, ödeme veya teslim güçlüğü, mali yapının zayıflaması |
| İyileştirme süresi | Kurulca belirlenen süre | En fazla üç ay |
| Tazmin ve tedrici tasfiye | Hükümde sayılmaz | Yatırımcıları tazmin kararı, tedrici tasfiye ve iflas talebi açıkça sayılır |
| Malvarlığına haciz yasağı | Hükümde öngörülmez | m.97/2-3 uyarınca geçici durdurma ve yetki kaldırmada uygulanır |
| YK üyesinin görevden alınması | Sorumluluğun mahkeme kararıyla tespiti gerekir | “Gerektiğinde” görevden alma; mahkeme kararı şartı hükümde yer almaz |
| Şahsi iflas (m.98) | Doğrudan bağlantı yok | m.97 uyarınca sorumluluğun tespiti şart |
Uygulamada Kurul sıklıkla iki hükme birlikte dayanır. Bir aracı kurumun müşteri varlıklarını izinsiz kullanması hem mevzuata aykırılık hem de mali bozulma sonucunu doğurur. Bir bölge adliye mahkemesi kararında aktarıldığı üzere Kurul, bir aracı kurumun sermaye piyasası faaliyetlerini “96 ncı ve … 97 nci maddeleri uyarınca” geçici olarak durdurmuş, ardından yatırımcıların tazminine ve tedrici tasfiyeye karar vermiştir (İstanbul BAM 13. HD, E. 2017/1078, K. 2018/14, T. 10.01.2018). Hangi hükme dayanıldığı önemlidir, çünkü m.97/3’teki haciz yasağı yalnızca m.97/1 uyarınca durdurulan kurumlar için öngörülmüştür. Bu ayrımın müşteri varlıklarına etkisini faaliyeti durdurulan aracı kurum yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
m.96’nın “her türlü tedbir” yetkisinin sınırları
m.96/1, Kurula sayılan tedbirlerin yanında “öngöreceği diğer her türlü tedbiri” alma yetkisi verir. Bu genel yetkinin kanunilik ilkesine uygunluğu Danıştay önüne gelmiştir. Olayda Kurul, müşteri nakitlerini değerlendirip elde ettiği nemayı müşterilere oransal olarak dağıtmayan bir aracı kuruma, geriye dönük beş yıl için en yüksek oranı alan müşterinin oranı esas alınarak diğer müşterilere fark ödemesi yapılmasını emretmiştir. Aracı kurum, bunun bir tazmin kararı olduğunu, Kurulun yargı yetkisini gasp ettiğini ileri sürmüştür. Bölge idare mahkemesi, Kanunun amacını belirleyen m.1 ile m.96 ve m.128’de Kurula verilen görev ve yetkiler dikkate alındığında Kurulun müşterilerin hak ve menfaatlerini korumak için gerekli tedbir ve kararları alabileceğinde tereddüt bulunmadığını kabul etmiştir. Danıştay 13. Dairesi bu kararı onamıştır (Danıştay 13. D., E. 2022/2202, K. 2022/3001, T. 04.07.2022). Karar, m.96’nın yalnızca ileriye dönük düzeltme değil, müşteri zararını gidermeye yönelik geriye dönük ödeme yükümlülüğü de içerebileceğini göstermesi bakımından önemlidir. Kararda bu tedbirin bir idari yaptırım niteliğinde olduğu ve idari para cezalarındaki beş yıllık zamanaşımıyla sınırlandırılmasının hukuka uygun olduğu da kabul edilmiştir.
SPK Mali Durumun Bozulması Ölçütleri
m.97/1, Kurulun tedbir uygulayabilmesi için dört alternatif ölçüt sayar. Bunlardan birinin tespiti yeterlidir:
- Sermaye yeterliliği yükümlülüklerinin sağlanamaması: Aracı kurumlar ve portföy yönetim şirketleri, üstlendikleri risklerle orantılı bir özsermaye tutmak zorundadır. Sermaye yeterliliği tabloları düzenli olarak Kurula raporlanır. Asgari oranın altına düşülmesi, başka bir sorun olmasa bile tedbir sebebidir.
- Nakit ödeme veya finansal araç teslim yükümlülüğünün yerine getirilememesi: Müşterinin para çekme talebinin karşılanamaması veya hisse senedinin müşteri hesabına aktarılamaması en açık bozulma belirtisidir.
- Bu yükümlülüklerin kısa sürede yerine getirilemeyecek olması: Kurul, temerrüdün gerçekleşmesini beklemek zorunda değildir. Likidite tablosu, yakın vadede ödemelerin aksayacağını gösteriyorsa tedbir alınabilir.
- Mali yapının ciddi surette zayıflaması: Bu ölçüt, ilk üçünden bağımsızdır. Sermaye yeterliliği sınırın üzerinde olsa ve ödemeler şimdilik yapılsa bile, kurumun mali yapısı ciddi biçimde bozuluyorsa Kurul harekete geçebilir.
Bu ölçütlerin tespiti genellikle bir denetim sonucunda yapılır. Kurulun denetim yetkisi kapsamında aracı kurumda yapılan yerinde incelemeler, müşteri varlıklarının MKK ve Takasbank kayıtlarıyla mutabakatı, sermaye yeterliliği tablolarının doğruluğu bu sürecin temel unsurlarıdır. Uygulamada mali bozulma çoğu zaman bir mevzuat ihlalinin, örneğin müşteri varlıklarının kurumun kendi yükümlülükleri için kullanılmasının sonucudur.
Kurulun Kademeli Tedbirleri
m.97/1’deki tedbirler hafiften ağıra doğru bir yelpaze oluşturur. Kurul, olayın ağırlığına göre bunlardan birini veya birkaçını seçer. Kanun bir sıralama zorunluluğu getirmez. Kurul, iyileştirme süresi vermeden doğrudan faaliyetleri durdurabilir.
| Tedbir | Açıklama |
|---|---|
| Mali yapının güçlendirilmesini isteme | En fazla üç aylık süre verilir. Sermaye artırımı, ortaklardan kaynak aktarımı veya riskli pozisyonların kapatılması istenebilir. |
| Faaliyetlerin geçici durdurulması | Süre verilmeden doğrudan uygulanabilir. Geçici kapalılık iki yılı geçemez (m.97/4). |
| Yetkilerin tamamen veya kısmen kaldırılması | Kurum faaliyet iznini kaybeder. |
| Yatırımcıları tazmin kararı | Yatırımcı Tazmin Merkezi devreye girer. |
| Yöneticilere yönelik tedbirler | Lisans iptali, imza yetkisinin sınırlandırılması veya kaldırılması, YK üyelerinin görevden alınması ve yenilerinin atanması. |
| Tedrici tasfiye | YTM tarafından yürütülür (m.86). |
| İflas talebi | Tasfiye sonrasında veya tasfiyeye gitmeden doğrudan. |
| Diğer tedbirler | Kurulun gerekli gördüğü her türlü önlem. |
Üç aylık iyileştirme süresi
Kurul önce kuruma mali yapısını güçlendirmesi için süre verebilir. Bu süre en fazla üç aydır. Süre içinde kurum genellikle sermaye artırımı yapar, ortaklarından kaynak sağlar, zarar eden faaliyetlerini sınırlar veya başka bir kurumla birleşme yoluna gider. Süre sonunda mali yapı düzelmezse Kurul daha ağır tedbirlere geçer.
İyileştirme süresi verilip verilmemesi Kurulun takdirindedir. Müşteri varlıklarında açık tespit edilmişse veya kurumun ödemeleri durmuşsa, süre vermek yatırımcı zararını artırabilir. Bu durumda Kurul doğrudan faaliyetleri durdurur.
Geçici durdurma ve iki yıllık sınır
Faaliyetleri geçici olarak durdurulan kurum, durdurma süresince yeni işlem yapamaz. m.97/4 uyarınca geçici kapalılık süresi iki yılı geçemez. Bu süre içinde kurum ya faaliyete geçme izni alır ya da yetkileri kaldırılır. Danıştay 13. Dairesi, sermaye yeterliliği yükümlülüğünü yerine getiremeyen ve iki yılı aşan geçici kapalılık sonrasında yetki belgesi iptal edilen bir aracı kurumun davasında iptal işlemini hukuka uygun bulmuş ve kazanılmış hak iddiasını kabul etmemiştir (Danıştay 13. D., E. 2020/800, K. 2024/3737, T. 02.10.2024). Faaliyet izninin iptaline yol açan diğer sebepler için aracı kurum faaliyet izninin iptali yazımıza bakabilirsiniz.
Tazmin ve tedrici tasfiye
Kurum müşterilerine nakit veya sermaye piyasası aracı iade edemiyorsa, Kurul SPKn m.82 uyarınca durumun tespitinden itibaren üç ay içinde yatırımcıları tazmin kararı alır. Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM), yasal sınır içinde yatırımcılara ödeme yapar. 2026 yılı için yatırımcı başına tazmin tutarı 2.065.145 TL’dir.
Tazmin sürecinin kapanmasıyla birlikte Kurul tedrici tasfiye kararı da verebilir (m.86/1). Tedrici tasfiyede kurumun organlarının yetkileri YTM’ye geçer, ödemeler durur, takipler durdurulur ve aktifler öncelikle müşteri alacaklarının ödenmesinde kullanılır. Tedrici tasfiye kararı verildiğinde, tasfiyenin kapatılması kararına kadar iflas kararı verilemez (m.86/4). Tasfiye sürecinin ayrıntıları aracı kurum tedrici tasfiyesi yazımızda anlatılmıştır. Portföy yönetim şirketi hakkında tedrici tasfiye kararı verilirse, yönettiği portföylerin başka bir kuruluşa devrine Kurulca karar verilebilir (m.86/6). Bu durumda fonun yatırımcıları için yatırım fonu tasfiyesi veya kurucu değişikliği gündeme gelir.
Yöneticilere Yönelik Tedbirler
m.97/1, kurumun kendisine yönelik tedbirlerin yanında, sorumluluğu tespit edilen yöneticilere ve çalışanlara yönelik tedbirler de öngörür:
- Lisans iptali: Sermaye piyasası faaliyet lisansları geçici veya sürekli olarak iptal edilebilir. Sürekli iptal, kişinin sektörde çalışmasını fiilen engeller.
- İmza yetkisinin sınırlandırılması veya kaldırılması: Kurumu temsil yetkisi kısıtlanabilir.
- YK üyelerinin görevden alınması: “Gerektiğinde” yönetim kurulu üyeleri görevden alınabilir ve ilk genel kurula kadar yerlerine yenileri atanabilir.
m.96/2’de YK üyelerinin görevden alınması, hukuka aykırılıkta sorumluluğun mahkeme kararıyla tespitine bağlanmıştır. m.97/1’de ise böyle bir şart yoktur. Bu fark, mali bozulmanın yatırımcılar açısından acil bir tehlike oluşturduğu ve mahkeme kararının beklenmesinin zararı büyütebileceği düşüncesine dayanır. Ancak m.97’de de tedbirin “sorumluluğu tespit edilen” kişilere uygulanması gerekir. Bu tespit, denetim raporuna ve kişinin savunmasına dayanmalıdır. Banka yönetim kurulu üyeleri için m.96/2 uyarınca BDDK’nın görüşü alınır.
Kurul, yöneticilerin müşteri varlıklarını kendi hesaplarında kullandığını tespit ederse ayrıca suç duyurusunda bulunur. Bu tür eylemler genellikle sermaye piyasasında güveni kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilir. Yukarıda anılan BAM kararına konu olayda da Kurul, faaliyet durdurmanın ardından yöneticiler hakkında SPKn m.110/1-a ve TCK m.155 kapsamında suç duyurusunda bulunulmasına karar vermiştir.
Malvarlığı Üzerindeki Tasarruf ve Haciz Yasağı
SPK mali durumun bozulması tedbirlerinin en güçlü sonuçlarından biri, kurum malvarlığının dondurulmasıdır. m.97 iki ayrı durum için bu sonucu öngörür:
- Yetkileri sürekli olarak kaldırılan kurumlar (m.97/2): Malvarlığı, yetki kaldırma kararından tedrici tasfiyenin tamamlandığının ilanına veya iflas talebinin esastan karara bağlanmasına kadar; Kurul ve YTM’nin işlemleri hariç devredilemez, rehnedilemez, teminat gösterilemez, tedbir konulamaz, haczedilemez.
- Faaliyetleri geçici olarak durdurulan kurumlar (m.97/3): Malvarlığı, durdurma kararından yeniden faaliyete geçme iznine kadar aynı korumadan yararlanır.
Her iki durumda da mevcut hacizler ve ihtiyati tedbirler düşer, icra ve iflas takipleri kendiliğinden durur, takip muamelesiyle kesilebilen zamanaşımı ve hak düşürücü süreler işlemez. Bu koruma, kurumun mallarını önce davranan alacaklıların haczetmesini ve müşteriler aleyhine bir “yarış” doğmasını önler. Kurum faaliyetine devam ederse duran işlemler kaldığı yerden devam eder.
İflas hâlinde YTM’nin yaptığı ödemelerden doğan alacakları, Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklarından sonra gelmek üzere imtiyazlı alacak olarak öncelikle tahsil edilir ve sıra cetvelinin kesinleşmesi beklenmeden ödenir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu hükümleri uygulanan banka ve kişiler yönünden ise YTM’nin alacakları Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) alacaklarından sonra gelir.
Haciz yasağının müşteri varlıklarına, MKK’da kayıtlı paylara ve kurumun alacaklılarına etkisini MKK’da kayıtlı payların haczi yazımızda da ele aldık. Müşteri varlıklarının kurum malvarlığından ayrı tutulmasının temel dayanağı ise saklama hizmeti kurallarıdır.
Bankalar İçin Özel Rejim
Bankalar da yatırım hizmeti sunduklarında sermaye piyasası kurumu niteliği kazanır. Ancak bankaların mali yapısı BDDK’nın, sorunlu bankaların çözümlenmesi ise TMSF’nin görev alanındadır. m.97/5 bu iki rejimi şöyle ayırır:
- Sermaye piyasası mevzuatına aykırılığın giderilmesi veya sermaye piyasası faaliyetinin yürütülmesine yönelik tedbirlere Kurul karar verir.
- Bunun dışındaki m.97/1 tedbirlerinin bankalar hakkında uygulanmasına BDDK karar verir.
- Yönetim veya denetimi TMSF’ye devredilen bankalar hakkında ise bu tedbirlere TMSF karar verir.
Ayrıca bankalar hakkında tazmin kararı için BDDK’nın görüşü alınır ve mevduat veya katılım fonu niteliğindeki nakit yükümlülüklere YTM rejimi uygulanmaz (m.82/2). Banka mudisinin mevduatı TMSF güvencesindedir, aynı bankadaki yatırım hesabındaki sermaye piyasası araçları ise YTM güvencesindedir.
Ortak ve Yöneticilerin Şahsi İflası (m.98)
Şartlar
SPKn m.98, Kurula sermaye piyasası kurumunun çöküşünden sorumlu kişilerin şahsen iflasını isteme yetkisi verir. Bu, anonim şirket hukukunun sınırlı sorumluluk ilkesine önemli bir istisnadır. Şartlar şunlardır:
- Kurumun iflas etmesi veya m.86 uyarınca tedrici tasfiyeye girmesi,
- Kişinin sorumluluğunun m.97 uyarınca tespit edilmiş olması,
- Kişinin m.98’de sayılan kişilerden olması: doğrudan veya dolaylı %10’dan fazla paya sahip ortaklar, görevde olan veya görevden ayrılmış YK üyeleri ve imza yetkili yöneticiler, portföy yönetim şirketi yöneticileri ile konut ve varlık finansmanı fonlarının fon kurulu üyeleri.
Kişinin kendisinin borca batık olması veya kendi alacaklılarına karşı temerrüde düşmesi aranmaz. Şahsi iflasın dayanağı, kişinin kurumun çöküşündeki sorumluluğudur.
Tedrici tasfiyenin sona ermesi beklenmez
Uygulamada en çok tartışılan konu, şahsi iflas için tedrici tasfiyenin tamamlanmasının ve kesin açığın belirlenmesinin beklenip beklenmeyeceğidir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin yöneticilerin şahsi iflasına ilişkin kararını onarken bu konuyu açıkça değerlendirmiştir. Daireye göre “SPK’nın 98. maddesinde belirtilen kimselerin şahsen iflasına karar verilmesi için şirket hakkında tedrici tasfiyeye girmiş olması yeterli olup, ayrıca tedrici tasfiyenin sona ermiş olmasının gerekmediği” anlaşılmaktadır. Somut olayda bilirkişi raporu, yöneticilerin müşterilerin bilgisi dışında menkul ve nakit varlıklarını kendi nam ve hesaplarında kullandıklarını ve gerçeğe aykırı mali tabloların kabulüne ilişkin kararlar aldıklarını tespit etmiştir (İstanbul BAM 17. HD, E. 2025/1, K. 2025/547, T. 17.04.2025). İlk derece kararında, aynı yönde bir Yargıtay 23. Hukuk Dairesi kararına da atıf yapılmıştır.
Kurumun borçlarının ödenmesi şahsi iflası kendiliğinden kaldırmaz
Şahsi iflas kararından sonra kurumun bütün borçları ödenirse ne olacağı da yargıya taşınmıştır. Bir olayda, aracı kurumun borçlarının tamamen ödendiğini ileri süren eski yönetim kurulu üyeleri iflasın kapatılmasını istemiş, ilk derece mahkemesi aracı kurumun tüm borçlarının ödenmiş olmasının davacıların şahsi iflaslarının kaldırılması için yeterli olmadığı ve davacıların kendi borçlarının ödendiğine dair belge bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir (Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/534, K. 2021/521, T. 01.07.2021, ilk derece kararı). Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, istinaf başvurusunun süre aşımı gerekçesiyle reddini, mahkemenin kararda istinaf süresini yanlış göstererek tarafı yanılttığı gerekçesiyle bozmuştur. Bozma usule ilişkin olup esas hakkında bir değerlendirme içermez (Yargıtay 6. HD, E. 2022/2504, K. 2023/1902, T. 18.05.2023). Şahsi iflas, kişinin kendi alacaklılarının da masaya katıldığı genel bir iflastır. Bu nedenle kurum borçlarının ödenmesi, şahsi iflas masasındaki diğer alacakların durumunu değiştirmez.
YTM’nin ayrıca başvurabileceği yollar
Şahsi iflas dışında, tedrici tasfiye kararıyla birlikte YTM, kurumun yönetim ve denetimini elinde bulunduran ortaklardan mal beyanı ister ve bunların malvarlığı üzerine teminatsız ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz isteyebilir; yurt dışı çıkış yasağı dahil muhafaza tedbirleri talep edebilir (m.86/7). YTM’nin dava hakları genel zamanaşımına tabidir ve tasarrufun iptali davası için aciz vesikası aranmaz (m.86/10).
SPK Mali Durumun Bozulması Tedbirlerine Karşı Yargı Yolu
m.96 ve m.97 kapsamındaki Kurul kararları idari işlemdir. Faaliyet durdurma, yetki kaldırma, lisans iptali, imza yetkisinin kaldırılması ve YK üyesinin görevden alınması kararlarına karşı idari yargıda iptal davası açılabilir. Danıştay 13. Dairesi bu alandaki uyuşmazlıklarda temyiz merciidir. Dava açma süresi kararın tebliğinden itibaren 60 gündür. Süre kaçırılırsa, sonraki uygulama işlemleri üzerinden temel karar tartışılamayabilir. Danıştay’ın yukarıda anılan nema kararına konu olayda, ilk Kurul kararına karşı süresinde dava açılmadığından o kısım yönünden dava süre aşımından reddedilmiş, yalnızca sonraki Kurul kararı esastan incelenmiştir.
İdari yargıda yürütmenin durdurulması talep edilebilir. Ancak faaliyet durdurma kararlarında yatırımcıların korunması amacı öne çıktığından, yürütmeyi durdurma kararı alınması zordur. Kararın hukuka aykırılığının açık olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç zararın doğacağının gösterilmesi gerekir. SPK kararlarına karşı idari yargı yolunun genel kuralları için SPK kararlarına karşı yargı yolu yazımıza bakabilirsiniz.
Şahsi iflas talebi ise adli yargıda, asliye ticaret mahkemesinde görülür. Burada davalı, m.97 kapsamındaki sorumluluk tespitinin yerinde olmadığını, kendisinin m.98’de sayılan kişilerden olmadığını veya kurumun çöküşüyle illiyet bağı bulunmadığını ileri sürebilir. Mahkeme genellikle bilirkişi incelemesi yaptırır.
Mali bozulma sürecinde Kurulun aynı zamanda idari para cezası verdiği de görülür. İdari para cezasına karşı yargı yolu ve sınırlar için SPK idari para cezası yazımıza bakabilirsiniz. Halka açık ihraççılarda malvarlığını koruyucu tedbirler ise farklı bir hükümde, m.92-95’te düzenlenmiştir. Bu tedbirleri SPK koruma tedbirleri yazımızda ele aldık.
Sık Sorulan Sorular
SPK mali durumun bozulması tedbirleri hangi kurumlara uygulanır?
SPKn m.35’te sayılan tüm sermaye piyasası kurumlarına uygulanır. Uygulamada en sık aracı kurumlar ve portföy yönetim şirketleri bu tedbirlerle karşılaşır.
Mali durumun bozulduğu nasıl tespit edilir?
Sermaye yeterliliğinin sağlanamaması, ödeme veya teslim yükümlülüğünün yerine getirilememesi ya da kısa sürede yerine getirilemeyecek olması veya mali yapının ciddi biçimde zayıflaması ölçütlerinden birinin denetimle tespit edilmesi yeterlidir.
SPK kuruma iyileşmesi için ne kadar süre verir?
En fazla üç ay. Ancak Kurul süre vermeden doğrudan faaliyetleri durdurabilir.
Faaliyetleri durdurulan kurum ne kadar süre kapalı kalabilir?
Geçici kapalılık süresi iki yılı geçemez. Bu sürede kurum ya yeniden faaliyete başlar ya da yetkileri kaldırılır.
Faaliyeti durdurulan kurumun malları haczedilebilir mi?
m.97/1 uyarınca durdurulan kurumun malvarlığı, Kurulun işlemleri hariç haczedilemez. Mevcut hacizler düşer ve takipler durur.
m.96 ile m.97 arasındaki fark nedir?
m.96 mevzuata aykırı faaliyetlerde, m.97 mali bozulmada uygulanır. Tazmin, tedrici tasfiye, haciz yasağı ve şahsi iflas m.97’ye bağlıdır.
SPK yönetim kurulu üyesini görevden alabilir mi?
Evet. m.97 uyarınca gerektiğinde görevden alıp ilk genel kurula kadar yerine yenisini atayabilir. m.96’da ise sorumluluğun mahkeme kararıyla tespiti gerekir.
Kimlerin şahsi iflası istenebilir?
%10’dan fazla paya sahip ortaklar, görevdeki veya ayrılmış YK üyeleri ve imza yetkili yöneticiler, portföy yönetim şirketi yöneticileri ile konut ve varlık finansmanı fonlarının fon kurulu üyeleri.
Şahsi iflas için tedrici tasfiyenin bitmesi gerekir mi?
Hayır. İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesine göre kurumun tedrici tasfiyeye girmiş olması yeterlidir.
Kurumun borçları ödenirse şahsi iflas kalkar mı?
Kendiliğinden kalkmaz. Bir ilk derece kararında kurum borçlarının ödenmesinin şahsi iflasın kaldırılması için yeterli olmadığı kabul edilmiştir.
Banka hakkında bu tedbirleri kim uygular?
Sermaye piyasası faaliyetine yönelik tedbirleri SPK, diğer tedbirleri BDDK, TMSF’ye devredilen bankalarda ise TMSF uygular.
Bu kararlara karşı nereye dava açılır?
Kurulun tedbir kararlarına karşı tebliğden itibaren 60 gün içinde idari yargıda iptal davası açılır. Şahsi iflas talebi ise asliye ticaret mahkemesinde görülür.
Sonuç
SPK mali durumun bozulması tedbirleri, sorunlu bir sermaye piyasası kurumunun yatırımcılara zarar vermeden çözümlenmesi için tasarlanmış kademeli bir sistemdir. Kurul önce iyileştirme süresi verebilir, ancak müşteri varlıkları risk altındaysa doğrudan faaliyetleri durdurur. Durdurma kararıyla kurum malvarlığı dondurulur, takipler durur ve yatırımcılar arasında bir yarış oluşması engellenir. Kurum iyileşemezse yetkiler kaldırılır, YTM tazmin ve tedrici tasfiye sürecini yürütür. Sorumlu ortak ve yöneticiler ise lisans iptali, görevden alma ve şahsi iflas gibi ağır sonuçlarla karşılaşır. Yargı kararları, Kurulun bu alandaki yetkisini geniş yorumlamaktadır: m.96’daki “her türlü tedbir” müşterilere geriye dönük ödeme emrini kapsayabilir, şahsi iflas için tasfiyenin sona ermesi beklenmez. Bu nedenle tedbir kararlarına karşı savunma ve dava sürelerinin baştan doğru yönetilmesi büyük önem taşır.
Mali durumun bozulması nedeniyle hakkında tedbir uygulanan bir kurumun yöneticisi veya ortağıysanız ya da böyle bir kurumda varlığı bulunan bir yatırımcıysanız, bir sermaye piyasası avukatı ile görüşebilirsiniz.
Bu makale Av. Fatih Sefer tarafından hazırlanmıştır.
Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul