Marka tescilinde mutlak ret nedenleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 5. maddesinde düzenlenen ve Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından başvuru sırasında kendiliğinden incelenen tescil engelleridir. Ayırt edici niteliği bulunmayan, mal veya hizmeti doğrudan tanımlayan, önceki markayla aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan, halkı yanıltan ya da kanunda korunan kamusal değerlere aykırı işaretler bu kapsamda reddedilebilir. Ancak bütün mutlak ret nedenleri aynı hukuki rejime tabi değildir. SMK m.5/2, belirli işaretlerin kullanım sonucu ayırt edicilik kazanarak tescil edilmesine; m.5/3 ise önceki marka sahibinin noter onaylı muvafakatiyle belirli bir ayniyet engelinin aşılmasına imkân tanır. Ret kararının hukuka uygunluğu, işaretin bütünü, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler, ilgili tüketici algısı ve uygulanabilir istisnalar birlikte değerlendirilerek belirlenir.
- Mutlak Ret Nedenleri Nedir ve Nasıl İncelenir?
- SMK m.5 Kapsamındaki Mutlak Ret Nedenleri
- Marka Olamayacak ve Ayırt Edici Olmayan İşaretler
- Tanımlayıcı İşaretler ve Esas Unsur İncelemesi
- Ticarette Herkes Tarafından Kullanılan İşaretler
- Önceki Markayla Ayniyet veya Ayırt Edilemeyecek Benzerlik
- Malın Doğası, Teknik Zorunluluk ve Asli Değer
- Halkı Yanıltan Markalar
- Devlet Simgeleri, Tarihî ve Kültürel Değerler
- Dinî Değerler, Kamu Düzeni ve Genel Ahlak
- Tescilli Coğrafi İşaretlerin Korunması
- Kullanım Sonucu Ayırt Edicilik Kazanılması
- Muvafakatnameyle Tescil Engelinin Aşılması
- Mutlak Ret Kararı, İtiraz ve Yargısal Denetim
- Ret İncelemesinde Deliller ve İspat
- Tescilden Sonraki Hükümsüzlük ve Geçiş Hukuku
- Sıkça Sorulan Sorular
Mutlak Ret Nedenleri Nedir ve Nasıl İncelenir?
Mutlak ret nedenleri, bir işaretin marka olarak tescil edilebilmesi için aşması gereken kanuni engellerdir. Bu nedenler, esas olarak markanın kaynak gösterme işlevini, ticari hayatın ortak kullanım alanını, tüketicilerin yanıltılmamasını ve kamusal menfaatleri korur. SMK m.5/1-ç bendindeki önceki marka ile ayniyet engeli ise aynı zamanda tescilde öncelik ilkesine hizmet eder.
SMK m.16/1 uyarınca TÜRKPATENT, şekli eksikliği bulunmayan marka başvurusunu 5. madde kapsamında inceler. Başvurunun tüm mal veya hizmetler bakımından tescile elverişli olmadığı sonucuna varılırsa tamamı; yalnız belirli mal veya hizmetler bakımından engel bulunduğunda ise ilgili kısmı reddedilir.
Bu nedenle marka tescilinde nispi ret nedenleri ile mutlak ret nedenleri aynı değerlendirme yöntemiyle ele alınamaz. Önceki bir markayla geniş anlamda karıştırılma ihtimali m.6/1’in konusu iken aynı veya aynı tür mal ve hizmetlerde aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretlerin varlığı m.5/1-ç kapsamında resen ret sonucunu doğurabilir.
Mutlak ret incelemesi, marka başvuru sürecinin esas aşamalarından biridir. Başvuru öncesinde yapılan marka benzerlik araştırması ve hukuki risk analizi, olası tescil engellerinin önceden belirlenmesine yardımcı olabilir; ancak başvuru öncesi araştırmada engel bulunmaması, Kurumun başvuruyu mutlaka kabul edeceği anlamına gelmez.
SMK m.5 Kapsamındaki Mutlak Ret Nedenleri Nelerdir?
6769 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasında yer alan mutlak ret nedenleri aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilir:
| Hüküm | Mutlak ret nedeni | Özel istisna |
|---|---|---|
| m.5/1-a | SMK m.4 kapsamında marka olamayacak işaretler | m.5/2 uygulanmaz |
| m.5/1-b | Ayırt edici niteliği bulunmayan işaretler | Kullanımla ayırt edicilik |
| m.5/1-c | Tanımlayıcı işaret ve adlandırmalar | Kullanımla ayırt edicilik |
| m.5/1-ç | Önceki markayla ayniyet veya ayırt edilemeyecek benzerlik | Noter onaylı muvafakat |
| m.5/1-d | Ticarette herkesçe kullanılan veya meslek grubunu gösteren işaretler | Kullanımla ayırt edicilik |
| m.5/1-e | Malın doğasından kaynaklanan, teknik sonucu zorunlu kılan veya asli değer veren şekil ya da özellikler | m.5/2 uygulanmaz |
| m.5/1-f | Halkı yanıltıcı işaretler | m.5/2 uygulanmaz |
| m.5/1-g | Paris Sözleşmesi kapsamında reddedilecek işaretler | İlgili uluslararası hüküm ve izin rejimi |
| m.5/1-ğ | Halka mal olmuş tarihî ve kültürel işaretler ile izinsiz kamusal armalar ve adlandırmalar | İlgili işaretin niteliğine ve izin şartlarına bağlı |
| m.5/1-h | Dinî değerleri veya sembolleri içeren işaretler | m.5/2 uygulanmaz |
| m.5/1-ı | Kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı işaretler | m.5/2 uygulanmaz |
| m.5/1-i | Tescilli coğrafi işaretten oluşan veya bunu içeren işaretler | m.5/2 uygulanmaz |
Tablodaki ayrım, iki özel istisnanın sınırlarını göstermektedir: SMK m.5/2 yalnızca (b), (c) ve (d) bentlerine; SMK m.5/3 ise yalnızca (ç) bendine uygulanır. Bu istisnaların birbirinin yerine kullanılması mümkün değildir.
Marka Olamayacak ve Ayırt Edici Olmayan İşaretler: SMK m.5/1-a ve b
SMK m.5/1-a: Marka olabilme şartlarının bulunmaması
SMK m.4 uyarınca bir işaretin marka olarak korunabilmesi için bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerinkinden ayırt etmeye elverişli olması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek biçimde sicilde gösterilebilmesi gerekir.
Bu koşulları karşılamayan işaretler m.5/1-a kapsamında reddedilir. Özellikle işaretin kapsamının objektif olarak belirlenememesi veya sunulan gösterimin koruma konusunu açık ve kesin biçimde ortaya koymaması bu bent bakımından önemlidir.
Marka olabilmenin genel koşulları marka olabilecek işaretler başlıklı incelemenin konusudur. Renk, ses, hareket ve üç boyutlu işaretlerde sicilde gösterimin özel gereklilikleri ise geleneksel olmayan markalar kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir.
SMK m.5/1-b: Somut ayırt edicilik eksikliği
Bir işaretin genel olarak marka olabilecek nitelikte bulunması, belirli mal veya hizmetler bakımından mutlaka ayırt edici olduğu anlamına gelmez. SMK m.5/1-b, ilgili tüketicinin işareti belirli bir ticari kaynağı gösteren marka olarak algılayıp algılamadığını sorgular.
Burada soyut ve somut ayırt edicilik ayrımı belirleyicidir:
- Soyut ayırt edicilik: İşaretin genel olarak marka işlevini yerine getirmeye elverişliliği ve SMK m.4 şartları bakımından değerlendirilmesidir.
- Somut ayırt edicilik: İşaretin tescili istenen belirli mal veya hizmetler bakımından ticari kaynak göstergesi olarak algılanabilmesidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.02.2025 tarihli, E. 2024/2813, K. 2025/1070 sayılı kararında bu ayrım açıkça uygulanmıştır. Uyuşmazlıkta, kripto para ve ticaret kavramlarını çağrıştıran bir işaretin finansal hizmetler yönünden tanımlayıcı olabilmesi, finans veya para ile ilgili olmayan diğer mal ve hizmetler bakımından da aynı sonuca varılmasını haklı kılmamıştır. Yargıtay, işaretin somut ayırt ediciliğinin ilgili mal ve hizmetlerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirterek bütün başvurunun reddedilmesini hukuka uygun bulmayan bir bozma kararı vermiştir.
Bu kararın temel sonucu, mutlak ret incelemesinin işaretin tek başına sözlük anlamına veya genel görünümüne indirgenemeyeceğidir. Aynı işaret, bir mal kategorisinde ayırt edici nitelikten yoksun bulunurken başka bir mal veya hizmet kategorisinde marka olarak tescil edilebilir.
Örneğin doğrudan ürünün niteliğini ifade eden bir slogan, belirli hizmetlerde marka işlevini yerine getirmeyebilir. Bununla birlikte özgün bir kelime dizilimi veya ayırt edici sunum sayesinde kaynak gösterme işlevi kazanabilir. Konunun sloganlara özgü yönleri sloganların marka olarak tescili başlıklı yazıda incelenmektedir.
Tanımlayıcı İşaretler ve Esas Unsur İncelemesi: SMK m.5/1-c
SMK m.5/1-c, mal veya hizmetlerin cinsini, çeşidini, vasfını, kalitesini, miktarını, amacını, değerini, coğrafi kaynağını, üretim veya sunuluş zamanını ya da diğer özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaların münhasıran veya esas unsur olarak kullanılmasını tescil engeli sayar.
Bu düzenlemenin amacı, ticari hayatta herkesin ihtiyaç duyduğu tanımlayıcı ifadelerin tek bir teşebbüsün münhasır hakkına dönüştürülmesini engellemektir. Örneğin yalnızca bir ürünün türünü veya niteliğini doğrudan açıklayan kelimeler, bunların ilgili mal veya hizmetler açısından tüketicilerce marka olarak algılanmasını sağlayan bir özellik bulunmadıkça tescil edilemez.
Doğrudan tanımlama ile çağrıştırma arasındaki fark
Herhangi bir anlama sahip sözcüğün marka olması kendiliğinden yasak değildir. Belirleyici soru, işaretin ilgili mal veya hizmetin özelliğini tüketiciye doğrudan bildirip bildirmediğidir.
Örneğin meyve ürünlerinde doğrudan meyve türünü belirten bir ibare tanımlayıcı olabilir. Aynı sözcük, mal veya hizmetle doğrudan tanımlayıcı ilişkisi bulunmayan başka bir alanda ayırt edici işaret olarak işlev görebilir.
Dolayısıyla incelemede sözcüğün anlamı, başvurunun kapsadığı mal ve hizmetler, ilgili tüketici kitlesinin bilgi düzeyi ve işaretin tüketicide oluşturduğu ilk algı birlikte ele alınmalıdır. Dolaylı çağrışım içeren işaretlerle malın özelliğini doğrudan bildiren işaretler aynı sonuca tabi tutulmamalıdır.
Tanımlayıcı unsur markada tali unsur olarak bulunabilir mi?
SMK m.5/1-c, tanımlayıcı sözcüğün işarette herhangi bir biçimde yer almasını değil, işaretin münhasıran veya esas unsur olarak tanımlayıcı unsurdan oluşmasını yasaklar. Bu nedenle ayırt edici başka unsurların bulunduğu bir kompozisyonda tanımlayıcı bir ifadenin tali unsur olarak kullanılması, başvurunun mutlaka reddedilmesini gerektirmez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.09.2025 tarihli, E. 2024/365, K. 2025/564 sayılı kararında, marka başvurusunun kelime, şekil ve renk unsurları bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Somut olayda, tanımlayıcılığı tartışılan ibarenin markanın tali unsuru konumunda bulunması ve özgün kompozisyonun ayırt edici nitelik taşıması nedeniyle SMK m.5/1-b, c ve d kapsamındaki ret nedenlerinin gerçekleşmediği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu yaklaşım, ayırt edicilik incelemesinde unsurların tek tek değerlendirilmesiyle yetinilemeyeceğini ortaya koyar. Bununla birlikte tanımlayıcı bir kelimeye sıradan, önemsiz veya ayırt edici etkisi bulunmayan bir süsleme eklenmesi, her durumda ret engelini ortadan kaldırmaz.
Ayrıca bütünsel kompozisyonun tescil edilebilir olması, tanımlayıcı sözcüğün tek başına münhasır hak konusu olduğu anlamına gelmez. Üçüncü kişilerin dürüst ticari açıklamalarının hangi şartlarda serbest kaldığı, marka hukukunda dürüst kullanım kapsamında ayrı bir meseledir.
Ticarette Herkes Tarafından Kullanılan İşaretler: SMK m.5/1-d
SMK m.5/1-d, ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat ya da ticaret grubuna mensup kişileri ayırt etmeye yarayan işaret ve adlandırmaları münhasıran yahut esas unsur olarak içeren işaretleri tescil dışında bırakır.
Bu bent, tanımlayıcılıkla yakın ilişkili olmakla birlikte ayrı bir sorunu düzenler. Bir ibarenin doğrudan malın niteliğini tanımlamaması, onun ticari hayatta ortak kullanımda bulunmadığı anlamına gelmez. Belirli sektörlerde herkes tarafından kullanılan terimler, standart ifadeler ve meslek gruplarını gösteren genel adlandırmalar da münhasır marka hakkına konu edilemeyebilir.
Örneğin bir meslek adının, hiçbir ayırt edici unsur taşımaksızın o mesleğe ilişkin hizmetler bakımından tek bir kişiye marka olarak tahsis edilmesi, diğer meslek mensuplarının ortak kullanım alanını sınırlandırabilir.
Ancak meslek adını veya sektörel bir terimi içeren her başvuru otomatik olarak reddedilmez. İşaretin bütünü, kelime ve şekil unsurları ile ilgili tüketici algısı değerlendirilmelidir.
Hukuk Genel Kurulunun yukarıda belirtilen E. 2024/365, K. 2025/564 sayılı kararında da yaygın kullanılan bir ibarenin özgün ve ayırt edici bir kompozisyonun tali unsuru olarak bulunmasıyla, o ibarenin tek başına marka olarak sahiplenilmesi arasında ayrım yapılmıştır.
Bu bağlamda kişinin adını veya soyadını marka olarak tescil ettirmesi de meslek adı veya yaygın bir ticari adlandırmanın tesciliyle aynı şekilde değerlendirilemez. Kişi adlarının marka hukukundaki özel koşulları kişi adı ve soyadının marka olarak tescili başlıklı incelemenin konusudur.
Önceki Markayla Ayniyet veya Ayırt Edilemeyecek Benzerlik: SMK m.5/1-ç
SMK m.5/1-ç, aynı veya aynı türdeki mal ya da hizmetlerle ilgili olarak daha önce tescil edilmiş veya önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış markayla aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretlerin tescilini engeller.
Bu hükmün uygulanmasında üç temel unsur birlikte değerlendirilir:
- Önceki tarihli bir marka tescili veya marka başvurusunun bulunması.
- İşaretlerin aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması.
- Başvuruların aynı veya aynı türdeki mal ya da hizmetlere ilişkin bulunması.
SMK m.5/1-ç’deki benzerlik eşiği, SMK m.6/1’deki karıştırılma ihtimali incelemesinden daha dardır. İşaretler arasında tüketicinin fark edebileceği ayırt edici farklılıklar mevcutsa m.5/1-ç engeli oluşmayabilir. Ancak böyle bir durumda SMK m.6/1 kapsamında karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığı ayrı bir incelemeyi gerektirebilir.
Başka bir ifadeyle, iki işaretin aynı olmaması veya ayırt edilemeyecek derecede benzer bulunmaması, bunların tüketici nezdinde karıştırılmayacağı anlamına gelmez. Marka benzerliği ve karıştırılma ihtimali incelemesinde kullanılan daha geniş değerlendirme ölçütleri bu nedenle ayrıca önemlidir.
Aynı Nice sınıfında yer almak yeterli midir?
Hayır. SMK m.11/4 uyarınca mal veya hizmetlerin aynı sınıfta yer alması benzer olduklarına; farklı sınıflarda yer alması da benzer olmadıklarına karine oluşturmaz. Dolayısıyla m.5/1-ç bakımından da yalnız sınıf numarasına dayanılarak sonuca varılamaz. Mal veya hizmetlerin somut niteliği ve aynı ya da aynı türde olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Bu ayrım, Nice sınıflandırması ve marka sınıfı seçimi bakımından önemlidir. Perakendecilik hizmetlerinde ise hizmetin hangi malların bir araya getirilmesine ilişkin olduğu değerlendirilirken 35. sınıf mağazacılık hizmetlerinin özel yapısı da dikkate alınmalıdır.
Önceki markanın varlığı her durumda kesin ret sonucunu doğurur mu?
SMK m.5/1-ç bakımından önceki tarihli markanın varlığı önemli bir tescil engelidir. Bununla birlikte kanun, önceki marka sahibinin usulüne uygun muvafakatini özel bir istisna olarak kabul etmiştir. Bu istisna m.5/3 kapsamında ayrıca ele alınmalıdır.
Öte yandan önceki markanın kullanılıp kullanılmadığına ilişkin idari itiraz aşamasındaki özel inceleme, doğrudan m.5/1-ç ile aynı değildir. Kullanım ispatı talebinin koşulları marka itirazında kullanım ispatı başlıklı yazıda ele alınmaktadır.
Malın Doğası, Teknik Zorunluluk ve Asli Değer: SMK m.5/1-e
SMK m.5/1-e, malın doğası gereği ortaya çıkan şeklini veya başka bir özelliğini, teknik bir sonucu elde etmek için zorunlu olan şeklini ya da başka bir özelliğini veya mala asli değerini veren şeklî ya da başka bir özelliğini münhasıran içeren işaretlerin tescilini engeller.
Bu düzenlemenin amacı, marka tescilinin ürünün teknik veya işlevsel özellikleri üzerinde süresiz bir tekel oluşturmak için kullanılmasını önlemektir.
Hüküm üç ayrı durumu kapsamaktadır:
- Malın doğasından kaynaklanan şekil veya özellik: Ürünün kendi niteliği gereğince sahip olduğu özelliklerin münhasır marka hakkına dönüştürülmesi.
- Teknik sonucu elde etmek için zorunlu şekil veya özellik: Ürünün teknik işlevinin gerçekleştirilmesi için gerekli unsurun marka korumasıyla tekelleştirilmesi.
- Mala asli değerini veren şekil veya özellik: Ürünün değerinin oluşmasında belirleyici olan şekil ya da özelliğin münhasır marka hakkına konu edilmesi.
Bu üç durum birbirinin aynısı değildir. Teknik bir sonuç elde edilmesini sağlayan unsurla ürünün estetik veya ticari değerini esaslı biçimde belirleyen unsur ayrı nedenlerle tescil engeli oluşturabilir.
SMK m.5/1-e kapsamındaki engelin varlığı, yalnızca ürünün üç boyutlu bir şekle sahip olmasına bağlı değildir. Hükmün lafzı, belirli şartlarda şekil dışındaki özellikleri de kapsar.
Üç boyutlu işaretlerde ayırt edicilik ve teknik zorunluluk arasındaki ilişkinin ayrıntıları üç boyutlu marka tescili kapsamında değerlendirilir. Teknik işlevin tasarım hukukuna etkisi ise tasarımda teknik işlev zorunluluğu başlıklı yazının konusudur.
Önemli bir sonuç da SMK m.5/2’nin bu bende uygulanmamasıdır. İşaretin yoğun biçimde kullanılması ve piyasada tanınır duruma gelmesi, m.5/1-e’deki özel tescil engelini tek başına ortadan kaldırmaz.
Halkı Yanıltan Markalar: SMK m.5/1-f
SMK m.5/1-f uyarınca mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak işaretler tescil edilmez. Düzenleme, tüketicilerin mal veya hizmet hakkında gerçeğe aykırı bir algıya yönlendirilmesini engellemeyi amaçlar.
Yanıltıcılığın değerlendirilmesinde özellikle aşağıdaki durumlar önem taşıyabilir:
- Nitelik bakımından yanıltıcılık: Ürünün taşımadığı bir içerik, bileşen, özellik veya kullanım sonucuna sahip olduğu izleniminin oluşturulması.
- Kalite bakımından yanıltıcılık: İşaretin, gerçekte bulunmayan bir kalite, standart veya onay konusunda tüketicide yanıltıcı algı meydana getirmesi.
- Coğrafi kaynak bakımından yanıltıcılık: İşaretin, malın veya hizmetin gerçekte sahip olmadığı coğrafi kaynak bağlantısını tüketiciye bildirmesi.
Tanımlayıcılıkla yanıltıcılık arasında önemli bir fark vardır. Malın gerçekte taşıdığı özelliği doğrudan belirten bir işaret m.5/1-c kapsamında tanımlayıcı olabilir. Gerçekte bulunmayan bir özelliği varmış gibi gösteren işaret ise m.5/1-f kapsamında yanıltıcılık sorunu doğurabilir.
Yanıltıcılık değerlendirmesi varsayımsal veya uzak ihtimallere dayanamaz. İşaretin ilgili mal ya da hizmetler bakımından tüketicide oluşturabileceği somut algı ve yanılma riski dikkate alınmalıdır.
Ret nedeni yalnızca başvuru kapsamındaki belirli mallardan kaynaklanıyorsa mal ve hizmet listesinin hukuken mümkün olan ölçüde sınırlandırılması, uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilir. Bununla birlikte işaretin yapısı gereği süregelen bir yanıltıcılık söz konusuysa yalnızca sınıf listesinin değiştirilmesi yeterli olmayabilir.
Burada tescil anındaki yanıltıcılık ile tescilden sonra ortaya çıkan yanıltıcılık ayrılmalıdır. Başvuru veya tescil aşamasındaki yanıltıcılık m.5 kapsamında ele alınırken sonradan marka sahibinin ya da onun izniyle yapılan kullanımdan kaynaklanan yanıltıcılık markanın yanıltıcı hâle gelmesi nedeniyle iptaline konu olabilir.
Devlet Simgeleri, Tarihî ve Kültürel Değerler: SMK m.5/1-g ve ğ
SMK m.5/1-g, Paris Sözleşmesi’nin 6ter maddesi kapsamında korunması gereken işaretlerin marka olarak tescil edilmesini önleyen özel bir mutlak ret nedenidir. Devlet armaları, bayraklar, resmî kontrol ve garanti işaretleri ile belirli uluslararası kuruluşlara ait simgeler bu koruma rejimi bakımından önem taşır.
İlgili işaretin korunma niteliği, uluslararası düzenlemenin kapsamı, kullanıldığı işaretin bütünü ve gerekli hâllerde yetkili makam izninin bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.
SMK m.5/1-ğ ise Paris Sözleşmesi’nin ilgili hükmü kapsamı dışında kalan ancak kamuyu ilgilendiren, tarihî ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş diğer işaretler ile yetkili mercilerce tescil izni verilmemiş armaları, nişanları veya adlandırmaları içeren işaretleri düzenler.
Bu bentler kapsamında bir işaretin kamusal niteliği önemlidir. Örneğin halka mal olmuş tarihî bir simgenin veya kamu otoritesine ait özel bir işaretin, tüketiciler üzerinde resmî bağlantı veya yetkilendirme algısı yaratacak biçimde marka olarak sahiplenilmesi tescil engeli doğurabilir.
Bununla birlikte tarihî bir kelimenin veya kültürel çağrışım taşıyan her ifadenin kendiliğinden bu kapsamda reddedileceği söylenemez. İşaretin kanunda belirtilen korunmaya değer niteliği ve somut başvurudaki kullanımı ayrıca değerlendirilmelidir.
Dinî Değerler, Kamu Düzeni ve Genel Ahlak: SMK m.5/1-h ve ı
Dinî değerleri veya sembolleri içeren işaretler
SMK m.5/1-h, dinî değerleri veya sembolleri içeren işaretleri mutlak ret nedeni olarak düzenler. Bu düzenleme, dinî değerlerin marka tescili yoluyla özel kişilerin ticari tekeline bırakılmasının önlenmesiyle ilgilidir.
Bir işaretin bu kapsama girip girmediği değerlendirilirken dinî niteliğinin bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Herhangi bir sözcüğün dinî bir metinde geçmesi veya dolaylı bir dinî çağrışım taşıması, tek başına ve her koşulda bu bendin uygulanmasını gerektirmez. Kanunun koruduğu dinî değer veya sembolün işarette bulunması belirleyicidir.
Kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı işaretler
SMK m.5/1-ı, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı işaretlerin marka olarak tescilini yasaklar. Suç işlemeyi özendiren, insan onurunu ağır biçimde zedeleyen, ayrımcılığı veya şiddeti teşvik eden işaretler somut içeriklerine göre bu kapsamda değerlendirilebilir.
Genel ahlaka aykırılık incelemesinde, işaretin hitap ettiği toplum kesimi, ifade biçimi, bağlamı ve makul tüketici algısı önemlidir. Yalnızca bazı kişilerin ifadeyi beğenmemesi, nesnel bir genel ahlak ihlalinin bulunduğunu göstermeye yeterli değildir.
Bu iki bent bakımından da kullanım sonucu kazanılmış ayırt edicilik istisnası uygulanmaz. Ticari tanınırlık veya yüksek satış hacmi, kamu düzeni, genel ahlak ya da dinî değerlerin korunmasına ilişkin kanuni engeli ortadan kaldırmaz.
Tescilli Coğrafi İşaretlerin Korunması: SMK m.5/1-i
SMK m.5/1-i, tescilli coğrafi işaretten oluşan veya tescilli coğrafi işareti içeren işaretlerin marka olarak tescilini engeller.
Coğrafi işaretler, belirli niteliklere, üne veya diğer özelliklere sahip ürünlerle coğrafi kaynak arasında hukuken korunan bir bağlantıyı ifade eder. Bu koruma, coğrafi işaretin kullanım şartlarını karşılayan üreticilerin ortak menfaatleriyle ilişkilidir.
Dolayısıyla tescilli coğrafi işaretin herhangi bir gerçek veya tüzel kişi tarafından münhasır marka hakkına dönüştürülmesi, coğrafi işaretin özel koruma amacıyla bağdaşmaz.
Bu hüküm uygulanırken genel bir coğrafi yer adının kullanılmasından ziyade, işaretin tescilli coğrafi işaretten oluşup oluşmadığı veya böyle bir işareti içerip içermediği incelenmelidir. Bir şehrin, ilçenin veya bölgenin adının marka içinde bulunması, tek başına o işaretin m.5/1-i kapsamında reddedilmesi için yeterli değildir. Ancak somut başvuru ayrıca tanımlayıcılık veya yanıltıcılık gibi diğer mutlak ret nedenleri bakımından incelenebilir.
Tescilli coğrafi işaret ile marka arasındaki çatışmanın diğer hukuki görünümleri marka ve coğrafi işaret arasındaki hukuki çatışma başlıklı makalede; menşe adı ve mahreç işareti ayrımı ise coğrafi işaret türleri incelemesinde ele alınmaktadır.
Kullanım Sonucu Ayırt Edicilik Kazanılması: SMK m.5/2
SMK m.5/2, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan, tanımlayıcı veya ticarette yaygın kullanılan bazı işaretlerin, kullanım yoluyla marka işlevi kazanması hâlinde tescil edilebilmesini sağlar.
Bu istisnanın uygulanabilmesi için işaretin herhangi bir biçimde kullanılmış olması yeterli değildir. Kullanımın, ilgili tüketici kitlesi nezdinde işaretin belirli bir ticari kaynağı göstermesine yol açtığı ortaya konulmalıdır.
Değerlendirmede özellikle başvuru tarihinden önceki satışlar, kullanımın süresi, coğrafi yaygınlığı, pazar payı, reklam faaliyetleri ve ilgili tüketici kitlesinin algısı önem taşır.
Kullanımın başvuru tarihinden önce gerçekleşmesi gerekir
Başvuru aşamasındaki SMK m.5/2 değerlendirmesinde esas alınacak kullanım, başvuru tarihinden önce gerçekleşmiş olmalıdır. Başvurudan sonraki satışlar veya reklam faaliyetleri, bu hüküm kapsamında başvuru tarihi itibarıyla kazanılmış ayırt ediciliği kendiliğinden ispatlamaz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.03.2022 tarihli, E. 2020/6996, K. 2022/1738 sayılı kararında, “supplementler.com” ibaresine ilişkin uyuşmazlıkta önceki tarihli tescil ve kullanım biçimleri değerlendirilmiştir. Yargıtay, işaretin farklı varyasyonlarının başvurudan önce ilgili mal ve hizmetlerde kullanılmış olmasını ve bu kullanımların ayırt edicilik üzerindeki etkisini dikkate alarak başvurunun reddine ilişkin değerlendirmeyi bozmuştur.
Karar, önceki kullanımın yalnızca başvuru sahibinin soyut beyanlarıyla değil, işaretin piyasadaki gerçek kullanım biçimiyle değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Ancak önceki başka markaların tescilli olması, her yeni başvurunun otomatik olarak kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını kanıtlamaz.
İspat yükü başvuru sahibindedir
Kullanım sonucu ayırt edicilik iddiasına dayanan başvuru sahibi, ilgili işaretin belirli mal veya hizmetler bakımından marka işlevi kazandığını somutlaştırmalıdır. Yalnızca ticari faaliyetin yürütülmesi, reklam harcaması yapılması veya yüksek satış miktarına ulaşılması tek başına yeterli kabul edilemez. Belirleyici olan, tüketicinin işareti bir ticari kaynak göstergesi olarak algılamasıdır.
Bu istisnanın kanuni kapsamı, ispat araçları, başvuru öncesi kullanımın değerlendirilmesi ve tüketici araştırmalarının delil değeri kullanım sonucu ayırt edicilik kazanılması ve ispatı başlıklı makalede ayrıntılı olarak incelenmektedir.
SMK m.5/2 hangi ret nedenlerine uygulanmaz?
Kanun, kazanılmış ayırt edicilik istisnasını açıkça (b), (c) ve (d) bentleriyle sınırlandırmıştır. Bu nedenle işaretin çok uzun süre kullanılması veya yüksek düzeyde tanınması, m.5/1-a, ç, e, f, g, ğ, h, ı ve i bentlerinde yer alan engelleri m.5/2 yoluyla bertaraf etmez.
Örneğin teknik sonucu elde etmek için zorunlu olan bir ürün şeklinin tüketiciler tarafından tanınır hâle gelmesi, m.5/1-e engelinin bu istisna yoluyla aşılmasını sağlamaz.
Muvafakatnameyle Tescil Engelinin Aşılması: SMK m.5/3
SMK m.5/3, önceki marka sahibinin yeni marka başvurusunun tesciline açıkça muvafakat etmesini, m.5/1-ç bakımından özel bir istisna olarak kabul etmiştir.
Bu düzenlemeye göre önceki marka sahibinin başvurunun tesciline açıkça muvafakat ettiğini gösteren noter onaylı belgenin TÜRKPATENT’e sunulması hâlinde başvuru, m.5/1-ç bendine dayanılarak reddedilemez.
Ancak muvafakatnamenin varlığı şu sonuçları doğurmaz:
- Ayırt edici niteliği bulunmayan bir işareti kendiliğinden ayırt edici hâle getirmez.
- Tanımlayıcılık veya ticarette herkesçe kullanılan ibarelere ilişkin ret nedenlerini ortadan kaldırmaz.
- Yanıltıcılık, kamu düzeni veya diğer özel mutlak ret engellerinin aşılmasını sağlamaz.
- Muvafakat verilen başvurunun bütün diğer tescil şartlarını taşıdığını garanti etmez.
Muvafakatname, kanunun öngördüğü özel biçim ve içerik şartlarına uygun olmalıdır. Muvafakatin hangi başvuruya, önceki hangi markaya ve hangi mal veya hizmetlere ilişkin olduğu belirli olmalıdır. Kanuni istisnanın etkisi, somut muvafakatin kapsamı çerçevesinde değerlendirilir.
Önceki marka sahibi ile başvuru sahibi arasındaki rızanın hazırlanması, kapsamı, geri alınabilirliği ve diğer usuli koşullar marka muvafakatnamesi başlıklı makalenin konusudur. Tarafların markalarını ticari hayatta hangi koşullarla kullanacaklarını ayrıca düzenlemeleri hâlinde ise marka birlikte var olma sözleşmesi gündeme gelebilir. Bu iki hukuki işlem aynı nitelikte değildir.
Mutlak Ret Kararı, İtiraz ve Yargısal Denetim
Mutlak ret incelemesi hangi aşamada yapılır?
TÜRKPATENT, başvurunun şekli incelemesinden sonra SMK m.16 kapsamında mutlak ret nedenlerini değerlendirir. Ret nedeni bulunmayan başvuru yayımlanır. Ret nedeni yalnızca belirli mal veya hizmetler yönünden mevcutsa başvurunun kısmen reddedilmesi mümkündür.
Bu nedenle ret gerekçesinin yalnızca hangi maddeye dayandığı değil, hangi mal veya hizmetler bakımından ve hangi somut nedenle uygulandığı da önemlidir.
Mutlak ret kararına karşı süre ne kadardır?
SMK m.20 uyarınca Kurum tarafından alınan kararlardan zarar gören taraflar, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde yazılı ve gerekçeli olarak Kuruma itiraz edebilir.
İtirazın süresinde yapılması, gerekçelerin aynı süre içinde sunulması ve gerekli ücret işlemlerinin tamamlanması gerekir. Kanunda öngörülen şartlar yerine getirilmediğinde itirazın yapılmamış sayılması sonucu doğabilir.
İlk ret kararına karşı ileri sürülecek temel savunma, dayanılan mutlak ret nedenine göre değişir. Örneğin:
- SMK m.5/1-b bakımından işaretin ilgili mal veya hizmetler için ayırt edici olduğu açıklanabilir.
- SMK m.5/1-c bakımından ibarenin doğrudan tanımlayıcı olmadığı veya işarette tali unsur olarak bulunduğu ortaya konulabilir.
- SMK m.5/1-ç bakımından önceki markayla ayniyet ya da ayırt edilemeyecek benzerlik bulunmadığı ileri sürülebilir veya kanuni şartlara uygun muvafakat sunulabilir.
- SMK m.5/1-f bakımından somut bir yanıltıcılık riskinin bulunmadığı ve mal veya hizmet listesinin gerçek kapsamı açıklanabilir.
Karara itirazın hazırlanması, gerekçelerin ileri sürülmesi ve sürelerin yönetilmesi marka reddine itiraz başlıklı yazının özel konusudur.
YİDK kararına karşı dava açılabilir mi?
SMK m.21 uyarınca Kurul, itiraz hakkında Kurumun nihai kararını verir. Kurulun nihai kararına karşı kararın bildiriminden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde iptal davası açılabilir.
Yargısal denetimde ret gerekçesinin hukuka uygunluğu, başvuruya konu işaretin özellikleri, mal veya hizmetlerin niteliği ve uygulanması gereken mevzuat değerlendirilir. Mahkeme, mutlak ret nedeninin bulunup bulunmadığını yalnızca Kurumun benimsediği hukuki nitelendirmeyle sınırlı bir yaklaşımla ele almak zorunda değildir; ancak yargısal incelemenin konusu ve kapsamı ilgili dava usulü kurallarına tabidir.
Bu davanın tarafları, süresi, görev ve yetki kuralları ile mahkeme kararının sonuçları YİDK kararının iptali davası başlıklı incelemede ayrıca ele alınmaktadır.
Yayımdan sonra üçüncü kişiler mutlak ret nedeni bildirebilir mi?
SMK m.17 uyarınca marka başvurusunun yayımlanmasından sonra herkes, markanın m.5/1-ç dışındaki mutlak ret nedenleri kapsamında tescil edilemeyeceğine ilişkin yazılı ve gerekçeli görüşlerini markanın tesciline kadar Kuruma sunabilir. Görüş bildiren kişiler bu nedenle Kurum nezdindeki işlemlere taraf sıfatı kazanmaz.
Buna karşılık SMK m.18 kapsamında ilgili kişilerin yayımdan itibaren iki ay içinde yapabilecekleri itiraz, ayrı bir hukuki yoldur. Bu iki mekanizma arasındaki ayrım marka başvurusuna itiraz başlıklı yazıda açıklanmaktadır. İtiraza muhatap olan başvuru sahibinin savunma süreci ise marka itirazına cevap konusudur.
Mutlak Ret İncelemesinde Deliller ve İspat
Mutlak ret nedenleri resen incelense de başvuru sahibinin ileri sürdüğü olguları destekleyen belgeler, itiraz ve yargısal denetim aşamalarında önem taşıyabilir. Ancak kullanılacak deliller, dayanılan ret nedeninin hukuki niteliğine uygun olmalıdır.
| Uyuşmazlık | Değerlendirilebilecek deliller |
|---|---|
| Ayırt edicilik eksikliği | İşaretin bütünü, ilgili piyasa koşulları, tüketici algısı ve mal/hizmet ilişkisi |
| Tanımlayıcılık | Sözlükler, sektör terminolojisi, teknik belgeler, piyasa kullanımları ve tüketici algısı |
| Kullanım sonucu ayırt edicilik | Başvuru öncesi faturalar, satış ve pazar payı verileri, reklam belgeleri, tarihli kullanım örnekleri ve tüketici araştırmaları |
| Önceki markayla ayniyet | Marka sicil kayıtları, başvuru ve öncelik tarihleri, işaret örnekleri, mal ve hizmet listeleri |
| Yanıltıcılık | Ürün özellikleri, teknik raporlar, sertifikalar, üretim ve kaynak belgeleri, ilgili tüketici algısı |
| Kamusal simgeler ve coğrafi işaretler | Resmî kayıtlar, korunan işaretin kapsamı, izin belgeleri ve ilgili tescil kayıtları |
Delillerin yalnızca sayısal çokluğu değil, hukuken ispatlanması gereken olguyla ilişkisi önemlidir. Özellikle kullanım sonucu kazanılmış ayırt edicilik bakımından reklam harcamalarının veya satış miktarının yüksek olması, tüketicinin işareti marka olarak algıladığını kendiliğinden göstermez.
İspat değerlendirmesinde hangi mal veya hizmetin esas alındığı da açık olmalıdır. Bir sınıftaki kullanımın başka bir sınıftaki bütün mallar için otomatik ayırt edicilik ispatı oluşturduğu kabul edilemez.
Gerektiğinde bilirkişi incelemesi veya tüketici araştırmalarından yararlanılabilir. Ancak işaretin SMK m.5 kapsamında hukuken tescile elverişli olup olmadığına ilişkin nihai değerlendirme Kurum veya yargısal incelemede mahkeme tarafından yapılır.
Tescilden Sonraki Hükümsüzlük ve Geçiş Hukuku
Mutlak ret nedeni gözden kaçırılırsa tescil geçerli kalır mı?
Bir markanın Kurum tarafından tescil edilmiş olması, tescil sırasında mevcut bulunan mutlak ret nedenlerinin artık ileri sürülemeyeceği anlamına gelmez.
SMK m.25/1 uyarınca 5. veya 6. maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması durumunda marka hakkında mahkeme tarafından hükümsüzlük kararı verilebilir. Dolayısıyla mutlak ret nedeniyle tescil edilmemesi gereken bir işaret, buna rağmen tescil edilmişse hükümsüzlük davasına konu olabilir.
Hükümsüzlük isteminin kimler tarafından ileri sürülebileceği, davanın tarafları, kısmi hükümsüzlük ve kararın geçmişe etkisi marka hükümsüzlüğü davası başlıklı incelemenin konusudur.
Tescilden sonra ayırt edicilik kazanılması hükümsüzlüğü engelleyebilir mi?
SMK m.25/4 önemli bir istisna düzenler. Bir marka m.5/1’in (b), (c) veya (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olsa bile, hükümsüzlük talebinden önce tescilli olduğu mal veya hizmetler bakımından kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.
Burada SMK m.5/2 ile m.25/4’ün zaman bakımından farklı sonuçlar doğurduğuna dikkat edilmelidir. Başvuru aşamasında kazanılmış ayırt edicilik açısından başvuru öncesi kullanım esas alınırken, tescil edilmiş markanın hükümsüzlüğünde m.25/4 uyarınca hükümsüzlük talebinden önce kazanılmış ayırt edicilik önem taşıyabilir.
Bu istisna yalnızca m.5/1-b, c ve d bentleri için geçerlidir. Diğer mutlak ret nedenlerini genel olarak ortadan kaldıran bir hüküm değildir.
Hükümsüzlük ile iptal aynı işlem midir?
Hayır. Mutlak ret nedenleri esas itibarıyla işaretin tescil edilebilirliğiyle ilgilidir. Markanın tescilden sonra kullanılmaması, yaygın ad hâline gelmesi veya yanıltıcı hâle gelmesi gibi sonraki olgular ise şartları bulunduğunda SMK m.26 kapsamında iptal sebebi olabilir.
Bu nedenle markanın iptali ile hükümsüzlüğü birbirinden ayrılır. İki hukuki yolun sebepleri ve zamansal sonuçları arasındaki fark, marka hükümsüzlüğü ve iptali arasındaki fark başlıklı yazıda ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
6769 sayılı Kanun’dan önce yapılan başvurularda hangi hükümler uygulanır?
6769 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi uyarınca, Kanunun yayımından önce yapılmış ulusal ve uluslararası marka başvuruları kural olarak başvuru tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır.
Bu nedenle geçmiş tarihli başvurular veya bu başvurulardan kaynaklanan uyuşmazlıklar değerlendirilirken yalnız kararın verildiği tarihteki mevzuata bakılması yeterli değildir. Başvuru tarihi ve uygulanabilir geçiş hükümleri ayrıca belirlenmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Marka tescilinde mutlak ret nedenleri nelerdir?
SMK m.5 kapsamında marka olamayan işaretler, ayırt edicilikten yoksunluk, tanımlayıcılık, önceki markayla ayniyet veya ayırt edilemeyecek benzerlik, ticarette yaygın kullanım, belirli şekil ve özellik engelleri, yanıltıcılık, kamusal simgeler, dinî değerler, kamu düzeni, genel ahlak ve tescilli coğrafi işaretlere ilişkin engeller mutlak ret nedenleridir.
Mutlak ret nedenlerini TÜRKPATENT kendiliğinden inceler mi?
Evet. SMK m.16 uyarınca Kurum, şekli incelemeden sonra başvuruyu SMK m.5 kapsamında resen inceler. Ret nedeni yalnızca bazı mal veya hizmetlerde bulunuyorsa kısmi ret kararı verilebilir.
Ayırt edici olmayan bir marka sonradan tescil edilebilir mi?
SMK m.5/2 şartları mevcutsa mümkündür. İşaretin başvuru tarihinden önce ilgili mal veya hizmetler bakımından kullanılmış ve bu kullanım sonucunda ayırt edici nitelik kazanmış olması gerekir. Bu istisna yalnız m.5/1-b, c ve d bentlerine uygulanır.
Önceki marka sahibinin muvafakati bütün ret nedenlerini kaldırır mı?
Hayır. SMK m.5/3’teki noter onaylı muvafakat, yalnızca m.5/1-ç kapsamındaki önceki markayla ayniyet veya ayırt edilemeyecek benzerlik engeli bakımından sonuç doğurur. Diğer mutlak ret nedenlerini ortadan kaldırmaz.
Tanımlayıcı kelime içeren her marka reddedilir mi?
Hayır. Tanımlayıcı unsurun markada tali unsur olarak yer alması ve bütünsel kompozisyonun ayırt edici nitelik taşıması hâlinde başvuru tescile elverişli olabilir. Ancak sıradan bir şekil veya ayırt edici etkisi bulunmayan ekleme yapılması, her durumda ret engelini kaldırmaz.
Markanın bir sınıfta reddedilmesi tüm başvurunun reddedilmesini gerektirir mi?
Hayır. SMK m.16/1, ret nedeninin yalnızca belirli mal veya hizmetler yönünden mevcut olması hâlinde başvurunun kısmen reddedilmesine imkân tanır. Aynı işaretin farklı mal ve hizmetlerde ayırt edici niteliği değişebilir.
Mutlak ret kararına kaç gün içinde itiraz edilir?
SMK m.20 uyarınca Kurum kararının bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde yazılı ve gerekçeli itiraz yapılmalıdır. Süre hesabında kararın bildirim tarihi belirleyicidir. İtiraz gerekçesi ve gerekli ücret işlemleri de kanuni süre içinde tamamlanmalıdır.
Mutlak ret nedeni bulunmasına rağmen tescil edilen marka hükümsüz kılınabilir mi?
Evet. SMK m.25/1 kapsamında mutlak ret nedenlerinin varlığı hükümsüzlük sebebi olabilir. Bununla birlikte özellikle m.25/4’teki kullanım sonucu ayırt edicilik kazanma istisnası ile diğer uygulanabilir hükümler ayrıca değerlendirilmelidir.
Sonuç
Marka tescilinde mutlak ret nedenleri, bir işaretin marka olarak korunmaya elverişli olup olmadığını belirleyen temel hukuki denetim alanıdır. Ancak bütün ret nedenlerinin aynı değerlendirmeye tabi tutulması doğru değildir. SMK m.5/1-b, c ve d kapsamında tüketici algısı, ilgili mal ve hizmetler ile kullanım sonucu kazanılmış ayırt edicilik ön plana çıkarken; m.5/1-ç bakımından önceki tarihli marka, işaretlerin ayniyeti veya ayırt edilemeyecek benzerliği ve muvafakatname istisnası belirleyicidir. Diğer bentlerde ise teknik zorunluluk, yanıltıcılık, kamusal değerler ve özel koruma gerekçeleri önem kazanır.
Başvurunun bütünüyle reddedilmesi ile yalnızca belirli mal veya hizmetler yönünden reddedilmesi arasındaki ayrım, hukuki gerekçelerin doğru belirlenmesi ve uygulanabilir istisnaların değerlendirilmesi, tescil sürecinin sonucunu doğrudan etkileyebilir. Marka başvurularında ret riskinin incelenmesi, Kurum kararlarına karşı başvurular ve ilgili uyuşmazlıkların hukuki değerlendirilmesi bakımından marka tescili ve marka hukuku alanında hukuki danışmanlık kapsamında somut olayın özelliklerine göre değerlendirme yapılması gerekir.
Yazar Avukat Fatih Sefer