Marka Benzerliği ve Karıştırılma İhtimali: Görsel, İşitsel ve Kavramsal Test

Marka benzerliği ve karıştırılma ihtimali, iki işaretin görsel, işitsel ve kavramsal özelliklerinin, ayırt edici unsurları ve bütünsel izlenimleri esas alınarak karşılaştırılmasıyla incelenir. Ancak yalnızca markaların birbirine benzemesi yeterli değildir: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.6/1 çerçevesinde önceki marka ile sonraki başvurunun kapsadığı mal veya hizmetler arasındaki ilişki ve ilgili tüketicinin bunları aynı ya da ekonomik bakımdan bağlantılı işletmelerden geliyor sanma ihtimali birlikte değerlendirilir. Değerlendirme, işaretlerin harf harf eşleştirilmesine veya sabit bir benzerlik yüzdesine değil, somut olayın bütününe dayanır.

Marka Benzerliği ile Karıştırılma İhtimali Aynı Şey midir?

Hayır. İşaret benzerliği, karşılaştırılan markaların görünüm, telaffuz veya anlam bakımından birbirine ne ölçüde yaklaştığını gösterir. Karıştırılma ihtimali (iltibas) ise bu yakınlığın ilgili mal veya hizmetler piyasasında tüketicinin ticari kaynağa ilişkin yanlış bir kanaat geliştirmesine yol açıp açmayacağına ilişkin nihai hukuki değerlendirmedir. Birbirine kısmen benzeyen iki işaret, ilgili tüketici tarafından açıkça farklı ticari kaynakları gösteren işaretler olarak algılanabilir. Buna karşılık farklı ekler veya şekiller taşıyan iki marka da aynı işletmenin ürün ailesi sanılabilir.

Temel norm — SMK m.6/1: Önceki tarihli tescilli veya başvurusu yapılmış marka ile sonraki başvuru arasında işaret ve mal/hizmet aynılığı ya da benzerliği nedeniyle halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunması, ilgili kişinin itirazı üzerine ret nedenidir.

Kullanım bakımından — SMK m.7/2-b: Tescilli marka sahibinin, aynı veya benzer işaretlerin aynı veya benzer mal/hizmetler için karıştırılma ihtimali doğuracak biçimde izinsiz kullanımını önleme yetkisi bulunur.

SMK m.6/1, nispi ret nedenleri içinde yer alır; bu yazının konusu m.6’daki bütün ret nedenleri değil, karıştırılma ihtimalinin nasıl test edildiğidir. SMK m.5/1-ç’deki aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretlere yönelik resen ret denetimi de m.6/1’in daha geniş benzerlik incelemesiyle özdeş değildir. Bu ayrımın genel tescil boyutu mutlak ret nedenleri incelemesinde açıklanır.

Fiilî olarak tüketicilerin karışmış olması zorunlu değildir. Kanun, karıştırılmanın gerçekleşmesini değil, somut koşullara göre makul bir ihtimalin bulunmasını arar. Ayrıca doğrudan karıştırma (malların aynı işletmeye ait sanılması) kadar dolaylı karıştırma da önemlidir: tüketici işaretlerin farklı olduğunu fark etse bile işletmeler arasında lisans, ekonomik birlik veya organizasyon bağı bulunduğunu düşünebilir. Sırf iki markanın aynı kavramı çağrıştırması ise tek başına böyle bir işletmesel ilişkiyi ispatlamaz.

Marka Benzerliği İncelemesinde İzlenen Yöntem

Sağlıklı inceleme, önce karşılaştırılan hakları ve mal/hizmet kapsamını belirlemeyi, sonra işaretleri ayrı algı kanallarında değerlendirmeyi, en sonunda da bütün faktörleri birlikte tartmayı gerektirir. Görsel, işitsel ve kavramsal testler birbirinden tamamen bağımsız üç ayrı ret sebebi değildir; nihai iltibas değerlendirmesine katkı veren araçlardır.

İnceleme basamağıTemel soruYanlış kısa yol
1. Hak ve emtiaHangi önceki işaret, hangi mal/hizmet ve hangi tarihler esas alınıyor?Sadece sınıf numarasına bakmak
2. İşaretin bütünüKelime, şekil, düzenleme ve ayırt edici unsurlar nasıl algılanıyor?Ortak parçayı bağlamından koparmak
3. Üçlü benzerlik testiGörünüş, ses ve anlam bakımından ortaklık ile ayrım nerede?Sabit bir yüzde veya puan üretmek
4. Tüketici algısıİlgili alıcı, normal satın alma koşullarında işletmesel bağ kurar mı?Sadece uzman algısını esas almak
5. Bütüncül sonuçİşaretlerin ve malların ilişkisi birlikte iltibas ihtimali yaratıyor mu?Tek bir benzerlik unsuruyla otomatik karar vermek

Başvuru uyuşmazlığında karşılaştırmanın başlangıç noktası, sicildeki veya başvuru dosyasındaki marka örnekleridir. Fiilî piyasada kullanılan logo ya da ambalaj, tescil örneğinden farklıysa bunun ayrı bir delil ve kullanım değerlendirmesi gerektireceği unutulmamalıdır. Marka olabilecek işaretlerin temsil edilme biçimi, özellikle şekil, renk ve karma markalarda karşılaştırmanın doğru kurulmasını sağlar.

Görsel Marka Benzerliği Nasıl Belirlenir?

Görsel test, markaların gözle algılandıklarında bıraktıkları genel görüntüyü karşılaştırır. Kelime markalarında harf dizilişi, uzunluk, baş ve son bölümler; şekil veya karma markalarda figür, çizim, yerleşim, renk, tipografi ve unsurların birbirine oranı değerlendirilir. Ancak ortak harf sayısı tek başına sonuç vermez: önemli olan ortaklığın markanın ayırt edici algısını ne ölçüde belirlediğidir.

Kelime markalarında yazılış ve kompozisyon

İki kelimenin aynı başlangıç hecelerini taşıması benzerliği artırabilir; özellikle kısa markalarda tek harf farkı dahi daha belirgin bir rol oynayabilir. Bununla birlikte kelime uzunluğu, son ekler, kelimelerin ayrılıp birleşmesi ve ibarenin bütün olarak zihinde uyandırdığı izlenim birlikte ele alınır. “İlk hece her zaman belirleyicidir” şeklinde değişmez bir hukuk kuralı yoktur. İlgili sektörde yaygın ya da tanımlayıcı bir başlangıç sözcüğü, tüketicinin dikkatini markanın diğer kısmına yöneltebilir.

Kelime markası ile karma marka karşılaştırılırken kelime unsurunun okunabilirliği önemli olmakla birlikte, “şekil her zaman ikincildir” demek de yanlıştır. Bazı markalarda özgün figür veya yerleşim, tüketicinin kaynağı ayırt etmesini sağlayan esas özellik olabilir. Geleneksel olmayan markalarda ve özellikle üç boyutlu marka örneklerinde bu görsel değerlendirme, ürün biçimi ve koruma konusu bakımından daha farklı veriler gerektirir.

Renk, logo ve yazı karakterinin etkisi

Renklerin ortaklığı otomatik iltibas anlamına gelmez. Renk, piyasada sıradan bir dekorasyon tercihi olabileceği gibi belirli bir tescilli kompozisyonun ayırt edici parçası da olabilir. Bu nedenle soyut renk üzerindeki hak ile renk içeren kelime-şekil markasının karşılaştırılması ayrı tutulmalıdır; renk markasının tescil koşulları kendi başına farklı bir incelemedir. Bir logonun baskın şeklinin aynen alınması ise yanına yeni sözcük eklenmiş olsa bile iltibas riskini artırabilir.

İşitsel (Fonetik) Benzerlik Nasıl İncelenir?

İşitsel test, işaretlerin tüketicinin kulağında bıraktığı izlenime odaklanır. Hece sayısı, seslerin sıralanışı, vurgu, ritim, başlangıç ve bitiş sesleri, telaffuz kolaylığı ve kelimenin Türkçede olağan söylenişi bu testte önem taşır. İşaretler özellikle sözlü sipariş, telefon görüşmesi, radyo reklamı veya satış personelinden ürün isteme gibi durumlarda birbirine yakın duyulabilir.

Örneğin aynı ses dizisini koruyan fakat yazımda bazı harfleri değiştirilmiş iki kelime, görsel olarak ayrışsa bile işitsel yönden benzer bulunabilir. Bunun tersi de mümkündür: yazılışları yakın olan iki ibare farklı telaffuz ediliyor ve tüketici bunları ayrı ifadeler olarak duyuyorsa işitsel yakınlık azalabilir. Yabancı sözcüklerde soyut bir yabancı dil uzmanının değil, ilgili Türkiye tüketicisinin muhtemel telaffuzunun esas alınması gerekir; farklı telaffuzlar olasıysa bunların piyasa gerçekliği araştırılır.

Salt ortak bir ses ya da heceye dayanarak güçlü iltibas sonucu çıkarılamaz. Ortak bölümün uzunluğu, konumu, ayırt edici gücü ve markaların geri kalanında oluşan ses örgüsü birlikte tartılır. Bir ses markasının melodik veya ses dosyasıyla gösterilen yapısının karşılaştırılması ise sözcük markalarının fonetik testinden farklı teknik unsurlar içerebilir.

Kavramsal (Anlamsal) Benzerlik Nasıl İncelenir?

Kavramsal test, markaların ilgili tüketicide aynı veya yakın düşünceyi, nesneyi, olayı ya da çağrışımı doğurup doğurmadığını araştırır. Farklı dillerdeki kelimeler aynı anlamı ifade edebilir; aynı kelime ise kullanım bağlamına göre farklı anlamlar taşıyabilir. Bir kelimenin tüketici için bilinen, açık bir anlamı olup olmadığı önemlidir. Anlamı bilinmeyen, hayalî bir sözcüğün yalnızca sözlükte bulunabilen uzak bir anlamından hareketle iltibas kurulması sağlıklı değildir.

Anlamsal benzerlik tek başına her zaman yeterli değildir. Görsel ve işitsel açıdan açıkça farklı iki ibarenin benzer bir fikri çağrıştırması, ilgili tüketicinin bunları aynı işletmeye bağlayacağını zorunlu olarak göstermez. Aynı şekilde güçlü görsel ve fonetik benzerlik bulunan işaretler arasında belirgin kavramsal farklılık bulunması, bazı somut olaylarda karıştırılma ihtimalini azaltabilir. Bunun hangi ağırlıkta olacağı, malların türüne, işaretlerin ayırt ediciliğine ve tüketicinin satın alma davranışına bağlıdır.

Özellikle tanımlayıcı anlam taşıyan sözcükler bakımından serbest kullanım ihtiyacı da gözetilmelidir. Bir ürünün cinsini, kalitesini veya kullanım amacını anlatan ortak ifade, soyut olarak aynı anlamı çağrıştırsa bile tüm rakiplerin ticari iletişiminden çıkarılamaz. Ancak bu durumun üçüncü kişilerin kullanımındaki sınırları, dürüst kullanım istisnası çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.

Baskın Unsur, Ayırt Edici Güç ve Bütünsel İzlenim

Karşılaştırma markaların parçalara ayrılıp yalnızca seçilen bir sözcüğün yan yana konulmasıyla yapılamaz. Öte yandan her unsurun aynı ağırlığı taşıdığı da varsayılamaz. Bütünsel izlenim ilkesi, markanın toplam algısını koruyarak hangi bileşenin tüketicinin zihninde daha belirleyici kaldığını tespit etmeyi gerektirir.

Esas unsur nasıl belirlenir?

Ayırt edici unsur, ilgili mal veya hizmet bakımından ticari kaynağı gösterme kapasitesi güçlü olan bileşendir. Baskın unsur ise görünümde, ses algısında veya anlamda öne çıkan bileşen olabilir. İkisi her zaman aynı değildir: büyük yazılmış ancak herkesçe kullanılan tanımlayıcı bir kelime görsel olarak baskın olsa da hukuken zayıf bir kaynak göstergesi olabilir. Bu nedenle kelimenin boyutunu esas almak veya ikinci kelimeyi tümüyle yok saymak hatalı sonuç doğurur.

İşaretin önceki tarihli tescilleri ve kullanım geçmişi, gerektiğinde ayırt edicilik analizine katkıda bulunabilir. Ancak bir hak sahibinin daha önce çeşitli markalar tescil ettirmiş olması, yeni bir başvurunun her durumda onun marka ailesiyle karıştırılacağı anlamına gelmez; bu özel konu müktesep hak ve seri markalar kapsamında ele alınır.

Ortak bölüm zayıfsa sonuç ne olur?

İlgili sektörde çok sayıda işletme tarafından kullanılan, ürün niteliğini anlatan veya günlük dilde sıradan olan unsurların ayırt edici gücü düşük olabilir. Böyle bir unsurun iki markada bulunması tek başına güçlü bir karıştırılma riski kurmaz. Buna karşılık önceki işaretin bütünündeki özgün kompozisyon veya ortak bölümün kullanım sonucu ulaştığı özel kaynak gösterme gücü somut delillerle ortaya konulursa sonuç değişebilir. Kullanım sonucu ayırt edicilik iddiasının ispatı, sırf markanın uzun süredir tescilli olduğunun gösterilmesinden farklıdır.

Karşılaştırmayı kolaylaştıran soru şudur: Ortalama tüketici, ikinci işarette ortak unsuru gördüğünde önceki markanın aynı veya yeni bir versiyonuyla karşılaştığını mı, yoksa yeterince farklı bir ticari işareti mi algılar? Sorunun yanıtı, yalnız ortak parçanın varlığına değil, kalan unsurların farklılaştırıcı kuvvetine de bağlıdır.

Ortalama Tüketici, Mal ve Hizmet Benzerliği Neden Belirleyicidir?

Karıştırılma ihtimali soyut bir masa başı sözcük karşılaştırması değildir. İnceleme, ilgili mal veya hizmetleri satın alan yahut kullanabilecek ortalama tüketicinin bakış açısından yapılır. Bu tüketici ne her ayrıntıyı analiz eden marka uzmanıdır ne de hiçbir dikkat göstermeyen bir kişi. Dikkat düzeyi; ürünün fiyatı, niteliği, satın alınma sıklığı, teknik karmaşıklığı ve alım kararının önemine göre değişebilir.

Günlük tüketim mallarında kısa sürede ve rutin şekilde yapılan seçim ile yüksek bedelli teknik ekipman alımındaki dikkat seviyesi aynı olmayabilir. Ayrıca işaretler çoğu zaman laboratuvar koşullarında yan yana ve uzun süre incelenmez. Tüketici önceki markayı hafızasında kalan eksik bir izlenimle hatırlayarak sonraki işaretle karşılaşır. Bu nedenle karşılaştırmada hem bütünsel görünüm hem de kusurlu hatırlama ihtimali hesaba katılır.

Mal ve hizmetler yönünden ise amaç, faaliyet alanlarının sicilde aynı rakama sahip olup olmadığını değil, piyasada ne kadar ilişkili olduklarını belirlemektir. Malın niteliği, kullanım amacı, ikame veya tamamlayıcılık ilişkisi, satış kanalları, üretici beklentisi ve hedef müşteri çevresinin kesişmesi önem taşıyabilir. SMK m.11/4 açıkça aynı sınıfta bulunmayı benzerlik, farklı sınıfta bulunmayı benzemezlik karinesi saymaz. Bu konuya ilişkin sınıflandırma stratejisi Nice sınıflandırması ve özellikle 35. sınıf hizmetleri yazılarında ayrıca incelenmektedir.

İşaret benzerliği ve mal/hizmet yakınlığı birbirinden kopuk değerlendirilmez. Güçlü ve ayırt edici bir ortak unsur ile birbirine çok yakın mal grupları daha yüksek risk yaratabilir. Buna karşılık işaretler bütünüyle yeterince farklıysa, malların aynı sınıfta bulunması karıştırılma ihtimalini kendiliğinden oluşturmaz. Tanınmış markaların farklı mal ve hizmetlere uzanabilen özel korunması ise SMK m.6/5’te ayrı koşullara bağlıdır; genel karıştırılma testiyle otomatik olarak birleştirilemez.

Yargı Kararlarında Görsel, İşitsel ve Kavramsal Testlerin Uygulanması

Görsel ve anlamsal analizlerin ağırlığı her uyuşmazlıkta aynı olmayabilir. Aşağıdaki kararlar, testlerin sonucunun ortak harf veya ortak anlam sayılarak değil, markanın tamamı ve ilgili piyasa koşulları üzerinden kurulduğunu göstermektedir. Kararlar, kendi somut olaylarıyla sınırlı olarak okunmalıdır.

Ortak kelimenin zayıflığı ve farklı kompozisyon

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.04.2025 tarihli, E. 2024/4364, K. 2025/2686 sayılı kararında önceki markanın bir bölümünün sonraki karma markada bulunmasına rağmen, ortak ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olduğu ve sonraki markanın şekil ile kompozisyonunun farklı kaynak algısı yarattığı değerlendirilmiştir. Yargıtay, görsel, işitsel ve kavramsal özelliklerin birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayarak alt derece mahkemelerinin karıştırılma ihtimalini kabul eden kararını bozmuştur. Bu karar, ortak kelime bulunduğu için benzerlik sonucunun otomatik kurulamayacağını ortaya koyar.

Benzer şekilde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12.03.2026 tarihli, E. 2025/4543, K. 2026/1516 sayılı kararında zayıf ayırt edici bir ortak ibarenin iki işarette bulunmasının, diğer kelime ve şekil farkları karşısında tüketicinin işletmesel bağlantı kurması için yeterli olmadığı yönündeki bölge adliye mahkemesi değerlendirmesi onanmıştır. Önceki markanın bir seri içinde kullanıldığı iddiası dahi somut uyuşmazlıkta bu sonucu değiştirmemiştir.

Anlamsal yakınlığın diğer farklılıklarla dengelenmesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 16.03.2023 tarihli, E. 2021/399, K. 2023/348 sayılı kararında karşılaştırılan ibareler arasında kısmi anlamsal yakınlık bulunduğu ileri sürülmüştür. Daire, işaretlerin görsel ve işitsel bakımdan belirgin biçimde farklı olduğunu; tüketicinin farklı markalarla karşılaştığını anlayacağını değerlendirerek ilk derece mahkemesinin iltibası kabul eden kararını kaldırmış ve davayı reddetmiştir. Böylece yalnızca benzer çağrışımın her somut olayda işletmesel kaynak karışıklığı anlamına gelmediği gösterilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01.07.2025 tarihli, E. 2025/221, K. 2025/4715 sayılı kararında önceki markadaki ayırt edici logo biçiminin sonraki işarette de kullanılması ve markanın ilgili ürünlerdeki bilinirliği birlikte değerlendirilmiştir. Yargıtay, sonradan eklenen kelimeler bulunmasına rağmen görsel yaklaşmanın tüketicide aynı veya bağlantılı ticari kaynak algısı yaratabileceğini belirterek kararı bozmuştur. Bu örnek, ek kelime bulunmasının her zaman karıştırılma tehlikesini bertaraf etmediğini gösterir.

Görüldüğü üzere ilk iki karar ile son karar birbiriyle çelişen soyut kurallar üretmez. Ayrım, paylaşılan unsurun ayırt edicilik düzeyinde, şekil ve kelimelerin toplam etkisinde, ilgili mallarda ve tüketici algısında ortaya çıkar. Bilirkişi değerlendirmesi bu unsurların aydınlatılmasına katkı sunabilse de hukuki nitelendirme nihayetinde mahkemeye aittir.

Benzerlik ve Karıştırılma İhtimali Nasıl İspatlanır?

İleri sürülen ihtimal, doğru karşılaştırma malzemesi ve somut piyasa bilgileriyle gerekçelendirilmelidir. Başvuruya itiraz eden önceki hak sahibi, dayandığı marka veya başvurunun kimliğini, önceliğini, koruma kapsamını ve hangi mal ya da hizmetler bakımından risk doğduğunu belirginleştirmelidir. Başvuru sahibi ise markaların ayrıştığı noktaları, ortak unsurların neden zayıf olduğunu ve ilgili tüketicinin neden işletmesel bir bağlantı kurmayacağını gösterebilir.

  • Sicil ve başvuru kayıtları: İşaretlerin asıl örnekleri, başvuru ve varsa rüçhan tarihleri, önceki tesciller, mal/hizmet listeleri ve bülten kayıtları. İnceleme aynı tarihsel ve maddi kapsamda yapılmalıdır.
  • İşaret karşılaştırmaları: Her iki marka örneğinin ölçeği ve bağlamı korunarak görsel, işitsel ve anlamsal ortaklıkların gösterilmesi. Kesilmiş tek kelimelerden oluşturulan montajların ispat değeri sınırlıdır.
  • Piyasa ve tüketici verileri: İlgili ürünlerin satış kanalları, alıcı profili, satın alma koşulları, sektörün terminolojisi, yaygın kullanılan ibareler ve mevcutsa yöntemine uygun tüketici araştırmaları.
  • Ayırt edicilik verileri: Özellikle ileri sürülen güçlü veya kullanım sonucu kazanılmış ayırt edicilik iddiasını destekleyebilecek dönemsel kullanım, tanıtım, satış ve bağımsız algı verileri.
  • Somut karışıklık örnekleri: Yanlış yöneltilmiş sipariş, müşteri başvurusu veya yazışmalar, gerçekse destekleyici olabilir. Ancak böyle örneklerin bulunmaması tek başına karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmaz.

Her dosyada anket yapılması zorunlu değildir; yöntemsel güvenilirliği zayıf bir anket veya yalnız seçilmiş ekran görüntüleri kesin sonuç sağlamaz. Aynı şekilde bilgisayar programının verdiği “%80 marka benzerliği” gibi bir sayı, SMK’daki hukukî karıştırılma testinin yerine geçmez. Marka örneklerinin hangi biçimde karşılaştırıldığı, bulguların hangi ilgili tüketiciye ve hangi mal/hizmete uygulandığı açıklanmalıdır.

İtiraz ve dava yolunda bu testin yeri

SMK m.6/1’e dayanılarak başvuruya karşı koruma isteniyorsa ilgili kişi, yayımdan itibaren iki ay içinde TÜRKPATENT nezdinde gerekçeli yayıma itirazda bulunabilir (SMK m.18). Ancak bu sayfadaki testler, başvuru ve itiraz usulünün yerine geçmez; yayıma itirazın süre ve şekli, itiraza cevap ve bülten izleme konuları ayrı değerlendirilmelidir.

İtirazda dayanak markanın gerekli beş yıllık tescil koşulunu doldurmuş olması hâlinde başvuru sahibinin kullanımı ispat talebi ileri sürebileceği unutulmamalıdır. Bu, görsel ya da fonetik benzerlikten ayrı bir ön sorundur; şartlar marka itirazında kullanım ispatı incelemesinin konusudur. Başvuru sahibinin aldığı ret kararına yönelik idari başvuru marka reddine itiraz, nihai Kurum kararına karşı yargısal yol ise YİDK kararının iptali davası çerçevesinde incelenir.

Marka tescil edilmişse, önceki hakka dayalı ihtilafın niteliğine göre marka hükümsüzlüğü davası gündeme gelebilir. Piyasadaki fiilî kullanımın hukuka aykırılığı tartışılıyorsa SMK m.7/2-b ve m.29 ile marka hakkının kapsamı ve tecavüz fiilleri birlikte değerlendirilir. Tecavüz davasının talepleri ile ihtiyati tedbir koşulları, bu yazıdaki işaret karşılaştırmasından ayrı hukuki unsurlar gerektirir.

Marka Benzerliğine İlişkin Üç Varsayımsal Örnek

Örnek 1 — Güçlü ortak kelime: Önceden tescilli, hayalî ve ayırt edici “VELNORA” markasıyla aynı ürünlerde kullanılmak istenen “VELNORA PLUS” işaretinde, “PLUS” ibaresi tüketiciye yalnızca yeni ürün sürümünü çağrıştırabilir. Ortak ayırt edici unsurun aynen korunması, diğer koşullar da uygunsa işletmesel bağlantı ihtimalini güçlendirebilir. Bununla birlikte yalnız bu varsayımsal adlardan hareketle kesin ret sonucu çıkarılamaz.

Örnek 2 — Zayıf ortak tanımlama: Çay ürünleri için “DAĞ ÇAYI EVİ” ile “DAĞ ÇAYI BAHÇESİ” işaretlerinin karşılaştırılmasında “dağ çayı” ifadesi ilgili ürünleri açıklayan bir unsur olarak algılanıyorsa bu ortaklık sınırlı ayırt edicilik taşıyabilir. Diğer kelimeler, kompozisyonlar ve tüketici algısı belirleyici hâle gelir. Kişi veya şirketin tanımlayıcı bir ifadeyi marka olarak kullanması, ona o ifade üzerinde mutlak tekel sağlamaz.

Örnek 3 — Ses yakın, anlam farklı: Varsayımsal “KAROMA” ve “KARONA” işaretleri arasında tek ses farkı nedeniyle fonetik yakınlık iddia edilebilir. Ancak kelimelerin tüketicide farklı anlamlar uyandırıp uyandırmadığı, markaların yazılış ve görsel sunumları ile ilgili mal/hizmetlerin ilişkisi incelenmeden iltibas varlığı veya yokluğu hakkında kesin hüküm kurulamaz.

Bu örnekler gerçek uyuşmazlık, marka sicili araştırması veya yargı kararı değildir. Başvuru öncesi kapsamlı sicil ve pazar taramasının farklı bir işlevi bulunur; bu süreç marka tescili öncesi benzerlik araştırması yazısında ayrıntılandırılır.

Marka Benzerliği ve Karıştırılma İhtimali Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Markalar arasında yüzde kaç benzerlik olursa itiraz kabul edilir?

Kanunda belirlenmiş bir yüzde eşiği yoktur. Harf sayısı ya da yazılım puanı, işaretlerin genel izlenimi, ayırt edici unsurları, mal/hizmet ilişkisi ve tüketici algısının yerine geçemez.

Markada tek bir harf değişikliği yapılması yeterli midir?

Her zaman değil. Özellikle kısa ve özgün markalarda küçük bir harf değişimi ses ve görünüş yakınlığını koruyabilir. Bununla birlikte kelimenin bütününde belirgin farklı bir izlenim oluşuyorsa sonuç değişebilir.

Farklı Nice sınıflarındaki iki marka karıştırılabilir mi?

Evet. SMK m.11/4 gereğince sınıf ayrılığı, mal veya hizmetlerin benzer olmadığına karine oluşturmaz. İkame edilebilirlik, tamamlayıcılık, satış kanalları ve alıcı çevresi gibi somut ilişkiler araştırılır.

Tek başına engellemez. Özgün ve güçlü kelime unsuru sonraki markada belirleyici kalıyorsa logo eklenmesine rağmen ilişkilendirme ihtimali doğabilir. Öte yandan zayıf ortak ibareyi içeren iki farklı kompozisyon yeterince ayrışabilir.

Kelimelerin anlamı aynı fakat telaffuzları farklıysa ihlal olur mu?

Otomatik olarak olmaz. Kavramsal yakınlık, görsel ve işitsel farklılıklar ile ilgili tüketicinin algısı içinde tartılır. Ayrıca tescile itiraz ile piyasadaki kullanımın ihlal oluşturması farklı hukuki meselelerdir.

Gerçekten karışan müşteri bulunması gerekir mi?

Hayır. SMK m.6/1, gerçekleşmiş karıştırmayı değil, ilişkilendirilme dâhil karıştırılma ihtimalini esas alır. Mevcut karışıklık olayları destekleyici delil olabilir; bunların yokluğu ihtimali tek başına çürütmez.

Bilirkişi raporundaki benzerlik görüşü mahkemeyi bağlar mı?

Hayır. Rapordaki teknik ve piyasa verileri değerlendirmeye katkı sağlayabilir; ancak delillerin takdiri ve iltibasın hukuki nitelendirmesi yetkili merciye aittir. Eksik veya yanlış varsayımlara dayalı raporlar somut gerekçelerle tartışılabilir.

Sonuç: Tek Bir Benzerlik Ölçütüyle Karar Verilemez

Marka benzerliği ve karıştırılma ihtimali incelemesinin merkezinde, işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal bütünlüğü ile ilgili tüketicinin bunları hangi ticari kaynağa bağlayacağı sorusu bulunur. Ortak harf, hece, sözcük, anlam veya renk tek başına sonucu belirlemez; bunların ayırt edici gücü, diğer unsurların farklılaştırıcı etkisi ve mal/hizmet yakınlığı birlikte gerekçelendirilmelidir. Başvuruya itiraz, hükümsüzlük veya tecavüz uyuşmazlıklarında aynı karşılaştırma verileri kullanılabilse de uygulanacak norm, talep ve usul ayrı ayrı belirlenmelidir. Hukuki değerlendirmenin daha geniş çerçevesi için marka hukukuna ilişkin hukuki danışmanlık ve uyuşmazlık süreçleri hakkında bilgi alınabilir.

Yazar: Avukat Fatih Sefer